……gizlibahce grubu…… omega yag asitleri, kollestrol, seker
Damar tikayan kolesterol degil, seker!” PROF. DR. KENAN DEMIRKOL, AKÝLLÝ BESLENMENÝN MATEMATÝGÝNÝ ANLATTÝ “Damar tikayan kolesterol degil, seker!” Gazetelerden kesip buzdolabina astiginiz butun “kibrit kutusu kadar” recetelerini cope atin! Prof.Dr. Kenan DEMIRKOL, A’dan Z’ye akilli beslenmenin matematigini anlatiyor… Seker, vucudumuzu, demir paslanir gibi paslandiriyor, eskitiyor; cocuklarimizin hucrelerini 12 yasinda yaslandiriyor. Sekeri, gida sanayiinden sokup atmak zor ama, ise evlerimizin kapisindan baslayabiliriz! Prof. Dr. Kenan DEMIRKOL genel cerrah. Muayenehanesinin kapisinda “prof.” yazmiyor. “Ben universitede hocayim, burada hekim” diyor. Soz bir ara “kronometreli doktorlara” geldiginde, yani 15 dakika muayene suresini asinca ikinci vizite ucretini alanlara cok sasirdi. Cunku kendisi saat takmiyor, “dalginlikla saatime bakar da hastayi tedirgin ederim” diye. Uzmanlik alani, beslenmeyle yakindan ilgili olan sindirim sistemi organlari. Ancak Prof.Dr.DEMIRKOL bir “akilli beslenme” uzmani. Bunu bir insanin tum bedenine iliskin oldugu kadar, siyasi ve toplumsal boyutlariyla da ele aliyor. Peki beslenme nedir? Ýlk aklimiza gelen, sismanlik-zayiflik. Ozellikle kadinlarda modasina gore sifir bedenle, 90-60-90 arasinda degisen olculerde olmak ya da olmamak. Dogru mudur? “Kibrit kutusu kadar” recetelerini bir yana birakip, Prof.Dr.DEMIRKOL’a: “Neden dusmandir su unlu uc beyaz?” diye sorduk. O, sekerle basladi. “SEKER TUKETÝMÝYLE HASTALÝK ARTÝS EGRÝSÝ PARALEL” CEVAP- Kismen ya da tumuyle beslenme aliskanliklari sonucu olusan kronik, aslinda onlenebilir hastaliklar, cok buyuk bir toplum sagligi sorunu haline gelmistir. ABD’de 20 yas ustu eriskinlerin yuzde 65′i ya sisman ya daha da ileri asamada. 64 milyon insanin koroner kalp hastaligi, 11 milyon insanin seker hastaligi, 37 milyonun kolesterol yuksekligi vardir. Ulkemizde kalp hastaligi sikligi bu boyuta henuz gelmemis gozukse bile, seker hastasi sayisinin dort milyon oldugu goz onunde bulundurulursa, yakin zamanda vahim bir tablo ile karsi karsiya kalacagimiz aciktir. Ne zaman ki seker pancarindan seker uretilmesi Avrupa’da ortaya cikti, soguk iklimlerde de sekere donusebilecek bir besin maddesi kesfedildi, toplumlarin seker tuketimi artti. Toplumlarin seker tuketiminin artis egrisiyle, hastaliklarin artis egrisi bire bir ortusuyor. Cunku; seker sadece kalorisiyle, sismanlatici etkisiyle zarar vermiyor, dogrudan kimyasal yapisiyla da cok tehlikeli. “Seker yiyeyim oradan aldigim kaloriyi baska yerden kisarim” demek cok yanlis. Ýnsan vucudunun seker almasina gereksinim yoktur. “12 YASÝNDA YASLANDÝRÝYOR” SORU- Cocuklarin enerjiye ihtiyaci var diye belli miktarlarda yemeleri dogru degil mi? CEVAP- Asla dogru degil. SORU- Peki enerji ihtiyacimizi nasil karsilayacagiz? CEVAP- Tas devri doneminde insanlar hayvan avlar ve bitki toplar. Seker sadece meyvede var. Meyve esas olarak bir kultur bitkisi. Dogal ortam sebze agirliklidir. Ýnsan eli ne kadar fazla degmisse bir gida maddesine, o oranda olumsuzlasiyor. O donemde, insanlarin kan sekeri 60 dolayindaymis. Bu devirlere geldikce sekerle tanisiyor ve aliskanliklari degisiyor. Dolayisiyla ortalama kan sekeri de degisiyor. Simdi 100′lerdeyiz, 120′de seker hastaligi. Biliyorsunuz simdi seker hastaligi iki turlu. Bir dogumsal genetik ozelliklerle alakali tip 1 diabet. Bir de edimsel tip 2 diabet. Pankreas organinin artik yeterince insulin uretememesiyle ortaya cikar. Yaslanma sureci olarak kabul edilir. 