IMF’ye Kýzanlara IMF’nin Ne Olduðunu Anlatan Bir Mizansen :)

asi olmak herşeye muhalefet etmeyi gerektirmiyor arkadaşım. asi olmak at gözlükleriyle bakıp gerçekleri görmeyi de engellemiyor. nickini asitürk diye koymakla da asi olunmuyor.
tabirimi mazur görünüz; bu ülkenin hep beraber içine ettik. dünya artık bir köy. ve bu köyde yaşamak istiyorsan bazılarının desteğini de almak zorundasın. elbirliğiyle batırdığımız ülkemizin imf’den gelecek paraya ihtiyacı olsun veya olmasın; bu köyde yaşamak istiyorsan arkana imf desteğini almak zorundasın. imf’nin yapılmasını istediği şeyler bu ülkenin geleceği için. her ne kadar son sosyal güvenlik reformunu desteklemiyor olsam da eğer bu ülkenin düze çıkmasını istiyorsak bazı şeyleri kabullenmemiz gerekiyor. küresel dünya ve imf düşmanları at gözlükleriyle baktıkları ve yalanlarla dolu dünyalarında “imf’yle ilişkisini kesen ülkeler düze çıkıyor” yalanına bel bağlamış duruyorlar. kim imf’yle bağlarını kesmişte düze çıkmış? arjantin mi? 10 yıl önce devletinin itibarını iki paralık edip dış borçlarını inkar eden, hiçbir dış yatırımın yapılmadığı arjantin mi? imf’ye borcunu ödeyip ekonomik piyasalara alay konusu olan arjantin mi? küresel ekonomiyi bildiğini sanıp aslında hiçbirşey bilmediği belli olan “asi” arkadaşım… sana kısaca ve ana hatlarıyla küresel ekonomi dersi vereyim: aslında imf ve dünya bankası ülkelere sembolik miktarda borç para verirler. önemli olan bu borç para verilirken o ülkenin yapmayı taahhüd ettiklerini, yani niyet belirttiği şeyleri uygulayıp uygulamamasıdır. çünkü imf’yle ilişkide olan ülke hakkında yapılan gözden geçirmelerde niyet mektubunda yazanlar gerçekleştiğinde yazılan olumlu rapor o ülkeye yatırım getirir, uzun vadeli ve düşük faizli borçlanma imkanı sağlar. olumsuz rapor ise yatırımları azaltıp borç faizini arttırır. yani imf’nin verdiği borç s e m b o l i k t i r… bu borcu vadesinden önce ödemeniz size alay konusu olmaktan başka birşey kazandırmaz. borcunu zamanından ödeyen ve düze çıktığı iddia edilen arjantin hâlâ ve inatla imf programını uygulamaktadır. biginize asi arkadaşım. :)))))
14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > durmak yok yola devam ibrahim.. > > 14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > > > sen benim dediklerimi de anlamamışsın :))))))) oyüzden çabalamıyorum. > > > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > > > > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz > > > onların ayağına gittik. > > > > > > Sayın ibrahim, > > > Yukarıdaki sözlerinle geçmişini bilmeyen biri olduğun ne kadar açık > > > birşekilde ortada.. > > > Onlar bizim ayağımıza gelmemişmiş…. > > > Devam et ibrahim kim tutar seni.. > > > > > > > > > 14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > > > > > > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz > > > > onların ayağına gittik. > > > > şimdi ise imf’nin borcunu geri almak için bizim vaad ettiğimiz > > > > şeyleri yapmamızı istiyor. > > > > tek suçlu imf değil. bizi imf’ye mahkum eden ekonomik politikalr, > > > > tasarruf etmeyi bilmeyen halk, sadece siyasi inancı için başarısız olmasına > > > > rağmen popilist bir yaklaşım sergileyen oy verenler. > > > > hem üzüm yiyoruz, hem bağcıyı dövmeye çalışıyoruz… ne kadar güzel > > > > :)))))) > > > > > > > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > > > > > > ben bunu bilirim.. imf - abd - ab.. elleri nereye uzandıysa > > > > > batırdılar.. > > > > > bi bakın yakın geçmişe imf’yi ülkesinden kovanlar ekonomik > > > > > durumlarını düzelttiler mi düzeltmediler mi? > > > > > imf başkanı kendisi itiraf etmedi mi kime gittiysek batırdık > > > > > diye.. > > > > > > > > > > > > > > > 13.04.2008 tarihinde ismet soner yazmış: > > > > > > > > > > > > Forwarded message > > > > > > From: yusufmuzac@hotmail.com > > > > > > Date: 13.Nis.2008 13:40 > > > > > > > > > > > > > > > > > > *IMF işini bir de benden dinleyin* > > > > > > > > > > > > ali.tezel@aksam.com.tr > > > > > > > > > > > > *Sosyal Güvenlik Reformu’nu IMF istediği için yapıyoruz diyoruz > > > > > > ya bazıları zannediyor ki IMF kafamıza silah dayamış illa bu reformu çıkar > > > > > > diyor. İşin aslı öyle değil. Gelin işi mizansen haline getirelim de herkesin > > > > > > anlayacağı şekle sokalım. > > > > > > > > > > > > Üst katta veya yan tarafta oturan komşunuz bir gece kapınızı > > > > > > tıklatsa ve “komşu bana acilen 10,000 lira verir misin?” dese, > > > > > > > > > > > > Siz- Ne yapacaksınız ve ne zaman ödeyeceksiniz? > > > > > > > > > > > > KomŞunuz- Benim aylık gelirim 1,000 lira ama 1,000 lira ev > > > > > > kirası veriyorum, 500 lira da eve harcıyorum o nedenle her ay 500 lira açık > > > > > > veriyorum şimdiye kadar 10 bin lira sağa sola borç birikti. Sizden aldığım > > > > > > parayla bu borçları ödeyeceğim. Size olacak borcumu da peyder pey > > > > > > ödeyeceğim. > > > > > > > > > > > > Siz- Vereceğim parayı ödeyebilmeniz için hem giderlerinizi > > > > > > kısmanız hem de gelirlerinizi artırmanız gerekmez mi? > > > > > > > > > > > > KomŞunuz- Giderlerimi kısmak için de önce bu evden 300 liralık > > > > > > bir gecekonduya gidicem, evin giderlerini de 400 liraya indiricem kalan 300 > > > > > > lira ile de borcumu ödeyeceğim. > > > > > > > > > > > > Öte yandan eşim de işe girecek eve giren para artacak. > > > > > > > > > > > > Siz- Peki bu dediklerini ne zaman yapacaksın? > > > > > > > > > > > > Komşunuz- Gelecek ay evin giderlerini düşürücem, ertesi ay da > > > > > > gecekonduya taşınacağım. Sanırım eşim de 3 ay içinde işe girer. > > > > > > > > > > > > Sİz- Komşu o zaman al sana 5,000 lira, gelecek ay bütçeni bana > > > > > > getir evinin giderlerini düşürmüşsen 2,000 lira daha vericem. Dediğin gibi > > > > > > ertesi ay gecekonduya geçince de 2,000 lira daha vericem, eşin işe girince > > > > > > de kalan 1,000 lirayı veririm. Ancak senden bu dediklerini taahhüt eden > > > > > > yazılı bir belge (Niyet Mektubu) istiyorum. > > > > > > > > > > > > Komşunuz- Sağ ol komşu hiç merak etme dediklerimi harfiyen > > > > > > yerine getiricem. > > > > > > > > > > > > Aradan 1 ay geçer > > > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de bana bütçeni getirip evinin giderlerini > > > > > > düşürdüğünü gösterecektin bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu > > > > > > vermiştin. Düşür mutfak giderini vereyim parayı. > > > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ellerinde “mutfağımıza uzanan eller > > > > > > kırılsın” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de 1,000 lira kirası olan bu evden çıkıp aylık > > > > > > kirası 300 lira olan bir eve taşınacaktın bana bu şekilde taahhütte > > > > > > bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür kira giderini vereyim parayı. > > > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimize göz diken gözler > > > > > > kör olsun” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 1,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de eşinin işe gireceğine söz vermiştin > > > > > > bakıyorum eşin hâlâ evde oturuyor. > > > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta yine eylem var. > > > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimizin işlerine kimseyi > > > > > > karıştırmayız, kimin çalışıp çalışmayacağına biz karar veririz, söz, yetki, > > > > > > karar bizde olmalı” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > > > …… > > > > > > > > > > > > Not: “Siz-” denilen yerlere IMF yazın, “KomŞunuz-” denilen > > > > > > yerlere ise bildiğiniz bir ülke ismini yazabilirsiniz.* > > > > > > > > > > > > > > > > > > Ali Tezel, Akşam > > > > > > — > > > > > > PRIMUM NON NOCERE > > > > > > http://ismetsoner.spaces.live.com > > > > > > http://groups.google.com.tr/group/bursaforum > > > > > > (Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz > > > > > > vermeyin. İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir) > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > — > > > > ZELZELEYİZ BİZ………. > > > > ÇOK YAKINDA………… > > > > > > > > > > > > > — > > ZELZELEYİZ BİZ………. > > ÇOK YAKINDA………… > > > > > >

