KOY ENSTITULERI NICIN BASARISIZ OLDULAR?

KOYUN KALKINMASI ! 
KOYE RAGMEN KOY ICIN,
MILLETE RAGMEN MILLET ICIN NASIL  OLUR…!
OLABILIR MI…?
Bu satirlar babadan yetim okumak icin cirpinan, ailenin de okutmak icin cirpindigi, tek sucu sehir ilkokulu mezunu oldugu icin Kepirtepe’nin kapisindan geri dondurulen bir cocugun ileri yasinda ulke sorunlarina aykiri yaklasimidir.
EVET, Cumhuriyet Turkiyesi’nin ulke gercegine, kendi oz kaynaklarina dayali bir egitim sisteminin adidir Koy Enstituleri. Yabana muhtac olmadan kendini yeniden ureten, uretken bilgi ve beceriyle donatan bir egitim kurumunun adidir Koy Enstituleri.
1936′larda  askerligini onbasi veya cavus olarak yapan koy cocuklari 6 ay sureli tarimsal uygulamali kurslarda yetistirilerek koylerinde egitmen oldular.
Koy Enstituleri, bu uygulamalarin olumlu sonuclar vermesi uzerine ulke egitimine daha koklu cozum getirmek amaciyla 1937 ve 1939 yillarinda Saffet Arikan’in ve Hasan Ali Yucel’in Milli Egitim Bakanligi ve Ismail Hakki Tonguc’un Ilkogretim Mudurlugu donemlerinde kurumlastilar.
Koy Enstitulerine 5 yillik koy ilkokulunu bitirenlerle 3 yillik koyokullarindan cikip 2 yillik hazirlik sinifi okuyan sadece koy cocuklari aliniyordu.
Sayilari 20′ye ulasan Koy Enstitulerinde genel bilgi ve kultur derslerinin yani sira tarimsal ve teknik uretken bilgi ve beceriler kazandirmaya yonelik uygulamali dersler agirlikli idiler.
Boylece enstitulerin kendi alt yapi sorunlari da devlete yuk olmadan kendi uretkenligi icinde cozulmus oluyordu.
Anilan surecte, ulkede surup giden komunist  suclamasindan bu okullar en agir sekilde nasiplerini aldilar. Kenan Oner-Hasan Ali Yucel davasi bunun en carpici orneklerinden biridir.  Turk Milli Egitimine buyuk destek veren ve bu okullarin kurulusuna buyuk katkisi olan Ismet Pasa bile Hasan Ali Yucel’i ve kendi eseri olan okullari savunmadi, savunamadi.
Hasan Ali Yucel bu okullar yuzunden komunizmden suclu bulundu, ceza yedi.
Bugun kurulus yildonumlerinde agitlar yakan koselerin gazeteleri 1950 oncesinde ve sonrasinda mansetlerinde ve koselerinde Kenan Oner’den geri kalan yanlari yoktu.
Demokrat Parti’den mebus olmak isteyen patronlari (Nadir Nadi - Cumhuriyet, SESSIZ KALARAK) bu saf Anadolu  cocuklarina ve okullarina en agir suclamalari yaptilar.
Bu pirlantalar, askerlik gorevini yapmak uzere geldikleri yedek subay okullarinda komunist on yargisi ile “Gozun ustunde kasin var” kabilinden suclamalarla kitalara cavus cikarildilar.
Koy Enstitulerine karsi yapilan acimasiz saldirilarda okullarin kurucusu olan CHP hukumetleri bile 1946 - 1950 surecinde bu okullarin yikimlarinin oncusu oldular.
Evet, idealler guzeldi.
Fakat bu guzel ideallerin yaninda sosyal guvenlik basta olmak uzere bircok eksiklikler vardi. Bu cocuklar kendilerini vatan ve millet icin bir kurbanlik gormenin ezikligi icinde idiler.
Orflerinden geleneklerinden koparilmislar, o orflere geleneklere karsit on yargili yetistirilmislerdi. Kendi oz koyu ile, Anadolu ile butunlesmeleri zayif kalmisti. Millete mal edilmemislerdi. Bunun icin okullarin kapatilmalarina tepkiler zayif kaldi.
Koy Enstituleri kapatilirken bu kurumlarla butunlesmis olan bir avuc insanin ve Anadolu cocugunun isitilmeyen cigliklarindan baska kimsenin giki cikmadi.
Bugun dunyada komunizm ocusu kalmadi ama yeni baska oculer uretildi. Bugun de vatana buyuk katkisi olacak Anadolu dinamigi ve gencler (ayni kirsalin cocuklari) benzer dislanma ile karsi karsiya bulunuyor.
Fakat dikkat edin! Bugun farkli bir durumla karsi karsiyayiz. Egemen gucun, Ankara’nin, 28 Subat’in yogun ve zorlu dayatmalarina karsin bu dinamiklere ve genclere toplumun cogunlugu tam basarili olmasa da sahip cikmaktadir.
Demokratligi kimseye birakmayanlar, Koy Enstitulerine agit yakanlar durumu bir kere de Anadolu insaninin bakis acisindan yeniden degerlemelidir.  Anadolu’dan soyut bir radikal hareketin, zayif da olsa varolan demokratik kosullarda basarili olmasi mumkun degildir.
Bu ulkede gercekleri yillar once  konusanla egemen oligarsinin karalamasiyla ve silah zoruyla susturulanlar sanirim simdi baslari daha dik ancak ulkenin hali purmelali de ortadadir.
Koy Enstitulerine komunist yuvasidir suclamasi nicin yapilmisti? O saf Anadolu cocuklari Yd. Sb. okullarindan gozunun ustunde kasin vardir denilerek kitalara er veya onbasi olarak nicin ve nasil cikariliyordu?
Hasan Ali Yucel`i bu okullar nedeniyle komunizmden nicin mahkum oluyordu?
Koy Enstituleri kapatilirken tek bir kisi evet tek bir kisi karsi cikmadi. Bugun Koy Enstituleri gercegini cok az da olsa kiyisindan edebiyatini yapanlar iste o suclu neslin torunlaridir.
O gun bu okullari suclayanlarin cocuklari, dedelerinin gorevlerine dogrudan milletin katkisi ile kurulmus egitim kurumlarina saldirmakta yaris icindeler!
Anadolu`nun kendi emegi birikimi ile kurdugu bu okullara giden cocuklara hic bir yol gostermeksizin ve yardim etmeksizin “Sen okumayacaksin! senin okumaya hakkin yok! Sen cahil kalacaksin!  dayatmasini yapiyorlar.”
Cunku bu cocuklar koyun, kirsalin, varosun cocuklari. Bunlar oy hakki olmayan ve oy hakki olmayanlarin cocuklari!
Bugun “Ah Koy Enstituleri yasasaydi!” diye agit yakanlar, Anadolu’dan soyut ve kopuk, onunla ayni dili konusamayan insanlardir.
Ulkede dun Koy Enstituleriyle Komunizmi, bugun de Imam Hatiplerle, basortusuyle Seriati temizledik. Sistem surekli dusman uretiyor. Dis dusmanimiz kalmayinca  iceride komunistler ve seriatcilar ! sira ile bas dusmanimiz oldular. Dun seriatcilarla komunistleri, bugun de eski tufeklerle seriatcilari ! temizlemeye buyuk onem veriyoruz.
DP Istanbul Il baskani Kenan Oner, daha INONU Cankaya’da iken Hasan Ali Yucel’i mahkum ettirmisti. 
  Koy Enstitulerini kimler kurmussa onlar kapatmistir. Bana kimse komprodor koy agasi numartalarini soylemesin!   DP’ye, Menderes’e de her halde cenazeyi kaldirmak kalmisti.
Koy Enstitusu’nu bitiren gencin ilk gorevi herkes gibi camurun icinde yasam savasi veren koy muhtari, imami, topyekun koylu ile agasi ile irgati ile isbirligini kurmak mi yoksa toplumdan kahveden camiden uzakta koyun issiz gucsuzleri ile raki siseleri acmak mi olmali idi?
Evet hep birlikte koyu nasil kalkindiracaklarini hep birlikte demokratik bir ortamda muhtar,  imam ve aga ile birlikte tartisarak koy cogunlugunun destegi alinarak kararlastiracaklar ve eyleme koyacaklardi?
Fakat bu cocuklar egitim surecinde koyun orfunden geleneginden koparilmislardi. Bu orfe ve gelenege kayitsiz ve saygisiz idiler.  Bu cocuklar kendi oz atasinin anasinin koyune yabancilastirilmislardi.
Onun icin basarisiz oldular
Ama hic kimse yanlislari konusmadi.  INONU konusmadi, H.A. Yucel konusamadi. Cunku adam mahkum oldu. Konussa daha beter olacak. 1960 sonrasi Devrimlerin, Ataturkculugun savunucusu oldugu sanilan (oyle gozuktu-tanindi) Nadir Nadi bile konusmadi. Cunku hizmetine karsilik Menderes’ten beles bir milletvekilligi almisti.
Eger bu okullarin ardina koylu konulsaydi, millet konulsaydi onlari kimse kapatamazdi.  Arkasinda millet yoksa Ankara ulkeyi nasil cagdasliga goturebilir? Goturebilir mi…?
Ulkenin SAMURAYLARI ‘ ni yetistirecek bir okulun degerini, kiymetini, basarisizligin nedenini nicinini bu okullarin sagliginda her halde kimse ama kimse bilmiyordu.
Bugun de bilen kimse yok
KOY  ENSTITULERI  NICIN BASARISIZ OLDULAR?   KOYUN KALKINMASI !  KOYE RAGMEN KOY ICIN, MILLETE RAGMEN MILLET ICIN NASIL  OLUR…! OLABILIR MI…?

