HANGİ ÜLKEDE NE YAPILMAMALI?
*Yunanistan ‘da sakın Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adı bu ülkede, Yunan kahvesidir. *
*
Nepal ‘de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler. *
*
Şili ‘de lokantada ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.*
*
Mogalistan ‘da ıslık çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş olursunuz.*
*
Hindistan ‘da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.*
*
Kolombiya ‘da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz. *
*
Çin ‘de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır.*
*
ABD ‘de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz. *
* Endonezya ‘da küçük çocukların başını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez. *
*
Tibet ‘te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.*
*
Japonya ‘da çatal, kaşık yerine kullanılan çubukları tabağa çapraz koymak hakarettir. *
*
Japonya ‘ya seks dergisi sokmak yasaktır. Japonya ‘da üç kişinin resmini çekmeyin… şansınız kapanır. * *
Bahama Adaları ‘nda çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.
Bikini Adaları ‘nda bikini giymek yasaktır.
Rusya ‘da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir.
Endonezya ‘da pazarlık sırasında satıcı parayı yere atarsa son fiyat anlamına gelir.
Panama ‘da çok güzelseniz size %20 ‘ye varan indirim yaparlar.
Avustralya ‘da yaşınız 65 ‘in üzerindeyse geneleve girmek için sağlamdır raporu gerekir.
Sumatra ‘da küçük çocukların resmini çekmek yasaktır. Dişlerinin gelişmesini önler inancı hakimdir.
Rusya ‘da taksi şoförleri ile akademik bir tartışmaya girmeyin. Çoğu üniversite eski öğretim üyesidir.
İskoçya ‘da içkiyi geri çevirmek hakarettir.
İtalya ‘da Spaghetti ‘ye makarna demek hakarettir.
Yine İtalya ‘da otel odanıza giren hırsızı dövmek suçtur.
*
İşte Hormon Haritanız …
[image: İşte hormon haritanız]*Aylık hormon değişimleri kendinizi bazı günler enerjik, bazı günler bitkin hissetmenize neden olduğu gibi aynı zamanda libidonuzun düşük ya da yüksek olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Bu değişimlerle ayın hangi günlerinde ve ne şekilde karşılaşacağınızı bilirseniz ruhsal gel-gitlerinizle uğraşmanız daha rahat olur. Biz de bunu düşünerek size ayın dört haftasının ‘hormon haritası’nı çıkardık.*
*Regl’in ilk gününden başlayarak*
*1-7 gün arası *Regl’nin ilk günü. Kocaman bir hamburger yemek için can atıyorsunuz. Bu günlerde özellikle de çok kanamanız varsa vücudunuz demir kaybedebilir. Bu da kendinizi yorgun hissetmenize neden olabilir. Bu yüzden ıspanak, kırmızı et gibi demir bakımından zengin yiyecekler tüketmeye özen gösterin.
*1-7 gün arası *Bedeniniz için kötü bir hafta: Astımınız ya da migreniniz varsa regl döneminin ilk günü bu rahatsızlıklarınızın şiddetinde artış hissedebilirsiniz.
Beyniniz için iyi bir hafta: Reglinizin altıncı gününde yumurtanız olgunlaşarak yumurtalığınızdan çıkma aşamasına gelir. Vücudunuz bu dönemde rahattır. İşlerinizle ilgili önemli konulara odaklanabilir ve yaratıcılığınızı kullanmanız gereken işlere başlayabilirsiniz.
*8-14 gün arası *Araştırmalar yumurtlama dönemindeki kadınların esmer erkekleri daha çekici bulduğunu söylüyor.
Kendinizi iyi hissettiğiniz bir hafta: Östrojen hormonu önce sürekli artarken birdenbire hızlı bir artışa geçer. Bu hafta içinde ruhen iyi hissediyorsunuz. Bu dönemde uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızla görüşün, iyi vakit geçirmeye bakın.
*8-14 gün arası *Bebek yapmak için uygun bir hafta: Vücudunuzdaki östrojen hormonunun seviyesi yavaş yavaş yükseliyor ve 14. gün gerçekleşecek olan yumurtlama gününe hazırlanıyor.
*Seks hayatınız: *Uzmanlar erkeklerin yumurtlama dönemindeki kadınlara yöneldiğini çünkü bu kadınların kokularının farklı olduğunu fark ettiklerini ve bu kokunun onlara daha çekici geldiğini belirtiyor.
*15-21 gün arası *Yumurtlama döneminiz bitse de siz yine de sevişirken korunun. Spermin üreme bölgenizde yedi gün yaşayabileceğini unutmayın.
*Teniniz için kötü bir hafta: *Bu dönemde akneler daha da yoğunlaşabilir. Böyle bir durumda dermatoloğunuza başvurarak akneler için uygun bir tedaviye başlayabilirsiniz.
*15-21 gün arası *Kendinize güvendiğiniz bir hafta: Haftanın ortasına doğru vücudunuzdaki progestron hormonunun seviyesi yükseleceği için iyimser bir bakış açısı kazanarak mutlu günler geçireceksiniz. Bunlar fırtınadan önceki en sessiz ve sakin günleriniz tadını çıkartın.
*22-28 gün arası *Vücudunuz için kötü bir hafta: Vücudunuzdaki progesteron hormonunun doruğa çıktığı bu hafta regl öncesi sendromları görülür. Vücuttaki erkek hormonu olan testosterondaki artışla tüyleriniz uzayabilir vücut kokunuz yoğunlaşabilir. Ruhsal açıdan kötü bir hafta: Kendinizi mutsuz ve sürekli aç hissediyorsunuz. Bu hafta yüksek proteinli ve tuzsuz yiyecekler tüketmenizi öneriyoruz.
*28. gün *Mideniz kötü, uyku probleminiz var ve başınız ağrıyor. Regl olmak üzeresiniz. Bugün kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak aktiviteler gerçekleştirin, kendinizi sıkmayın. Rahatlatıcı egzersizler yapın.
*– ஠ŧŦęĔś§ à® dİşİ kArTaL nArKoZ eTkİsİ
!… İnEgEzEg uB nAlU mIrAkAy …!
“AğUsToS bÖcEğİ”*
bakın arkadaçlar nette gezinirken ne gördüm…ERKEKLERE HAKSIZLIK ED İYORUZ???????????????????
[image: Erkeklere haksızlık mı ediyoruz?] Erkeklere haksızlık mı ediyoruz? 22 Şubat 2008 Cuma 15:38 Kadınlar belki de erkeklere haksızlık ediyor. İşte erkekler hakkında bildiğimiz…
*Erkeklere haksızlık ediyoruz!*
Erkekler hakkında bildiklerimiz: Seksi sevdikleri, seksten sonra sarılmayı unuttukları, manken gibi vücuda sahip olan kadınları arzuladıkları, duygularını göstermekten nefret ettikleri gibi uzayıp gider.
Biz kadınlar belki de yıllardır erkeklere haksızlık ediyoruz. Onları düşüncesizlikle, seks düşkünlüğü ile suçluyoruz. Fakat onlar aslında düşündüğümüz kadar kötü varlıklar değil. Bizim onlar hakkında düşündüğümüz yanlış olan o kadar çok düşünce var ki. İşte erkekler hakkında bildiğimiz yanlışlar…
*YANLIŞ 1:* *Öpüşmek ve sarılmanın sonucu yataktır * Hayır, bu düşünce yanlış! Yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkekler için de duygular seks için önemli. Erkekler de unutulmaz birlikteliklerden hoşlanıyorlar. Özellikle de ciddi ilişkilerde öpüşmeye, sarılmalara önem veriyorlar.