IMF’ye Kýzanlara IMF’nin Ne Olduðunu Anlatan Bir Mizansen :)

sizin paranız varsa gidip faizle kredi alırmısınız kredi kartınızı taksitlere böldürüp faiz ödermisiniz,bu işi böyle düşünün
Date: Mon, 14 Apr 2008 17:07:35 +0300From: powerist06@gmail.comTo: grouproyale@googlegroups.comSubject: [Group Royale] Re: IMF’ye Kızanlara IMF’nin Ne Olduğunu Anlatan Bir Mizansen :)sen benim dediklerimi de anlamamışsın :))))))) oyüzden çabalamıyorum. 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış:
okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz onların ayağına gittik. Sayın ibrahim, Yukarıdaki sözlerinle geçmişini bilmeyen biri olduğun ne kadar açık birşekilde ortada.. Onlar bizim ayağımıza gelmemişmiş…. Devam et ibrahim kim tutar seni.. 14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış:
okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :)))))imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz onların ayağına gittik. şimdi ise imf’nin borcunu geri almak için bizim vaad ettiğimiz şeyleri yapmamızı istiyor. tek suçlu imf değil. bizi imf’ye mahkum eden ekonomik politikalr, tasarruf etmeyi bilmeyen halk, sadece siyasi inancı için başarısız olmasına rağmen popilist bir yaklaşım sergileyen oy verenler.hem üzüm yiyoruz, hem bağcıyı dövmeye çalışıyoruz… ne kadar güzel :)))))) 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış:
ben bunu bilirim.. imf - abd - ab.. elleri nereye uzandıysa batırdılar… bi bakın yakın geçmişe imf’yi ülkesinden kovanlar ekonomik durumlarını düzelttiler mi düzeltmediler mi? imf başkanı kendisi itiraf etmedi mi kime gittiysek batırdık diye.. 13.04.2008 tarihinde ismet soner yazmış:
Forwarded message From: yusufmuzac@hotmail.comDate: 13.Nis.2008 13:40

IMF işini bir de benden dinleyin
ali.tezel@aksam.com.tr

Sosyal Güvenlik Reformu’nu IMF istediği için yapıyoruz diyoruz ya bazıları zannediyor ki IMF kafamıza silah dayamış illa bu reformu çıkar diyor. İşin aslı öyle değil. Gelin işi mizansen haline getirelim de herkesin anlayacağı şekle sokalım. Üst katta veya yan tarafta oturan komşunuz bir gece kapınızı tıklatsa ve “komşu bana acilen 10,000 lira verir misin?” dese,Siz- Ne yapacaksınız ve ne zaman ödeyeceksiniz?KomŞunuz- Benim aylık gelirim 1,000 lira ama 1,000 lira ev kirası veriyorum, 500 lira da eve harcıyorum o nedenle her ay 500 lira açık veriyorum şimdiye kadar 10 bin lira sağa sola borç birikti. Sizden aldığım parayla bu borçları ödeyeceğim. Size olacak borcumu da peyder pey ödeyeceğim. Siz- Vereceğim parayı ödeyebilmeniz için hem giderlerinizi kısmanız hem de gelirlerinizi artırmanız gerekmez mi?KomŞunuz- Giderlerimi kısmak için de önce bu evden 300 liralık bir gecekonduya gidicem, evin giderlerini de 400 liraya indiricem kalan 300 lira ile de borcumu ödeyeceğim. Öte yandan eşim de işe girecek eve giren para artacak.Siz- Peki bu dediklerini ne zaman yapacaksın?Komşunuz- Gelecek ay evin giderlerini düşürücem, ertesi ay da gecekonduya taşınacağım. Sanırım eşim de 3 ay içinde işe girer.Sİz- Komşu o zaman al sana 5,000 lira, gelecek ay bütçeni bana getir evinin giderlerini düşürmüşsen 2,000 lira daha vericem. Dediğin gibi ertesi ay gecekonduya geçince de 2,000 lira daha vericem, eşin işe girince de kalan 1,000 lirayı veririm. Ancak senden bu dediklerini taahhüt eden yazılı bir belge (Niyet Mektubu) istiyorum.Komşunuz- Sağ ol komşu hiç merak etme dediklerimi harfiyen yerine getiricem.Aradan 1 ay geçerKomşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin.Siz- Tamam da sen de bana bütçeni getirip evinin giderlerini düşürdüğünü gösterecektin bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür mutfak giderini vereyim parayı.Ertesi gün sokakta eylem var.Komşunuzun çocukları ellerinde “mutfağımıza uzanan eller kırılsın” pankartları ile eylemdeler.Aradan 1 ay daha geçerKomşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin.Siz- Tamam da sen de 1,000 lira kirası olan bu evden çıkıp aylık kirası 300 lira olan bir eve taşınacaktın bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür kira giderini vereyim parayı.Ertesi gün sokakta eylem var.Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimize göz diken gözler kör olsun” pankartları ile eylemdeler.Aradan 1 ay daha geçerKomşunuz- Komşu bana bu ay 1,000 lira verecektin.Siz- Tamam da sen de eşinin işe gireceğine söz vermiştin bakıyorum eşin hâlâ evde oturuyor.Ertesi gün sokakta yine eylem var.Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimizin işlerine kimseyi karıştırmayız, kimin çalışıp çalışmayacağına biz karar veririz, söz, yetki, karar bizde olmalı” pankartları ile eylemdeler…….Not: “Siz-” denilen yerlere IMF yazın, “KomŞunuz-” denilen yerlere ise bildiğiniz bir ülke ismini yazabilirsiniz.Ali Tezel, Akşam– PRIMUM NON NOCEREhttp://ismetsoner.spaces.live.comhttp://groups.google.com.tr/group/bursaforum(Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir) — ZELZELEYİZ BİZ………. ÇOK YAKINDA………… — ZELZELEYİZ BİZ……….. ÇOK YAKINDA…………_________________________________________________________________ Hotmail’i seviyor musunuz? Artık daha da iyi. Sürükle ve Bırak, yeni Okuma Bölmeleri, genişletilmiş güvenlik özellikleri ve 5GB ÜCRETSİZ depolama alanı hep birlikte sizin çevrimiçi iletişiminizi daha da kolaylaştırıyor. Tamamıyla yeni Windows Live Hotmail. Ücretsiz hesabınızı ŞİMDİ edinin! http://get.live.com/mail/overview/

