inicio mail me! sindicaci;ón

BU BÝR MISIR VAKAASIDIR:)





Sevgülü Çemüşgezeklüler :) bu gün sizlerle çok bir hasbihal edeceğim :) Hani biraz resmi davranayım dedim. Öncelikle hepinize Jopsuz :) günler dilerim :) Ha, gazsızda tabi :) Yav geçen 1 mayısta Ankarada yapılan mitingle ilgili soruyorlar, tvden görüyorum :) Yakın gözlüğümü taktım :) gözlük üstünden bakıyorum, neticede yaşlanmaya başladım ha, öyle böyle değil, yaşlanıyorum işte. Soruyor spiker; orda toplanan birkaç işçiye; - efendim siz nasıl geldiniz buraya… - Valla, hanfendi diyor; “Gideceksiniz dediler. Geldik…” - Peki, neye geldiğinizi bilmiyormuydunuz? - Hayır, Sendikadan geleceksiniz, toplantıya dediler, apar topar işten geldik. - Peki gelmeyi istemediniz mi? diyorlar.. - Hayır hanfendi ne işimiz olur diyorlar :) buna benzer, bir iki şey daha söylüyorlar…. Mikrofonu aynı gruptan bir iki kişiye daha tutunca, aynı şeyleri söyleyen birkaç kişi daha :) Sonra bu işin bizim yoğurtlu çorba hikayesiyle aynı olduğunu düşündüm :) Bununla bizim işin ne alakası var diyeceksiniz, bakınız anlatayım :) Valla, şimdi anlatacam dedim ama, buraya kadar okuduysanız, bundan sonraki durak ekspres duraktır, inmek falan yok :) sonuna kadar okuyacaksınız :)))))))))))))))))) - Yok ihtiyaç molası vermeyecekmisin? - Noldu Fenere, haa, deyip dalga geçmek yok :) Şimdi, Yoğurtlu Mısır Çorbası :) na bu işi nasıl bağlarım bilmiyorum :) ama yinede deneyim ben :) Pazar günü, Kadıköye gittik. Kızımla dönüşte konuşuyoruz; ben dersten çıkmışım açım aç :) Kurtlar halt etmiş… Neyse, dedim. Bende ya, lüzumsuzluğun tamamı :) - Kızım bugün, Gidelim köy mısırı alalım; sonra evde mısır çorbası yapalım :) Hem annen gelince sürpriz olur :) Burada normalde kızım ne der? Yada, akıllı bir kız :) a) Baba olmaz, sen evi dağıtırsın. b) Annemi arama hakkını kullanmak istiyorum. c) Önce gidelim, internetten googledan nasıl yapılacağını öğrenelim. d) Tamam çok güzel olur yapalım :) e) Hiç biri :) Aç olunca insan bir şey düşünemiyor. Zaten dilim damağım kurumuş 2,30 saat ders anlattıktan sonra, dedim yapalım…. Kızım; - tamam yapalım baba dedi. Gittik köy mısırı aldık, gözüm aç ya :) Ordan çocuk sordu; - abi ne kadar yapalım :) Hani, ne gadder kg ne kadar çeker tam bilmediğimden; yada; bu kaç yemeklik nasıl olur; bir yemeklik Köy mısırından ne kadarlık yemek çıkar; bu aldığım ne kadar idare eder bilmiyorum ya :) Dedim; - Ben doldurayım daha iyi :)))))))))))) Aldım, 3 kg mısır :) Bu arada, hemen söylim :) bizim Köy Dernek gecelerinde yada, toplantılarında; baş yemeklerimizden bir tanesi; KEŞKEK, KÖY MISIRI, DOLMA, KAZANLARDA HAŞLANMIŞ ET SUYU VE YEMEĞİ :) YAHNİ :) vs. Halen yapılır, hatta Hıdırellez Şenliklerinde de bunlar yapılır. Neyse, Köy Mısırını 3 kg doldurdum :) Tarttık eve geldik :) Ha, gelmeden