İKİ ÃEY
*İki şey insani “nitelikli insan” yapar:* 1- İradeye hakim olmak 2- Uyumlu olmak
*İki şey “ekstra değer” katar:* 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
*İki şey geri bırakır: * 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik
*İki şey kaşif yapar:* 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik
*İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:* 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Cidden sevdiğin işi yapmak
*İki şey başarının sırrıdır:* 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek
*İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:* 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık
*İki şey milyonlarca insandan ayırır:* 1- Sorunun değil çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.
*İki şey gelişmeyi engeller:* 1- Aşırılık (mübalağa, abartı,ifrat, tefrit) 2- Felakete odaklanmış olmak
*İki şey çözüm getirir:* 1- Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha degil!) 2- Sükut (susmak)
*İki şey”kalitesiz insan”ın özelliğidir:* 1- Ãikayetçilik 2- Dedikodu
*İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:* 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
*İki şey yanlış yapmanı engeller:* 1- Ãahis ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek
*İki şey kişiyi gözden düşürür:* 1- Demagoji (laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
____________________________________________________________________________
Hayalindeki kişiyi gökte ararken nette bul! Mynet Arkadaşım´a abone olmak için hemen tıkla!
____________________________________________________________________________ 12 aylık emlak paket satın al, fotoğraf makinesi senin olsun!
“annevehayat” Cocugunuz Hobisini Secsin!…
Cocugunuz Hobisini Secsin!…
Insanlarin zevk icin ugrastigi, bu ugrasi esnasinda kendini fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal olarak gelistirdigi, ogrendigi ve mutlu oldugu aktiviteler hobi olarak tanimlanir. Her insana gore degisen hobilerin kisisel gelisime katkisi da onemlidir. Anadolu Saglik Merkezi’nden Uzman Klinik PsIkolog Sevil Usanmaz, cocuklari sosyal aktivitelere yonlendirmenin onemini anlatti. Kucuk cocuklar zamanlarinin buyuk bolumunu oyun oynayarak gecirirler. Cocuklar icin oyun en buyuk mutluluk kaynagidir ve oyunla ogrenirler. Oyun ve oyuncaklar cocuklarin fiziksel, zihinsel ve duygusal gelisimlerinde en onemli yeri tutar, oyunla sosyallesirler. Cocuklarin gelisim donemlerine ve yaslarina uygun secilecek oyuncaklarin yarari bilinen bir gercektir. Cocuklarda oyun oynamak hobidir diyebiliriz. Defalarca ayni oyuncakla ayni bicimde oynayabilirler.
Cocuklariniza Model Olun Cocuklara hobi kazandirmak ilk cocukluk doneminden baslar yavasca ilerler. Cocuklara tesvik edici, destekleyici olmak, onlari iyi gozleyerek ve yeteneklerini taniyarak sevdikleri ve hoslanabilecekleri onerilerde bulunmak ve hatta model olmak gerekir. Hobileri olan arkadas gruplarina dahil etmek, grup oyunlarina ve sporlarina yonlendirmek, sanat aktivitelerine katmak, proje gruplarina yonlendirmek hobiler edinmelerini ve bunlari gelistirmelerini saglayacaktir. Cocuklarimizi yaptiklari isler, ugraslar, edindikleri hobiler icin daima takdir ve tesvik edelim ki, ogrenme istekleri kalici ve mutlu cocuklar olsunlar.
Secimi Cocugunuz Yapsin Cocuklar istemedikleri, sevmedikleri hobileri yapmazlar. Bu, anne baba ile cocuk arasinda gerginlige sebep olur, gerginligin ise olumlu gelisim ve degisimi saglamadigini biliyoruz. Sevmedigimiz aktiviteler zorla yapildiklarinda ise mutluluk vermedigi icin zihinsel, duygusal, fiziksel, sosyal anlamda bize birsey katmadigi ve kazanim saglamadigindan bir sure sonra birakilir.. Alti ayliktan kucuk: Ses, sekil ve renklere karsi duyarlidir, hareketli oyuncaklar onun dikkatini ceker ve neselendirir. Ses cikaran renkli objeler ve cingirak bu donemin vazgecilmez oyuncaklaridir. Oturmaya basladigi yedinci aydan itibaren cocuk uzanabildigini yakalamaya ve her seyi agzina goturmeye calisir. En cok hoslandigi seyler bir elinden digerine kolayca gecirebildigi renkli halkalar, avuclayabildigi plastik kupler, bozulmayan yumusak bebek ve hayvanciklardir. Boylece yakalama ve dokunma duyusu gelisir. Tutunarak ayaga kalkabildiginde ise eline gecen her seyi yere atmaktan zevk alir. Ziplayan, yere dusunce ses cikaran oyuncaklar mutlu olur. Buyuklu kucuklu renkli toplar, icice gecebilen kutular bu donemin oyuncaklaridir.
Yurumeye basladiginda: Ustune binip oturabilecegi buyuk hayvan turu oyuncaklari, kucuk sandik, sepet ve tabureleri secer. Koltuklara tirmanip dolaplarin icine saklanabilir, annesinin, onu sesinden bulacagini ogrenebilir. Iki yasinda: Butunu parcalara ayirmak, kutuyu doldurup bosaltmak, kule ve kopru yapmaktan zevk alan cocugun ilgisini diger oyuncaklar arasinda mutfak esyalari, farkli boyutlardaki plastik parcalar, oyuncak telefon, saclari ve elbiseleri olan bebekler ve arabalar yer alir. Itmeli ve cekmeli oyuncaklar, kova-kurek ilgi cekicidir. Elini kullanmayi ve dikkat etmeyi ogrenir. Uc yasinda: Uc tekerlekli bisIklet en cok sevilen oyuncaktir. Bacaklari gelisirken el ve ayaklarini birlikte kullanmayi ogrenir ve yon duygusu olusur. Yaraticiligini gelistiren tahta -plastik bloklar, kum, oyun hamuru el becerisini ve hayallerini gerceklestirmesini, oyun parklari sosyallesmenin baslamasini saglar. 4-6 yas: Fantazi ve kesfetmeye yonelik oyunlar (evcilik, okul oyunlari ile bebekler, mutfak ve doktor muayene aletleri) Dil gelisimine katkisi olan (piyano, agiz mizikasi, trampet, muzik ve oyku kasetleri ile kuklalar, resimli renkli hikaye kitaplari) Aritmetige hazirlayan (resim ve sayi esleme oyunlari; domino, kizma birader ve sayi kartlari) oyuncaklar. Acik hava oyunlari, drama oyunlari sosyal iliskilerin duzenlenmesini saglar. 7-8 yas: Toplumsal gelisim ve isbirligi ile ilgili (top, seksek, dama, minyatur arabalar, saklambac), bilissel ve algisal becerilerin gelismesini saglayan (maketler, yap-boz oyunlari) ve yaratici-estetik duygusunu gelistiren oyuncaklar (parmak boyasi, kagit hamuru, karakalem-suluboya ya da pastel boyalarla resimler, oyun hamurlari, sessiz sinema gibi oyunlar) 9-11 yaslari arasinda: KarmasIk masa ustu oyunlari, satranc ve video oyunlari sorun cozme yeteneklerini, kucuk parcali, karmasIk yap-boz oyunlari, uc boyutlu model ucaklar, uzaktan kumandali araclar, kumas boyama, agac isleme ve akvaryum bakimi ince hareket becerilerini ve sozcuk turetme, monopol, tenis, ping-pong, basketbol, yuzme stratejik yeteneklerini gelistirir. 12 yasin uzerinde: Soyut dusunme ve akil yurutmeye yonelik oyun ve oyuncaklar (basit mikroskop ya da teleskop, kimya ya da elektronik setleri vb) ile bagimsiz yasam becerileri kazanmaya yonelik (yuruyus, bisIklet, spor gruplari ve kamplar) oyun ve oyuncaklar onerilmektedir.
