clubM :) YAÃAMAK

 
YASAMAK
Yasamak fırsattır, yararlanmayı bil. Yasamak güzelliktir, kıymetini bil. Yasamak mutluluktur, tatmayı bil. Yasamak rüyadır, gerceklestirmeyi bil. Yasamak meydan okunmasıdır sana, karsı cıkmayı bil. Yasamak görevdir, tamamlamayı bil. Yasamak oyundur, oynamayı bil. Yasamak servettir, korumayı bil. Yasamak asktır, sevgidir, keyfini cıkarmayı bil. Yasamak bilmecedir, cözmeyi bil. Yasamak verilmis bir sözdür, tutmayı bil. Yasamak hüzündür, asmayı bil. Yasamak sarkıdır, söylemeyi bil. Yasamak mücadeledir, kabullenmeyi bil. Yasamak Sanstır, kullanmayı bil.
YASAMAK YASAMAKTIR, UGRUNA SAVASMAYI BIL

____________________________________________________________________________ Hayalindeki kişiyi gökte ararken nette bul! Mynet Arkadaşım´a abone olmak için hemen tıkla!

……gizlibahce grubu…… İNSANOÃLUNUN VE DÜNYANIN KADERİ SEÇİNİZ!

ÃÂNSANOÃÂLUNUN VE DÜNYANIN KADERàSEÇÃÂNÃÂZ! 1.SEÇENEK TARÃÂH 2030 ÃÂNSANLIÃÂIN KADERàBÖYLEMàOLSUN I (KORKUYLA) *Su kaynakları tükenmiş. “Su†elmastan ve altından daha değerli olmuş *Atmosferde soluyacak oksijen kalmadığı ve soluduğumuz hava için çok büyük vergiler ödemek zorunda kaldığımız *Bitki örtüsünün tükendiği, çocuklarımıza ağacı ve çiçeği göstermek için utanarak, derin üzüntüler içinde ve her gün ölümlerden ölüm beğendiğimiz pişmanlıklarla, onları Ağaç ve Çiçek müzesine götürdüğümüz *Hayvan türlerinin hemen hemen bitme noktasına geldiği, beslenme zinciri kırılmış olduğundan tükeniş sürecinin de her geçen gün hızlandığı *Sürekli nerede patlayacağı belli olmayan ve bu nedenle gezegende geriye kalan nüfusun yarısının hiç dinmeyen fırtınalar kasırgalar hortumlarla boğuştuğu *Bölgelerin durumuna göre; ya güneşten kavrulacak, ya da soğuktan donarak yaşandığı *Kıtaların; Büyük Okyanus akıntısının yavaşlaması nedeniyle okyanus zemininde ısı değişimlerinden meydana gelebilecek hareketliliğin tetiklediği kıta hareketleri, depremler, yanardağ patlamalarıyla sarsıldığı *Yanardağ patlamaları ve atmosfere kuraklıktan dolayı savrulan tozların, atmosferin çevresinde gün be gün kalın bir tabaka gibi sarmalandığı ve ışığın her geçen gün azaldığı ve bu olgunun buzul çağının başlangıcına delalet ettiği ve bu gerçeklikle de beraber gezegensel boyutta korkunun ve paniğin hakim olduğu, *Tarım ve bitki alanları kuruduğu için, yapay ürünlerle beslenildiği *ÃÂlerleyen günler ve yıllar içinde bütün çabamızın gıda ve su satın alabilmek ve “Yaşamda†kalabilmek için yapıldığı *Su az olduğu için bağırsak deri ve her türlü hastalığın arttığı ve tıbbı müdahale imkanlarının her geçen gün azaldığı *Ozon tabakası ve atmosferin diğer tabakalarının zarar görmesinden dolayı kanser ve diğer hastalıklarının da çoğaldığı *Su kaynakları tükendiği için, yiyecek sıkıntısının ve açlığın gezegensel boyutta olduğu *Gezegende geriye kalan insanların, yiyecek ve su için giderek artan şiddette ölümüne bir savaşın içine sürüklendiği *Silahlanma ve silah teknolojilerinin üretiminin arttığı hayatımızın bir parçası olduğu ve herkesin elinde canını ve yiyeceğini korumak için silah taşıdığı *Yiyecek ve su savaşından dolayı asayişin önemli hale geldiği *Savaşlar nedeniyle Dünyasal bazda askeri bir yönetime geçildiği. Artık kimin hangi amaca hizmet ettiğinin bilinmediği ve denetlenemediği ve her şeyi düzeltmek için vaktin geç olduğu *Dünyanın ve ÃÂnsanlığın kaderinin†Var Olma†Savaşına kadar geldiği, savaşın;“son savaş - son insan†ve insan türünün de yeryüzünden silinmesinin yakın olduğu *Nükleer silahla Dünya üzerindeki var oluşun bir kısmına bölgesel son verme düşüncelerinin ve hazırlıklarının yapıldığı ve insanlığın bir bölümünün gözden çıkarıldığı *Tükenişe an be an tanıklık etmekten ölesiye yorgun pişman acı dolu bir yürekle ve bir deri bir kemik ölümü özlediğiniz ve türünüzün ve yarattığınız medeniyetin yok oluşunu bildiğiniz ve gördüğünüzÂ…Â…ve istisnasız her şeyin sonsuza kadar bittiği bir dünyayı yaşamak ister miydiniz? BÖYLE BÃÂR DÜNYADA MI YAÞAMAK ÃÂSTÃÂYORSUNUZ? Böyle bir dünyada yaşamak istemiyorsanız yapmanız gereken tek şey; görmek, sorumluluk