Ahret,Pınar, Asya sayın ahret, sayın pınar ertan, sayın asya su aslında her iki fikrinde haklı oldugu noktalar var eksiklikleri var aslında internettede çok yayınlanana bir kıssadan bahsetmek istiyorum bakışımı açıklamak için bir grup ama olan insanların önüne bir fil getirmiÅŸler ve bu iki gözüde görmeyenlere fili tanımlamaını istemiÅŸler amalar elleri ile kimisi filin hortumuna dokunup “fil yumuÅŸak hortumsu biÅŸi demiÅŸ ” kimi bacagına dokunup ” fil yuvarlak sutun gibi birÅŸey demiÅŸ kimi diÅŸine dokunup ” fil sert kımrılı biÅŸi demiÅŸ ” insanlar yaÅŸadıkları deneyimledikleri gördükleri ile yorum yaptığı herkesin deneyimi fark lı oldugu için deÄŸiÅŸik fikirlerde olmasıda son derece normal zaten sizlerde takdir edersiniz ki bilge olmak dogruyu bulmak ancak baÅŸkalarının deneyimlerini dogru sentezlemek, reeli bulmak ve onu hayatımıza yansıtabilmek olur bunu ne kadar saÄŸlıklı yapabilirsek ve alanı ne kadar geniÅŸletirsek okadar baÅŸarılı o kadar mutlu ve tatminkar bir hayat sürebiliriz elbette ki yazılarımıza eleÅŸtirilerin olması geliÅŸtirmek adına gereklidir. eleÅŸtirirkende grup “istisnalar hariç” yapıcı olunmasıda sevindirici bir nokta ve her geçen gün farklı konularda bilmediÄŸim görmediÄŸim yerler ve olay hakkında fikir edinmemisaÄŸlayan grubuma katkı saÄŸlayan kurucu ve üyelerinede bu vesile ile teÅŸekkür ederim saygılarımla Aytekin DEMİRBÜKEN
10.04.2008 tarihinde pýnar ertan yazmış: > > Sayin Ahret, > > Cocuklugunuz icin uzgunum, sizin icinde… Ozgurlesmeyi, dayanismayi, > uretmeyi, yenilikleri reddetmeden inanclariniza bagli kalabilmeyi size > anlatmak isterdim. Kadinlarin din kisvesi altinda, su bahsettiginiz “edep” > adina nasil gunah kecisi ilan edildigini anlamanizi dilerdim. Dini > bicimlerin siyasette nasil pazarlandigini, munzevi gorunumlu ama paraya para > demeyen global Papa’larin dini nasil mahvettigini biraz olsun hissetmenizi > beklerdim. Bu nedenle de Ataturk’u ve Cumhuriyet’i anlamanizi hic > beklemiyorum. Laikligin, ulkemizde yasayan farkli dinlere inanan insanlara > esit hizmet vermek adina sadece bir devlet gorevi oldugunu, demokrasi icin > bunun gerekli oldugunu; kisilerin inanclarina karsi bir saldirida > bulunulmadigini ve laik bir kisinin sadece devletin bu gorevini > savundugunu, yani bireyin dini inancina mudahale etmedigini anlamanizi > isterdim. Sizinle bir masada oturup AKP‘nin ve muhalefetin yaptigi hatalari > konusabilmek isterdim. > Ancak “Edep” konusunda size katiliyorum, AKP’nin su an toplumda yarattigi > kamplasma son derece “edepsiz” bir tutumdur. Cunku eskiden kimse, toplumun > uzlastigi asgari degerlere, bu denli acik ve cahil cesaretiyle saldirmamis; > bireylerin ortak alanlarini, siyasi anlamda evet; ancak inanclarini buna > alet ederek, en kucuk yapi tasina kadar bu kadar hoyratca parcalara > ayirmamisti. Eskiden kimse koyluye once kufredip sonrada mazlumun hakkini > savundugunu soyleyemezdi cunku yuzune tukururlerdi. Bu kadar edepsizligi bu > zamanda gorduk, eskiden edepsizliklerin bile bir seviyesi vardi. Simdi > AKP’nin yeni ahlak duzeninde size bol edepli gunler ve renkli riyalar > dilerim. > > Pinar