Ocakta 59 bin yeni iÅŸsiz … Yabancılara gayrimenkul satışı durduruldu …

DURMAK YOK TALANA DEVAM !..

Erdoğan Asker arkadaşını da unutmadı
Seçimlerde milletvekili adayı gösterilmeyen AKP’lileri, partileri yalnız bırakmadı.
Yaklaşık 40 isim çeşitli bakanlıklarda müşavirlik gibi kilit noktalara getirildi. Ataması gerçekleştirilen isimler arasında
Başbakan Erdoğan’ın askerlik arkadaşı ve Cumhurbaşkanı Gül’ün 40 yıllık dostu da bulunuyor
AKP, seçimlerde milletvekili aday listesine koyamadığı veya aday gösterildiği halde seçilemeyen üyelerini mağdur etmedi. 40’a yakın isim, devlette önemli yerlere atandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 40 yıllık yakın arkadaşı Bahaettin Cebeci de söz konusu isimler arasında. 2007’de AKP Kayseri 7. sıra adayı olan Cebeci, Cumhurbaşkanı danışmanı olarak atandı.
ASKER ARKADAŞI VAR
İnce, Baykal’a verdiği listeye ‘İslam’da reform olmaz’ sözleriyle gündeme gelen Azmi Özcan’ı da ekledi. Özcan, rakibinden daha az oy almasına karşın Bilecik Üniversitesi Rektörü olarak atanmıştı. İnce, ayrıca CHP’den milletvekili aday adayı olan Hüseyin Karakuş’un geri döndüğünde Daire Başkanlığı’ndan eğitim uzmanlığına düşürülmesini de örnek gösterdi. Muharrem İnce, Talim Terbiye Kurulu üyesi iken MHP’den aday olan Veli Kılıç’ın ise eğitim uzmanı olarak işe başlatıldığını, eski unvanına ancak yargı kararıyla döndüğünü de ekledi. İşte CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Genel Başkanı Deniz Baykal’a sunulan torpil listesi:
Ahmet Er: Öğretmen, Erdoğan’ın askerlik arkadaşı. 2007’de AKP’den Erzurum 7’nci sıra milletvekili adayı. 2002 yılında aday adayı. MEB Müşavir-Daire Başkanı olarak atandı.
Muzaffer Külcü: 22’nci dönem AKP Çorum milletvekili. Atandığı yer: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ETİ Maden Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyesi.
Abdüssamet Aslan: Mühendis. 2007’de Kahramanmaraş milletvekili adayı. Atandığı yer: MEB Müsteşar Yardımcısı.
Ahmet Bekar Conkar: 2007’de İstanbul 1’inci bölge AKP milletvekili adayı. Atandığı yer: Başbakanlık müşaviri.
Ömer Fatih Sayan: Mühendis, 2007’de İstanbul 1’inci bölge AKP milletvekili adayı. Atandığı yer: Başbakanlık müşaviri.
VEKİL OLAMAYINCA…
Feramuz Üstün: Serbet muhasebeci. 2007’de Gümüşhane AKP milletvekili aday adayı. Atandığı yer: İller Bankası yönetim kurulu üyesi.
Selahattin Beyribey: Doktor, 22’nci dönem Kars milletvekili. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı müşavir.
Mustafa Özgül: Bakan danışmanı. 2007’de Yozgat AKP aday adayı. Atandığı yer: Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdür yardımcısı.
Başlarına talih kuşu kondu
Ayşe Fert Dökmeci: 2007’de Eskişehir 4’üncü sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Milli Piyango Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyesi.
Ethem Kalın: Veteriner, 2007’de Eskişehir Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Maliye Bakanlığı danışmanı.
Serecattin Çom: Doktor, 2007’de Eskişehir Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü.
Alim Tunç: Doktor, 22’nci dönem AKP Uşak milletvekili. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı Müşaviri.
Abdullah Yağlı: Bağ-Kur eski Genel Müdür Yardımcısı, 2007’de AKP Kırıkkale milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Çalışma Bakanlığı, Müsteşar Yardımcısı
YÖK’E ÜYE OLDU
Nurettin Konaklı: MEB Strateji Geliştirme Dairesi Başkanvekili, 2007’de AKP Malatya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: MEB, Strateji Geliştirme Daire Başkanı.
Talip Kaban: 22’nci dönem AKP Erzincan milletvekili. Atandığı yer: Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyesi.
Salih Aynural: İstanbul 3’üncü bölge, 17’nci sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyesi.
Sultan Murat Aydın: Din bilgisi öğretmeni, AKP Erzurum milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Sosyal Hizmetler İl Müdürü.
Sabahattin Kalyoncuoğlu: 2007’de AKP Trabzon milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı.
Durmuş Günay: 2007’de AKP Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: YÖK üyesi.
Hakan Taşcı: İşadamı, 22’nci dönem AKP Milletvekili. Atandığı yer: Kültür ve Turizm Bakanlığı Müşavir.
Hasan Kaplan: MEB Genel Müdür vekili, 22’nci dönem AKP Milletvekili Mahmut Kaplan’ın kardeşi. Atandığı yer; MEB Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürü.
AKRABALAR UNUTULMADI
Harun Önalan: 2007’de AKP Malatya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müşavir.
Selahattin Varan: 22’nci dönem Gümüşhane milletvekili Sabri Varan’ın kardeşi Atandığı yer: Aydın Bayındırlık ve İskan İl Müdürü.
Muammer Gürbüz: AKP Tekirdağ Milletvekili Ziyaettin Akbulut’un akrabası. Atandığı yer: Özel Öğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı.
Adnan Ekinci: AKP İstanbul 2’nci bölge milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Ulaştırma Bakanlığı, Müşavir.
Adem Tatlı: Veteriner, 22’nci Dönem AKP Giresun Milletvekili. Atandığı yer: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Müşavir.
Nurettin Kaldırımcı: 20’nci dönem Fazilet Partisi Kayseri milletvekili. Atandığı yer: Rekabet Kurulu Başkanı.
İsmail Barış: İlahiyatçı, 2002 AKP milletvekili aday adayı. Atandığı yer: SHÇEK Genel Müdürü.
Mühendis olmayan ilk genel müdür
Mehmet Hamdi Yıldırım: İktisatçı- 2007 AKP Konya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Maden İşleri Genel Müdürü (jeoloji veya maden mühendisi olmayan ilk genel müdür).
Ali Zor: 2002 AKP Ankara 12’nci sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Ulaştırma Bakanlığı, müşavir.
Selahattin Çimen: Enerji Bakanlığı müsteşar vekili, 2007 AKP Sivas milletvekili aday adayı. Atandığı yer: BOTAŞ Yönetim Kurulu üyesi.
Mehmet Yüksektepe: 22’nci Dönem Denizli Milletvekili. Atandığı yer: Telekom Yönetim Kurulu üyesi.
Mustafa Ilıcalı: 22’nci dönem Erzurum Milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.
Zülfü Demirbağ: 22’nci dönem AKP Elazığ milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.
İlhan Albayrak: 22’nci dönem AKP İstanbul milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.
Nedim Küçüker: 2002, AKP Erzincan 3. sıra adayı, 2007 Erzincan milletvekeili aday adayı. Atandığı yer: TBMM Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı.
Mehmet Altun: Veteriner, 2007 AKP Şanlıurfa Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Bolu Tarım İl Müdürü.