almak, değişmek ve SEVGàBÃÂLÃÂNCÃÂNE yürümek. ***********************YOKSA BÖYLE MàOLSUN******************************* ***********************SEÇÃÂM ÃÂNSANOÃÂLUNA AÃÂT****************************** 2. SEÇENEK TARÃÂH 2030 ÃÂNSANLIÃÂIN KADERàBÖYLE MàOLSUN II (SEVGÃÂYLE) *Dünya dengelenmiş; Yeşil ormanların göz alabildiğine uzandığı, okyanus ve denizlerin masmavi enginliğinde kıtaları çevrelediği, atmosferin her türlü atık maddeden ve zararlı gazlardan arındığı *Doğal hayatın tüm zenginliğini oluşturan bitki ve hayvan türlerinin doğal ortamlarında ÃÂnsanoğlunun sevgisiyle diledikleri gibi var oldukları *Su kaynaklarının; nehirlerin, göllerin, şelalelerin coşkuyla bütün tabiatı besleyerek ve ona yaşam vererek özgürce pırıl pırıl aktığı *Savaş tehditlerinin ve tehlikesinin bittiği, nihayet sınırlarlarda huzurun ve barışın sonsuza kadar mühürlendiği *Silahların; her türlü insan varlığını yok etmek için tasarlanan teknolojinin ve üretiminin durdurulduğu ve olanların tarihin tozlu raflarına bir daha almamak üzere kaldırıldığı *Ülkeler arasında teknolojik, ekonomik, kültürel, sosyal, akademik, siyasi gelişmelerin ÃÂnsan Varlığına hizmet yarışına girdiği ve samimi bir şekilde her refahın dünyada her insanla paylaşıldığı *Cehalet devrinin bittiği ve insanlığın Evrenin Bilgi Okyanusuna daldığı, her buluşun insanlığın gelişimi ve daha iyide mutlulukta refahta ve zenginlikte olması için geliştirildiği ve paylaşıldığı *Var oluşun gerçek amacının; güzellik, sevgi, aşk, huzur, refah, bolluk, başarı, sağlık ve bütünlük olarak algılandığı yaşandığı ve herkesle paylaşıldığı, *Dünya gezegeninde; aç sefil cahil fakir hasta zülüm gören hiçbir varlığın kalmadığı HER ÃÂNSANIN; *Her bir insanın kendi özgün doğasında kendini sevinçle ifade ettiği, *Doğanın ona sunduğu nimetlerden gönlünce kullanabildiği, *Özgürlüklerin anlamlı paylaşımlar ve dayanışmalarla derinleştiği, *ÃÂnsanoğlunun; kendi gücünde ve bilgisinde durduğu cesur, onurlu, başarılı, mutlu, coşkulu bir şekilde var olduğu, *ÃÂnsanın doğanın efendisi değil de bir parçası ve koruyucusu olduğu, *Dünyanın ÃÂnsanlık Medeniyetinin; bir birini yani insan kardeşlerini her an destekleyen ve herkes için sevgiyle karşılıksız verebilen, hoş görülemeyeni hoş gören ve af edilemeyeni af edebilen yüreğe sahip ÃÂnsanoğulları ve kızlarından oluştuğu *Sınırların önemli olmadığı hatta yitirildiği, hesapların kapandığı, hep daha daha iyiye giden günlerin olduğu muhteşem bir ÃÂnsanlık Medeniyeti. *Nihayet medenileşen ÃÂnsanoğlunun; diğerleriyle, yaşamla, gezegenle, Evrenle ilgili sorumluluk aldığı, her kesin bir birini, Yaşamı- Gezegeni, Evreni yükselttiği, yücelttiği ve tüm güzellikleri sevgiyle paylaştığı *Yaşamın aziz, Dünyanın yeşil, ÃÂnsan Ruhunun asil, olanakların ve imkanların sınırsız olduğu *Bütün ÃÂnsanlığın bir insan için var olduğu ve bir insanın da bütün bir insanlık için var olduğu *ÃÂnsanlığın Tek Bir AÃÂLE gibi olduğu, bu Sevginin ve Bütünlüğün her AnÂ’da - her yerde hissedildiği ve yaşandığı bir dünyayı yaşamak ister miydiniz? BÖYLE BÃÂR DÜNYADA MI YAÞAMAK ÃÂSTÃÂYORSUNUZ? Böyle bir dünyada yaşamak için yapmanız gereken tek şey; görmek, sorumluluk almak, değişmek ve SEVGàBÃÂLÃÂNCÃÂNE yürümek. “GÃÂDECEK BAÞKA DÜNYAMIZ YOK. VAKÃÂT ÇOK GEÇ OLMADAN BÃÂRLÃÂKTE YÜRÜYELÃÂM. ÃÂNSAN ONURUNA YAKIÞAN DAHA YEÞÃÂL BÃÂR DÜNYADA YAÞAMAK ÃÂÇÃÂN LÜTFEN GEZEGENÃÂNÃÂZE, YAÞAMINIZA VE ÃÂNSAN VARLIÃÂINIZA SAHÃÂP ÇIKINIZ (YAÞAM VE ÃÂNSANLIK ÃÂÇÃÂN ÇAÃÂRI I ) ile devam edecektir. Yazan Nilgün Nart Orijinal yazıları okumak için tıklayınız http://kureselsnmasevgibilinci.blogspot.com Yazılar ve “Küresel Isınma ve Sevgi Bilinci†ile ilgili çalışmaların tamamı hazırlığı yapılmakta olan Küresel Isınma Vakfı’na aittir. Ve bütün Bir Eylemle yürütülecek organizasyonun küçük bir bölümüdür. Bu nedenle yazıları orijinal haliyle kullanmanızı rica ediyoruz. Küresel ısınma ile ilgili diğer yazıları okumak ve gelişmelerden haberdar olmak için tıklayınızÂ…. http://www.kuresel-isinma.org
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com