Ertan > > > —– Forwarded Message —- > From: Asya Su > To: kinaye@yahoogroups.com > Sent: Wednesday, April 9, 2008 10:53:46 AM > Subject: [KINAYE] CEVAP: ��ocuktum, ufac��kt��m > > > > > > > Sayın Ahret, > > Bu yazı belli ki alıntı, o nedenle cevabım size deÄŸil, bu yazıyı yazanlara > ve size de bunun dağıtımını yaptığınız için okumanız için gönderiyorum. > > ** * ** > > *Bu ÅŸahıs dokuz, on yaÅŸlarında iken “edep” kuralı olarak > deÄŸerlendirildiÄŸini söylediÄŸi anılarında;* > > *— Meyhaneler vardı evet, içinde edepsizlik de yapılırdı ama perdelerle > kapatılırdı, kimse görmezdi bu edepsizlikleri,* > > *— Mahalleler tasnif edilmiÅŸti ve herkese Ermeni’si, Rum’u, Çingenesi; > dini, dili, ırkı’na göre muamele yapılıyordu ve bu durumdan ÅŸikâyet > edilmezdi, herkes kendi memleketinde kendi toprakları üzerinde kendisine > yapılan bu edepsizliÄŸe edepsizlik demez, susar otururdu,* > > *— İçki o zaman da günahtı ama gizliden gizliye içilirdi, kapalı kapılar > ardında kendinden geçene dek içer içer, karısının sırtından dayağı, meyhane > köşelerinde uçkurundan edepsizliÄŸi eksik etmezdi, içerdi de, döverdi de, > edepsizlik de yapardı ama öyle ulu orta deÄŸil,* > > *— Her ailede bırakın üç çocuk, en az beÅŸ – altı çocuk olur, bunların > okumak isteyeni (erkek çocuk) kendi başının çaresine bakar, gider sinema > önünde dergi mi satar, ayakkabı mı boyar, simit mi satar, satar da öyle > ancak ilkokul’u ite kaka bitirir, çocuk (uçkur) meraklısı ebeveyn de kıçını > kaşıya kaşıya evde para beklerdi kalan olursa o da bebelere verilirdi,* > > *— İnsanlığını hiçbir zaman yaÅŸayamayan kadın, lunapark’a da gidemez, > elleri iki yanında da yürüyemez, kamu’ya açık yerlerde bile özgürce hareket > edemez, etmek isterse de ancak ve ancak kendi hemcinsleriyle bir arada > koloni halinde hareket edebilir, sahibinin gözetiminde gene koloniler > halinde sinemaya gidebilir, güneÅŸlenebilir (açıkta kalan yerleri varsa), en > önemli görevlerinden biri olan yemek, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi > iÅŸlevlerini yerine getirmek için gerekli alet edevatları almak istiyorsa > eÄŸer ojeli ayak parmaklarını gösterebilirdin ama saçını kapatmalıydın,* > > *— Kitap dergi satarak okurdun, okurdun da sınıf arkadaÅŸlarınla oturup bir > çay bahçesinde Kola’nı içemezdin, sevdiÄŸin bir kız (erkek) olamazdı, olsa da göremezdin, > görsen de konuÅŸamazdın, hadi bir iki kelime ettin ama elinden tutamaz, > yanağına bir damla öpücük konduramazdın,* > > *— Bir ahbabını ziyaret etmek istemiÅŸsin, elinde uyduruktan yazılmış bir > adres kâğıdı, o mahalle senin bu mahalle benim güneÅŸ tepene vurmuÅŸ > aranmaktayken (bu arada buradaki kahraman bir erkek, kadın çıkabilir mi?)bir > ERKEK sesi; “hoooppp… KardeÅŸ, kimsin necisin, kimlerdensin, kimi ararsın,” > gibilerden sorgu suale alırdı sizi, siz de baÅŸlardınız yedi ceddinizi, > soyunuz, sopunuzu, anne kızlık soyadınızı anlatmaya, hiç usanmadan, ne vardı > ki bunda, siz de kendi mahallenize gelen YABANCI’ya sormaz mıydınız bu > soruları??!!