Kadir Topbaş’tan teselli ikramiyesi
Seçim sonrası gerçekleşen teselli atamaları hükümetle sınırlı değil. 22 Temmuz seçimlerinde seçilemeyerek veya aday gösterilmeyerek Meclis dışında kalan bazı AKP’liler, 3 bin YTL’ye varan maaşlarla İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketlerinde yönetim kurulu üyesi oldu. Son genel seçimlerde aday gösterilmeyen AKP Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, Topbaş’a ulaşım alanında danışmanlık yapmaya başladı. Aday gösterilen ancak seçilemeyen Abdülkadir Ömer Abamor ile Yahya Baş ise, Topbaş’a şehircilik alanında danışmanlık yapıyor. Abdülkadir Ömer Abamor İSFALT’a, Yahya Baş ise İSTON’a yönetim kurulu üyesi oldu. Son seçimlerde aday gösterilmeyen Gürsoy Erol da İSPARK’a yönetim kurulu üyesi oldu. Topbaş’ın sınıf ve asker arkadaşı İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer ise, belediye şirketlerinden Spor AŞ’de yönetim kurulu üyeliği yapıyor. (Akşam)
“İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanında kimseler yoktu”
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }

 
 
Erdoğan Asker arkadaşını da unutmadı
Seçimlerde milletvekili adayı gösterilmeyen AKP’lileri, partileri yalnız bırakmadı.

Yaklaşık 40 isim çeşitli bakanlıklarda müşavirlik gibi kilit noktalara getirildi. Ataması gerçekleştirilen isimler arasında

Başbakan Erdoğan’ın askerlik arkadaşı ve Cumhurbaşkanı Gül’ün 40 yıllık dostu da bulunuyor

AKP, seçimlerde milletvekili aday listesine koyamadığı veya aday gösterildiği halde seçilemeyen üyelerini mağdur etmedi. 40’a yakın isim, devlette önemli yerlere atandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 40 yıllık yakın arkadaşı Bahaettin Cebeci de söz konusu isimler arasında. 2007’de AKP Kayseri 7. sıra adayı olan Cebeci, Cumhurbaşkanı danışmanı olarak atandı.

ASKER ARKADAŞI VAR

İnce, Baykal’a verdiği listeye ‘İslam’da reform olmaz’ sözleriyle gündeme gelen Azmi Özcan’ı da ekledi. Özcan, rakibinden daha az oy almasına karşın Bilecik Üniversitesi Rektörü olarak atanmıştı. İnce, ayrıca CHP’den milletvekili aday adayı olan Hüseyin Karakuş’un geri döndüğünde Daire Başkanlığı’ndan eğitim uzmanlığına düşürülmesini de örnek gösterdi. Muharrem İnce, Talim Terbiye Kurulu üyesi iken MHP’den aday olan Veli Kılıç’ın ise eğitim uzmanı olarak işe başlatıldığını, eski unvanına ancak yargı kararıyla döndüğünü de ekledi. İşte CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından Genel Başkanı Deniz Baykal’a sunulan torpil listesi:

Ahmet Er: Öğretmen, Erdoğan’ın askerlik arkadaşı. 2007’de AKP’den Erzurum 7’nci sıra milletvekili adayı. 2002 yılında aday adayı. MEB Müşavir-Daire Başkanı olarak atandı.

Muzaffer Külcü: 22’nci dönem AKP Çorum milletvekili. Atandığı yer: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ETİ Maden Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyesi.

Abdüssamet Aslan: Mühendis. 2007’de Kahramanmaraş milletvekili adayı. Atandığı yer: MEB Müsteşar Yardımcısı.

Ahmet Bekar Conkar: 2007’de İstanbul 1’inci bölge AKP milletvekili adayı. Atandığı yer: Başbakanlık müşaviri.

Ömer Fatih Sayan: Mühendis, 2007’de İstanbul 1’inci bölge AKP milletvekili adayı. Atandığı yer: Başbakanlık müşaviri.

VEKİL OLAMAYINCA…

Feramuz Üstün: Serbet muhasebeci. 2007’de Gümüşhane AKP milletvekili aday adayı. Atandığı yer: İller Bankası yönetim kurulu üyesi.

Selahattin Beyribey: Doktor, 22’nci dönem Kars milletvekili. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı müşavir.

Mustafa Özgül: Bakan danışmanı. 2007’de Yozgat AKP aday adayı. Atandığı yer: Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdür yardımcısı.


Başlarına talih kuşu kondu

Ayşe Fert Dökmeci: 2007’de Eskişehir 4’üncü sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Milli Piyango Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyesi.

Ethem Kalın: Veteriner, 2007’de Eskişehir Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Maliye Bakanlığı danışmanı.

Serecattin Çom: Doktor, 2007’de Eskişehir Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü.

Alim Tunç: Doktor, 22’nci dönem AKP Uşak milletvekili. Atandığı yer: Sağlık Bakanlığı Müşaviri.

Abdullah Yağlı: Bağ-Kur eski Genel Müdür Yardımcısı, 2007’de AKP Kırıkkale milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Çalışma Bakanlığı, Müsteşar Yardımcısı

YÖK’E ÜYE OLDU

Nurettin Konaklı: MEB Strateji Geliştirme Dairesi Başkanvekili, 2007’de AKP Malatya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: MEB, Strateji Geliştirme Daire Başkanı.

Talip Kaban: 22’nci dönem AKP Erzincan milletvekili. Atandığı yer: Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyesi.

Salih Aynural: İstanbul 3’üncü bölge, 17’nci sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Kamu Görevlileri Etik Kurulu Üyesi.

Sultan Murat Aydın: Din bilgisi öğretmeni, AKP Erzurum milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Sosyal Hizmetler İl Müdürü.

Sabahattin Kalyoncuoğlu: 2007’de AKP Trabzon milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı.

Durmuş Günay: 2007’de AKP Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: YÖK üyesi.

Hakan Taşcı: İşadamı, 22’nci dönem AKP Milletvekili. Atandığı yer: Kültür ve Turizm Bakanlığı Müşavir.

Hasan Kaplan: MEB Genel Müdür vekili, 22’nci dönem AKP Milletvekili Mahmut Kaplan’ın kardeşi. Atandığı yer; MEB Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürü.

AKRABALAR UNUTULMADI

Harun Önalan: 2007’de AKP Malatya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müşavir.

Selahattin Varan: 22’nci dönem Gümüşhane milletvekili Sabri Varan’ın kardeşi. Atandığı yer: Aydın Bayındırlık ve İskan İl Müdürü.

Muammer Gürbüz: AKP Tekirdağ Milletvekili Ziyaettin Akbulut’un akrabası. Atandığı yer: Özel Öğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı.

Adnan Ekinci: AKP İstanbul 2’nci bölge milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Ulaştırma Bakanlığı, Müşavir.

Adem Tatlı: Veteriner, 22’nci Dönem AKP Giresun Milletvekili. Atandığı yer: Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Müşavir.

Nurettin Kaldırımcı: 20’nci dönem Fazilet Partisi Kayseri milletvekili. Atandığı yer: Rekabet Kurulu Başkanı.

İsmail Barış: İlahiyatçı, 2002 AKP milletvekili aday adayı. Atandığı yer: SHÇEK Genel Müdürü.


