Formatlama-Sistem Kurma Ek Halinde

PC format isteyen arkadaşa bana çok faydası oldu güle güle kullanın
Chetnix@yahoo.com wrote: Kime: Kimden:”Chetnix” Tarihi: Mon, 4 Feb 2008 14:43:17 +0200 Konu: [Hersey-Serbest] Formatlama-Sistem Kurma Ek Halinde
Mehmet AKKOYUN Date: Fri Feb 1, 2008 3:31 pm Subject: Yanıt: [Hersey-Serbest] Formatlama-Sistem Kurma (Bölüm 3) Arkadaşım gönderdiğin tüm faydalı linkler nedeniyle çok teşekkür ederim. Büyük çoğunluğunu kullanıyorum. Bu formatlama sistem kurma iletisinin 2. si ulaşmadı gruba yenilersen çok sevinirim, bir de eğer elinde varsa kaspersky son sürümü ve crack-serial yada key (hangisi ile kullanılabilirse) yollayabilirsen çok makbule geçecek. Teşekkürler ve iyi günler dilerim. Dr.Mehmet Akkoyun Sistem kurma ile ilgili 3 bölümlük ileti, Outlook mesaj biçiminde ektedir… C.

Sistem Kurma.rar

GRAND HOTEL

1927-28 Sunrise Kanatlar / Wings 1928-29 Broadway Melodi / The Broadway Melody 1929-30 Bat Cephesinde Yeni Bir ey Yok / All Quiet on the Western Front 1930-31 Cimarron 1931-32 Byk Otel / Grand Hotel 1932-1933 Cavalcade 1934 Bir Gecede Oldu / It Happened One Night 1935 Gemide syan / Mutiny on the Bounty 1936 Byk Ziegfeld / The Great Ziegfeld 1937 Emile Zola’nn Hayat / The Life of Emile Zola 1938 Para Beraber Gitmez / You Can’t Take It with You 1939 Rzgar Gibi Geti / Gone with the Wind 1940 Rebecca 1941 Vadim O Kadar Yeildi Ki / How Green Was My Valley 1942 Bayan Miniver / Mrs. Miniver 1943 Kazablanka / Casablanca 1944 Yolumda Giderken / Going My Way 1945 The Lost Weekend / 1946 Hayatmzn En Gzel Yllar / The Best Years of Our Lives 1947 Centilmenlik Anlamas / Gentleman’s Agreement 1948 Hamlet 1949 Kraln Btn Adamlar / All the King’s Men 1950 Perde Alyor / All About Eve 1951 Paris’te Bir Amerikal / An American in Paris 1952 Harikalar Sirki / The Greatest Show on Earth 1953 nsanlar Yaadka / From Here to Eternity (film) 1954 Rhtmlar zerinde / On the Waterfront 1955 Marty 1956 Seksen Gnde Devr-i Alem / Around the World in Eighty Days 1957 Kwai Kprs / The Bridge on the River Kwai 1958 Gigi 1959 Ben-Hur 1960 Garsonyer / The Apartment 1961 Bat Yakasnn Hikayesi / West Side Story 1962 Arabistanl Lawrence / Lawrence of Arabia 1963 Tom Jones 1964 Benim Gzel Meleim / My Fair Lady 1965 Neeli Gnler / The Sound of Music 1966 Her Devrin Adam / A Man for All Seasons 1967 Gecenin Scanda / In the Heat of the Night 1968 Oliver! / Oliver! 1969 Geceyars Kovboyu / Midnight Cowboy 1970 General Patton / Patton 1971 Kanunun Kuvveti / The French Connection 1972 Baba / The Godfather 1973 Katclar / The Sting 1974 Baba II / The Godfather Part II 1975 Guguk Kuu / One Flew Over the Cuckoo’s Nest 1976 Rocky 1977 Annie Hall 1978 Avc / The Deer Hunter 1979 Kramer Kramer’e Kar / Kramer vs. Kramer 1980 Sradan nsanlar / Ordinary People 1981 Ate Arabalar / Chariots of Fire 1982 Gandhi / Gandhi 1983 Sevgi Szckleri / Terms of Endearment 1984 Amadeus 1985 Benim Afrikam / Out of Africa 1986 Mfreze (film) / Platoon 1987 Son mparator / The Last Emperor 1988 Yamur Adam / Rain Man 1989 Bayan Daisy’nin ofr / Driving Miss Daisy 1990 Kurtlarla Dans / Dances with Wolves 1991 Kuzularn Sessizlii / The Silence of the Lambs 1992 Affedilmeyen / Unforgiven 1993 Schindler’in Listesi / Schindler’s List 1994 Forrest Gump / Forrest Gump 1995 Cesur Yrek / Braveheart 1996 ngiliz Hasta / The English Patient 1997 Titanik / Titanic 1998 Ak Shakespeare / Shakespeare in Love 1999 Amerikan Gzeli / American Beauty 2000 Gladyatr / Gladiator 2001 Akl Oyunlar / A Beautiful Mind 2002 Chicago 2003 Yzklerin Efendisi: Kraln Dn / The Lord of the Rings: The Return of the King 2004 Milyon Dolarlk Bebek / Million Dollar Baby 2005 arpma / Crash 2006 Kstebek / The Departed 2007 htiyarlara Yer Yok / No Country for Old Men
Sinema dnyasnn en kapsaml organizasyonu olan Oscar dlleri Treni, bylesi yarmalar onaylayanlar kadar onaylamayanlarn da, dikkatlerini -en azndan o zel gece iin- Los Angeles’a ynelttikleri byl bir seremonidir. Sinema, film stne saptanm grntlerin ya da izilmi desenlerin kla bir perdeye art arda drlerek hareketli grntler elde edilmesi temeline dayanan sanat dal. Sinema, herhangi bir hareketi dzenli aralklarla paralara blerek bunlarn resimlerini belirleme ve sonra bunlar gsterici yardmyla karanlk bir yerde, bir perde zerinde yanstarak hareketi yeniden oluturma iidir.
Oscar dlleri ilk verilmeye balandnda, doal olarak olduka primitifti. O gn gsterilen ilgiyle -adaylklarla balayp, gizli oylamalarla devam eden, tren gecesine katlan hretlerin Krmz Hal geileriyle heyecann srekli ykseltildii ve dllerin aklanmasyla zirveye ulald- bugnk trenlere gsterilen ilgi arasnda dalar kadar fark var. Bir rnek vermek gerekirse, Oscar dllerinin verildii ilk gsteride 250 izleyici vard ve giri creti 10 dolard. Medya ilk yl gsteriye ilgi gstermedi. dl treni ise be dakika srd.
Oscar alan bir sanatya denen cretler astronomik biimde artarken, gelecei de ok byk lde garanti altna alnm oluyor.
En ok Oscar’ Walt Disney Ald! En fazla Oscar kazanan kii, Walt Disney Oldu. Tam 26 kez bu dl ald. Walt Disney, ayn zamanda bir seferde en fazla Oscar alan kii rekorunu da elinde tutuyor. 1953 ylnda 4 dalda Oscar dald.
Oscar in En Uzun Bekleyen Chaplin’in Filmi ekildikten sonra Oscar almak iin bekleyen en uzun Film Chaplin’in ‘Limelight’ filmi oldu. 1952 ylnda ekilen film, ancak 1973 ylnda Oscar alabildi.
Hi Oscar Kazanamayan Byk Adaylar 1997 ylnda ‘The Turning Point’ ve 1985 ylnda ‘The Color Purple’ filmleri 9 dalda Oscar’a aday gsterildiler, ama bir tane bile kazanamadlar.
En Fazla Oscar Kazanan 2 Film 76 yllk Oscar dlleri tarihinde en fazla Oscar alan 2 film oldu. 1959 ylnda ‘Ben Hur’ ve 1997 ylnda ‘Titanic’ tam 11 dalda Oscar aldlar.
Spielberg Oscar’a Yllar Sonra Kavuabildi Oscar’a kavumak iin ok abalayp bolca hsrana urayan ynetmenlerin banda Steven Spielberg geliyor. Spielberg 9 dalda dle aday gsterilen The Purple Rain filmi ile Oscar kazanacana kesin gzyle bakarken bir tane bile alamamt. Ancak Yahudi soykrm zerine olan filmi “Schindler’s List” ile eytann bacan krabildi. Spielberg, Bette Davis ve Clark Bable’in kazand Oscarlar onlarn lmnden sonra miraslarndan 1 milyon dolar deyerek alp Akademi’ye 1 dolar karlnda geri veren kii olarak da tannyor.
Tren kez ertelendi Oscar treni tarihi boyunca sadece kez ertelendi. 1938 ylnda Los Angeles’daki sel dolaysyla tren bir hafta ge yapld. 1968 ylnda ise Martin Luther King’e sayg dolaysyla, 1981′de Ronald Reagan’a suikast giriimi nedeniyle 24 saat ertelendi.
Yl 1953: Televizyon devrede Oscar dl treni, ilk olarak 1953 ylnda televizyonda yaynland ve sunucusu Bob Hope’tu. dller, 1966 ylnda ilk olarak televizyondan renkli olarak yaynland.
Krmz Hal: O bir efsane! Her yl 6 kiinin yan yana dizilerek ap serdii, sonra da rulo yapp kaldrd, Akademinin mal olan hal 75.5 metre uzunluunda.
30 saniye yeter de artar Aralksz 4 saat sren Oscar treninde, dl kazananlarn konuma sresi sadece 30 saniye.
Savama! Oscarlar takip et! Los Angeles ehri, Gney Kaliforniya’da bulunan bir metropolistir. Amerika Birleik Devletleri’nin batsnda bulunur. ehir, vilayet yntemiyle ynetilmektedir ve Los Angeles Vilayeti’nin bir parasdr. ….Detayl bilgi iin linke tklaynz.2. Dnya Sava’ndaki Amerikan askerlerinin treni dinlemesi iin ilk defa 1943 ylnda radyo yaynyla trenler, dnyaya duyuruldu.
En Fazla Oscar Alan Filmler En fazla Oscar alan filmler listesinin banda 11 oscarla Ben-Hur yer alyor Sinema tarihinde en fazla Oscar alan filmler listesinin banda 11 oscarla eski bir klasik Ben-Hur, neden bu kadar ok oscar ald anlalamayan Titanic ve yzyln en iyi fantazi filmi Lord of the Rings: The Return of the King filmi yer alyor.
En fazla Oscar alanlar listesi ayn zamanda tarihin en iyi filmleri listesini andryor. Bu liste de yer alan filmleri en azndan bir kere izlemenizi tavsiye ederiz.
11 OSCAR - Ben-Hur (1959, 12 dalda aday) - Titanic (1997, 14 dalda aday) - Lord of the Rings: The Return of the King (2003, 11 dalda aday)
10 OSCAR - West Side Story (1961, 11 dalda aday)
9 OSCAR - Gigi (1958, 9 dalda aday) - The Last Emperor (1987, 9 dalda aday) - The English Patient (1997, 12 dalda aday)
8 OSCAR - Gone With The Wind (1939, 13 dalda aday) - From Here To Eternity (1953, 13 dalda aday) - On The Waterfront (1954, 12 dalda aday) - My Fair Lady (1964, 12 dalda aday) - Cabaret (1972, 10 dalda aday) - Gandhi (1983, 11 dalda aday) - Amadeus (1984, 11 dalda aday)
7 OSCAR - Going My Way (1944, 10 dalda aday) - The Best Years Of Our Lives (1946, 8 dalda aday) - The Bridge On The River Kwai (1957, 8 dalda aday) - Lawrence Of Arabia (1962, 10 dalda aday) - Patton (1970, 10 dalda aday) - The Sting (1973, 10 dalda aday) - Out Of Africa (1985, 11 dalda aday) - Dances With Wolves (1990, 12 dalda aday) - Schindler’s List (1993, 12 dalda aday) - Shakespeare In Love (1998, 13 dalda aday)
6 OSCAR - Mrs. Miniver (1942, 12 dalda aday) - All About Eve, (1940, 14 dalda aday) - An American In Paris (1951, 8 dalda aday) - A Place In The Sun (1951, 9 dalda aday) - A Man For All Seasons (1966, 8 dalda aday) - The Godfather, Part II (1974, 11 dalda aday) - Star Wars (1977, 10 dalda aday) - Forrest Gump, (1994, 13 dalda aday)
5 OSCAR - It Happened One Night (1934, 5 dalda aday) - How Green Was My Valley (1941, 10 dalda aday) - Wilson (1944, 10 dalda aday) - The Bad And The Beautiful (1952, 6 dalda aday) - Around The World In 80 Days (1956, 8 dalda aday) - The King And I (1956, 9 dalda aday) - The Apartment, (1960, 10 dalda aday) - Mary Poppins (1964, 13 dalda aday) - Doctor Zhivago (1965, 10 dalda aday) - The Sound Of Music (1965, 10 dalda aday) - Who’s Afraid Of Virginia Woolf? (1966, 13 dalda aday) - In The Heat Of The Night (1967, 7 dalda aday) - Oliver! (1968, 11 dalda aday) - The French Connection (1971, 9 dalda aday) - One Flew Over The Cuckoo’s Nest (1975, 9 dalda aday) - The Deer Hunter (1978, 9 dalda aday) - Kramer vs. Kramer (1979, 9 dalda aday) - Terms Of Endearment (1983, 11 dalda aday) - Silence Of The Lambs (1991, 7 dalda aday) - Braveheart (1995, 10 dalda aday) - Saving Private Ryan (1998, 11 dalda aday) - American Beauty (1999, 8 dalda aday) - Gladiator (2000, 12) Chicago (2002, 13 dalda aday)Detayl bilgi iin baknz: II. Dnya Sava ….Detayl bilgi iin linke tklaynz.