* > > *- Fakirdik, fukaraydık, devlet bize bir kuru nohut, bir çuval da olsa > kömür vermezdi ama açlıktan kokan aÄŸzımızdan memnunduk çünkü, yol > kesiyorduk, gizli de olsa denkleÅŸtirip(!) içki içebiliyorduk, meyhanelerde gizli > edepsizlikler yapabiliyor, yanımızdaki kadınımıza nasıl davranmamız > gerektiÄŸi hususunda bize akıl verenlerin (yabancı) haddini aÅŸtığını > düşünmez, aksine usulca bir baÅŸ hareketiyle gülümser hadsize kendi kiÅŸisel > hayatımıza müdahale ettiÄŸi için teÅŸekkür eder, kadınımızı da ele güne > kendini rezil ettiÄŸi gerekçesiyle “eve gidelim sana göstereceÄŸim…” bakışı > atardık, CUMHURİYET diye bir ÅŸey ilan edilmiÅŸti yıllar önce ve hali hazırda > da vardı ama biz mollalarımızdan memnunduk, hem bu CUMHURİYET denen ÅŸey bize > yakışmazdı; erkeÄŸe, erkekliÄŸimize(!!)… Kadını günaha iten çok ÅŸey vardı bu > CUMHURİYET!in içinde, kadını güçlü yapıyordu, özgür kılıyordu, kadın okuma > yazma öğrenebiliyor, kendi ekmeÄŸini kendi kazanabiliyor, yüksek topuklu > ayakkabının yanında, kıvır kıvır saçlarını salabiliyordu omuz baÅŸlarına, bu > CUMHURİYET kadını birden, ikiden fazla çocuk da yapmayabiliyor, az sayıda > çocuÄŸunu sinema önlerinde dergi satmaya mecbur kılmadan, bizim edep > dediÄŸimiz onlara göre edepsizlik sayılan muameleleri çocuÄŸuna yaÅŸatmadan > (kız/erkek) aynı sınıfta, aynı sırada, aynı dili öğrenerek, aynı sayıyı > çarparak, bölerek, aynı dua’yı ezberleyerek yan yana omuz omuza > okuyabiliyorlardı , hem bakın ÅŸuna ki kızlar üniversiteye gidebiliyor, > yabancı dil öğrenebiliyor, arkadaÅŸlarıyla çay bahçesinde buluÅŸabiliyor, > üstüne üstlük sevdiÄŸim dediÄŸi adamın elinden tutabiliyordu, kendi parasıyla > kendi istediÄŸi elbiseyi alabiliyor, istediÄŸi filmi izleyebiliyordu. > Seçebiliyor, seçile de biliyordu. Tayyör denilen bir kumaşın içinde zarif, > şık ve güçlü görünebiliyor, ülke meselelerinde söz hakkı verilebiliyordu. > Biz (erkekler) kıçımızı devirmiÅŸ kahvehanelerde okey partisi çevirirken > onlar bir yerlerde ülkenin faydasına yönelik önemli kararlarda bizim gibi > diÄŸer bazı erkeklerle eÅŸit söz hakkı kazanabiliyorlardı .* > > *Bir de önderi vardı bu CUMHURİYET’in, adı Mustafa KemalmiÅŸ, Mustafa Kemal > ATATÜRK, hıh!!!* > > *Çok oluyor bu adam, çok…* > > *Asırlardır sindirmeye, hor görmeye, küçümsemeye, susturmaya > alıştırdığımız kadına çok yüz veriyor bu adam, utandırıyor erkeÄŸi ele güne, > kendi meyhanede, ÅŸurda burda edep (!!) timsali hareketlerde bulunurken kadın > gitmiÅŸ, yok okuyacağım, yok çalışacağım, yok vekil olacağım diye tutturuyor, > erkeÄŸi rezil kepaze ediyor.* > > *Ama yok öyle, CUMHURİYET midir ne uÄŸursuzdur, kurulduÄŸu günden bu yana > ben ve benim gibi düşünen bütün insanlar O’nu kabul etmemek, uygulamamak, > yaymamak, zarar ve ziyan etmek için canla baÅŸla mücadele edeceÄŸiz.* > > *Hızla yayılan, uygulamaya giren bu düşünceye (CUMHURİYET) dünya var > olduÄŸu sürece karşı çıkacak ve kabul etmeyecek, direnecek, savaÅŸacak > toplulukların öncüsü de biz olacağız. * > > *CUMHURİYET de olsun ne olursa olsun, bu vatanın milletini hiç yapamazsam > ÅŸimdiki gibi inancıyla vurur, parçalar, bölerim ama asla kadına özgürlük > vermem,* > > * * > > *mi diyor Sayın Ahret acaba?