60′li yaslarda gorulmesi beklenir. Ama su anda 12 yasindaki cocuklarda tip 2 diabet var. Saglikli beslenmede sekerin hic yeri yok. Tamamen bir damak aliskanligidir. “KANSER HUCRESÝ DE SEKERLE BESLENÝYOR” SORU- Ama, beyin sadece glikozla beslenmiyor mu? CEVAP- Dogru. Ancak, bu glikozu her turlu karbonhidrat iceren bitkiden vucut elde ediyor. Kanser hucresi de sekerle besleniyor. Ozellikle kemoterapi goren asla seker yememeli. Seker pancarindan veya seker kamisindan elde ettigimiz seker ’sakaroz’, iki ayri molekulden olusan bir birlesik molekuldur. Sakarozu biz yer yemez vucudumuzda glikoz ve fruktoza ayrisir. Glikoz kan sekerimizin de adidir. Hemen kana karisir ve kan sekerini yukseltir. Vucudumuz sekerin zararli oldugunu bildigi icin korkudan hemen insulin salgilar. Cok fazla miktarda seker yemissek, gereginden fazla insulin salgilanir. Ýnsulin o sekeri hemen alir vucudun bir enerji acigi varsa kismen enerjiye donusturur. Ama insan vucudu cok tasarruflu bir biyolojik bunye. Cok az enerjiyle cok isler yapabilir. Mutlaka yediginiz sekerde bir fazlalik olacaktir. Bu fazla seker, insulin araciligi ile ya kas ve karacigerdeki seker depolarina goturulecek ki, vucudumuzun seker deposu 120 gram kadardir. Orasi da surekli doludur, hic bos kalmiyoruz cunku. Ýnsulin bu sekeri alacak ve yaga donusturecek. Dolayisiyla sizin yediginiz seker vucudun degisik bolgelerinde yaglanmalara sebep olacak. Ýnsulin salgilandigi icin bir de tokluk hormonu salgilanir. Hic olmazsa sekerin glikoz bolumu bir derecede tokluk yarattigi icin daha fazla seker yemenizin de onune gecmis olur. Sekerin ikinci bolumu olan fruktoz; cok az oranda insulin salgilatir. Dolayisiyla sinirsizca yiyebiliriz. Fruktoz gunde 15 gram kadar vucudumuzda metabolize edilebiliyor. Degisik kimyasal sureclerin icine katilabiliyor. Bu da 30 gram sekerdir. Gunde bundan fazla yenirse karacigerde trigliserite donusur. Trigliserit kan yagidir. Bu hem karaciger yaglanmasina, hem damar sertligine, hem de vucudumuzun yaglanmasina yol acar. Bugun Amerika’da alkole bagli sirozdan daha cok, karaciger yaglanmasina dayali sirozdan karaciger nakli gereksinimi duyuluyor. “MEYVE YÝYORSAN, SEKER YEME” SORU- Yiyeceklere ve iceceklere bunu tercume edersek. CEVAP- Bir kutu mesrubatta 35 gram; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. Ýnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz bir takim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz. SORU- Meyvelerin seker oranlari farkli degil mi? CEVAP- Ýncir ve muz en cok seker icerenler. Ama onun disindaki meyveler asagi yukari ayni. SORU- Okuyucularimiz soylesimizden sonra bir recete cikartabilirler mi? Bunu yemeyecegim, sunu yemeliyim diyebilir mi? Bu sistemin icindeyken, nasil basaracaklar bunu? “HAYVANLARA YAPTÝGÝMÝZ” CEVAP- Ben kendim yapmadigim seyleri topluma anlatamam. Ben boyle ve de cok keyifli yasiyorum. Sunulanlar icinde saglikli beslenmeyi bir sekilde yapmak mumkun. SORU- Aslinda hayvanlar yapabildiklerine gore. CEVAP- Hayvanlar yapamiyor bu isi, Cunku; hayvanlari biz besliyoruz. Tikiyoruz ahirlara “sunu yiyeceksin” diye hayvanlara hayvanlik yapiyoruz. SORU- Oysa tavuklar butun gun eselenir durur, ihtiyaci olani secer yerdi. Filler ornegin hastalandigi zaman belli agacin yapraklarini gider yermis ilac niyetine. CEVAP- Evet bu tum hayvan aleminde var. Kaliforniya Valisi butun o rambo goruntusuyle Amerika’da en akli basinda valilerden biri oldu. Ýki buyuk atilimi oldu. Bir tanesi; okullarda mesrubat satisini yasakladi. Ýki; patates cipsinin uzerinde, “oldurucudur” yazisi konuyor. AMERÝKA’NÝN MÝSÝRÝNÝ TUKETECEGÝZ DÝYE’ SORU- Cips deyince oteki dusmana mi geciyoruz? CEVAP- Yok, bir konu daha var. Son yillarda yeni akim misirdan seker elde etmek. 