IMF’ye Kýzanlara IMF’nin Ne Olduðunu Anlatan Bir Mizansen :)

durmak yok yola devam ibrahim..
14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > sen benim dediklerimi de anlamamışsın :))))))) oyüzden çabalamıyorum. > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz > > onların ayağına gittik. > > > > Sayın ibrahim, > > Yukarıdaki sözlerinle geçmişini bilmeyen biri olduğun ne kadar açık > > birşekilde ortada.. > > Onlar bizim ayağımıza gelmemişmiş…. > > Devam et ibrahim kim tutar seni.. > > > > > > 14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > > > > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz > > > onların ayağına gittik. > > > şimdi ise imf’nin borcunu geri almak için bizim vaad ettiğimiz şeyleri > > > yapmamızı istiyor. > > > tek suçlu imf değil. bizi imf’ye mahkum eden ekonomik politikalr, > > > tasarruf etmeyi bilmeyen halk, sadece siyasi inancı için başarısız olmasına > > > rağmen popilist bir yaklaşım sergileyen oy verenler. > > > hem üzüm yiyoruz, hem bağcıyı dövmeye çalışıyoruz… ne kadar güzel > > > :)))))) > > > > > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > > > > ben bunu bilirim.. imf - abd - ab.. elleri nereye uzandıysa > > > > batırdılar.. > > > > bi bakın yakın geçmişe imf’yi ülkesinden kovanlar ekonomik > > > > durumlarını düzelttiler mi düzeltmediler mi? > > > > imf başkanı kendisi itiraf etmedi mi kime gittiysek batırdık diye.. > > > > > > > > > > > > 13.04.2008 tarihinde ismet soner yazmış: > > > > > > > > > > Forwarded message > > > > > From: yusufmuzac@hotmail.com > > > > > Date: 13.Nis.2008 13:40 > > > > > > > > > > > > > > > *IMF işini bir de benden dinleyin* > > > > > > > > > > ali.tezel@aksam.com.tr > > > > > > > > > > *Sosyal Güvenlik Reformu’nu IMF istediği için yapıyoruz diyoruz ya > > > > > bazıları zannediyor ki IMF kafamıza silah dayamış illa bu reformu çıkar > > > > > diyor. İşin aslı öyle değil. Gelin işi mizansen haline getirelim de herkesin > > > > > anlayacağı şekle sokalım. > > > > > > > > > > Üst katta veya yan tarafta oturan komşunuz bir gece kapınızı > > > > > tıklatsa ve “komşu bana acilen 10,000 lira verir misin?” dese, > > > > > > > > > > Siz- Ne yapacaksınız ve ne zaman ödeyeceksiniz? > > > > > > > > > > KomŞunuz- Benim aylık gelirim 1,000 lira ama 1,000 lira ev kirası > > > > > veriyorum, 500 lira da eve harcıyorum o nedenle her ay 500 lira açık > > > > > veriyorum şimdiye kadar 10 bin lira sağa sola borç birikti. Sizden aldığım > > > > > parayla bu borçları ödeyeceğim. Size olacak borcumu da peyder pey > > > > > ödeyeceğim. > > > > > > > > > > Siz- Vereceğim parayı ödeyebilmeniz için hem giderlerinizi > > > > > kısmanız hem de gelirlerinizi artırmanız gerekmez mi? > > > > > > > > > > KomŞunuz- Giderlerimi kısmak için de önce bu evden 300 liralık bir > > > > > gecekonduya gidicem, evin giderlerini de 400 liraya indiricem kalan 300 lira > > > > > ile de borcumu ödeyeceğim. > > > > > > > > > > Öte yandan eşim de işe girecek eve giren para artacak. > > > > > > > > > > Siz- Peki bu dediklerini ne zaman yapacaksın? > > > > > > > > > > Komşunuz- Gelecek ay evin giderlerini düşürücem, ertesi ay da > > > > > gecekonduya taşınacağım. Sanırım eşim de 3 ay içinde işe girer. > > > > > > > > > > Sİz- Komşu o zaman al sana 5,000 lira, gelecek ay bütçeni bana > > > > > getir evinin giderlerini düşürmüşsen 2,000 lira daha vericem. Dediğin gibi > > > > > ertesi ay gecekonduya geçince de 2,000 lira daha vericem, eşin işe girince > > > > > de kalan 1,000 lirayı veririm. Ancak senden bu dediklerini taahhüt eden > > > > > yazılı bir belge (Niyet Mektubu) istiyorum. > > > > > > > > > > Komşunuz- Sağ ol komşu hiç merak etme dediklerimi harfiyen yerine > > > > > getiricem. > > > > > > > > > > Aradan 1 ay geçer > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de bana bütçeni getirip evinin giderlerini > > > > > düşürdüğünü gösterecektin bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu > > > > > vermiştin. Düşür mutfak giderini vereyim parayı. > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ellerinde “mutfağımıza uzanan eller kırılsın” > > > > > pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de 1,000 lira kirası olan bu evden çıkıp aylık > > > > > kirası 300 lira olan bir eve taşınacaktın bana bu şekilde taahhütte > > > > > bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür kira giderini vereyim parayı. > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimize göz diken gözler > > > > > kör olsun” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 1,000 lira verecektin. > > > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de eşinin işe gireceğine söz vermiştin bakıyorum > > > > > eşin hâlâ evde oturuyor. > > > > > > > > > > Ertesi gün sokakta yine eylem var. > > > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimizin işlerine kimseyi > > > > > karıştırmayız, kimin çalışıp çalışmayacağına biz karar veririz, söz, yetki, > > > > > karar bizde olmalı” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > > > …… > > > > > > > > > > Not: “Siz-” denilen yerlere IMF yazın, “KomŞunuz-” denilen yerlere > > > > > ise bildiğiniz bir ülke ismini yazabilirsiniz.* > > > > > > > > > > > > > > > Ali Tezel, Akşam > > > > > — > > > > > PRIMUM NON NOCERE > > > > > http://ismetsoner.spaces.live.com > > > > > http://groups.google.com.tr/group/bursaforum > > > > > (Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. > > > > > İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir) > > > > > > > > > > > > > > > > > > > — > > > ZELZELEYİZ BİZ………. > > > ÇOK YAKINDA………… > > > > > > > > — > ZELZELEYİZ BİZ………. > ÇOK YAKINDA………… > > >