birde çocuğa sordum :) satana yani :) bakkala… Yav dedim, bundan ne kadar yemek çıkar :) - abi sen ne diyon; bir köy doyar bununla dedi :) - haa dedim, Hani, çok alınca, bu kez, böl de diyemiyorsun ya :) Ne kadar zamanda yenilir onu düşünüyorum :) Baktım, biz bunu baya zaman gider yiyene gadder.. Soru ardına ne gelir? Tabiî ki, BUNUN SON KULLANMA TARİHİ OLURMU? :)))))))))) - Yok abi, bu bir yıl yeter, bir şey olmaz, bir yılda tüketebilin :) İçim rahatladı :) Neyse, geldim eve; bir tencere aldım :) suyu doldurdum; iyice yıkadım mısırı :) Ha, MİSİRİ KURUTMADIM :) daha önce kurutmuşlardı, hatta bununla ilgili şarkı bile yapmuşlar :) - Misiri kuruttin mi ? ambarda öğüttünmü :) gelin getürek yiyek :) diye devam eden :) Neyse, iyice yıkadıktan sonra, tencereye koydum kaynamaya başladı; tabi içimden, bu kez, yine acaba, 3 kişilik ne gadder gider diye bir soru geçiyor :) Aklıma şuda geliyor; yav bu şişer ve genleşir; haliyle koyduğuma bakmim :)))))))))))))))) Az koyayım… Sonra, diyorum ki :) Yav olurmu? Az daha az daha :) baya koymuşum anlayacağınız. Ha, ardına birde, Sivas gol atmış, heyecanlanmışım :) Tam sevindiğim sırada :) Fenerde yemiş bir tane :) İlla heyecan kursağımızda kalacak ya :) Bu arada, 6alatasaray Köy hizmetlerini kutluyorum :) Neyse, Yav baktım tencerede su bitiyor :) Tekrar su koydum :) Tekrar su bitiyor; piştikçe :) Tekrar su…. Tekrar su bitiyor… Tekrar su? HAYIRRRRRRRRR :) bu kez; tencere doldu :)))))))))))))))))))))))))) Yani fazla koymuşum :) anlayacağınız; Sonra düşündüm ya :) Bu kadınlar, kızlar ne gadder şanslı…Bence varya, Kaynanalar hep olması lazım evde_? Anneler kızlarına ne diyor? - Kızım yemeği yap_? Kızda soruyor? - Anne bu yetermi_ Anne hemen matematik yapar; Enüceklerin Ahmet gelecek, Feridaaallerin Kezban gelcek, etimi sağan 3 :) 2 tabak fazla, 5; 5 kişide biz, 10 kişilik… Şimdi, kızım az daha at der; ve bu şekilde kızlar yada gelinler … Ortalama 10 kişiye göre, nasıl yemek yapacaklarını bilir. Sürekli yaptıkça, araba kullanmak gibi bir şey; Mesela, makarna yapcan? Bu 10 kişi baz alınır. 10 kişiye 1 kg makarna giderse, 3 kişiye ne kadar gider; 0.300 gr yeter :) yarım kilodan az… el kararı, en iyisi :) Ve kızlar bu alışkanlıkla sürekli yapa yapa, annelerinden göre göre; bunu öğrenirler.. Bide beni düşünün… Akşam bir telefon; Kim? - mevsim bizim amcaoğlu… - Ali size geleceğiz? Şu yemeği yapda yiyelim dedi?
Ben hesapladım; 3 onlar, 3 biz, 6 kişi :) Hani öyle bir veri yok kafamda :) Hani gidecem şimdi aldığım 3 kg mısırı tarttıracam; abi ne gadder galmış; 1 kg 800 gram :) Sonra hesap yapacam :) 3 kişilik masaya; 1.200 kg mısır kullanmışsam; 6 kişilik masa olunca; 3.600 kg mısır kullanmam lazım; gidip 2 küsür kg mısır almam lazım :) YAŞ İŞ :) Ne demek istediğimi yazının sonunda görürsünüz?
