(¯`·._Hepsiburada_.·´¯) Istanbul’da Bu Hafta Ne Yapsak? istanbul.net.tr
ÃSTANBUL’DA BU HAFTA NE YAPSAK? Ãstanbul Ãehir Rehberi www.istanbul.net.tr Rusya`nýn Altýn Ayaklarý Dünyaca ünlü bale topluluðu “Bolshoi Balesi”, prima ve premier baþdansçýlarý ile corps-de-balletÂ’den oluþan 36 kiþilik dev kadrosuyla TürkiyeÂ’de ilk kez 3-4-5 Mayýs 2008 tarihlerinde yalnýz 3 gösteri için TÃM-Maslak Show CenterÂ’da! Fanfare Ciocarlia Hýz þeytanlarý”nýn Ãstanbullu müzikseverler ile ilk buluþmasý unutulmaz olacak. Olaðanüstü hareketli, neþeli ve etkileyici performanslarý ile bir Balkan müziði efsanesi daha 2 Mayýs Cuma gecesi Yeni MelekÂ’teÂ… Dolmabahçe-Bomonti Arasý 3,5 Dakika Dolmabahçe-Bomonti Karayolu Tünelinin ikinci tüpü birleþiyor. Dolmabahçe- Bomonti tüneline vurulacak son kazma ile iki semt yerin 40 metre altýnda birleþiyor. Böylece Dolmabahçe-Bomonti arasý 3,5 dakikaya iniyor. Spice Market by Jean Georges, W Ãstanbul`da Açýldý! Dünyaca ünlü þef Jean-Georges Vongerichten’ýn “Spice Market by Jean Georges” u lezzet tutkunlarýný Güneydoðu AsyaÂ’nýn benzersiz baharatlarýyla süslü zengin mutfaðýyla buluþturuyor. “Ölünce acaba neler duyacaksýn?” Doðaüstü gerilim “One Missed Call/Cevapsýz Arama”da bir dizi insan ölecekleri ana iliþkin korkunç cep telefonu mesajlarý almaktadýrlar. Mesajlar silinebilse de, telefon numarasý ekranda kalmaktadýr. PASTEL Renkli,seksi ve baþtan çýkarýcý dudaklarla sizi RujÂ’un 125.yýlýný kutlamaya davet ediyor !!! Kadýnlarýn çantalarýndan eksik etmediði ruj,özellikle de kýrmýzý olduðunda baþtan çýkarýcý özelliðe sahipÂ… Moda Teras`a Erken Yaz Geldi! Anadolu yakasýnýn incisi `Moda Teras` havalarýn erken ýsýnmasýyla bahçesini servise açtý. Yazýn bu ilk günlerinde bahçede keyif yapmanýn tadýný çýkartmak istiyorsanýz sizi Moda TerasÂ’a bekliyoruz. Örselenmiþ Resmi Ruhlar Geçidi Tiyatro OmÂ’un 10. yýlýný kutlamak üzere sahnelediði Örselenmiþ Ruhlar Resmi Geçidi: Shakespeare Sahnede adlý oyunu, 30 Nisan Çarþamba 20:00`de Profilo Kültür Merkezi`nde seyirci ile buluþtu. Otoyol Piknikçilerinden Ãlham Aldý Mimarinin dahi çocuðu olarak adlandýrýlan Ãspanyol mimar Alejandro Zaero-Polo, TürkiyeÂ’nin ilk ekolojik alýþveriþ merkezi olan Meydan’ý otoyol piknikçilerinden esinlenerek yaptýðýný söyledi. 19 Mayýs Turlarý Dostluk Fillia Treni ile Atattürk`ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramý`nda Selanik Kavala, Safranbolu`dan Kapadokya`ya, Bozcaada`dan Lükya`ya, Olympos`tan Iyonya`ya, Alaçatý`dan Ãirince`ye… 19 Mayýs 2008 tatil turlarý… Ãliada Hotel`de, Kaz Daðlarý`nda Tatil Keyfi… Ãliada(Özel Belgeli, Çanakkale-Kaz Daðlarý, Yarým Pansiyon 56,25 YTL) Üstelik kredi kartý bilgilerinizi de vermek zorunda da deðilsiniz! Ãþ Bankasý Müzesi 83 Yýlýn Birikimiyle Kapýlarýný Ziyaretçilerine Açtý Türkiye Ãþ Bankasý’nýn Cumhuriyet tarihi boyunca TürkiyeÂ’nin ekonomik ve sosyal hayatýnda üstlendiði önemli rolü gözler önüne seriyor. “Spor & Güzellik & Kadýn” Ãstanbul Kent Rehberi`nizde! Cilt Güzellik & Estetik, Güzellik Merkezleri ve Salonlarý, Kuaför & Saç Bakým, Solaryum, Spor Kulüpleri… www.istanbul.net.tr`ye üye olun, Ãstanbul ile ilgili her þeyden ilk önce siz haberdar olun! Türkiye`nin Ãlk Ãehir Rehberi, Ãstanbul Ãehir Rehberiniz istanbul.net.tr sizi bekliyor. 337 YTL Taksitle Konut Ãstanbul Büyükþehir Belediyesi KÃPTAÃ, SilivriÂ’de 337 milyon YTLÂ’den baþlayan taksitlerle ev sahibi GOP`u Kimse Tanýyamayacak Bölgede metrekare fiyatlarý 19 bin YTLÂ’den 3 milyon 700 bin YTLÂ’ye kadar ulaþtý. Yenikapý U Dönüþü Köprüsü Yenikapý -U- Dönüþ köprüsü yolu, 10 ay süreyle hemen yanýna yapýlan servis yolundan verilecektir Ana Sayfa . Arama . Harita . Kültür-Etkinlik . Kent Rehberi . Yeme-Ãçme . Sinema . Söyleþi . Ãstanbul . Gezi . Otel Rehberi Ulaþým . Linkler . Ãlan Ver/Oku . Wap . Etkinlik Takvimi . Üyelik . Hakkýmýzda . Reklam . Ãletiþim © Ãstanbul Ãletiþim ve Tanýtým Hizmetleri info@istanbul.net.tr
1995 yilinda internet yayinciligina baslayan www.istanbul.net.tr, TurkiyeÂ’nin ilk internet sehir rehberidir. Istanbul hakkinda en genis derlenmis yasam bilgisine sahip olan site internet uzerinden Istanbul tutkunlarina ulasmaktadir.
KIRMIZI POSTA Istanbul’da Bu Hafta Ne Yapsak? istanbul.net.tr
ÃSTANBUL’DA BU HAFTA NE YAPSAK? Ãstanbul Ãehir Rehberi www.istanbul.net.tr Rusya`nýn Altýn Ayaklarý Dünyaca ünlü bale topluluðu “Bolshoi Balesi”, prima ve premier baþdansçýlarý ile corps-de-balletÂ’den oluþan 36 kiþilik dev kadrosuyla TürkiyeÂ’de ilk kez 3-4-5 Mayýs 2008 tarihlerinde yalnýz 3 gösteri için TÃM-Maslak Show CenterÂ’da! Fanfare Ciocarlia Hýz þeytanlarý”nýn Ãstanbullu müzikseverler ile ilk buluþmasý unutulmaz olacak. Olaðanüstü hareketli, neþeli ve etkileyici performanslarý ile bir Balkan müziði efsanesi daha 2 Mayýs Cuma gecesi Yeni MelekÂ’teÂ… Dolmabahçe-Bomonti Arasý 3,5 Dakika Dolmabahçe-Bomonti Karayolu Tünelinin ikinci tüpü birleþiyor. Dolmabahçe- Bomonti tüneline vurulacak son kazma ile iki semt yerin 40 metre altýnda birleþiyor. Böylece Dolmabahçe-Bomonti arasý 3,5 dakikaya iniyor. Spice Market by Jean Georges, W Ãstanbul`da Açýldý! Dünyaca ünlü þef Jean-Georges Vongerichten’ýn “Spice Market by Jean Georges” u lezzet tutkunlarýný Güneydoðu AsyaÂ’nýn benzersiz baharatlarýyla süslü zengin mutfaðýyla buluþturuyor. “Ölünce acaba neler duyacaksýn?” Doðaüstü gerilim “One Missed Call/Cevapsýz Arama”da bir dizi insan ölecekleri ana iliþkin korkunç cep telefonu mesajlarý almaktadýrlar. Mesajlar silinebilse de, telefon numarasý ekranda kalmaktadýr. PASTEL Renkli,seksi ve baþtan çýkarýcý dudaklarla sizi RujÂ’un 125.yýlýný kutlamaya davet ediyor !!! Kadýnlarýn çantalarýndan eksik etmediði ruj,özellikle de kýrmýzý olduðunda baþtan çýkarýcý özelliðe sahipÂ… Moda Teras`a Erken Yaz Geldi! Anadolu yakasýnýn incisi `Moda Teras` havalarýn erken ýsýnmasýyla bahçesini servise açtý. Yazýn bu ilk günlerinde bahçede keyif yapmanýn tadýný çýkartmak istiyorsanýz sizi Moda TerasÂ’a bekliyoruz. Örselenmiþ Resmi Ruhlar Geçidi Tiyatro OmÂ’un 10. yýlýný kutlamak üzere sahnelediði Örselenmiþ Ruhlar Resmi Geçidi: Shakespeare Sahnede adlý oyunu, 30 Nisan Çarþamba 20:00`de Profilo Kültür Merkezi`nde seyirci ile buluþtu. Otoyol Piknikçilerinden Ãlham Aldý Mimarinin dahi çocuðu olarak adlandýrýlan Ãspanyol mimar Alejandro Zaero-Polo, TürkiyeÂ’nin ilk ekolojik alýþveriþ merkezi olan Meydan’ý otoyol piknikçilerinden esinlenerek yaptýðýný söyledi. 19 Mayýs Turlarý Dostluk Fillia Treni ile Atattürk`ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramý`nda Selanik Kavala, Safranbolu`dan Kapadokya`ya, Bozcaada`dan Lükya`ya, Olympos`tan Iyonya`ya, Alaçatý`dan Ãirince`ye… 19 Mayýs 2008 tatil turlarý… Ãliada Hotel`de, Kaz Daðlarý`nda Tatil Keyfi… Ãliada(Özel Belgeli, Çanakkale-Kaz Daðlarý, Yarým Pansiyon 56,25 YTL) Üstelik kredi kartý bilgilerinizi de vermek zorunda da deðilsiniz! Ãþ Bankasý Müzesi 83 Yýlýn Birikimiyle Kapýlarýný Ziyaretçilerine Açtý Türkiye Ãþ Bankasý’nýn Cumhuriyet tarihi boyunca TürkiyeÂ’nin ekonomik ve sosyal hayatýnda üstlendiði önemli rolü gözler önüne seriyor. “Spor & Güzellik & Kadýn” Ãstanbul Kent Rehberi`nizde! Cilt Güzellik & Estetik, Güzellik Merkezleri ve Salonlarý, Kuaför & Saç Bakým, Solaryum, Spor Kulüpleri… www.istanbul.net.tr`ye üye olun, Ãstanbul ile ilgili her þeyden ilk önce siz haberdar olun! Türkiye`nin Ãlk Ãehir Rehberi, Ãstanbul Ãehir Rehberiniz istanbul.net.tr sizi bekliyor. 337 YTL Taksitle Konut Ãstanbul Büyükþehir Belediyesi KÃPTAÃ, SilivriÂ’de 337 milyon YTLÂ’den baþlayan taksitlerle ev sahibi GOP`u Kimse Tanýyamayacak Bölgede metrekare fiyatlarý 19 bin YTLÂ’den 3 milyon 700 bin YTLÂ’ye kadar ulaþtý. Yenikapý U Dönüþü Köprüsü Yenikapý -U- Dönüþ köprüsü yolu, 10 ay süreyle hemen yanýna yapýlan servis yolundan verilecektir Ana Sayfa . Arama . Harita . Kültür-Etkinlik . Kent Rehberi . Yeme-Ãçme . Sinema . Söyleþi . Ãstanbul . Gezi . Otel Rehberi Ulaþým . Linkler . Ãlan Ver/Oku . Wap . Etkinlik Takvimi . Üyelik . Hakkýmýzda . Reklam . Ãletiþim © Ãstanbul Ãletiþim ve Tanýtým Hizmetleri info@istanbul.net.tr
1995 yilinda internet yayinciligina baslayan www.istanbul.net.tr, TurkiyeÂ’nin ilk internet sehir rehberidir. Istanbul hakkinda en genis derlenmis yasam bilgisine sahip olan site internet uzerinden Istanbul tutkunlarina ulasmaktadir.
clubM :) Istanbul’da Bu Hafta Ne Yapsak? istanbul.net.tr
ÃSTANBUL’DA BU HAFTA NE YAPSAK? Ãstanbul Ãehir Rehberi www.istanbul.net.tr Rusya`nýn Altýn Ayaklarý Dünyaca ünlü bale topluluðu “Bolshoi Balesi”, prima ve premier baþdansçýlarý ile corps-de-balletÂ’den oluþan 36 kiþilik dev kadrosuyla TürkiyeÂ’de ilk kez 3-4-5 Mayýs 2008 tarihlerinde yalnýz 3 gösteri için TÃM-Maslak Show CenterÂ’da! Fanfare Ciocarlia Hýz þeytanlarý”nýn Ãstanbullu müzikseverler ile ilk buluþmasý unutulmaz olacak. Olaðanüstü hareketli, neþeli ve etkileyici performanslarý ile bir Balkan müziði efsanesi daha 2 Mayýs Cuma gecesi Yeni MelekÂ’teÂ… Dolmabahçe-Bomonti Arasý 3,5 Dakika Dolmabahçe-Bomonti Karayolu Tünelinin ikinci tüpü birleþiyor. Dolmabahçe- Bomonti tüneline vurulacak son kazma ile iki semt yerin 40 metre altýnda birleþiyor. Böylece Dolmabahçe-Bomonti arasý 3,5 dakikaya iniyor. Spice Market by Jean Georges, W Ãstanbul`da Açýldý! Dünyaca ünlü þef Jean-Georges Vongerichten’ýn “Spice Market by Jean Georges” u lezzet tutkunlarýný Güneydoðu AsyaÂ’nýn benzersiz baharatlarýyla süslü zengin mutfaðýyla buluþturuyor. “Ölünce acaba neler duyacaksýn?” Doðaüstü gerilim “One Missed Call/Cevapsýz Arama”da bir dizi insan ölecekleri ana iliþkin korkunç cep telefonu mesajlarý almaktadýrlar. Mesajlar silinebilse de, telefon numarasý ekranda kalmaktadýr. PASTEL Renkli,seksi ve baþtan çýkarýcý dudaklarla sizi RujÂ’un 125.yýlýný kutlamaya davet ediyor !!! Kadýnlarýn çantalarýndan eksik etmediði ruj,özellikle de kýrmýzý olduðunda baþtan çýkarýcý özelliðe sahipÂ… Moda Teras`a Erken Yaz Geldi! Anadolu yakasýnýn incisi `Moda Teras` havalarýn erken ýsýnmasýyla bahçesini servise açtý. Yazýn bu ilk günlerinde bahçede keyif yapmanýn tadýný çýkartmak istiyorsanýz sizi Moda TerasÂ’a bekliyoruz. Örselenmiþ Resmi Ruhlar Geçidi Tiyatro OmÂ’un 10. yýlýný kutlamak üzere sahnelediði Örselenmiþ Ruhlar Resmi Geçidi: Shakespeare Sahnede adlý oyunu, 30 Nisan Çarþamba 20:00`de Profilo Kültür Merkezi`nde seyirci ile buluþtu. Otoyol Piknikçilerinden Ãlham Aldý Mimarinin dahi çocuðu olarak adlandýrýlan Ãspanyol mimar Alejandro Zaero-Polo, TürkiyeÂ’nin ilk ekolojik alýþveriþ merkezi olan Meydan’ý otoyol piknikçilerinden esinlenerek yaptýðýný söyledi. 19 Mayýs Turlarý Dostluk Fillia Treni ile Atattürk`ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramý`nda Selanik Kavala, Safranbolu`dan Kapadokya`ya, Bozcaada`dan Lükya`ya, Olympos`tan Iyonya`ya, Alaçatý`dan Ãirince`ye… 19 Mayýs 2008 tatil turlarý… Ãliada Hotel`de, Kaz Daðlarý`nda Tatil Keyfi… Ãliada(Özel Belgeli, Çanakkale-Kaz Daðlarý, Yarým Pansiyon 56,25 YTL) Üstelik kredi kartý bilgilerinizi de vermek zorunda da deðilsiniz! Ãþ Bankasý Müzesi 83 Yýlýn Birikimiyle Kapýlarýný Ziyaretçilerine Açtý Türkiye Ãþ Bankasý’nýn Cumhuriyet tarihi boyunca TürkiyeÂ’nin ekonomik ve sosyal hayatýnda üstlendiði önemli rolü gözler önüne seriyor. “Spor & Güzellik & Kadýn” Ãstanbul Kent Rehberi`nizde! Cilt Güzellik & Estetik, Güzellik Merkezleri ve Salonlarý, Kuaför & Saç Bakým, Solaryum, Spor Kulüpleri… www.istanbul.net.tr`ye üye olun, Ãstanbul ile ilgili her þeyden ilk önce siz haberdar olun! Türkiye`nin Ãlk Ãehir Rehberi, Ãstanbul Ãehir Rehberiniz istanbul.net.tr sizi bekliyor. 337 YTL Taksitle Konut Ãstanbul Büyükþehir Belediyesi KÃPTAÃ, SilivriÂ’de 337 milyon YTLÂ’den baþlayan taksitlerle ev sahibi GOP`u Kimse Tanýyamayacak Bölgede metrekare fiyatlarý 19 bin YTLÂ’den 3 milyon 700 bin YTLÂ’ye kadar ulaþtý. Yenikapý U Dönüþü Köprüsü Yenikapý -U- Dönüþ köprüsü yolu, 10 ay süreyle hemen yanýna yapýlan servis yolundan verilecektir Ana Sayfa . Arama . Harita . Kültür-Etkinlik . Kent Rehberi . Yeme-Ãçme . Sinema . Söyleþi . Ãstanbul . Gezi . Otel Rehberi Ulaþým . Linkler . Ãlan Ver/Oku . Wap . Etkinlik Takvimi . Üyelik . Hakkýmýzda . Reklam . Ãletiþim © Ãstanbul Ãletiþim ve Tanýtým Hizmetleri info@istanbul.net.tr
1995 yilinda internet yayinciligina baslayan www.istanbul.net.tr, TurkiyeÂ’nin ilk internet sehir rehberidir. Istanbul hakkinda en genis derlenmis yasam bilgisine sahip olan site internet uzerinden Istanbul tutkunlarina ulasmaktadir.