IMF’ye Kýzanlara IMF’nin Ne Olduðunu Anlatan Bir Mizansen :)

sen benim dediklerimi de anlamamışsın :))))))) oyüzden çabalamıyorum.
14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz onların > ayağına gittik. > > Sayın ibrahim, > Yukarıdaki sözlerinle geçmişini bilmeyen biri olduğun ne kadar açık > birşekilde ortada.. > Onlar bizim ayağımıza gelmemişmiş…. > Devam et ibrahim kim tutar seni.. > > > 14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz > > onların ayağına gittik. > > şimdi ise imf’nin borcunu geri almak için bizim vaad ettiğimiz şeyleri > > yapmamızı istiyor. > > tek suçlu imf değil. bizi imf’ye mahkum eden ekonomik politikalr, > > tasarruf etmeyi bilmeyen halk, sadece siyasi inancı için başarısız olmasına > > rağmen popilist bir yaklaşım sergileyen oy verenler. > > hem üzüm yiyoruz, hem bağcıyı dövmeye çalışıyoruz… ne kadar güzel > > :)))))) > > > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > > ben bunu bilirim.. imf - abd - ab.. elleri nereye uzandıysa > > > batırdılar.. > > > bi bakın yakın geçmişe imf’yi ülkesinden kovanlar ekonomik durumlarını > > > düzelttiler mi düzeltmediler mi? > > > imf başkanı kendisi itiraf etmedi mi kime gittiysek batırdık diye.. > > > > > > > > > 13.04.2008 tarihinde ismet soner yazmış: > > > > > > > > Forwarded message > > > > From: yusufmuzac@hotmail.com > > > > Date: 13.Nis.2008 13:40 > > > > > > > > > > > > *IMF işini bir de benden dinleyin* > > > > > > > > ali.tezel@aksam.com.tr > > > > > > > > *Sosyal Güvenlik Reformu’nu IMF istediği için yapıyoruz diyoruz ya > > > > bazıları zannediyor ki IMF kafamıza silah dayamış illa bu reformu çıkar > > > > diyor. İşin aslı öyle değil. Gelin işi mizansen haline getirelim de herkesin > > > > anlayacağı şekle sokalım. > > > > > > > > Üst katta veya yan tarafta oturan komşunuz bir gece kapınızı > > > > tıklatsa ve “komşu bana acilen 10,000 lira verir misin?” dese, > > > > > > > > Siz- Ne yapacaksınız ve ne zaman ödeyeceksiniz? > > > > > > > > KomŞunuz- Benim aylık gelirim 1,000 lira ama 1,000 lira ev kirası > > > > veriyorum, 500 lira da eve harcıyorum o nedenle her ay 500 lira açık > > > > veriyorum şimdiye kadar 10 bin lira sağa sola borç birikti. Sizden aldığım > > > > parayla bu borçları ödeyeceğim. Size olacak borcumu da peyder pey > > > > ödeyeceğim. > > > > > > > > Siz- Vereceğim parayı ödeyebilmeniz için hem giderlerinizi kısmanız > > > > hem de gelirlerinizi artırmanız gerekmez mi? > > > > > > > > KomŞunuz- Giderlerimi kısmak için de önce bu evden 300 liralık bir > > > > gecekonduya gidicem, evin giderlerini de 400 liraya indiricem kalan 300 lira > > > > ile de borcumu ödeyeceğim. > > > > > > > > Öte yandan eşim de işe girecek eve giren para artacak. > > > > > > > > Siz- Peki bu dediklerini ne zaman yapacaksın? > > > > > > > > Komşunuz- Gelecek ay evin giderlerini düşürücem, ertesi ay da > > > > gecekonduya taşınacağım. Sanırım eşim de 3 ay içinde işe girer. > > > > > > > > Sİz- Komşu o zaman al sana 5,000 lira, gelecek ay bütçeni bana getir > > > > evinin giderlerini düşürmüşsen 2,000 lira daha vericem. Dediğin gibi ertesi > > > > ay gecekonduya geçince de 2,000 lira daha vericem, eşin işe girince de kalan > > > > 1,000 lirayı veririm. Ancak senden bu dediklerini taahhüt eden yazılı bir > > > > belge (Niyet Mektubu) istiyorum. > > > > > > > > Komşunuz- Sağ ol komşu hiç merak etme dediklerimi harfiyen yerine > > > > getiricem. > > > > > > > > Aradan 1 ay geçer > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de bana bütçeni getirip evinin giderlerini > > > > düşürdüğünü gösterecektin bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu > > > > vermiştin. Düşür mutfak giderini vereyim parayı. > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ellerinde “mutfağımıza uzanan eller kırılsın” > > > > pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de 1,000 lira kirası olan bu evden çıkıp aylık > > > > kirası 300 lira olan bir eve taşınacaktın bana bu şekilde taahhütte > > > > bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür kira giderini vereyim parayı. > > > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimize göz diken gözler kör > > > > olsun” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 1,000 lira verecektin. > > > > > > > > Siz- Tamam da sen de eşinin işe gireceğine söz vermiştin bakıyorum > > > > eşin hâlâ evde oturuyor. > > > > > > > > Ertesi gün sokakta yine eylem var. > > > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimizin işlerine kimseyi > > > > karıştırmayız, kimin çalışıp çalışmayacağına biz karar veririz, söz, yetki, > > > > karar bizde olmalı” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > > > …… > > > > > > > > Not: “Siz-” denilen yerlere IMF yazın, “KomŞunuz-” denilen yerlere > > > > ise bildiğiniz bir ülke ismini yazabilirsiniz.* > > > > > > > > > > > > Ali Tezel, Akşam > > > > — > > > > PRIMUM NON NOCERE > > > > http://ismetsoner.spaces.live.com > > > > http://groups.google.com.tr/group/bursaforum > > > > (Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. > > > > İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir) > > > > > > > > > > > > > > — > > ZELZELEYİZ BİZ………. > > ÇOK YAKINDA………… > > > > > >