Bide elimde veri yoksa, Amca oğlu aradı, - Ali bize yemek yap, ama karışık olsun; yahnili, çeşnili, patetesli, barbunyalı yahni… Hani ben şimdi, tek yemeğin ne kadar kişiye ne kadar yeteceğini bilmiyorum ya :) Bu eşşoleşşek şimdi bana; bunu bilip; 10 yemekten yapılan; tek bir yemek yap derse :) Ben telefonda; - senin gelmişini geçmişini demem mi :) Kesinlikle demem :) - Sen gel; hep beraber yaparız derim :) bundan sonra tabii… :) Rezalet bir kere yeter :)))))))))))))
Neyse, baktım mısır tencerenin yarısına gelmiş; dedim ne yapalım kızım :) Tabii ya nasıl akıl edemedim :) Düdüklü tencere :)))))))))))))))))))) Beni kurtaracak tek şey bu :) Yemeği; normal tencereden düdüklü tencereye boşalttım :) Yav bişi diyem mi? Bir şeyden korkmam hani, Korku denen şeyide Şükür bilmem. Ama, Namussuz öyle bir ötüyor ki :) Nerden aklımda kaldıysa :) Basınç çok olacağından hemen açılmaz o :) Benim gibi salaklar varsa söylim :) Düdüklüye ihtiyacınız olur; ocağı kapatıp; hemen kapağı açarsanız; yüzünüze çarpabilir.. Dikkat… :) Yasal uyarıyıda yapam.
Neyse, ben düdüklüye koydum; hepsini :) Bu kez, ne arıyoruz..Bir şey aramıyoruz şükür :) Şimdilik ama… Düdüklüye boşalttık, su ilave ettik, kaynadı; sonra suyu bitti….Tekrar su ilave ettim, itina ile açıyoruz tabi… :) Kızım mutfağa gidiyor; ha; bu arada kızım Eşimin yaptığı akşamki, dolmaları yiyerek :) benim 5 saattir yapmam gereken yemeği beklemiyor :))))))))))))))))))))) Bende yemek yapcam ya; bende açım, az atıştırıyorum :) Neyse, Yine başladım yemeği yapmaya :) Bak önlük taktın mı espirisini yapacaklar varsa; Burada bu yazıyı okumaktan vazgeçsin. Peşin söylim…Başka durak yok :) Düdüklü ötüyor :) 6alatasaray 5-3 yendi :) Fener 3-1 yendi… Maçlar bitti bu arada :) Yemeğe başladığımızda; daha 6:30 du :))))) 3 saati geçmiş :) Tekrar düdüklüye bir su; dedim bu kez, bu son olur heralde; başka su koymayacağız….. Kulağım düdüklüde :) Bitti sonunda, sustu düdük. Kapattım altını… açtım baktım :) Dibi tutmuş :)))))) dedim içimden :) olsun; üstündekiler yeter :) O kadar çok koymuşum ki; üstüne yanma kokusu bile çıkmamış :))))) Neyse onuda geçelim; bu kez; üstüne sos lazım :) Kızım diyor ikide bir; - Baba sosunu ben yapam :) - Tamam dedim … Lan nerden dedim demez olaydım :) Tabi tamam dan daha kötü bir şey daha sordum kızıma :) - Nasıl yapılıyor bu sos:? Bebişim hemen :) - Salçadan? - Tamam_ - İyide salça