11..gif
From: isa portakal Date: Tue Apr 29, 2008 1:47 pm Subject: Fwd: [o] Jurassic Park’i bedavaya gezdiriyoruz…
Los Angeles’e gidemedim diye, Hollywood’un unlu Universal Studios film studyolari ve eglence merkezini gezemedim diye uzulmeyin…
Vizesiz vatandaslik veren kenportiya sizi oraya bedava goturuyor…tiklayin, Universal Studyolarinin unlu Jurassic Park korku gezisini bastan sona yasayin…:-))
http://www.kentport.com/sp.php?v=hLHJ0c17mI8
From: mustafa seçkin tercan Date: Tue Apr 29, 2008 8:50 am Subject: alp tercan eftalia village maceraları
http://www.youtube.com/watch?v=EGn3_bpPoTg
http://www.youtube.com/watch?v=oe2ck6WhUhQ
http://www.youtube.com/watch?v=sViN0s1BxQ4
http://www.youtube.com/watch?v=AWjjAJH55bw
http://www.youtube.com/watch?v=vjLWTI8TC_s
From: oya ozer Date: Tue Apr 29, 2008 11:47 am Subject: Istanbul’da Bu Hafta Ne Yapsak? istanbul.net.tr
İSTANBUL’DA BU HAFTA NE YAPSAK? İstanbul Şehir Rehberi www.istanbul.net.tr
Rusya`nın Altın Ayakları Dünyaca ünlü bale topluluğu “Bolshoi Balesi”, prima ve premier başdansçıları ile corps-de-ballet’den oluşan 36 kişilik dev kadrosuyla Türkiye’de ilk kez 3-4-5 Mayıs 2008 tarihlerinde yalnız 3 gösteri için TİM-Maslak Show Center’da!
Fanfare Ciocarlia Hız şeytanları”nın İstanbullu müzikseverler ile ilk buluşması unutulmaz olacak. Olağanüstü hareketli, neşeli ve etkileyici performansları ile bir Balkan müziği efsanesi daha 2 Mayıs Cuma gecesi Yeni Melek’te.
Dolmabahçe-Bomonti Arası 3,5 Dakika Dolmabahçe-Bomonti Karayolu Tünelinin ikinci tüpü birleşiyor. Dolmabahçe- Bomonti tüneline vurulacak son kazma ile iki semt yerin 40 metre altında birleşiyor. Böylece Dolmabahçe-Bomonti arası 3,5 dakikaya iniyor.
Spice Market by Jean Georges, W İstanbul`da Açıldı! Dünyaca ünlü şef Jean-Georges Vongerichten’ın “Spice Market by Jean Georges” u lezzet tutkunlarını Güneydoğu Asya’nın benzersiz baharatlarıyla süslü zengin mutfağıyla buluşturuyor.
“Ölünce acaba neler duyacaksın?” Doğaüstü gerilim “One Missed Call/Cevapsız Arama”da bir dizi insan ölecekleri ana ilişkin korkunç cep telefonu mesajları almaktadırlar. Mesajlar silinebilse de, telefon numarası ekranda kalmaktadır.
PASTEL Renkli,seksi ve baştan çıkarıcı dudaklarla sizi Ruj’un 125.yılını kutlamaya davet ediyor !!! Kadınların çantalarından eksik etmediği ruj,özellikle de kırmızı olduğunda baştan çıkarıcı özelliğe sahip.
Moda Teras`a Erken Yaz Geldi! Anadolu yakasının incisi `Moda Teras` havaların erken ısınmasıyla bahçesini servise açtı. Yazın bu ilk günlerinde bahçede keyif yapmanın tadını çıkartmak istiyorsanız sizi Moda Teras’a bekliyoruz.
Örselenmiş Resmi Ruhlar Geçidi Tiyatro Om’un 10. yılını kutlamak üzere sahnelediği Örselenmiş Ruhlar Resmi Geçidi: Shakespeare Sahnede adlı oyunu, 30 Nisan Çarşamba 20:00`de Profilo Kültür Merkezi`nde seyirci ile buluştu.
Otoyol Piknikçilerinden İlham Aldı Mimarinin dahi çocuğu olarak adlandırılan İspanyol mimar Alejandro Zaero-Polo, Türkiye’nin ilk ekolojik alışveriş merkezi olan Meydan’ı otoyol piknikçilerinden esinlenerek yaptığını söyledi.
19 Mayıs Turları Dostluk Fillia Treni ile Atattürk`ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı`nda Selanik Kavala, Safranbolu`dan Kapadokya`ya, Bozcaada`dan Lükya`ya, Olympos`tan Iyonya`ya, Alaçatı`dan Şirince`ye… 19 Mayıs 2008 tatil turları…
İliada Hotel`de, Kaz Dağları`nda Tatil Keyfi… İliada(Özel Belgeli, Çanakkale-Kaz Dağları, Yarım Pansiyon 56,25 YTL) Üstelik kredi kartı bilgilerinizi de vermek zorunda da değilsiniz!
İş Bankası Müzesi 83 Yılın Birikimiyle Kapılarını Ziyaretçilerine Açtı Türkiye İş Bankası’nın Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatında üstlendiği önemli rolü gözler önüne seriyor.
“Spor & Güzellik & Kadın” İstanbul Kent Rehberi`nizde! Cilt Güzellik & Estetik, Güzellik Merkezleri ve Salonları, Kuaför & Saç Bakım, Solaryum, Spor Kulüpleri…
www.istanbul.net.tr`ye üye olun, İstanbul ile ilgili her şeyden ilk önce siz haberdar olun! Türkiye`nin İlk Şehir Rehberi, İstanbul Şehir Rehberiniz istanbul..net.tr sizi bekliyor.
337 YTL Taksitle Konut İstanbul Büyükşehir Belediyesi KİPTAŞ, Silivri’de 337 milyon YTL’den başlayan taksitlerle ev sahibi
GOP`u Kimse Tanıyamayacak Bölgede metrekare fiyatları 19 bin YTL’den 3 milyon 700 bin YTL’ye kadar ulaştı.
Yenikapı U Dönüşü Köprüsü Yenikapı -U- Dönüş köprüsü yolu, 10 ay süreyle hemen yanına yapılan servis yolundan verilecektir
From: “HALDUN KESKIN” Date: Tue Apr 29, 2008 3:37 pm Subject: LUTUKA
Lutuka
(Trakya Bolgesi)
Lutuka.jpg
1 buyuk boy patlıcan 2 carliston biber, ortadan ikiye bolun, cekirdek ve saplarini cikarip atin 2 buyuk domates, ortadan ikiye kesilmis 2 dis sarimsak, tuz ile dovulmus 3 yk sizma zeytinyağı 2 yk limon veya sirke 1/4 kap maydanoz, ince kiyilmis Tuz Karabiber
Firini broil (grill) e ayarlayip isitin. Patlicani tepsiye koymadan once uzerinde catal ile delikler acin, bu sekilde daha yumusak olur ve daha cabuk piser. Patlican, yesil biber ve domatesleri firin tepsisine koyun ve firina surun. Arada sirada masa ile dondurerek, yesil biberi 15 dakika, patlicanlari 20-25 dakika, domatesi de yanmayacak kadar kozleyin. Patlicanlarin kabuklarini soyun, yesil biberlerin incecik olan zarini cikarin ve tel suzgecte sularini suzdurun. Her ikisini de kucuk parcalar halinde dograyin, kenarda bekletin. Bu arada kozlenmis domateslerin kabuklarini soyun ve dovulmus sarimsak ile birlikte tavaya koyup orta isida, arada karistirarak suyunu cektirin. Patlican, yesil biber, suyu cektirilmis domates, zeytinyag, limon veya sirke, tuz ve karabiberi karisitirin. Servis tabagina gecirin, uzerini ince kiyilmis maydanoz ile susleyip ekmek veya pide dilimleri ile birllikte kebap yaninda ikram edin.
From: isa portakal Date: Tue Apr 29, 2008 4:07 pm Subject: Fwd: cin usulu Turk musikisi/ muzik evrenseldir..:-))
http://www.kentport.com/sp.php?v=B2fRO3tP3Jc
From: “fandango” Date: Tue Apr 29, 2008 4:11 pm Subject: Re: [BaSKeNT] ARI BALI neden SARI ![]()
Şeffaf yazamamış adam daha yahu (Şehvaf)
Original Message —–
From: mustafa seçkin tercan yazmış
{http://groups.yahoo.com/group/BaSKeNT/}
Sent: Thursday, April 24, 2008 10:16 AM
Subject: [BaSKeNT] ARI BALI neden SARI
From: “Gazili Bozkurtlar” Date: Tue Apr 29, 2008 5:07 pm Subject: Sözde Soykırım Günü 24 Nisan
Sözde Soykırım Günü 24 Nisan
http://www.haberdokuz.com/images/stories/demirhan_ciraci.jpg
Demirhan Çıracı
Yine bir 24 Nisan, yine yıllardır Osmanlı Devleti’nin, devlete ve millete kasteden dernek ve örgütlere müdahale ettiği günü, anma günü yapan Ermenilerin toplandığı, Türklük ve devleti için hakarette buluştuğu bir gün. Adının soykırım ilan edildiği, Osmanlı Devleti’nin emperyalist devletlerin ayak oyunları ile isyan başlatmış ve birçok yerde katliam yapan Ermenilere dur demek için çetecileri topladığı, tutukladığı bir gün. Türk tarihine küfretmeyi bir görev sayan dahili ve harici bedhahların birleştiği, devlet ve millete kin kustuğu, hain emellerine ulaşamadığı Sevr’i diriltme hayallerinin yeşertildiği bir gün.
Yıllardır bu paranoyayla hareket eden Ermeniler ve emperyalist yandaşları, Türk toprakları üzerinde emellerini gerçekleştirmek için sözde soykırım gününü düzenlemekte ve eskiden olduğu gibi lobi faaliyetlerini üst seviyeye taşıyarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden hak talep etmektedir. Bugünlerin nasıl hasıl olduğu ve böylesi bir katliamın varlığını ortaya koyabilmek için tarihsel bir değerlendirme yapmak, olayların nasıl cereyan ettiği ve katliamı kimlerin yaptığını ortaya koymak için gerekli bilgilerden faydalanmak yerinde olacaktır. Bu bağlamda, bu süreci ve olayların tarihsel gelişimini değerlendirmek gerekmektedir.
Yazının Devamına Aşağıdaki Bağlantıdan Ulaşabilirsiniz..
http://www.haberdokuz.com/demirhan-ciraci/sozde-soykirim-gunu-24-nisan.html
From: “HALDUN KESKIN” Date: Tue Apr 29, 2008 5:31 pm Subject: YAĞMUR YAĞARKEN NEDEN BAŞIMIZI EĞİYORUZ
İNSANLAR YAĞMUR ALTINDA NİÇİN BAŞLARINI EĞİYOR OLABİLİR?
Konuya öğrenme kuramları çerçevesinde yaklaşalım. Yağmurun insanda barınma ihtiyacı hissettiren doğal bir olay olduğunu düşünebiliriz. Çünkü yağmura maruz kalmak ve sonrasında kurulanamamak üşütmemize, savunma sistemimizin zayıflamasına ve sonrasındaysa her türlü viral ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanmamıza neden olabiliyor. Bu nedenden ötürü, yağmur bizlerde üstü kapalı ve korunaklı bir alana sığınma davranışını tetikliyor. Peki, bu davranış nasıl tetikleniyor. Elbette ki, eğer ki sözünü ettiğimiz birincil bir güdü ve o güdüyü dolaysız ve araçsız tetikleyen doğal bir uyaransa klasik koşullanma kuramının da üzerine kurulduğu koşulsuz uyaran - koşulsuz yanıt ilişkisinden bahsetmemiz gerekiyor. Nasıl ki açlık yemek yeme davranışını, susuzluk su içme davranışını tetikliyorsa, yağmur da bir barınak bulma davranışını tetikliyor.
Davranışçı ekol ve öğrenme kuramlarının birçoğu çevremizdeki her türlü uyarana verdiğimiz yanıtlardan bahsediyor. Bu öyle bir zincir ki, her bir uyaran zinciri, kendisiyle bağlantısı kurulmuş yanıt zincirlerini tetikliyor. Zaten davranışçı psikologlar, öğrenmenin zaman almasını da bu zincirin öğrenilmesinin ve uyaran-yanıt ilişkilerinin kurulmasının zaman almasına bağlıyorlar. Buradaki zincirimiz, yağmur uyaranına karşı verdiğimiz kapalı bir mekâna sığınma yanıtını oluşturuyor. Atalarımızın şartlarını düşündüğümüzde, yaşadıkları ya da sığındıkları alanlar girişi basık mağaralardan oluşuyordu. Haliyle bu mağaraya girmek için başlarını eğmek zorunda kalıyorlardı. Benzer şekilde, günümüzde de yağmur yağdığında altına girdiğimiz brandalar vs… kimi zaman basık ve kafamızı eğerek girebildiğimiz korunaklar. Daha açık bir deyişle atalarımızdan devraldığımız davranış kalıpları halen basık brandalar gibi alçak korunak sistemleriyle ödüllendirilmekte. Dolayısıyla, yağmur yağdığında, bizlerde otomatik olarak başımızı eğerek bir sığınağa girme davranışı tetikleniyor. Ancak, bu uyaran-yanıt ilişkisinde kimi zaman yanıtların aralarındaki ilişkiler öyle kuvvetleniyor ki, baştaki uyaran sondaki bir yanıtı da tetikleyebiliyor. Tıpkı bizim durumumuzdaki gibi. Yağmur yağdığında, henüz civarda bir barınak bulunmamasına rağmen insanlarda kafa eğme davranışı gözlemlenebiliyor. Bu merkez açıklamamızdan sonra, gözlemin de insan davranışlarındaki önemine parmak basmamızda fayda var. Yağmura karşı pek çok kişi başını eğerek yanıt verince, sosyal çevresini sürekli olarak gözlemleyen diğerlerinde de aynı davranışta bulunma eğilimi oluşuyor.
BARIŞ.gif
Neco Spactic Team
_____
I am using the free version of SPAMfighter for private users. It has removed 7328 spam emails to date. Paying users do not have this message in their emails. Try SPAMfighter for free now!
(¯`·._Hepsiburada_.·´¯) ERMENÝSTAN’DA NÝYE BÝR TANE BÝLE TÜRK YOK?
[Hüseyin Adıgüzel/Türk Solu]
Ermeni soykırımı değil Türk soykırımı (1)Ermenistan’da niyetek bir tane bile Türk yok?Ermenilerin tarihi Ermeniler, beşinci-altıncı yüzyıldan itibaren tarihi kaynaklarda yer almış, İran, Suriye ve Anadolu’nun doğu bölgesinde dağınık olarak yaşayan bir halktır (Atamoğlan Memmedli, Ermenilerin Gerçek Tarihi, s. 9, Bakü, 2005). Tarihleri tamamen efsanelere dayalıdır. Ermeni tarihçisi Karakaşyan; ‘Ermenilerin geçmişi hakkında tarih ya da salname sayılabilecek bilgiler yoktur’ der (Karakaşyan, İstoriya Vostaçnogo Voprosa, Londra, 1905) Vatan olduğunu iddia ettikleri topraklar hiçbir dönemde onların hakimiyetleri altında olmamıştır. Ermeni tarihçisi Kapançyan’a göre; ‘Ermenilerin ilk vatanı Hayasa olmuştur. Hayasa, bugünkü Fırat, Çoruh ve Aras Nehirlerinin akış istikametindeki toprakları kapsamaktadır. Batıdan doğuya doğru uzunluğu 150-170 km.den çok değildi’ (Kapançyan, G. Hayasa, Kolibel Ermeniya, s. 64, Erivan, 1948). Fakat Heredot, Evdoks gibi tarihçiler Ermenilerin bu topraklara dışarıdan geldiklerini yazarlar. İ. M. Dyakonov; ‘Tarihen açıktır ki, Ermeniler Küçük Asya topraklarına dışarıdan, başka bir yerden gelmişlerdi. İÖ yedinci, altıncı yüzyılda eski Ermeni halkı Fırat yaylasına yerleşmiştir’ der (İ. M. Dyakonov, Ermenistan Tarihi, s. 209, Moskova, 1968) Kaynaklar ve belgeler Ermenilerin vatan saydıkları Fırat, Çoruh ve Aras Vadisi’ne, tıpkı Kimmerler gibi, İskitler gibi, Hurriler gibi, Saklar gibi sonradan gelip yerleştiğini yazmaktadır. Ermeniler tarih boyunca bir iki küçük krallıktan başka bir devlet kuramamışlardır ve genelde bu küçük krallıklar, zamanının güçlü devletlerine bağımlı olarak yaşamışlardır. Kimi zaman Bizans, kimi zaman Selçuklu, kimi zaman Emevi, kimi zaman Abbasiler bu alanların hakimi olmuşlar ve Ermeniler onlara bağımlı olarak yaşamışlardı (Atamoğlan Memmedli, Ermenilerin Gerçek Tarihi, s. 13, Bakü, 2005). ‘Ermeniler, en güzel ve hoş yıllarını Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşamışlardır. O kadar ki, isyanların başladığı dönemlerde bile, Osmanlı paşası, Osmanlı milletvekili, Osmanlı bakanı Ermeniler vardı’ (Prof. Dr. Cemil Hesenli, Rus-Ermeni-Türkiye İlişkileri: 1915-1921, Bakü, 2002). Ermeniler için yapılmış en güzel ve gerçekçi tespitlerden biri budur. Çünkü Ermeniler Osmanlı toprakları içerisinde en fazla ilgi gören, kayırılan, korunan bir halk olmuşlar ve Osmanlılar Ermenilere o kadar güvenmişler ki, onlara ‘Tebay-ı Sadıka’ (sadık teba) adını vermişlerdi. Bu durum, askerlik yapmayan Ermenilerin hızla artmasına, ticaret ve küçük sanayi diyebileceğimiz sanayinin ellerine geçmesine neden olmuş, ellerindeki para ile de çok geniş topraklar alarak zenginleşmişlerdir. Doğu Anadolu’nun birçok yerindeki büyük Ermeni çiftliklerinin çalışanların çoğu Türklerdi. Yani tabi bir milletin fertleri gerçekte efendi konumundaydılar.