IMF’ye Kýzanlara IMF’nin Ne Olduðunu Anlatan Bir Mizansen :)

okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :)))))
imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz onların ayağına gittik.
Sayın ibrahim, Yukarıdaki sözlerinle geçmişini bilmeyen biri olduğun ne kadar açık birşekilde ortada.. Onlar bizim ayağımıza gelmemişmiş…. Devam et ibrahim kim tutar seni..
14.04.2008 tarihinde ibrahim akbay yazmış: > > okuduğunu anlamamaya yeminli bir arkadaş daha :))))) > imf “hadi biz size borç verelim.” diye ayaklarımıza kapanmadı. biz onların > ayağına gittik. > şimdi ise imf’nin borcunu geri almak için bizim vaad ettiğimiz şeyleri > yapmamızı istiyor. > tek suçlu imf değil. bizi imf’ye mahkum eden ekonomik politikalr, tasarruf > etmeyi bilmeyen halk, sadece siyasi inancı için başarısız olmasına rağmen > popilist bir yaklaşım sergileyen oy verenler. > hem üzüm yiyoruz, hem bağcıyı dövmeye çalışıyoruz… ne kadar güzel > :)))))) > > 14.04.2008 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > ben bunu bilirim.. imf - abd - ab.. elleri nereye uzandıysa batırdılar.. > > bi bakın yakın geçmişe imf’yi ülkesinden kovanlar ekonomik durumlarını > > düzelttiler mi düzeltmediler mi? > > imf başkanı kendisi itiraf etmedi mi kime gittiysek batırdık diye.. > > > > > > 13.04.2008 tarihinde ismet soner yazmış: > > > > > > Forwarded message > > > From: yusufmuzac@hotmail.com > > > Date: 13.Nis.2008 13:40 > > > > > > > > > *IMF işini bir de benden dinleyin* > > > > > > ali.tezel@aksam.com.tr > > > > > > *Sosyal Güvenlik Reformu’nu IMF istediği için yapıyoruz diyoruz ya > > > bazıları zannediyor ki IMF kafamıza silah dayamış illa bu reformu çıkar > > > diyor. İşin aslı öyle değil. Gelin işi mizansen haline getirelim de herkesin > > > anlayacağı şekle sokalım. > > > > > > Üst katta veya yan tarafta oturan komşunuz bir gece kapınızı tıklatsa > > > ve “komşu bana acilen 10,000 lira verir misin?” dese, > > > > > > Siz- Ne yapacaksınız ve ne zaman ödeyeceksiniz? > > > > > > KomŞunuz- Benim aylık gelirim 1,000 lira ama 1,000 lira ev kirası > > > veriyorum, 500 lira da eve harcıyorum o nedenle her ay 500 lira açık > > > veriyorum şimdiye kadar 10 bin lira sağa sola borç birikti. Sizden aldığım > > > parayla bu borçları ödeyeceğim. Size olacak borcumu da peyder pey > > > ödeyeceğim. > > > > > > Siz- Vereceğim parayı ödeyebilmeniz için hem giderlerinizi kısmanız > > > hem de gelirlerinizi artırmanız gerekmez mi? > > > > > > KomŞunuz- Giderlerimi kısmak için de önce bu evden 300 liralık bir > > > gecekonduya gidicem, evin giderlerini de 400 liraya indiricem kalan 300 lira > > > ile de borcumu ödeyeceğim. > > > > > > Öte yandan eşim de işe girecek eve giren para artacak. > > > > > > Siz- Peki bu dediklerini ne zaman yapacaksın? > > > > > > Komşunuz- Gelecek ay evin giderlerini düşürücem, ertesi ay da > > > gecekonduya taşınacağım. Sanırım eşim de 3 ay içinde işe girer. > > > > > > Sİz- Komşu o zaman al sana 5,000 lira, gelecek ay bütçeni bana getir > > > evinin giderlerini düşürmüşsen 2,000 lira daha vericem. Dediğin gibi ertesi > > > ay gecekonduya geçince de 2,000 lira daha vericem, eşin işe girince de kalan > > > 1,000 lirayı veririm. Ancak senden bu dediklerini taahhüt eden yazılı bir > > > belge (Niyet Mektubu) istiyorum. > > > > > > Komşunuz- Sağ ol komşu hiç merak etme dediklerimi harfiyen yerine > > > getiricem. > > > > > > Aradan 1 ay geçer > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > Siz- Tamam da sen de bana bütçeni getirip evinin giderlerini > > > düşürdüğünü gösterecektin bana bu şekilde taahhütte bulunmuş, niyet mektubu > > > vermiştin. Düşür mutfak giderini vereyim parayı. > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > Komşunuzun çocukları ellerinde “mutfağımıza uzanan eller kırılsın” > > > pankartları ile eylemdeler. > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 2,000 lira verecektin. > > > > > > Siz- Tamam da sen de 1,000 lira kirası olan bu evden çıkıp aylık > > > kirası 300 lira olan bir eve taşınacaktın bana bu şekilde taahhütte > > > bulunmuş, niyet mektubu vermiştin. Düşür kira giderini vereyim parayı. > > > > > > Ertesi gün sokakta eylem var. > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimize göz diken gözler kör > > > olsun” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > Aradan 1 ay daha geçer > > > > > > Komşunuz- Komşu bana bu ay 1,000 lira verecektin. > > > > > > Siz- Tamam da sen de eşinin işe gireceğine söz vermiştin bakıyorum > > > eşin hâlâ evde oturuyor. > > > > > > Ertesi gün sokakta yine eylem var. > > > > > > Komşunuzun çocukları ve eşi ellerinde “evimizin işlerine kimseyi > > > karıştırmayız, kimin çalışıp çalışmayacağına biz karar veririz, söz, yetki, > > > karar bizde olmalı” pankartları ile eylemdeler. > > > > > > …… > > > > > > Not: “Siz-” denilen yerlere IMF yazın, “KomŞunuz-” denilen yerlere ise > > > bildiğiniz bir ülke ismini yazabilirsiniz.* > > > > > > > > > Ali Tezel, Akşam > > > — > > > PRIMUM NON NOCERE > > > http://ismetsoner.spaces.live.com > > > http://groups.google.com.tr/group/bursaforum > > > (Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. > > > İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir) > > > > > > > > > — > ZELZELEYİZ BİZ………. > ÇOK YAKINDA………… > > >

Kürşat Başar - Başucumda Müzik ..