TARHE
All About Eve - 1950 14 aday / 6 Oscar
Titanik - 1997 14 aday / 11 Oscar
Rzgar Gibi Geti - 1939 13 aday / 8 Oscar
nsanlar Yaadka - 1953 13 aday / 8 Oscar
Mary Poppins - 1964 13 aday / 5 Oscar
Kim Korkar Hain Kurttan - 1966 13 aday / 5 Oscar
Forrest Gump - 1994 13 aday / 6 Oscar
Ak Shakespeare - 1998 13 aday / 7 Oscar
Chicago - 2002 13 aday / 6 Oscar
En fazla Oscar kazanan filmler
Ben Hur - 1959 / 11
Titanik - 1997/ 11
Bat Yakas Hikayesi - 1961 / 10
Gigi - 1958 / 9
Son mparator - 1987 / 9
ngiliz Hasta - 1996 / 9
Rzgar Gibi Geti - 1939 / 8
nsanlar Yaadka - 1953 / 8
Rhtmlar stnde - 1954 / 8
My Fair Lady - 1964 / 8
Kabare - 1972 / 8
Gandhi - 1982 / 8
Amadeus - 1984 / 8
En fazla Oscar kazanan ynetmenler
John Ford - 4
Frank Capra - 3
William Wyler - 3
En fazla aday gsterilen kadnlar
Merly Streep 13
Katharine Hepburn / 12
Bette Davis 11
En fazla aday gsterilen erkekler
Jack Nicholson / 12
Laurence Olivier / 10
Spencer Tracy / 9
En ok Oscar kazanan erkekler
Dustin Hoffman / 2
Gary Cooper / 2
Jack Nicholson / 3
Marlon Brando 2
Spencer Tracy / 2
Tom Hanks / 2
En ok Oscar kazanan kadnlar
Katharine Hepburn / 4
Bette Davis / 2
Elizabeth Taylor / 2
Ingrid Bergman / 3
Jane Fonda / 2
Jodie Foster / 2
Luise Rainer / 2
Sally Field / 2
Vivien Leigh / 2

N O T ::::: Oscar dl alm filmleri arivinize katmak isterseniz, bugnden itibaren filmleri yaynlamaya balyoruz. Takip edebilirsiniz……

Ynetmen: Edmund Goulding Senaryo Yazar: Vicki Baum Mzik : William Axt Grnt Ynetmeni : William H. Daniels Tr: Dram, Duygusal Yapm Yl: 1932 Orjinal Ad: Grand Hotel lke: ABD Sre: 112 dk.
Language: English (Turkce altyazl)
Oyuncular Greta Garbo - Rol: Grusinskaya John Barrymore - Rol: Baron Felix von Geigern Joan Crawford - Rol: Flaemmchen Lionel Barrymore - Rol: Otto Kringelein
Berlin’in en pahal otelinde hibir olay olmadn sanan Dr.Otternschlag (Lewis Stone), devaml sarho olduundan, Baron von Geigern (John Barrymore)’in gzel dans Grusinskaya (Greta Garbo)’nn mcevherlerini alma planlarn yaptn grmyor. Ancak mcevherleri yerine kalbini alyor. Alman iadam Preysing (Wallace Berry) ise metresi Flaemmchen (Joan Crawford)’i muhasebecisi Kringelein (Lionel Barrymore)’e kaptryor. Ama sonunda kadn, hibiriyle birlikte kalmyor.
Berlin’s plushest, most expensive hotel is the setting where in the words of Dr. Otternschlag “People come, people go. Nothing ever happens.”. The doctor is usually drunk so he missed the fact that Baron von Geigern is broke and trying to steal eccentric dancer Grusinskaya’s pearls. He ends up stealing her heart instead. Powerful German businessman Preysing brow beats Kringelein, one of his company’s lowly bookkeepers but it is the terminally ill Kringelein who holds all the cards in the end. Meanwhile, the Baron also steals the heart of Preysing’s mistress, Flaemmchen, but she doesn’t end up with either one of them in the end…
http://rapidshare.com/files/111495906/1932_OSCAR.part1.rar http://rapidshare.com/files/111507864/1932_OSCAR.part2.rar http://rapidshare.com/files/111519766/1932_OSCAR.part3.rar http://rapidshare.com/files/111532577/1932_OSCAR.part4.rar http://rapidshare.com/files/111548185/1932_OSCAR.part5.rar http://rapidshare.com/files/111563199/1932_OSCAR.part6.rar http://rapidshare.com/files/111578736/1932_OSCAR.part7.rar
ilgi alanlariniza gore gruplar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/diger-gruplarmz Rapidden Nasil Dosya indiririm? http://groups.google.com/group/turkgrup/web/rapid Film/dizi indirdikten sonra nasil acacaksiniz http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmindirme Gruplarda daha once yayinlanan Programlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/programlar Gruplarda daha once yayinlanan 2008 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/2008 Gruplarda daha once yayinlanan 2007 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmler Gruplarda daha once yayinlanan Turkce Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/turkce Gruplarda daha once yayinlanan Yabanc Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp3ler Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon2 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroess2 Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon1 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroes-s1 Gruplarda daha once yayinlanan Prison Break Sezon3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/prison-break-3s Gruplarda daha once yayinlanan Lost Sezon1,2,3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/lost Gruplarda daha once yayinlanan Belgeseller icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/jazzgirl Grup uyelerimizin E-oykuleri icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyku Grup uyelerimizin E-kitaplari icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/e-kitaplar Gruplarda daha once yayinlanan Oyunlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyun
E posta adresinizi yazp kayt ol tklayarak uye olabilirsiniz Mail adresinize gelecek olan linki onaylamay unutmayn!!! E-posta: Yardimci Programlar Filmleri media player da izlemek icin codec http://rapidshare.com/files/90497468/K-Lite357Codec.rar Mp4 izlemek icin program http://rapidshare.com/files/61521679/vlc-0.8.6-rc1-win32.rar Mp4 film izleme anlatm http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp4

www_gruplar_info_1932.jpg

www_gruplar_info_1932-1.jpg

BÝLGÝNÝN ENTROPÝSÝ

**
*BİLGİNİN ENTROPİSİ*
******* akilcagi@gmail.com *
**

Okuyamayanlar icin: http://www.magazina.biz/site/index.php?option=com_content&task=view&id=423&Itemid=1

Tersinemez düzensizlik artışı da diyebileceğimiz entropiyi aynı zamanda bilgi arenasında da görüyoruz. Çeşitli alanlarda logaritmik olarak artmaya başlayan bilgi miktarı hem mantıksal olarak hem de bilgibilimsel (epistemolojik) olarak kendi merkezkaç kuvvetlerini oluşturmakta. İşte bu aşamada bilginin miktarından çok bilginin metodolojisinin önem kazanması gerektiği bir çağa giriyoruz.

*Kontrolsüz güç, güç değildir…*

Bilgi metodolojisinin oluşturulma zorunluluğu yüzeysel bir bakışla bazı bilgi türlerine sansür uygulanması gerektiği çağrışımlarını yapabilir. Amacım bu değil, burada bilgi anarşisinin sistematik bilgiyi yok etmesi yüzünden alınabilecek önlemleri tartışmaya açmak istiyorum.

Evet, bilgiyi somut biçimde tanımlayabilmek neredeyse olanaksız gibi duruyor. Yani “bilginin bilgisi” üzerine konuşmak “bilinmeyen” üzerine konuşabilmekten bile daha zor. İlk kez Hegel Bilginin Bilgisini sonsuz bir döngü olarak tanımlıyor.

Şimdi Bilgi Kirliliğinin değişik boyutlarına bakalım. Elbette Bilgi Kirliliği de bilgi entropisinin bir türüdür. Ancak bu Bilgi Kirliliği tersinemez düzensizlik artışı dediğimiz entropinin bilgi bağlamında olumsuz bir boyutudur.

*Önce biraz Manzarayı Umumiye…*

Kaynaklarından koparılmış bilgi miktarının toplumsal yaşamda hakim olmaya başlamasıyla birlikte, belli bir bilgi birikimine ulaşmış kişilerde komplo teorilerine inanma eğilimi artarken daha cahil olanlar ise cinlerden, falcılara büyücülere değin inanıp yaşamları üzerinde özdenetimlerini terk ederler. Hocaların, falcıların, astrologların, yaygara kültürünün, yoz şarkıcıların, ar damarı çatlamışların, ağaların, töresi batasıcaların, şıhların, futbol ve televole uyuşturucularının,.. İnanç ve metafizik tacirlerinin, bilim ve akıl dışılığın, evrenselliğin yerine yerelliğin, çağdaş evrensel ulusçuluk yerine mikro ümmetçi milliyetçiliğin, hemşericiliğin, ondan bin beteri tarikatçılığın, gelir dağılımı adaleti yerine vahşi kapitalizmin, ilericilik yerine lümpenlik ve fırsatçılığın yükseldiği bir toplum var karşımızda.

Üniversite mezunlarının bu boyutta işsiz olduğu başka bir toplum var mıdır bilemiyorum ancak yetişmiş insanların onca açığa rağmen var olan işsizlikleri bir yana yetişmiş insanların kendi eğitim gördükleri alanların dışında atıl kapasitede çalışmak zorunda kalmaları da bu toplumun bilgi toplumundan uzaklaşmasının en temel göstergelerinden biridir.

Kaynağı belirli-belirsiz paralarla ya da kredilerle, leasinglerle büyük paralar karşılığı alınan makineler atıl kapasite de kullanılmakta çünkü makineleri kullanabilecek nitelikte personel sıkıntısı had safhada. Bu da fire ve arıza oranlarını artırmakta ve de maliyetlerin yükselmesine neden olarak firmaların rekabet gücünü düşürmektedir. Kaynağı belirli-belirsiz kavramını özellikle kullandım çünkü bu tür makine alımı hatta fabrika alımlarının kara para aklanmasında kullanıldığını oldukça sık biçimde görmeye başladık. İşletmecilik deneyimine sahip olmayan bu insanların sermayeyi ele geçirmeleriyle birlikte yaptıkları yatırımlarda makinelerin her şeyi halledebileceğini düşünmeleri de bu yüzdendir. Çünkü sermayeleri bir bilgi toplumunun değil yağmacılığın ürünüdür. İnsana değer vermeyen bu zihniyettekiler, işletmelerinde profesyonel yetişmiş kadroları da kolay kolay barındırmamakta ya da zorunluluktan işe aldıklarını da çok düşük ücretlerle çalıştırmak istemektedirler. Elbette bu işletmelerin üretim kalitesi ve verimliliği de ona göre olmaktadır.

“Nereden Buldun Yasası” işletilse neredeyse hiç birinin ayakta duramayacağı bir sermaye sınıfı var karşımızda. Bilgi toplumunun ürünü olmayıp, vahşi kapitalizmin fırsatlarıyla palazlanmış bir sanayici sınıfı, çoğu hala aile şirketi olup kurumsallaşmayı bile becerememiş, sırtını devlet teşviklerine yaslaya gelmiş bir üretici nasıl uluslararası arenaya çıkıp rekabet edebilir ki? İhracatın içinde ithal mal miktarının yüzde 75lere ulaşması bilim ve teknoloji üreten topluma ne kadar uzak düşmekte olduğumuzun açık bir kanıtıdır. Tek bildikleri elektrik, doğalgaz ucuzlatılsın, SSK primleri ve vergi yükü azaltılsın demek. AR-GE (Araştırma Geliştirme) yatırımı olmayan, yeni ürünler geliştirmeyen bu işletmelerin her gün daha da artan rekabete dayanmaları mümkün değildir. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde sanayiciler üniversitelerle işbirliği içinde projeleri sahiplenir ve desteklerler. Burs verirler, yardım ederler hatta ortak olurlar projelere. Bizde bu oran yok denecek miktarlara doğru geri gitmektedir. Üniversiteler yetersiz finans yüzünden AR-GE projelerini deneysel aşamaya taşımakta zorlanırken bunun bedeli olarak da sanayici özgün üretim çeşitliliğine yönelememektedir. En büyük işletmelerin bile Uzakdoğu’dan ithal ettikleri malzemeleri burada montajlayarak iç ve dış pazara satmaya yönelişleri de işte bu nedenledir. Teknoloji her şeyden önce insana ve bilgiye yatırım ister, önce net biçimde bu anlaşılmalı. Örneğin, Nano teknolojiye ya da biyo-teknolojiye AR-GE yatırımı yapmış kaç işletme var acaba ülkemizde? Aslında halen yurt dışında çok önemli araştırma laboratuarlarında çalışmakta olan Türk Bilim Adamlarından ulusuna borcunu ödemek isteyenler var. Ortam sağlanırsa tüm deneyimleriyle hatta ekipleriyle birlikte gelmek istiyorlar. Artık parasal konuları aşmışlar, sadece bilim yatırımı istiyorlar. Devlet Sanayici işbirliği ile bu bilim insanları neden hala ülkemize davet edilmez? Günü kurtarmaya çalışmaktan geleceği görmeye vakit yok mu?

Örneğin hizmet içi eğitim olgusunun çok büyük işletmeler dışında işlediğini pek göremiyoruz bu da firmaların teknolojik gelişimlere uyum sağlayarak yenilenme ve onları kullanabilme yeteneklerini azaltmaktadır.

Piyasanın arz talep dengesi! tarafından rasgele diyebileceğimiz bir serbestlikte belirlendiği toplumsal yaşam düzeni berbat bir verimlilikte çalışan bir fabrikaya benzer. Lazım olacak diye alınmış ancak ürettiği ürünün modası geçince çok az kullanılmış hatta hiç kullanılamadan bir köşeye atılmış makineler gibi yetişmiş insanlardan oluşan bir insan hurdalığı var karşımızda. Sözü geçmişken birçok sektörde Avrupa’dan gelen ikinci el makinelerin hurdalığına dönüştüğümüzü de anımsatmakta yarar var. Kimi sektörlerde ihtiyacın 3-4 katı yetişmiş insan iş aramakta iken bazı sektörlerde ise personel bulmakta zorlanılmaktadır. Çünkü piyasa koşulları, insan yetiştirme düzeninden çok daha hızlı değişebilmektedir. Buna bağıl olarak da üretim alanlarında oluşan son derece hızlı çeşitlenmelere uygun istihdam gerçekleşememektedir. Bu da bilginin entropisinin değişik bir boyuta geçtiğinin bir başka göstergesidir. Bu boyut ne diyecek olursanız piyasa terminolojisi ile konuşacak olursak; artık talep arzı değil, arzın talebi yaratması boyutuna geçilmiştir. Bu ekonomik alanda geçerli olduğu kadar, ekonomik alanla son derece ilişkili bir alan olan bilgi alanı içinde geçerlidir. Bilginin entropisi ona ilk dokunan eli çoktan terk etmiş, dağdan aşağı çığ gibi büyüyerek inen koca bir kartopuna dönüşmüştür bile. Artık önünde durmak mümkün değildir. Bu sağanaktan, bu selden herhangi bir bireyin kaçabilmesi mümkün değildir. Himalayaların tepesindeki Budist Rahipler bile bu bilgi istilasından nasiplerini alırlar.