Ermenilerin katlettiği Türk köylüleri… Ermeni sorununun ortaya çıkışı Ermeni sorunu, bizim bazı araştırmacı ve tarihçilerimizin iddia ettiği gibi 1876/1877 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra ortaya çıkmış bir sorun değildir. Eğer Ermeni sorununu, sadece Anadolu Türklerinin bir sorunu olarak görürsek bu iddiaya hak verebiliriz. Fakat sorun sadece Anadolu Türkleri ile değil, dünya Türklüğü ile, hiç olmazsa Azerbaycan Türkleri ile yakından ilgili olduğu için, başlangıç tarihinin daha gerilere götürülmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu, hem Anadolu Türklerini 1915 saplantısından kurtaracak hem de sorunun tüm Türkleri, bilhassa Anadolu Türkleri ile Azerbaycan Türklerini ilgilendirdiğini ve birlikte bu sorunun üstüne gidilmesi gerektiğini ortaya koyacaktır. Ermenilerin soykırım iddialarına başladıkları 1948 yılından beri, Anadolu Türkleri 1915 yılına saplanıp kalmışlar, 1915 yılında bir soykırım olmadığını, sadece tehcir (yer değiştirme) yapıldığını iddia etmekten, yani kendilerini savunmaktan başka bir şey yapmamışlardır. Bunun yeterli olmadığı, yirmi beşten fazla ülke parlamentosunun soykırım iddialarını kabul etmesinden açıkça görülmektedir. Bu durumda bir politika değişikliği şart gibi görünmektedir. Savunmadan vazgeçip hücuma geçilmeli, esas soykırım yapanların Ermeniler olduğu kanıtlanmalıdır. Bunun için, sorunun başlangıcını biraz daha geriye götürmek, o tarihten bu yana Azerbaycan Türklerine ve Anadolu Türklerine yapılan zulüm ve işkenceler, toplu katliamlar, sürgünler ve soykırımlar ortaya çıkarılmalıdır. 1915 sorun değil, soykırım değil, iki halkın uzun yıllardan beri sürdürdükleri mücadelesinin dönüm noktası, hesaplaşma tarihidir. Bu tarihte Anadolu Türkleri Ermenilerle hesaplaşmışlar ve ilişkilerin boyutunu tam anlamıyla gerçekçi bir şekilde ortaya koymuşlardır. Bunun adına ne derseniz deyiniz, burada bir hesaplaşma söz konusudur. Bu olay, Ermeni katillerinin masum halkı, silahsız sivil halkı katletmesinin önüne geçilmesidir ve burada yaptıklarının hesaplarını vermeleri söz konusudur. Duruma böyle baktığınız zaman 1915′in öncesinde bir şeyler olduğu sonucuna varırsınız. Yani Osmanlı, ortalıkta hiçbir neden yokken Ermeni halkını tehcir etmemiştir. 1915′in öncesi vardır. 1915′ten önce Anadolu’nun içinde bir şeyler olmuştur. Azerbaycan’da bir şeyler olmuştur. Bütün bu olanlar 1915′in nedenleridir. Bir de olayın sonrası, yani 1915′in sonrası vardır ki, bu da tamamen Azerbaycan Türklerine yöneliktir ki, yapılan katliamlar, 21. yüzyılda insanlığın ulaştığı boyutu göstermesi açısından da ilginçtir! Bize göre Ermeni sorunu, İran ve Azerbaycan arasında imzalanan Türkmençay Anlaşması (1828) ile ortaya çıkmış bir sorundur. Çünkü o tarihte Ruslar, Türk topraklarında daha kolay yayılma ve yerleşme düşüncesi ile Ermenileri kışkırtmış, onlara vatan ve devlet vaat etmişlerdir. Bu düşünce ile bir iki yıl içerisinde Türkiye’den ve İran’dan getirilen iki yüz bine yakın Ermeni Azerbaycan topraklarına yerleştirilmiştir. O tarihlerde İran’ın Rusya elçisi olan Griboyadev; ‘1829-1830 tarihleri arasında Erivan bölgesine İran’dan kırk bin, Türkiye’den seksen dört bin Ermeni getirilerek yerleştirildi’ diyor (Gribodayev, Rusya Anıları, s. 73, Tahran, 1901- Tahran, 1972) Bunlar, bölgeye yerleştirilen Ermenilerin sadece bir kısmıdır. Erivan bölgesi dışarıdan getirilen Ermenilerle doldurulurken, Ruslar, yerli halk olan Azerbaycan Türklerini de sürgüne gönderiyorlar, onların topraklarını Ermenilere veriyorlardı. ‘Erivan guberniyası (bölgesi) 15. yüzyılın başlarından 1828 yılına kadar Türk hanlar tarafından yönetilmiştir ve tamamen bir Türk toprağıdır. Halkın büyük çoğunluğunu Ermeni göçlerine kadar Türkler oluşturuyordu’ (Hovhannes Şahhatuyan, Ecmiadzin Vilayetinin ve Ararat Baş Kazasının Tarihi, c. 2, s. 765/766, Erivan, 1921).
1926 yılında Ermenistan’da 500.000 olan Türk nüfusun bugün en az 1.500.000 olması gerekirdi. Halbuki Ermenistan’da hiç Türk yaşamamaktadır. Peki bu 1.500.000 Türk’e ne oldu? Türk soykırımı Birinci Dünya Savaşı devam ederken 1917 yılında Ermeniler Güney Kafkasya’daki Türk topraklarına saldırı başlattılar. Yüzlerce Azerbaycan köyünü yakıp yıktılar. Taşnak saldırganlarından bir birliğin komutanı olan A. Emiryan; ‘Sadece Erivan guberniyasında Taşnaklar tarafından iki yüz Azerbaycan köyü yakılıp yıkılmıştır’ diye yazıyor (Favst Bhozand, no. 3 sıra 18). Bu bölgedeki katliamları kendi gözleri ile görmüş ve gören subaylarından bilgi almış olan Amiral Bristol, günlüğüne şunları yazmış: ‘Ben, General Dro ile birlikte çalışmış kendi subaylarımın verdiği bilgilere dayanarak… korumasız köyler önceden bombalanır, sonra zaptedilir, kaçamamış köy sakinleri vahşice öldürülür, köy yağmalanır, bütün mal ve para götürülür, sonra ise yakılırdı. Bütün bunlar Müslümansız (Türksüz) bir Ermenistan için sistemli olarak yapılırdı’ (Nalbandyan, V. S. Ermenistan Literatürü, s. 23, Erivan, 1976). Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği günlerde, Kafkasya’daki tüm Türk topraklarını ele geçirmeye kararlı olan Ermeniler, savaştan kaçan Rus askerlerinin de desteği ile 31 Mart 1918 günü Bakü’ye girdiler. On iki bin Azerbaycan Türkünü iki gün içinde katlettiler. Azerbaycan Türklerine ait gazete binalarını, kültür kurumlarını yakıp yıktılar. Camileri ve kutsal mekanları top ateşine tuttular. Arşiv belgelerine göre sadece Bakü’de on iki bin; Haçmaz, Kuba, Hacıqabul ve Saylan’da sekiz bin kişiyi, silahsız ve savunmasız yirmi bin Azerbaycan Türkünü katlettiler. 28 Nisan 1920 tarihinde ise bu sefer Bolşevik olarak Bakü’ye giren Ermeniler, Pankaratov komutasında bir-iki gün içinde şehir halkının yarısından fazlasını, on altı bin Azerbaycan Türkünü acımasızca öldürdüler. O tarihlerde Kafkasya’da görevli olan İngiliz generali Bristol anılarında bu katliamlar hakkında şunları yazıyor: ‘11 Nisan 1920 tarih ve 00214/738 sayılı raporla Dışişleri Bakanlığına durumu bildirdim. Ermeniler; Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye’de Türkleri vahşice katlediyorlar. Bu tam anlamı ile bir soykırımdır. Bunun durdurulması ancak Majestelerinin Hükümetinin uyarısı ile olabilir.’ Erivan Bölgesi İngiliz Komutanı Albay A. Rawlinson, ‘Advantures in the Near East 1918-1920 (Yakın Doğu Maceramız)’ isimli kitabının 227. sayfasında; ‘Kısa zaman içinde Ermeni çetelerinin Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye topraklarında yaptıkları vahşi katliamlar hakkında insanı dehşete düşüren bilgiler aldım. Dehşete düştüm ve insanlığımdan utandım’ diyor. 9 Haziran 1849 tarihinde ilan edilen Çar Nikolay fermanı ile oluşturulan Erivan özerk bölgesinin Ermeni nüfusunun arttırılması gerekiyordu. Bölgenin Ermenileştirilmeye başlanması ile birlikte, oraya yerleşecek Ermeni bulmak ve Anadolu Türkleri ile Azerbaycan Türklerini korkutarak yerlerinden kaçırmak için terör eylemleri yapılması gündeme geldi. 1887 yılında Avetis Nazarbekyan Hınçak (Zil) örgütünü, 1890 yılında ise bir grup Rusya Ermenisi Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) gizli terör örgütünü kurdular. Bu iki gizli terör örgütü, bilhassa Rusya’nın açık desteğini alarak, ‘Türksüz Büyük Ermenistan’ ülküsünü hayata geçirebilmek için, ‘tarihi vatan’ dedikleri topraklarda (Güney Kafkasya-Fırat-Çoruh-Aras Vadisi ve Akdeniz Bölgesi) organize ettikleri terörist saldırılarla, binlerce masum Türk-Ermeni insanın ölmesine neden oldular. Tam bir cinnet içerisinde, canice saldırılarla kendi insanlarını da katlettiler. Bir Ermeni tarihçisi olan Arakel Babakhaniyan; ‘Hınçak ve Taşnak liderleri, yetiştirdikleri teröristlere, hem Ermenilerin hem Osmanlı ve Azerbaycan Türklerinin arasında, şehirlerde ve köylerde kendileri için tehlikeli olabileceğine inandıkları insanları öldürme emri vermişlerdi. Bu teröristler Türklerin kanlarını dökmekte hiç tereddüt etmediler. Onlar kendilerine yardım etmeyen varlıklı, varlıksız Ermenileri de öldürdüler. Yani bu katiller sürüsü, şeytani emellerine ortak olmak istemeyen ve onlara yardım etmeyi reddeden kendi insanlarını da acımasızca öldürdüler… Bu arada Hınçak komitesinin özel bir ölüm kolu da kuruldu ve Türkiye Ermenilerinin kaderi bir avuç Rusya Ermenisinin ellerine teslim edilmiş oldu. Bu olay Ermeni tarihinin dönüm noktasıdır. Çok uzun yıllar sürecek kanlı olaylar bundan sonra başlayacak ve Ermeni Kilisesi de bir araç gibi olaylardan yararlanacaktır’ diye yazıyor (Leon Arekel Babakhaniyan, Türk-Ermeni Devrim İdeolojisi, c. 2, s. 642, Paris, 1934-1945). Bu iki gizli örgütün militanları kiliselerde eğitiliyor, barındırılıyor ve kiliselerin yönlendirmesi ile cinayet işliyorlardı. Bunların mensuplarının Ermenileri kışkırtması sonucu bilhassa Doğu Anadolu’daki Türk köylerine saldırılar düzenleniyor, savunmasız, masum sivil halk katlediliyordu. ***Hınçak ve Taşnaksutyun terör örgütlerinin işledikleri cinayetlerin büyük çoğunluğu hayasız ve edepsiz, güya bilim adamı Ermeniler tarafından Türklerin üzerine atılıyor, Kilisenin ve Katalikosun emri ile güya tarih yazan, belge düzenleyen bu sahtekarlar Avrupa’yı ayaklandırmayı, Avrupa hükümetlerini etkilemeyi başarıyorlardı. Bu yapılanmada başrolü her zaman Ermeni Kilisesi oynuyor ve Kilisenin istediği her şey yapılıyordu. Terör örgütlerinin silahlı militanları daha çok kiliselerde barındırılıyor, yetiştiriliyor ve korunuyordu. *** Ermenistan nüfusu nasıl değişti? 1829 Türkmençay Anlaşması’ndan sonra Rusların kurulmasını vaat ettikleri Ermeni devletinin hiç toprağı yoktu. Üzerine konmaya çalıştıkları topraklar tarihi Türk toprakları idi ve o tarihlerde üzerinde yüz binlerce Azerbaycan Türkü yaşıyordu. 1849 tarihinde Çar fermanı ile kurulan Özerk Erivan Ermeni Bölgesi’nde elli yıl sonra, yani 1897 tarihinde kendilerinin yaptıkları bir çalışma ile nüfus tespiti yapıldı: ‘Toplam nüfus 829.550 ve bu nüfusun 313.178′i Azerbaycan Türküdür’ (Hovhannes Şahhatuyan, Ecmizadin Vilayetinin ve Ararat Baş Kazasının Tarihi, c. 2, s. 765-766, Erivan, 1921). Erivan bölgesinde yüz on yıl önce 313.178 kişi olan Azerbaycan Türklerinin bugün bir milyondan fazla olması gerekir. Ama ne acıdır ki, bırakın o bölgeyi, Ermenistan’ın bütününde tek bir Azerbaycan Türkü yoktur. Peki orada 1897 yılında yaşayan bu insanlara ne oldu? Buhar olup uçtular mı? Yoksa sürgüne ve soykırıma mı uğradılar? Buhar olup uçmayacaklarına göre, bunların soykırıma uğradıkları ve yok edildikleri gayet açıktır. Ermeni tarihçi Korkodyan; ‘1920 tarihinde Sovyet Ermenistanı Devleti’nde Taşnakların soykırımından dolayı ancak on bin civarında Azerbaycan Türkü kalmıştı’ diyor (Korkodyan, Ermenistan’ın Nüfusu: 1831-1931, Erivan, 1937). Yani yirmi üç yıl içerisinde, Erivan bölgesinde 313.178 olan Azerbaycan Türkü sayısı 10 bine iniyordu. Üç yüz bin kişi, kelimenin tam anlamı ile katlima, soykırıma ve etnik temizliğe tabi tutulmuştu. Yine aynı dönemin tarihçilerinden biri olan A. A. Lalayan, ‘İstoriçeskie Zapinski’ isimli eserinde; ‘Bu dönemde, Ermeniler tarafından Azerbaycanlıların katledilmesi, etnik temizliğe tabi tutulması önceden planlanmış Kilise-devlet politikasıydı. Bu politika sadece Azerbaycan toprakları ile sınırlı kalmamıştır. Bu yüzden Ermenistan’da Taşnak hükümetinin otuz aylık (Mayıs 1918-Kasım 1920) iktidarı döneminde, Ermenistan arazisinde yaşayan Azerbaycan Türklerinin yüzde altmışının katledilmesine kimsenin şaşırmaması gerekir’ diye yazıyor. Nüfusunun yüzde yüzü Ermeni olan bir ülke… 1926 yılında yayınlanan Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin Ermenistan maddesinde Ermenistan’ın nüfusu 1.510.000 olarak verilmiştir. ‘Etnik durum’ başlıklı başka bir maddede ise bu nüfusu meydana getiren milliyetler sıralanmıştır. ‘795.000 Ermeni, 575.000 Azerbaycan Türkü ve 140.000 diğer milliyetler…’ Bugün Ermenistan’ın nüfusu resmi belgelere göre iki buçuk milyondur ve bunun içerisinde maalesef diğer etnisitelerden tek bir fert bile yoktur. Burada da yukarıda sorduğumuz soruyu yineleyelim. Doksan yıl içerisinde, 575.000 Azerbaycan Türküne ve 140.000 olan diğer etniklere ne oldu? Bu insanlar kayboldu mu? Yoksa soykırıma mı uğradılar? Kaybolmaları mümkün olmadığına göre soykırıma uğradılar ve zorla sürgüne gönderildiler. Yani etnik temizlik yapıldı. Bu yüzden bugün dünyada Ermenistan kadar homojen bir ülke yoktur. Nüfusunun yüzde yüzü Ermeni olan bir ülke… Kafkasya’nın o karmaşık etnik yapısı içerisinde bu iş nasıl başarıldı? Etnik temizlik ve Türk soykırımı yapılarak!… SSCB Politbürosu 23 Aralık 1947 tarih ve 00902 sayılı bir karar aldı. Bu karar gereği, Ermenistan denilen yapay ülkede yaşayan Azerbaycan Türkleri yerlerinden, yurtlarından zorla göç ettirildi. Gitmek istemeyen, direnmeye çalışan 476 Azerbaycan köyü yerle bir edildi, binlerce insan öldürüldü, binlerce insan zorla topraklarından sürüldü. O günlerin gazetelerine akseden birkaç haberi verelim: ‘Yollarda kalanlar, yolların kenarına yorgunluktan çöküp kalanlar bir daha yerlerinden hiç kalkamadılar. Büyük göç ölüm kervanı haline gelmişti. Yüz elli bin kişiden ancak kırkbir bini gidecekleri çöllere ulaşabildiler’ (Rabonçski gazetesi, 23 Aralık 1952, Bakü). ‘1948 yılından 1952 yılına kadar yurtlarından zorla çıkarılan Azerbaycan Türklerinin yüz binden fazlası yollarda öldü ya da öldürüldü’ (Komünist gazetesi, 21 Şubat 1953, Erivan). Bazı ansiklopedik bilgileri karşılaştırarak, Ermenilerin yaptığı Türk soykırımının belgelerine ulaşmak çok kolaydır. Mesela Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin 1960 yılı baskısında SSCB’de yapılan nüfus sayımının sonuçları yer alır. Buna göre o zaman Ermenistan’ın toplam nüfusu 1.501.600′dir. Bu toplam nüfusun 1.301.000′i Ermeni, 107.700′ü Azerbaycan Türkü, geriye kalanı diğer milliyetler olarak verilir. Yine aynı ansiklopedinin 1995 yılı baskısında Ermenistan’da 155.000 Azerbaycan Türkünün yaşadığı yazılıdır. Ermenilerin nüfusu ise 2.101.752 olarak gösterilir. Aradan geçen otuz beş yıl içerisinde Türk nüfus 48.000 kişi artarak 155.000 olurken, Ermeni nüfus 855.000 kişi artmış, 2.100.000′e ulaşmıştır. İki halkın nüfus oranlarını onda bir olarak ele alırsanız, Türk nüfusun en az 85.000 kişi artması gerekir ki, Türklerde nüfus artış oranı dünya ortalamasının üzerindedir. Burada tam tersi bir oran söz konusudur. Bu normal olmayan durumun nedeni ya Türklere soykırım yapılması ya da Ermenistan’ın dışarıdan gelen göçlerle doldurulmasıdır. Her iki hal de soykırımı gözler önüne seren sonuçlar çıkarır. Çünkü Ermeni göçleri, zaten dar olan ülkede toprak sıkıntısı yaratıyordu. Gelen Ermenilere verilecek toprak yoktu. Bu yüzden Azerbaycan Türklerinin topraklarına saldırılar yapılıyordu ve bu da etnik temizliği ve soykırımı ortaya çıkarıyordu. 2001 yılında Ermenistan’da yayınlanan Ansiklopedia Hırist Armenia isimli Ermeni ansiklopedisinde Ermenistan nüfusu 2.969.555 olarak verilmiş. Aynı askiklopediye göre Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin sayısı 5.568′dir. 1995 yılında 155.000 olan Azerbaycan Türkleri, aradan geçen altı yıl içinde 150.000 azalarak 5.500′e düşmüştür. Savaş olmadı, deprem olmadı, sel olmadı, yangın çıkmadı. Ne oldu da altı yıl içinde 150.000 kişi yok oldu? 2001 yılında orada yaşayan 5.500 Azerbaycan Türkü de artık yok! Bunun adı Türk soykırımı değilse nedir? Ermeniler, Sovyetler Birliği’nin çatırdamaya, sallanmaya başladığı yıllarda, yine Ermenistan’da konuşlanmış Rus birliklerinden destek alarak Karabağ’a saldırı başlattılar. Bu saldırının amacı Ermenistan ile Karabağ arasında bulunan Azerbaycan topraklarını ele geçirmek ve Ermenistan ile Karabağ’ı birbirine bağlamaktı. 1992 yılının Şubat ayında Ermeni ordusu Hocalı baskınını ve katliamını gerçekleştirdi. Tüm dünyanın ‘ demokrasi ve insan hakları’ çığlıkları attığı bir dönemde yapılan bu saldırıda çocuk ve kadınlar dahil 653 Azerbaycan Türkü vahşice katledildi. Hem de tüm dünyaya insanlık dersi vermeye kalkanların gözleri önünde. Hocalı katliamı 20. yüzyılın son çeyreğinde işlenmiş en büyük insanlık suçu olarak tarih mahkemesinin önünde durmaktadır. Miloseviç’leri yargılayıp ölüme mahkum edenlerin bu insanlık suçunu görmezden gelmeleri, onların insanlık için değil, sadece çıkarları için hareket ettiklerinin en canlı kanıtıdır. Bu hesap kesinlikle sorulacak ve Ter Petrosyan’ların, Koçeryan’ların döktükleri Türk kanları, yaptırdıkları Türk soykırımı, tarihin şaşmaz adaletinin önüne konulacaktır. _________________________________________________________________ Invite your mail contacts to join your friends list with Windows Live Spaces. It’s easy! http://spaces.live.com/spacesapi.aspx?wx_action=create&wx_url=/friends.aspx&mkt=en-us
Mercedes
BİRKAÇ GÜN ÖNCE FORWATLADIĞIM MERCEDES HİKAYESİ İLE İLGİLİ MERCEDESTE ÇALIŞAN BİR ARKADAŞIMIN YORUMLARI
E.Ş.