Bir kale ve sahibi…

Bir kale ve sahibi… Önünden geçen herkesin hayranlıkla baktığı, ihtişamlı bir kaleye bu yazı.. Duman kokan, griye çalan, her duvarında geçmişinin onda bıraktığı izler görülebilen bir oda… bir ev, yıllardır carpıstıgı hayatının savaşından çıkmış yıkıntı içindeki bir ev,bir yuva!!! Her şeyden darbe yemiş yorgun bir adam, içindekileri ile birleşmiş, hepsinden bir parça alıp acı gibi gerçeğe dönüşmüş, nefes alabilen bir aldıgını zanneden bir adam… Ben bütün odalarını gezdim kalenin her oda da bir acıyı gördüm. Dışarısıyla içinin farklılığını içinde kaybolunca öğrendim. İçine sızılmasının zor olduğu kadar çıkışının da kolay olmadığını izledim. Odaların birer birer kilitlendiğini, kolay kolay da açılmadığını fark ettiğimde ise çok geç kalınmıştı. Çünkü odanın birinde kilitli kalmıstı kalenin sahibi… Hersey yolundaymis gibi izlenim birakir, guvenmek sanki adiymis gibi ve sogukkanli ve guzel oyun oynarim der oyunumu.Kimseye ihtiyaci olmadigini soyler.Ama sakin inanmayin. Bunlarin altinda gercek ben karmakarisikliklar icinde ve yalnizlikla ve korkuyla basbasadır.Dikkatlice dinleyen biri aslında onu ve soylemediklerini işitir… Kendisine ne kadar daha cok yakinlasirsaniz,size daha da kor ve gozu kapalica saldirabilir. Üzerine titrediklerimiz , özendikçe sakındıkça elimizden kayıp gidiyor bir bir .Sakındıklarımız mıdır hep giden , gidecek sandığımız mı sakınılır ? Sorgulamaları çok önce olmalıydı belki… Oyunun kurallarını yazarken, yaşarken… Oyun… Hala oyun diyordu… Evcilik oyunu, evlilik oyunu…. İflah olmaz bir oyuncuydu… Hayatın ve çevresinin ona çizdiği rolleri oynayan… İyi bir eş, iyi bir ebeveyn… Mantığına o kadar güveniyordu ki yaptığı herşeyin doğruluğuna karşı şüphesi yoktu bu zamana kadar… Herkesin de onaylamasını bekliyordu gizliden gizliye… Gizliden gizliye mi? Buna kendi bile inanmamıştı… Yüzünde acı bir ifadeyle karşısındakilere nasıl empozeler ettiğini farketti… Ama ona göre öyle olmalıydı! ! ! Doğru olan buydu! ! ! Yine ben merkezci olmuştu… Herşeyi kendine yoruyordu, kendinde başlatıp yine kendinde bitiriyordu…
Parçalanmış hayatlar, yıkık dökük harabelerin üzerine kurulmuyor yenilikler, sırıtıyor yeni kokmuyor.
Yaşadığımız,seçtiğimiz,güzel umutlara kurduğumuz hayatlarımızdan başka bir hayata yatay geçiş yapamıyoruz.
Zorunlu ! Mecbur ve borçlusun elindeki hayatı sonuna kadar yaşamaya, değiştiremezsin hayatının yolunu,sokağını kapı numarasını.Birbirine kenetlediğimiz yaşamımızı, bizimki ile kelepçelediğimiz o gün isterken bugün bilemezken başka yaşamlarla beraber , anahtarı da pas tutmuştur çoktan açılmaz olur.Açıp gitmeye çalışırken de kanar, debelenirken de paramparça olur heryerimiz kırık dökük çizik ! Biçare. caresizlik cıkmazlara sokar. Diger elindeki hayatı bu sefer kanırtırsın. Cunku cıkmazlara girmişsindir,diger hayatıda suruklersin. Canın acıyordur, istersin ki onunki de acısın… Bahaneler ararsın. Hayatımız,yaşanmışlıklar bizi bıraksa da asılolan biz onu bırakamıyoruz.İşte ne kadar arzulasak da başka bir hayata yatay geçiş yapamıyoruz. Korkuyoruz..
Kapanmaz yaralar vardır, sevinçlerle bezenmiş ! Mutluluklar vardır , gözyaşları ile yıkanmış ! Umutlar vardır, yıllar ile örülmüş !
Hayatlar vardır,başka hayatlara eş olamamış,geçmiş tren , kaçırılmış istasyon da yapayalnız kalmış ,peşi sıra giden trene rayların üzerinden bakakalınmışâ€¦
Son düdüğü çalıyor İstasyon şefi ,
Bir sonraki trene çok vakit var. Seni sen yapan ne kaldı söyle ? beynin ! yüreğin ! düşüncelerin ! ideallerin …. gem vurmadığın ne kaldı ? Handan “Hayatının merkezine geç. Etrafına çemberler çiz ve senin yazdığın oyunda rol alan herkesi iyice değerlendirdikten sonra doğru çemberlere yerleştir. Dokunmalarına izin vereceklerin ilkinde olsun mutlaka. Dikkat et, dış kulvarlardan bazen birilerini ellerinden tutup yanına çekmek isteyebilirler ama unutma; dışa ittiklerin bir kez daha geri dönmeyecekler.”

Bir kale ve sahibi…
 
Önünden geçen herkesin hayranlıkla baktığı, ihtişamlı bir kaleye bu yazı..
 
Duman kokan, griye çalan, her duvarında geçmişinin onda bıraktığı izler görülebilen bir oda… bir ev, yıllardır carpıstıgı hayatının savaşından çıkmış yıkıntı içindeki bir ev,bir yuva!!!
 
Her şeyden darbe yemiş yorgun bir adam, içindekileri ile birleşmiş, hepsinden bir parça alıp acı gibi gerçeğe dönüşmüş, nefes alabilen bir aldıgını zanneden bir adam…
 

Ben bütün odalarını gezdim kalenin her oda da bir acıyı gördüm. Dışarısıyla içinin farklılığını içinde kaybolunca öğrendim. İçine sızılmasının zor olduğu kadar çıkışının da kolay olmadığını izledim.

Odaların birer birer kilitlendiğini, kolay kolay da açılmadığını fark ettiğimde ise çok geç kalınmıştı.

Çünkü odanın birinde kilitli kalmıstı kalenin sahibi…

Hersey yolundaymis  gibi izlenim birakir, guvenmek  sanki adiymis gibi ve sogukkanli ve guzel oyun oynarim der oyunumu.Kimseye ihtiyaci olmadigini soyler.Ama sakin  inanmayin. Bunlarin altinda gercek ben karmakarisikliklar icinde ve yalnizlikla ve korkuyla basbasadır.Dikkatlice dinleyen biri,aslında onu ve soylemediklerini işitir…

Kendisine ne kadar daha cok yakinlasirsaniz,size daha da kor ve gozu kapalica saldirabilir.

 
Üzerine titrediklerimiz , özendikçe sakındıkça elimizden kayıp gidiyor bir bir .Sakındıklarımız mıdır hep giden , gidecek sandığımız mı sakınılır ?
 
Sorgulamaları çok önce olmalıydı belki… Oyunun kurallarını yazarken, yaşarken… Oyun…. Hala oyun diyordu… Evcilik oyunu, evlilik oyunu…. İflah olmaz bir oyuncuydu… Hayatın ve çevresinin ona çizdiği rolleri oynayan… İyi bir eş, iyi bir ebeveyn…
 
Mantığına o kadar güveniyordu ki yaptığı herşeyin doğruluğuna karşı şüphesi yoktu bu zamana kadar….
 
Herkesin de onaylamasını bekliyordu gizliden gizliye… Gizliden gizliye mi? Buna kendi bile inanmamıştı… Yüzünde acı bir ifadeyle karşısındakilere nasıl empozeler ettiğini farketti… Ama ona göre öyle olmalıydı! ! ! Doğru olan buydu! ! ! Yine ben merkezci olmuştu… Herşeyi kendine yoruyordu, kendinde başlatıp yine kendinde bitiriyordu…

Parçalanmış hayatlar, yıkık dökük harabelerin üzerine kurulmuyor yenilikler, sırıtıyor yeni kokmuyor.

Yaşadığımız,seçtiğimiz,güzel umutlara kurduğumuz hayatlarımızdan başka bir hayata yatay geçiş yapamıyoruz.