Mühendis olmayan ilk genel müdür

Mehmet Hamdi Yıldırım: İktisatçı- 2007 AKP Konya milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Maden İşleri Genel Müdürü (jeoloji veya maden mühendisi olmayan ilk genel müdür).

Ali Zor: 2002 AKP Ankara 12’nci sıra milletvekili adayı. Atandığı yer: Ulaştırma Bakanlığı, müşavir.

Selahattin Çimen: Enerji Bakanlığı müsteşar vekili, 2007 AKP Sivas milletvekili aday adayı. Atandığı yer: BOTAŞ Yönetim Kurulu üyesi.

Mehmet Yüksektepe: 22’nci Dönem Denizli Milletvekili. Atandığı yer: Telekom Yönetim Kurulu üyesi.

Mustafa Ilıcalı: 22’nci dönem Erzurum Milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.

Zülfü Demirbağ: 22’nci dönem AKP Elazığ milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.

İlhan Albayrak: 22’nci dönem AKP İstanbul milletvekili. Atandığı yer: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, danışman.

Nedim Küçüker: 2002, AKP Erzincan 3. sıra adayı, 2007 Erzincan milletvekeili aday adayı. Atandığı yer: TBMM Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı.

Mehmet Altun: Veteriner, 2007 AKP Şanlıurfa Milletvekili aday adayı. Atandığı yer: Bolu Tarım İl Müdürü.



Kadir Topbaş’tan teselli ikramiyesi

Seçim sonrası gerçekleşen teselli atamaları hükümetle sınırlı değil. 22 Temmuz seçimlerinde seçilemeyerek veya aday gösterilmeyerek Meclis dışında kalan bazı AKP’liler, 3 bin YTL’ye varan maaşlarla İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketlerinde yönetim kurulu üyesi oldu.. Son genel seçimlerde aday gösterilmeyen AKP Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, Topbaş’a ulaşım alanında danışmanlık yapmaya başladı. Aday gösterilen ancak seçilemeyen Abdülkadir Ömer Abamor ile Yahya Baş ise, Topbaş’a şehircilik alanında danışmanlık yapıyor. Abdülkadir Ömer Abamor İSFALT’a, Yahya Baş ise İSTON’a yönetim kurulu üyesi oldu. Son seçimlerde aday gösterilmeyen Gürsoy Erol da İSPARK’a yönetim kurulu üyesi oldu. Topbaş’ın sınıf ve asker arkadaşı İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer ise, belediye şirketlerinden Spor AŞ’de yönetim kurulu üyeliği yapıyor. (Akşam)
 
 
“İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanında kimseler yoktu”
 
FREE Emoticons for your email - By IncrediMail! Click Here! __._,_.___

http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info


Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com


Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.

750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com  adresine atabilirsiniz.


http://www.gruplar.info




Your email settings: Individual Email|Traditional
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe


__,_._,___

1604200808573454825521.jpg

imstp_chubbi_by_im_en.gif

Kim bu adam derin devlet baþkanýmý

Lafa bakın yahu resmen Türkiyenin % 3 ün işgali altında olduğunu ilan ediyor. Şu sözüne bakın. Parti kapatmak yetmez Tüm Türk milletini ve vatandaşlarını eşşek sudan gelene kadar dövmek lazım. Şimdi anlıyormusunuz Ülkemiz bir gizli işgal altındadır dememin sebebini
*Değil yüzde 47, yüzde 97 oy alsa bile bu dava açılır.” iddiasında bulundu. Ancak kapatmayı tek başına yeterli görmedi: “Halkın eğitilmesi lazım. *
http://yenisafak.com.tr/politika/?t=15.04.2008&c=2&i=111546 ‘Ergenekon’un sonu Şemdinli gibi olur’
[image: ‘Ergenekon’un sonu Şemdinli gibi olur’] Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’ndan Frankfurt’ta ilginç bir yorum geldi. Darbe yapmayı amaçlayan Ergenekon yapılanması ile ilgili konuşan Kanadoğlu, “Ergenekon soruşturması Şemdinli gibi olmaya mahkum.” dedi.
Zaman Gazetesi’nin haberine göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kilitleyen 367 tezinin mucidi eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Almanya’nın Frankfurt kentinde verdiği konferansta çok tartışılacak açıklamalarda bulundu. AK Parti hakkındaki kapatma davasını savunan Kanadoğlu, “Değil yüzde 47, yüzde 97 oy alsa bile bu dava açılır.” iddiasında bulundu. Ancak kapatmayı tek başına yeterli görmedi: “Halkın eğitilmesi lazım. Yurttaşları Türkiye’ye kimlerin zarar verdiğini anlayacak duruma getirmeliyiz.” Diyanet İşleri Başkanlığı’nı “milli bütünlüğü” bozmakla suçlayan Kanadoğlu, en ilginç yorumu Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturma konusunda yaptı. Savcı Ferhat Sarıkaya’nın meslekten atılmasıyla sonuçlanan Şemdinli davasını hatırlatan Kanadoğlu, “Ergenekon soruşturması Şemdinli gibi olmaya mahkum.” dedi.
Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Hessen Atatürkçü Düşünce Derneği’nin davetlisi olarak gittiği Frankfurt’ta önceki gün bir konferans verdi. Kanadoğlu, Marriott Hotel’de düzenlenen ve ‘Güncel Anayasa Sorunları’ başlığını taşıyan konferansta Türkiye’nin gündemini değerlendirdi. Partilerin kapatılmasını zorlaştıracak anayasa değişikliğine karşı çıkan Kanadoğlu, böyle bir düzenlemenin “AK Parti’nin kapatılması için yeni bir gerekçe” oluşturacağını öne sürdü. Eski Başsavcı, CHP’nin ümit vermediğini ifade ederken, 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti saflarına katılan eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay’a “dönek” dedi. Hızını alamayan Kanadoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da eleştirdi: “Diyanet hilafetin kaldırıldığı gün kuruldu ve milli bütünlüğü sağlamaya yönelikti. Bugün ise Diyanet milli bütünlüğü bozuyor.”
Başkonsolos ayakta alkışladı
Konferansın açış konuşmasını Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere yaptı.
Güldere, Kanadoğlu’nun konuşmasını davetlilerle birlikte ayakta alkışladı. Güldere, daha sonra eski Başsavcı ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Konferansta Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusal Kanal taraftarları birer stant açtı. Ayrıca ‘Güney Hessen Alevi Aydın ve Akademisyenler Grubu” adına bir basın bildirisi dağıtıldı. Bildiride, Ergenekon soruşturması eleştirildi.
15.04.2008

DENÝZ

KARABÜK
1
Son Güncelleme: 15.04.2008

 Abisi idam gecesini anlattı ‘Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.’  15.04.2008  