xmlns:ns0=”urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags”>
Merhabalar Erdal abi , valla bu mail bana daha önce de gelmişti zaman içerisinde üzerinde biraz oynanmış ama saçmalığından bişey kaybetmemiş
Öncelikle bütünüyle uyduruk bi kikaye :)) muhtemelen araçta olaya şahit olanlardan biri sarhoşmuş (O, uydurmuştur). Araç takip sistemi bazı modelllerde seçeneğe bağlı sunuluyor, ama sadece aracın nerede olduğunu bilmenize yardımcı olan bi özellik . Bu özellik için “navigasyon sistemi”de almak lazım ,tabi Türkiye’de o da düzgün çalışmıyo çünki bir servis sağlayıcısına ihtiyaç var .Aracı uzaktan kontrol etmek için Mercedes Benz’in sunduğu herhangi bir donanım yok .Ama dışarıdan bağzı firmalar buna benzer bi özellik sunabiliyolar , o da sadece aracı “anahtarla”uzaktan (buradaki uzak Almanya değil) çalıştırmanız ya da durdurmanıza sağlıyabilir . Mercedes Benz ‘in özel müşterisi diye bir kavramdan söz etmek mümkün değil, zaten bütün müşteriler özel. Aynı araçlardan yılda onbinlerce adet satılmakta dolayısı ile her hangi birine özel bir muamele söz konusu değil Ancak bir “Maybach”ınız varsa iş değişiyo her aracın 24 saat hizmetinde bir müşteri temsilcisi bulunmakta aracın içindeki telefonu kaldırdığınızanda çevir sesinden önce müşteri temsilcisi çıkıyor fakat o da daha çok bulunduğunuz yerdeki oteller , resteurantlar ,yakındaki hava alanları ya da buna benzer konularda yardımcı oluyor. Bir “Maybach” alabilmek için bir kaç tane “S 600″ den fedakarlık etmek lazım Özetle her aşaması uydurulmuş bi hikaye, ama yinede çalıştığınız yerle ilgili saçma da olsa bu tür hikayeler duymak güzel … :)) Kolay gelsin iyi çalışmalar …
İnternette dolaşan bir yazı!
Bu bir hikâye, ya da şehir efsane değil. style=’font-size:10.0pt;font-family:Tahoma;color:black’>
Yaşanmış bir olayın kahramanından dinlediğim gerçek bir anı.. İster inanın, ister inanmayın cinsinden. Hele bir de son yıllarda satın aldığınız lüks bir Mercedes sahibiyseniz bence bu yazıyı iki kere okumanızda fayda var.
Günümüz zenginliğinin simge markası Mercedes otomobillerinin sağlamlığını, dayanıklılığını bilmeyen yoktur.
Başbakan Tayip Erdoğan’ın Ankara’da bir hastane bahçesi içerisinde yaşadığı rahatsızlığın ardından meydana gelen ve balyozlu kurtarma operasyonu daha hafızalardaki yerini koruyor.
Aralarında babaları oldukça nüfuzlu kişiler olan, hatta bir bankanın en üst düzey yöneticilerinden birinin de oğlunun bulunduğu dört genç, geçtiğimiz yılın yaz ayında İstanbul Anadolu yakasından babalarının yeni aldığı otomoblle E-5 üzerinden Tekirdağ’a doğru yola çıkarlar.
Amacı olmayan bir gezintidir bu.
Dört arkadaş Silivri’yi de geçtikten sonra hava kararmaya başlayınca uygun bir yerden geri dönmek isterler. Silivri’den 40-50 km sonra bir sapaktan geri dönerler. Oto yoldan çıkan gençlerden biri rahatsızlanır.
Otomobil yolun kenarına çekilir, arkadaşlarına temiz hava aldıran gençler tarlaların kenarında bir süre yürüdükten sonra geri dönerler.
Arabayı kullanan genç, anahtarı düşürdüğünü fark ettiğinde arabanın otomatik kilitlerinin kapıyı adeta bir kaleye çevirdiğini anlar.
Dört genç yürüdükleri yol kenarında girdikleri tarla çizileri arasında style=’font-weight:bold’>Mercedes’in anahtarını aramaya başlar. Cep telefonlarının cılız ışıkları ile yarım saatten fazla süren aramanın ardından anahtar bulunmaz.
Bir çekiciye yükleyip arabayı Anadolu yakasına evin önüne getirmeyi düşünürler önce, ama arabayı babasından izinsiz aldığını söyleyen genç bunu kabul etmez. Babasının haberi olacağıve kendisine kızacağı endişesiyle iyice paniğe kapılır.
Gençlerden biri, cep telefonundan Mercedes’in İstanbul’daki temsilcisine ulaşır. Kendini ve aracın yanında bulunan arkadaşlarını tanıtır. Kendilerine bir servis aracı yollanmasını isteyen genç, bu konuda olumsuz yanıt alır. Ama ısrarlı çıkış ve siyasi bir nüfuzun varlığının hissettirilmesi kısa sürede sonuç verir.
Mercedes’in Türkiye ofisinde etkili bir isim, Silivri yakınlarında gecenin karanlığında bir otomobilin etrafında dolaşan gençlere umut olur.
Kendilerini arayan Mercedes yetkilisi önce gençlere kullandıkları araçla ilgili bilinmesi gereken özel bilgiler sorar.
Aracın kime ait olduğu, plakası, araç sahibinin ev iş teli ve adresleri gibi güvenlikle ilgili bir takım sorular yöneltilir.
Bu bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesinin ardından, yönetici başka bir telefonla Almanca görüşmelere başlar.
Mercedes yetkilisi, gençlerin en önemli müşterilerinden birinin oğlu olduğunu telefona konuştuğu kişiye anlatmaktadır.
Mercedes’teki telefon trafiği devam ederken gençler mahsur kaldıkları köy yolunda eve dönüşte babalarına ne diyeceklerini düşünürken, yetkili aracı kimin kullandığını sorar.
Otomobil sahibinin oğlu kendisinin kullandığını söyler.
-Şu anda bulunduğunuz yerden oturduğunuz ev ya da park edeceğiniz yere ne kadar sürede ulaşabilirsiniz.
-2 saat 10 ya da 15 dakika içerisindeBu sırada Almanya’daki yetkili Türkiye’de konuştuğu yöneticiye talimatları iletir.
-Sürücü otomobilin yanına gelsin.
Gençler zaten otomobilin yanındadır.
Beş on sanaye sonra önce otomobilin iç lambası kendiliğinden yanar. Ardından Park lambaları, sonra motor çalışır. Ardından kapıların kilidi açılır. Telefondan ikinci talimat gelir.
Sürücü otomobile binsin.
Otomobili kullanan genç ve arkadaşları şaşkınlık içinde otomobile biner. Direksiyonun kilitli olduğunu fark eder. Bu sorun da 30 saniye sonra giderilir.
Telefondan son talimat gelir.
-Aracın en son park edildiği yere ulaşması için size 2 saat 20 dakika izin verildi. Araç 2 saat 20 dakika sonra yeniden stop ettirilecek ve kapıları kilitlenerek emniyet altına alınacak. Geçmiş olsun iyi yolculuklar.Otomobilin sürücü koltuğuna oturan genç ve arkadaşları şoke olmuş durumdadır. O köy yolundan keskin bir U dönüşü yaparak istenilen süre içinde İstanbul’da Anadolu yakasındaki evin önüne ulaşmayı başarırlar. Gençler sözü edilen saat ve dakikanın dolmasını beklerler aracın yanında.
Araç motoru durdurulur ve kapılar kilitlenir.
Yedek anahtarın bile kullanımı iptal edilirken şirket araç sahibine bir sonraki gün yeni anahtarını ulaştırır.
Bu olayı anlatan arkadaşım aracın içinde bulunanladan biridir.
O yaşadıklarını anlatırken başta Susurluk kazası olmak üzere, bütün Alman malı style=’font-weight:bold’>BMW ve Mercedes marka otomobillerin karıştığı olaylar ve Türkiye’de çok tartışılan kazalar aklıma geldi.
Rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu, Bakan Adnan Kahveci ve Mustafa Taşar gibi nice değerlerimizin birbiri ardına yollarda kaybettiğimizi düşündüm. İçim sızladı.
Bakanlarımızın, milletvekillerimizin bindiği güvenlik açısından ‘ style=’font-weight:bold’>Kale’ olarak nitelendirilen son model lüks otomobillerin aslında tepemizde dolaşıp duran bir uydunun kör bir frekansında yol aldığını düşündüm.
Parasını bastırıp satın aldığı otomobilin kontak anahtarının bir nevi mülkiyet sembolü olduğu ülkemizde, binlerce lüks aracın asıl sahibinin hâlâ üretici şirket olduğunu hissetmek içimi burktu.
Aynı araçlar uzaktan böylesine kontrol edilebiliyorsa, neden içindeki konuşmalar dinlenmesin, ürettiği sattığı aracı kontrol edebilen güç, içindeki kişilerin konuşmalarını dinlemeyecek kadar aptal olamaz diye düşündüm ve ürperdim.
style=’font-size:14.0pt’>
color=navy> \\/////
color=navy> / _ _
(| (.) (.) |)
__________.OOOo__( )__oOOO._____________
| |
| | |
| |
| |
|___________.oooO_______________________|
( ) Oooo.
( ( )
_) ) /
color=navy> (_/
,_._,___
Süper NATO nun Türkiye þubesi Ergenekon
Ergenekon terör yapılanması hakkında herkes ileri geri bir şeyler söyleyip durmaktadır. Bu arada ciddi yazılarda çıkmaktadır ancak onlarda operasyona verilmiş ad zannederek öfkelenmektedirler.
Sayın Atakan Başer adında ki yazar arkadaş da bu konuda
*Sovyet Tarihçisi L. N. Gumilev’in tespitine göre; Ergenekon; ‘dik yamaç’ demek. Burası; günümüzde Rusya, Çin, Moğolistan, Kazakistan gibi ülkelerin sınırlarının birleştiği noktaya denk düşüyor. Türk mitolojisine göre Türkler; burada bir dişi kurttan türemişler ve dünyaya yayılmışlardır.* *Prof. Gumilev; batı Hunlarının kılıçtan geçirilmesi sonrasında yeni Türk gücünün Ergenekon çevresinde şekillendiğini ve 20 yıl gibi kısa sürede (550-570) İstemi Han’ın Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan geniş Avrasya topraklarını ele geçirdiğini belirtir. Bunun ayrıntısını Yabancı Kaynaklara Göre TÜRK KİMLİĞİ isimli son kitabımızda ortaya koyduk. Ergenekon ve bozkurt, mitolojide Türklerin varoluşunu ve dünya egemenliğini sembolize etmektedir. Çünkü; Türkler, Avrasya’yı fethederken tuğlarında bozkurt başlı altın bir alem bulunduruyorlardı.*
Dedikten sonra konuyu bu ad üzerinden devam ettirmektedir.
Böyle de bir yaklaşım ile Ergenekon kelimesinin milletimizin gönlünde yer etmiş çok değer verilen bir efsanenin ve o efsane de geçen dağlar arasında gizlenmiş saklı anavatanın, bu değerli adı bir çete soruşturmasına ad olarak veriliyorsa bunda kötü niyet aranmalıdır iması ile bu zannın yaygınlaştırılmak istenmesinde bilmedende olsa katkıda bulunmaktadır.
Öncelikle şunu peşinen belirtelim.
Ergenekon soruşturmasına uğrayan oluşumun bizleri son birkaç asırdır içine düştüğümüz ve içinden çıkamadığımız Ergenekon benzeri durumun içinden çıkarmaya çalışmak ile alakası yoktur.
Bilakis bizlerin bu Ergenekon benzeri sıkıştırıldığımız durumdan çıkmamızı ve kurtulmamamızı engellemek amaçlı kurulmuş bizleri sürekli bir birimizle dövüştürerek çıkış aramamızı engelleyen yabancı ülkelerin meydana getirdiği kuşatma birliğinin adıdır Ergenekon süper NATO ABD örgütü.
Ömrümde bir konuda o konuyu saptırabilmek için tarihi bir efsaneyi tersinden tepe taklak dikerek yapılmış bu derece saçma bir yorumlar okumamıştım onu da bu aralar bolca okumaktayım. Şimdi bu duruma kısaca bir göz atalım.
1) Efsanenin bu şekilde olduğu bir efsane olduğu unutulmamak kaydı ile doğrudur. Ama yinede sadece efsanedir. Efsanelerin içeriğinin tartışılmasına gerek yoktur. Ama efsanenin vermek istediği mesaj ise çok önemlidir. Çünkü zaten efsane olarak anlatılmaktadır ama bizlerin tarihin akışı içinde zaman, zaman içine düştüğümüz psikolojik aşılması imkansız gibi görünen bir takım engel duvarları ile çercili bu yapıdan kurtulmamız için bir motivasyon amacı ile işe de yaramaktadır. Burada bir sorun yok.