Zorunlu ! Mecbur ve borçlusun elindeki hayatı sonuna kadar yaşamaya, değiştiremezsin hayatının yolunu,sokağını kapı numarasını.Birbirine kenetlediğimiz yaşamımızı, bizimki ile kelepçelediğimiz o gün isterken bugün bilemezken başka yaşamlarla beraber , anahtarı da pas tutmuştur çoktan ,açılmaz olur.Açıp gitmeye çalışırken de kanar, debelenirken de paramparça olur heryerimiz kırık dökük çizik !
 
Biçare. caresizlik cıkmazlara sokar. Diger elindeki hayatı bu sefer kanırtırsın. Cunku cıkmazlara girmişsindir,diger hayatıda suruklersin. Canın acıyordur, istersin ki onunki de acısın…
Bahaneler ararsın.
 
Hayatımız,yaşanmışlıklar bizi bıraksa da asılolan biz onu bırakamıyoruz.İşte ne kadar arzulasak da başka bir hayata yatay geçiş yapamıyoruz. Korkuyoruz…

Kapanmaz yaralar vardır, sevinçlerle bezenmiş !
Mutluluklar vardır , gözyaşları ile yıkanmış !
Umutlar vardır, yıllar ile örülmüş !

Hayatlar vardır,başka hayatlara eş olamamış,geçmiş tren , kaçırılmış,istasyon da yapayalnız kalmış ,peşi sıra giden trene rayların üzerinden bakakalınmışâ€¦

Son düdüğü çalıyor İstasyon şefi ,

Bir sonraki trene çok vakit var.
 
Seni sen yapan ne kaldı söyle ? beynin ! yüreğin ! düşüncelerin ! ideallerin … gem vurmadığın ne kaldı ?
 
Handan
 
 
 
 
 
 
“Hayatının merkezine geç. Etrafına çemberler çiz ve senin yazdığın oyunda rol alan herkesi iyice değerlendirdikten sonra doğru çemberlere yerleştir. Dokunmalarına izin vereceklerin ilkinde olsun mutlaka. Dikkat et, dış kulvarlardan bazen birilerini ellerinden tutup yanına çekmek isteyebilirler ama unutma; dışa ittiklerin bir kez daha geri dönmeyecekler.”
 

FREE Emoticons for your email - By IncrediMail! Click Here!

__._,_.___

Messages in this topic (1) Reply (via web post) | Start a new topic

Messages | Database


http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info


Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com


Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.

750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com  adresine atabilirsiniz.


http://www.gruplar.info

Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe


Recent Activity

Visit Your Group

New business?

Get new customers.

List your web site

in Yahoo! Search.

Y! Messenger

Instant hello

Chat in real-time

with your friends.

Yahoo! Groups

Going Green

Share your passion

for the planet.

.

__,_._,___

faint_grain.jpg

imstp_chubbi_by_im_en.gif

……gizlibahce grubu…… Beyin Zeka ve Eglenceli Oyunlar

Beyin Zeka ve Eglenceli Oyunlar Turkce IQ testi Turkce IQ testi-2 Duygusal Zeka Testi Satranc Tersi (Zekanizi zorlayip keyifli vakit gecirmeye ne dersiniz?) *** Supurgeli Cadi 3 Baba 3 Kizi Cilgin Yilan Yeni Oyun Ask Testi Askinizla ne kadar uyumlusunuz? Collapse Yeni Oyun Matematik Oyunu Yeni Oyun Teleskop Oyunu Yeni Oyun Emlakci Yeni Oyun Hata Bul Yeni Oyun Domino Dama Erkek Taslama Oyunu Ucan Kiz Carpma Testi Piramid Oyunu (Zeka Oyunu) bu adami vurana 500.000 $ odul veriyorlar bi sansinizi deneyin istersenizKadina Tokat Atmak istermisiniz? Il Tahmin Oyunu (Bakalim Turkiye’nin Tum illerinin Yerini Biliyormusunuz?) *** Orta Doguyu Ne Kadar iyi taniyorsunuz? (Orta Doguda Ulke Bulma Oyunu) *** BombaA (Kablolari Kesip Bombayi patlatmadan kurutlun) Mutluluk Hapi (Hastalar olmesin) Renkli Bloklar ** Kara Delik (Eglenceli bir oyun) Ucak Dusurmece (Eglenceli bir oyun) * Karsiya Gecirme (Ne kadar zekisiniz gorelim) (Zeka Oyunu) ** Canavar Fabrikasi (Zeka Oyunu) *** Ask Bocugu (Eglenceli bir oyun) ingilizce kelimeler Sanal Koca (Kocam yok diye uzulmeyin) :))) *** Usta Sofor Araba Cikarma Oyunu Hedef Vurma Oyunu Araba Kullan oyunu (cok basit sikici bir oyun) Gicik Herif Gelin Damat Giydirmece Toplari Yoketmece (Zeka Oyunu) Korku oyunu
Tum Zeka Oyunlari Burada http://www.biymed.com/forum/oyun.asp
Zeka Sorular icin http://www.biymed.com/forum/forum_topics.asp?FID=27
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com

TÜRKLER HAKKINDA NE DEMISLER?

Yabanci devlet adami, yazar, ya da sanatcilarin Turkler hakkinda soyledikleri sozler.
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler” Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru
“Türklerden bahsediyorum… Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.” Tasso - İtalyan Ãair
“Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek
olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz.” William Martin
“Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini,
sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.” Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.
“Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş… Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana
yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.” Demirbaş Ãarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)
“Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.” M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)
“Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır.” İbn-i Hassul
Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir. Pierre Loti
Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa’nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı. Çarnayev(Rus Komutan)
Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür. Moltke
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. La Martine
Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır. Towsend (İngiliz Komutan)
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor. Auguste Comte
Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas
veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır. Lady Mary Wortley Montagu
Türk’ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk’ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez. Decamps (fransız ressam)
Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar. Chiz (Arap Bilgini)
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur. Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)
Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler.
Comenius (Çek Bilgini)
Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır. William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)
Türk, Heredot’tan, Tevrat’tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. (Ünlü Tarihçi) Hammer
Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu
eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir. Comenius (Çek Bilgini)
Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir. Kayzerling
Her Türk’ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata
ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir. Molkte
Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk’ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır. Lord Byron
Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır. Semame İbn-i Eşreş
Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor. Gelland (Fransız Bilgini)
Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder. Albert Einstein
Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar. Andreas Phitiades
Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler. Albert Sorel
Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez. Baron Büsbek
On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk’e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir. Charles Mcfarlene
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. Donaldson
Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler. Donaldson
Türklerle dost ol ama düşman olma. Gianni de Michelis
Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. Hamilton
Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur. Hamilton
Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır. Hammer
Çanakkale’de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. Sir Julien Corbet
Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. Mulman
Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir. Monradgea D’ohsson
Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler. Monradgea D’ohsson
Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor. Pierre Loti
Türk’ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur. Thomas Thorsten