*YANLIŞ 2: Dergilerden fırlamış gibi olmamızı istiyorlar*
Erkeklerin hep incecik vücutlu seksi hatunlardan hoşlandığını düşünürüz öyle değil mi? Ama yanlış. Dergilerde gördüğümüz o muhteşem güzeller onların sandığınız kadar ilgisini çekmiyor. Erkekler için sıradan kadınlar daha çekici.
*YANLIŞ 3: Ev işi yapmamızdan çok hoşlanırlar *
Erkekler aslında yemek yapmanızı isterler fakat sürekli ev işleriyle uğraşan bir kadınla birlikte olmayı da tercih etmezler. Onlar için önemli olan düşünüldüklerini görmek ve tabii biraz da poh pohlanmaktır.
*YANLIŞ 4: Tamircilikten hoşlanırlar * Aslında mükemmel olmadıklarını bilirler fakat kendilerini böyle göstermekten çok hoşlanırlar. Evde bir şey bozulduğunda ona tamir etmesini söylediğinizde dünyanın en mutlu erkeği olmuş gibi gözükürler ama aslında çoğu erkek bozulan şeyleri tamir etmekten pek hoşlanmaz…
*YANLIŞ 5: Akrabaları sevmezler! *
Erkekler sadece gelip aylarca kalan kaynanalarını sevmezler, yoksa erkekler birlikte olduğu kadının ailesi ile iyi ilişkiler içinde olmasından gurur duyar. Onun için bir şeyler yapmak istiyorsanız ailesini yemeğe davet edebilir ya da annesini size çağırabilirsiniz.
*YANLIŞ 6:* *Seks hayatları sıradandır! *
Aslında erkekler yataktan çıkmak, fantezilerini gerçekleştirmek isterler. Mesela ona birlikte duş almayı teklif ettiğinizde ya da mutfakta sürpriz bir birliktelik onu çok mutlu edebilir. Sizinle oyunlar oynamayı severler. Seks hakkında konuşmak isterler.
*YANLIŞ 7: Sürekli onaylanmak isterler * Hayır, sadece erkekler duygularını açıklamaktan hoşlanırlar ve karşı tarafla aynı duyguları paylaşmak isterler. Ayrıca işten, futboldan konuşmak isterler. Eğer böyle olmasını istiyorlarsa onlara bir şans verin ve bırakın konuşsunlar. Ona bir futbol maçı hakkında soru sorabilir ve onu mutlu edebilirsiniz.
*YANLIŞ 8: Bizden farklı düşünüyorlar *
Kitaplar erkekler ve kadınlar arasındaki derin uçurumlardan bahsetse de aslında erkekler de kadınlar gibi düşünüyorlar. Onlar sadece bu düşüncelerini göstermekte farklı yollara başvuruyorlar.
Aldatılan Kişi Hangi Soruları Sorar ? !
[image: Aldatılan hangi soruları sorar]*Eşinizin sizi aldattığını öğrendiniz. Aklınıza ilk gelen şeyler eşinizle sevgilisi hakkındaki detaylardır. Örneğin ona ne hediyeler aldığı, özel bir şarkıları olup olmadığı ya da ona maddi anlamda destek olup olmadığı ona sormak isteyeceğiniz soruların başında gelir. Bu yasak aşkı öğrendikten sonra eşinize sormanız gereken bazı temel soruları sizin için derledik. Duymaya hazır mısınız?*
*Başka bir kadınla ilişkiye girmeye karar verdiğinde bunu kendine nasıl açıkladın? *Erkekler de kadınlar gibi duygusal dünyalarında olup biten şeyleri arkadaşlarıyla konuşma, paylaşma isteği duyar. Fakat karşı cinsler arasında kurulan arkadaşlıkların bir sınır çizgisi vardır her zaman. Erkekler aşk hayatlarında yaşadıkları problemlerini karşı cinsten bir arkadaşlarıyla paylaştıklarında onlara zayıf bir yanlarını göstermiş olurlar. O insani duygusal olarak yakınlaştıklarını hissederlerse de işi cinsellik boyutuna taşımaya meyillidirler.
Aynı şey kadınlar için de geçerlidir. Bir kadın karşı cinsten bir arkadaşına ilişkisinde yaşadığı problemleri anlattığında kendisinin mutsuz olduğunu ve bir anlamda yeni bir ilişkiye açık olabileceğini de belirtiyor olabilir.
*Yanlış olduğunu bile bile neden bu kadar uzun sürdü? *Uzun süreli bir ilişkideki durağanlığın aksine yasak aşkların taraflara yaşattığı heyecan ve tutku seneler boyu sürebilir. Bu bağlamda eşlerini aldatanlar sevgililerine adeta bağımlı olduklarını söylemek mümkün. ‘Diğerini’ ne kadar itmeye çalışsalar da her defasında adeta bir mıknatıs gibi yasak ilişkilerine doğru çekilirler.
*Yasak ilişki nasıl başladı? *Yasak bir ilişkiyi başlatan neden çoğu zaman o ilişkinin devam etmesine yol açan nedenden farklıdır. İlişki bir cinsel çekim yüzünden başlamış olabilir fakat uzun sürmesinin nedeni tarafların duygusal bir şeyler paylaşmaya başlamalarıdır. Ya da bunun tam tersi iki insanın birbirine hissettiği yoğun duygularla başlayan bir ilişki daha sonra sadece cinselliğin yaşandığı bir formata da dönebilir.
*Onunla ilk kez seviştikten sonra kendini suçlu hissettin mi? *Bazıları eşlerini aldatmaktan dolayı hiç suçluluk hissetmez. Bazıları da eşlerinin dışında başka bir kadınla seviştikten sonra kendilerini suçlu hissedebilir. Fakat bu suçluluk duygusu onları bu ‘günahı’ tekrar etmekten alıkoymaz.
Bazı erkekler yaptıkları şeyden o kadar büyük bir utanç duyar ki eşlerini aldattığı kadınla ilk fırsatta tekrar beraber olarak seksten aldıkları doyum hissini yaşayarak suçluluk duygusundan kaçmak ister. Yasak aşk yaşayan erkeklerin bir kısmı ‘kimseye herhangi bir zarar vermiyor’ mantığıyla hareket ederek yaptıkları şeyi bir mantığa oturtmaya çalışır.
*Böyle bir şey yaşarken hiç beni düşündün mü? *Aldatan eş eşini düşünse zaten böyle yasak bir ilişkiye girmez bunu unutmamak lazım. Aldatmak aldatılan değil aldatanın gerçekleştirdiği bir eylemdir. Fakat aldatılan eşler genelde aldatan kocalarının bu işi yaparken direk kendilerini hedef aldığını düşünür ve bu yasak ilişkiyi öğrendikleri zaman kocalarına ‘Bunu bana neden yaptın?’ diye sorarlar. Fakat asıl konu şudur ki aldatan erkekler başka bir kadınla beraber olmaya karar verdikten sonra eşlerini zaten düşünmezler.