2) Bu Ergenekon efsanesinde geçen yerin adı bir operasyona ad olarak verilmiş değildir. Bir örgüt bu ad altında faaliyet gösterdiğinden o örgüte yapılan operasyon olarak bu operasyon adını o örgütten almıştır. Tıpkı Atabeyler çetesi vs çetelerin kendi adlarından alınması gibi. Kısaca söz konusu oluşum yada çetenin kendi adı ile anılan operasyonlardan biridir.
3) Çetenin aslı yasal bir gizli NATO örgütünün Türkiye şubesine verilmiş örgüt üyelerini onore ederek kendi milletlerine halklarına ve ülkelerine karşı kullanmakta benliklerini okşayıcı ve Türk milletine hizmet ettikleri zannı vermekte beyin kodlaması ve mankurtlaştırma da yararlı olsun diye verilmiş ad dır.
4) Bu sistem NATO nun ilgili birimince diğer NATO ülkelerinde de o ülkelerin tarihlerinde hoşlarına giden bölümlerden adlar takılarak yapılandırılmıştır. Sovyetlerin çöküşünden sonra NATO ülkeleri kendi bünyelerindeki bu örgütü sessiz sedasız kaldırabilmişler ancak İtalya’da da bizdeki gibi ülkeleri aleyhine de çalıştıklarından ve Başbakanları Aldo Moro da dâhil pek çok siyasiyi ve önemli kişiyi öldürdüklerinden
(ki ilgili savcılarında bir kısmı dava süresince de öldürülmeye devam etmiştir.) Tasfiyesi bizdeki kadar imkânsız gibi görülecek kadar zor olmasa da, çok zor olmuştur. Adı Gladio dur. Gladio kılıç demektir ve eski savaşçıları olan Gladyatörler den (kılıç ustası silahşorlardan ve kahramanlardan) esinlenerek verilmiş tıpkı bizdeki Ergenekon benzeri bir addır.
5) Peki neden tüm NATO ülkelerinde tasfiye edilen bu örgüt Türkiye de tasfiye edilememiştir.
Çünkü NATO Sovyetlerin çöküşünden sonra varlığını sürdürebilmek ve batılı devletler hesabına dünyaya hâkim olmak için daima bir düşmana ihtiyaç vardır. Bu yüzden batılılarda yeni bir düşman arayışına girmiş ve sonunda kızıl tehlikenin yerine yeşil tehlikeyi bulmuş ve İslam âlemini yeni düşman konseptine yerleştirerek yola devam etmek kararı almıştır. Yani bu yüzden diğerleri için içeriden gelebilecek kominizim tehlikesi artık ortadan kalktığından ve onları İslam ülkelerinin işgali gibi bir tehditte olmadığından sadece sanal tehdit olan bu uyduruk tehlikeye karşı bu örgütün içeriden mücadelesine ihtiyaç kalmamıştır.
6) Türkiye ise tüm vatandaşlarının nerede ise tümü Müslüman olduğundan tamamı NATO düşman konseptine girmektedir. Ordumuz ise bilindiği gibi bir NATO ordusudur. Bu yüzden aslında Türkiye vatandaşlarının tümü NATO düşman tanımlamasına dahildir. O halde Süper Nato da denilen ve bizdeki adı Ergenekon olan bu birimin düşman hedef kitlesi Türk vatandaşlarının tümüdür. İşin kötüsü bu yapılanmanın önemli yasal anlaşmalara dayalıda bir tarafı vardır. Bazı NATO ülkelerinin bazı suçluları Türkiye ye iade ederken şu konularda sorgulamak şartı ve bazı konulardaki sorgulamayı yasaklamalarının sırrı da bundan kaynaklanmaktadır.
7) Buradan Hareket ile PKK - Hizbullah vs. gibi örgütlerin tümünün bu Ergenekon yapılanması içinde yer aldığını anlamak için kâhin olmak gerekmez. Sadece hepsi bu yapının içinde olmak ile birlikte yukarılardaki ortak başkanlara bağlı ama bir birleri ile savaş halinde örgütlerdir. Kısaca kaçanda, kovalayanda, tutuklayanda yargılayanda, yargılananda salıverilende, öldürende öldürülende bilgisi dışında aynı merkeze bağlı hareket etmektedir diyebiliriz. Eşref Bitlis Paşayı ve onu havaya uçuranları, Hüseyin Kıvrıkoğlu paşayı ve ona ateş edip bir albayı şehit eden Özel harpçiyi Ahmet Cem Ersever Binbaşı yı ve onu infaz ettikleri söylenen Veli Küçük paşayı da örnek olarak görebiliriz.1980 öncesinde sağ ve sol çatışmaları aslında NATO nun ve NATO ya bağlı Ergenekon birliklerinin kullanıldığı ve ihtilalin yapıldığı gün bu çatışmaların aynı anda sona ermesinin de bunun delili olduğunu anlamak içinde fazladan bir zekâya gerek yoktur. Aydın cinayetleri ve Sivas olayları hep bu yapılanmanın farklı fraksiyonlarınca yapılmıştır demek İçin ise Yakalandığı halde serbest bırakılan Başbağlar katliamı sanıkları ile Susurlukta ölen Bahçelievler katliamının aranan suçlusu A.Çatlı (Mehmet Özbay sahtekimlik, ehliyet ve silah ruhsatı sahibi) ve sözde solcu Em. Md. Kocadağ’ın ve Bucak aşiret reisi Sedat Bucak ile kimliği açıklanmayan muhtemel bayan ajanın aynı araba da ölümlerini de örneklemek mümkündür.
Şu anda Ergenekon davası üzerinden yakalananlar eğer Ergenekon safra atıyorsa. Yani bağırsaklarını boşaltıyor ya da hastalanan uzvunu kesiyorsa aslında bu çok ama gerçekten çok küçük, bir serçe parmağın ilk boğumu bile sayılmayacak kadar küçük bir bölümdür.
9) İtalya da Gladio nun tasfiyesi sırasında bu örgütün merkezi olarak ele geçirilen P2 Mason locasıdır. Ve devletin tüm en yetkili komutan yargıç CB. nı gibi kişilerinin bu locanın üyeleri oldukları anlaşılmıştır. Yasalar ile bağımlı olduklarını da asla hatırlamayan çok etkili bir gruptur.
Bu durumda bizdeki bu Ergenekon davası Özal’ın zehirlendiği kesinleşir ise CB danışmanı olan ve Ergenekon’un emekli komutanı olduğu söylenen bir Orgeneralden o ölüm vakası sırasında muvazzaf olan diğer bir Komutan Orgenerale de daha pek çok askeri, sivil ve tıbbi yerlere, hukukçulara kadar da uzanacaktır sanırım. Çünkü bilindiği gibi CB Özal daha önce de suikast girişimi hafif yaralı atlatılmış saldırgan iki yıl kadar yatıp çıkmış ve dosya kapanmıştır. Arkadaşını bıçakla yaralayan külhani bile bu ceza ile kurtulamazken Özal’ın tetikçisi kurtulmuştur. Şemdinli olayından Diyarbakır Em. Md. Gaffar Okan cinayeti ve o sıradaki bölge komutanlarında uzanacaktır. Hatta AKP yi devirmek için girişilen Danıştay cinayetinden sarıkız ihtilal denemelerine de uzanacaktır. CB. lığı süresince eski Ergenekon tetikçi ve bombacılarını af edip yeniden örgüte militan kazandıran eski CB. Sezer’e de ulaşacak ve onun üzerinden bugün AYM si üyeliğine atadığı (AKP ana yasayı değiştirmez ya da değiştiremezse) AKP yi kapatacağı kesin gözü ile bakılan 9 yargıca da uzanacaktır. Şemdinli savcısını gövden alan yargıçlarında çoğuna ulaşılacaktır.
Yani kısaca bu sanıldığı kadar basit bir konu olmayıp, pek çok yetkili için hayat memat meselesidir ve bu partiyi yasalara uysa da uymasa da kapatmak zorundadırlar. Bilindiği gibi Başörtüsü son anayasa değişikliği ile artık kesin olarak yasak değil iken (Yasanın yargıda olması geçerliliğini engellemez. Zaten AYM si bu konuya sadece usul yönünden bakacaktır)
Başka bir örnekte mason olmadığına ait sahte belge getirerek seçmenlerini dolandırıp kendisini seçtirerek iktidara gelen ve 28 Şubattaki yasaları ve teamülleri bir kenara bırakarak ya da umursamayarak hükümeti kurabilecek olana değil de kurmak hakkı olmayanlara kurduran 9.CB. Demirel’e de uzanabilecektir.
Tabi beklide Demirel’in mensubu olduğu Mason locasına da ulaşılabilecektir.
Yargıçları ayaklarına çağırıp yasalar dışında hüküm vermeyi dikte eden generallere ve o brifing’deki direktiflere uyan yargı mensuplarından ayak takımı olarak kullanılan basit çete militanlarına kadar da ülke içinde pek çok kişi sıkışmış durumdadır. Tek çıkışları AKP den kurtulmak ya da anlaşmaktır.
Bunun da iki yolundan biri ABD ve NATO üzerinden hükümet üzerinde baskı kurup, hükümet üzerinden Ergenekon savcısının da Şemdinli savcısı gibi kellesini koparmaya çalışmak. Ya da davadan vazgeçmezse Ergenekon savcısının uzak bir yere sürgün amaçlı kendilerine verilmesini istemektir. Bir de bu partiyi temelli kapatmak için patrondan (ABD den) izin almaktır. (Hudson Toplantısını unutmayalım eski AYM si başkanı Gülay Tuğcuyu öldürüp ihtilal gerekçesi yapmak gibi)
Görünen o ki bu ABD izini önce baskı ile AKP yi geri adım attırmak atmazlarsa partiyi kapattırmak gibi görünmektedir. Burada ABD ile AB arasında NATO içinde anlaşma sağlanamadığı izlenimine de dikkat çekmek isterim. ABD halen tavşana kaç tazıya tut der gibi ikili oynuyor görünüyor bana.
10) Sonuç olarak bence yapılması en uygun hareket. Hükümet ile bu güçler arasında bir anlaşmaya varmaktır.
a) Hükümet bir af kanunu ile NATO çerçevesinde şimdiye kadar işlenmiş suçların takibatını önleyecek mesela 30 yıllık bir araştırma yasağı getirir.
b) Şu anda yakalananlar ejderha’nın kuyruklarından birisidir zannediyorum. Asıl Süper NATO Ergenekon’u değil, gerçek Ergenekon da yeni bir anayasa yapılması ve gerçek bir demokrasi gerçek bir hukuk devleti ve gerçek bir laiklik uygulamasının yolunu açmalıdır.
11) Baykal devamlı gerçek nedenlere dayanmadan haksız olarak bağırıp çağırmaktadır. Sanırım aslında başka bir şeyden söz etmekte ancak mevcut tartışma kelimeleri ile ifade etmektedir. Bunu Tayip beyin anlayacağını umarak yapmaktadır. Ama Tayip Beyin yetiştiği ortam bu tip bir konuşma tarzına yabancıdır. Aslında bir gizli toplantı ile durumu açık olarak konuşacak talepte bulunursa bu anlaşmaların yolu açılabilir. Ne olmuşsa olmuştur ve ülkemiz yok olana kadar bunu sürdürmek düşmanlarımıza yarayacaktır.
Ama bir yerde haklıdır. Bu anlaşma duyulur diye endişe etmektedir. Uzlaşma sağlanamazsa da büyük bir iç savaş çıkacaktır.
Sebep sanıldığı gibi laikçi ve Müslümanlar arasındaki anlaşmazlık değil aslında bunların piyon olarak kullanılacağı Süper NATO nun Türkiye şubesinde görev almış ve halen çok etkili yerleri ve önemli oranda bürokrasinin askerisi de dahil çok önemli kısmını kontrollerinde tutan Ergenekoncuların (sanırım genç subaylar sözünden kasır da bunlardır yoksa normal subayların çoğu zaten AKP seçmenidir) ve buna bağlı PKK dan Hizbullah’a oradan ulusalcılardan MHP ye ve CHP den rektörlere kadar pek çok kişinin hayatı ile milli iradenin talepleri çatışacak ve milletin laikçi, Kürtçü, Türkçü, Dindar demeden vatandaşlarımızın bürokrat, esnaf, işçi ya da köylü tüm kesimleri bu savaşta piyon olarak kullanılacaktır diye korkuyorum.
En kötü barış en iyi savaş dan daha iyidir diyenler boşa dememişler demek ki. Aksi halde vatan gider dava biter. Bizlerinde ne uğraşabileceğimiz kişi kalır ne de bizde uğraşacak takat.
Allah milletimizi ve vatanımızı muhafaza etsin ve bizleri devletsiz bırakmasın.
A.D.Şimşek
Süper NATO yazýma sorular ve Cevabý
*Cevaplarım yazınızın arasındaki kırmızı ile yazılanlardır.*
05.04.2008 tarihinde *Ayça Sezer* yazmış:
Sayın Simsek sizlerdeki bu zakayı takdir etmeden edemiyorum.
Yani simdi zavalli AKP ,ABD’ nin ve super NATO’ nun oyunlarina gelmedigi,
ABD ve diger emperyal guclerle mucadele ettigi ve onlara direndigi icin,
ayrica RTE’ de ABD’ ye karsit tutum izledigi icin kapatilma operasyonu ile karsi karsiya demek… :))))
*Sayın Ayça Hanım*
* Emperyalist ülkeler için herkes kullanılıp atılır. Bu herkesin kullanım süresi ve uygulanmak istenen projedeki ihtiyaca göre değişen bir konudur. Bu durumdan ne Osmanlı padişahları kurtulabilmişlerdir ne Atatürk ne de diğer devlet erkanı ve bürokratlar, ajanlar vs. Herkes kullanılır ve vakti gelince değişik şekillerde atılırlar.*
Once sunu soyleyeyim.
Su iddialariniza bu sitede ( eger varsa) kargalar bile guluyordur.
*Sayın Ayça ben yazılarımı günün anlayışına göre ve heva ve heves için yazmam. Bazıları çok ciddiye alıyor olmalılar ki gerek CHP nin fikir teorisyenlerinden gerekse İsrail de kurulu Türk Musevilerinin mason locası olan Nur locasından bile muhatap olanlar oluyor. Yazılarımı yaşım itibarı ile tarihe yazarım. İleri de herkes onaylayacaktır. Bu yüzden kargaların gülmesinden alınmam.*
*Size birsey aciklamaya calismayacagim.*
*Siz zaten hepsini biliyorsunuz. *
SİZ BURADA NE YAZIYORSANIZ BILGISIZLIGINIZDEN DEGIL
TAM TERSINE YONLENDIRECEK VE GUDUMLEYECEK KADAR
BILGILI OLDUGUNUZDAN YAZIYORSUNUZ.
Size simdi; Turkiyenin tarihinde hic olmadigi kadar ABD gudumunde oldugunu,
Turkiye laik ve cagdas egitimin gereklerinden uzaklastirildigini bunu da milli egitimdeki
ABD’ li uzmanlarin on ayak aldugunu,
*Sayın Ayça bir şeyler bildiğimi fark ettiğinize göre zamanla benim sıradan bir ssk emekli maaşı ile geçinen ve kimseye muhtaç olmayan kanaatkâr bir kişi olduğumu da ileride öğrenince haksızlık ettiğinizi düşüneceksiniz diye umuyorum. Her insan gibi bizlerde beyinlerimizi programlayan veriler değişik olduğundan onların mahkumu olarak farklı şekilde ve değişik verileri baz alarak düşünürüz. Bu bizi çatışmacı bir haklılık zannına götürür. Aslında bizim böyle olmamız doğaldır. Doğal olmayan hepimizin ayrı, ayrı farklı olan tek doğrulardan birini gerçek doğru olarak yakaladığımız zanlarımızdır. Bu yanılsamalarımız bizleri yönlendirenlerin yönlendirirken istifade ettikleri bilimsel konulardır. Burada bu konuya girmek hem çok uzun hem de bu grupta sadece gülünecek birisi isem zahmete değer bir durum değildir. Türkiye’nin tarihinde olmadığı kadar şimdi bağımlı olduğu iddiası da medya arcılığı ile uygulanan bir zincirleme hipnoz olayıdır. **(Hipnoza uğrayan süje nin diğerlerini de hipnotize ederek kitlenin tümünü hipnoza sokmasına neden olan bir hipnoz türü)** Olmayanı var gösteren bir ilizyondur bu da bilimsel bir konudur. Ama asıl olan. Bizlerin istiklal savaşını bile mutlak anlamı ile kazanamayıp bağımlı bir durumda kalışımız dan başlayıp sürekli bağımlı halde bulunduğumuzu anlatmak için uğraşacak vaktim ve gücüm yok. Sadece size İngilizlerden bir tekini dahi öldürmediğimiz ve onlara tek kurşun atmadığımız halde acaba ne verdikte ve nasıl bir anlaşma yaptıkta bunca kurban verip geçemediği Çanakkale yi de hazır geçmiş iken durduk yerde bırakıp gittiler diye düşünür seniz ileride bir şeyleri anlamaya başlarsınız.*
Turkiyenin kendini ic tehlikelere karsi yasal ve ekonomik olarak ve dıs tehlikelere karsi da
gene ekonomik ve stratejik olarak koruyamadigini ve bunun Turkiye tarihinde bu derece bariz
ilk defa oldugunu,
RTE’ nin hic bir devlet buyugumuzun gitmedigi kadar cok kereler ABD’ ye gittigini,
Ne demislerse yaptigini, Bas sanismani bile (Zapsu)
bu adami kullanin, dinin inancibnin size faydasi dokunur gibi kelamlar ettigini,
her seyimizi, varimizi yogumuzu bu NATO ve guclerine ve onlarin gudumlulerine satmak icin
gece gunduz calistigini,
*Sayın Ayça ülkemizde hiç bir oyun ilk defa sergilenmiyor ve ABD nin onaylamadığı İsrail’in karşı çıktığı sadece Erbakan ve çevresi ile bazı küçük partiler ve bireyler olmuştur onlarında hali meydanda. Bu masalları anlatanlarda ABD nin iyi polis kötü polis oyunundaki polislerden biri durumundadır. Haklı itirazlarınız, işin diğer cephesini gölgelediği için sizi dar bir görüş açısına mahkûm ediyor. Yani kaçan da kovalayan da aynı merkezin ya da aynı arananın, gerektiğinde harcanılmasından çekinilmeyen Gladyatörleridir. Bildiğiniz gibi aslında anlı şanlı Gladyatörler de eski Roma da köleler arasından seçilmiş savaşçı kölelerdi. Sizinle aramızdaki fark size göre iyi polisin sahiden iyi olduğunu sanmanız ben ise hangisinin diğerinden daha zararsız ve ileride ellerinden kurtulma şansımızı artırdığı şeklindedir.*
RTE’ nin ailesi, colugu cocugu ABD’ de yasadigini, (Tayfasinin da oyle) vs…vs…,
*yazsam ne cikar degil mi? *
SIZ BUNLARI ZATEN BILIYORSUNUZ.