……gizlibahce grubu…… başlığı sen koy…

Belki de şu anda kelimelerimin neden renksizleştiğini soruyorsun, kalbimde o kadar çok renk varki, rengarek boyadığım aşka dair şekiller çizdiğim o kadar çok sevgi duvarı varki, fakat tam aksine renksiz kelimeler var dünyamda, beni sevgi dünyama hapseden beni boğan gri sevgiler var hep yaşamımda. Yüreğimde yaşattığım bu renkli duygular aklımı başımdan alıyor, bazen olmaz şeyler yapasım geliyor, sesime aldırmadan şarkılar söylemek, çevreme bakmadan dans etmek istiyorum, yürüdüğüm yollarda çoğu şeyi görmüyorum, aşkın ve sevginin beni birden kör ettiğini hissediyorum. Ya da gözlerimi kapayıp yürümeye devam etmeliyim, vücudum bir savaş vadisi gibi beynim ve yüreğim savaşıyor, bir tarafım isteklerimin daha ötesinde sürüp gitmekte olan yaşamın peşinde koşmakta, diğer tarafımsa hep daha azıyla mutlu olmak için bahaneler uydurmakta. Dışarıdaki allı pullu renkli güzel görünen her şey harika ama içimdeki sevgi açığa vurmayınca bunlar anlam kazandırmıyor, gördüğüm tüm mutlu çiftler hemen özlem oluveriyor. Oysaki ister doğal olsun isterse sanal isterse göstermelik herhangi bir yerden bir sevgi işareti aldığınızda bunu ciddiye almak gerek çünkü o zaman vücudumuzun mutlulukla alakalı hormonlarının istemsenizde çalıştığını göreceksiniz, yüreğim bana bunu öğretti, burada işin sırrı belki de beynini değil yüreğini mutlu etmekte. Tüm yazılarımı yeniden okuyorum hergün sevgilerden gelen başlıkları sıralıyorum yüreğime bir sevgimi tarif edecek başlık bulamıyorum, başlığı sen koy. Düşlerimde değilsin, elimi uzatsam dokunacak kadar yakın hissettiğim, ne kadar koşsam asla uzanamayacağım mesafelerde, ötelerde biri var, sadece orada durduğunu bilmekle bile huzur bulduğum, ışığı yüzüme yansıyan, karanlık gökyüzüme apansız doğan dolunayım var. Bunları bilirken, severken, sevinirken hatırıma gelen tek şey her şeyin bir sonunun da var olduğu, sevgiminde olacak mı, en büyük korkum benimde birgün diğer insanlar gibi, sevgisiz dünyalara karışma ihtimalim. Bu son için, sevgimin bitip bitmeyeceği karmaşıklığı için kendime garip sorular soruyorum, kuşlar uçamayıp düşer mi birgün, çiçekler de solarmı? Hayır değil mi Dünyadaki sevenler birbirini bir gün kaybeder ama sevgileri yine de sürerse, kuşlar uçmaya çiçeklerde açmaya devam eder, birbirlerini hiç göremeyecek ve duyamayacak olsalar bile sevgilerini yaşatanlar birbirinden asla gidemezler.

http://sevgivesevgi.blogcu.com

Asli KILINÇ’in yas günü…

Güzelgrubum üyelerinden; Asli KILINÇ’in, “yeni yasini” kutlar, mutluluklar dilerim… ati57isik@gmail.com

eyes22122111121111111122.gif

^Foreigner-Waiting For A Girl Like You.wav

Mutluluk Köpeklikte

Mutluluk Köpeklikte

“Bir gün zenginin biri Diyojen’ i evine götürmüş. Güzel bir ev, görkemli ve temiz: -Yerlere sakın tükürme, demiş adam. Diyojen kalkıp, adamın yüzüne tükürmüş ve: - Bu evdeki en pis yer senin yüzün zaten, o yüzden oraya tükürdüm.” Hayatı farklı yaşayan, değişik bir bakış açısına sahip bir insan. Doğaya uygun olarak yaşayıp; yapılan her işte, mutluluğu arayan bireyin, bu şekilde hayatını sürdürebileceği felsefesini düstur edinen filozof. Kiniklerin Piri, İskender’ e bile kafa tutan;” Gölge etme başka ihsan istemem ” diyebilme umursamazlığı ve korkusuzluğuna sahip, kafa adam işte. Yaşadıklarına bakınca günümüz değer yargılarının hangi boyutta olduğunu görüp, korkuya kapılmamak içten bile değil. Tek mal varlığı tasını “Avcum varken buna ne gerek var “diyerek atan ve fıçı içinde yaşadığını düşününce: Mal mülk kazanma hırsından birbirleriyle çetin mücadeleler yaşayan, geçirdiği zamanın anlamını bilmeyen insanlara üzülmek lazım. Elindeki fenerle insanı arayan filozofa, günümüzde ne cevap verebileceğimizi bilemiyorum. Herhalde bu çağlarda yaşasaydı durumumuz, O’ nu çok eğlendirirdi. Ölçüsüzlük, gösteriş ve kendini beğenmişliğin; insanın en büyük meselesi ve düşmanı olduğunu savunan bir insan için, bulunmaz bir memba günümüz dünyası. Beden ve ruh disiplini ikilemesi içinde, birazda aşırıya kaçan fikirlerinin olduğunu da söylemek isterim. Erdemi geliştirmenin insan için, gerekli olduğu konusunda hemfikiriz. Bunun da; arzu ve ihtiyaçları azaltmakla olabilirliği konusunda temelde anlaşabiliyoruz fakat tamamen kaldırmak konusunda yollarımız ayrılıyor kendileriyle. İnsan ait herşeyi lüzumsuz, gereksiz görüp, neredeyse yok saymak; pek akıllıca bir durum olmasa gerek. (Tabii bu bana ait bir düşüncedir. Beğenen, benimseyen, uygulayan olabilir.) Refah, bilim, güzel sanatlar fazlalıktır. Din, kanun, politika, zenginlik, asalet kaldırılması gerekenlerdir. Doğada herşey ortaktır ve öyle yaşanılması icap eder. Sayın filozof iyi demiş hoş demiş fakat biraz ölçülerde ayarlı davransa imiş daha iyi olacakmış. Köpekler gibi yaşayarak mutlu olma düşüncesi yüzünden; ortalık havlamalardan, ulumalardan geçilmiyor. Tabii maddiyatın değeri konusunda hak vermiyor değiliz kendisine. Demek yine karşımıza “İnsan herşeyin ölçüsüdür.” çıkıyor. Denge, ölçü. Eşitlik, hakça, adilce. İnsaflı, insanca, insani. Günün birinde ancak tek kişinin geçebileceği kadar dar olan bir köprüden geçerken, karşı yönden gelmekte olan asilzadenin biriyle ortada karşılaşır. Birkaç saniye süren duraklama sonrasında asilzade “Ben sefil insanlara yol vermem” der. Bunun üzerine Diyojen “Ben veririm” der ve kenara çekilip yol verir.. Bizde çekilip, yol vermeliyiz demek ki?! Ayda
____________________________________________________________________ ______________________________________________________________________