*Ona evliliğimiz hakkında neler anlattın? *Bu soru erkeğin evliliğine olan bağlılığını sorgularken aynı zamanda da eşin yaşadığı yasak ilişkinin duygusal boyutunu irdeler. Aldatan erkeklerin bazıları sevgililerine eşlerinin olumlu yanlarını anlatır. Bazıları ise eşlerinin soğuk ve mesafeli olduğunu söyler. Eğer eşinizi aldatıyorsanız evliliğinizle ilgili olarak sevgilinize anlattığınız şeyleri eşinize de anlatmanız gerekir. Böylelikle eşinizle olan problemleri karşılıklı konuşup tartışma olanağı bulabilirsiniz.
*– ஠ŧŦęĔś§ à® dİşİ kArTaL nArKoZ eTkİsİ
!… İnEgEzEg uB nAlU mIrAkAy …!
“AğUsToS bÖcEğİ”*
ÇİRKİN KADINLAR
ÇİRKİN KADINLAR “Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır” söylemini bir tarafa bırakalım. Hiç inandırıcı değil zira. Gözüme mi inanayım yoksa bu avutucu, kandırıkçı söze mi? Geçiniz Allah aşkına… Basbayağı da vardır çirkin kadın. Çirkindir işte, ötesi yok! Bir anlık insani duygularıma kapılıp “çirkin” diye geçirsem içimden, Allah’ın gücüne gitmesin, ne de olsa O yarattı der, ardından da “tövbe tövbe” diye sayıklanırım, kızarım kendime. Ama ben de insanım azizim; bu kadar tutabiliyorum içimde… Hani bu kadınlar aralarında bir türlü anlaşamaz ya, iş yerini birbirlerine dar ederler, erkekler de bunu anlayamaz ya, işte tüm bu sorunların kökeninde yatan çirkin kadınların kompleksleridir. Yüzlerinin çirkinliği mi sızmıştır ruhlarına, yoksa ruhlarının kötülüğü mü vurmuştur yüzlerine, bilemem, ama ortada tek ya da büyük ihtimalle iki yönlü bir çirkinlik olduğu kesin. İşbu çirkin kadınlar, kendilerinden üstün gördükleri hemcinslerini psikolojik olarak hırpalayarak, onların iyi taraflarını gördükçe çıldırdıkları için o iyi tarafları yokmuş gibi farz ederek, kendilerini buna inandırarak geçirirler vakitlerini. · Güzel kadınlar, en azından bu çirkin kadınların güzel olarak belledikleri ve kıskandıkları kadınlar onlara göre salaktır. Kendilerini, onların “salak” olduğuna inandırarak rahatlatırlar. · Çirkin kadınlar, “aklı” kendi tekeline almaları yetmezmiş gibi, bir de “kültürlü ve bilgili olma halini” kendilerine misyon edinir ve ancak ve ancak bu gruba kendi gibi çirkin kadınları sokar. Güzel kadını “süs köpeği” gibi görmeye çalışır; kendine bu yönde telkinler verir. · Güzel kadın, onlara göre, erkeğin seks aracıdır, onu dar vakitlerde tatmin edecek kişidir, ancak kendisi gibi bilgili(!), kültürlü(!) ve derin(!) kişi gibi biriyle olma şansını(!) erkeğin teptiğini düşünür. · Bakımsızlığıyla, saçlarının yağdan yapış yapış olma haliyle övünür. Birkaç felsefi kitap edinerek uzamış siyah bıyıklarının altından çıkarıverir dilini, ıslattığı gibi parmağını, sayfalarını çevirir kitabın. · Ezikliğini, fitne fesat düşünce ve davranışlarla bastırmaya çalışır çirkin kadın. · Ruhu yüzüne; yüzü ruhuna yansımıştır. Çirkinlik hakimdir ona artık, ve çirkinliğe anlam katan her ne kötülük varsa… · Yırtık ruhu, müthiş girişimci ve uslanmaz-arlanmaz yapısıyla istediklerini elde eder. · Aslında “çirkin şansı” diye bir şey yoktur. Bir üst maddedeki özelliklerden dolayıdır ki, her türlü entrikayla istediğini yaptırmıştır. Çirkinlerin öyle ya da böyle istediklerini elde edebilmelerine şahit olan yüzyılların insanoğlusu “çirkin şansı” diye bir ifade buluvermiştir. O nedenle çirkinin entrikalarına kurban giden güzele “Allah çirkin şansı versin” denir. Ben bu şahısları, Allah’ın özellikle yarattığını düşünüyorum. Hani bir sınavdayız ya… Ve birçok acı olayla, kötülükle karşılaşıyoruz, şeytan bizi doğru yoldan çevirmeye çalışıyor ya, işte hesap o hesap, çirkinlerin misyonu da bizlerin sabrını ölçmek… İyi ki varsınız çirkin kadınlar! Sayenizde acı çekerek güzelleştikçe güzelleşiyoruz.
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| ÇİRKİN KADINLAR “Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır” söylemini bir tarafa bırakalım. Hiç inandırıcı değil zira. Gözüme mi inanayım yoksa bu avutucu, kandırıkçı söze mi? Geçiniz Allah aşkına…
Basbayağı da vardır çirkin kadın. Çirkindir işte, ötesi yok!
Bir anlık insani duygularıma kapılıp “çirkin” diye geçirsem içimden, Allah’ın gücüne gitmesin, ne de olsa O yarattı der, ardından da “tövbe tövbe” diye sayıklanırım, kızarım kendime. Ama ben de insanım azizim; bu kadar tutabiliyorum içimde…
Hani bu kadınlar aralarında bir türlü anlaşamaz ya, iş yerini birbirlerine dar ederler, erkekler de bunu anlayamaz ya, işte tüm bu sorunların kökeninde yatan çirkin kadınların kompleksleridir. Yüzlerinin çirkinliği mi sızmıştır ruhlarına, yoksa ruhlarının kötülüğü mü vurmuştur yüzlerine, bilemem, ama ortada tek ya da büyük ihtimalle iki yönlü bir çirkinlik olduğu kesin.
İşbu çirkin kadınlar, kendilerinden üstün gördükleri hemcinslerini psikolojik olarak hırpalayarak, onların iyi taraflarını gördükçe çıldırdıkları için o iyi tarafları yokmuş gibi farz ederek, kendilerini buna inandırarak geçirirler vakitlerini.
· Güzel kadınlar, en azından bu çirkin kadınların güzel olarak belledikleri ve kıskandıkları kadınlar onlara göre salaktır. Kendilerini, onların “salak” olduğuna inandırarak rahatlatırlar. · Çirkin kadınlar, “aklı” kendi tekeline almaları yetmezmiş gibi, bir de “kültürlü ve bilgili olma halini” kendilerine misyon edinir ve ancak ve ancak bu gruba kendi gibi çirkin kadınları sokar. Güzel kadını “süs köpeği” gibi görmeye çalışır; kendine bu yönde telkinler verir. · Güzel kadın, onlara göre, erkeğin seks aracıdır, onu dar vakitlerde tatmin edecek kişidir, ancak kendisi gibi bilgili(!), kültürlü(!) ve derin(!) kişi gibi biriyle olma şansını(!) erkeğin teptiğini düşünür. · Bakımsızlığıyla, saçlarının yağdan yapış yapış olma haliyle övünür. Birkaç felsefi kitap edinerek uzamış siyah bıyıklarının altından çıkarıverir dilini, ıslattığı gibi parmağını, sayfalarını çevirir kitabın.. · Ezikliğini, fitne fesat düşünce ve davranışlarla bastırmaya çalışır çirkin kadın. · Ruhu yüzüne; yüzü ruhuna yansımıştır. Çirkinlik hakimdir ona artık, ve çirkinliğe anlam katan her ne kötülük varsa… · Yırtık ruhu, müthiş girişimci ve uslanmaz-arlanmaz yapısıyla istediklerini elde eder. · Aslında “çirkin şansı” diye bir şey yoktur. Bir üst maddedeki özelliklerden dolayıdır ki, her türlü entrikayla istediğini yaptırmıştır. Çirkinlerin öyle ya da böyle istediklerini elde edebilmelerine şahit olan yüzyılların insanoğlusu “çirkin şansı” diye bir ifade buluvermiştir. O nedenle çirkinin entrikalarına kurban giden güzele “Allah çirkin şansı versin” denir.