Hobi Cesitleri ve Gelisime Katkilari Cocuklar oyunlari sayesinde daha sonra yeteneklerine ve zevklerine gore hoslandiklari ve mutlu olduklari hobileri secerler ve bu durum onlarin meslek, arkadas, is secimlerine yansir ve kendileri icin mutlu olduklari zamanlari yaratmalarina, bir hayat tarzi olusturmalarina yardimci olur. · Ucurtma ile ilgilenen bir cocuk, maket oyuncaklar yapmaya baslayabilir, daha sonra model ucakla ugrasmayi hobi edinebilir · BisIklete binen, tirmanan, yuzen bir cocuk, iyi bir sporcu, takim oyuncusu, iyi bir yonetici olabilir ve onu mutlu eden hobisi dagcilik olabilir · Oyun hamuru, boyama, renkli kitaplar, yap-boz oyunlari, agac isleri, resim yapmayi seven bir cocuk, iyi bir fotograf sanatcisi, yazar olabilir veya iyi bir matematik ogretmenidir ve resim yaparken bu hobisinden cok mutlu olur. .. Muzik, drama, bahce oyunlarini seven, minik deniz kabuklari toplayan bir cocuk, yetiskinliginde iyi bir doktor, bankaci, elestirmen olabilir. Hobileri arasinda koleksiyon yapmak bulunabilir. www.TurkceKarakter.com http://www.ailem.com/templates/news/detail/detail9.asp?id=16653 Anne ve Hayat Ekibi İletişim adresimiz : Annevehayat@yahoo.com Ana sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/annevehayat/ *****Anne ve adaylarina özel “Annevehayat” grup üyesi degilseniz; annevehayat-subscribe@yahoogroups.com adresine mesaj göndererek ve gelen mesaji reply yaparak üye olabilirsiniz.
____________________________________________________________________________________ Looking for last minute shopping deals? Find them fast with Yahoo! Search. http://tools.search.yahoo.com/newsearch/category.php?category=shopping
[Non-text portions of this message have been removed]
Sari Kizin Gunlugu Sayfa 9
Sari Kiz’in Gunlugu Sayfa 9 Aralik 18th, 2007 yapan admin in Hikaye Ayca eve giderken yol boyunca Berk ‘i dusundu. Esrarengiz ve bir okadar icten olan bu adama mesaj atan kisi kimdi diye merak etti. Gecmisteki iliskilerini ogrenmesi onun icin iyi olmustu. O ‘nun nelere deger verdigini artik biliyordu. Kafasinda hala sorular, ogrenmek istedigi konular ve onunla yapmak istedigi bir suru sey vardi. Bu dusuncelerle yol boyunca mesgul oldu.
Doga hermevsimde farkli renklerle donatirdi agaclarin yapraklarini. Bu ilkbaharin son gunlerinde, yesil renginin tum tonlari yapraklarda gorulebilirdi. Taze olduklari icin ilk acildiklarinda acik yesil olan yapraklar zamanlar kartlasarak yaz ayinda koyu yesile, sonbaharda ise sari rengine donusurdu. Cinar agaclarin yapraklarinda ise durum biraz daha farkliydi. Tam bir renk cumbusu soz konusuydu. Zira cinar yapraklari acildiklari ilk anda acik yesilden baslayarak sirasiyla yesil, koyu yesil, sari, bej, kahverengi ve nihayetinde koyu kahverengini alarak dokulurlerdi. Berk bu guzelligi bildigi icin malikanesinin giris kapisindan evinin onundeki genis alana kadar uzanan yol boyunca cinar agaci ektirmisti. Bu degisim surecini izlemek o ‘na herzaman keyif verirdi.
Uyuya kalmisti. Muzik, sesini arttirmasina ragmen, gec saatte yatmasi onu yorgun dusurmustu. Francis ‘in sesiyle uyandi. “Gunaydin efendim. Aksam sizi bu saatte kaldirmami ve onemli bir toplantiniz oldugunu hatirlatmami istemistiniz.†Sabah mahmurlugunu henuz uzerinden atamamis, goz kapaklarina acilmalari yonunde soz gecirememisti. Eliyle italyancada tamam anlamina gelen isareti yaparak Francis ‘e anladigini ifade etti. Muzigin sesini yukseltmek icin sesli komut ederek yavasca dogruldu. Yatakta bir sure dua etti. Kalkarak dusa girdi. Hizli bir sekilde kuaforune gitti. Tiras olduktan isyerine gitmek uzere disari cikti arabasina bindi. Cinar agaclarinin heriki tarafta kubbe gibi kapattigi giris kapisinin yoluna girdiginde o muhtesem yapraklari dalgalanirken gordu. Arabasini durdurdu. Disari cikarak o muhtesem manzarayi izledi. Derin bir nefes alarak temiz bahar havasini icine cekti. Ruhu bir anda canlandi. Rehavetten kurtularak arabasina bindi ve yola koyuldu. Yol ustunde gordugu bir cicekcide durdu. bu yoldan siksik gecmesine ragmen burayi farketmemisti. Yeni acilmis biryermi diye merak etti. Kucukken bir cicekci dukkani olmasini hayal etymis bu nedenle bahcesinde hernevi cicegi yetistirmis ve malikanesindeki muhtesem botanik bahceyi yaptirmisti. Buyuk ve disaridan dikkat ceken bir dukkandi. Vitrini cok guzel dosenmis ve iyi dekore edilmisti. Iceri girdiginde gordugu manzaradan buyulendi. Arkaya uzanan kocaman bir bahce gibiydi. Buyuk bir sera yaratilmisti. Gunesin isiklari yapraklarin arasindan o kadar guzel susuluyordu ki bu manzara tam bir tablo gibiydi. O alana dogru yururken bir gorevli kendisini karsiladi.
- “Hosgeldiniz. Buyrun nasil yardimci olabilirim†dedi.
- “Merhaba ben Berk. Yoldan gecerken farkettim burayi. Oncelikle cok etkilendigimi bilmenizi isterim. Sahibi siz misiniz?†diye sordu. Gorevli gulumseyerek,
- “Hayir efendim. Asya hanim buranin sahibi. Isterseniz sizi tanistirayim?â€
- “Hayhay memnun olurum†diyerek seranin icinden gecerek yuruduler. Sera gibi camdan yapilmis bir kubbe gorunumu olan ofise vardilar. Hersey cok guzel dizayn edilmisti. Iceride duran kizil uzun sacli guzel bayan o olmaliydi. Asil bir durusa sahipti. Sik giyimliydi. Onundeki laptopla mesguldu. Yanina yaklasmalarina ragmen kafasini kaldirmamisti.
-â€Asya Hanim. Berk bey sizinle gorusmek istedi.†Gorevlinin sesiyle kafasini hafifce kaldirdi. Yuzune bir tebessum takinarak ayaga kalkti. Elini uzatti.
- “Merhaba hosgeldiniz.†dedi. Uzun boyluydu. Gozlerinden sevgi fiskiriyordu. Koyu mavi lensleri bakislarina derinlik katmis, kalinlastirdigi kirpikleriyle karsisindakini etkilemek adina o nu cok etkili bir silaha donusturmustu. Uzun cizmeler, vucuduna yapismis tayt pantalonu, uzerinde siyah bluzu, belindeki genis ve buyuk kemeri bu kadinin cok zevkli giyimine duskun biri oldugunu belli ediyordu. Terazi burcu kadinlarina benziyordu. Disiligini on planda tutmasina ragmen hareketleri ile agir bir kadin goruntusu ciziyordu. Berk ‘in cok ilgisini cekmisti.
-â€Hosbulduk. Yoldan gecerken farkettim burayi. Oncelikle ic dizaynindan icindeki bitkilere kadar herseyden cok etkilendigimi bilmenizi isterim.†diyerek hayranligini dile getird. Iltifatlara aliskin bir tebessumle
- “Tesekkur ederim begenmenize sevindim buyrun oturun biseyler ikram edeyim†diyerek icecekleri soyledi.
- “Size nasil yardimci olabilirim Berk bey ?â€
- “Aslinda bugun bir buket sari gul almak icin buraya girdim. Fakat girdikten sonra arka taraftaki seraniz beni cok etkiledi. Evimdeki ciceklerin bakimini yasli bahcivanim yapiyor. Sanirim zaman zaman yetismekte zorlaniyor. Bahce duzenlemesi konusunda sizden destek alabilecegimi dusunuyorum.â€
- “Ciceklerinizi hazirlatalim once.†diyerek gorevliye gerekli talimatlari verdi. Sonra Berk ‘e donerek “Evet boyle bir hizmetimiz var. Dilerseniz once uygun oldugunuz bir gun sizi ziyaret ederek bahcenizi gorelim sonrasinda onerilerimizi ve isteklerinizi oturup konusuruz. Ne dersiniz?†diye sordu.
-†Gayet guzel. O zaman sizin icinde uygunsa bu haftasonu haberleserek bu isi halledelim?†dedikten sonra kartini uzatti.