 
 
 
 
Mutluluk Köpeklikte

“Bir gün zenginin biri Diyojen’ i evine götürmüş. Güzel bir ev, görkemli ve temiz:
-Yerlere sakın tükürme, demiş adam.
Diyojen kalkıp, adamın yüzüne tükürmüş ve:
- Bu evdeki en pis yer senin yüzün zaten, o yüzden oraya tükürdüm.”

Hayatı farklı yaşayan, değişik bir bakış açısına sahip bir insan. Doğaya uygun olarak yaşayıp; yapılan her işte, mutluluğu arayan bireyin, bu şekilde hayatını sürdürebileceği felsefesini düstur edinen filozof.

Kiniklerin Piri, İskender’ e bile kafa tutan;” Gölge etme başka ihsan istemem ” diyebilme umursamazlığı ve korkusuzluğuna sahip, kafa adam işte.

Yaşadıklarına bakınca günümüz değer yargılarının hangi boyutta olduğunu görüp, korkuya kapılmamak içten bile değil. Tek mal varlığı tasını “Avcum varken buna ne gerek var “diyerek atan ve fıçı içinde yaşadığını düşününce: Mal mülk kazanma hırsından birbirleriyle çetin mücadeleler yaşayan, geçirdiği zamanın anlamını bilmeyen insanlara üzülmek lazım.

Elindeki fenerle insanı arayan filozofa, günümüzde ne cevap verebileceğimizi bilemiyorum. Herhalde bu çağlarda yaşasaydı durumumuz, O’ nu çok eğlendirirdi. Ölçüsüzlük, gösteriş ve kendini beğenmişliğin; insanın en büyük meselesi ve düşmanı olduğunu savunan bir insan için, bulunmaz bir memba günümüz dünyası.

Beden ve ruh disiplini ikilemesi içinde, birazda aşırıya kaçan fikirlerinin olduğunu da söylemek isterim. Erdemi geliştirmenin insan için, gerekli olduğu konusunda hemfikiriz. Bunun da; arzu ve ihtiyaçları azaltmakla olabilirliği konusunda temelde anlaşabiliyoruz fakat tamamen kaldırmak konusunda yollarımız ayrılıyor kendileriyle.

İnsan ait herşeyi lüzumsuz, gereksiz görüp, neredeyse yok saymak; pek akıllıca bir durum olmasa gerek. (Tabii bu bana ait bir düşüncedir. Beğenen, benimseyen, uygulayan olabilir.) Refah, bilim, güzel sanatlar fazlalıktır. Din, kanun, politika, zenginlik, asalet kaldırılması gerekenlerdir. Doğada herşey ortaktır ve öyle yaşanılması icap eder.

Sayın filozof iyi demiş hoş demiş fakat biraz ölçülerde ayarlı davransa imiş daha iyi olacakmış. Köpekler gibi yaşayarak mutlu olma düşüncesi yüzünden; ortalık havlamalardan, ulumalardan geçilmiyor. Tabii maddiyatın değeri konusunda hak vermiyor değiliz kendisine. Demek yine karşımıza “İnsan herşeyin ölçüsüdür.” çıkıyor.

Denge, ölçü. Eşitlik, hakça, adilce. İnsaflı, insanca, insani.

Günün birinde ancak tek kişinin geçebileceği kadar dar olan bir köprüden geçerken, karşı yönden gelmekte olan asilzadenin biriyle ortada karşılaşır. Birkaç saniye süren duraklama sonrasında asilzade “Ben sefil insanlara yol vermem” der. Bunun üzerine Diyojen “Ben veririm” der ve kenara çekilip yol verir..

Bizde çekilip, yol vermeliyiz demek ki?!
 
Ayda


____________________________________________________________________
______________________________________________________________________



FREE Emoticons for your email - By IncrediMail! Click Here!

__._,_.___

Messages in this topic (1) Reply (via web post) | Start a new topic

Messages | Database


http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info


Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com


Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.

750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com  adresine atabilirsiniz.


http://www.gruplar.info

Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe


Recent Activity

Visit Your Group

Moderator Central

Get answers to

your questions about

running Y! Groups.

Need traffic?

Drive customers

With search ads

on Yahoo!

HDTV Support

on Yahoo! Groups

Help with Samsung

HDTVs and devices

.

__,_._,___

faint_grain.jpg

imstp_chubbi_by_im_en.gif

Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz.