Bildiğiniz üzere, yetişmiş insanların işsizliği ya da asıl alanları dışında çalışma zorunluluğu toplumsal başarımı önemli bir biçimde etkilemektedir. Mutsuzluk dağılan ailelerden başlayarak toplumsal sarsıntılar biçimde kendini gösterir. Sistemin mutlu bireyler üretemediği apaçıktır. Bunlar hep yönetilemeyen entropinin sonuçları aslında. Yönetilmeyen bilgi entropisi toplumsal başarımı azaltır ve mutsuz ve başarısız bireylerden oluşan toplumlar üretir. Mutsuz bir bireyin ürettiği işin kalitesi ile mutlu olanın ürettiği arasında bir fark olacağı da açıktır.

Öte yandan bu mutsuz bireylerden oluşan toplumun kaosunu din ve inanç eksikliğine yormak isteyen din bezirganlarına da bir fırsat yaratılmış oluyor. Bunun en çarpıcı örneğini Başbakan verdi. Kahvehanedeki pişti masası düzeyinde bir söylemle “biz Batı’nın bilimini değil, ahlaksızlığını aldık” diyordu. Zaten hedef kitlesi en başta pişti masalarının müdavimleri. Adam, “yürüyüşüne hastayım” deyip oy atıyor, “O da Fenerli” deyip oy atıyor, cebinde çay parası bile yok belki ama ekonomi iyiye gidiyor diyor. Bu arada TİSK’in açıklamasıyla işsizlik artışında Dünya ikincisi olduğumuzu öğreniyoruz. Yetmez! Seneye altın madalya bekliyoruz. Çağdaşlaşmanın ne olduğuna bu kadar uzak düşen yöneticileriyle ve bu yöneticilerin şekillendirdiği yönetilenlerle bilgiye dayalı bir toplum modeli üretebilmenin olanaksızlığı ortadadır. Kendi bürokratının Fransa’da konser dinlerken protokol sırasında ayakkabısını çıkarıp beyaz çoraplarıyla sandalye tepesine bağdaş kurmasını da sanırım “kültür ihracı” olarak algılıyorlar. Keşke cebindeki tespihi çıkarıp tespih çekip zikir etseydi bir yandan da manzara tam olsaydı. Yabancıların manzarayı görmemek için bakışlarını nasıl kaçırdıkları geliyor gözümün önüne. “Ahlaksız olan kim acaba?” diye içimden geçiriyorum bir yandan.

“Cebinde çay parası bile yok ama ekonomi iyiye gidiyor, diyor” demiştik. Bu konu üzerinde uzun süredir düşünüyorum. Aklıma hep “öğretilmiş çaresizlik” olgusu geliyor.

*Öğretilmiş Çaresizlik*
**
“Böyle gelmiş böyle gider” ya da “sen mi değiştireceksen Dünyayı?”, “bizden adam olmaz” anlatımlarında görülebileceği gibi öğretilmiş çaresizlik toplum içinde oldukça yaygındır. Etkin değil edilgin bireyi teşvik eden bir toplum modelidir bu aynı zamanda. Adam sendecilik, bana necilik. Tatlıya tuzluya dokunmayan, orta yolcu bir insan tipolojisi. Öğretilmiş çaresizlik kısaca bu. Bunun nedenleri üzerine konu çok dağılmasın diye burada girmek istemiyorum.

*Kaynaklarından koparılmış bilgi…*
**
İnsanlık tarihinde kopma ya da sıçrama diyebileceğimiz bir dönem neredeyse hiç yoktur. Ortaya konmuş her bilginin bir geçmişi ve her tür teknolojik yükseliş ya da buluşun onu önceleyen bir birikimi vardır. Mikro Evren keşfedilemeden Nano Teknoloji gerçekleşemeyeceği gibi, hayvan ve bitkiler evcilleştirilmeden de kolay kolay yerleşik yaşam ve uygarlık da olamazdı.
**
Dinsel bilgilerde en yaygın biçimde görülen kaynaklarından koparılmış bilgidir. Dinler kendi kaynağını oluşturan tarihle, geleneksel ve mitolojik verilerle salt kendi tanrısallıklarını desteklemek ve aniden ortaya çıkmışlık imajı vererek bir tür ilahi mucizevilik kazandırmak amacıyla bağlarını koparmak isterler. Tarihsel ve mitolojik bilgilerden yoksun kitleler arasında da bu imaj hızla yayılır. Çağımızda kitlelerin içinde tüm bu bilgilere sahip yetkin kişilerin olması yeni kitlesel dinlerin ortaya çıkmayışının başta gelen nedenlerinden biridir. Zaten dinler tarihine dikkat edilirse dinler, toplumların en cahil, vahşi ve ilkel dönemlerinde birer tepki akımı olarak ortaya çıkmaktadırlar. Öte yandan toplumların kültür tarihlerine hakim olanlar dinsel bilgilerin kesintili biçimde yani aniden ortaya çıkmadığını ve kültürel, tarihsel özellikle de mitolojik bir devamlılık arz ettiklerini bilirler. Özellikle dinsel ritüeller tümüyle devamlılık içindedir. Secde etmek, el açıp yakarmak, kurban kesmek ve oruç tutmak gibi, tüm bu ritüellerin en ilkel animist dinlerde bile karşılıkları vardır.

Dincilerin antropoloji düşmanlığının kaynağıda budur. Çünkü dinlerin en ilkel! (Acaba hangisi İlkel? Bu konuda *Medeniyetin Dişleri*adlı yazıma da bakabilirsiniz.) hallerinden günümüze nasıl evrim geçirdiklerini, özellikle vahiy safsatasının iç yüzünü bilimsel biçimde anlatırlar.
**
Kaynağın kendisinin kaynak olarak yetersizliğine bakılmaksızın herhangi bir kaynağı, özellikle de yazılıysa kaynak olarak gösterme eğilimi yine olumsuz bir tür bilgi çoğalmasıdır. Her alıntı kaynak mıdır? Kaynak olabilmenin ölçütü nedir? Bu cevap verilmesi gereken bir konu halinde karşımızda bir metodoloji sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

J.C. Maxwell entropi ile bilgi (information) arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Ludwig Boltzman, Clausius’un ortaya koyduğu entropi yasasını formüle ederek Evren’in entropisinin artarak daha da kaotik hale gelmesini formüle etmiştir. Leo Szilard (1898-1964) *k* Boltzman sabiti olmak üzere bir birim bilgi ile entropi arasında *kln2 *şeklinde bir ilişki kurmuştur. Bilginin de daha da kaotik hale geleceğini öngörebiliriz. * *
**
Bilgi miktarı kadar, bilgi otoyolunun taşıma kapasitesi de önemlidir. Maalesef bilginin artış hızı ile bilgi otoyolunun taşıma sığası birbirlerine koşut biçimde artmazlar. Bilgi, çoktan bireysel, toplumsal hatta, insanlık ölçeğini aşmış, neredeyse insanlarda *geçici* olarak konaklamış ve artık kendini elektronik devrelere kopyalayan ve orada tekrar üreyen bir canlı türüne dönüşmüştür. DNA’nın yapısının çözümlenmesi için milyonlarca ev bilgisayarını internet üzerinde tek bir paralel süper bilgisayar biçiminde çalıştıran SETI projesi buna prototip bir örnektir. Yakın gelecekte, yapay zeka ve bulanık mantığın (fuzzy logic) geliştirilmesiyle yazılım yazabilen yazılımlar geliştirilebilecektir. İnsanlık bu çağın kapısını açmak üzeredir.

***

Camide namaz sırasında arka sırada biri düşüp devriliyor, gürültüyü duydukları halde cemaat namaza devam ediyor. Namaz bittikten sonra düşenle ilgileniyorlar. Tabii iş işten geçmiş adam çoktan kalpten gitmiş. Bu durumu salt cahillikle geçiştirebilir misiniz? Bu olayın ardında yatan ne tür bir bilgidir? Hele olaya karşı “kaderi böyleymiş, vakti saati gelmiş, Allah taksiratını affetsin” diyenleri hangi açıdan ele alacaksınız? Hatta “ne mutlu ki namaz kılarken öldü Allah’ın sevgili kuluymuş” diyenleri?

**
*Kime, ne kadar ve hangi tür metafizik?*
**
Bu soruyu özellikle soruyorum çünkü son dönemde içsel yolculuklara çıkıp ta geri dönemeyen içsel girdaplarında kaybolup giden nice insan görüyorum. Üstelik bunlar kültürel olarak donanımlı insanlar.
**
*Bilimsel bilgi mutlak bir doğrusallık iddiasında değildir. Öte yanda ise İlahi Bilgi mutlak ve evrensel bir doğrusallık iddiası taşır.*
**
**
**
Aslında “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyen Descartes a göre “*bir bilginin köklerine ya da temellerine inildiğinde her hangi bir yerde bir yanlış varsa o yanlışın üzerine inşa edilmiş tüm bilgilerde yanlıştır”.* Ancak Descartes ahlak ilkelerini bu değerlendirmeden muaf tutar.
**
Bilim başlangıçta din ile son derece iç içeydi ve insanlar hala modern bilimden kapsamlı ve bütüncül bir Evren görüşü beklentisi içindedirler ki bu son derece de doğaldır. Ancak artan bilgi miktarının bir tümevarım karakteristiği taşımadığını tam tersine dallanma hatta dağılma karakteristikli olduğunu görmek pek de zor değildir. Metafizik ise sürekli bir tümevarım peşinde. Bu konuda öyle tutkulu ki son derece güvenilmez bilgilerle bile bir Evren Görüşü oluşturma çabasını tüm metafizikçilerde görebiliyoruz. Bu anlaşılabilir bir durumdur, çünkü öyle ya da böyle herhangi bir Evren Görüşü sunmayı becerememiş her türlü metafizik düşünüş gebelikteki düşüğe benzer. O kadar çaba, uğraş, didinme ama sonuçta yine de ölü doğum. O yüzden metafizikçiler içinde “Sakat Doğum” bile önemlidir çünkü ortaya sakat olsun olmasın yaşatılan bir tez sunulabilmiştir. Hatta öyle ki düşünsel akraba evliliklerin doğurduğu sakat çocuklar metafizik bebeklerimizin çoğunluğunu oluşturur.

*Gerçeklik, Hakikat sorunsalı bağlamında Basitlik ve Farkındalık…*
**

*”Zeka basiti anlayabilmektir. Ve her şey basittir. Aydınlanma basittir. Zihni-ruhu-yasamı anlamak basittir. Buda’yı, Isa’yi, Muhammedi,* *Krisna’yi anlamak basittir. Enerjileri anlamak basittir. Bunun için çaba bile* *harcamak gerekmez. “*

Deniliyor özetle. Bu sav bilgiyi yadsır. Daha çok aklı ve düşünmeyi reddeden, Kalp Gözleri, çakralar gibi kavramlara atıf yapan bir söylem. Kulağa da hoş geliyor. Oysa bu anlatılanlar ilkel bir kültür içinde herhangi bir bilgiye ihtiyaç duymadan doğayla barışık-iç içe yaşayan bir kabilenin üyeleri için geçerli olabilir ya da Tibet Rahipleri için. Ancak bilgi olmadan evrenin işleyişini anlayamazsınız. Fizik ve matematik bilmeden hem de üst düzeyde, nükleer fiziği, atom altı parçacıkları, kuantum fiziğini yani Mikro Uzayın dilini anlayamazsınız. Bu bilgilerde üst düzeye gelmeden gravitasyonu, karadeliklerin doğasını, uzay solucanlarını, Evrenin tamamını kaplayan Kara Madde denen şeye ilişkin çalışmalara katılamazsınız herhangi bir fikirde yürütemezsiniz. Anlatılanları dahi anlayamazsınız. Moleküler biyoloji ve genetik bilmeden canlılığın yapıtaşlarını, DNA’yı, evrimi ya da canlılığın dilini anlamanız mümkün değildir. Ağırlık ve kütle arasındaki temel bilgiyi bilmeden fotonu ve enerjiyi hangi bilgi düzleminde indirgeyerek “basitleştirebilirsiniz”?

Tüm bunları “basite” indirgeyip herkesin anlayabileceği bir vahyi bilgi haline getiremezsiniz. İstediği kadar zeki olsun, bir kişi kendi bilgi piramidinin bulunduğu katında olabilecek/gerçekleşebilecek nitelikte bir gerçekliğe sahiptir. Bu yüzden de tek bir gerçeklik yoktur. Yunus Emre’nin gerçekliği ile Hawkings’in gerçekliği bambaşkadır ve kıyaslanması anlamsızdır. Tıpkı Kaptan Cousteau’nun gerçekliğinin Aşık Veysel’in gerçekliği ile hiç bir ilgisi olmaması gibi. Tibet rahiplerinin arasından CERN’e katılabilecek bir insan çıkması beklentisi gibi bir şeydir bu. Hadi duanın da hakkını da yemeyelim, orada iyilik mantraları ile çalışanların ruhlarını dinginleştirebilme ihtimalini yadsımayalım. Çok bunalanlara biraz reiki, günah çıkarma, dua falan filan… Biraz “ommm”lamanın kimseye zararı yok.

Basitliğe devam edelim. Örneğin Ahmet İnam’ın “basitliği” ile Ciguli’nin “basitliği” de aynı şeyler değildir. Buradan kastettiğim basitlik elbette bayağılık değil, hakikat düzeyindeki yalın bir bilgiden söz ediyorum. Bilmeyenler için açıklayayım, Ahmet İnam değerli bir felsefe profesörü, Ciguli ise bir Balkan Çingenesi müzisyendir.