* > > *GönderdiÄŸiniz metin sadece kadına yönelik baskıyı konu aldığından benim > cevabım da bu yönde oldu.* > > *Aksi halde CUMHURİYET çok, çok daha geniÅŸ bir yelpazeye sahiptir ki, > böyle küçük alanlarda telaffuz edilmesi zordur.* > > * * > > Sayın Ahret ve bu yazının sahibi kiÅŸi, > > Kısaca demek istediÄŸim ÅŸu ki, gönderdiÄŸiniz metinde CUMHURİYET dönemi > çocukluÄŸumuzdaki bir kısım vatan topraklarında yaÅŸanan acı (bana göre) > hadiselere deÄŸinilmiÅŸ ve siper olarak da AKP iktidarı tutulmuÅŸtur. > > Ancak yukarıda da belirttiÄŸim gibi bu bahsedilen olaylar *küçük, * *bir > kısım vatan toprağında,* CUMHURİYET’i kabul etmemekte direnen, gerici, > yobaz, korkak bir *azınlık* grubudur. > > Her yönetimde, her anlayışta, her yenilikte, her devrimde toplumun içinden > çürük yumurtalar çıkmaması mümkün mü, elbette deÄŸil. > > Bu yazıda bahsedilen kiÅŸiler de bu azınlık, çürük yumurta kısmı ne yazık > ki. > > Tavsiyem, bir de çoÄŸunluk CUMHURİYET TÜRKİYE’sini anlatacak bir çocukluk > hikâyesini bulmanız ve bir de onu okumanızdır. > > O zaman buradaki mevzunun siz, biz, diÄŸer bütün insan evladının > özgürlüğünün elinden nasıl alınmak istendiÄŸini anlarsınız. > > CUMHURİYET TÜRKİYE’sinin içindeki anılara baktığınızda aslında kimin > özgür, kimin tutsak olduÄŸunu anlayacaksınız. > > Burada oturmuÅŸ AKP’yi tartışacağınıza elinizden alınmak istenen > Özgürlüğünüzün peÅŸinden gidin ve sizden sonrakilere güzel çocukluk anıları > bırakın. > > Bu anlattığınız (anlattıkları) çocukluk anıları her yönetimde, her > devrimde, her rejimde, her ileri adımda, bunun adı CUMHURİYET de olsa > olmuÅŸtur olacaktır. Bu yaÅŸanmış hazin olayların CUMHURİYET’le > iliÅŸkilendirilmesine dikkat edelim yalnız. > > *”CUMHURİYET dönemimde yapılıyordu bunlar demek yerine, CUMHURİYET’in her > döneminde, ilan edildiÄŸi günden bu güne ona ihanet eden, vatanına ihanet > eden, özgür kadını istemeyen, gerici düşüncelere sahip, ilerlemeye, > geliÅŸmeye tahammülü olmayan yobaz karşı düşünceler olmuÅŸtur ve bu da bir > örneÄŸidir” *demek lazım.** > > Ve her kim olursa olsun CUMHURİYET ile AKP’yi (ya da baÅŸka her hangi bir > siyasi parti) karşılıklı örnek olarak bir yazı altında birleÅŸtiremez. > > AKP bir siyasi parti, CUMHURİYET ise bir yönetim biçimidir. > > KarşılaÅŸtırma yapılacaksa iki ayrı siyasi parti dönemindeki çocukluk > anılarından yapılsa daha iyi olmaz mı? > > Siyasi partiler iktidarı gelip geçicidir ancak TÜRKİYE CUMHURİYET’i dünya > döndüğünce ilelebet var olacak, var olacaktır. > > Ulu Önderimiz (hangi siyasi parti dönemi olursa olsun) daima, ilelebet > Mustafa Kemal ATATÜRK’tür. > > Burası TÜRKİYE CUMHURİYET’idir ve hep öyle kalacaktır. > > Ben TÜRK’üm, CUMHURİYET çocuÄŸuyum, ATATÜRK gençliÄŸiyim, KADINIM ve > ÖZGÜRÜM. > > Ve hiçbir çocukluk anısı bunu deÄŸiÅŸtiremeyecektir. > > > > *”Önce seni görmezler,* > > *Sonra alay ederler,* > > *Sonra seninle savaşırlar* > > *Ama en sonunda kazanan sen olursun.”