Ben bu şahısları, Allah’ın özellikle yarattığını düşünüyorum. Hani bir sınavdayız ya… Ve birçok acı olayla, kötülükle karşılaşıyoruz, şeytan bizi doğru yoldan çevirmeye çalışıyor ya, işte hesap o hesap, çirkinlerin misyonu da bizlerin sabrını ölçmek…
İyi ki varsınız çirkin kadınlar! Sayenizde acı çekerek güzelleştikçe güzelleşiyoruz.
| |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
En Sıcak Oyun Kahramanları ..
*Hangi oyun türü olursa olsun, geliştiriciler ilgi çekici dişi kahramanlardan vazgeçemiyor.
*
Oyun programcıları hep daha çok sivrilmek isterler: Daha uzun bölümler, görkemli patlamalar ve kahramanların kıyafetlerinden tasarruf…
FPS, savaş veya yarış oyunu olması fark etmez, dişi karakterlerdeki trend gittikçe daha çok “oyun arkadaşı” tarafına yöneliyor. Donanımların sürekli yükselmekte olan performansı daha gerçekçi dişi kahramanların geliştirilmesine imkân tanıyor ve oyun geliştiricileri de bu fırsatı kaçırmıyor.
Bunun en güzel örneği ise, hiç kuşkusuz Tomb Raider serisinin seksi kahramanı Lara Croft. Lara Croft artık sadece bir oyun kahramanı değil, beyaz perdenin de önemli bir figürü. Çekilen Tomb Raider filmleri, dişi kahramanların aslında ne kadar ilgi çektiğini gözler önüne seriyor.
Sadece Lara Croft mu? Resident Evil’dan Perfect Dark’a, Blood Rayne’den Soul Calibur’a kadar birçok hit oyunda hep dişi kahramanlarla karşılaşıyoruz. Üstelik bu kahramanların bazen oyunun kendisini gölgede bırakıp ön plana çıkmayı başardıklarını da görmek sürpriz olmuyor.
İşte bu kahramanlardan on altı tanesi… Resim galerimizde en ilgi çekici oyun karakterlerini sizler için biraraya getirdik. Hangisinin daha güzel olduğunu seçmek ise size düşüyor…
En sıcak oyun kahramanları 1. Ada Wrong (Resident Evil) 2. Kasumi (Dead or Alive) 3. Lara Croft (Tomb Raider) 4. Joanna Perfect (Perfect Dark) 5. Aya Brea (Parasite Eve) 6. Brooke (Need for Speed Underground) 7. Blood Rayne (Blood Rayne) 8. Christie (Dead or Alive) 9. Rebecca Chambers (Resident Evil) 10. Elise Riggs (SSX) 11. Cassandra (Soul Calibur) 12. Evangeline (Dungeon Siege) 13. Jill Valentine (Resident Evil) 14. Charys (Champions: Return to Arms) 15. Christie Monteiro (Tekken) 16. Chun Li (Street Fighter) [image: Ada Wrong][image: Kasumi] [image: Lara Croft][image: Joanna Perfect] [image: Aya Brea] [image: Brooke] [image: Blood Rayne] [image: Christie] [image: Rebecca Chambers] [image: Elise Riggs] [image: Cassandra] [image: Evangeline] [image: Jill Valentine] [image: Charys] [image: Christie Monteiro] [image: Chun Li]
*– ஠ŧŦęĔś§ à® dİşİ kArTaL nArKoZ eTkİsİ
!… İnEgEzEg uB nAlU mIrAkAy …!
“AğUsToS bÖcEğİ”*
Sayın Bay Provakatör
Sayın bay Provokatör. (Sayın dediğime bakma, sayın mayın değilsin amma, adet işte. Bizde mektuba böyle başlanır da ondan diyorum.) *Hatırlar mısın ’seksen’ öncesini.* Helbet hatırlarsın. Nasıl hatırlamazsın ki? *En karlı günlerindi onlar*. Hani, ben Dolapdere’de oturuyordum da, Kasımpaşa Lisesine gidiyordum. En samimi arkadaşımı da tanırsın, *Eyüp’ü. *Onlar da Kasımpaşa’da oturuyorlardı. Amma aynı okula gidiyorduk Eyüp’le. Okuldan beraber çıkar, *’Geyikli’* sinemasının oraya kadar yürür ayrılırdık.
Sabahları da aynı yerde buluşur, Okula beraber giderdik. *Aynı sırada otururduk*. Sinemaya beraber kaçardık. *Maçlara beraber giderdik*. Tepebaşında beraber ‘Kıldır’ oynardık. *Bayramyerinde beraber ‘penaltı’ çekerdik*. Kar yağdığında beraber kayardık, tahta merdiven’in üstüne oturup ‘Samancı’ meydanından taaa aşşaya kadar. *Pabuçlarımızın burnu beraber patlardı*. Pantolonlarımızın dizi beraber sökülürdü. *’Kan kardeşi’ bile olmuştuk Eyüp’le. *Hafta sonu olup’da mektep tatile girdi miydi özlerdik birbirimizi. *Pazartesini iple çekerdik. *Derslerde haşarılık ederken ne gülerdik be. *Aynı anda kulağımızdan tutulup sınıftan dışarı atılmışlığımız da vardır.
****
Bay provokatör, lan sen nasıl yaptın nasıl ettin bilmiyorum amma, birbirini böylesine seven iki arkadaşı birbirine *düşman ettin. *Bir gün, durup dururken, ben *’Parka’* giymeye başladım. Senin tavsiyenlen.
Eyüp’te pabuçlarının yerine *’Komando’* botu giymeye. Senin tavsiyenlen. Sebep; Birimiz ‘Dolapdere’de oturuyorduk. Birimiz ‘Kasımpaşa’da. Düşman olmalıydık. Durup dururken, önce kıyafetlerimizden ötürü uyuz olmaya başladık birbirimize. Bana* ‘Ülkücüler devrime mani olacaklar. ‘Faşis’lere geçit yok!’* dedin. Zavallı Eyüp’ün kulağına da *’Kominis’ler memleketi Ruslara* *satacaklar ‘Komonis’lere ölüm!’* diye fısıldadın. Düşürdün iki kanı kaynayan toy çocuğu birbirine. Artık birbirimizin yüzüne bakmaz olduk. Sinema’ya beraber gitmez olduk. Dersi kırıp, maçlara kaçamaz olduk. *Benim babam ‘Erkek berberi’ydi. Eyüp’ün babası’da ‘Nalburcu.’ Biribirimizden bi farkımız yoktu ki. *’Haydi dalın, siz farklısınız!’ dedin. Allah ne verdiyse daldık. Kafamızı gözümüzü patlattık. Sonra kesmedi seni. Ellerimize birer silah verdin. *’Haydi sıkın birbirinize kurtarın memleketi!’* dedin. Benim gibi yüzlerce ‘Hasan’ın, ‘Eyüp’ gibi yüzlerce Eyüp’ün ömrünü yedin. *Ocaklara ateş düşürdün*. İşkencelerden geçirttin ‘Ümmet-i Muhammed’in evlatlarını.