nerde? (dağa çıkmış. Bir iki kurubiber ve maydanoz avlamak için :)) Yav başladık dolaplarda, kilerde heryerde salça arıyoruz, 20 dk geçti….bulamıyoruz; neyse, açılmamış bir kavanozu yarım saat aradıktan sonra bulduk. Bu kez; ne lazım? Dedim kızıma… Kızım; - Nane koyulur baba dedi.. Bu sostan bir şey anlamadım ama; :) peki dedim..Nane nerde, Birde şu kadınların bir ton malzeme alırlar mesela, incik boncuk derim ben… Hani üzerlerinde yazar.. Kahve, maydanoz, kekik, nane, çay gibi küçük fincan takımlarına benzer :)))))))))))) şu benzettiğim şeye bakarmısınız:((((neyse, siz anladınız sanırım. İşte o küçük küçük porselen zımbırtılara nedense kadınlar hiç dikkat etmez. Hep bilirim :) Kahvenin içinden, bir bakarsın çay çıkmış :) Nane yazan o kabın içinden; oralet çıkar.. Pul biberin içinden, Dere otu. Karabiberin içinden, sirke :)))))))))))))))))))))) Şimdi eşim okuyacak ya; acayip gızacak ha :) Gerçi dünki fırçadan sonra; Değil Mısır yapmak; haritadan mısırı bile bulmam :) Neyse, ben başladım nane aramaya, bulduk o da az kalmış dibinde; başka nane aramak lazım, Vardır mutlaka :) Onun için ben hep derim, - Başkasının mutfağında, eşininde olsa rahat edemiyorsun :)))))))))))))))))))) Kendin düzecen her şeyi, itina ile ayırcan :)))))))))))))))))))))))))))) Yoksa iş değil şekerim :) Neyse, başladık nane aramaya, bulduk ona benzer bişi :) Naneye benzer bişi, ama nane sanırım diyoruz kızımla; çünkü, ondan daha kabuklu duruyor. Ben, önce dipde kalan naneyi koydum; sonra kalan bulduğumuz naneyi….
Salçayla beraber sos yapmaya devam. Birde yağ lazım tavaya.. :) Zeytinyağı koymuşum :)))))))) Normal yağla olacakmış….
Başladım kavurmaya, Yağ, nane, salça… Eşimde geldi nihayet; sosumuz, mısırımız hazır :) Mutfak batmış :))))))))))))) - Bu ne hal..? bir ton çorba var? Siz yeniden çorba yapıyorsunuz :) - Anlamıyor ki, iyilikten :) Baya söylendi, ben Allahtan, Fener maçına kitlenmişim :) Yorumları dinliyorum; pek duymadım birkaç tanesini gene de lafı yedim heralde :) - Kızımda bende, suçlu suçlu oturuyoz.
- Bu ne Duran kavurduğunuz dedi, eşim. Nane, Salça yağ… - İyide bu nane değil; maydanoz kurusu? Renk sarı oldu benim bu arada :) Halbuki, kızımla kokladık; buna benziyor nane kokusu alıyorum dedi bana :) Size bir sır verem; koku alışkanlığım tam sıfır..Hatta sıfır bile değil; koku almıyorum ben; çok keskin olmadığı sürece…….. - Dedim Kızım öyle dedi.