-†Evet benim icinde bu hafta sonu uygun.†diyerek ajandasina pazar gununu not aldi. “Cumartesi aksami sizi arayarak pazar musayit oldugunuz bir saatte sizi ziyaret edecegiz “dedi. Kahvelerini bitirdikten sonra Berk ayaga kalkarak,
-†Tanistigimizi memnun oldum. Cumartesi telefonunuzu beliyorum†diyerek ciceklerini aldi ve cikis kapisina dogru yurudu. Cekici ve guzel bu bayan onu etkilemisti. Pozitif bir enerjisi vardi fakat cekingen bir yapiya sahip oldugunu hissetmisti. Sakin durusunun nedeni bu olmaliydi. Arabasina binerek isyerine gitti. Kapidan girdiginde cicekleri Sena ‘ya uzatarak,
-â€Bunlar senin icin. Bir senedir bana katlandigin icin.†diyerek gulumsedi ve ekledi “Aksam icin plan yaptiysan ertele. aksam tum arkadaslarla is yemegi yiyip senin 1nci seneni kutlayacagiz. Tabi sevgilinde davetli ve bu onunla tanismak icin iyi bir firsatâ€.
-†Cok tesekkur ederim. Cok duygulandim.†diyerek cicekleri aldiginda gozleri dolmustu.
-â€Asil ben tesekkur ederim. Bak aglarsan ben de aglarim. Sonra kimse susturamaz beni o na gore†diyerek eliyle Sena ‘nin omuzuna dokundu.
-â€Tamam aglamicam. Tekrar tesekkur ediyorum cok incesiniz. Ben hemen Yucel ‘i arayip aksami haber vereyim†diyerek masasina dondu. Berk odasina girmeden once calisanlarin yanina ugradi. Firmasinda 5 kisi calisiyordu. Asistani Sena, Yazilim muhendisi Erden, Creative director Cemsit, Konsept danismani Serdal ve Metin editoru Azra. Temizlik ve yemek islerini bir firmadan outsource ediyordu. Rahat calisabilmeli icin ofisi diledikleri gibi kullanmalarini soylemis, hicbir masraftan kacinmamisti. Buyuk bir ortak calisma alani ve birkac buyuk odadan olusan zemin katinda buyuk bir bar, playstationlar, plasma ekranlar, oyun console leri ve eski bir muzik box bulunuyordu. Bu katta bilardo oadasi, masa tenisi odasi, muzik odasi, spor salonu ve duslar yeralmaktaydi. Alt katta oursource firma calisanlarinin kullanmalari icin odalar ve mutfak bulunuyordu. Ust katlarda sinema salonu, video konferans odasi, dinlenme odasi, muzik odasi, cafe ve toplanti salonlari bulunuyordu.
Iceri girdiginde Erden armut koltukta kucagindaki laptopina gomulerek kodlamaya dalmisti. Cemsit tek basina bilardo oynuyor, Serdal ise muzik box in basinda kulakligi takmis yuksek sesle muzik dinliyordu. Azrayi goremedi. Bazen ayni ofiste bile olsa onlarin dikkatini cekmekte gucluk cektigi icin cagri cihazlarina mesaj atti. Mesajlarini gorup Berk ‘i farketmeleri uzun surmedi. “Hosgeldiniz†diyerek sicak bir gulumsemeyle o nu karsiladilar. Azra haric hepsi Berk ‘in onunde toplanmisti.
-â€Merhaba arkadaslar. Azra nerde?†diye sordu.
- “Sanirim toplanti odasinda hazirlik yapiyor.†diyerek yanitladi Cemsit.
- “Arkadaslar bugun cok onemli bir toplantimiz var biliyorsunuz. Hazirliklarinizi yaptiniz mi?†diye sordu. Erden,
- “Evet efendim. Ben firmayla ilgili bilgileri topladim. On bir calisma hazirladim. Toplanti oncesinde bu bilgileri size sunabilirim.†dedi. Daha sonra Cemsit soze girerek,
- “Ben de Erden den aldigim bilgiler ve kendi arastirmalarim neticesinde birkac taslak tasarim yaptim.†dedi. Serdal soz alarak,
- “Firma icin iki degisik konspet hazirladim. Arkadaslar calismalarini da bu konsepte gore hazirladilar†dedi.
- “Calismalarinizla ilgili 20 dakika sonra buyuk toplanti odasinda bir brifing vermenizi istiyorum. Serdal sen gerekli organizasyonu yap. Azra ‘yada bilgi verin. O nunda toplantiya katilmasini istiyorum. Ha bu arada Sena ‘nin bugun ise girisinin birinci yili. Bu nedenle hepbirlikte bu aksam bogazda bir yemek yiyelim istiyorum. Sevgilinizi veya bir arkadasinizi da cagarabilirsiniz. †diyerek odasina gecti. Laptopunu acarak emaillerine goz atti. Brifing icin buyuk toplanti salonuna gecti. Yapilan calismalari dinledikten sonra eksilikliklere isaret etti. Duzeltilmesini ve eklemesini istedigi degisiklikleri bildirdi. Toplanti sonrasi aksam yemegini untumamalarini soyledi ve odasina geri dondu. Toplantiya hazirlik yapti. Toplanti saati geldigini farketmedi. Sena ‘nin misafirlerin geldigini bildirmesi uzerine toparlandi. Sena ‘ya misafirleri ofisine getirmesini soyledi. Kapiya dogru yuruyerek onlari karsiladi.
- “Merhabalar hosgeldiniz. Buyrun sizleri soyle alayim diyerek deri koltuklarini isaret etti.†Ulke ‘nin en buyuk bankalarindan birinin ust duzey yoneticilerinden uc bay iki bayandi gelen. Banka icin de Berk icinde onemli bir toplantiydi. Kisa bir genel sohbetin ardindan bir ustduzey yonetici,
- “Berk bey, hazirladiginiz calismalari gorebilir miyiz? †diye sordu. Berk “Elbette gorebilirsiniz. Yaklasik 5 aydir sadece bu projeyle ilgileniyoruz. Buyrun toplanti odasina gecelim†diyerek yolu gosterdi. Toplantida yapilan calismalar begenildi ve sozlesme imzalandi. Berk bu calisma sayesinde mobil bankacilik konusunda avrupada ve ulkesinde ilk uygulamayi gelistiren firma olmanin mutlulugunu yasiyordu. Sevincini calisanlarla paylasip onlarla masa tenisi ve playstation oynadi. Aksam oldugunda hep beraber cikarak yemege gittiler. Bogazda luks bir restoranda yer ayirtmisti. Sena ‘nin erkek arkadasida gelmisti. Semaptik ama Sena ‘dan yasca buyuk biriydi. Iyi anlsaiyorlardi ve bu Berk ‘i sevindiriyordu. Calisanlarinin mutluluguna cok onem verir ve onlarin her isiyle ilgilenirdi. Ailelerindeki fertlerin isimlerine ve dogum gunlerine kadar herseyi bilir, atlamadan onemli gunlerinde yanlarinda olurdu. Yemege baslamadan once kisa bir konusma yapti.
- “Sevgili arkadaslar, bugun Sena ‘nin sirketimizdeki birinci yilini kutlamak icin toplanmis bulunuyoruz. Ne guzeldirki bugunki toplanti sonrasinda sozlesme imzalayarak bugun ikinci bir mutluluk yasadik. Oncelikle Sena ‘ya bir senedir bana katlandigi ve azmini yitirmedigi icin tesekkur ediyorum. Sizlere bugun hazirlamis oldugunu calismalarda ve gosterdiginiz ekip ruhundaki butunluk ve bunun sonunda gelen basari icin tesekkur ediyorum. Uzun konusma yaparak bu guzel baliklari sogutmak niyetinde degilim.†diyerek gulumsedi ve devam etti †bugun bu performansinizin ufak bir hediyesi olmasi icin hesaplariniza bir miktar prim yatirdim. Umarim guzel seyler icin harcarsiniz†dedi ve alkislar esliginde yerine oturdu. Yemek boyunca hos sohbet ve kahkaha masadan eksik olmadi. Mutlu oldugunda etrafindakileri hep neselendiren, onlari kahkahaya bogmayi basarabilen biriydi. O gun de bunu basardi. Isinde hayallerini gercege dousturmus olmanin, personeliyle gecirdigi anlarda onlarin kendisine duyduklari saygi ve sevgiyi hissetmis olmanin huzuru ve mutlulugu icinde evinin yolunu tuttu.