‘Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.’
Yakın tarihin en çok konuşulan olaylarından biri olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamının üzerinden tam otuz yedi sene geçti.
Bu zaman zarfında olayı asla unutmayacağız diyenler de oldu, birkaç sene sonra idamı hatırlamayanlar da.. Fakat idamın perde arkasında iki isim vardı ki onlar bu olayı asla hafızalarından silemediler. Bir yanda 1968′den 72′ye kadar geceleri rahat uyuyamayan bir ağabey diğer yanda bu üç genci astığına asla pişman olmayan ve hep vicdanının rahatlığından dem vuran askeri savcı. Bora Gezmiş ve Baki Tuğ. Bugüne dek hiç karşı karşıya gelmeyen iki insanı buluşturalım istedik ancak Baki Tuğ kabul etmedi. Biz de iki ayrı şehirdeki iki insanla idamları ve pişmanlıkları konuştuk.
DENİZ SUÇSUZ DEĞİLDİ AMA..
Kardeşini devletin verdiği kararla kaybeden bir isim Bora Gezmiş. Deniz Gezmiş’in kendinden iki yaş büyük ağabeyi. Kardeşinin parkasını işyerinde, yanı başında hala saklayan Gezmiş’le kardeşinin idamını ve Baki Tuğ’un idamlarla ilgili açıklamalarını görüştük. Gezmiş, kardeşini mutlak suçsuz olarak görmüyor ama ….
Öğretmen bir babanın evlatları olarak yetişen Deniz ve Bora farklı çocukluklar geçirmiş. Bora Gezmiş siyasetle çok fazla ilgisi olmayan bir gençken, kardeşi Deniz, ağabeyinin tam zıttıymış. Deniz ile babasının bazen ayrılığa düştüğünü anlatan Gezmiş, “Babam demokrat bir adamdı ancak Deniz’in aktif mücadelesini tasvip etmiyordu” diyor. Deniz Gezmiş’in ilk siyasi olaylara karışması ise aileden habersiz Türkiye İşçi Partisi’nin Üsküdar’daki gençlik kollarına kaydıyla başlamış. Ağabeyinin anlattığına göre herkes bu olayı Deniz, Hukuk Fakültesi’nde okumaya başlayınca öğrenmiş.
YA MUVAFFAK OLACAĞIM, YA DA…
Evde bazen aile üyelerine de siyasi telkinlerde bulunan Deniz, pek başarılı olamamış. Bora Gezmiş kardeşini bu konuda birçok kez uyarmış fakat Deniz’den her seferinde şu cevabı almış: “Ben bu davada ya muvaffak olacağım, ya asılacağım.” Deniz’in eylemlere katıldığı günlerde ailenin evinin önünden polisler eksik olmazmış. Aile olarak olayların yaşandığı dönemde çok zor günler geçirdiklerini anlatan Gezmiş, “Deniz olaylara karışana kadar karakolla ya da hapishaneyle hiç işimiz olmazdı. Ama hapishane kapılarında da bekledik karakol koridorlarında da” diyor.
BAKİ TUĞ MAŞAYDI
Deniz Gezmiş’i asan hakim ve savcılar vicdanlarını yastık yapıp yatarken Gezmiş ailesi her an kötü bir haber gelecek diye 1968′den 72′ye kadar huzurlu tek gece geçirmemiş. İdama tanık olanların hâlâ pişman olmadıklarına akıl erdiremeyen ağabey Gezmiş, en çok Baki Tuğ’a öfkeli. Tuğ’un idam olayında bir “maşa” olduğunu düşenen Gezmiş, “O emirle hareket eden ufak biridir” diyor. Gezmiş, Süleyman Demirel bile pişmanlığını dile getirirken Tuğ’un iyi ki astık demesine anlam veremiyor.
İdam kararı alındıktan sonra Gezmiş ailesinin evine devlet adamlarından sayısız telefon gelmiş. Gelen telefonlarda söylenen tek söz ise “Mahkemede pişmanız desinler onları idamdan kurtaralım” olmuş. Baba Gezmiş bir görüş gününde bunu oğluna anlatınca Deniz Gezmiş’in cevabı açık ve net olmuş: “Öyle bir şey söylersen seni babalıktan reddederim.” Mahkemelere ağabey Gezmiş katılamazken babası hiçbir duruşmada oğlunu yalnız bırakmamış. İdam kararının verildiği gün Deniz, Hüseyin ve Yusuf diğerlerinden ayrı oturtulunca baba Gezmiş oğlunun asılacağına kanaat getirmiş. Ağabey Gezmiş ise çok fazla zaman geçiremediği kardeşine sarfettiği bir laf yüzünden kendini asla affedememiş. Gezmiş o günü şöyle anlatıyor: “İdamdan yirmi beş gün önce görüşe gittiğimizde o anki üzüntümle Deniz’e “Oğlum neticeyi gördün mü? Ben sana demiştim” dedim babam beni dürttü. O da ‘Ben vazifemi yaptım vazifesini yapamayanlara bunu söyle sen’ dedi. O sözümün pişmanlığını hâlâ yaşarım.”
HÜSEYİN VE YUSUF TOMBALADAN ÇIKTI
Hüseyin ve Yusuf’un idamının sırrını koruduğunu anlatan Gezmiş “Deniz öne çıkan bir adamdı. Ya Hüseyin ile Yusuf. Onların yargılanan 47 kişiden hiçbir farkı yoktur. Onlar tombaladan çıkmışlar ve asılmışlardır” diyor. Ağabey Gezmiş idam için tüm olayların Deniz’in aleyhine geliştiğini vurguluyor ve ekliyor “Anayasa Mahkemesi’ne CHP’nin yardımıyla başvurduk. 27 tane imza topladık. 35 imzayla başvurabiliyorduk. 8 imza lazımdı. Tam o esnada uçak kaçırma olayları oldu. O 27 imzayı verenler de ‘Ya biz verdik ama durum kritik imzamızı geri alıyoruz’ dediler. Biz 8 imza toplayamadık eğer 8 imza daha olsaydı Anayasa Mahkemesi kararı bozacaktı ve kardeşim bugün yaşıyor olacaktı.”
“TEVEKKÜLLE KARŞILADIK”
Deniz’in idamını Gezmiş ailesi tevekkülle karşılamış. O dönemde duydukları en ufak bir haberi bile iyiye yormaya çalışmışlar. İdam günü kardeşiyle görüşmek için babasını da yanına alarak Ankara’ya giden Bora Gezmiş o gün Deniz’le görüşememiş. O gece saat üçte ise Deniz’in idam haberi gelmiş. Aceleyle Karşıyaka mezarlığına giden Deniz’in babası, ağabeyi, Hüseyin’in babası, Yusuf’un eniştesi ve babası bir polis barikatından geçerek evlatlarının cenazelerine ulaşmışlar. O sırada etraftaki sivil polisler sürekli ‘Yarım saate kadar taksi bulun bulamazsanız buraya gömeceksiniz’ diyorlarmış.
YANYANA GÖMEMEZSİNİZ
Gezmiş o geceyi şöyle anlatıyor: “Beş kişiyle bütün işlemleri yaptık. Sivil polisler yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler. Ama yan yana gömemezsiniz dediler. Ben iyice bunaldım ve oradaki polislere ‘Siz bunların dirilerinden korkuyordunuz ölülerinden de mi korkuyorsunuz’ dedim. Aralarına ikişer mezar yeri koyduk öyle gömdük. Namaz saatini beklemek gibi bir olay olmadı. Beş kişiyle cenaze namazı kıldık kordon altında. Tek bir polis yardım etmedi bize. Oranın imamı “Ben bunların cenaze namazını kıldırmam dedi.” Gezmiş kardeşini hep en son gördüğü haliyle hatırlamak için cenazeye bakmamış. Karşıyaka Mezarlığı’nın cenaze odasında evlatlarının cenazesini gören üç babanın o kapıdan yıkılmış bir şekilde çıkışı ise asla silinmemiş ağabey Gezmiş’in zihninden. Deniz’in idamından sonra uzun bir süre kendine gelemeyen ailenin tek tesellisi ise oğullarının yüz kızartıcı bir suçtan dolayı idam cezası almaması olmuş.
Deniz Gezmiş’in veda mektubunda bilimadamı olmasını istediği kardeşi Hamdi muhasebecilik yaparken ağabey Gezmiş bir firmada genel müdürlük görevine devam ediyor. Türkiye’de birçok çocuğa ismi verilen Deniz Gezmiş’in ismi ailede başka hiç bir çocuğa koyulmamış. Bora Gezmiş bu durumu “Bir aileye bir tane yeter. O tekti ve hep tek kalacak bizim için” sözleriyle anlatıyor.
“ASMASAYDIK DA NE YAPSAYDIK?”
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararında imzası olan Baki Tuğ “Asla pişman değilim” diyor. Hatırla Sevgili dizisindeki mahkeme sahneleriyle yeniden canlanan o günlerin en önemli aktörü, diziye de tepkili. Dizideki beş replikten dördünün yanlış olduğunu söyleyen Tuğ, sanat adına da utanç duyduğunu söylüyor
Sorularımızı sorarken sıkıştığı anlarda sinirlenen ve herkesi tarihi bilmeyen insanlar olarak tanımlayan Baki Tuğ, Sıkıyönetim Mahkemeleri’ne askeri savcı olarak atanmadan önce Deniz Gezmiş’in ismini dahi duymamış. Baki Tuğ idamlardan dolayı asla vicdan azabı duymadığını ifade ediyor. Görev yaptığı yıllarda kara kaplı kitap ve vicdanının sesini dinleyerek kararlar verdiğini anlatan Tuğ, Türkiye’yi kurtarmak adına üç genci feda etmekte sakınca görmediğini dile getiriyor. O gençlerin bizi ve Türkiye’yi yok edeceklerine inanan eski savcı, bir dönem Kenan Evren’in söylediği “Asmasaydık da beslese miydik” lafına “Biz bu çocukları asmasaydık da ne yapsaydık” diyerek gönderme yapıyor. Gezmiş’in ailesinden karşılaştığınız insanlar oldu mu diye sorduğumuz Tuğ, tartışma yaratacak bir cevap veriyor: “Ben politikaya girdikten sonra Deniz Gezmiş’in bir yakını geldi. Çok isabetli bir karar vermişsiniz dedi ve elimi öptü.”
HEPSİ BİRER DENİZ GEZMİŞ’Tİ
Davalar esnasında hiç bir devlet görevlisiyle görüşmeyen Tuğ, baskı altında kalmadan bu kararı verdiğini söylüyor. O yıllardan bu yana kafasını yastığa, vicdanı rahat bir şekilde koyduğunu anlatan Tuğ, görüşmemiz boyunca yaptıklarından pişman olmadığını vurguluyor. Mahkemede yargılama sırasında orada bulunan gençlerin hepsine aynı mesafede durduğunu ifade eden Tuğ “Oradaki her genç bir Deniz Gezmiş’ti bana göre. Onun hiç bir farklılığı yoktu” diye de ekliyor. “O dönemde tehlike yalnızca asılan üç gençte değildi” diyen eski savcı, geri kalanları asmadığı için de pişmanlık duyuyormuş. Gençlerin alelacele asıldığı söylentilerine de şiddetle karşı çıkan Tuğ’a göre her şey kitabına göre yapılmış. Eski savcının yargısız infaz yaptı diyenlere de cevabı var: “Biz o günde asmasaydık şimdi onlar herkesin başına bela olurdu” Bugüne dek yapılan hiç bir idamın yanlış olmadığını savunan Tuğ, ABD’den örnek vererek “Eğer siz bu medeni bir şey dir diyorsanız o zaman ABD’nin gayri medeni bir devlet olduğunu da söylemiş olursunuz. Çünkü onlar hâlâ idamlara devam ediyor” diyor.
HATIRLA SEVGİLİ TAMAMEN YANLIŞ
Eylemlerden nedamet duysalardı bu gençlerin idam edilmeyeceğini savunan Tuğ, Deniz ve arkadaşlarının mahkemede fütursuz davranmalarına çok öfkelenmiş. Tuğ bu davranışları bir tek sebebe bağlıyor: “Bu gençler cezaevinde tutukluyken hergün cezaevine haber ve istihbarat iletiliyordu. “Dayanın çok kısa sürede kominist ihtilal olacak. Siz çıkacaksınız, dışarıdakiler içeri alınacak” diyorlardı. Durmadan bu çocukları suç işlemeye teşvik ettikleri için, bu çocuklarda mahkemeye saygılı davranmamışlardır” Şimdilerde Hatırla Sevgili dizisinin de sıkı takipçisi olan Tuğ bu konuya da eleştirel yaklaşıyor. Tuğ’a göre dizideki beş kelimeden dördü yalan. Tuğ izlerken sinema ve sanat adına utanç duyuyormuş.
(Yenişafak)DENİZ GEZMİŞ’İN DEVRİM GAZETESİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ
Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş, son olayları şöyle yorumladı:
- Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen, bütçenin açığı 2,5 milyardır. Bu, tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler, egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü, daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi, devrimci gençlik eylemi, Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı, geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş, forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün.
- Gençlik eylemleri içinde önemli bir yerin var ve tutucu güçler senin okuldan atılmış olmanı sürekli istismar konusu ediyorlar. Bu durumda senin söyleyeceklerin neler?
- Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.
- Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir, biraz daha açıklar mısın?

- Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı, anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrimci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.
- Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?
- Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.
- Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?
- Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de, emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.
- Bazı çevreler bu görüşleri, “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?

- Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek, halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı, aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı, “halk kızar” diye, halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy, Elmalı, Göllüce köyleri, davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı, aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp, egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez, gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu, hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki, tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”
 
(Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7)

Johnson’un Kıbrıs özel temsilcisi C Vance’in gelişindeki olayları iyi

 hatırlıyorum.

 ( Bu Cyrus Vance daha sonraki yıllarda  Carter’in dışişleri bakanlığını
 yaptı ).

 Önce et arabalarını doldurup Esenboğa hava alanına gitmiştik.
 Diğer okullardan FKF’lilerde gelmişti - FKF henüz Dev-Genç adını
 almamıştı.

 Hava alanını adeta işgal ettik.
  Pistlere indik. Sloganlar attık, FKF başkanı - sanırım Zülüf Şahin’di -
 konuştu.

 Toplum polisi geldi ama saldırmadı. Hava alaninda gözalti oldugunu
 hatırlamıyorum.

 Yarim saat belki daha fazla bir süre pistlerde gösteri yaptıktan sonra…
 C Vance’in Mürted askeri hava alanına iniş yaptığını öğrendik ve geri
 döndük.

 ***

 Ayni aksam mıydı yoksa ertesi gün mü tam hatırlamıyorum ama…
 Gösteriler Kızılay’da devam etti.
 Amerikan Türk Diş Ticaret Bankasının, Amerikan haberler merkezinin
 Cami-vitrini kirildi.
 O gün tutuklamalar oldu.
 Bende ilk defa o gün gözaltına âlindim.
 Emniyette 30 kişi kadardık.
 Sinan’da vardı. Halil’in belirttiği gibi Yusuf’ta.
 ( bir yerlerde okudum gözaltında Baskın Oran’da varmış ).
 Mahkemeye çıktık, Yusuf bir polise direnidiği - ya da tekme attığı -
 Gerekçesiyle tutuklandı geri kalanlarımız serbest bırakıldık.
 ***

 Bir kaç gün sonra Yusuf’ta tahliye oldu.
 Yanılmıyorsam Yusuf bu olaydan sonra SFK’ ya üye oldu. Daha önce değildi.

 O dönem  İbo Seven başkanlığında, Taylan, Halil, Mete, Hülya Karadeniz
 (sonra Harun Karadeniz’le evlenmişti ) ve ben SFK yönetim kurulundaydık.
 Protestoların tam ortasındaydık. Belki biraz da bu nedenle Vance’in
 gelişinde yaşanan olayları oldukça iyi hatırlıyorum.

 

 selamlar…

 m yücel

Deniz GEZMİŞ
* * * * * * * *

Deniz GEZMİŞ
© Copyright Solbirlik.org
 Sayfanın başına git

KARABÜK
© Copyright Karabukbirlik.org
 Sayfanın başına git

Darbelerin yýkamadýðý D(Y)P’yi yýkýyorlar

 
 