YAZINIZDAN O KADARINI BILEBILECEGINIZ ANLASILIYOR.
*Biliyorum Hanım Kızım ya da Hanım Kardeşim biliyorum. Cem Sultanda İspanya şövalyelerinin elinde rehindi. Burada olsalar her an bir kurşuna giderler. Ayrıca sohbeti buralara getirmeyiniz çünkü sizi küçük düşürür. Bilirsiniz basit kişiler başka kişileri, vasat kişiler olayları, değerli kişiler ise fikirleri tartışırlar**.*
*SIZ KIMSINIZ SAYIN SIMSEK.*
*KENDINIZI BIZE TANITSANIZA? *
*NE IS YAPARSINIZ?*
*ASIL ISTIGAL ALANINIZ NEDIR? *
*Ben 70 yaşında SSK emeklisi 785 ytl maaş alan, daha önce yüksek maaşla çalıştığımdan iki evi olan başka da bir yan geliri olmayan Bilgilerim eskiden beri olayları objektif değerlendirmek, çok okumak dışında 5-6 senesi yurt dışında 35 senede ülkemizde yabancı diplomatlar arasında yaşamamın sonucu ülkemiz de çok az kişinin bildiği ve görüş açısını değiştiren hayatın içinden Allahın izni ile dikkatimi çeken olaylar ile devamlı yap-boz çalışmalarımın (Puzle) sonucu ulaşabildiğim pek az bilgi ve bakış açılarıdır.*
*BURAYA YAZDIKLARINIZ; (RTE ABD ile iyi iliskile kutmak icin AF cıkarmali imis,*
*RTE ABD’ ye daha da yanasmali imis,*
*ANAYASA MAHKEMESİ, PASALAR NATO’ nun ABD’ nin adami, imisler vs.) *
*siz bunlari bilgisizlikten yazmiyorsunuz. *
*Gelisi guzel de degil.** *
*Bu yazdıklarımı anlayabildiğinizi zannetmiyorum. Çünkü ne NATO ne Gladio ne de Türk ordusunun aynı zamanda Bir NATO ordusu oluşu ve bunun birçok gizli ve açık anlaşmaların sonucu bir takım kurallara balı olduğunu bilmediğinizden kaynaklanıyor.*
*Eğer ABD bölgeden ve bilhassa Türkiye den çekilecek olursa tüm devlet yapısının allak bullak olacağını da bilmiyorsunuz.*
*ABD nin güney Vietnam da yüz üstü bırakıp kaçtıkları ABD güdümlü tarafın Vietnamlılarının nasıl toptan imha edilmek üzere Vietkonk teşkilatlarının ve kızıl Kimerlerin katliamına uğradıklarını siz bilmeseniz de bilenler biliyorlar. Bu karışıklıklardan Türkiye’nin parçalanmadan çıkabilmesinin çok zor olması yanı sıra nüfusunun 1/4 civarını belki daha fazlasını da bu karmaşa da kayıp edebileceğini Baykal’ın iç savaş çıkacak feryadından fark ederek söylüyorum. Afganistan’ın da bir ordusu ve iyi işleyen bir düzeni vardı 30 sene kadar önce ne ordu kaldı nede düzen. Bu yüzden dolduruşlara gelmeden düşünmenizi tavsiye ederim ki vatanımız için daha faydalı olabilesiniz. Bu arada ben kendimin bile umurun da değilim. Ölümle hayat arasında tercih yapacak olsam ve Allah da tercihimi olumlu karşılayacak olsa artık ölmeyi tercih edecek kadar da yorgunum. Bu yüzden benden istifade edecek şeyler sorunuz. Bu sizin ileri de yararınıza olur.*
*BU DEDİKLERİNİZ EGER; ABD’ NIN, NATO’NUN ADAMI OLSA IDILER *
*BU ULKEYI SİMDİYE KADAR 40 DEFA BOLERLERDI.*
*Bölemezlerdi çünkü hiç bir parça bütünü tehdit edecek kadar kuvvetlendirilmez. Her parça diğerinden kendini korumak zorunda bırakılmıştır. Bütüne posta koyanı hiç bilmediği diğer parçalardan birine temizletirler. (Bazı PKK lıları Hizbullahçılara temizlettikleri gibi) Bölünme sadece büyük patron şimdi diye düğmeye bastığında bir birini tanımayan Ergenekon’un farklı birliklerinin çeşitli adlar ile diğerinden vatanı kurtarmak için savaşa girmesi ile start alır. Hükümete bir şey yaptırmak istiyor da yaptıramıyorsa mesela İran’a saldırtmak gibi şeyler AYM sine kapatma davası açtırır. Orduya yaptıramıyorsa Ergenekon bilgilerinden bir kısmını Savcılara sızdırır. Bunun da yöntemleri vardır. O bilgi samimi bir vatanseverin eline geçirtilir oda mahkemeye sızdırır. Dünyayı yönetmek öyle herkesin anlayıvereceği kadar basit olsa idi herkes çoktan ABD den kurtulmuş hür bir dünya oluşurdu.*
*HA BIRDE SU ISLAM TEHLIKESI VARDI DEGIL MI? *
*YANI BUNU DA BIZLER VEYA HER KIMSE *
*BASKALARI UYDURUYOR.*
*ASLINDA SERIAT TEHLIKESI VS.. YOK.*
*BU ABD VE NATO’ NUN BIZE YUTTURMACASI.*
*NE KADAR ILGINC VE KOMIK BIR YAKLASIM.*
*Günümüz dünyasında böyle bir tehlike yok. Sizler de uydurmuyorsunuz. Bu tehlike varmış gibi beyinlerinize çok değişik şekillerde yükleniyor ve siz kendiniz düşündüğünüz kanaatine vardırılıyorsunuz. Bunu akıllı kadının kocasına kendi istediğini yaptırmak için kendi istemez numarası ile kocasını yönlendirip teklifin ondan gelmesi sağlamasının bilimsel yöntemler ile geliştirilmiş bir türü olarak kabul edebilirsiniz. Rahmetli Türkeş’in 60 lı yıllarda gazetelere düşen bir cümlesi buna ışık tutabilir. 27 Mayıs ihtilalinin en kuvvetli adamı iken sonradan iş bitince yurt dışına sürülen A.Türkeş şöyle diyordu. *
*Biz ihtilali kendimiz planladık ve yapıyoruz sanıyorduk. Daha ihtilalin başladığı 27 mayıs sabahın da ABD nin nefesini ensemizde hissettik. Ama artık harekâtı durdurmamızın imkânı yoktu.*
*DUNYADA 57 TANE ISLAM ULKKESI VAR. *
*BIR TANESI DIN ILE DEVLET ISLERINI BIRBIRINDEN AYIRMIS.*
*BUNUN OLMASINI SAGLAYAN BELLI BASLI KURUMLARDA NATO VE ABD USAGI.*
*(ORDU, YARGI,MILLI KIMLIKLI KURULUSLAR VS…)*
*IRONIYE BAK SEN :)))) *
*KIMIN AKLINA GELIR.*
*AH TABII KI SIZIN DEGIL MI YA. *
****
*Sayın Ayça yetkili ve etkili çok kişinin aklındadır bu olay ama onlar benim gibi sıradan bir kişi değiller ki söyleyebilsinler. Onlar teorik değil belgeli konuşmak zorundalar. Bilmek yeterli değildir hatta belgede hayati tehlike taşır. Bir kaza oluverir bekide anında yok olur adam da yanar. Çareler arayıp kara, kara düşünüyorlar. Bazı konularda GKB lığı ile Hükümet arsında bu planlardan bazılarını bozmak için gizli mutabakatlar olmasa biz çoktan ABD nin istediği yerler de savaşa itilmiş ve çatırdamaya başlamıştık. Eğer böyle olmadı ise Hükümet ile GKB lığının bir birlerine karşı çoktan ABD nin istediği şekilde kapışmış olmaları gerekirdi. İşte genç ve yaşlı subay farkı bu demektir. Osmanlıyı genç subaylar perişan etti. Enver paşaya Abdülhamit han oğlum sen daha çok gençsin yapma etme diye yalvardı ama olmadı işte Osmanlı bitti. Bu ülkeyi de bitirmeyelim bu görüntüler sanıldığı gibi siyah beyaz farkı ile yürümüyor. Milyonlarca değişik renkler ve oyunlar var.** **Diğer İslam ülkeleri son haçlı seferinde biz yıkılınca hepsi İngiliz ve müttefiklerine hizmet eden ailelerin yönetimine verildi ve esir düştüler. Bu yüzden onlarda başsız kaldıklarından Masonların kontrolündeler. Onlarda zavallı halklardan oluşuyor ve Türklerin kendilerini Kurtarmaları halinde onlarında kurtuluş mücadelelerinin önünün açılacağını umuyor ve bekliyorlar. Unutmayın bu bölgenin sarhoş da olsak babası ya da süper gücü biziz ve biz Emperyalistler ile işbirliği halindeyiz..*
**
*VE YER ALTI MADENLERI OLMADIGI HALDE*
*KISI BASINA EN COK URETIMI GERCEKLESTIREN ISLAM ULKESI DE O…*
*YANI TURKIYE. BU DA TESADUF OLMALI MUTLAKA.*
*VE 57 ISLAM ULKESI BU HALDE VE ANTI DEMOKRATIK IKEN,*
*DUNYADA SERIAT TEHLIKESI DE YOK DEGIL MI? *
*ONU DA BIRILERI UYDURUYOR.*
**
*Demokrasi ülkelerin gelişmesinde çok önemli bir faktördür. Bu yüzden kendileri demokrasi ile yönetilen ülkeler İslam ülkelerine asla bu şansı vermezler ki daima geride kalsınlar diye yoksa bu ülkelerin yönetimlerin bir üflemelik canları vardır ama arkalarında batılılar vardır. Türkiye de bunca ihtilale izin verilmesinin ve demokrasinin önünün kesilmesinin sebebi de budur.*
**
*O SERIATI, GERICILIGI DUNYAYA ABD POMPALAMADI SANKI.*
*AFGANISTAN DA TALIBAN’ I KIM YARATTI?*
*MOLLALARI KIM SILAHLANDIRDI ZAMANINDA? *
**
*ABD eğer şeriatı pompalamak istese (bu dünyanın en mantıksız iddiasıdır çünkü kimse kendi katilini ve ya düşmanını beslemez) Talibanı değil daha aklı başında adamları seçerdi. Şeriatı rezil etmek için cahiller eli ile ortaya çıkartıp öteki sadece Müslüman ülkeleri onunla korkutmak da kullandı. Şimdide İran dan kurtulmak için bizi kullanmak istiyorlar. Öyle bir tehlike Türkiye için yok sadece öcü diye biz çocukları korkutmakta kullanılıyor. Bir yandan da asıl öcüler kanımızı emiyor yetimlerimize tecavüz ediyor. Komşumuzda milyonun üstünde insan öldürüp aynısını bize de yapmaktan çekinmeyeceğini de gösteriyor.*
*DEMEK BIZIM ORDU UST KADEMEMIZ, YUKSEK YARGICLARIMIZ HEP BU NATONUN ADAMI?*
*ISE BAK SEN.*
BU MANTIGA GORE;
NE DURUYORLAR O ZAMAN .
MADEM ORDU DA, YARGIDA ELLERINDE ELLERINDE,
KURUVERSINLER O COK ISTEDIKLERI KURDISTANI, ERMENISTANI.
*Bir yerin adamları hiç bir zaman o yerin admı olduklarını far edemezler. Adamı oldukları gücün nihai hedefi hakkında bilgi edinemezler. Hem de adamı demek patronun yönlendirmesine mahkum demektir.*
SIZ NE SACMALIYORSUNUZ SAYIN SIMSEK.
BIR IDEOLOJIYI MESRULASTIRMAK ICIN
ULKENIZI IKI KURUSLUK IFTIRALARLA SATMAYIN.
O ULKENIN KURUMLARINI DA…
*Bir şeyleri sattığımdan sadece ssk emekli aylığı ile geçiniyorum demek ki. Kimseyi bu derece hafife almayın yazınızdan doğru sorular sorduğunuzu ve kafanızın çalıştığını görüyorum. Bunu düşmanınıza bile saygılı olarak taçlandırınız. Edipler edepli gerektir. Satmak fiilini kullanmadan önce muhatabı daha iyi tanımalısınız. Bunu hoş görü ve acı bir gülümseme ile geçiştiriyorum.*
SU ANDA BAZILARININ YAPTIGI GIBI.
SIRF KENDI REJIMINI OTURTUP MESRULASTIRMAK ICIN
HER YOLU MUBAH SAYANLAR TUREDI SON ZAMANLARDA.
BU MAKYAVELIST ARKADASLAR;
PEYGAMBER EFENDIMIZIN BIR HADISINE DAYANARAK
HER TURLU IFTIRAYI HAK GORMEKTEDIRLER.
(SAVASTA, VATAN KURTARMAK ICIN VE CIHATTA YALAN SOYLENEBILECEGI HADISINI)
BU HADISE DAYANARAK EN IGRENC IFTIRALARI
ATARAK HER YOLU DENEMEKTEDIRLER.
*Herkes kendi mizacına göre yönlendiriliyor. Onlarda sizin için benzer şeyler söyleyeceklerdir. Buralar da boğulursanız bir yere varamazsınız.*
BU HADISE DAYANARAK VIJDANLARI DA SIZLAMAMAKTADIR.
HER TURLU IFTIRAYI ATMAKTADIRLAR.