== *TaKLiT,TaKDiRiN eN SaMiMi iFaDeSiDiR.. BuTuN TaKLiTLeRiMiZe, Te$eKKuRLeRiMiZLe* http://www.egruplar.com/portal/grup_read.asp?id=155 == SIKI DoSTLaRiMiZ: *~* GULBEN ERGEN FANCLUB *~* www.gulbenergenfanclub.com GOCEK BOCEGI MUYAT: groups.yahoo.com/group/hilkat CANIM KOM$UM YANi: groups.yahoo.com/group/yanis DJ TUNCH VE ARKADA$LARIYLA KALITELI EGLENCE: groups.yahoo.com/group/bahtsizdeve MAILLERINIZI TIARA’YLA SUSLEYIN: groups.yahoo.com/group/tiarastags FIRESTARTER’LA POSTAKUTUNUZ ALEV ALEV: groups.yahoo.com/group/MissBaby/ groups.yahoo.com/group/SeXium/ groups.yahoo.com/group/YAVRULAR-2 == Bize katilmak icin funlimited_2002-subscribe@yahoogroups.com adresine bo$ ve konusuz bir mail atin, gelen maili reply edip bi$ey yazmadan gonderin
== Funlimited sanal alemin garip rekabet ve hirslarindan uzak, uye sayisina degil sadece uyelerine kaliteli ve duzeyli bir ortam sunmaya odakli, internet ortaminda cok sevilen, hep ornek alinan/taklit edilen, interaktif & samimi bir eglence ve payla$im grubudur.. lutfen a$agidaki grup kurallarini dikkate aliniz
*DAHA ONCE BA$KASI TARAFINDAN GONDERILMI$ MAILLER, maillerden yerli yersiz alinmak, terbiye/ho$goru sinirini a$an tarti$malar, toplumun hassas oldugu konularda ki$kirtma ve propaganda, diger yuzlercesinden bir farki olmayan resimler, ic karartici yazilar, ozel gun ve kutlamalarda kuru/birbirinin ayni mesajlar, internette aranabilicek bi$eyi ille gruptan istemek, kaynagi/dogrulugu belirsiz bilgiler burada kabul gormez.
*Esprili/sanatsal erotizm serbest. Konu kismina uyari koyarsaniz istemeyen bu mailleri acmadan silebilir
*Mailiniz yayinlanmami$sa bu maddelerden birine takilmi$tir, lutfen israrci olmayiniz. Grubumuzun tarzi tarti$maya acik degildir, kurallar kimseye ayrica ozel olarak aciklanmayacaktir, sorun cikaranin grupla ili$kisi kesilir
== Ayrilmak icin katilma i$leminin aynisi $u adrese: funlimited_2002-unsubscribe@yahoogroups.com Yahoo! Groups Links
To visit your group on the web, go to: http://groups.yahoo.com/group/funlimited_2002/
Your email settings: Individual Email | Traditional
To change settings online go to: http://groups.yahoo.com/group/funlimited_2002/join (Yahoo! ID required)
To change settings via email: mailto:funlimited_2002-digest@yahoogroups.com mailto:funlimited_2002-fullfeatured@yahoogroups.com
To unsubscribe from this group, send an email to: funlimited_2002-unsubscribe@yahoogroups.com
Your use of Yahoo! Groups is subject to: http://docs.yahoo.com/info/terms/
Birthday Reminder
Reminder from: TurkComic Yahoo! Group http://groups.yahoo.com/group/TurkComic/cal
İyi ki dogdun Allmydreams! Saturday December 15, 2007 9:00 am - 10:00 am (This event repeats every year.)
Notes: TurkComic üyelerinin hayalguclerini zorlayan, zihnimizi canlandiran maillerinle hayatimiza renk katan sevgili Allmydreams MoD - Mine…. İyi ki dogdun, iyi ki varsin! Hayallerindeki gibi rengarenk, saglik, mutluluk ve huzur dolu upuzun bir hayat diliyoruz sana…
All Rights Reserved Copyright © 2007 Yahoo! Inc. http://www.yahoo.com
Privacy Policy: http://privacy.yahoo.com/privacy/us
Terms of Service: http://docs.yahoo.com/info/terms/
Ask, seks ve merak / A Altan
Ask, seks ve merak
Nar agacinin altinda bir kaplumbagaya rastladim.
Utangac bir yagmur yagiyordu.
Cimenler kaygan bir yesillikle parliyordu.
Kizil misketler gibi dallara asilmis minik narlarin opusecek gibi acilmis catalli uclarinda asili kalmis su damlalari, kirmizi yansimalarla pirildayarak dusmeyi bekliyorlardi.
Cimenlerin ustunde kayan kaplumbaga arada bir fitrattan kirisik boynunu kabugunun disina uzatarak merakla cevresine bakiniyordu.
Durdum.
Kaplumbagaya baktim.
Zorla bir iki adim atti, sanirim beni fark edip durdu, basini icine cekti.
Seyrek damlalarla yagan yagmurun omuzlarimi islatmasina aldirmadan oradaki bir tasa oturdum.
Bu tenha bahcede ikimizden baska kimse yok.
O benden korkuyor, ben onu inceliyorum.
Bana cok caresiz ve onemsiz gozuken bu canlinin bir hayati var.
Ot yiyor, bir yerden bir yere gidiyor, korktuklarindan sakinip hayatta kalmaya ugrasiyor, turunun devamini saglamak icin ciftlesiyor.
Hakkinda bildiklerim bu kadar.
Onun varliginin tabiatin buyuk carklarinin isleyisi acisindan mutlaka bir islevi var.
Benim de var.
Aramizdaki benzerlik de galiba burada bitiyor.
O yaratildigi dunyaya bir katkida bulunmuyor, milyonlarca yildir ayni hayati yasiyor, belli zamanlarda belli amaclarla ciftlesiyor, kaprisleri, ihtiraslari, utangacliklari, zevkleri yok, asik olmuyor, duygusal acilar cekmiyor.
Her davranisini bedeninin ihtiyaclari belirliyor.
Benim turum oyle degil.
Biz yaratiyor, bize verilen hayati bizden sonrakilere mutlaka bir seyler ekleyerek aktariyoruz, hayatimizi bedenimiz kadar duygularimiz da belirliyor asik oluyoruz, sadece uremek icin degil zevk icin de sevisiyoruz.
Ask, baglanmak, ozlemek, kiskanmak, sahiplenmek, sadakat beklemek gibi duygularimiz oldugu icin kaplumbagalarin ciftlestigi bir dunyada biz sevisiyor ve bu sevismelere bir kaplumbaganin aklina gelmeyecek anlamlar yukluyoruz.
Ruhumuzla tenimiz arasindaki iliskileri hic durmadan kurcaliyoruz.
Kaplumbaga asik olmayi bilmiyor.
Iki kisinin yildiz yagmurlari arasinda bir gunahkar hayalden bir baska gunahkar hayale los bir odada terli bedenleriyle meteor alevleri sacarak dolasmasini, ruhlarini bedenlerinin arzularina teslim etmesini, zihnin bulaniklastikca aydinlanan gizliliklerinde sakli olan isteklerin fisiltilarla paylasilmasini, her seyin mumkun oldugu sihirli vahalarda her agacin altinda baska biri olunmasini, en siddetli yasaklarin en cilgin zevklerle parcalanmasini da bilmiyor.
Bu iki duygudan hangisi daha guclu diye de sormuyor kendisine?
Bunlarin arasinda insanlarin iddia ettikleri kuvvetli baglar var mi diye de sorgulamiyor.
Yuzlerce yildan beri bircok filozof, bircok psikiyatr askin arkasinda sevismenin hayalinin bulundugunu soyluyor.
Ama kimse bundan emin degil.
Hic sevismedigi birine asik olabiliyor insan.
Hic asik olmadigi biriyle de sevisebiliyor.
Ustelik delice asik oldugu biriyle sonuk sevismeler yasayip, hic de asik olmadigi biriyle delice sevisiyor.
Schopenhauer gibi filozoflar, Freud gibi doktorlar askin koklerinde bedensel arzularin izlerini surerken, neredeyse butun kadinlar sevismeyle aski siki baglarla birbirine baglamaya calisirken nasil oluyor da hayat bu iki grubun da iddialarini boylesine sarsici bir bicimde yalanlamaya ugrasiyor?
Freud, ruhun, bedenin arzularini degisik bicimlerde tercume ettigini iddia ederken kadinlar da, bedenin ruhun arzularini ifade etmekte bir arac oldugunu soylemeye yatkin duruyorlar genellikle.
Aslinda kadinlari anlamak daha kolay.