Bu durum biraz paralel evrenlere benziyor. Eşzamanlı ama bambaşka yaşamlar ve gerçeklikler…

Öte yandan anlamak çoğu zaman “telkinle kabullenme” ile karıştırılıyor. Kişi kendine sunulan bir gerçekliği ya da yanılsamayı bir biçimde içselleştirdiğinde bir de bakıyorsunuz derin ve içten bir yüzleşme sendromu yaşıyor, kendini sürekli bir telkin bombardımanına maruz bırakıyor hatta salt bu nedenle depresifleşiyor. Bunu Yeniçağ akımlarında, özellikle de kişilik geliştirme terapilerinde, kuantum zırvalıklarında (hele kuantum fiziği ile karıştırmaları yok mu kendini 5. kattan aşağı atasın gelir dinlerken), tekno-dinlerde fazlasıyla bulabilirsiniz. Binlerce yıllık tarikatların insanı “hiçleştirme” çabalarının çağdaş sürümleri çoğu. Mevcut dinlerin kapatamadığı ruhsal boşluğu bu retro-inançlarla kapatmaya çalışmak çoğu zaman dinin küflü sandıklarından çıkarıldıktan sonra çağdaş argümanlarla tefsir edilerek yeniden piyasaya sunulmasından öte gitmiyor.

Özetle bir “mutlak basit” şimdiye değin ortaya konabilmiş değildir. Ortaya konan tüm basitlikler, kendilerine bir mutlaklık payesi verilsin verilmesin tümü görecelilik çerçevelerinin içinden görebildiklerimizdir.

İnsanlık her mekan ve zamana, kişiye ya da maddeye uygulanabilen ve de 1(Bir) ya da herhangi bir mutlak değere eşitlenebilen bir yaşam, evren, sonsuzluk, öncesizlik fonksiyonunu yazabilmiş değildir. İşte bilgi denen şey bu fonksiyonun yazılımında gereklidir. Bu güne kadar belki bu fonksiyonun bazı parametrelerini ya da değişmezlerini saptayabilmiş olabiliriz ancak fonksiyonun tamamını oluşturmadan yanılıp yanılmadığımızı anlamamızda son derece zordur. Bu da bambaşka bir açmaz.

İşte başka bir anlatımla tekamül denen şey bu fonksiyonun yazılımıdır. Bundan başka her tür iddia, yani inançların tümü, kanıtsız olduğu için henüz varsayım aşamasındadır. Hipotez bile değillerdir. Çünkü içlerinde çok fazla desteksiz atış vardır. Ruhlarınızı ya da düşüncelerinizi sürekli tedirgin bir sorgulayış sürecinden kurtarabilmek için bir şeylere inanıp, bulanık mantık yoluyla ya da sezgi diyelim bir şeyleri içselleştirerek rahatlama yolunu seçmek insanca bir eylem olup psikolojik sağlığımızı savunma mekanizmalarımızdan birisidir. Başka bir deyişle inanma ihtiyacı denilen şey bir yerde budur. Çünkü ötesi zaten inanç olmayıp, bilmektir. Bilemediğimiz şeye inanırız. Yani somutlaştıramadığımıza. Öte yandan, inanç kuşkuyu doğasında bir virüs gibi taşır. O kuşku virüsü bazen canlanır, inanca hasar verir, yok edebilir de.

Aslında herkes bal gibi de ortada mutlak bir kanıtın olmadığını ve hakikat denkleminin (varsa/olmayabilir de, gerçi olmaması da denklemi sıfıra eşitler) son derece güdük bir aşamada olduğunun farkında. Ama insanca bir oyuna devam etmekte sakınca görmüyoruz, hele bu oyun binlerce kişi tarafından bir sürü psikolojisinin baskısı altında gerçekleşiyorsa. Telkinin boyutunu bir düşünün… Tribünler ve amigolar… Takımlar, taraftarlar ve dinler…

Devam edecek…

Tuncay Temiz

clip_image001.jpg

Buzul Arkaplan.jpg

Brokoli

Brokoliyle domatesi beraber tketin Brokoli son yllarda geleneksel sebzelerimiz kadar olmasa da ska sofralarmzda yer almaya balad, umarm tketim skl daha da artar. Lahana ailesinin bir yesi ve karnabaharla yakndan akraba olan brokoli, nemli anti kanser etkisi olan sulforafan ve indol fitobesinlerini ieriyor. Brokoli ve domates, ayr ayr kansere kar etkinlii tannm iki sebze. Ancak yeni bir aratrma, ikisinin gnlk diyette beraber tketiminin prostat kanserine kar daha da etkin olduunu ortaya koydu. Brokoli ve domatesi beraber tketmeye gayret edin. Size bu ekilde baz tariflerde hazrladm, faydal olmasn dilerim. Beslenme bilimi yaklak 20 yldr yaplan aratrmalarla birok fitobesinin antioksidan olarak altn ve serbest radikalleri zarar vermeden nce etkisiz hale getirdiklerini biliyordu. Ancak yeni aratrmalar brokolideki fitobesinlerin ok daha derin bir seviyede ie yaradklarn gsterdi. Bu bileenler genlerimize detoksta grev alan enzimlerin retimini artrmas sinyalini veriyor. Kansere kar hcre hasarna kar bedenimizi koruyor. Brokoli yemek iin be neden 1 - Brokoli mide saln destekliyor. Yaplan bir almann sonucunda aratrmaclar sulforafan asndan zengin brokoli tketiminin lserin birincil nedeni olan helikobakter pilori enfeksiyonunu nleyebilecei sonucuna vardlar. 2 - Cilt iin brokoli tketmeye devam edin. Brokoli iindeki Sulforafan ayn zamanda gneten zarar grm cildin onarlmasnda da yardmc oluyor. Bu da brokoli tketiminin cilt kanseri riskini azaltabilecei anlamna geliyor. Bunlara ek olarak brokoli kalp hastal riskini nemli derecede azaltan az sayda meyve-sebzeden biri. 3 - Katarakt nleyici olduu dnlyor. Haftada iki kereden fazla brokoli yiyen kiilerde katarakt riskinin ayda birden az tketenlere gre yzde 23 daha dk olduu grld. 4 - C vitamini ve kalsiyum ierii ok iyi. Pimi 250 gram brokoli ierdii 74 miligram kalsiyum ve 123 miligram C vitamini nedeniyle kemikleri glendirmek asndan da faydal. erdii C vitamini ve ayrca 1359 mikrogram beta karoten ve az miktarda inko ve selenyum sayesinde baklk sistemini de glendiriyor. 5 - Hamileler zellikle tercih etmeli. zellikle hamileyseniz mutlaka brokoli yiyin. 250 miligram brokoli, 94 mikrogram folik asit salyor. Folik asit olmazsa fetsn sinir sistemi hcreleri gerektii ekilde blnmyor ve problem ortaya kyor.
Tarifler DOMATESL BROKOL Malzemeler: 250 gr brokoli (az su veya buharda halanm) 3 adet domates Yarm su barda lor peyniri 1 - 2adet kuru soan 2 yemek ka svya 2 di sarmsak Maydanoz Az tuz Yapl: Tencereye ya, soan, sarmsa, tuzu koyup ok kavurmadan yumuatn domatesleri kp kp ilave edip piirin. Az pimi brokoliyi sotelediiniz domatese ilave edin. Lor peynirini ekleyin. 180 derecelik frnda zeri kzarana kadar piirin. Maydanozla ssleyip scak olarak servis yapabilirsiniz. BROKOL ORBASI Malzemeler: 300 gr. brokoli 1 di sarmsak 1 kk kutu -200 ml- light st 1 orba ka un 2 Yemek ka svya Az tuz 2 domates rendesi Yapl: Brokolileri sarmsaklarla birlikte buharda be dakika piirin veya az suda halayn. Derin bir tencerede sv ya ve unu pembeletirin 4 su barda souk su ve rende domatesi ekleyin. Kaynayana dek kartrn. Kaynaynca buharda piirdiimiz brokolileri ve sarmsaklar ekleyin. 10 dakika kaynadktan sonra st ve tuzunu ilave edin. Birka dakika daha kaynattktan sonra ateten alp blenderdan geirin. BROKOLL OMLET (2 kiilik) 8 - 10 adet brokoli 1 sogan 7 - 8 mantar 2 domates 7 - 8 dal maydanoz 1 orba ka svya 3 yumurta Tuz, karabiber Yapl: Svyan tavada stp soan pembeletirin. Mantar, brokoli ve zeytinleri ekleyip iki dakika daha kavurun. Ocaktan alp domates, tuz ve karabiberi ekleyin. Yumurtalar bir kseye krn. Maydanoz, tuz ilave edip kartrn. Brokoli ve mantarl karm yumurtal karma ekleyip kartrn. Frnda veya yasz tavada piirin.
____________________________________________________________________________________ Be a better friend, newshound, and know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

AB ile anlaÅanlar bizimle anlaÅm aktan kaçınıyor …

‘Kamuda denetim dışı alanlar artıyor’ ANKARA ANKA Devlet Denetim Elemanları Derneği Başkanı, görevlerini baskılara direnerek yapmaya çalıştıklarını, kamuda denetim dışı alanların gittikçe arttığını açıkladı Devamı Yorum Yaz (0) Haluk Dinçer: AB ile anlaşanlar bizimle anlaşmaktan kaçınıyor EKONOMİ SERVİSİ AB, üye olmayan ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yaparak gümrük avantajları sağlıyor. Böylece AB pazarında Türkiye’nin rakipleri avantaj sağlıyor Devamı Yorum Yaz (0) Gıda ve enerji vurdu, Merkez enflasyonda 9.3′e boyun eğdi Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 2008 yılı enflasyon tahminin yüzde 9.3 olduğunu açıkladı. Enflasyonun 2009 yılında orta noktası yüzde 6.7 olmak üzere, yüzde 4.9 ile yüzde 8.5 arasında gerçekleşeceğini belirten Yılmaz, 2010 yılında yüzde 4.9, 2011 yılında yüzde 4 enflasyon beklendiğini belirtti. Devamı Yorum Yaz (0) Öyle bir noktaya geldik ki, artık hayatımızı sürdüremiyoruz A.A Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş, “Öyle bir noktaya geldik ki; sektör üzerine düşen bütün görevleri yapmasına ve kazanmış olduğu piyasada katma değeri yüksek ürünler grubunu yapabilme kabiliyeti kazanmış olmasına rağmen, hayatımızı sürdüremiyoruz” dedi. Devamı Yorum Yaz (1) Her yeni rafineri cari açığı yüzde 5 indirir Turcas Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, rafinerilerin cari açık sorununa çözüm sağlayacağını savundu. Sadece petrol fiyatlarının değil, petro kimya ürünlerindeki fiyat artışının da Türkiye’ye olumsuz yansıdığını vurgulayan Aksoy, her bir yeni rafinerinin cari açığı yüzde 3-5 indireceğini dile getirdi.
Devamı Yorum Yaz (0) Parasızlık kobay yaptı GÜLAY FIRAT İstanbul Yabancı firmalar, ilaç araştırmalarında madde bağımlılığı ve alkol tüketiminin düşük olduğu Türkiye’yi tercih ediyor. Kobaylık yapan kişilerin sayısı son yedi yılda 8 bine çıktı Devamı Yorum Yaz (0) En pahalı benzin Türkiye’de Artan benzin fiyatları aile bütçelerini zorluyor. Akaryakıt dağıtım şirketleri kâr marjını düşürmeye yanaşmazken, devlet sattığı benzin ve motorine yüklediği ÖTV’den bir de KDV kesiyor. Yani verginin bile vergisi alınıyor. Uzmanlar, kâr oranlarının indirilmesini, devletin de vergi oranını düşürmesini istiyor Devamı Yorum Yaz (0) Kafkaslar’da savaş rüzgârları Gürcistan’ın özerk bölgeleri Abhazya ve Güney Osetya’da sıcak çatışma tehlikesi giderek artıyor.
Devamı Yorum Yaz (0) ‘Pirinçte komedi oynandı, et fiyatlarına zam yolda’ EKONOMİ SERVİSİ Migros Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarındaki artışı değerlendiren Koç Gıda ve Perakende Grubu Başkanı Bozer, pirinç fiyatlarının ithalat yapılamadığı için yükseldiğini, iki yıldır sabit olan et fiyatlarına zam gelebileceğini söyledi Devamı Yorum Yaz (0) Gümrük Birliği’nde çırak çıktık Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç: Gümrük Birliği gündeme ilk geldiğinde, ‘Türkiye bir şey almadan evet demesin’ dedik. ‘Koç, gümrüklerin arkasına sığınıyor’ dediler. Bugün çırak çıktığımız belli, kayıplar ortada
Devamı Yorum Yaz (0) Ziraat Bankası Genel Müdürü’nden kriz uyarısı Ahmet Oğuz GÜNDÜZ/KAYSERİ, (DHA) KAYSERİ Sanayi Odası (KAYSO) Nisan ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, ABD’de yaşanan krizin dalga dalga Türkiye’yi de etkileyeceğini belirterek, `Bu kriz Amerika’da çıkan bir krizdir, bizi ilgilendirmez’ anlayışı içinde olunmaması gerektiğini söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) Danıştay saldırısında Ergenekon bulgusu yok TÜRKER KARAPINAR Ankara Danıştay saldırısıyla ilgili davanın gerekçeli kararında, Ergenekon soruşturması ile Danıştay saldırısı arasında hukuki bağ tespit edilemediği belirtildi. Sanıkların, ‘türbanı istedikleri şekilde yorumlamayan kurum ve kişileri cezalandırma amacı taşıdığı’ ifade edild. Devamı Yorum Yaz (0) ABD’den işkence itirafı Amerikan yönetiminde işkence skandalının ardı arkası kesilmiyor
Devamı Yorum Yaz (0) Çoluk çocuk kahvaltıda vuruldu AFP - BEYT HANUN - İsrail’in Gazze operasyonlarında dün bir, üç, dört ve beş yaşlarındaki dört kardeş ile 30′lu yaşlardaki anneleri öldü. 70 yaşındaki baba Ahmed Ebu Matık, patlama üzerine eve koşunca avluda kahvaltı yapan eşiyle altı çocuğunu buldu. Devamı Yorum Yaz (1) İETT’de yolsuzluk Müfettişler, İstanbul Belediyesi’nde 200 milyon YTL’lik yolsuzluk saptadı
Devamı Yorum Yaz (0) Ziraatçılar uyardı: Sırada mercimek var Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, gerekli önlemlerin alınmaması halinde pirinç gibi kırmızı mercimekte de sıkıntı yaşanabileceğini söyledi.
Devamı Yorum Yaz (0) Siyahi genci 50 kurşunla öldürmeye beraat New York’ta düğününden önceki gece bekârlığa veda partisine giden siyahi genci 50′ye yakın kurşunla öldüren üç polis aklandı. Karar büyük tepki çekti
Devamı Yorum Yaz (0) Baykal yeniden Genel Başkan CHP kurultayına parti tüzüğü damgasını vurdu, Baykal’ın karşısına çıkan Haluk Koç, Umut Oran ve Ayhan Yalçınkaya aday bile olamadı. Tek başına seçime giren Deniz Baykal, 1021 delegenin oyunu alarak yeniden Genel Başkan seçildi. Devamı Yorum Yaz (0) Sabah’tan bir skandal daha Anavatan Genel Başkanı “Askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer ve isimler belli” dedi mi? Devamı Yorum Yaz (0) ‘Likör’ü AKP’li vekilin şirketi aldı EKONOMİ SERVİSİ Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası arazisinin ihalesine sadece Kiler grubu katıldı ve 295.7 milyon YTL’lik muhammen bedeli teklif etti. Peşin ödemeyi seçen Kiler, yüzde 7 indirimden yararlanıp KDV dahil 326.8 milyon YTL ödeyecek
Devamı Yorum Yaz (0) En iyi emeklilik milletin aslına değil vekiline Şükrü KIZILOT Okurlarımızdan en çok aldığımız sorulardan biri de şu: “En çok maaş almak ve emeklilikte değişik olanaklardan yararlanabilmek için, en iyi emeklilik hangisi?” Devamı Yorum Yaz (0) Erdoğan’a, istişare toplantısında milletvekilleri, “MHP’nin oyununa geldik” dedi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’ye açılan kapatma davasına karşı izlenecek yol haritasını belirlemek için milletvekilleri ile yaptığı ikinci istişare toplantısına türban düzenlemesi konusu damga vurdu. Bazı milletvekilleri türban düzenlemesi konusunda Erdoğan’a, “MHP’nin oyununa geldik. Türban düzenlemesi olmasaydı bu hale gelinmezdi” şeklindeki görüşlerini iletti. Devamı Yorum Yaz (0) Erdoğan: Pirinç yerine bulgur ve makarna ye Başbakan Erdoğan, pirinç fiyatlarının yükselmesinde spekülatörlere yüklendi ve vatandaşa “Pirinç 5 liraya çıktıysa yemeyiver pirinci ya. Bulgur yiyelim o ara. Makarna yiyelim” sözleriyle seslendi.
Devamı Yorum Yaz (0) Cumhurbaşkanı’nın oğlu bile 14.5 yaşında sigortalı oldu Şükrü KIZILOT SON bir haftadır çocukların sigortalı olup olamayacağı konusunda sorular yağıyor.
Devamı Yorum Yaz (0) AKP’liden partisine soğuk duş ANKARA Milliyet AKP Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, AKP’nin merkez sağ parti olamadığını, Başbakan’ın İspanya’daki türban çıkışının yanlış olduğunu ve irtica endişesinin arttığını söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) Geçmiş olsun, buzullar eridi DÜNYA Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Kuzey Buz Denizi’nde buzulların öngörüldüğünden çok daha hızlı eridiği ve geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıldığı uyarısında bulundu. Devamı Yorum Yaz (0) Deniz Feneri faaliyetlerine dava Deniz Feneri Derneği’ne Almanya’daki faaliyetlerine ilişkin olarak dava açıldı. Frankfurt savcılığı, 3 Türk’ün dernek adına topladıkları 41 milyon Euro’luk yardım parasını amaç dışı kullandıklarını iddia etti. Devamı Yorum Yaz (0) Rus TV’sinde garip iddialar CENK BAŞLAMIŞ Moskova Rusya Televizyonu 1. kanalı, Türkiye’nin Çeçenistan’da karmaşa yaratarak Rusya’yı parçalamaya çalıştığını ileri sürerek, birçok ünlü Türk politikacıyı suçladı. Devamı Yorum Yaz (0) 4/a’lı mı 4/b’li mi yoksa 4/c’li misiniz Şükrü KIZILOT BUNLARDAN birisiniz ama hangisi? Sosyal güvenlik reformu ile birlikte; Devamı Yorum Yaz (0) Türk bayrağına çirkin saldırı hurriyet.com.tr Emenistan’ın başkenti Erivan’da sözde Ermeni soykırımı resmi törenlerle anıldı. Resmi törende bu kez Erivan yönetimi bir değişiklik yaptı: Tören alanınaTürk bayrağı serdi. 10 binlerce Ermeni Ay yıldızlı bayrağımızın üzerine basarak geçti.
Devamı Yorum Yaz (0)
Üye Giriş Formu Kapat Kullanıcı Adı Parola
Beni hatırla Parolamı Unuttum Yeni Üye