Darbelerin yıkamadığı D(Y)P’yi yıkıyorlar 15.04.2008

Bu ne iş hocam! 14.04.2008

İnternetten posta kutuma düşenlerden 13.04.2008

“AK Parti’ye dış destek müthiş!” 11.04.2008

Siyasette alternatif arayışları… 10.04.2008

“Ben bu Türklerin, Cumhuriyetlerinin…” 09.04.2008

AB tehdit ediyor “PKK siyasallaştırırız ha!” 08.04.2008

Türklere küfretmeyi serbest bırakmanın tam zamanı 07.04.2008

Posta kutuma düşenlerden 06.04.2008

Çanakkale savaşı Erzurumda’ydı! 04.04.2008

“Başbakan benim ne dediğimi anlamamış” 03.04.2008

Aysel Gürsaçar’ın sabah programında din 02.04.2008

Darbelerin yıkamadığı D(Y)P’yi yıkıyorlar
A&G adlı araştırma şirketinin, “Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz” sorusuna verilen cevapların dağılımı şöyle olmuş: AK Parti: Yüzde 34,4 CHP: Yüzde 16 MHP: Yüzde 13,7 DTP: Yüzde 4,8 GP: Yüzde 1,5 Ve DP:  Yüzde 1,2  
***   Bunda bir hafta önce sadece iş adamları için yapılan bir başka ankette ise, DP ve ANAP “diğerleri”nin içinde değerlendirilmişti. Yani bu iki partinin oyları ayrıca belirtilmeye gerek olmayacak kadar düşüktü. Halbuki sıradan bir isim değildir D(Y)P adı. Bir devrin ve demokrasi mücadelesinin şanlı destanının özetidir. Şimdi düşürüldüğü hale bakın. ‘Diğerleri’nden biri! Ne acı değil mi?  
***   İşin en trajikomik yanına gelince… Fiilen kapanmış, teşkilâtları olmayan Genç Parti’nin bile gerisinde kalmış D(Y)P: GP yüzde 1,5;  D(Y)P yüzde 1,2. Üstelik kongresini yeni yaptı ve ‘İkinci Süleyman’ı da Genel Başkan seçti. Garibim sürekli ‘AK –pardon beyaz- yürüyüş’ yapıyor. Yani hareket halinde… Ancak Ağar’dan biliyoruz… Çok hareket halinde olmak demek, çok iş yapmış olmak demek değildir.  
***   Yukarıdaki anketi okuduklarında D(Y)P’liler ve parti büyükleri(!) ne düşündüler acaba? Büyük Kongre’de kürsüden söylediğim sözleri hatırladılar mı? “Darbelerin yıkamadığını D(Y)P’yi, yönetenleri yıktı.” Şimdi D(Y)P’lilere dostça bir uyarı… Partinin üç kuruşu bitirilip tamamen tasfiye edilmeden olağanüstü Büyük Kongre isteyin ve ‘emaneti ehline verin.’ Devlete dilekçe vermekten başka devlet adamlığı olmayanları parti seçse bile, Türk Milleti oy vermez çünkü.

Darbelerin yýkamadýðý D(Y)P;yi yýkýyorlar

 
 

Darbelerin yıkamadığı D(Y)P’yi yıkıyorlar 15.04.2008

Bu ne iş hocam! 14.04.2008

İnternetten posta kutuma düşenlerden 13.04.2008

“AK Parti’ye dış destek müthiş!” 11.04.2008

Siyasette alternatif arayışları… 10.04.2008

“Ben bu Türklerin, Cumhuriyetlerinin…” 09.04.2008

AB tehdit ediyor “PKK siyasallaştırırız ha!” 08.04.2008

Türklere küfretmeyi serbest bırakmanın tam zamanı 07.04.2008

Posta kutuma düşenlerden 06.04.2008

Çanakkale savaşı Erzurumda’ydı! 04.04.2008

“Başbakan benim ne dediğimi anlamamış” 03.04.2008

Aysel Gürsaçar’ın sabah programında din 02.04.2008

Darbelerin yıkamadığı D(Y)P’yi yıkıyorlar
A&G adlı araştırma şirketinin, “Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz” sorusuna verilen cevapların dağılımı şöyle olmuş: AK Parti: Yüzde 34,4 CHP: Yüzde 16 MHP: Yüzde 13,7 DTP: Yüzde 4,8 GP: Yüzde 1,5 Ve DP:  Yüzde 1,2  
***   Bunda bir hafta önce sadece iş adamları için yapılan bir başka ankette ise, DP ve ANAP “diğerleri”nin içinde değerlendirilmişti. Yani bu iki partinin oyları ayrıca belirtilmeye gerek olmayacak kadar düşüktü. Halbuki sıradan bir isim değildir D(Y)P adı. Bir devrin ve demokrasi mücadelesinin şanlı destanının özetidir. Şimdi düşürüldüğü hale bakın. ‘Diğerleri’nden biri! Ne acı değil mi?  
***   İşin en trajikomik yanına gelince… Fiilen kapanmış, teşkilâtları olmayan Genç Parti’nin bile gerisinde kalmış D(Y)P: GP yüzde 1,5;  D(Y)P yüzde 1,2. Üstelik kongresini yeni yaptı ve ‘İkinci Süleyman’ı da Genel Başkan seçti. Garibim sürekli ‘AK –pardon beyaz- yürüyüş’ yapıyor. Yani hareket halinde… Ancak Ağar’dan biliyoruz… Çok hareket halinde olmak demek, çok iş yapmış olmak demek değildir.  
***   Yukarıdaki anketi okuduklarında D(Y)P’liler ve parti büyükleri(!) ne düşündüler acaba? Büyük Kongre’de kürsüden söylediğim sözleri hatırladılar mı? “Darbelerin yıkamadığını D(Y)P’yi, yönetenleri yıktı.” Şimdi D(Y)P’lilere dostça bir uyarı… Partinin üç kuruşu bitirilip tamamen tasfiye edilmeden olağanüstü Büyük Kongre isteyin ve ‘emaneti ehline verin.’ Devlete dilekçe vermekten başka devlet adamlığı olmayanları parti seçse bile, Türk Milleti oy vermez çünkü.

Türkiye ve Dünya gündeminden Türkiye’yi ilgilendiren haber akışı…. İsrail’de ‘Ca rter’ krizi büyüyor… Bakan Çiçek’ten torpil sorusuna ilginç yanıt …devamı ve fa zlası tabiki…