***
*Canımızı yaktığın, canımızı aldığın hiç bişey biliyor musun? *Sen bizim sevgimizi çaldın. Arkadaşlığımızı, dostluğumuzu çaldın. Bir daha Eyüp’la asla eskisi gibi sevmedik birbirimizi. Uyandık sonradan ama… Çok geçti. *Maksadına ulaşmıştın.
****
Duydum ki; şimdi gene ortalara çıkmaya hazırlanıyormuşsun. Gene *’Avucum kaşınıyor, bi yerlerden para gelecek.’* diye seviniyormuşsun. *Duydum ki; Akmerkezlerde namaz kılmaya başlamışsın. *Duydum ki; Liseli, oraokullu kızların bacaklarına ‘kezzap’ olabilmesi kuvvetle mümkün olan yakıcı bir madde sıkıyormuşsun. *Duydum ki; Ümraniyelerde falan ‘Cuma’ vakitleri dükkanları kapattırıyormuşsun. *Duydum ki; Başörtüsüz müşterilerini taksinden aşşağı atıyormuşsun. *Duydum ki; şehirlerarası otobüsleri zorla durdurup; ‘Namaz kılıcam.’*diyormuşsun.
***
*Bak canım Provokatör*. *Sen böyle gülünç şeyler yapmazdın. *Belli ki zor durumdasın. Şimdi beni iyi dinle. Delikanlı gibi söyleyeyim; *artık sana ekmek yok buralarda*. *Uzun zaman oldu. Yolsuz kaldın belli ki. *Bak gel, şurada arkadaş arasında üç beş kuruş toplayalım, sıkıştıralım cebine de bi bilet alıver kendine. Biz senin ne ‘fırıldak’ olduğunu biliyoruz. *Ama gene de, aç adamın halinden anlarız*. Hadi canım. *Utanma aç avucunu. Al şunları*… Tamam mı. Hah. *Hadi şimdi yaylan bakalım buralardan. *Toz ol. *Gözümüz görmesin seni. *Hadiiii… *Yallaaah!*
*Bir Türk’ü nasıl tanırsınız?*
*’Yaa abi şunun yenilerini yazsana’* diyen kardeşleri duyunca elimi tutamadım.
*Üç beş ahbap masada oturuyor. Birinin cep telefonu çaldı. Adam aldı telefonu, kalktı gitti, taaa fizan’dan konuşmaya başladı. İşte böyle bir manzara görürseniz, bilin ki o Türk’lerin oturduğu bir masadır.
*Şehirlerarası araba kullanıyorsunuz. Yol iki şeritli. Kocca bir kamyonun peşine takılmış bir türlü sollayamıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz, kamyoncunun eli camdan çıkmış ‘Geç geç’ işareti yapıyor. İşte, sizin yerinize yol durumunu kontrol edip, hayatınızı kolaylaştıran kişi ancak bir Türk kamyoncusudur.
*Mandalina ve portakal kabuğunu birbirlerinin gözüne sıkarak şakalaşan kişi veya kişiler tartışmasız olarak meyvedeki tüm vitaminin kabuğunda olduğa inanan Türk’ten başkası değildir.
*Kendi cep telefonuna, kendi cep numarasını kendi adıyla kaydeden birini görürseniz bilin ki öz be öz Türk evladıdır
*En güzel imza benim diye, bulduğu her kağıda ve gazetenin boş kenarlarına gururla imza atan ve imzasıyla övünen kişi de bir Türkten başkası olamaz. *
Hasan Kaçan, Star
ölümsüz açk
Ölümsüz aşk ister misiniz? [image: Ölümsüz aşk ister misiniz?]*Çok mutlu bir beraberliğiniz var ve onu sonsuza dek yaşatmak istiyorsanız bazı yanlışlardan uzak durmalısınız. Bu alışkanlıklarınızı değiştirmeli ve ölümsüz aşka yelken açmalısınız.*
*Kendinize önem gösterin * Dağınık olduğunuz zamanlar kadar farklı giyindiğiniz zamanlarda olsun. Dantel gecelikle olduğunuz kadar eşofmanlarla da seksi olmayı ve kalmayı bilin.
*Annecilik oynamayın *Erkeğe gereğinden fazla ilgi göstermeyin. Annesi gibi davranmayın. Yaptığınız her şeyi birlikte yapmaya çalışın. Sorumluluk alması gerektiğinde sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Zaten sorumlu bir erkek sizi bunca yükün altında bırakmaz.
*Kıskançlık kıskacına düşmeyin *Kıskançlık hissi onun sevgisini hak etmediğinize dair derin bir korkunun dışavurumudur. Başka bir kadına ilgi gösteriyorsa bağırıp çağırmayın (çok aleni) ya da ortalığı birbirine katmayın (çok çaresizce). Kulağına baştan çıkarıcı sözler fısıldayın, ona acımasızca kur yapın. Böylece ilgisinin size kaymasını sağlayarak kendinizden şüphe duymanıza yol açan yıkıcı hislerden kurtulacaksınız.
*Sıkıcı sorulardan kaçının *Kadınların sorduğu bazı sorular anlamsız ve feci şekilde sinir bozucudur. Erkek arkadaşınızın size bağlı kalmasını istiyorsanız “Beni ne kadar seviyorsun?”, “Sence ben şişman mıyım?”, “O gömleği bu pantolonla giymeyeceksin değil mi?” , “Yemeğe çıkıp sonra da sinemaya gitmek yerine video kiralayıp pizza ısmarlasak olmaz mı?” gibi sorular sormaktan kaçının.
Erkeklerin Gözünden Kadınlar
*Erkeklerin gözünden kadınlar*
[image: Erkeklerin gözünden kadınlar] *Erkeklerin deyimiyle kadın gibi olmayan kadınların, erkeklerle amansız bir mücadeleye girdiği yeni bir dünya anlayışı hüküm sürüyor. Peki gerçek kadının tanımı nedir? İşte erkeklerin yorumu…*
*Gerçek bir kadın minibüsçüler gibi küfretmez* *Erkeklerin söylediği: *Gerçek bir kadın kesinlikle ağır küfürler ederek konuşmaz. En angarya işi yaparken ya da en zorlandığı anlarda bile. Bu tür kaba kelimeleri zihninin bir köşesinde tutar ve içinden söyler. Ancak erkek ara sıra da olsa adi kelimeler duymak isteyebilir. Özellikle seks yaparken. O yüzden gerçek bir kadının küfürlü konuşmayıp bu sözcükleri dilinin ucunda tutması gerekir. *Kadınların düşündüğü:* Tüm kötü kelimeleri etrafımdaki şaşkınlar için harcamak! Eğer bunları duymak bir erkeği rahatsız ediyorsa bunu anlayabilirim ama sadece onun istediği zamanlarda küfürlü konuşacak ve onun amaçlarına hizmet edeceksem buna katılmıyorum. Çok ikiyüzlü bir tavır. Kelime haznemin çeşitliliği ve renkliliğini sonuna kadar savunmayı tercih ediyorum.