Anket AB’ye girmek Türkiye’nin çıkarına mıdır? Değildir Çıkarınadır Kamuda denetim dışı alanlar artıyor
Haluk Dinçer: AB ile anlaşanlar bizimle anlaşmaktan kaçınıyor
Gıda ve enerji vurdu, Merkez enflasyonda 9.3e boyun eğdi
Öyle bir noktaya geldik ki, artık hayatımızı sürdüremiyoruz
Her yeni rafineri cari açığı yüzde 5 indirir
Parasızlık kobay yaptı
En pahalı benzin Türkiyede
Kafkaslarda savaş rüzgârları
Pirinçte komedi oynandı, et fiyatlarına zam yolda
Gümrük Birliğinde çırak çıktık
____________________________________________________________________________________ Be a better friend, newshound, and know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

BİLGİNİN ENTROPİSİ

**
*BİLGİNİN ENTROPİSİ*
******* akilcagi@gmail.com *
**

Okuyamayanlar icin: http://www.magazina.biz/site/index.php?option=com_content&task=view&id=423&Itemid=1

Tersinemez düzensizlik artışı da diyebileceğimiz entropiyi aynı zamanda bilgi arenasında da görüyoruz. Çeşitli alanlarda logaritmik olarak artmaya başlayan bilgi miktarı hem mantıksal olarak hem de bilgibilimsel (epistemolojik) olarak kendi merkezkaç kuvvetlerini oluşturmakta. İşte bu aşamada bilginin miktarından çok bilginin metodolojisinin önem kazanması gerektiği bir çağa giriyoruz.

*Kontrolsüz güç, güç değildir…*

Bilgi metodolojisinin oluşturulma zorunluluğu yüzeysel bir bakışla bazı bilgi türlerine sansür uygulanması gerektiği çağrışımlarını yapabilir. Amacım bu değil, burada bilgi anarşisinin sistematik bilgiyi yok etmesi yüzünden alınabilecek önlemleri tartışmaya açmak istiyorum.

Evet, bilgiyi somut biçimde tanımlayabilmek neredeyse olanaksız gibi duruyor. Yani “bilginin bilgisi” üzerine konuşmak “bilinmeyen” üzerine konuşabilmekten bile daha zor. İlk kez Hegel Bilginin Bilgisini sonsuz bir döngü olarak tanımlıyor.

Şimdi Bilgi Kirliliğinin değişik boyutlarına bakalım. Elbette Bilgi Kirliliği de bilgi entropisinin bir türüdür. Ancak bu Bilgi Kirliliği tersinemez düzensizlik artışı dediğimiz entropinin bilgi bağlamında olumsuz bir boyutudur.

*Önce biraz Manzarayı Umumiye…*

Kaynaklarından koparılmış bilgi miktarının toplumsal yaşamda hakim olmaya başlamasıyla birlikte, belli bir bilgi birikimine ulaşmış kişilerde komplo teorilerine inanma eğilimi artarken daha cahil olanlar ise cinlerden, falcılara büyücülere değin inanıp yaşamları üzerinde özdenetimlerini terk ederler. Hocaların, falcıların, astrologların, yaygara kültürünün, yoz şarkıcıların, ar damarı çatlamışların, ağaların, töresi batasıcaların, şıhların, futbol ve televole uyuşturucularının,.. İnanç ve metafizik tacirlerinin, bilim ve akıl dışılığın, evrenselliğin yerine yerelliğin, çağdaş evrensel ulusçuluk yerine mikro ümmetçi milliyetçiliğin, hemşericiliğin, ondan bin beteri tarikatçılığın, gelir dağılımı adaleti yerine vahşi kapitalizmin, ilericilik yerine lümpenlik ve fırsatçılığın yükseldiği bir toplum var karşımızda.

Üniversite mezunlarının bu boyutta işsiz olduğu başka bir toplum var mıdır bilemiyorum ancak yetişmiş insanların onca açığa rağmen var olan işsizlikleri bir yana yetişmiş insanların kendi eğitim gördükleri alanların dışında atıl kapasitede çalışmak zorunda kalmaları da bu toplumun bilgi toplumundan uzaklaşmasının en temel göstergelerinden biridir.

Kaynağı belirli-belirsiz paralarla ya da kredilerle, leasinglerle büyük paralar karşılığı alınan makineler atıl kapasite de kullanılmakta çünkü makineleri kullanabilecek nitelikte personel sıkıntısı had safhada. Bu da fire ve arıza oranlarını artırmakta ve de maliyetlerin yükselmesine neden olarak firmaların rekabet gücünü düşürmektedir. Kaynağı belirli-belirsiz kavramını özellikle kullandım çünkü bu tür makine alımı hatta fabrika alımlarının kara para aklanmasında kullanıldığını oldukça sık biçimde görmeye başladık. İşletmecilik deneyimine sahip olmayan bu insanların sermayeyi ele geçirmeleriyle birlikte yaptıkları yatırımlarda makinelerin her şeyi halledebileceğini düşünmeleri de bu yüzdendir. Çünkü sermayeleri bir bilgi toplumunun değil yağmacılığın ürünüdür. İnsana değer vermeyen bu zihniyettekiler, işletmelerinde profesyonel yetişmiş kadroları da kolay kolay barındırmamakta ya da zorunluluktan işe aldıklarını da çok düşük ücretlerle çalıştırmak istemektedirler. Elbette bu işletmelerin üretim kalitesi ve verimliliği de ona göre olmaktadır.

“Nereden Buldun Yasası” işletilse neredeyse hiç birinin ayakta duramayacağı bir sermaye sınıfı var karşımızda. Bilgi toplumunun ürünü olmayıp, vahşi kapitalizmin fırsatlarıyla palazlanmış bir sanayici sınıfı, çoğu hala aile şirketi olup kurumsallaşmayı bile becerememiş, sırtını devlet teşviklerine yaslaya gelmiş bir üretici nasıl uluslararası arenaya çıkıp rekabet edebilir ki? İhracatın içinde ithal mal miktarının yüzde 75lere ulaşması bilim ve teknoloji üreten topluma ne kadar uzak düşmekte olduğumuzun açık bir kanıtıdır. Tek bildikleri elektrik, doğalgaz ucuzlatılsın, SSK primleri ve vergi yükü azaltılsın demek. AR-GE (Araştırma Geliştirme) yatırımı olmayan, yeni ürünler geliştirmeyen bu işletmelerin her gün daha da artan rekabete dayanmaları mümkün değildir. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde sanayiciler üniversitelerle işbirliği içinde projeleri sahiplenir ve desteklerler. Burs verirler, yardım ederler hatta ortak olurlar projelere. Bizde bu oran yok denecek miktarlara doğru geri gitmektedir. Üniversiteler yetersiz finans yüzünden AR-GE projelerini deneysel aşamaya taşımakta zorlanırken bunun bedeli olarak da sanayici özgün üretim çeşitliliğine yönelememektedir. En büyük işletmelerin bile Uzakdoğu’dan ithal ettikleri malzemeleri burada montajlayarak iç ve dış pazara satmaya yönelişleri de işte bu nedenledir. Teknoloji her şeyden önce insana ve bilgiye yatırım ister, önce net biçimde bu anlaşılmalı. Örneğin, Nano teknolojiye ya da biyo-teknolojiye AR-GE yatırımı yapmış kaç işletme var acaba ülkemizde? Aslında halen yurt dışında çok önemli araştırma laboratuarlarında çalışmakta olan Türk Bilim Adamlarından ulusuna borcunu ödemek isteyenler var. Ortam sağlanırsa tüm deneyimleriyle hatta ekipleriyle birlikte gelmek istiyorlar. Artık parasal konuları aşmışlar, sadece bilim yatırımı istiyorlar. Devlet Sanayici işbirliği ile bu bilim insanları neden hala ülkemize davet edilmez? Günü kurtarmaya çalışmaktan geleceği görmeye vakit yok mu?

Örneğin hizmet içi eğitim olgusunun çok büyük işletmeler dışında işlediğini pek göremiyoruz bu da firmaların teknolojik gelişimlere uyum sağlayarak yenilenme ve onları kullanabilme yeteneklerini azaltmaktadır.

Piyasanın arz talep dengesi! tarafından rasgele diyebileceğimiz bir serbestlikte belirlendiği toplumsal yaşam düzeni berbat bir verimlilikte çalışan bir fabrikaya benzer. Lazım olacak diye alınmış ancak ürettiği ürünün modası geçince çok az kullanılmış hatta hiç kullanılamadan bir köşeye atılmış makineler gibi yetişmiş insanlardan oluşan bir insan hurdalığı var karşımızda. Sözü geçmişken birçok sektörde Avrupa’dan gelen ikinci el makinelerin hurdalığına dönüştüğümüzü de anımsatmakta yarar var. Kimi sektörlerde ihtiyacın 3-4 katı yetişmiş insan iş aramakta iken bazı sektörlerde ise personel bulmakta zorlanılmaktadır. Çünkü piyasa koşulları, insan yetiştirme düzeninden çok daha hızlı değişebilmektedir. Buna bağıl olarak da üretim alanlarında oluşan son derece hızlı çeşitlenmelere uygun istihdam gerçekleşememektedir. Bu da bilginin entropisinin değişik bir boyuta geçtiğinin bir başka göstergesidir. Bu boyut ne diyecek olursanız piyasa terminolojisi ile konuşacak olursak; artık talep arzı değil, arzın talebi yaratması boyutuna geçilmiştir. Bu ekonomik alanda geçerli olduğu kadar, ekonomik alanla son derece ilişkili bir alan olan bilgi alanı içinde geçerlidir. Bilginin entropisi ona ilk dokunan eli çoktan terk etmiş, dağdan aşağı çığ gibi büyüyerek inen koca bir kartopuna dönüşmüştür bile. Artık önünde durmak mümkün değildir. Bu sağanaktan, bu selden herhangi bir bireyin kaçabilmesi mümkün değildir. Himalayaların tepesindeki Budist Rahipler bile bu bilgi istilasından nasiplerini alırlar.