Beden insanlar tarafindan oylesine hakir gorulmus, onun arzulari oylesine asagilanmis ki bir kadin ruhundan bir sey katmadan yalnizca bedeninin isteklerine ayak uydurdugunda butun “erdemini ve namusunu” kaybettigini ogrenerek buyumus.
Binlerce yildir boyle bu.
Bir iki kusakta kolayca degisebilecek bir inanc degil.
Asksiz bir sevismenin, bir kadinin bilincinin gizli bolmelerinde nasil degerlendirildigini, kendisini bundan dolayi farkinda olmadan nasil suclayabilecegini kim bilebilir?
Bir kadin sadece sevismek icin degil ama “o erkekle” sevismek istedigi icin, “o erkegi” sevdigi icin sevistigini dusundugunde, ruhun her zaman affedilmeye hazir istekleri, bedenin her zaman suclanan arzularina kendi damgasini vurmus oluyor, “ask” sevismeyi kutsuyor, onu ruhun erdemli cesmesinde yikayarak yeniden vaftiz ediyor.
Belki de bircok kadin, sevistigi erkege asik olduguna ya da en azindan onu sevdigine kendisini bu yuzden inandiriyor.
Sanirim her kadin, yalniz kaldiginda “Sen aslinda bir orospusun” diyen kotu kalpli bir cadi tasiyor ruhunda ve hic kimseden korkmadigi kadar korkuyor ondan.
Ve surekli olarak onu kandirmaya ugrasiyor.
“Ben sevismekten hoslandigim icin sevismiyorum. Ben onunla sevismekten hoslandigim icin sevisiyorum.”
Acaba iclerindeki suclayan cadiyi kandirabilmek icin sevistikleri bir erkegi sevdiklerine inanan kadinlar, kendi etkilerinde kalarak gercekten de asik olurlar mi sevistiklerine?
Sevisme ya da biraz daha gercekci olarak soylersek, iyi bir sevisme askin kapisini acar mi kadina?
Peki kendi kendine soylenen bir yalandan gercek duygular cikabilir mi?
Eger boyleyse, cinsellikle ask arasinda kuvvetli bir bag kuran Freud en azindan kadinlar konusunda hakli cikabilir.
Ama erkekler…
Onlarin boyle bir cadilari yoktur iclerinde, erdemle sevisme arasinda bir iliski de kurmazlar pek.
Ama onlarin da cok iyi sevistikleri kadinlara baglandiklarini goruyoruz bazen.
Adina ask diyemeyecegimiz bedensel bir arzu, ruhu da yatistirip huzura kavusturan bedensel bir mutluluk bir erkegi bir kadina baglayabilir mi?
Boyle bir bagliligin adi ask olur mu?
Ve hangisi daha uzun surer, ask mi bedensel baglilik mi?
Ask, en yakici, en guclu, en siddetli haline basladiktan cok kisa bir sure sonra ulasabiliyor, cok suratli bir sekilde kendi sinirlarina dayaniyor, daha basladiginda gidebilecegi, acilabilecegi cok fazla alan kalmiyor.
Buyuk bir imparatorluk gibi neredeyse butun ruhu ve bedeni kapliyor.
Her duygu gibi hareket etmek, kipirdamak, yeni bicimlere girmek isteyen askin basladiktan bir sure sonra yaptigi her harekette gerilemekten baska bir caresi kalmiyor.
Belki de bu yuzden bir askin ancak “engellendikce” surebilecegini soyluyorlar, o engelin kilitledigi kapinin ardinda yeni bir dunya olduguna duyulan inanc, askin daha buyuyebilecegine inanmasi, surekli olarak mucadele edecegi bir hedefi olmasi onu canli tutuyor, gerilemek yerine hep ileri atilmaya calisiyor.
Geri cekilmesine vakit kalmiyor.
Sevismeler, buyumek ve canli kalmak icin engellere muhtac degil.
Aksine, o, onundeki engeller cekildikce gucleniyor, yarattigi bagimliligi artiriyor.
Cunku, sanilanin aksine sevisme sadece bedenle ilgili bir duygu degil.
Zekayla ve hayal gucuyle de ilgili.
Ve, hayal gucu neredeyse sonsuzdur.
Insanlarin koydugu o kadar cok yasak vardir ki bunlari bedeninizle asmaniz cok zordur ama hayal gucu her yasagi asar, yapilamayacak her seyi, terden gumusi isiklara batmis iki beden hayallerini birlestirerek yapabilir.
Sanirim, iki bedeni sevismenin salincaginda en guclu bicimde sallayan, yasaklari birlikte yok eden ortak hayal gucleridir.
Hayal gucu bedenden de ruhtan da daha guclu ve dayaniklidir, ruhla beden yoruldugunda bile o yorulmaz, aksine surekli olarak kendi diriligini, arzusunu, canliligini ve en karanlik yerlere yolculuk etme istegini bedene ve ruha kabul ettirir.
Seffaf bir karanligin kapladigi gulumsemeleriyle ayni hayalin icinde surekli degisip bir baskasi olarak, bir baskasinin govdesinin bilinmeyen ama sezilen urpertilerini yasayarak, karsisindaki govdenin bicim degistirip bir baskasina donustugunu, bir baskasinin ellerinin kendisine dokundugunu hissederek, cogalip kalabaliklasarak, butun bu degisimi, kalabaligi, tek bir govdeye yuklemek, o govdeye oylesine sonsuz ve tahmin edilemez hazlar verir ki bu hazdan vazgecmek neredeyse imkansizlasir.
Bu, ask midir?
Degildir bence.
Bu, asktan daha gucsuz bir duygu mudur?
Degildir bence.
Bu, aska donusur mu?
Donusebilir.
Peki, asiklar boyle bir sevismeyi yasayabilir mi?
Bunun cevabini tam olarak bilebilmek kolay degil ama ask sahiplenmek isteyen endiselerle, huzursuzluklarla, kuskularla dolu bir duygudur, bu endiseler hayal gucunu surekli yolundan saptirir, bir batakhanede sevisme hayalinin yerine sakin bir evin hayalini tercih eder, sevdiginin govdesini hayalinde bile olsa bir baskasinin govdesi yerine koymaktan cekinir, sevismeleri hayal gucunun sonsuzlugundan belli ve huzurlu bir hayalin sakin sularina cekmeye ugrasir.
Hazzin gucunu azaltabilir ask.
Onun yerine ruhun firtinalarini, ozlemlerini, kendi varligini bir baskasinin varligiyla doldurmanin baska hicbir seyle kiyaslanamayacak olaganustu tecrubesini, bir sureligine de olsa olumun urkutuculugunu yok etmeyi, mutluluk hayallerinin doyumunu, bedeniyle degil ruhuyla dokunmanin sefkatle sehveti harmanlayan zevkini koyar.
Bir hazzi bozar, bir baska haz yaratir.
Bir sevismeden geriye unutulmaz sahneler kalirken, bir asktan geriye unutulmaz duygular kalir.
Asik oldugun biriyle, sanki o asik olmadigin biriymis gibi sevisebilir misin?
Gunduzleri kurdugun mutlu hayaller, geceleri yerini hayal gucunun sonsuzlukta dolasan siddetli degisimlerine birakabilir mi?
Her zaman mucizeler olur.
Sevismeler aski dogurabilir bazen, asklar sevismeleri…
Ve bazen ikisi birlesiverir.
Bunun ne zaman, nerede, nasil olacagini kimse bilemez.
Olup olmayacagini da.
Ama sanirim surekli bunu arariz biz.
Asik oldugumuz biriyle, sanki o asik olmadigimiz biriymis gibi sevismek.
Kaplumbaganin bilmedigi bir istek bu.
Hic aramadigi.
Kafasini cikartip arada bir bana bakiyor.
Onu nar agacinin altinda birakip kalktim.
Onunkinden daha zor hayatimiz, onunkinden daha karmasik.
Ve onunkinden daha zevkli.
Biz onun hic aramadigi bir seyi…
Bir mucizeyi arayarak yasiyoruz.