-

 
TUZAK Ahmet Altan İki yüz kişilik PKK gruplarının, uyduların, termal kameraların denetlediği bir bölgede, hiçbir istihbarat örgütümüz tarafından fark edilemeden nasıl bu kadar rahat hareket ettiklerini, çocuklarımızın nasıl bu kadar rahat öldürülüp kaçırılabildiğini, bir eğitim eksikliği, yönetim hatası olup olmadığını sorgulayamadık Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz. . Baba filminde çok kritik bir sahne vardır.
Marlon Brando, “ailesini” eroin işine sokması için kendisine ısrar eden rakip çeteden bir gangsterle konuşurken büyük oğlu lafa karışarak bu işe girmekte istekli olduğunu hissettirir. Brando, daha sonra oğluna “aile içindeki anlaşmazlıkları bir daha başkalarının yanında konuşma” der. Ama baba-oğul arasında bir görüş ayrılığı olduğunu sezen “rakipleri” Brando’yu öldürmeyi, yerine oğlunun geçmesini sağlamayı “eroin” ticaretini geliştirebilmek için gerekli görürler. Brando’ya suikast düzenlerler ve “aileler” arasında büyük savaş başlar. Bir hata herkese pahalıya patlar, çok insan ölür. Bizim genelkurmay başkanı, hükümeti sıkıştırmak için basın toplantısı düzenleyip “sınırötesi operasyon” yapmak istediğini bütün dünyaya açıkladığında bizi bugüne getiren süreç de başladı. Bütün düşmanlar bizim “devletin” içinde bir çatlak olduğunu, “sınırötesi” operasyona sürüklenmenin Türkiye’yi bir çıkmaza götüreceğini gördü. Hükümet, Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde, Avrupa üyeliğinde büyük sorunlar yaratacak, içerde ise Kürt vatandaşları çok tedirgin edecek bir operasyondan uzak durmaya uğraşıyordu. Daha önce 23 kez girdiğimiz Kuzey Irak’ta sorunu çözemiyorduk.
Çünkü sorun “dışarıda” değil içerdeydi. Ama askeriyenin açıklamaları, muhalefetin de bu açıklamayı desteklemesiyle “öfkeli bir milliyetçilik” dalgası yayılmaya başlamıştı.
Ve bu dalga, sağlam duramayan siyasi iktidarı da etkiliyordu.
İktidar yalpalıyordu. Bu tablo da herkesin gözü önündeydi. Bütün hesaplar Türkiye’yi “sınırötesine” çekmek üzerine kurulmaya başlandı. Avrupa Birliği üyesi olan bir Türkiye’de varlık nedenini kaybedecek olan PKK, Türklerle birlikte Kürtlerin de büyük acılar çekeceği gerçeğini hiç umursamadan Avrupa yolunu dolayısıyla demokrasinin önünü kesmek için hamlelerini yapmaya başladı. Dışarıda ve içerde Türkiye’nin Avrupa üyeliğinden hoşlanmayan birçok gücün desteğini de sanırım sağladı. Bir sınırötesi operasyonun Kuzey Irak’taki Kürtlerle güneydoğu’daki Kürtleri hiç olmazsa ruhen ve zihnen kaynaştıracağını, müstakbel bir “büyük Kürdistan”ın liderliğini ele geçireceğini düşünen Kürt liderler de PKK’nın önünü açarken Türkiye’yi de öfkelendirecek açıklamalar yapmaya koyuldu. Arkasından asker çocukların öldürülmesi başladı. Bu, bizi acıya ve öfkeye boğdu. Kendi sınırlarımız içinde bu kadar çok asker kaybetmemize neden olan komuta zafiyetini hiç konuşmadık. İki yüz kişilik PKK gruplarının, uyduların, termal kameraların denetlediği bir bölgede, hiçbir istihbarat örgütümüz tarafından fark edilemeden nasıl bu kadar rahat hareket ettiklerini, çocuklarımızın nasıl bu kadar rahat öldürülüp kaçırılabildiğini, bir eğitim eksikliği, yönetim hatası olup olmadığını sorgulayamadık. Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz. Artık koşullarını kendimizin belirleyemediği bir çatışmada tepkilerimizi aklımızdan ziyade öfkemizle vereceğiz. Öyle gözüküyor ki bizi sürükledikleri yere doğru sürükleneceğiz.
Bunun elbette içerdeki yansımaları da çok ağır olacak. Ama sanıyorum bu durum herkesin kaybetmesiyle bitecek. Bizi tuzağa düşürenler de doğru hesap yapmıyorlar bence.
Bu kanlı denklemin içinde kimlerin olduğunu bilmiyoruz, Amerika, Rusya, başka ülkeler, herkes olabilir. Ama bu tuzağı kuran herkes, tuzağa düşen bizimle birlikte acı çekecek. Kimse kazançlı çıkmaz bundan. Biz kendi Kürt sorunumuzu çözemedik. Kendi ülkemizi iyi yönetemedik. İçerde anlamsız çatışmalara girdik. Ve belayı büyüttük. İçerde ve dışarıda bu “beladan” yararlanacağını sanan kim varsa, sonuçların umdukları gibi olmayacağını görecekler. Yetmiş milyonluk bir ülkeyi bu kadar canını acıtıp öfkelendirerek bir tuzağa çekerseniz, zincirleme reaksiyonlar ve “kontrol edilemez” bir hareket yaratırsınız. Eğer “içerde” bu tuzağın kendi iktidarlarına yardım edeceğini umanlar varsa, onlar büyük bir ihtimalle yaşanacaklardan sonra ellerindeki iktidarı da kaybedecekler. “Dışarıdakiler” ise bütün dengelerin ve hesapların altüst olacağını görecekler. Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesiyle birlikte dünyanın da bir “Türkiye sorunu” olacak. Yetmiş milyonluk büyük bir sorun. Bundan sonra olayların nereye kadar gideceğini kimse bilemez.
Bilebildiğimiz tek şey, hepimiz acı çekeceğiz ve çok çocuk ölecek.
Ve çocukların ölümü kimseye mutluluk getirmeyecek. ahmetaltan@gazetem.net  22 Ekim 2007, Pazartesi  

Windows Live Hotmail and Microsoft Office Outlook – together at last. Get it now!
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com

____________________________________________________________________________ Hayalindeki kişiyi gökte ararken nette bul! Mynet Arkadaşım´a abone olmak için hemen tıkla!

[KINAYE] Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz.

Arkadaslar su soruyu sormamiz gerekir: Pusunun gerceklestigi darbogaz ve cevresindeki topografya’yi (yerbetimi, arazi yapisi ve sekli) incelediginiz mi? Herhangi bir birlik, mekanize, zirhli, lojistik-ikmal-sihhiye ya da piyade birligi, boyle sarp ve arizali daglik araziden gecmeden once evvela taktik kesif icra etmek icin seckin birlikler, ‘dag komando’ birlikleri gonderilir. Dusmanla sicak temas ozel unsurlarla yapilir ilk once. Amac komando birliklerinin stratejik yukseklikleri ele gecirmeleri ve bununla kalmayip yatay kusatmayla derin bir emniyet cemberi olusturmaktir. Maalesef bu yapilmamis. Askerlerimizin sehit edilmesine de yol acmakla kalmamis Turkiyenin dunya duzlemindeki itibari da zedelenmistir. Yaptigim arastirmalarda, maalesef Kibris Baris hareaktinda da benzer eksikliklerimiz ortaya cikmisti ve Rum-Yunan ikilisi bunun propagandasini yapmisti: 2 Agustos 1974, Kornos tepesi (Kivanc Tepe, bayragi tepeye asarken sehit edilen Kivanc on basi))61.piyade alayina tahsis edilen 2 adet M47 tanki ve 2adet M113 zirhli muhabere araci daglik arazide pusuya dusurulmus, 1 tank ve bir kariyerimiz imha edilmis, ve diger tank ve zirhli araci Rumlarin 32.komando taburuna bagli unsurlari ‘ele gecirerek’ ‘bakiniz koskoca Turk ordusunu ne hale getirdik… Turk piyadeleri gerisin geriye kaciyor’ propagandasini BBC vasitasiyla dunyaya yaymisti.
To: kinaye@yahoogroups.comFrom: muge_co28@yahoo.comDate: Tue, 23 Oct 2007 10:07:08 -0700Subject: [KINAYE] Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz.