Bildiğiniz üzere, yetişmiş insanların işsizliği ya da asıl alanları dışında çalışma zorunluluğu toplumsal başarımı önemli bir biçimde etkilemektedir. Mutsuzluk dağılan ailelerden başlayarak toplumsal sarsıntılar biçimde kendini gösterir. Sistemin mutlu bireyler üretemediği apaçıktır. Bunlar hep yönetilemeyen entropinin sonuçları aslında. Yönetilmeyen bilgi entropisi toplumsal başarımı azaltır ve mutsuz ve başarısız bireylerden oluşan toplumlar üretir. Mutsuz bir bireyin ürettiği işin kalitesi ile mutlu olanın ürettiği arasında bir fark olacağı da açıktır.

Öte yandan bu mutsuz bireylerden oluşan toplumun kaosunu din ve inanç eksikliğine yormak isteyen din bezirganlarına da bir fırsat yaratılmış oluyor. Bunun en çarpıcı örneğini Başbakan verdi. Kahvehanedeki pişti masası düzeyinde bir söylemle “biz Batı’nın bilimini değil, ahlaksızlığını aldık” diyordu. Zaten hedef kitlesi en başta pişti masalarının müdavimleri. Adam, “yürüyüşüne hastayım” deyip oy atıyor, “O da Fenerli” deyip oy atıyor, cebinde çay parası bile yok belki ama ekonomi iyiye gidiyor diyor. Bu arada TİSK’in açıklamasıyla işsizlik artışında Dünya ikincisi olduğumuzu öğreniyoruz. Yetmez! Seneye altın madalya bekliyoruz. Çağdaşlaşmanın ne olduğuna bu kadar uzak düşen yöneticileriyle ve bu yöneticilerin şekillendirdiği yönetilenlerle bilgiye dayalı bir toplum modeli üretebilmenin olanaksızlığı ortadadır. Kendi bürokratının Fransa’da konser dinlerken protokol sırasında ayakkabısını çıkarıp beyaz çoraplarıyla sandalye tepesine bağdaş kurmasını da sanırım “kültür ihracı” olarak algılıyorlar. Keşke cebindeki tespihi çıkarıp tespih çekip zikir etseydi bir yandan da manzara tam olsaydı. Yabancıların manzarayı görmemek için bakışlarını nasıl kaçırdıkları geliyor gözümün önüne. “Ahlaksız olan kim acaba?” diye içimden geçiriyorum bir yandan.

“Cebinde çay parası bile yok ama ekonomi iyiye gidiyor, diyor” demiştik. Bu konu üzerinde uzun süredir düşünüyorum. Aklıma hep “öğretilmiş çaresizlik” olgusu geliyor.

*Öğretilmiş Çaresizlik*
**
“Böyle gelmiş böyle gider” ya da “sen mi değiştireceksen Dünyayı?”, “bizden adam olmaz” anlatımlarında görülebileceği gibi öğretilmiş çaresizlik toplum içinde oldukça yaygındır. Etkin değil edilgin bireyi teşvik eden bir toplum modelidir bu aynı zamanda. Adam sendecilik, bana necilik. Tatlıya tuzluya dokunmayan, orta yolcu bir insan tipolojisi. Öğretilmiş çaresizlik kısaca bu. Bunun nedenleri üzerine konu çok dağılmasın diye burada girmek istemiyorum.

*Kaynaklarından koparılmış bilgi…*
**
İnsanlık tarihinde kopma ya da sıçrama diyebileceğimiz bir dönem neredeyse hiç yoktur. Ortaya konmuş her bilginin bir geçmişi ve her tür teknolojik yükseliş ya da buluşun onu önceleyen bir birikimi vardır. Mikro Evren keşfedilemeden Nano Teknoloji gerçekleşemeyeceği gibi, hayvan ve bitkiler evcilleştirilmeden de kolay kolay yerleşik yaşam ve uygarlık da olamazdı.
**
Dinsel bilgilerde en yaygın biçimde görülen kaynaklarından koparılmış bilgidir. Dinler kendi kaynağını oluşturan tarihle, geleneksel ve mitolojik verilerle salt kendi tanrısallıklarını desteklemek ve aniden ortaya çıkmışlık imajı vererek bir tür ilahi mucizevilik kazandırmak amacıyla bağlarını koparmak isterler. Tarihsel ve mitolojik bilgilerden yoksun kitleler arasında da bu imaj hızla yayılır. Çağımızda kitlelerin içinde tüm bu bilgilere sahip yetkin kişilerin olması yeni kitlesel dinlerin ortaya çıkmayışının başta gelen nedenlerinden biridir. Zaten dinler tarihine dikkat edilirse dinler, toplumların en cahil, vahşi ve ilkel dönemlerinde birer tepki akımı olarak ortaya çıkmaktadırlar. Öte yandan toplumların kültür tarihlerine hakim olanlar dinsel bilgilerin kesintili biçimde yani aniden ortaya çıkmadığını ve kültürel, tarihsel özellikle de mitolojik bir devamlılık arz ettiklerini bilirler. Özellikle dinsel ritüeller tümüyle devamlılık içindedir. Secde etmek, el açıp yakarmak, kurban kesmek ve oruç tutmak gibi, tüm bu ritüellerin en ilkel animist dinlerde bile karşılıkları vardır.

Dincilerin antropoloji düşmanlığının kaynağıda budur. Çünkü dinlerin en ilkel! (Acaba hangisi İlkel? Bu konuda *Medeniyetin Dişleri*adlı yazıma da bakabilirsiniz.) hallerinden günümüze nasıl evrim geçirdiklerini, özellikle vahiy safsatasının iç yüzünü bilimsel biçimde anlatırlar.
**
Kaynağın kendisinin kaynak olarak yetersizliğine bakılmaksızın herhangi bir kaynağı, özellikle de yazılıysa kaynak olarak gösterme eğilimi yine olumsuz bir tür bilgi çoğalmasıdır. Her alıntı kaynak mıdır? Kaynak olabilmenin ölçütü nedir? Bu cevap verilmesi gereken bir konu halinde karşımızda bir metodoloji sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

J.C. Maxwell entropi ile bilgi (information) arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Ludwig Boltzman, Clausius’un ortaya koyduğu entropi yasasını formüle ederek Evren’in entropisinin artarak daha da kaotik hale gelmesini formüle etmiştir. Leo Szilard (1898-1964) *k* Boltzman sabiti olmak üzere bir birim bilgi ile entropi arasında *kln2 *şeklinde bir ilişki kurmuştur. Bilginin de daha da kaotik hale geleceğini öngörebiliriz. * *
**
Bilgi miktarı kadar, bilgi otoyolunun taşıma kapasitesi de önemlidir. Maalesef bilginin artış hızı ile bilgi otoyolunun taşıma sığası birbirlerine koşut biçimde artmazlar. Bilgi, çoktan bireysel, toplumsal hatta, insanlık ölçeğini aşmış, neredeyse insanlarda *geçici* olarak konaklamış ve artık kendini elektronik devrelere kopyalayan ve orada tekrar üreyen bir canlı türüne dönüşmüştür. DNA’nın yapısının çözümlenmesi için milyonlarca ev bilgisayarını internet üzerinde tek bir paralel süper bilgisayar biçiminde çalıştıran SETI projesi buna prototip bir örnektir. Yakın gelecekte, yapay zeka ve bulanık mantığın (fuzzy logic) geliştirilmesiyle yazılım yazabilen yazılımlar geliştirilebilecektir. İnsanlık bu çağın kapısını açmak üzeredir.

***

Camide namaz sırasında arka sırada biri düşüp devriliyor, gürültüyü duydukları halde cemaat namaza devam ediyor. Namaz bittikten sonra düşenle ilgileniyorlar. Tabii iş işten geçmiş adam çoktan kalpten gitmiş. Bu durumu salt cahillikle geçiştirebilir misiniz? Bu olayın ardında yatan ne tür bir bilgidir? Hele olaya karşı “kaderi böyleymiş, vakti saati gelmiş, Allah taksiratını affetsin” diyenleri hangi açıdan ele alacaksınız? Hatta “ne mutlu ki namaz kılarken öldü Allah’ın sevgili kuluymuş” diyenleri?

**
*Kime, ne kadar ve hangi tür metafizik?*
**
Bu soruyu özellikle soruyorum çünkü son dönemde içsel yolculuklara çıkıp ta geri dönemeyen içsel girdaplarında kaybolup giden nice insan görüyorum. Üstelik bunlar kültürel olarak donanımlı insanlar.
**
*Bilimsel bilgi mutlak bir doğrusallık iddiasında değildir. Öte yanda ise İlahi Bilgi mutlak ve evrensel bir doğrusallık iddiası taşır.*
**
**
**
Aslında “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyen Descartes a göre “*bir bilginin köklerine ya da temellerine inildiğinde her hangi bir yerde bir yanlış varsa o yanlışın üzerine inşa edilmiş tüm bilgilerde yanlıştır”.* Ancak Descartes ahlak ilkelerini bu değerlendirmeden muaf tutar.
**
Bilim başlangıçta din ile son derece iç içeydi ve insanlar hala modern bilimden kapsamlı ve bütüncül bir Evren görüşü beklentisi içindedirler ki bu son derece de doğaldır. Ancak artan bilgi miktarının bir tümevarım karakteristiği taşımadığını tam tersine dallanma hatta dağılma karakteristikli olduğunu görmek pek de zor değildir. Metafizik ise sürekli bir tümevarım peşinde. Bu konuda öyle tutkulu ki son derece güvenilmez bilgilerle bile bir Evren Görüşü oluşturma çabasını tüm metafizikçilerde görebiliyoruz. Bu anlaşılabilir bir durumdur, çünkü öyle ya da böyle herhangi bir Evren Görüşü sunmayı becerememiş her türlü metafizik düşünüş gebelikteki düşüğe benzer. O kadar çaba, uğraş, didinme ama sonuçta yine de ölü doğum. O yüzden metafizikçiler içinde “Sakat Doğum” bile önemlidir çünkü ortaya sakat olsun olmasın yaşatılan bir tez sunulabilmiştir. Hatta öyle ki düşünsel akraba evliliklerin doğurduğu sakat çocuklar metafizik bebeklerimizin çoğunluğunu oluşturur.

*Gerçeklik, Hakikat sorunsalı bağlamında Basitlik ve Farkındalık…*
**

*”Zeka basiti anlayabilmektir. Ve her şey basittir. Aydınlanma basittir. Zihni-ruhu-yasamı anlamak basittir. Buda’yı, Isa’yi, Muhammedi,* *Krisna’yi anlamak basittir. Enerjileri anlamak basittir. Bunun için çaba bile* *harcamak gerekmez. “*

Deniliyor özetle. Bu sav bilgiyi yadsır. Daha çok aklı ve düşünmeyi reddeden, Kalp Gözleri, çakralar gibi kavramlara atıf yapan bir söylem. Kulağa da hoş geliyor. Oysa bu anlatılanlar ilkel bir kültür içinde herhangi bir bilgiye ihtiyaç duymadan doğayla barışık-iç içe yaşayan bir kabilenin üyeleri için geçerli olabilir ya da Tibet Rahipleri için. Ancak bilgi olmadan evrenin işleyişini anlayamazsınız. Fizik ve matematik bilmeden hem de üst düzeyde, nükleer fiziği, atom altı parçacıkları, kuantum fiziğini yani Mikro Uzayın dilini anlayamazsınız. Bu bilgilerde üst düzeye gelmeden gravitasyonu, karadeliklerin doğasını, uzay solucanlarını, Evrenin tamamını kaplayan Kara Madde denen şeye ilişkin çalışmalara katılamazsınız herhangi bir fikirde yürütemezsiniz. Anlatılanları dahi anlayamazsınız. Moleküler biyoloji ve genetik bilmeden canlılığın yapıtaşlarını, DNA’yı, evrimi ya da canlılığın dilini anlamanız mümkün değildir. Ağırlık ve kütle arasındaki temel bilgiyi bilmeden fotonu ve enerjiyi hangi bilgi düzleminde indirgeyerek “basitleştirebilirsiniz”?

Tüm bunları “basite” indirgeyip herkesin anlayabileceği bir vahyi bilgi haline getiremezsiniz. İstediği kadar zeki olsun, bir kişi kendi bilgi piramidinin bulunduğu katında olabilecek/gerçekleşebilecek nitelikte bir gerçekliğe sahiptir. Bu yüzden de tek bir gerçeklik yoktur. Yunus Emre’nin gerçekliği ile Hawkings’in gerçekliği bambaşkadır ve kıyaslanması anlamsızdır. Tıpkı Kaptan Cousteau’nun gerçekliğinin Aşık Veysel’in gerçekliği ile hiç bir ilgisi olmaması gibi. Tibet rahiplerinin arasından CERN’e katılabilecek bir insan çıkması beklentisi gibi bir şeydir bu. Hadi duanın da hakkını da yemeyelim, orada iyilik mantraları ile çalışanların ruhlarını dinginleştirebilme ihtimalini yadsımayalım. Çok bunalanlara biraz reiki, günah çıkarma, dua falan filan… Biraz “ommm”lamanın kimseye zararı yok.

Basitliğe devam edelim. Örneğin Ahmet İnam’ın “basitliği” ile Ciguli’nin “basitliği” de aynı şeyler değildir. Buradan kastettiğim basitlik elbette bayağılık değil, hakikat düzeyindeki yalın bir bilgiden söz ediyorum. Bilmeyenler için açıklayayım, Ahmet İnam değerli bir felsefe profesörü, Ciguli ise bir Balkan Çingenesi müzisyendir.