Ahmet Altan
“Kimseyi kendi olculerinle yargilama, herkesi kendi olculeriyle yargila,”
| |||||
| |
__._,_.___
==
*TaKLiT,TaKDiRiN eN SaMiMi iFaDeSiDiR.. BuTuN TaKLiTLeRiMiZe, Te$eKKuRLeRiMiZLe*
http://www.egruplar.com/portal/grup_read.asp?id=155
==
SIKI DoSTLaRiMiZ:
*~* GULBEN ERGEN FANCLUB *~*
www.gulbenergenfanclub.com
GOCEK BOCEGI MUYAT:
groups.yahoo.com/group/hilkat
CANIM KOM$UM YANi:
groups.yahoo.com/group/yanis
DJ TUNCH VE ARKADA$LARIYLA KALITELI EGLENCE:
groups.yahoo.com/group/bahtsizdeve
MAILLERINIZI TIARA’YLA SUSLEYIN:
groups.yahoo.com/group/tiarastags
FIRESTARTER’LA POSTAKUTUNUZ ALEV ALEV:
groups.yahoo.com/group/MissBaby/
groups.yahoo.com/group/SeXium/
groups.yahoo.com/group/YAVRULAR-2
==
Bize katilmak icin funlimited_2002-subscribe@yahoogroups.com adresine bo$ ve konusuz bir mail atin, gelen maili reply edip bi$ey yazmadan gonderin
==
Funlimited sanal alemin garip rekabet ve hirslarindan uzak, uye sayisina degil sadece uyelerine kaliteli ve duzeyli bir ortam sunmaya odakli, internet ortaminda cok sevilen, hep ornek alinan/taklit edilen, interaktif & samimi bir eglence ve payla$im grubudur.. lutfen a$agidaki grup kurallarini dikkate aliniz
*DAHA ONCE BA$KASI TARAFINDAN GONDERILMI$ MAILLER, maillerden yerli yersiz alinmak, terbiye/ho$goru sinirini a$an tarti$malar, toplumun hassas oldugu konularda ki$kirtma ve propaganda, diger yuzlercesinden bir farki olmayan resimler, ic karartici yazilar, ozel gun ve kutlamalarda kuru/birbirinin ayni mesajlar, internette aranabilicek bi$eyi ille gruptan istemek, kaynagi/dogrulugu belirsiz bilgiler burada kabul gormez.
*Esprili/sanatsal erotizm serbest. Konu kismina uyari koyarsaniz istemeyen bu mailleri acmadan silebilir
*Mailiniz yayinlanmami$sa bu maddelerden birine takilmi$tir, lutfen israrci olmayiniz. Grubumuzun tarzi tarti$maya acik degildir, kurallar kimseye ayrica ozel olarak aciklanmayacaktir, sorun cikaranin grupla ili$kisi kesilir
==
Ayrilmak icin katilma i$leminin aynisi $u adrese:
funlimited_2002-unsubscribe@yahoogroups.com
Earn your degree in as few as 2 years - Advance your career with an AS, BS, MS degree - College-Finder.net.
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Dünyanın kaçıncı zenginisiniz acaba ?
Merhabalar,
Herkes için keyifle, sağlıkla, mutlulukla ve bol kazançla dolu bir gün olması dileğiyle.
İyi çalışmalar,
Dünyanın en zengin kaçıncı insanı olduğunuzu öğrenmek için yıllık gelirinizi ABD Doları’na çevirip kutuya yazın, “show me the money” yazısına tıklayın.
Belki bundan sonra daha rahat uyumanıza vesile olur…
http://www.globalrichlist.com/
mutluluk - gülse birsel
> >Yazan: Gülse Birsel > > > > > > > > > >Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!Bir kere şu ortaya çıktı:Para, > >mutluluk getirmiyor kardeşim!Modern dünya, sadece ‘daha zenginlerin’, ‘daha > >az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ‘üstünlük’ > >hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğinikeşfetti!Psikologlar > >’mutluluk’ konusuna takmış durumdalar.Temel ihtiyaçları karşılandığı > >sürece, daha fazla para ekstra birmutluluk getirmiyor.Peki kim, niye mutlu > >oluyor?Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı > >araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor.Mutluluk, bizim > >sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil! Para?Hiç alakası > >yok!Eğitim?Hiç etkisi yok!Zekâ?Aynı şekilde! Gençlik?Bilakis!Yaşlıların > >hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az > >meyilli oldukları kanıtlanmış!Evlilik?Araştırmalara göre, evli insanlar > >bekârlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya > >meyilli insanların evlilikleridaha kolay yürütmesiyle ilgili > >olabilir!Güneşli havalar?Hayır!Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde > >yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış! > > > >ARKADAÃLAR EN İYİ İLAÇO zaman insanları mutlu eden ne?Bulgulara göre dini > >inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar > >zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve dahaiyimser > >oluyorlarmış.Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış!Ahbapları, > >dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar > >karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülübulmuşlar.Bu arada, mutlu > >olmak için bir grup psikoloğun kullandığı ‘gün inşa etme’ metodundan > >bahsetmek lazım.Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını > >hatırlayıp, buaktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye > >kadar işaretliyorlar.Bu test 900 Teksaslı kadında uygulanıyor.Sonuçlar > >ilginç…Bu hanımlar için en çok mutluluk veren ilk beş aktivite,
> >seks,arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme! > >Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor!Tuhaf ama
> >’çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde > >yer alıyor!Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü > >çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç!Demek > >ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor!Ancak, günlük hayatta > >insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın > >genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş!Sürekli şikayet ettiğiniz stresli > >işiniz, hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin. Psikologların bu > >konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da:’Sonların gücü’!Sözgelimi, sizi > >çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı > >dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü > >hatırlıyorsunuz!Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test > >edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, > >biraz acılı bir muayenemetodu.Bir grup hastaya standard kolonoskopi > >yapılmış.Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60
> >saniyehareketsiz bırakılmış.Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri > >olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 > >saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiğiiçin, ikinci gruptaki hastalar, > >uygulamayı, ilk gruba göre daha azrahatsız edicibulmuşlar!Peki, herkes > >mutlu olabilir mi?1996′da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın > >hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı!Genler > >neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkmakapasitesini, > >depresyon ve endişeye meyili yönlendiriyor!Eğer bir insan genetik olarak > >mutluluğa meyilliyse, başına berbatşeyler de gelse,hatta kaza sonucu bir > >uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eskimutluluk seviyesine ya da ona > >yakın bir noktaya dönebiliyor!> >> > ÇALIÃ, ÃÜKRET SENİN DE OLSUNBütün > >psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var: > >Ãükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre
> >olmak!Ãükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta
> >bunudüzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini > >yerinegetirmekle kalmıyor.Kalifornia Üniversitesi’nin araştırmasına göre > >fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve > >yorgunluğuazaltıyor!İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini > >ziyaret etmek, bir komşuyayardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk > >derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor! Ne para, ne aşk, ne güneş, ne > >gençlik.Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve > >enerjiniziseverek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri.Marangoz > >olsanız da, doktor olsanız da böyle.O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra > >60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, > >istatistikler…Psikologlar yine bize ana okulunda öğretilenlerle kutsal > >kitaplarda yazılanları bulmuşlar:Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, > >şükret! > > > > > > > > > > > >MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, > >fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz! > >_________________________________________________________________ > >Windows Live Messenger’ın için ÜCRETSİZ 30 ifadeyi indir! > >http://www.livemessenger-emoticons.com/tr-tr/ > > _________________________________________________________________
____________________________________________________________________________ Hayalindeki kişiyi gökte ararken nette bul! Mynet Arkadaşım´a abone olmak için hemen tıkla!
clubM :) Turkler’in tarihe gecen ustun meziyetleri. Gurur duyacaksiniz!
Yabanci devlet adami, yazar, ya da sanatcilarin Turkler hakkinda soyledikleri sozler.
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler” Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru
“Türklerden bahsediyorum… Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek
tabiatı da inciten bir gaflet olur.” Tasso - İtalyan Ãair
“Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz.” William Martin
“Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.” Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.
“Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş… Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.” Demirbaş Ãarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)
“Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.” M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)
“Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır.” İbn-i Hassul
Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir. Pierre Loti
Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa’nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün
olamazdı. Çarnayev(Rus Komutan)
Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür. Moltke
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. La Martine
Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır. Towsend (İngiliz Komutan)
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor. Auguste Comte
Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır. Lady Mary Wortley Montagu
Türk’ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk’ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez. Decamps (fransız ressam)
Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar. Chiz (Arap Bilgini)
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur. Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)
Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler. Comenius (Çek Bilgini)
Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır. William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)
Türk, Heredot’tan, Tevrat’tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. (Ünlü Tarihçi) Hammer
Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir. Comenius (Çek Bilgini)
Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir. Kayzerling
Her Türk’ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.