TUZAK Ahmet Altanİki yüz kişilik PKK gruplarının, uyduların, termal kameraların denetlediği bir bölgede, hiçbir istihbarat örgütümüz tarafından fark edilemeden nasıl bu kadar rahat hareket ettiklerini, çocuklarımızın nasıl bu kadar rahat öldürülüp kaçırılabildiğini, bir eğitim eksikliği, yönetim hatası olup olmadığını sorgulayamadık Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz. . Baba filminde çok kritik bir sahne vardır. Marlon Brando, “ailesini” eroin işine sokması için kendisine ısrar eden rakip çeteden bir gangsterle konuşurken büyük oğlu lafa karışarak bu işe girmekte istekli olduğunu hissettirir. Brando, daha sonra oğluna “aile içindeki anlaşmazlıkları bir daha başkalarının yanında konuşma” der. Ama baba-oğul arasında bir görüş ayrılığı olduğunu sezen “rakipleri” Brando’yu öldürmeyi, yerine oğlunun geçmesini sağlamayı “eroin” ticaretini geliştirebilmek için gerekli görürler. Brando’ya suikast düzenlerler ve “aileler” arasında büyük savaş başlar. Bir hata herkese pahalıya patlar, çok insan ölür. Bizim genelkurmay başkanı, hükümeti sıkıştırmak için basın toplantısı düzenleyip “sınırötesi operasyon” yapmak istediğini bütün dünyaya açıkladığında bizi bugüne getiren süreç de başladı. Bütün düşmanlar bizim “devletin” içinde bir çatlak olduğunu, “sınırötesi” operasyona sürüklenmenin Türkiye’yi bir çıkmaza götüreceğini gördü. Hükümet, Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde, Avrupa üyeliğinde büyük sorunlar yaratacak, içerde ise Kürt vatandaşları çok tedirgin edecek bir operasyondan uzak durmaya uğraşıyordu. Daha önce 23 kez girdiğimiz Kuzey Irak’ta sorunu çözemiyorduk. Çünkü sorun “dışarıda” değil içerdeydi. Ama askeriyenin açıklamaları, muhalefetin de bu açıklamayı desteklemesiyle “öfkeli bir milliyetçilik” dalgası yayılmaya başlamıştı. Ve bu dalga, sağlam duramayan siyasi iktidarı da etkiliyordu. İktidar yalpalıyordu. Bu tablo da herkesin gözü önündeydi. Bütün hesaplar Türkiye’yi “sınırötesine” çekmek üzerine kurulmaya başlandı. Avrupa Birliği üyesi olan bir Türkiye’de varlık nedenini kaybedecek olan PKK, Türklerle birlikte Kürtlerin de büyük acılar çekeceği gerçeğini hiç umursamadan Avrupa yolunu dolayısıyla demokrasinin önünü kesmek için hamlelerini yapmaya başladı. Dışarıda ve içerde Türkiye’nin Avrupa üyeliğinden hoşlanmayan birçok gücün desteğini de sanırım sağladı. Bir sınırötesi operasyonun Kuzey Irak’taki Kürtlerle güneydoğu’daki Kürtleri hiç olmazsa ruhen ve zihnen kaynaştıracağını, müstakbel bir “büyük Kürdistan”ın liderliğini ele geçireceğini düşünen Kürt liderler de PKK’nın önünü açarken Türkiye’yi de öfkelendirecek açıklamalar yapmaya koyuldu. Arkasından asker çocukların öldürülmesi başladı. Bu, bizi acıya ve öfkeye boğdu. Kendi sınırlarımız içinde bu kadar çok asker kaybetmemize neden olan komuta zafiyetini hiç konuşmadık. İki yüz kişilik PKK gruplarının, uyduların, termal kameraların denetlediği bir bölgede, hiçbir istihbarat örgütümüz tarafından fark edilemeden nasıl bu kadar rahat hareket ettiklerini, çocuklarımızın nasıl bu kadar rahat öldürülüp kaçırılabildiğini, bir eğitim eksikliği, yönetim hatası olup olmadığını sorgulayamadık. Ãimdi tuzağa düşmüş bulunuyoruz. Artık koşullarını kendimizin belirleyemediği bir çatışmada tepkilerimizi aklımızdan ziyade öfkemizle vereceğiz. Öyle gözüküyor ki bizi sürükledikleri yere doğru sürükleneceğiz. Bunun elbette içerdeki yansımaları da çok ağır olacak. Ama sanıyorum bu durum herkesin kaybetmesiyle bitecek. Bizi tuzağa düşürenler de doğru hesap yapmıyorlar bence. Bu kanlı denklemin içinde kimlerin olduğunu bilmiyoruz, Amerika, Rusya, başka ülkeler, herkes olabilir. Ama bu tuzağı kuran herkes, tuzağa düşen bizimle birlikte acı çekecek. Kimse kazançlı çıkmaz bundan. Biz kendi Kürt sorunumuzu çözemedik. Kendi ülkemizi iyi yönetemedik. İçerde anlamsız çatışmalara girdik. Ve belayı büyüttük. İçerde ve dışarıda bu “beladan” yararlanacağını sanan kim varsa, sonuçların umdukları gibi olmayacağını görecekler. Yetmiş milyonluk bir ülkeyi bu kadar canını acıtıp öfkelendirerek bir tuzağa çekerseniz, zincirleme reaksiyonlar ve “kontrol edilemez” bir hareket yaratırsınız. Eğer “içerde” bu tuzağın kendi iktidarlarına yardım edeceğini umanlar varsa, onlar büyük bir ihtimalle yaşanacaklardan sonra ellerindeki iktidarı da kaybedecekler. “Dışarıdakiler” ise bütün dengelerin ve hesapların altüst olacağını görecekler. Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesiyle birlikte dünyanın da bir “Türkiye sorunu” olacak. Yetmiş milyonluk büyük bir sorun. Bundan sonra olayların nereye kadar gideceğini kimse bilemez. Bilebildiğimiz tek şey, hepimiz acı çekeceğiz ve çok çocuk ölecek. Ve çocukların ölümü kimseye mutluluk getirmeyecek.ahmetaltan@gazetem.net 22 Ekim 2007, Pazartesi
Windows Live Hotmail and Microsoft Office Outlook – together at last. Get it now! __________________________________________________Do You Yahoo!?Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com

_________________________________________________________________ Get free emoticon packs and customisation from Windows Live. http://www.pimpmylive.co.uk