*Gerçek bir kadın kalabalık arasında takılmaz* *Erkeklerin söylediği: *Gerçek bir kadın yalnızdır. Erkek onu bir partide gördüğü zaman kimseyi tanımadığını hemen anlar. Büfenin yanında tek başına durmaktadır ve ona ulaşmak hiç de zor değildir çünkü etrafında aşılması gereken arkadaşlarından oluşan bir duvar yoktur. Ancak yalnızlığının özünde asosyal olması değil herkesle çok yakın ilişki kurmaktan hoşlanmıyor olması ve seçiciliği yatar. Kaldı ki yanına gelen erkekle sohbet etmesi ne kadar sosyal olduğunun göstergesidir. Kendine güven veren erkeklerle ilişki kurabilir ancak. *Kadınların düşündüğü: *Burada güvendeyim. Kalabalığın arasına karışıp yılışık adamlarla muhattap olmaktan çok daha iyidir. En azından bu şekilde gerçekten beğendiğim bir adamla kontakt kurabilir ve onun bana yaklaşması için fırsat yaratabilirim. Ara sıra insanın buna da ihtiyacı oluyor. Ama arkadaş grubum olmadan dışarıya çıkmayı çok da tercih etmem.
*Gerçek bir kadın topuklu ayakkabı giyer* *Erkeklerin söylediği: *Gerçek bir kadın ne basket ayakkabısı (eğer Madonna değilse), ne çizme, ne balerin ayakkabısı, ne terlik, ne Birkenstock, ne de bot giyer. Hayır gerçek bir kadın sadece topuklu ayakkabı giyer. Tıpkı eskiden büyükannelerimizin zamanında olduğu gibi. Bacakların sonsuz görünmesini sağlıyor ve yürürken çıkan tıkırtı kulağa çok hoş ve kadınsı geliyor. *Kadınların düşündüğü:* Kendimi spor ayakkabıların ya da düz sandaletlerin içinde rahat hissettiğim kadar hiçbir ayakkabıda hissetmiyorum. Tabii bunların da en orijinal olan modellerini seçmeye çalışıyorum. Tabii ki yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabılar da satın alıyorum (hem de en pahalısından) ve giyiniyorum. Ancak her gün yüksek topuklarla yürümeye çalışmanın ne kadar zor olduğunu da unutmamak gerek. Koşuşturma da cabası. Ayaklarımın isyanını duyar gibiyim. Rahat etmek istiyoruz!
*Gerçek bir kadının saçları uzun olur* *Erkeklerin söylediği: *Gerçek bir kadının saçlarının içinde kaybolup orada yaşanabilmeli. Gerçek bir kadın aşk yaparken yeleleri boynuna dolanmalı ve sağa sola yayılmalı. Bu kesinlikle çok seksi! Eğer bir kadın saçlarını kesiyorsa bu kesinlikle düzene girmek içindir. Yoksa onları uzun bırakır. Bir erkeğin onları parmaklarıyla okşayıp şekil vermesi en doğal hakkıdır. Kadınların bazen topuz yapması da çok etkileyici olabiliyor. Özellikle mutfakta çalışırken aceleyle topladığı saçları çok seksi bir görüntü yaratabiliyor. Bunların hepsi çok kadınsı! *Kadınların düşündüğü:* Son alışverişimizde birkaç etek ya da elbise satın almışsak saçımızı çok kısa kestirmeyiz. Farklı modelleri ve çeşitli boylardaki kesimler güzel ama enseye traş gerektiren çok kısa modelleri biz de çok tercih etmiyoruz. Boynumuzu ortaya çıkaran modelleri seviyoruz. Ama bunun için sadece at kuyruğu ya da topuz yapmak gerekmiyor. Kısa saç da boyun ve dekolte kısmım oldukça seksi gösterebiliyor. Bu yüzden erkeklere kısa saç ve feminenliğin paralel olabileceğini anlatmak lazım.
*Gerçek bir kadın çivi çakmayı bilmez* *Erkeklerin söylediği:* Gerçek bir kadın buzdolabının kapısını kapatmak, otomobil park etmek ve bilgisayarda “elma V” yapmak için bile bir erkeğe ihtiyaç duyar. Kadınlar zeki ve duyarlıdır ancak el becerisi gerektiren işlerde değil. Çünkü onlar tamirci değiller. Gerçek bir kadın erkeği duvarda matkapla delik açarken tayyörü ile yerde oturup onu seyreder. Çünkü matkabı kullanmaya kalkarsa mutlaka kırar ya da kendini yaralar. Ve erkeği tamiratı bitince tebrik etmek için alkışlar. *Kadınların düşündüğü: *Her şeyi bildiğimiz gibi yaparsak erkeklerin onuru kırılabilir. Çünkü onlar kendilerini güçlü hissetmeyi sever ve bu tür minik işleri büyüterek üstün olduklarını kanıtlamak isterler. Yani egolarını okşamak gerek. Yamuk bile olsa duvara bir tabloyu asmayı becerdiklerinde mutluluktan bayılmamız gerekiyor. Eğer eleştirir ya da kendimiz daha iyisini yaparsak onların gözünde antipatik olabiliriz. Hangi erkek tıkanan lavaboyu açabilen ya da bozulan lambayı tamir eden bir kadından hoşlanır ki. Bizim görevimiz çekici çivi yerine parmağına vurduğu zaman pansuman yapmak ya da ağrıyan yerlerine masaj yapmak! Beceriksizliğiyle alay etmeyi aklınıza bile getirmeyin.
*Gerçek bir kadın ev işlerinden anlar* *Erkeklerin söylediği*: Bu gerçek bir kadının doğasında vardır. Ev için en ekonomik alışverişi yapmayı bilir. Eve arkadaşlarımla geldiğimde yarım saat içinde sekiz kişilik yemeği parmağının ucuyla hazırlayabilir. Öte yandan bulaşık makinesini çalıştırabilir, çamaşırları asıp kuruyanları tek başına ütüleyebilir. Tüm bunların organizasyonunu yaparken hiç de zorlanmaz. Erkek çorabını arayıp da bulamadığı zaman yine o bulur. Neden biliyor musunuz çünkü o gerçek bir kadındır ve kayıp çorabın nerede olduğunu bilir. *Kadınların düşündüğü: *Ne kadar istesek de “aradığın şeyi bulmak için benim gibi bakmayı bil” demeyiz. Her konuda yardımcı olur sadece çorap değil aradıkları her şeyi buluruz. Bir çorabın tekiyle mutlu olabilmeleri bizi eğlendirir çünkü. Oysa bizim ev işlerinden anlamak istediğimiz etrafı çiçeklerle süslemek, buzdolabının üzerine notlar bırakmak, omuzlara kondurulan bir öpücük ya da bir tabak yemekle romantizm gibi şeyler olsa da gerçek hayatta olaylar böyle seyretmez.