*ULKENIN BUTUNLUGUNU TUTAN KURULUSLARA *
*BU SEKILDE BIR IFTIRAYI NE HAKLA ATIYORSUNUZ.*
*ULKENIN HUKUKUNA ABD’ NIN OYUNCAGIDIR DIYORSUNUZ. *
**
*Bahis ettiğiniz konuda bilgim yok*
**
*BUNLARIN HEPSI BIRER SUCTUR. *
*SITEYI OKUYAN BIR SAVCI VAR ISE *
*GOREV BASINA CAGIRIYORUM BEN*
*BU SAHIS NASIL DEVLETIN KURUMLARINA, *
*HUKUKUNA BU SALDIRIYI *
*BOYLE ALENEN YAPIYOR SASIYORUM.*
*Kimin ne yaptığını anlamadım. Benden bahis ediyorsanız savcıların çoğu sizin baktığınız pencereden bakmıyorlar ve artık pek çok şeyler biliyorlar. Ama sizin gibi peşin hükümlü biri çıkarda bizi alırsa ne yapalım biz bunu ondan değil Allahın ahir ömrümüzde bize olan ikramından sayarız. Asıl olan savcılar değil pek çok militandan ve çetelerden örtülü ölüm tehditleri de aldım. Ama onların içindeki bazı değerli kişiler benim doğru söylediğimi bildiklerinden infaz emrini vermeye kıyamamış olmalılar diye düşünüyorum.*
*BOYLELERININ MESLEGI, *
*CIBILLIYETİ NEDIR SORUSTURULSUN.*
*GERCEKTE NE OLDUKLARI, *
*KIME CALISTIKLARI** ORTAYA DOKULSUN.*
*BU BIR VAZIFEYE CAGRIDIR.*
*Siz benim gibi çok ağır konuları fütursuzca yazan bir kişinin yedi sülalesinin araştırılmadığımı sanıyorsanız. Ülkemizi hiç tanımıyorsunuz. Hem de sadece yetkililer açısından değil infaz emri vermeyi düşünen kişiler açısından da. Sakin olunuz. Benim ne söylediğimi siz anlayamazsınız ama anlaması gerekenlerin anladığından hiç kuşku duymuyorum. Üstelik yazılarımı bazılarının öfke bazılarının ise ilgi ile izlediklerini de biliyorum.*
*Selamlar*
*A.D.Şimşek*
> 04.04.2008 tarihinde ahmet dogan simsek > yazmış: > > > > > > > > Ergenekon terör yapılanması hakkında herkes ileri geri bir şeyler > > söyleyip durmaktadır. Bu arada ciddi yazılarda çıkmaktadır ancak onlarda > > operasyona verilmiş ad zannederek öfkelenmektedirler. > > > > Sayın Atakan Başer adında ki yazar arkadaş da bu konuda > > > > > > > > *Sovyet Tarihçisi L. N. Gumilev’in tespitine göre; Ergenekon; ‘dik > > yamaç’ demek. > > Burası; günümüzde Rusya, Çin, Moğolistan, Kazakistan gibi ülkelerin > > sınırlarının birleştiği noktaya denk düşüyor. Türk mitolojisine göre > > Türkler; burada bir dişi kurttan türemişler ve dünyaya yayılmışlardır.* > > *Prof. Gumilev; batı Hunlarının kılıçtan geçirilmesi sonrasında yeni > > Türk gücünün Ergenekon çevresinde şekillendiğini ve 20 yıl gibi kısa sürede > > (550-570) İstemi Han’ın Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan geniş Avrasya > > topraklarını ele geçirdiğini belirtir. Bunun ayrıntısını Yabancı Kaynaklara > > Göre TÜRK KİMLİĞİ isimli son kitabımızda ortaya koyduk. > > Ergenekon ve bozkurt, mitolojide Türklerin varoluşunu ve dünya > > egemenliğini sembolize etmektedir. Çünkü; Türkler, Avrasya’yı fethederken > > tuğlarında bozkurt başlı altın bir alem bulunduruyorlardı.* > > > > > > > > Dedikten sonra konuyu bu ad üzerinden devam ettirmektedir. > > > > Böyle de bir yaklaşım ile Ergenekon kelimesinin milletimizin gönlünde > > yer etmiş çok değer verilen bir efsanenin ve o efsane de geçen dağlar > > arasında gizlenmiş saklı anavatanın, bu değerli adı bir çete soruşturmasına > > ad olarak veriliyorsa bunda kötü niyet aranmalıdır iması ile bu zannın > > yaygınlaştırılmak istenmesinde bilmedende olsa katkıda bulunmaktadır. > > > > > > > > Öncelikle şunu peşinen belirtelim. > > > > Ergenekon soruşturmasına uğrayan oluşumun bizleri son birkaç asırdır > > içine düştüğümüz ve içinden çıkamadığımız Ergenekon benzeri durumun içinden > > çıkarmaya çalışmak ile alakası yoktur. > > > > Bilakis bizlerin bu Ergenekon benzeri sıkıştırıldığımız durumdan > > çıkmamızı ve kurtulmamamızı engellemek amaçlı kurulmuş bizleri sürekli bir > > birimizle dövüştürerek çıkış aramamızı engelleyen yabancı ülkelerin meydana > > getirdiği kuşatma birliğinin adıdır Ergenekon süper NATO ABD örgütü. > > > > > > > > Ömrümde bir konuda o konuyu saptırabilmek için tarihi bir efsaneyi > > tersinden tepe taklak dikerek yapılmış bu derece saçma bir yorumlar > > okumamıştım onu da bu aralar bolca okumaktayım. Şimdi bu duruma kısaca bir > > göz atalım. > > > > > > > > 1) Efsanenin bu şekilde olduğu bir efsane olduğu unutulmamak kaydı ile > > doğrudur. Ama yinede sadece efsanedir. Efsanelerin içeriğinin tartışılmasına > > gerek yoktur. Ama efsanenin vermek istediği mesaj ise çok önemlidir. Çünkü > > zaten efsane olarak anlatılmaktadır ama bizlerin tarihin akışı içinde zaman, > > zaman içine düştüğümüz psikolojik aşılması imkansız gibi görünen bir takım > > engel duvarları ile çercili bu yapıdan kurtulmamız için bir motivasyon amacı > > ile işe de yaramaktadır. Burada bir sorun yok. > > > > > > > > 2) Bu Ergenekon efsanesinde geçen yerin adı bir operasyona ad olarak > > verilmiş değildir. Bir örgüt bu ad altında faaliyet gösterdiğinden o örgüte > > yapılan operasyon olarak bu operasyon adını o örgütten almıştır. Tıpkı > > Atabeyler çetesi vs çetelerin kendi adlarından alınması gibi. Kısaca söz > > konusu oluşum yada çetenin kendi adı ile anılan operasyonlardan biridir. > > > > > > > > 3) Çetenin aslı yasal bir gizli NATO örgütünün Türkiye şubesine verilmiş > > örgüt üyelerini onore ederek kendi milletlerine halklarına ve ülkelerine > > karşı kullanmakta benliklerini okşayıcı ve Türk milletine hizmet ettikleri > > zannı vermekte beyin kodlaması ve mankurtlaştırma da yararlı olsun diye > > verilmiş ad dır. > > > > > > > > 4) Bu sistem NATO nun ilgili birimince diğer NATO ülkelerinde de o > > ülkelerin tarihlerinde hoşlarına giden bölümlerden adlar takılarak > > yapılandırılmıştır. Sovyetlerin çöküşünden sonra NATO ülkeleri kendi > > bünyelerindeki bu örgütü sessiz sedasız kaldırabilmişler ancak İtalya’da da > > bizdeki gibi ülkeleri aleyhine de çalıştıklarından ve Başbakanları Aldo Moro > > da dâhil pek çok siyasiyi ve önemli kişiyi öldürdüklerinden > > > > (ki ilgili savcılarında bir kısmı dava süresince de öldürülmeye devam > > etmiştir.) Tasfiyesi bizdeki kadar imkânsız gibi görülecek kadar zor olmasa > > da, çok zor olmuştur. Adı Gladio dur. Gladio kılıç demektir ve eski > > savaşçıları olan Gladyatörler den (kılıç ustası silahşorlardan ve > > kahramanlardan) esinlenerek verilmiş tıpkı bizdeki Ergenekon benzeri bir > > addır. > > > > > > > > 5) Peki neden tüm NATO ülkelerinde tasfiye edilen bu örgüt Türkiye de > > tasfiye edilememiştir. > > > > Çünkü NATO Sovyetlerin çöküşünden sonra varlığını sürdürebilmek ve > > batılı devletler hesabına dünyaya hâkim olmak için daima bir düşmana ihtiyaç > > vardır. Bu yüzden batılılarda yeni bir düşman arayışına girmiş ve sonunda > > kızıl tehlikenin yerine yeşil tehlikeyi bulmuş ve İslam âlemini yeni düşman > > konseptine yerleştirerek yola devam etmek kararı almıştır. Yani bu yüzden > > diğerleri için içeriden gelebilecek kominizim tehlikesi artık ortadan > > kalktığından ve onları İslam ülkelerinin işgali gibi bir tehditte > > olmadığından sadece sanal tehdit olan bu uyduruk tehlikeye karşı bu örgütün > > içeriden mücadelesine ihtiyaç kalmamıştır. > > > > > > > > 6) Türkiye ise tüm vatandaşlarının nerede ise tümü Müslüman olduğundan > > tamamı NATO düşman konseptine girmektedir. Ordumuz ise bilindiği gibi bir > > NATO ordusudur. Bu yüzden aslında Türkiye vatandaşlarının tümü NATO düşman > > tanımlamasına dahildir. O halde Süper Nato da denilen ve bizdeki adı > > Ergenekon olan bu birimin düşman hedef kitlesi Türk vatandaşlarının tümüdür. > > İşin kötüsü bu yapılanmanın önemli yasal anlaşmalara dayalıda bir tarafı > > vardır. Bazı NATO ülkelerinin bazı suçluları Türkiye ye iade ederken şu > > konularda sorgulamak şartı ve bazı konulardaki sorgulamayı yasaklamalarının > > sırrı da bundan kaynaklanmaktadır. > > > > > > > > 7) Buradan Hareket ile PKK - Hizbullah vs. gibi örgütlerin tümünün bu > > Ergenekon yapılanması içinde yer aldığını anlamak için kâhin olmak gerekmez. > > Sadece hepsi bu yapının içinde olmak ile birlikte yukarılardaki ortak > > başkanlara bağlı ama bir birleri ile savaş halinde örgütlerdir. Kısaca > > kaçanda, kovalayanda, tutuklayanda yargılayanda, yargılananda salıverilende, > > öldürende öldürülende bilgisi dışında aynı merkeze bağlı hareket etmektedir > > diyebiliriz. Eşref Bitlis Paşayı ve onu havaya uçuranları, Hüseyin > > Kıvrıkoğlu paşayı ve ona ateş edip bir albayı şehit eden Özel harpçiyi Ahmet > > Cem Ersever Binbaşı yı ve onu infaz ettikleri söylenen Veli Küçük paşayı da > > örnek olarak görebiliriz.1980 öncesinde sağ ve sol çatışmaları aslında NATO > > nun ve NATO ya bağlı Ergenekon birliklerinin kullanıldığı ve ihtilalin > > yapıldığı gün bu çatışmaların aynı anda sona ermesinin de bunun delili > > olduğunu anlamak içinde fazladan bir zekâya gerek yoktur. Aydın cinayetleri > > ve Sivas olayları hep bu yapılanmanın farklı fraksiyonlarınca yapılmıştır > > demek İçin ise Yakalandığı halde serbest bırakılan Başbağlar katliamı > > sanıkları ile Susurlukta ölen Bahçelievler katliamının aranan suçlusu > > A.Çatlı (Mehmet Özbay sahtekimlik, ehliyet ve silah ruhsatı sahibi) ve sözde > > solcu Em. Md. Kocadağ’ın ve Bucak aşiret reisi Sedat Bucak ile kimliği > > açıklanmayan muhtemel bayan ajanın aynı araba da ölümlerini de örneklemek > > mümkündür. > > > > > > > >
Şu anda Ergenekon davası üzerinden yakalananlar eğer Ergenekon safra > > atıyorsa. Yani bağırsaklarını boşaltıyor ya da hastalanan uzvunu kesiyorsa > > aslında bu çok ama gerçekten çok küçük, bir serçe parmağın ilk boğumu bile > > sayılmayacak kadar küçük bir bölümdür. > > > > > > > > 9) İtalya da Gladio nun tasfiyesi sırasında bu örgütün merkezi olarak > > ele geçirilen P2 Mason locasıdır. Ve devletin tüm en yetkili komutan yargıç > > CB. nı gibi kişilerinin bu locanın üyeleri oldukları anlaşılmıştır. Yasalar > > ile bağımlı olduklarını da asla hatırlamayan çok etkili bir gruptur. > > > > Bu durumda bizdeki bu Ergenekon davası Özal’ın zehirlendiği kesinleşir > > ise CB danışmanı olan ve Ergenekon’un emekli komutanı olduğu söylenen bir > > Orgeneralden o ölüm vakası sırasında muvazzaf olan diğer bir Komutan > > Orgenerale de daha pek çok askeri, sivil ve tıbbi yerlere, hukukçulara kadar > > da uzanacaktır sanırım. Çünkü bilindiği gibi CB Özal daha önce de suikast > > girişimi hafif yaralı atlatılmış saldırgan iki yıl kadar yatıp çıkmış ve > > dosya kapanmıştır. Arkadaşını bıçakla yaralayan külhani bile bu ceza ile > > kurtulamazken Özal’ın tetikçisi kurtulmuştur. Şemdinli olayından Diyarbakır > > Em. Md. Gaffar Okan cinayeti ve o sıradaki bölge komutanlarında uzanacaktır. > > Hatta AKP yi devirmek için girişilen Danıştay cinayetinden sarıkız ihtilal > > denemelerine de uzanacaktır. CB. lığı süresince eski Ergenekon tetikçi ve > > bombacılarını af edip yeniden örgüte militan kazandıran eski CB. Sezer’e de > > ulaşacak ve onun üzerinden bugün AYM si üyeliğine atadığı (AKP ana yasayı > > değiştirmez ya da değiştiremezse) AKP yi kapatacağı kesin gözü ile bakılan 9 > > yargıca da uzanacaktır. Şemdinli savcısını gövden alan yargıçlarında çoğuna > > ulaşılacaktır. > > > > Yani kısaca bu sanıldığı kadar basit bir konu olmayıp, pek çok yetkili > > için hayat memat meselesidir ve bu partiyi yasalara uysa da uymasa da > > kapatmak zorundadırlar. Bilindiği gibi Başörtüsü son anayasa değişikliği ile > > artık kesin olarak yasak değil iken (Yasanın yargıda olması geçerliliğini > > engellemez. Zaten AYM si bu konuya sadece usul yönünden bakacaktır) > > > > Başka bir örnekte mason olmadığına ait sahte belge getirerek > > seçmenlerini dolandırıp kendisini seçtirerek iktidara gelen ve 28 Şubattaki > > yasaları ve teamülleri bir kenara bırakarak ya da umursamayarak hükümeti > > kurabilecek olana değil de kurmak hakkı olmayanlara kurduran 9.CB. Demirel’e > > de uzanabilecektir. > > > > Tabi beklide Demirel’in mensubu olduğu Mason locasına da > > ulaşılabilecektir. > > > > Yargıçları ayaklarına çağırıp yasalar dışında hüküm vermeyi dikte eden > > generallere ve o brifing’deki direktiflere uyan yargı mensuplarından ayak > > takımı olarak kullanılan basit çete militanlarına kadar da ülke içinde pek > > çok kişi sıkışmış durumdadır. Tek çıkışları AKP den kurtulmak ya da > > anlaşmaktır. > > > > Bunun da iki yolundan biri ABD ve NATO üzerinden hükümet üzerinde baskı > > kurup, hükümet üzerinden Ergenekon savcısının da Şemdinli savcısı gibi > > kellesini koparmaya çalışmak. Ya da davadan vazgeçmezse Ergenekon savcısının > > uzak bir yere sürgün amaçlı kendilerine verilmesini istemektir. Bir de bu > > partiyi temelli kapatmak için patrondan (ABD den) izin almaktır. (Hudson > > Toplantısını unutmayalım eski AYM si başkanı Gülay Tuğcuyu öldürüp ihtilal > > gerekçesi yapmak gibi) > > > > Görünen o ki bu ABD izini önce baskı ile AKP yi geri adım attırmak > > atmazlarsa partiyi kapattırmak gibi görünmektedir. Burada ABD ile AB > > arasında NATO içinde anlaşma sağlanamadığı izlenimine de dikkat çekmek > > isterim. ABD halen tavşana kaç tazıya tut der gibi ikili oynuyor görünüyor > > bana. > > > > > > > > 10) Sonuç olarak bence yapılması en uygun hareket. Hükümet ile bu güçler > > arasında bir anlaşmaya varmaktır. > > > > a) Hükümet bir af kanunu ile NATO çerçevesinde şimdiye kadar işlenmiş > > suçların takibatını önleyecek mesela 30 yıllık bir araştırma yasağı getirir. > > > > b) Şu anda yakalananlar ejderha’nın kuyruklarından birisidir > > zannediyorum. Asıl Süper NATO Ergenekon’u değil, gerçek Ergenekon da yeni > > bir anayasa yapılması ve gerçek bir demokrasi gerçek bir hukuk devleti ve > > gerçek bir laiklik uygulamasının yolunu açmalıdır. > > > > 11) Baykal devamlı gerçek nedenlere dayanmadan haksız olarak bağırıp > > çağırmaktadır. Sanırım aslında başka bir şeyden söz etmekte ancak mevcut > > tartışma kelimeleri ile ifade etmektedir. Bunu Tayip beyin anlayacağını > > umarak yapmaktadır. Ama Tayip Beyin yetiştiği ortam bu tip bir konuşma > > tarzına yabancıdır. Aslında bir gizli toplantı ile durumu açık olarak > > konuşacak talepte bulunursa bu anlaşmaların yolu açılabilir. Ne olmuşsa > > olmuştur ve ülkemiz yok olana kadar bunu sürdürmek düşmanlarımıza > > yarayacaktır. > > > > Ama bir yerde haklıdır. Bu anlaşma duyulur diye endişe etmektedir. > > Uzlaşma sağlanamazsa da büyük bir iç savaş çıkacaktır. > > > > Sebep sanıldığı gibi laikçi ve Müslümanlar arasındaki anlaşmazlık değil > > aslında bunların piyon olarak kullanılacağı Süper NATO nun Türkiye şubesinde > > görev almış ve halen çok etkili yerleri ve önemli oranda bürokrasinin > > askerisi de dahil çok önemli kısmını kontrollerinde tutan Ergenekoncuların > > (sanırım genç subaylar sözünden kasır da bunlardır yoksa normal subayların > > çoğu zaten AKP seçmenidir) ve buna bağlı PKK dan Hizbullah’a oradan > > ulusalcılardan MHP ye ve CHP den rektörlere kadar pek çok kişinin hayatı ile > > milli iradenin talepleri çatışacak ve milletin laikçi, Kürtçü, Türkçü, > > Dindar demeden vatandaşlarımızın bürokrat, esnaf, işçi ya da köylü tüm > > kesimleri bu savaşta piyon olarak kullanılacaktır diye korkuyorum. > > > > En kötü barış en iyi savaş dan daha iyidir diyenler boşa dememişler > > demek ki. Aksi halde vatan gider dava biter. Bizlerinde ne uğraşabileceğimiz > > kişi kalır ne de bizde uğraşacak takat. > > > > Allah milletimizi ve vatanımızı muhafaza etsin ve bizleri devletsiz > > bırakmasın. > > > > A.D.Şimşek > > –~–~———~–~—-~————~——-~–~—-~ > > www.cihanturkolsun.org > > CiHAN TÜRK OLSUN GURUBU > > Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan, > > TÜRK”LÜĞÜ onur sayan > > Yüce TÜRK Milletine aittir; > > Vatan haini serefsizler, bölücü hainler, sag sol sapmalar, itler > > köpekler bu gruba giremez. > > — > > Saraylarda süremem, > > Dağlarda sürdüğümü. > > Bin CiHAN”a değişmem, > > Şu öksüz TÜRK”LÜĞÜMÜ. > > — > > Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. H.Muhammed > > Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk > > Yaşam: Ölümü hak etmektir. > > NE MUTLU TÜRK”ÜM DiYENE > > ——————————————————————————————— > > > > GURUP ANASAYFA:http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr > > GRUBA E-POSTA GÖNDERMEK iCiN: cihan-turk-olsun@googlegroups.com > > HER TÜRLÜ iSTEK, ÖNERi ŞİKAYET, ÜYELiK, ÜYELiK iPTALi VE İHBARLARINIZ > > iÇiN iRTiBATA GEÇiNiZ>>> bostanciozkan@gmail.com > > ——————————————————————————————— > > > > -~———-~—-~—-~—-~——~—-~——~–~— > > > >
çakýrkeyiflikten komaya…
*Cakirkeyiflikten Komaya*
“Az az iciyorum, bir sey olmaz” demek buyuk bir risk. Gunde bir sise bira ya da bir kadeh raki bile karacigerde yaglanmaya sebep olabiliyor. Bu, icen kisinin genetik yapisiyla ilgili. Alkolizm basli basina bir hastalik. Ustelik bircok hastaliga yol aciyor.