Dibi tutmuş bunun dedi. - Renk kırmızıya dönüyor bu arada; Eşim tekrar aldı bir şeyler yaptı, tekrar ama, ben artık mısırdan falan vazgeçtim :) Eşim yemeği yapınca çağırdı beni, Dünkü kendi yaptığım hazır çorba :) içine bir ton lüzümsuz şeyler atmıştım, hazır çorbalıktan çıkmış bir çorba ve Yine eşimin yaptığı güzel şeyleri yedik :) Bugün tabi; Eşek kızım gitmiş okulda okul annesine; anlatmış. - Biz varya, babamla Mısır çorbası yaptık :) - Puhahahahahhaha :) - Tabi beni tanıyan ablalar :) dalga geçmiş….Eşimde onlara, yaptığım Mısırdan vermiş :) Şimdi o mısırı bütün Ümraniye yiyor :)  ;)))))))))))) puhahhahahahaha :) Biz 3 gün daha yeriz heralde :) Bu arada, Mısırın yapılışı şöyle :) Çok iyi analiz yaptım :) öğrendim…Sabır ve inatla çalıştım; Hertürlü baskıya rağmen; üzerime renkli su sıksalarda; kıdem tazminatımdan ve evdeki söz hakkımdan vazgeçmedim :))))))))))
Mısırı bir gün önceden suda bırakıyormuşsun :) bu en büyük yanlışımdı. Sonra, Bir iki polis amca bulup, iyice yerde yatan Türk Milletinin bir ferdine vurur gibi, Tekmeyle eziyorsun onu :)) Sonra içine; o Ankaraya işçi mitingine getirilen ama, onlara su bile verilemeyecek kadar dünya görüşünden yoksun ot işçilerden mümkünse tamamınıda karıştırıyorsun.! ! ! (Emeğiyle bilinçli gelen ve Sosyal haklarına saygılı olanlara saygılarımı sunuyorum.)
İşte bir gün önceden haşladığımız mısırı, suda pişiriyorsun ki, fazla su yemesin. Haliyle burası İstanbul, Geçen Yıl Alisamiyen Stadındaki boşa harcanan sudan sonra, kıtlık çekmiştik biliyorsunuz :) Aynısı olmasın… Valla varya, benim gibi 10 adam olsa, Bu ülkede su kalmaz :) İsraillilerin Manavgat suyunu almaya fırsat bile vermeyiz, hepsini Amcalardan kapatırız ha :) Neyse, o mısırı iyice sıcak suda haşladıktan sonra; Sos olarak; Nane, kırmızı biber ve Normal sıvı yağ kullanılıyormuş :) Biz neyi kullandık; :) Yazmaya bile utanıyorum :))))))))))))) Salça, maydanoz, Zeytin yağı :) Ama size bir şey söylim; gerçekten Salça, maydanoz ve zeytinyağı azda tuz kavrulursa güzel oluyor :) akşam yemeğinde ekmek bandırıp yedik onu :)  ;))))))))))))))))) Ha bu arada, O arayıp bulamadığımız salça, buzdolabında dondurma kutusundaymış :) Dedimya, acemiler için; Bütün malzemenin üzerine yazcan; - Bu tuz kutusudur. - Bu Çay - Nane değildir :) Birde adam Laz’sa ve Karadenizin havasından solumuşsa; - Kaşıklara gider. :) - Bardaklar sağdan üçüncü raf.
Bir gün sonra yoğurtlu Mısır çorbası yemek güzeldi :) Baya güzel yapmışım:D :) İyi fırçadan sonra iyi gitti hani :) SİZ SİZ OLUN :) OTORİTENİN ALIŞKANLIKLARINA KARŞI GELMEYİN :) Neme lazım; Renkli Su falan yersiniz, öyle bizim soslara da benzemez. Ama size bir şey diyem mi? O eylem yapan işçileri alacaktık, Filistin askısına, şöyle iyi bir elektirik verecektik :) Yemede yanında yat hani :) Bizim Maydanozlu, Zeytinyağlı Salça Halt ederdi valla yanında :) Yüzünüz AK, umutlarınız bol, Sevgileriniz daim olsun…
NOT: HIDIRELLEZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. DÜNYA TARİHİNDEN BU YANA; HEP BİR HIZIR VARDIR. VE ANLADIĞIM KADARIYLA, YARADANIN SÖYLETTİĞİ DİLE GÖRE ŞÖYLE BUYURUR.. “….Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. ” Hz. Musa İle Hızır Reis. Kehf suresi 65.ayet diyebiliyorum. Başka bilgisi olan varsa, yanlışsak düzeltelim. Hep vardır Hızır. Daim sıkıntılarda, el verir, iyi insanlara ama….
Hepinizi seviyorum.
DURAN ÇAM