* **Oradan Oraya Giderken İnsan Hayatı Düşünüyor* *[image: basucumda müzik]* ** ** *Otele döndüğümüzde küçük bir paket verdiler bana. Odaya çıkar çıkmaz heyecanla açtım. Küçük bir el aynası çıktı içinden. Altın yaldızlı, iÅŸlemeli ama çok eski bir aynaydı. Aynanın kenarlarından sırları dökülmüştü. Çok güzeldi. Onunla birlikte bir mektup bırakılmıştı:* ** *”Oradan oraya giderken insan hayatı düşünüyor. ÇocukluÄŸunu, nereden nereye geldiÄŸini, unuttuÄŸu anları… Büyüdüğünü, yaÅŸlandığını hissediyor. Çocukken küçücük ÅŸeyler bize ne büyük mutluluk verirdi. Åimdi istediÄŸimizi yapmak elimizde ama her nedense bizi mutlu eden ÅŸeyler gittikçe azalıyor. İşte sunuların içinde batacağı söylenen bir kente tepeden bakarak yenen bir yemek, bir kadının söylediÄŸi unutulmaz ÅŸarkılar, hiç beklenmedik karşılaÅŸmalar… Tanımadığın bir sokakta yürürken birdenbire onun da yanında olmasını istediÄŸin, içinin ürperdiÄŸi kısacak bir an… Bir yerlerden istemsiz çıkıp geliveren bir yüzün, tutmak istesen de, silinip gittiÄŸi o kısacık an…* ** *Bir yandan bunlar, insanın kendi kendine kaldığı, trenin camlarından yabancı hayatların akıp gittiÄŸi, geride kaldığı bir anda uzaklara giderken aynı anda kendi içine, kendi geçmiÅŸine yaptığı yolculuÄŸun silik, tarifsiz duygusu, öte yandan sorumluluklar, görevler, bekleyenler… Gördüğüm ne varsa hayalimde senin yanına koyuyorum, senin üstüne giydiriyorum, senin eline alıp baktığını düşünüyorum, senin dokunmanı istiyorum… Bu küçük aynaya baktım ama kendimi deÄŸil senin yüzünü gördüm içinde…* ** *Kendinize iyi bakın küçükhanım… “* ** *Ne tuhaf! Sanki ayrı olduÄŸumuz günlerde aslında ikimiz de aynı ÅŸeyleri düşünmüştük…* ** *”Ne yapacağını bilmiyorum ama” dedi Ayla, “bu mektupları, notları ortadan kaldırsan iyi olur… İnÅŸallah onları saklamak gibi bir delilik yapmıyorsundur…”* ** *”Yaptığım deliliklerin yanında bu herhalde fazla büyük bir ÅŸey sayılmaz…” diye güldüm.* ** *” KeÅŸke yine eski günlerde olsaydık” dedi Ayla ” o güzel günler niye öyle çabuk geçip gitti ki…”* ** ** *KürÅŸat BaÅŸar - BaÅŸucumda Müzik* ** ** ** ** ** *– * *αÏтαℓα уαтışℓαÑıм, вιℓмєz∂єη gєℓιşℓєÑιм, кαÑşıм∂αкιηιη уαℓαη ѕöуℓємє Ïσтαηѕιуєℓιηє σℓαη мєÑαкıм∂αη∂ıх :)* ** *тüм gÑÏ…ÏℓαÑ∂α ησмαιℓ ∂υÑυмυη∂αуıм..* *υℓαşмαк ιѕтєÑѕєηιz α∂Ñєѕ вєℓℓι ..* *Ñєкℓαмα gÑ”Ñєк уσк ;) *

iyi gün dostu…

Dün bir arkadaşımın evinde başıma hoş bir şey geldi, yeni bir kavram öğrendim.
Biz ‘kötü gün dostu’nu biliriz, değil mi?
Kıymetli olan, değerli olan odur.
Öyle dostlarımız olsun isteriz.
Zor ya da acılı zamanlarımızda kapı gibi yanımızda olacak…
Ağladığımız omuz olacak…
Destek olacak…
Ben en önemlisinin hep bu olduğunu zannederdim.
Ama bugüne kadar. ‘Allah razı olsun onlardan ama…’
‘Kötü gün dostu daha kolay bulunur, zor olan iyi gün dostu bulabilmek…’ Kafam karıştı birden, ‘Nasıl yani’ dedim. İzah etti: ‘Bazen kendinle ilgili müthiş bir haber alırsın, eteklerin zil çalar, acayip bir başarıya imza atmışsındır, terfi etmişsindir, aşık olmuşsundur, mutluluktan uçuyorsundur…. Paylaşmak istersin, anlatırsın… İşte o zaman anlarsın, karşındaki iyi gün dostu mu değil mi? Seni dinlerken, yüzünden bir bulut geçiyorsa, ağzını yüzünü buruşturuyorsa, senin mutluluğunla mutlu olmuyorsa, seni kıskanıyorsa… Geçmiş olsun, o iyi gün dostu değildir! Zordur zaten iyi gün dostu bulmak. Acıyı paylaşmak, mutluluğu paylaşmaktan daha kolaydır. O yüzden kötü gün dostu daha kolay bulunur…’
şimdiii Düşünün bakalım, sizin kaç tane ‘iyi gün dostu’nuz var?

iyi gün dostu…

Dün bir arkadaşımın evinde başıma hoş bir şey geldi, yeni bir kavram öğrendim.
Biz ‘kötü gün dostu’nu biliriz, değil mi?
Kıymetli olan, değerli olan odur.
Öyle dostlarımız olsun isteriz.
Zor ya da acılı zamanlarımızda kapı gibi yanımızda olacak…
Ağladığımız omuz olacak…
Destek olacak…
Ben en önemlisinin hep bu olduğunu zannederdim.
Ama bugüne kadar. ‘Allah razı olsun onlardan ama…’
‘Kötü gün dostu daha kolay bulunur, zor olan iyi gün dostu bulabilmek…’ Kafam karıştı birden, ‘Nasıl yani’ dedim. İzah etti: ‘Bazen kendinle ilgili müthiş bir haber alırsın, eteklerin zil çalar, acayip bir başarıya imza atmışsındır, terfi etmişsindir, aşık olmuşsundur, mutluluktan uçuyorsundur…. Paylaşmak istersin, anlatırsın… İşte o zaman anlarsın, karşındaki iyi gün dostu mu değil mi? Seni dinlerken, yüzünden bir bulut geçiyorsa, ağzını yüzünü buruşturuyorsa, senin mutluluğunla mutlu olmuyorsa, seni kıskanıyorsa… Geçmiş olsun, o iyi gün dostu değildir! Zordur zaten iyi gün dostu bulmak. Acıyı paylaşmak, mutluluğu paylaşmaktan daha kolaydır. O yüzden kötü gün dostu daha kolay bulunur…’
şimdiii Düşünün bakalım, sizin kaç tane ‘iyi gün dostu’nuz var?