Bu durum biraz paralel evrenlere benziyor. Eşzamanlı ama bambaşka yaşamlar ve gerçeklikler…

Öte yandan anlamak çoğu zaman “telkinle kabullenme” ile karıştırılıyor. Kişi kendine sunulan bir gerçekliği ya da yanılsamayı bir biçimde içselleştirdiğinde bir de bakıyorsunuz derin ve içten bir yüzleşme sendromu yaşıyor, kendini sürekli bir telkin bombardımanına maruz bırakıyor hatta salt bu nedenle depresifleşiyor. Bunu Yeniçağ akımlarında, özellikle de kişilik geliştirme terapilerinde, kuantum zırvalıklarında (hele kuantum fiziği ile karıştırmaları yok mu kendini 5. kattan aşağı atasın gelir dinlerken), tekno-dinlerde fazlasıyla bulabilirsiniz. Binlerce yıllık tarikatların insanı “hiçleştirme” çabalarının çağdaş sürümleri çoğu. Mevcut dinlerin kapatamadığı ruhsal boşluğu bu retro-inançlarla kapatmaya çalışmak çoğu zaman dinin küflü sandıklarından çıkarıldıktan sonra çağdaş argümanlarla tefsir edilerek yeniden piyasaya sunulmasından öte gitmiyor.

Özetle bir “mutlak basit” şimdiye değin ortaya konabilmiş değildir. Ortaya konan tüm basitlikler, kendilerine bir mutlaklık payesi verilsin verilmesin tümü görecelilik çerçevelerinin içinden görebildiklerimizdir.

İnsanlık her mekan ve zamana, kişiye ya da maddeye uygulanabilen ve de 1(Bir) ya da herhangi bir mutlak değere eşitlenebilen bir yaşam, evren, sonsuzluk, öncesizlik fonksiyonunu yazabilmiş değildir. İşte bilgi denen şey bu fonksiyonun yazılımında gereklidir. Bu güne kadar belki bu fonksiyonun bazı parametrelerini ya da değişmezlerini saptayabilmiş olabiliriz ancak fonksiyonun tamamını oluşturmadan yanılıp yanılmadığımızı anlamamızda son derece zordur. Bu da bambaşka bir açmaz.

İşte başka bir anlatımla tekamül denen şey bu fonksiyonun yazılımıdır. Bundan başka her tür iddia, yani inançların tümü, kanıtsız olduğu için henüz varsayım aşamasındadır. Hipotez bile değillerdir. Çünkü içlerinde çok fazla desteksiz atış vardır. Ruhlarınızı ya da düşüncelerinizi sürekli tedirgin bir sorgulayış sürecinden kurtarabilmek için bir şeylere inanıp, bulanık mantık yoluyla ya da sezgi diyelim bir şeyleri içselleştirerek rahatlama yolunu seçmek insanca bir eylem olup psikolojik sağlığımızı savunma mekanizmalarımızdan birisidir. Başka bir deyişle inanma ihtiyacı denilen şey bir yerde budur. Çünkü ötesi zaten inanç olmayıp, bilmektir. Bilemediğimiz şeye inanırız. Yani somutlaştıramadığımıza. Öte yandan, inanç kuşkuyu doğasında bir virüs gibi taşır. O kuşku virüsü bazen canlanır, inanca hasar verir, yok edebilir de.

Aslında herkes bal gibi de ortada mutlak bir kanıtın olmadığını ve hakikat denkleminin (varsa/olmayabilir de, gerçi olmaması da denklemi sıfıra eşitler) son derece güdük bir aşamada olduğunun farkında. Ama insanca bir oyuna devam etmekte sakınca görmüyoruz, hele bu oyun binlerce kişi tarafından bir sürü psikolojisinin baskısı altında gerçekleşiyorsa. Telkinin boyutunu bir düşünün… Tribünler ve amigolar… Takımlar, taraftarlar ve dinler…

Devam edecek…

Tuncay Temiz

clip_image001.jpg

Buzul Arkaplan.jpg

DÝN ÝSTÝSMARCILARI

Neden eriat istiyorsun. lkede namaz oru, ibadet vs, vs yasak deil. Sizin derdiniz ne…
Yant u oldu: Karm yllardr boayamyorum. Kadn istemezse bolanlmyor. Oysa slamiyet’te erkek egemendir. kere bo dedim mi boarm. Nafaka dediim iin yeniden hayatm kuramyorum… imdi kanunlara gre tek kadnla evlenebiliyorum. Oysa islamiyet te birok kadnla ayn anda evli olabileceim gibi, anlk muta nikh ile canmn ektii her kadnla birlikte olabilirim. Peki, kadnlarn kapanmasn neden istiyorsunuz. nk slamiyet nikhlanmak koulu ile ok elilie izin vermektedir.Kadnlarmz birilerinin grmesini ve ona istek duyarak birlikte olmasn istemeyiz.
Allah her kadn farkl yaratmtr. Kimi daha gzel kimi daha irkindir. O gn iin beenerek aldm bir kadndan zaman iinde bkabilirim, sokakta grdm daha gzel bir kadn nedeniyle, evdekileri beenmeye bilirim, aklm onlarda kalr. Evimde huzursuzluk kar. Onun iin kadnlarn kapanmasn istiyorum. Ayrca para kazanan, sosyal hayatta olan kadnlar gl olmakta ve erkek onun zerinde otorite kuramamaktadr. Bu da toplumda erkein egemenliini engellemektedir. Hatta i bulamamaktadr. Bu nedenle kadnlar evde oturmal. ocuk dourmal, ocuklarna bakmal erkeine itaat etmelidir.
Kadnlarn i hayatndan ekilmesinden sonra yerlerine yerletirilecek erkeklerle, hem erkein ekonomik adan daha gl olmas salanacak, hem de, kendine ekonomik adan baml olan kadnn tutumu nedeniyle, daha sz geen olacaktr. Bu dzen iinde grld zere erkek egemen bir topluma gei olacaktr. Bu durumda da tm ekonomik geim, erkek zerinden ynleneceinden, kadnlarn mirastan % 50 pay almasna da gerek kalmayacaktr. Miras erkekler arasnda blnr, kadnlara da erkekler bakar.
Diye bilirsiniz ki; anlamazlk olduunda ne olacak. Kadn grevi ve ykmll zellikle erkeine itaat etmektir. Bir kadn erkeini boayamaz. Erkek boad takdirde de kadna, ya ana babas bakar yda konu komu yeniden ona bakacak bir erkek bulur verir. Yani alan raz satan raz… Bylesi bir imkn varken ben neden medeni kanunla falan uraaym.
Valla ne diyeyim… Duyduklarm karsnda atm kaldm Erkekleri anlayabilirim, ama kadnlarn neden bu konuda bu kadar hevesli olduun anlamak hayli zor. imdi bakyorsunuz. 1950 lerden beri aileler tarafndan okutulmayan, okulla yollanmayan ar kkten dinciler, cahil braklan kadnlara, din kisvesi altnda, altnda baka nedenler yatan dayatmalarla, zendirilerek trban, bu gn bireysel hak ve zgrlkler kapsamndan km, kitlesel harekete dnmtr. Cumhuriyetin kurulu ilkelerini hazmedemeyen, iine sindiremeyen birileri, insanlarn dini duygularn kullanarak, din adna onlar hkmete, devlete ve kanunlara kar gelmeye zorlamaktadr.
Bunun iin nce ordularn oluturmalar gerekiyordu. Bunu iin hcreler edindiler, bu d glerin iine de geldi ve kullanlmaya msait bir veri oluturdu. Trkiye zerinde, asrlardr bitmez tkenmez emelleri olanlara, ok iyi bir kulanm arac oldu bu konu. Dn Arabistan’da Arap milliyetilii tetiklenerek, desteklenerek, kkrtlarak, Osmanlya kar ayaklandran, sonrada Arap lkelerinin petrollerin el koyan gler; imdi bu emellerini Trkiye’deki msait akmlar zerinde kullanmaktadrlar. Bu bazen Irklk, PKK ve Krt akmlar olmakta, bazen de Cumhuriyetin kuruluunu iine sindiremeyen, bir anlamda mamalar kesilen tarikat zatiyi ve tekkeler olmaktadr. u anda Trkiye iki trl terrle mcadele etmektedir. Bir yandan rk, Krtlk akmlar ile Trkiye’de ki rejimden ve ynetimden memnun olmayanlar.
Dier yanda; Atatrk ilke ve inklplarn iin sindiremeyen, hala padiahlk, hilafet ve eriat devleti zlemiyle yanan, beslenen, dedelerin torunlar. Bunlar ne istiyor. Trkiye topraklarnda herkes istediini yapmaldr… Oysa yaplmak istenen… Bireysel hak ve zgrlkler kavramnn arkasna snarak, Trkiye cumhuriyetine kar ayaklanmak ve trban kullanarak lkede rejim deiiklii yaratacak kitlesel bir ayaklanmay balatmak. Oysa hibir rejimde sonsuz bireysel zgrlkten bahsedilemez. Bir aile iinde bile o aileden kullar vardr, herkes her aklna eseni yapamaz. Kald ki devletler ok daha karmak ve kapsamldr.
Bir arada yaamak zorunda bulunan farkl toplum fertleri, kendine den tolerans gstererek, ortam yaanr klmak zorundadr. Yukarda szn ettiim bu iki mihrak irdeleyecek olursak: Bu iki mihrak bir yandan kart gibi grnse de, aslnda dayanma iindedir. Bakalm gemie: DTP lke birlik ve btnlne zarar veren faaliyetleri nedeniyle defalarca kapatlm bir partinin yeni versiyonudur.
AKP de ayn yollardan gemitir. O da DTP gibi defalarca kapatlm bir parti tabanndan gelmektedir. Bu gn aka lkeyi blmek istediklerin ifade eden, PKK ya gerilla diyen bu odaklara kar mdahale yaplmamaktadr. Neden nk: Bu odaklara kar tepki koymak, AKP nin ayn akbete uramasna gereke olacaktr. Dokunulmazlklar neden kalkmaz nk iki parti iinde de sakncal kiiler vardr.Sonu olarak; farkl yollardan ve amalardan olusa da, kesien noktalar:
Trkiye cumhuriyetinin rejiminden ikyeti olduklar ve biri eriat devleti, dierinin ise bamsz Trk devleti istemeleridir. Birinin silah PKK, dierinin silah ise Trbanl ordusudur Bu gn sergilenen, u alanda bu alanda trban serbest olsun yaklam, tmyle bir aldatmacadr. Asl istenen Trkiye cumhuriyetini ykarak, yerine bir slam devleti kurma zlemidir. Bunu biraz daha drst ve sanrm iyi strateji eitimi almam, yular yeterince sklmam, baz kiiler itiraf etmektedir. Daha kanun kmadan, meydanlara dklerek eriat isterik diye baranlar, gelecek gnlerin habercisidir.
Grnen o dur ki Trkiye cumhuriyeti yklarak ABD nin istekleri dorultusunda bir oluum gereklemedike, bu oyunlar devam edecektir. Sevgili trban a Mslman kardelerim. Baknz gerekli mi, dinde var m yok mu, bunu bile tartmaya gerek grmyorum, nk: Bunun bo bir aba olacan, dini gereke olmasa bile, Trkiye zerindeki emellerini gerekletirmek adna, inanlmaz CIA stratejileri ile insanlarn beynini ykamak pahasna kabul ettirileceini biliyorum.
Trkiye cumhuriyetini PKK ile birlikte ykp paralamanza az kald… Vatana millete hayrl olsun. Yalnz bu arada aranzda da anlan…
Hangi slam gelecek lkeye: Fetullah Glenin slamiyet’i mi, ? Nakbendilerin slam’ m, ? Irandaki slam m, ? Malezya’daki slam m, ? Arabistan’daki slam m ? Libya’daki slam m ? Irakta her gn insanlarn birbirinin boazn kestii slam m. ? Yoksa ABD nin yaratt yeni srm ilimli slam m ?
Aranzda anlan. Bu slam’n: Hz. Muhammed’in, Allahn ve Kurann slam’ olmayaca akta, hangisi olacak ona karar vermek gerek. sonu itibariyle, Dn Osmanly tehdit eden i ve d odakl mihraklar, bu gnde, Trkiye cumhuriyetini PKK ve Trban zadeler kanalyla tehdit etmektedir… Bilerek yda bilmeyerek maalesef baz insanlarmz bu oyuna alet olmakta ve Trkiye devletine, kanunlarna kar gelmektedir
PKK kadar lkemize zarar vermektedir. Bunu bir gn fark etiinizde eminim her ey iin ok ge olacaktr. Duyumlarma gre ABD yeni bir kuran ve slam kitab hazrlam, her yerde datyormu, Yeni kuracanz slam devletinde de mecburen kazanda stlm, ABD yapm bu slami kullanrsnz artk.
Vatana, millete hayrl olsun.