* > > > > Saygılarımla, > > Asya Su > > *———— ——— ——— ——— ——— ——— ——— > ——— ——— ——— ——— ——— ——— ——— > ——— ——— ——— -* > > * * > > * * > > * * > > *Çocuktum ufacıktım* > > > *D*okuz- on yaÅŸlarında falandım.O yaÅŸlarda çok dolanırdım. > > Okul harçlığımı çıkarmak için, İstiklal Caddesinde, ÅŸimdiki *’Atlas’*sineması’nın önünde kapsız > *’Teksas- Tommiks’* satardım. > > Bir gün, bir adam ve bir kadın gördüm. Elele tutuÅŸmuÅŸlardı. > > Oradan geçen fötr ÅŸapkalı, gravatlı bir amca *’Beyefendi, hanımınıza > söyleyin* *kolunuza girsin’* demiÅŸti. > > Bu gibi durumlar ayıp karşılanırdı. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Lunapark’lardaki ‘dönen zincir’lere kadınları bindirmezlerdi. > > ‘Korku tüneli’ vagonlarına da, karı- koca deÄŸilse erkek ve kadını yanyana > oturtmazlardı . > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Meyhanelere ancak kelli felli adamlar girebilirdi. Bu mekanların mutlaka > perdesi vardı ve dışarıdan içerisi görünmezdi. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *İstanbul’un mutena semtlerinden Moda’da, Bostancı’da *’Kadınlar Plajı’*vardı. > > Bu plajlara *’erkek- kadın’* girilemezdi. *Yasaktı. > > O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Açık hava sinemalarında *’Dikkat dikkaaat… Sinemamızın saÄŸ tarafı > temamen ailelere ayrılmış bulunmaktadır, tek gelen beylerin aile tarafına > oturmaları yasaktır!’* anonsları yapılırdı. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > ‘Aile çay bahçeleri’* vardı. Bekar kızlar, erkekler alınmazdı. Aileleriyle > geldilerse alınırdı. Yoksa girmeleri *yasaktı. > > O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu*. > > İnsanlar ellerinde içki ÅŸiÅŸesi, uluorta dolaÅŸmazlardı. Mutlaka bir > gazeteye sarar, paltosunun koltukaltında gizleyerek evlerine götürürlerdi. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Tanımadığın bir mahalleden saÄŸa sola bakmadan başın önde geçerdin. EÄŸer * > ‘kıpırdak’* olursan mutlaka yolun kesilir, *’hüoop bilader kime bakmıştın’ > * diye sorguya çekilirdin. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu*. > > Mahalleler tasnif edilmiÅŸti. > > Ermeni mahallesi, Rum mahallesi, Arnavut mahallesi, Çingene mahallesi. > > Rum mahallesinden de geçerken başın önde geçerdin, yoksa *’ızbandut’*denilen Rum gençleri yolunu keser, hesap sorarlardı. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Hanımefendiler çarşıya pazara çıkarken mutlaka başörtüsü takarlardı. > > Bütün bunlar *’Cumhuriyet Türkiyesi’*nde yaÅŸanıyordu. > > İnsanlar, fıkaralık dışında hayatlarından memnundular. > > *O zamanlar Ak Parti diye birÅŸey yoktu. Böyle ÅŸeyler ‘laikliÄŸe tehdit’ > olarak algılanmıyordu. > > *Dokuz- on yaÅŸlarındaydım o zamanlar. > > *(Not: İnanmayanlar eski, siyah- beyaz Türk filmlerini tekrar tekrar > seyredip incelesinler. Vallaha ben o vakitler Ak Parti diye biÅŸey duymadım, > görmedim. Bütün bunlardan da ‘mahalle baskısı’ diye ÅŸikayet edildiÄŸini > iÅŸitmedim. Benim bildiÄŸim ÅŸey, tüm bu anlattıklarımın toplamına o zamanlar > ‘edep’ deniyordu… )* > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > * * > > > > > __________________________________________________ > Do You Yahoo!? > Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around > http://mail.yahoo.com > > >