Molkte
Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk’ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır. Lord Byron
Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır. Semame İbn-i Eşreş
Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor. Gelland (Fransız Bilgini)
Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder. Albert Einstein
Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar. Andreas Phitiades
Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler. Albert Sorel
Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez. Baron Büsbek
On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk’e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir. Charles Mcfarlene
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. Donaldson
Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler. Donaldson
Türklerle dost ol ama düşman olma. Gianni de Michelis
Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. Hamilton
Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.
Hamilton
Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır. Hammer
Çanakkale’de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. Sir Julien Corbet
Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. Mulman
Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir. Monradgea D’ohsson
Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler. Monradgea D’ohsson
Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor. Pierre Loti
Türk’ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur. Thomas Thorsten
____________________________________________________________________________ 12 aylık emlak paket satın al, fotoğraf makinesi senin olsun!
clubM :) Söz veriyorum - Selma Candan
SÖZ VERİYORUM. Kendimle ve evrenle sözleşiyorum.
BUGÜN kendimle yeni bir barış antlaşması imzaladım, evet bugün yüreğimde adeta bahar temizliği yaptım, içimdeki bütün karamsar ve kötü duygu kırıntılarını da çöp kutusuna attım… Sadece aşkı ve sevgiyi bıraktım, inanıyorum ki onlar bana hayatımın sonuna kadar lazım olacak… BUGÜN aynaya baktığımda kendimi ne kadar sevdiğimi yeniden keşfettim. Evet, ben beni seviyorum, Doğrularım, yanlışlarım ve pişmanlıklarımla, hayatıma ait her şeyle kendimi daha da çok seviyorum. BUGÜN hayatımdaki insanları daha da çok seviyor ve kabulleniyorum…. BUGÜN galiba biraz daha büyüyorum.
Bu gün yazıma eski bir notumla başladım
Duvar yazılarımdan biri, mantar panoma iliştirdiğim eski bir not. Eski ama hala geçerliliğini koruyor, çünkü bu antlaşmayı her gün yeniliyorum.
Ve bu eski antlaşmaya şimdi yeni maddeler ekledim.
Huzur ve sükûnetimi hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya, yolu yaşamıma düşen herkese sağlık, mutluluk ve başarıdan söz etmeye, gelişmek için sürekli öğrenmeye, ulaşabildiğim herkesin kendisini değerli hissetmesini sağlamaya ve gelişimlerine katkıda bulunmaya, her duruma olumlu bakmaya ve iyimserliği elimden geldiğince insanlara bulaştırmaya, daima yaptığım işin en iyisini yapmaya ve çalışkan olmaya, kendimden başka insanların mutluluğundan da coşku duymaya, hayata her an neşeli ve gülen gözlerle bakmaya, ayırım yapmaksızın her canlıya sevgiyle gülümsemeye, başarılı olmaya ve geçmiş hatalardan ders alarak onları geride bırakmaya, gelecek için kaygı duymamaya ve motivasyonumu bozacak her şeye karşı dirençli olmaya SÖZ VERİYORUM. * * * Başka insanların hayatlarını aydınlatanlar mutlaka kendileri de bu ışıktan nasiplerini alırlar.
Çevreme baktığımda dertlerimizle kendimizi acındırmanın ve kendimize “vah vah” dedirtmenin sıkça tercih edilen bir durum olduğunu görüyorum. Adeta yaşadığımız olumsuzlukları büyütmeye ve bizi dinleyenleri ağlatacak hale getirmeye de can atar hale geldik neredeyse. Bir de bizden daha güçlü olanları, zorluklar karşısında yıkılmayanları görünce överiz ama iş kendimize gelince bunu hiç mi hiç hatırlamayız, üstelik bizim sorunlarımıza acıyarak yaklaşmadıklarında ya da yanıp yıkılmadıklarında kızar, bir de üstüne onlara küseriz.
Oysa paylaşılan her şeyin büyüdüğü gerçeğini düşünürsek sadece sevgiyi ve bilgiyi paylaşmak için yoğun bir çaba göstermeliyiz, sorunlarımızı ise anlayabileceğine inandığımız, bize doğru karşılıkları verecek çok az insanla paylaşmalı ve beklediğimiz acıma yüklü yanıtları almamaya gönüllü olmalıyız.
Sürekli sızlanırsak, sık sık sorunlardan ve yaşamın ne zor olduğundan dem vurursak masal kahramanı yalancı çoban durumuna düşmekten kurtulamayız ve bir gün gerçekten dinlenilmeye ve yardım almaya ihtiyacımız olduğunda yanımızda kimseyi bulamayabiliriz. Öyle insanlar vardır ki, sağlık kimseyi acındırmadığı için keyifli görülmesinler diye, hasta iseler iyileştikleri anlaşılmasın diye adeta çaba sarf ederler ve yüzleri gülecek diye korkarlar.
Her işte kolaylık, içinizde huzur, beden ve zihinde sağlık, nedenlere bağlı olmadan sürekli mutluluk istiyorsanız sadece gülmeyi, umutlu olmayı, sevinci ve olumlu düşünceler beslemeyi ve paylaşmayı ilke edinmelisiniz. Umudu ve hayalleri olmayan insan mutsuzdur. Daima umudunuzu besleyin ve hayallerinizden hiç vazgeçmeyin.
Gerçekleşen hayallerim öyle çok ki :-)) Sıradakilere ulaşmak için de umutla beklerken sadece yapabileceklerime odaklanıp, çok çalışıyorum.
Pek çok iyi ve güzel şey her zaman gözle görülemez ve dokunulamaz. Ancak yüreğinizle, ruhunuzla hissedebilirsiniz. Geriye donup baktığınızda ise gerçekten yaşadığınız anların, sevgi olmak ve sevgi yaymak için çalıştığınız anlar olduğunu görürsünüz.
Mutsuzluk ve negatiflik çok hızlı yayılır ama mutluluğu, umut ve olumluluğu anlatmakta, aşılamakta çok zorlanırız. İşte bu yüzden ben umudu ve mutlu olmanın yollarını öğretmeyi görev edinmiş kişilere “ışık savaşçısı” demeyi çok severim
Kanadalı bir doktor, David Hawkins araştırmaları sonucunda, pozitif ve her şeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerjinin 90.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengelediğini keşfetmiş. Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insan, 750.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi, barış ve huzur içinde yaşayan bir insan, 10 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi, Mevlanalığı yaşayan bir insanın 70 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi, peygamber veya budha seviyesinde yaşayan bir insan da TÜM İNSANLIÃIN yaydığı düşük enerjiyi dengelemekteymiş. ne müthiş değil mi :-)) bu araştırmaya bayıldım doğrusu.
Düşünsenize, Peygamber veya Mevlana seviyesine çıkamasak bile en azından her şeyi OLDUÃU GİBİ kabullenerek 90.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeleyenler arasında olabiliriz:-)
Hiç sorun olmayacak demiyorum elbette, sadece ufak tefek gündelik kaygılardan ve henüz gelmemiş günler için vesvese yapmaktan kurtulmakla bile gelişimimiz için önemli bir adım atmış oluruz.
Bugün de yazımı kolay bir uygulama önerisiyle bitireyim isterseniz, eğer uygularsanız hem kolay hem de eğlenceli bir yöntemle kendinizle ilgili yeni ve ilginç şeyler keşfedebilirsiniz. Pazartesi sabahı başladınız varsayalım, her gün bir kağıda ya da bir not defterine (elinizin altında bulunabilecek en kolay yere) sizi üzen, zor durumda bırakan, sinirlendiren her şeyi yazın, ama her şeyi yazın, yani evden çıkarken bir şeyi almayı unuttuğunuzu fark ettiğinizde “hay Allah, ne akılsızım, ne halt ettim” ve benzeri suçlamaları kendimize yaptığımızda bile yazmalıyız, “çıkarken önemli bir dosyayı evde unuttuğum için kendime çok sinirlendim” ya da “bu yüzden aşırı gergin bir gün geçirdim” gibi. “bana kaba davranan patronumu yumruklamak istedim” de olabilir:-)) Ve 1 hafta sonra yani yazmayı bıraktıktan birkaç gün sonra bütün bu yazdıklarınızı okuyun, hem de tekrar tekrar. Bazılarının size ne kadar komik ve basit geldiğine şaşıracaksınız.
Eğlenceli ve sağlıklı günler diliyorum. Bir de umut etmeyi, umudu büyütmeyi ve yaşarken yaşatmayı ama sadece umut edilenin gerçekleşmesini beklemeyi değil, var olan her neyse onu yaşamanızı da diliyorum… Ãimdiyi / anı kaçırmadan yaşamayı.