zaman

Geçenlerde bir Cafe’de birkaç genç kızın kendi aralarında beğendikleri erkekleri, sevgililerini çekiştirdiklerine kulak misafiri oldum istemeden.
İstemeden’i burada gerçekten istemeden anlamında kullanıyorum çünkü o kadar hararetle ve yüksek sesle konuşuyorlardı ki yan masada oturan biri olarak konuşulanları duymamam için kulaklarımı tıkamam gerekirdi.
Onlardan esinlenerek ben de ister istemez kendi genç kızlık dönemlerimi hatırladım. Benim için artık kimin kiminle çıktığı, ya da yakışıklı erkekleri çekiştirdiğimiz konuşmalar çok geride kalmıştı. Yüreğimde 17-18 yaşlarındayken kopan fırtınadan eser yoktu.
Artık beynimi ve hayatımı meşgul eden konular çok farklıydı. Bir an hüzünlendim çünkü kendimi hiç de o kadar büyümüş hissetmiyordum. Oysaki o yaşlarda benim için 30 yaşın üzerindeki herkes yaşlı grubuna giriyordu.
Acaba şimdiki yaşımla bir orta yaş krizi sorunum mu vardı?!
Ben hala nasıl bu yaşa geldiğimi anlamadan, hala kendimi ‘yeterince yetişkin’ olarak göremezken nasıl da fark etmeden oradan oraya savrulup gitmişim. Sonu gelmez bir mücadelenin içine düşmüşüm.
Eskiden zaman gerçekten yavaş mı ilerliyordu, yoksa zaman diye bir kavram mı yoktu?
Şimdi niye bu kadar hızla akıp gidiyor, bazen hiçbir yerine dokunamadan hayatın?!
Yirmili yaşlar üniversiteden mezun olup hayat mücadelesine başladığımız yaşlar. Kendi ayakların üzerinde durmak istiyorsun, para kazanmak istiyorsun, kariyer yapmak istiyorsun…
İş dünyasına da o kadar yabancısın ki, hadi buyurun ‘kurtlar sofrasına’!
Birden herkesin senden ne kadar çok şey beklediğini fark edersin; ailen, sevgilin, arkadaşların hatta kendin bile. Başarılı olamama korkusu cabası! Pastadan payını alabilmek için çok çalışman gerekecektir. Fazla mesailere ses çıkarmaman, iyi ilişkiler kurman ve hep daha fazla çalışman. Karşına çıkacak tüm engellerle savaşmak zorundasın, mücadele etmek zorundasın ki amaçlarına ulaşasın.
Bunun yanı sıra özel hayatın var tabii bir de; bir sevgili, bir eş, belki çocuklar. Ve hepsi de senden en değerli olan şeyi, vaktini isterler. İş ve özel hayatını dengede tutmak için de ayrı bir mücadeleye girersin. İş, eş, sevgili, çocuk, anne, baba, kardeş, arkadaş hepsine yeterince vakit ayırmak, sevgini ilgini göstermek zorundasın. Birden bu kadar karmaşa, bu kadar sorumluluk altında ezildiğini fark etmeye, ”Tüm hayatım problem çözmekle mi geçecek?’ ‘ diye düşünmeye başlarsın.
Zaman o kadar hızla akıp gitmektedir ki, onun hızına ayak uydurabilmek için daha da hızlanırız, daha çok koşturmaca, daha çok karmaşa, daha çok sorumluluk alır başını gider. Ve bir de bakmışsın ki sen hayatını değil, hayat seni şekillendiriyor, peşi sıra sürüklüyor.
Bunun farkına vardığın anda da hayatı, güya sana ait olan hayatını sorgulamaya başlıyorsun.
”Bu gerçekten yaşamak istediğim hayat mı?”…
Sorular başladığı anda cevapların gelmesi uzun zaman almıyor. Artık hayatımız eskisi gibi değildir!
Dengeyi kurabilmek çok önemli.”Yepyeni sorumluluklar omzumuza yüklendi,” diyerek yaşadığımız gerçekliği kabul ederek işe başlayabiliriz. ”Bu yeni bir hayat ve karşımıza değerlendirebileceğimiz farklı fırsatlar çıkacak,” diye düşünebiliriz.
Belki bu şekilde düşününce karamsar düşüncelerden kurtulabiliriz. Pek çok şeye bir anda sahip olmayı biz istemiştik ama olamayınca da hayal kırıklığına uğradık.
Her şeye aynı anda ulaşmak nasıl mümkün olsun?!
İlk önce bunu kabullendiğimizde belki gereken olgunluğu yakalayabiliriz. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamamak dikkat etmemiz gereken diğer bir nokta. Herkes kendi yolunu kendi seçmişti…
Kendimizi içinde bulunduğumuz koşullara göre değerlendirmeliyiz, başkalarının koşullarına göre değil.
Zamanı, gençliğimizi, güzelliğimizi, sağlığımızı kaybetme duygusunu yaşamak çok rahatsız edici. Ama bütün bu krizin öncelikle kendi kafamızın içinde olup bittiğini düşünürsek belki rahat bir nefes alabiliriz. Karamsar ya da iyimser olmak, olayları olumlu tarafından ele alıp bu şekilde yaşamak ya da kuyruğun bir yerine tutunup kalmak bizim elimizde.
Kendi iç dünyamızı daha iyi gözlemlediğimizde, anladığımızda belki hayattan beklentilerimizin tahminimizden daha az olduğunu göreceğiz.
Bazen çok büyük beklentiler çok büyük yıkımları da beraberinde getiriyor.
Şu an yaşadığımız sıkıntılar her ne ise bunların bir gün gelip geçeceğini düşünmeliyiz.
Önemli olan karamsarlığı denetlemeyi öğrenebilmek.
Abartmak ve boyutları genelleştirmek sadece daha fazla sıkıntı yaratır. Doğru olan yaşamda iyi ve kötü şeylerin, mutluluk ve hüznün bir arada bulunduğu gerçeğini kabul etmektir. Geçmişte de olumsuz şeylerle karşılaştığımızı ve bunları atlattığımızı düşünürsek, içinde bulunduğumuz durumun da geçici olacağını, bunu da atlatacağımızı görmüş oluruz.
En önemlisi de mutluluk an’da yaşanır. Şair’in de dediği gibi ‘yarın hiç kimseye vaat edilmemiştir’.
Geçmişe veya geleceğe endeksli yaşanan hayatlar sadece mutsuzluk getirir.
O halde şu an her ne yapıyor ve neden haz alıyor iseniz lütfen bunun farkına vararak, süresini biraz daha uzatarak, doya doya keyfini çıkartın. ….
sevgiyle kalın
alıntı-nihal güneş