*Gerçek bir kadın sadıktır* *Erkeklerin söylediği:* Gerçek bir kadın, gerçek bir erkek gibi değildir. Gerçek bir erkek tek başına gezen yalnız bir kurda benzer. Özetle değişiklikten pek hoşlanmaz. Ara ara kendini dışarı atar ve yuvasına geri geldiği zaman hiçbir şeyin önemi yoktur. Gerçek bir kadın tıpkı dişi kurt gibidir ve minikleri korumak için yuvada kalır, erkeğini bekler. Eğer şehvet ve heyecan arıyorsa Madam Bovary gibi kendi seçimini yapmak zorunda kalacaktır. *Kadınların düşündüğü: *Dişi aslan rolünü oynamamamız gerektiğini biliyoruz ama erkeklerin bizi dişi kurt olarak gördüklerini bilmiyorduk. Sadakat her iki taraf için de geçerli olmalı bu konuyu burada kapatmalı.
*Hürriyet…*
bılge kaan
http://www.youtube.com/watch?v=2VTV1mAwjtY
Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! Sağdaki Şadapıt Beğler, soldaki Tarkanlar, buyruk beğleri! Otuz Tatar, Dokuz Oğuz Beyleri! Millet! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin!
Doğuda gündoğusuna, batıda günbatısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan milletler hep bana bağlıdır. Bunca milleti, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır.
Doğuda Şantung Ovasına kadar ordu şevkettim, denize ulaşmamıza az kaldı. Güneyde Tokuz Ersin’e kadar ordu sevkettim, Tibet’e erişmemize az kaldı. Batıda İnci ırmağını aşarak Demirkapı’ya kadar gittim. Kuzeyde Yir Bayırku’ların toprağına ordu sevkettim. Bunca yerlere Türk adını, Türk şanını alıştırdım.
Ötüken ormanında yabancılar yok. Ötüken’den daha iyi yer de yok. İl tutulacak yer Ötüken Ormanıdır. Bu yerde oturup Çin milleti ile aramı düzelttim.
Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki milletleri kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.
Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve birçoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk milleti, öleceksin!
Oralara gittiğiniz zaman Çin’den gelen kötü kişiler aranıza sokulur ve sizi şöyle kandırırlar: “Onlar uzaktakilere kötü, yakındakilere iyi armağanlar verirler”.
Nice bilgisiz kişiler bu sözlere kanıp oralara gitti ve öldüler.
O yerlere varırsan ey Türk milleti, öleceksin! Ötüken’de kalıp, oralara kervan ve kafile gönderirsen, sıkıntın olmaz. Ötüken Ormanında oturursan, ebedî il tutarak oturacaksın. Tok olacaksın!
Ey Türk Milleti! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun…
Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut’um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak Taht’a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
Sözümde yalan, yanlış var mı? Türk Beğler! Millet! İşitin!
Türk Milletinin derlenip il tuttuğunu, yanıldığı zaman öldüğünü, buraya vurdum. Ne sözüm var ise, bu ebedî taşa vurdum. Onları görerek, okuyarak bilin! Türk Milleti! Beğleri!
Tahtına bağlı, kağanına itaat eden beğler olarak mı yanılacaksınız!
Ben bu bengi (ebedî) taşı yontturdum, diktirdim. Güzel bir bark (türbe) yaptırdım. İçine dışına güzel nakış vurdurdum. Gönlümdeki sözleri yazdırdım. Çölde, otlakta, çorak yerde olanlar da bu bengi taşı görsün. Yabancılar dahi görüp bilsin, öğrensin!
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında kişi oğlu yaratılmış. Kişi oğullarını yönetmek için atalarım Bumin Kağan, İstemi Kağan Taht’a oturmuş. Taht’a oturunca, Türk milletinin iline, töresine sahip olmuş, düzene sokmuş. O zamanlar dört taraf hep düşman imiş. Dört tarafa ordu sevkederek bunca milleti kendine bağlamış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.
Kağan atalarım bilge imiş, alp imiş. Buyrukçuları da (vezirleri de) bilge imiş, alp imiş. Beyleri de, milleti de doğru imiş. Onun için ili korumuşlar, ili koruyup töreyi düzenlemişler. Günü gelince ecelleriyle ölmüşler. Dört taraftan bunca millet yuğcu (yasçı), sığıtçı (ağlayıcı) olarak gelmiş. Yas tutmuşlar, ağlamışlar, öyle ünlü kağanlarmış.
Onlardan sonra küçük kardeşler kağan olmuş. Oğulları kağan olmuş. Fakat daha sonra, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı için, oğlu babası gibi yaratılmadığı için, bilgisiz kağanlar Taht’a oturmuş. Kötü kağanlar gelmiş. Bunların buyruk beğleri de bilgisiz imiş. Beğleri doğrusuz olunca,millet de doğrusuz olmuş.
Bu durumdan Çin milleti yararlanmış. Açıkgöz, hileci Çin milleti, kardeşi kardeşe, milleti birbirine düşürmüş. Bu tuzağa düşen Türk milleti, il tuttuğu toprağı elden çıkarmış, başına geçirdiği kağanını yitirmiş. Soylu erkek oğulları Çin milletine köle, genç kızları cariye olmuş. Bazı Türk beğleri Türk adını bırakıp Çince adları almaya başlamışlar. Çin kağanına boyun eğmişler. Tam elli yıl, işlerini güçlerini Çin kağanına vermişler, ona hizmet etmişler…
Başsız kalan Türk milleti ise şöyle yakınıyormuş:
İlli millet idim, ilim hani? Kime il kazanıyorum? Kağanlı millet idim, kağanım hani? Hangi kağana işimi gücümü vereceğim?
Böyle deyip Çin kağanına düşman olmuş. Ama, töre, düzen kuramayınca, yine teslim olmuş. Çin kağanı da, kendisine bunca iş gören, güç veren Türk Milletini, yok edeyim, soyunu kurutayım, diye çalışıyormuş. Türk Milleti yok olmaya gidiyormuş.
İşte o zaman, üstte Türk Tanrısı, Türk’ün kutlu yer ve su melekleri, Türk Milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağan’ı, annem İlbilge hatunu, göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmışlar. Babam Kağan, onyedi erle dışarı çıkmış. Bunu duyan şehirdeki Türkler de “Dışarı çıkıyor” diye haber alınca, dağa çıkmışlar. Dağdakiler de yanına gelmiş, toplanıp yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam kağanın erleri kurt gibi imiş; onlar için düşman koyun gibi imiş. Babam doğuya, batıya çeri sürüp er toplamış. Çoğalmışlar ve yediyüz er olmuşlar.
Yediyüz er olup, ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti; cariye olmuş, kul olmuş milleti, töresini ziyan etmiş milleti, atalarımın töresince yeniden düzenlemiş, harekete geçirmiş, yetiştirmiş…
Babam kağan yedi yıl sefer etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı yarlıkladığı için başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Onca ili, töreyi kazandıktan sonra da uçmağa varmış (ölmüş).
Babam kağan uçmağa vardığında, özüm sekiz yaşında kaldım. O töre üzerine amucam kağan Taht’a oturdu. Amucam kağan Taht’a oturunca Türk milletini daha da güçlendirdi. Amucam kağan Taht’a oturdukta özüm tigin olduğum için, işimi gücümü ona verdim. Ona yardım ettim. Tanrı yarlıkladıgı için ondört yaşımda Tarduş milleti üzerine Şad (bir unvan) oldum.
Amucam Kapgan Kağan’la birlikte yirmibeş sefer yaptık ve onüç kez savaştık. Yanılıp bize karşı gelen Türk kavimleriyle de savaştık ve onları da düzene soktuk…
Artık, küçük kardeş büyük kardeşi, oğullar babalarını bilir oldu. Kul kullu, cariye cariyeli oldu.