Alkolun sisedeki gibi durmadigini en iyi icenler biliyor suphesiz. Ama sonuclari ortada. Hem bireyde hem de toplumda onulmaz yaralar aciyor icki. Muptelalarin “Ictigim bir bira, az az iciyorum zarari yok, sosyal iciciyim, icince kendimi daha cesur hissediyorum” gibi ifadeler kullanmasi aldanmisliktan baska bir sey degil. Zira alkol, beyindeki kontrol mekanizmasini devre disi birakarak kiside gecici rahatlama, gevseme ve keyif duygusu sagliyor. Etkisi bittiginde kisi uzaklasmak istedigi sikintilari daha derinden yasiyor. Yeniden alkole basvurdugunda ise ‘cakirkeyif’ moduna girebilmesi icin dozu artirmasi gerekiyor. Kisa bir surede olusan kisir dongunun girdabina kapilarak agir icicilige ya da alkoliklige terfi ediyor. Sonuc ya koma, ya da olum.
Alkol karaciger kadar beyne de zarar veriyor. Mide, bagirsak ulserine, gastrite yol aciyor. Vucuttaki butun sistemlerde hasar olusturabiliyor. Uzun sure alkol kullanin kisi Alzheimer olacak kadar da yaslanmiyor.
*ALKOL, PANIK ATAK HASTALARI ICIN BUYUK RISK*
Alkol paranoyasi diye isimlendirilen beyin hasarina bagli akil hastaligi da surekli bu maddeyi tuketenlerin karsilasabilecekleri kotu sonuclardan sadece biri. Alkol muptelaligi basli basina bir depresyon sebebi. Intihar davranislarinda, depresyondan sonra, ikinci sirayi alkolle bagintili bozukluklar aliyor.
K*ALBE IYI GELEN SARAP DEGIL UZUMUN CEKIRDEGINDEKI MADDE*
Icki cinsellik ve ureme yetenegine de darbe indiriyor. Alkol kisirlik sebeplerinin ilk siralarinda yer aliyor. Sperm hucrelerini cok hizli bir sekilde olduruyor.
Alkolun sosyal zararlari fizyolojik ve psikiyatrik tahribati aratmiyor. Is, okul ve aile hayati adeta felce ugruyor. Konsantrasyonun on plana ciktigi islerde verim sifira yaklasiyor. Trafikte insanlari canavarlastiran ana unsurlardan biri ayni zamanda.
Alkol ve diger uyusturucular birer (toksik madde) zehir. Yine de bunlarin kullanimi insanlik tarihi kadar eski. Icimi kolay olan ve zararsiz zannedilen bu iceceklerin gencler ve cocuklar tarafindan alinmasi ve dozunun giderek arttirilmasi alkol bagimliligina neden oluyor.
Alkolizmin nerede basladigi, hangi durumda alkolizm denecegi acik degildir. Her duzeyde alkol kullaniminin, kullanan her kisi icin bir ust basamaga cikma riskini artirdigi bilinmelidir. Bugunun masum bira icicisi yarin alkolik olmaya adaydir.
Gelelim, “gunde bir kadeh sarap kalbe faydali” efsanesine… Etkiyi yapan saraptaki alkol degil, sarabin uretildigi uzumun cekirdegindeki antioksidanlar. Kuru uzum de yenilse ayni fayda elde ediliyor. Bir an icin saglik adina kuru uzum yerine bir bardak sarap tuketmenin yeglendigini varsayalim. Ya, saraptaki alkolun butun vucut sistemlerine yaptigi tahribat ne olacak? Sarabin, kisiyi alkolik asamasina goturmeyeceginin garantisi var mi? Elbette yok.
Sikinti ve keder anindan uzaklasmak icin icenlerin sebebi bir yana, mutlu gunlerinde, neseliyken ya da guzel bir gelismeyi kutlamak mantigiyla icilmesinin sebebi ne ola ki? Bir kutlamada neselenmek, hareketlerine serbesti getirmek adina iciliyor. Insan hep hareketlerini ve davranislarini kontrol eden bir varliktir. Cemiyet icinde yasamanin kurali da bu zaten. Alkol icilince kontrolsuzluk artiyor.
Alkol kullanma yasi giderek dusuyor. Bu durup dururken olmasa gerek. Turkiye’deki sosyal yapi alkol almayi ozendiriyor. Okullarin etrafina bakilirsa yasa ile uygulama birbiriyle celisiyor. Yasa diyor ki, devlet vatandasini her turlu bagimlilik yapici maddeden korur. Bir meyhane en az 200 metre mesafede olacak deniyor. Galatasaray Lisesi karsisinda Cicek Pasaji var. Cikan ogrenci orada eglenen, icki icen insanlari goruyor. Bu celiski ortadan kalkmadikca alkol sorunuyla gercekci bir mucadele yapilmasi mumkun gorunmuyor.
Alkol kullaniminin onune gecilmesinin ilk sarti etkin denetim. Okul, dershane, kurslar ve spor alanlari gibi genclerin siklikla gittigi yerlerin cevresinde alkol satisi mutlaka yasaklanmali. Ayrica 18 yasin altindakilere satisa da kesinlikle izin verilmemeli.
2006′da Yesilay tarafindan yapilan arastirma, siddet olaylarinin yuzde 50’sinin alkolden kaynaklandigini gosteriyor. Turkiye dahil 30 ulkeyi kapsayan arastirmaya gore intiharlarin yuzde 90′i, cinayetlerin yuzde 85′i, bosanmalarin yuzde 80′i, tutuklanmalarin yuzde 78′i, hirsizlik ve yankesiciligin yuzde 71′i, trafik kazalarinin yuzde 70′i, ise gitmemelerin yuzde 60′i alkolden kaynaklaniyor.
*MEDYA ALKOLE OZENDIRIYOR*
‘Alkol butun kotuluklerin anasidir’ soylemi artik eskisi gibi iz birakamiyor belleklerde. Medyada ve sinemada yer alan boy boy alkol reklâmlarini ve ozendirici haberleri goruyoruz. Bagbozumunda alevlenen sarap kulturu haberleri her yilbasi oncesinde diger ickilerle ittifak halinde kaplayiveriyor ulkenin cok satan gazetelerinin sayfalarini. Ozel ekler bile cikariliyor. Icki hakkindaki istatistikler oylesine masumane dile getiriliyor ki sanki cok guzel bir gelismenin sevinci paylasiliyor kamuoyuyla. 16 Aralik 2006 tarihli Hurriyet gazetesinde bir icki firmasinin yetkilisi Uzakdogu icin yesil cayli rakiyi deneyeceklerini mujdeliyor (!) Haberde raki icen kadin oraninin yuzde 15′e ciktigi; bu oranin eskiden yuzde 10 oldugu; yuzde 5′lik bir basari elde edildigi dile getiriliyor. Firmanin bir baska mujdesi ise Yeni Raki’yi, eski Turk filmlerinde gorunen sise etiketleriyle piyasaya surecek olmasi.
Haberde yer alan bir ara baslik soyle: En cok satis bakkalda. Firma yetkilisi ‘bakkallar kral’ diyor. Toplam icki satisinin yuzde 48′i bakkallarda, yuzde 28′i kuruyemisci-tekel bayilerinde ve yuzde 20’si de marketlerde gerceklesiyormus. Ayni gazetede iki gun sonra yayimlanan bir haber, kimse kizmasin, ic burkucu. Baslik aynen soyle: Oglumun ‘Biraci anne’si oldum / Turkiye’yi ihracat ussu yaparim. Bu sozler Carlsberg isimli dunyanin en buyuk 5 bira sirketinden birinin ilk kadin CEO’su Damla Birol’a ait. 1 Ocak 2007′te Turk Tuborg’da CEO’luk koltuguna oturmaya hazirlanan Birol’a 5,5 yasindaki oglu Kerem ‘anne’ yerine ‘biraci anne’ diye sesleniyormus. Habere gore Turkiye’de kisi basi bira tuketimi 12 litreymis. 1970′lerde 1,5 litrelerde dolaniyormus. ABD’deki rakam 80 litre. Bira kulturunun hukum surdugu ulkelerde ise 150 litre. Turkiye bira ihracatinin onemli bir bolumunu Irak’a yapiyor. Hurriyet 19 Aralik’ta icki reklâmlariyla bezenmis ‘Hadi Eglenceye’ mansetli ozel bir ek verdi okurlarina. Ayni gun Radikal’in ‘Icki Keyfi’ eki de icmeye davet ediyordu insanlari. Hurriyet’in ekindeki Kanat Atkaya’nin yazisinda bir ayrintiya takiliyor insan ister istemez: “Bir bira diye bir kavram yoktur! En guzel bira ikinci biradir. Ucuncude frene basmak, dorduncu biraya pek bulasmamak gerekir.” Acaba ikinci birayi icenlerin ne kadari dorduncu biraya bulasmadan edebiliyor?
Merak edilen konulardan biri de, sigaraya karsi olusan tepki ve bilinclenmenin alkolde nicin meydana gelmedigi. Oysa toplum, sigara gibi alkolun zararinda da hemfikir. Nice ocagin alkol yuzunden sondugunun yakin sahidi. Kapali yerde sigara icen biri ikaz edildiginde derhal mahcup bir edayla geregini yerine getirirken, alkolde neden bu noktaya varilamiyor? Sigaradaki bilinclenmede maddenin uzerine ’sagliga zararlidir’, ‘erkekligi oldurur’, ‘kansere yol acar’ ve benzeri ifadelerin yazilmasi son derece etkili oldu. Butun dunyada sigara tuketimi yuzde 5 oraninda azaldi.
*DIN VE ALKOL*
Islâmiyet’te alkol kullanimi tamamen yasak. Mâide suresinin 90 ve 91. ayetinde “Ey iman edenler! Sarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal oklari, seytana ait murdar islerden baska bir sey degildir. Bunlardan geri durun ki felah bulasiniz! Sarap ve kumarla seytanin yapmak istedigi tek sey, sizin araniza dusmanlik ve kin salmak, sizi Allah’i zikretmekten ve namazdan alikoymaktir. Artik bu habis seylerden vazgectiniz degil mi?” diye buyruluyor. Yine Hazret-i Muhammed (s.a.v) bircok hadisinde alkollu ickileri men ediyor.
*ALKOL TUKETIMININ KANSER RISKINE ORANI*
*Tuketim miktari* *Kanser riski*
0-30 gr. 1,2
30-60 gr. 3,2
60 gr.ustu 9,2
ister inan ….
*>* *> MERCEDES > > Ben artik neye inanip neye inanmayacagimi bilemez hale geldim > > Buyrun okuyun, bakalim siz ne dusuneceksiniz?! > > …………………………………………………… > > Bu bir hikâye, ya da şehir efsanesi değil. Aynen Yasanmış Olay > > Yaşanmış bir olayın kahramanından dinlediğim gerçek bir anı. İster inanın,
> ister inanmayın cinsinden. Hele bir de son yıllarda satın aldığınız lüks > bir Mercedes sahibiyseniz bence bu yazıyı iki kere okumanızda fayda var. > Günümüz zenginliğinin simge markası Mercedes otomobillerinin sağlamlığını,
> dayanıklılığını bilmeyen yoktur. > Başbakan Tayip Erdoğan’ın Ankara’da bir hastane bahçesi içerisinde > yaşadığı rahatsızlığın ardından meydana gelen ve balyozlu kurtarma > operasyonu daha hafızalardaki yerini koruyor. > Aralarında babaları oldukça nüfuzlu kişiler olan, hatta bir bankanın en > üst düzey yöneticilerinden birinin de oğlunun bulunduğu dört genç, > geçtiğimiz yılın yaz ayında İstanbul Anadolu yakasından babalarının yeni > aldığı otomobille E-5 üzerinden Tekirdağ’a doğru yola çıkarlar. > Amacı olmayan bir gezintidir bu. > Dört arkadaş Silivri’yi de geçtikten sonra hava kararmaya başlayınca uygun
> bir yerden geri dönmek isterler. Silivri’den 40-50 km sonra bir sapaktan > geri dönerler. Oto yoldan çıkan gençlerden biri rahatsızlanır. > Otomobil yolun kenarına çekilir, arkadaşlarına temiz hava aldıran gençler > tarlaların kenarında bir süre yürüdükten sonra geri dönerler. > Arabayı kullanan genç, anahtarı düşürdüğünü fark ettiğinde arabanın > otomatik kilitlerinin kapıyı adeta bir kaleye çevirdiğini anlar. > Dört genç yürüdükleri yol kenarında girdikleri tarla çizileri arasında > Mercedes’in anahtarını aramaya başlar. Cep telefonlarının cılız ışıkları > ile yarım saatten fazla süren aramanın ardından anahtar bulunmaz. > Bir çekiciye yükleyip arabayı Anadolu yakasına evin önüne getirmeyi > düşünürler önce, ama arabayı babasından izinsiz aldığını söyleyen genç > bunu kabul etmez. Babasının haberi olacağı ve kendisine kızacağı > endişesiyle iyice paniğe kapılır. > Gençlerden biri, cep telefonundan Mercedes’in İstanbul’daki temsilcisine > ulaşır. Kendini ve aracın yanında bulunan arkadaşlarını tanıtır. > Kendilerine bir servis aracı yollanmasını isteyen genç, bu konuda olumsuz > yanıt alır. Ama ısrarlı çıkış ve siyasi bir nüfuzun varlığının > hissettirilmesi kısa sürede sonuç verir. > Mercedes’in Türkiye ofisinde etkili bir isim, Silivri yakınlarında gecenin
> karanlığında bir otomobilin etrafında dolaşan gençlere umut olur. > Kendilerini arayan Mercedes yetkilisi önce gençlere kullandıkları araçla > ilgili bilinmesi gereken özel bilgiler sorar. > Aracın kime ait olduğu, plakası, araç sahibinin ev iş teli ve adresleri > gibi güvenlikle ilgili bir takım sorular yöneltilir. > Bu bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesinin ardından, yönetici başka bir > telefonla Almanca görüşmelere başlar. > Mercedes yetkilisi, gençlerin en önemli müşterilerinden birinin oğlu > olduğunu telefonda konuştuğu kişiye anlatmaktadır. > Mercedes’teki telefon trafiği devam ederken gençler mahsur kaldıkları köy > yolunda eve dönüşte babalarına ne diyeceklerini düşünürken, yetkili aracı > kimin kullandığını sorar. > Otomobil sahibinin oğlu kendisinin kullandığını söyler. > -Şu anda bulunduğunuz yerden oturduğunuz ev ya da park edeceğiniz yere ne > kadar sürede ulaşabilirsiniz. > -2 saat 10 ya da 15 dakika içerisindeBu sırada Almanya’daki yetkili > Türkiye’de konuştuğu yöneticiye talimatları iletir. > -Sürücü otomobilin yanına gelsin. > Gençler zaten otomobilin yanındadır. > Beş on sanaye sonra önce otomobilin iç lambası kendiliğinden yanar. > Ardından Park lambaları, sonra motor çalışır. Ardından kapıların kilidi > açılır. Telefondan ikinci talimat gelir. > -Sürücü otomobile binsin. > Otomobili kullanan genç ve arkadaşları şaşkınlık içinde otomobile biner. > Direksiyonun kilitli olduğunu fark eder. Bu sorun da 30 saniye sonra > giderilir. > Telefondan son talimat gelir. > -Aracın en son park edildiği yere ulaşması için size 2 saat 20 dakika izin
> verildi. Araç 2 saat 20 dakika sonra yeniden stop ettirilecek ve kapıları > kilitlenerek emniyet altına alınacak. Geçmiş olsun iyi > yolculuklar.Otomobilin sürücü koltuğuna oturan genç ve arkadaşları şoke > olmuş durumdadır. O köy yolundan keskin bir U dönüşü yaparak istenilen > süre içinde İstanbul’da Anadolu yakasındaki evin önüne ulaşmayı > başarırlar. Gençler sözü edilen saat ve dakikanın dolmasını beklerler > aracın yanında. > Araç motoru durdurulur ve kapılar kilitlenir. > Yedek anahtarın bile kullanımı iptal edilirken şirket araç sahibine bir > sonraki gün yeni anahtarını ulaştırır. > Bu olayı anlatan arkadaşım aracın içinde bulunanlardan biridir. > O yaşadıklarını anlatırken başta Susurluk kazası olmak üzere, bütün Alman > malı BMW ve Mercedes marka otomobillerin karıştığı olaylar ve Türkiye’de > çok tartışılan kazalar aklıma geldi. > Rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu, Bakan Adnan Kahveci ve Mustafa Taşar gibi > nice değerlerimizin birbiri ardına yollarda kaybettiğimizi düşündüm. İçim > sızladı. > Bakanlarımızın, milletvekillerimizin bindiği güvenlik açısından “Kale” > olarak nitelendirilen son model lüks otomobillerin aslında tepemizde > dolaşıp duran bir uydunun kör bir frekansında yol aldığını düşündüm. > Parasını bastırıp satın aldığı otomobilin kontak anahtarının bir nevi > mülkiyet sembolü olduğu ülkemizde, binlerce lüks aracın asıl sahibinin > hâlâ üretici şirket olduğunu hissetmek içimi burktu. > Aynı araçlar uzaktan böylesine kontrol edilebiliyorsa, neden içindeki > konuşmalar dinlenmesin, ürettiği sattığı aracı kontrol edebilen güç, > içindeki kişilerin konuşmalarını dinlemeyecek kadar aptal olamaz diye > düşündüm ve ürperdim. *
.
__,_._,___
“Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.” Mustafa Kemal ATATURK