zaman

Geçenlerde bir Cafe’de birkaç genç kızın kendi aralarında beğendikleri erkekleri, sevgililerini çekiştirdiklerine kulak misafiri oldum istemeden.
İstemeden’i burada gerçekten istemeden anlamında kullanıyorum çünkü o kadar hararetle ve yüksek sesle konuşuyorlardı ki yan masada oturan biri olarak konuşulanları duymamam için kulaklarımı tıkamam gerekirdi.
Onlardan esinlenerek ben de ister istemez kendi genç kızlık dönemlerimi hatırladım. Benim için artık kimin kiminle çıktığı, ya da yakışıklı erkekleri çekiştirdiğimiz konuşmalar çok geride kalmıştı. Yüreğimde 17-18 yaşlarındayken kopan fırtınadan eser yoktu.
Artık beynimi ve hayatımı meşgul eden konular çok farklıydı. Bir an hüzünlendim çünkü kendimi hiç de o kadar büyümüş hissetmiyordum. Oysaki o yaşlarda benim için 30 yaşın üzerindeki herkes yaşlı grubuna giriyordu.
Acaba şimdiki yaşımla bir orta yaş krizi sorunum mu vardı?!
Ben hala nasıl bu yaşa geldiğimi anlamadan, hala kendimi ‘yeterince yetişkin’ olarak göremezken nasıl da fark etmeden oradan oraya savrulup gitmişim. Sonu gelmez bir mücadelenin içine düşmüşüm.
Eskiden zaman gerçekten yavaş mı ilerliyordu, yoksa zaman diye bir kavram mı yoktu?
Şimdi niye bu kadar hızla akıp gidiyor, bazen hiçbir yerine dokunamadan hayatın?!
Yirmili yaşlar üniversiteden mezun olup hayat mücadelesine başladığımız yaşlar. Kendi ayakların üzerinde durmak istiyorsun, para kazanmak istiyorsun, kariyer yapmak istiyorsun…
İş dünyasına da o kadar yabancısın ki, hadi buyurun ‘kurtlar sofrasına’!
Birden herkesin senden ne kadar çok şey beklediğini fark edersin; ailen, sevgilin, arkadaşların hatta kendin bile. Başarılı olamama korkusu cabası! Pastadan payını alabilmek için çok çalışman gerekecektir. Fazla mesailere ses çıkarmaman, iyi ilişkiler kurman ve hep daha fazla çalışman. Karşına çıkacak tüm engellerle savaşmak zorundasın, mücadele etmek zorundasın ki amaçlarına ulaşasın.
Bunun yanı sıra özel hayatın var tabii bir de; bir sevgili, bir eş, belki çocuklar. Ve hepsi de senden en değerli olan şeyi, vaktini isterler. İş ve özel hayatını dengede tutmak için de ayrı bir mücadeleye girersin. İş, eş, sevgili, çocuk, anne, baba, kardeş, arkadaş hepsine yeterince vakit ayırmak, sevgini ilgini göstermek zorundasın. Birden bu kadar karmaşa, bu kadar sorumluluk altında ezildiğini fark etmeye, ”Tüm hayatım problem çözmekle mi geçecek?’ ‘ diye düşünmeye başlarsın.
Zaman o kadar hızla akıp gitmektedir ki, onun hızına ayak uydurabilmek için daha da hızlanırız, daha çok koşturmaca, daha çok karmaşa, daha çok sorumluluk alır başını gider. Ve bir de bakmışsın ki sen hayatını değil, hayat seni şekillendiriyor, peşi sıra sürüklüyor.
Bunun farkına vardığın anda da hayatı, güya sana ait olan hayatını sorgulamaya başlıyorsun.
”Bu gerçekten yaşamak istediğim hayat mı?”…
Sorular başladığı anda cevapların gelmesi uzun zaman almıyor. Artık hayatımız eskisi gibi değildir!
Dengeyi kurabilmek çok önemli.”Yepyeni sorumluluklar omzumuza yüklendi,” diyerek yaşadığımız gerçekliği kabul ederek işe başlayabiliriz. ”Bu yeni bir hayat ve karşımıza değerlendirebileceğimiz farklı fırsatlar çıkacak,” diye düşünebiliriz.
Belki bu şekilde düşününce karamsar düşüncelerden kurtulabiliriz. Pek çok şeye bir anda sahip olmayı biz istemiştik ama olamayınca da hayal kırıklığına uğradık.
Her şeye aynı anda ulaşmak nasıl mümkün olsun?!
İlk önce bunu kabullendiğimizde belki gereken olgunluğu yakalayabiliriz. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamamak dikkat etmemiz gereken diğer bir nokta. Herkes kendi yolunu kendi seçmişti…
Kendimizi içinde bulunduğumuz koşullara göre değerlendirmeliyiz, başkalarının koşullarına göre değil.
Zamanı, gençliğimizi, güzelliğimizi, sağlığımızı kaybetme duygusunu yaşamak çok rahatsız edici. Ama bütün bu krizin öncelikle kendi kafamızın içinde olup bittiğini düşünürsek belki rahat bir nefes alabiliriz. Karamsar ya da iyimser olmak, olayları olumlu tarafından ele alıp bu şekilde yaşamak ya da kuyruğun bir yerine tutunup kalmak bizim elimizde.
Kendi iç dünyamızı daha iyi gözlemlediğimizde, anladığımızda belki hayattan beklentilerimizin tahminimizden daha az olduğunu göreceğiz.
Bazen çok büyük beklentiler çok büyük yıkımları da beraberinde getiriyor.
Şu an yaşadığımız sıkıntılar her ne ise bunların bir gün gelip geçeceğini düşünmeliyiz.
Önemli olan karamsarlığı denetlemeyi öğrenebilmek.
Abartmak ve boyutları genelleştirmek sadece daha fazla sıkıntı yaratır. Doğru olan yaşamda iyi ve kötü şeylerin, mutluluk ve hüznün bir arada bulunduğu gerçeğini kabul etmektir. Geçmişte de olumsuz şeylerle karşılaştığımızı ve bunları atlattığımızı düşünürsek, içinde bulunduğumuz durumun da geçici olacağını, bunu da atlatacağımızı görmüş oluruz.
En önemlisi de mutluluk an’da yaşanır. Şair’in de dediği gibi ‘yarın hiç kimseye vaat edilmemiştir’.
Geçmişe veya geleceğe endeksli yaşanan hayatlar sadece mutsuzluk getirir.
O halde şu an her ne yapıyor ve neden haz alıyor iseniz lütfen bunun farkına vararak, süresini biraz daha uzatarak, doya doya keyfini çıkartın. ….
sevgiyle kalın
alıntı-nihal güneş