Türk Beğleri, millet, işitin! Üstte gök basamasa, altta yer delinmese, Türk milleti, senin ilini, senin töreni kim bozabilirdi? Ey Türk milleti! Titre ve kendine dön!
İtaat ettiğin zaman seni yükseltmiş, yüceltmiş olan bilge ve alp kağanına, hür ve bağımsız yurdunda, yanılıp isyan ederek kötü iş yaptın! Silâhlı insanlar nereden geldiler de seni dağıtıp götürdüler? Süngülü insanlar nereden geldiler de seni sürüp götürdüler?
Ey kutlu Ötüken Ormanının milleti! Gittiniz! Doğuya varanınız vardı. Batıya varanınız vardı. Vardığın yerde hayrın o oldu ki kanın su gibi aktı; kemiklerin dağ gibi yığılıp yattı… Bilmediğin için, yanılıp kötülük ettiğin için, amucam kağan uçmağa vardı (öldü).
Fakat, Türk milletinin adı, sanı yok olmasın diye babam kağanı, anam hatunu yücelten Tanrı, il veren Tanrı, yine Türk milletinin adı, sanı yok olmasın diye, bu defa özümü kağan yaptı.
Ben, hali vakti yerinde bir millete kağan olmadım.
İçerden yiyeceksiz, dışarıdan giyeceksiz, güçsüz kalmış, yoksul bir millete kağan oldum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile sözleştik. Babamızın kazandığı millet adı, millet sanı yok olmasın diye, Türk milleti için, gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki Şad ile, ölesiye, bitesiye çalıştım. Toplanan milleti ateşe, suya düşürmedim.
Özüm kağan oturduğumda, yerden yere varmış millet, öle bite, yayan, çıplak, yine geldi. Milleti yüceltmek için oniki savaş yaptım. Sonra, Tanrı yarlıkladığı, talihim var olduğu için, ölecek milleti dirilttim. Aç milleti tok, uz milleti çok kıldım. Giyimsiz milleti giyimli, yoksul milleti bay kıldım. Dört yandaki milletler hep bana tabi oldular. Milleti düşmansız kıldım.
Bunca töreyi kazandıktan sonra küçük kardeşim Kül Tigin’in özü de öylece uçmağa vardı…
Babam kağan uçmağa vardıkta küçük kardeşim Kül Tigin yedi yasında idi. Tanrıça Umay kadar iyi ve güzel olan anam hatunun devletine, onun kutluluğuna, küçük kardeşim Kül Tigin adını aldı. Onaltı yaşında iken amucam kağana ilini, töresini şöyle kazandırdı.
Altı Çub ve Soğdak’lara karşı sefer ettik. Onları bozguna uğrattık. Çinli Ong Tutuk ellibin askerle geldi, savaştık. Kül Tigin yayalarla fırlayıp saldırdı. Ong Tutuk’un silahlı elini tuttu, silahlı olarak getirip kağana öylece teslim etti. O orduyu orada yok ettik.
Yirmibir yaşında iken Çin Generali Çaça Sengün’le savaştık. Seksenbin askerle gelmişti. Kül Tigin önce Tadıkın Çor’un boz atına binip saldırdı. O at orada öldü. ikinci olarak Işbara Yamtar’ın boz atına binip saldırdı. O at da orada öldü. Üçüncü olarak Yigen Silig Beğ’in doru atına binip saldırdı. Doru at da orada öldü. Düşman, Kül Tigin’in zırhına, silahına, kaftanına yüzden fazla ok vurdu, ama yüzüne, başına birini bile değdiremedi. Düşman ordusunu orada yok ettik.
Türk Milleti! Kül Tigin’in nasıl hücum ettiğini, nasıl savaştığını hep bilirsiniz.
Kül Tigin yirmi altı yaşında iken Yer Bayırku’lara Kırgız’lara, daha nice milletlere karşı savaştı, büyük zaferler kazandı (Burada tek tek bindiği atları, kimlerle nasıl savaştığını anlatıyor)…
Dokuz Oğuz milleti kendi milletimdendi. Gök, yer bulandığı için, ödüne kıskançlık değdiği için, düşman oldu. Bir yılda beş yol savaştık. Kül Tigin, Azman adlı atına binip saldırdı. Tek başına yedi eri mızrakladı.
Beş savaştan sonra Amga kalesinde kışlayıp ilkbaharda yine ordu çıkardık. Kül Tigin’i baş yaparak orada bıraktık. Savunma tedbiri aldık. Düşman merkezi bastı. Kül Tigin ‘Öksüz’ adındaki atına binip saldırdı, tek başına dokuz eri mızrakladı, merkezi korudu, vermedi.
Annem hatun, bütün analarım, ablalarım, gelinlerim, prenseslerim, buncanızdan diri kalanları! Kül Tigin olmasa idi, hep ölecektiniz!
Küçük kardeşim Kül Tigin, uçmağa vardı. Ben yaslandım. Kederimden görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. özüm düşündüm: Zamanı Tanrı yapar, Tanrı yaşar. Kişi oğlu hep ölümlü doğmuştur.. Gözden yaş gelse hep içeri akıtarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek, düşünceye daldım, sıkıldım. Çok katı sıkıldım, iki Şad’ın, alay küçük kardeşlerimin, alay milletimin, ağlamaktan gözü kaşı fena olacak diye düşündüm de, sıkıldım.
Yuğcu (yasçı) ve ağlayıcı olarak, Kıtay, Tatabı milletlerinin başı Udar Sengün geldi. Çin konağından İsiyi Liten geldi. Gereksiz olduğu halde onbinlik hazine, altın, gümüş… fazla fazla getirdi. Tibet kağanından vezir geldi. Suğd, İranlı, Buhara ülkesinden Erik general, Oğul Tarkan geldi. Türgiş kağanından damgacı (mühürdar) geldi. Kırgız kağanından Tarduş İnançu geldi. Bark (türbe) yapıcı, nakışçı, taşa yazı yazıcı olarak Çin kağanının yeğeni Çang Sengün (Çang general) geldi.
Kül Tigin koyun yılında, onyedinci günde uçtu. Dokuzuncu ayın yirmiyedisinde yuğ yaptırdık. Barkını, nakışlarını, yazılı taşını, maymun yılında, yedinci ayın yirmiyedisinde, ona saygılar sunup kutluladık.
Ey Türk milleti! Bu ülkeyi küçük kardeşim Kül Tigin ile öle yite kazandım. Kazanıp, alay milleti ateş, su kılmadım.
Ey Ötüken Ormanının milleti! Kötü kişi gelip birliğini bozmasın, silahlı gelip seni dağıtmasın diye, sana burasını il tuttum. Töreyi kazandırdım.
Türk milleti, beyleri! Sözümü işitin. Türk milletini toplayıp, il tutacağını bu taşa yazdım. Yanılırsa öleceğini yine bu taşa yazdım. Her ne sözüm varsa ebedî taşa yazdım. Ona bakarak bilin şimdiki Türk Beğleri!
Türklerim, alay beğlerim, alay milletim! Kazanıp il tuttuğum bu yerden, kağanından, beğlerinden, suyundan, toprağından ayrılmazsan, iyilik göreceksin. Evinde oturacak, dertsiz olacaksın. Sözlerimde yanlış var mı?
Ey Türk! Titre ve kendine dön!