*ok e savunucular din istismarcs*
*Akdeniz niversitesi lahiyat Fakltesi Profesr, ok eliliin din istismar olduunu belirtti.*
29 Nisan 2008 / 10:00
**
*[image: image00171.jpg] *
*Akdeniz niversitesi Fen Edebiyat Fakltesi lahiyat Profesr ahin Filiz, ok eliliin slam’n emri olmadn, dnemin koullar iinde erkeklere bir neri olarak sunulduunu syledi. Prof.Dr. Filiz, “**ok elilii slam’n bir emri gibi lanse etmeye alan gerici evreler var. Bu da trban gibi bir din istismardr. Byle dnen insanlar daha ok beyinleriyle deil, cinsellikleriyle dnyorlar**” dedi.
Akdeniz niversitesi Fen Edebiyat Fakltesi lahiyat Profesr Filiz, zellikle dzenledii tesettr defilesinin ardndan eli olduunu aklayarak gndeme gelen konfeksiyoncu Mustafa Karaduman’n tek elilie ynelik szlerine tepki gsterdi. lahiyat Profesr Filiz, “**ok elilii slam’n bir emri gibi lanse etmeye alan gerici evreler var. Bu da trban gibi bir din istismardr**” dedi. Kuran’daki ok eliliin gnn sosyolojik koullar iinde deerlendirilmesi gerektiini ifade eden Filiz, “**O zaman denilmitir ki ‘Yetimlerden birer, ikier nikahlayn. Ancak sizin iin en hayrls tek ele nikahlanmanzdr’ Bu o zamann yaam koullarnda bir neridir. Kuran’da asl olan tek eliliktir**” diye konutu. slamiyet ncesi Arap toplumunda saysz evlilikler yapldn belirten Prof. Dr. Filiz, slamiyet ile birlikte buna belli bir snr getirildiini de syledi.
Konfeksiyoncu Mustafa Karaduman’n “**Tekelilik mmkn olsayd umumhaneler, kerhaneler olmazd**” szlerini de eletiren Profesr ahin Filiz, bu ekilde dnen insanlarn beyinleriyle deil cinsellikleriyle dndn savundu. Filiz, “**Bu tamamen Atatrk Cumhuriyeti’ne dmanln ifadesidir. Saysz evliliklerin yaand Araplarda da genelevler gizli kapakl vard**” diye konutu.
**ZMEZ’E GNDERME: “CNSEL SAPKINLIKLARI SLAM DN’NE MAL EDYORLAR”** ** Akdeniz niversitesi lahiyat Profesr ahin Filiz 14 yandaki bir kza tecavz sulamasyla tutuklanan slamc yazar Hseyin zmez iin ise unlar syledi:
“**Kendine eriatym diyen bir insann yaptklarna bakn. nand eriata gre hem annesiyle hem kzyla ilikiye girilmez. Ki bu olayda u ya da bu ekilde ilikiye girmek lanetlenmi ve yasaklanmtr. slam’da byle bir rnek gremezsiniz. Bence eriatym demek, Atatrk Cumhuriyeti’ne kar Kuran klna, din klna sokulmu bir dmanln, katln ifadesidir. Cinsel sapknlklar slam Dini’ne malederek merulatrmaya alyorlar. slam Dini’ni bir artma arac olarak gryorlar**.” *

Grup ici iletisim

From: “mit nar” Date: Wed Apr 30, 2008 11:18 am Subject: Re: [Hersey-Serbest] Grup ici iletisim
Arkadalar elimde ati6900 pro ekran kart var. Bu ekran kartnn driverini bir trl bulamadm web sitesindekilerde olmuyor ne yapsama olmad acaba elinde eski driver olan varsan paylaabilirmi

siyah_ok.jpg

91b.jpg

nc3=5028928

Türkiye dünyanın en kırılgan beÅinci ülkesi… Siyahi genci 50 kurÅunla öldürme ye beraat… Sabah’tan bir skandal daha … En iyi emeklilik milletin aslına deÄil vek iline …

Siyahi genci 50 kurşunla öldürmeye beraat New York’ta düğününden önceki gece bekârlığa veda partisine giden siyahi genci 50′ye yakın kurşunla öldüren üç polis aklandı. Karar büyük tepki çekti
Devamı Yorum Yaz (0) Baykal yeniden Genel Başkan CHP kurultayına parti tüzüğü damgasını vurdu, Baykal’ın karşısına çıkan Haluk Koç, Umut Oran ve Ayhan Yalçınkaya aday bile olamadı. Tek başına seçime giren Deniz Baykal, 1021 delegenin oyunu alarak yeniden Genel Başkan seçildi. Devamı Yorum Yaz (0) Sabah’tan bir skandal daha Anavatan Genel Başkanı “Askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer ve isimler belli” dedi mi? Devamı Yorum Yaz (0) ‘Likör’ü AKP’li vekilin şirketi aldı EKONOMİ SERVİSİ Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası arazisinin ihalesine sadece Kiler grubu katıldı ve 295.7 milyon YTL’lik muhammen bedeli teklif etti. Peşin ödemeyi seçen Kiler, yüzde 7 indirimden yararlanıp KDV dahil 326.8 milyon YTL ödeyecek
Devamı Yorum Yaz (0) En iyi emeklilik milletin aslına değil vekiline Şükrü KIZILOT Okurlarımızdan en çok aldığımız sorulardan biri de şu: “En çok maaş almak ve emeklilikte değişik olanaklardan yararlanabilmek için, en iyi emeklilik hangisi?” Devamı Yorum Yaz (0) Erdoğan’a, istişare toplantısında milletvekilleri, “MHP’nin oyununa geldik” dedi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’ye açılan kapatma davasına karşı izlenecek yol haritasını belirlemek için milletvekilleri ile yaptığı ikinci istişare toplantısına türban düzenlemesi konusu damga vurdu. Bazı milletvekilleri türban düzenlemesi konusunda Erdoğan’a, “MHP’nin oyununa geldik. Türban düzenlemesi olmasaydı bu hale gelinmezdi” şeklindeki görüşlerini iletti. Devamı Yorum Yaz (0) Erdoğan: Pirinç yerine bulgur ve makarna ye Başbakan Erdoğan, pirinç fiyatlarının yükselmesinde spekülatörlere yüklendi ve vatandaşa “Pirinç 5 liraya çıktıysa yemeyiver pirinci ya. Bulgur yiyelim o ara. Makarna yiyelim” sözleriyle seslendi.
Devamı Yorum Yaz (0) Cumhurbaşkanı’nın oğlu bile 14.5 yaşında sigortalı oldu Şükrü KIZILOT SON bir haftadır çocukların sigortalı olup olamayacağı konusunda sorular yağıyor.
Devamı Yorum Yaz (0) Karbondioksit birikimi alarm veriyor ABD hükümetinin bir raporuna göre, sera etkisine yol açan belli başlı gazlar, özellikle karbondioksit (CO2), kontrol altına alma çabalarına rağmen son yıllarda çok daha hızlı şekilde atmosferde birikiyor.
Devamı Yorum Yaz (0) AKP’liden partisine soğuk duş ANKARA Milliyet AKP Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, AKP’nin merkez sağ parti olamadığını, Başbakan’ın İspanya’daki türban çıkışının yanlış olduğunu ve irtica endişesinin arttığını söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) Geçmiş olsun, buzullar eridi DÜNYA Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Kuzey Buz Denizi’nde buzulların öngörüldüğünden çok daha hızlı eridiği ve geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıldığı uyarısında bulundu. Devamı Yorum Yaz (0) Deniz Feneri faaliyetlerine dava Deniz Feneri Derneği’ne Almanya’daki faaliyetlerine ilişkin olarak dava açıldı. Frankfurt savcılığı, 3 Türk’ün dernek adına topladıkları 41 milyon Euro’luk yardım parasını amaç dışı kullandıklarını iddia etti. Devamı Yorum Yaz (0) Rus TV’sinde garip iddialar CENK BAŞLAMIŞ Moskova Rusya Televizyonu 1. kanalı, Türkiye’nin Çeçenistan’da karmaşa yaratarak Rusya’yı parçalamaya çalıştığını ileri sürerek, birçok ünlü Türk politikacıyı suçladı. Devamı Yorum Yaz (0) 4/a’lı mı 4/b’li mi yoksa 4/c’li misiniz Şükrü KIZILOT BUNLARDAN birisiniz ama hangisi? Sosyal güvenlik reformu ile birlikte; Devamı Yorum Yaz (0) Türk bayrağına çirkin saldırı hurriyet.com.tr Emenistan’ın başkenti Erivan’da sözde Ermeni soykırımı resmi törenlerle anıldı. Resmi törende bu kez Erivan yönetimi bir değişiklik yaptı: Tören alanınaTürk bayrağı serdi. 10 binlerce Ermeni Ay yıldızlı bayrağımızın üzerine basarak geçti.
Devamı Yorum Yaz (0) Yabancılar AKP ile iyi kazandı Yabancı yatırımcılar 5 yılda Türkiyede kazandıkları 23.2 milyar doları ülkelerine taşıdılar
Devamı Yorum Yaz (1) Ücretin yüzde 39′u vergiye gidiyor Türkiye, işçi ve memurun vergi yükü bakımından OECD ülkeleri arasında 8. sırada yer alıyor. Ülkede 1455 YTL olan brüt ortalama ücretten; bekar işçi ve memurlarda 712,4 YTL, evli ve 2 çocuklularda ise 689,6 YTL kesinti yapılıyor.
Devamı Yorum Yaz (0) 750 milyon dolar damat hatırına mı? Ercan İnan Çalık Grubu, Sabah-atv’yi alabilmek için gerekli 1.1 milyar doları denkleştirebilmek için banka banka dolaştı. Türk bankalar dışında yurtdışından finansman için de zemin yoklandı. Devamı Yorum Yaz (0) Yabancıya mülk satışına ‘imarlı alanın yüzde 10′u’ sınırı geliyor Anayasa Mahkemesi’nin iptali nedeniyle yabancılara mülk satışında yaşanan sıkıntı, TBMM’ye gönderilen jet yasa ile çözülüyor. Devamı Yorum Yaz (1) IMF’den Türkiye’ye özel sektör borcu uyarısı REUTERS IMF’nin Avrupa Departmanı Direktör Yardımcısı Ajai Chopra, Türkiye’nin özel sektör borçları açısından Orta ve Doğu Avrupa’daki diğer ülkelere göre daha fazla riskle karşı karşıya olduğunu ve bu konuda temkinli olması gerektiğini söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) Baykal: Kimsenin yanına kâr kalmaz ANKARA Milliyet CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, grup toplantısında Sabah ve atv satışını değerlendirdi. “Türkiye’nin gözü önünde tezgâh kurulmuş, 70 milyonun gözü önünde oyun sergileniyor” diyen Baykal, ihale için 7 şirketin şartname aldığını, ancak sadece birinin katıldığını söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) ‘Başbakanın asabı bozuk’ ANKARA Milliyet CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında kendisini hedef alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a aynı sertlikle yanıt verdi. Baykal, şunları söyledi: Devamı Yorum Yaz (0) “Başkan olsam İran’ı yok ederdik” ABD’nin Demokrat Parti başkan adaylarından Clinton, İsrail’e nükleer saldırı düzenlemesi halinde İran’ı toptan bir saldırıyla ortadan kaldırabileceğini söyledi.. Devamı Yorum Yaz (1) Gülenciler’in ödülü ’soykırım’ destekçisine Tolga TANIŞ/NEW YORK Merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan ve Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen Turkish Cultural Center (TCC - Türk Kültür Merkezi) adlı dernek, bu yıl Atatürk’ün annesi adına ikinci kez verdiği “Zübeyde Hanım Sevgi Ödülü”ne, ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Carolyn Bosher Maloney’i (60) layık gördü. Devamı Yorum Yaz (0) ‘Ermeni soykırımı yalan’ ABD’li tarihçi Guenter Lewy İngiliz, Alman ve Amerikan arşivlerinde yaptığı araştırmalarda, Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin ’soykırım’ iddialarının doğru olmadığı sonucuna vardığını söyledi.
Devamı Yorum Yaz (0) Çin’e Doğu Türkistan protestosu M.AKİF ERDEM İstanbul Doğu Türkistanlı bir grup ile İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) üyeleri, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanarak, Çin’de baskıları protesto etmek için katıldıkları bir gösteride gözaltına alındıktan sonra hapse atılan Doğu Türkistanlı 600 kadının serbest bırakılmasını istedi. Devamı Yorum Yaz (0) TÜSİAD: AB ’serbest ticaret’te Türkiye’ye haksızlık yapıyor Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye’nin AB’nin en büyük 7’nci ticaret ortağı ve Gümrük Birliği’ni imzalayan AB üyesi olmayan tek ülke olmasına rağmen, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından olumsuz etkilendiğine dikkat çekti. Devamı Yorum Yaz (1) ‘Türkiye, Süryani soykırımını tanısın’ ABHABER SÜRYANİ Araştırmalar Merkezi SEYFO CENTER’ın hazırladığı, 48 sayfalık 10 bin bröşür, AB üyesi ülkelerin parlamentoları, üniversiteler, gazeteciler ile bilim adamlarına gönderildi. Devamı Yorum Yaz (1) Şenliğe katılan ülke sayısı yarıya indi Umut ERDEM/ANKARA TRT’nin yarın 30. kez düzenleyeceği ve Tarkan’ı konuk edeceği 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği’nde katılımcı ülke sayısı geçen yıla oranla yaklaşık yarı yarıya azaldı. 2007’de 61 ülkenin katıldığı şenlik, bu yıl 39 ülkeden çocuk ağırlayacak. Devamı Yorum Yaz (0) Bir gecede çok şey değişecek Şükrü KIZILOT Yeni Sosyal Güvenlik Reformu ile bir gecede çok şey değişecek. Bunlardan ikisi, yeni sigortalı olacakları ilgilendiriyor. Devamı Yorum Yaz (0) Devamı… * Türkiye dünyanın en kırılgan beşinci ülkesi * Türkiye modası * Komünistler mevcut iktidardan daha şerefliydi * CHP’ye de kapatma davası mı? * Gıda krizinin sorumlusu Batı * ABD’de andıç krizi * Sosyal Güvenlik’te ne nasıl, değişti
Üye Giriş Formu Kapat Kullanıcı Adı Parola
Beni hatırla Parolamı Unuttum Yeni Üye

Anket AB’ye girmek Türkiye’nin çıkarına mıdır? Değildir Çıkarınadır Siyahi genci 50 kurşunla öldürmeye beraat
Baykal yeniden Genel Başkan
Sabahtan bir skandal daha
Likörü AKPli vekilin şirketi aldı
En iyi emeklilik milletin aslına değil vekiline
Erdoğana, istişare toplantısında milletvekilleri, MHPnin oyununa geldik dedi
Erdoğan: Pirinç yerine bulgur ve makarna ye
Cumhurbaşkanının oğlu bile 14.5 yaşında sigortalı oldu
Karbondioksit birikimi alarm veriyor
AKPliden partisine soğuk duş
____________________________________________________________________________________ Be a better friend, newshound, and know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

Veda Busesi, Pamela

*Hani - o brakp giderken seni, bu “ksz tavrn” takmayacaktn! Alnna koyarken veda busesi, yzme “bu trl” bakmayacaktn!* ** ** *…* *
Gelse de “en ac” szler dilime… Uacak -sanrm- bir ka kelime. Bir alev halinde dt elime. Hani - ey gzyam, akmayacaktn!
* * http://www.dailymotion.com/bookmarks/ismetsoner/video/x1gl8r_pamela-veda-busesi_events *
Beste, gfte: 1951, Yusuf Nalkesen (1923 skp-2003 zmir)