Atatürk

Nutuk’un Gizli Şifresi.. Beyin cerrahi Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya başlar. Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programını Dr. Erhan Kızıltan yazar. Programın çalışıp çalışmadığını denemek için, o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk’ün 15–20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk’unu programa koyarlar. Bir süre sonra, program, Nutuk’un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı, ilk olarak Nutuk’ta 19′ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırlar. 19 rakamı Atatürk’ün hayatında önemli bir yer tutmaktadır. ÇÜNKÜ : *Atatürk,19.yü zyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de doğdu. (1881, 19′un 99 katıdır.) *1881,Rumi takvime göre 1297′ye denk gelir. (1+2+9+7=19) *Selanik’te doğdu. Selanik sözcüğünün ”ebced” hesabıyla (Arapçada her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) değeri 171′dır. (171, 19′un 19 katıdır.) *Nüfus kütüğünde sıra numarası 19′dur. *Nüfus Cüzdan numarası 999814′tü. (Bu sayı 19′un 52′306 katıdır.) *İstanbul Harp Okulu’na 1900′de kayıt oldu. (1900, 19′un 100 katıdır) Bu sırada yaşı 19′du. *Harp Akademi’sine 57.inci devre olarak girmiştir. (57, 19′un 3 katıdır.) *Atatürk Harp Okulunu 20′nci olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancıydı. Bu nedenle mezun olan 19′uncu subay oldu. *Yüzbaşı olarak orduya katılış sırası 38′di. (19′un iki katıdır.) *Çanakkale Savaşları’nın zaferle sonuçlanmasında büyük rol oynayan 19.uncu tümeni kurdu. *19 Mayıs 1915′ de albay oldu. *Komutanı olduğu alayın numarası da 38′ di. (19′un 2 katıdır.) *Komutanı olduğu bir başka alayın numarası 57′ydi. (19′un 3 katıdır.) *19 Mart 1916′da tuğgeneral oldu. *19 Aralık 1904′de Yıldız Sarayı’na çağrıldı. *19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. O zaman 38 yaşındaydı. (Yani 19′un 2 katı) *Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu vardı. *Samsun’da 19 gün kaldı. *4 Temmuz 1919′da Erzurum’a gitti.19 gün sonra 23 Temmuz’da Erzurum Kongresi’ni topladı. *4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nden 114 gün sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gitti. (114, 19′un 6 katıdır.) *Mili Mücadele’ye başlanması için komutanlarıyla yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919′du. *TBMM’nin kurulmasına 19 Mart 1920′de karar verdi. *19 Eylül 1921′de mareşallik ve gazilik unvanı aldı. *Gençliğe Hitabe’de 19 cümle vardır. *Mustafa Kemal Atatürk adında 19 harf var. *Atatürk’ün Latife Hanım ile olan evliliği 912 gün sürdü. (912, 19′un 48 katıdır) *10 Kasım 1938′de öldü. (1938, 19′un 102 katıdır.) *57 yıl yaşadı. (19′un 3 katıdır.)
*Yaşamının ilk 19 yılında askerliğe hazırlandı. *İkinci 19 yılında asker olarak hizmet verdi. *Üçüncü 19 yılında ise ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yaptı. *Öldüğünde yatağının altında bulunan otomatik silahta 19 mermi vardı. *Cenaze namazı 19 Kasım 1938′de Dolmabahçe Camii’nde kılındı. *Atatürk’ün ölümü üzerine silah arkadaşı İsmet İnönü’nün Türk Milletine yazdığı beyanname 19 cümledir. *Cenazesinde çalınan Chopin’in cenaze marşının numarası 19′ dur. Bu marşta 19 nota vardır. *Miras olarak 19.000 lira bırakmıştır. (Yani 19′un 1000 katı) *”Ne mutlu Türküm Diyene” cümlesi 19 harftir. *”İstikbal Göklerdedir” cümlesi de 19 harftir. *İstanbul Akaretler ‘de kaldığı evin numarası 19′dur. * İşte bu nedenle, NUTUK’da 19′ar kez tekrarlanan kelimelerden bir metin oluşturan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, Osmanlıca sözcükleri günümüz Türkçesine çevirir bazı eksik cümleleri, anlamını bozmayacak şekilde tamamlar. Sonuçta ortaya şu şaşırtıcı metin çıkar. ”TÜM SEÇKİN TEMSİLCİLER; MİLLETE HİZMET ETMEK YERİNE, GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDİ RLER. BUNLARIN KANUNLARA BİLFİİL UYMALARI GEREKTİĞİNİ BELİRTİNİZ. ŞUNU SÖYLEYİNİZ: YAKIN ZAMANA KADAR MEVCUT FAALIYETLERİ BAŞKA GÖZLE GÖRMEYE ÇABALAYANLAR ARTIK DURUMUN FARKINA VARMIŞLARDIR. KUMANDANLARIN (ASKERLER VE YÖNETİCİLER) HİZMET ETMELERİNE SİZ ENGEL OLUYORSUNUZ. OLAYLARI TAM OLARAK DÜŞÜNEN HER KİŞİ BUNUN NEDENİNİN, HÜKÜMET OLDUĞUNU GÖRÜR.” ”TÜM BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZCE SUİSTİMAL EDİLMEKTEDİR.
TOPLANACAK TARAFLAR SAYICA AZ OLSA BİLE AZAMİ SAYIDAKİ DÜŞMANIN KARŞISINDA DURMALIDIR. BU ÇAĞRIYI YAPMASI GEREKEN YÜZBAŞILARDIR.
BÜYÜK ŞEREFLİ CEPHE DÜŞÜNÜLMELİDİR.” Bu metin 2 bilim adamını çok şaşırtır. Çünkü günümüz Türkiye’si ile ilgili ipuçları vermektedir.
Bir başka deyişle Atatürk, 100 yıl önceden Türkiye’de olup bitecekleri görmüş gibidir. Dr. Muammer Yüksel ve Dr. Erhan Kızıltan araştırmaları sırasında 19′ar kez tekrarlanan (Türkçe) sözcükler de bulur. Bu sözcüklerle oluşturdukları metin ise, Türkiye’deki bölücülük hareketinin ne aşamaya geleceğini 100 yıl önceden gösterir gibidir. ‘MAKSADIN ANLAŞILIYORDU. TARİHİ VİLAYETİN AHALİSİNİ BÖLÜP DİYARBAKIR KÜRT DEVLETİNİN KURULMASINA YOL AÇMAK. MEMLEKETİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM, KESİNLİKLE BİRİSİNİN DURUMA MÜDAHALE ETMESİNİ GEREKTİRECEKTİ R. İÇİNDE BULUNULAN SOMUTSUZ KOŞULLAR GEREĞİNCE BAĞIMSIZ GRUPLAR HAREKETE GEÇECEKTİR. YİRMİ VAKİT SONRASINDA BU DEĞERLENDİRMEYİ KİM YAPACAK VE EYLEME GEÇECEKTİR.”
Bu metinde yer alan ”YİRMİ VAKİT” ifadesini ilgi çekici bulan iki bilim adamı bir araştırma yapar. Vardıkları sonuç şaşırtıcıdır. Güneydoğu ‘da bir Kürt devleti kurmak için yola çıkan Abdullah Öcalan PKK’yı 1978′de kurmuştur. Öcalan 1999′da yakalanmıştır.
Bir başka deyişle eylemlere başladığı yıl ile yakalandığı yıl arasında 21 sene vardır. Bu da Atatürk’ün ”YİRMİ VAKİT” deyimine uygun bir zamandır. İki bilim adamının yorumuna göre, bu 20 vakit dolmuştur. Ve ülkenin bölünmesini engellemek için eyleme geçilmesi zamanı gelmiştir. Nutuk’u iki bölüm halinde kitaplaştırıldığını göze alan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, kitabın ‘belgeler’ bölümünde de 19′ar kez geçen sözcükleri arayıp bulur ve yeni bir metin ortaya çıkarır. ”DÜŞÜNDÜKLERİNİ AÇIKÇA SÖYLEYEN PEK ÇOK KİŞİNİN ORTAK FİKRİ;
HÜKÜMETİN BUGÜN DÜNYAYA YAKIN DURMASININ ASIL NEDENİNİN, SEÇİMLE KENDİLERİNE VERİLEN GÜCÜ KULLANARAK, SİSTEME RESMEN AYKIRI FİKİRLERİ UYGULAMAYA ÇALIŞMASIDIR. GERÇEK YÜZÜ BELLİ OLMAYAN AZINLIKTA OLAN YÖNETİM MERKEZİ, GERÇEK YÖNETİMİN, ANKARA’NIN DİKKATİNİ ÇEKMEK ZORUNDADIR.
RÜŞVETÇİ VALİLERİN (YÖNETİCİLER) CUMHURİYET İLKELERİ YERİNE, KENDİ ÇIKARLARINA YÖNELMELERİ MÜDAHALEYİ GEREKTİRİR.” Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan bu son metnin günümüz Türkiye’sini anlattığını düşünüyor. İki bilim adamı bu çalışmayı kitap haline getirdi. Kitap’tan çıkan ve ”NUTUK’DAKİ GİZLİ HİTABE” adını taşıyan kitabın önümüzdeki günlerde epey tartışma yaratacağı ortada. Çünkü kitapta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin hangi anlama geldiği ve hitabedeki uyarıların hangi zaman diliminde geçerli olacağı da yine 19 formülü ile açıklanıyor. Sonuç olarak; ZAMANININ İLERİSİNDE Kİ ADAM OLARAK NİTELENEN ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN 100 YIL ÖNCE YAZDIĞI NUTUK; GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMU ÇOK NET OLARAK ORTAYA KOYUYOR.

Ýsmet Ýnönü’lü Türk paralarý

http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=22436 İsmet İnönü’lü Türk paraları CHP’nin Atatürk’ü atıp İnönü’yü bastığı paralar..

- Haber Tarihi *: *13 Nisan 2008 - Kategori *: *Gündem - Yorum Sayısı *: *1 - Okunma Sayısı *: *402
Haber Puan *: *3,4
-
Erdoğan “Sayın Baykal, artık Atatürk’ün arkasına saklanıp siyaset yapmayı bırakmalısın. Biz senin cemaziyel evvelini gayet iyi biliriz. CHP zihniyetinin, vefatından hemen sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resimlerinin Türk parasından nasıl çıkardığını iyi biliyoruz. CHP zihniyetinin devlet dairelerinden, Atatürk’ün posterlerini, vefatından sonra bütün ofislerden nasıl indirdiğini iyi biliyoruz. PTT pullarından Atatürk resimlerini nasıl kaldırdıklarını çok iyi biliyoruz” demişti. Peki büyük tepki çeken olay paraya nasıl yansımıştı. İşte o paralar…
Kaynak: Samanyoluhaber