Selma Candan Mart - 2005
SÖZ VERİYORUM… Kendimle ve evrenle sözleşiyorum…
BUGÜN kendimle yeni bir barış antlaşması imzaladım, evet bugün yüreğimde adeta bahar temizliği yaptım, içimdeki bütün karamsar ve kötü duygu kırıntılarını da çöp kutusuna attım… Sadece aşkı ve sevgiyi bıraktım, inanıyorum ki onlar bana hayatımın sonuna kadar lazım olacak… BUGÜN aynaya baktığımda kendimi ne kadar sevdiğimi yeniden keşfettim… Evet, ben beni seviyorum, Doğrularım, yanlışlarım ve pişmanlıklarımla, hayatıma ait her şeyle kendimi daha da çok seviyorum. BUGÜN hayatımdaki insanları daha da çok seviyor ve kabulleniyorum…. BUGÜN galiba biraz daha büyüyorum…
Bu gün yazıma eski bir notumla başladım
Duvar yazılarımdan biri, mantar panoma iliştirdiğim eski bir not. Eski ama hala geçerliliğini koruyor, çünkü bu antlaşmayı her gün yeniliyorum.
Ve bu eski antlaşmaya şimdi yeni maddeler ekledim…
Huzur ve sükûnetimi hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya, yolu yaşamıma düşen herkese sağlık, mutluluk ve başarıdan söz etmeye, gelişmek için sürekli öğrenmeye, ulaşabildiğim herkesin kendisini değerli hissetmesini sağlamaya ve gelişimlerine katkıda bulunmaya, her duruma olumlu bakmaya ve iyimserliği elimden geldiğince insanlara bulaştırmaya, daima yaptığım işin en iyisini yapmaya ve çalışkan olmaya, kendimden başka insanların mutluluğundan da coşku duymaya, hayata her an neşeli ve gülen gözlerle bakmaya, ayırım yapmaksızın her canlıya sevgiyle gülümsemeye, başarılı olmaya ve geçmiş hatalardan ders alarak onları geride bırakmaya, gelecek için kaygı duymamaya ve motivasyonumu bozacak her şeye karşı dirençli olmaya SÖZ VERİYORUM… * * * Başka insanların hayatlarını aydınlatanlar mutlaka kendileri de bu ışıktan nasiplerini alırlar.
Çevreme baktığımda dertlerimizle kendimizi acındırmanın ve kendimize “vah vah†dedirtmenin sıkça tercih edilen bir durum olduğunu görüyorum. Adeta yaşadığımız olumsuzlukları büyütmeye ve bizi dinleyenleri ağlatacak hale getirmeye de can atar hale geldik neredeyse… Bir de bizden daha güçlü olanları, zorluklar karşısında yıkılmayanları görünce överiz ama iş kendimize gelince bunu hiç mi hiç hatırlamayız, üstelik bizim sorunlarımıza acıyarak yaklaşmadıklarında ya da yanıp yıkılmadıklarında kızar, bir de üstüne onlara küseriz.
Oysa paylaşılan her şeyin büyüdüğü gerçeğini düşünürsek sadece sevgiyi ve bilgiyi paylaşmak için yoğun bir çaba göstermeliyiz, sorunlarımızı ise anlayabileceğine inandığımız, bize doğru karşılıkları verecek çok az insanla paylaşmalı ve beklediğimiz acıma yüklü yanıtları almamaya gönüllü olmalıyız.
Sürekli sızlanırsak, sık sık sorunlardan ve yaşamın ne zor olduğundan dem vurursak masal kahramanı yalancı çoban durumuna düşmekten kurtulamayız ve bir gün gerçekten dinlenilmeye ve yardım almaya ihtiyacımız olduğunda yanımızda kimseyi bulamayabiliriz. Öyle insanlar vardır ki, sağlık kimseyi acındırmadığı için keyifli görülmesinler diye, hasta iseler iyileştikleri anlaşılmasın diye adeta çaba sarf ederler ve yüzleri gülecek diye korkarlar.
Her işte kolaylık, içinizde huzur, beden ve zihinde sağlık, nedenlere bağlı olmadan sürekli mutluluk istiyorsanız sadece gülmeyi, umutlu olmayı, sevinci ve olumlu düşünceler beslemeyi ve paylaşmayı ilke edinmelisiniz. Umudu ve hayalleri olmayan insan mutsuzdur. Daima umudunuzu besleyin ve hayallerinizden hiç vazgeçmeyin.
Gerçekleşen hayallerim öyle çok ki :-)) Sıradakilere ulaşmak için de umutla beklerken sadece yapabileceklerime odaklanıp, çok çalışıyorum.
Pek çok iyi ve güzel şey her zaman gözle görülemez ve dokunulamaz. Ancak yüreğinizle, ruhunuzla hissedebilirsiniz. Geriye donup baktığınızda ise gerçekten yaşadığınız anların, sevgi olmak ve sevgi yaymak için çalıştığınız anlar olduğunu görürsünüz.
Mutsuzluk ve negatiflik çok hızlı yayılır ama mutluluğu, umut ve olumluluğu anlatmakta, aşılamakta çok zorlanırız. İşte bu yüzden ben umudu ve mutlu olmanın yollarını öğretmeyi görev edinmiş kişilere “ışık savaşçısı†demeyi çok severim
Kanadalı bir doktor, David Hawkins araştırmaları sonucunda, pozitif ve her şeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerjinin 90.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengelediğini keşfetmişâ€¦ Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insan, 750.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi, barış ve huzur içinde yaşayan bir insan, 10 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi, Mevlanalığı yaşayan bir insanın 70 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi, peygamber veya budha seviyesinde yaşayan bir insan da TÜM İNSANLIÃIN yaydığı düşük enerjiyi dengelemekteymişâ€¦ ne müthiş değil mi :-)) bu araştırmaya bayıldım doğrusu…
Düşünsenize, Peygamber veya Mevlana seviyesine çıkamasak bile en azından her şeyi OLDUÃU GİBİ kabullenerek 90.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeleyenler arasında olabiliriz:-)
Hiç sorun olmayacak demiyorum elbette, sadece ufak tefek gündelik kaygılardan ve henüz gelmemiş günler için vesvese yapmaktan kurtulmakla bile gelişimimiz için önemli bir adım atmış oluruz.
Bugün de yazımı kolay bir uygulama önerisiyle bitireyim isterseniz, eğer uygularsanız hem kolay hem de eğlenceli bir yöntemle kendinizle ilgili yeni ve ilginç şeyler keşfedebilirsiniz… Pazartesi sabahı başladınız varsayalım, her gün bir kağıda ya da bir not defterine (elinizin altında bulunabilecek en kolay yere) sizi üzen, zor durumda bırakan, sinirlendiren her şeyi yazın, ama her şeyi yazın, yani evden çıkarken bir şeyi almayı unuttuğunuzu fark ettiğinizde “hay Allah, ne akılsızım, ne halt ettim†ve benzeri suçlamaları kendimize yaptığımızda bile yazmalıyız, “çıkarken önemli bir dosyayı evde unuttuğum için kendime çok sinirlendim†ya da “bu yüzden aşırı gergin bir gün geçirdim†gibi… “bana kaba davranan patronumu yumruklamak istedim†de olabilir:-)) Ve 1 hafta sonra yani yazmayı bıraktıktan birkaç gün sonra bütün bu yazdıklarınızı okuyun, hem de tekrar tekrar… Bazılarının size ne kadar komik ve basit geldiğine şaşıracaksınız…
Eğlenceli ve sağlıklı günler diliyorum… Bir de umut etmeyi, umudu büyütmeyi ve yaşarken yaşatmayı ama sadece umut edilenin gerçekleşmesini beklemeyi değil, var olan her neyse onu yaşamanızı da diliyorum… Ãimdiyi/anı kaçırmadan yaşamayı…
Selma Candan Mart - 2005
En kısa ve başarılı peri masalı….. :))
Ve Zavallı kadın yapayalnız öldü… Cenazesini aylar sonra farkettiler.. Bu yalnız bayan yerine yalnız bir adam da olsa değişmezdi kaderi.. Yalnızlar Allaha mahsustur… Bayanlar ve baylar . Herkesin tercihine saygılıyız ama.. Yani bizler de evliliğin karşılıklı bir nimet olduğunu düşünebiliyor olabiliriz değilmi??? Size yalnızlığınızda mutluluklar( Bizce sizde yalnız kalmayın ama tercih meselesi) bize de(Evliliğe taraf olanlara) aynı yastıkta mutlu bir ömür dilerim. Herkese sevgilerimle Ekrem DEMİRBAÃ.