1920′li yillarda Amerikan baskani “benim koylum misirdan kalkinacak” fetvasinda bulundu. Gercekten de cok buyuk tesvikler verildi. Goz alabildigince misir ekildi. Dunya misir ekiminin yuzde 40′i Amerika’dadir. Bunu sadece hayvan yemi yaparak ya da baska yollarda tuketemeyince degerlendirme yollari arandi. Japonlar misirdan seker elde etmeyi kesfetti. Amerika hemen baliklama atladi bu yontemin uzerine. Artik seker endustriyel. Sivi oldugu icin paketlenip satilamaz. Ama her turlu dondurma, mesrubat, serbette kullaniliyor. Bakiyorsunuz simdi baklavaci artik serbetini kendisi yapip dokmuyor. Kartal’dan fabrikadan hazir fruktoz serbeti geliyor. KOLESTEROL DUSMANLÝGÝ SORU- Ama bunun daha saglikli oldugu yazilip ciziliyor. CEVAP- Maalesef. Simdi bilgi cagindayiz ya! Bence bilgiye ulasmanin en zor oldugu cagdayiz. Cunku, ekonomik kazanc kaygisi her turlu bilginin uzerine binmis durumda. O kadar buyuk bir rant var ki, gercege ulasmanin en zor oldugu donemi yasiyoruz. Biraz once dedigimiz gibi 15 gramdan fazla fruktoz yaga donusuyor ve bizi hasta ediyor. Nasil demir paslaninca eskir, bu paslanmanin bilimsel adi oksitlenmedir. Vucudumuzdaki hucreler de oksitlenir ve yaslanir. Birtakim gidalarla oksitleyici, bir de bunu engelleyici maddeler aliriz. Ornegin, uzum cekirdegi. Gercekten bu sistem bizim organizmamizin yaslanmasini belirleyen, hastalanmasini, kanser gelisimini belirleyen ana faktor. Bakin bir kolesterol furyasi aldi gidiyor. Kolesterol anne sutunde, yeni bir hayatin dogmasi icin ana nesne olan yumurtada bolca var. Demek ki insan hayatinin gelisme doneminde inanilmaz gereksinim var. Bakiyorsunuz kolesterol dusmanligi sarmis ortaligi. “KOLESTEROL MASUM, BÝZ SUCLUYUZ” SORU- Kolesterolun olcusu de zaman zaman degisiyor. Bunun modasi olur mu? CEVAP- Bakiyorsunuz LDL 130′a kadar normalde. Uc sene sonra 100, simdi de 60 olsun diyorlar. Yakinda sifira indirecekler. Aslinda, kolesterol masum. Bizler sucluyuz. Fruktozu yani tatli sekeri yiyerek olusturdugumuz trigliseritler, kolesterolun oksitlenmesine sebep oluyor. Yagsiz kuzu sis yediginizi varsayalim, yaninda da meyve suyu iciyorsunuz. Sadece kuzu sisi yeseniz bir zarari yok, ama kirmizi etten aldiginiz kolesterolu, mesrubattan aldiginiz seker trigliserite donerek oksitlediginiz icin damar sertligi olusuyor. Biz insanlara “kardesim kolesterol zararli degil. Ama oksitlenmesine izin verme” diyecegimize, ilac firmalari kolesterolu dusurecek ilac kesfediyor. Biz masum olani indiriyoruz. Eger oksitleyici maddeleri dusuremiyorsak, oksitlenen maddeleri azaltalim. Ama esas insan mantigi ne diyor? Oksitleyen maddeleri azalt. Yine oksitleyici bir madde, damar sertligi yapan doymus yag asidi. Bu madde yapay beslenen hayvanlarin sutunde var, depo yaglarinda var. Ama bizim inegimiz merada otlasa, dogru beslense doymus yag asidi sutte ve hayvansal yagda sifir olacak. Dolayisiyla kolesterol oksitlenmemis olacak. ANTEP YUVALAMASÝNÝN FAYDALARÝ SORU- Peki bu mumkun mu? Merada otlayan inek, otlayacak da, sut yapacak da kac kisiyi besleyecek? Fiyati yukseltmez mi tum bunlar? CEVAP- Cok guzel bir noktaya degindiniz. Yillardir hep boyle aldatiliyoruz. “Dunya nufusu ac. Dunyayi besleyebilmemiz icin yapay gubreye, yapay yeme ihtiyacimiz var. ” Hayvansal proteini, tek kaynak olarak gorurseniz haklisiniz. Ama insan ekmek yerken bile protein almis oluyor. Hububat, baklagillerde bile protein var. Simdi doktorlar bunu okur okumaz itiraz ederler. Derler ki “Esansiyel amino asitler vardir”. Yani hayvansal gidada var olan, vucudun uretemedigi mutlaka disardan alinmasi gereken bazi protein yapi taslari, amino asitler vardir. Ornegin; mercimekli bulgur pilavi yaptiginizda bulgurda eksik olani mercimekten, mercimekte eksik olani bulgurdan aliyorsunuz. Anakiz diye bir yemek varmis, ben de yeni gordum, bulgurdan yapilan kucuk koftecikler nohutla birlikte pisiriliyor. SORU- Antep yoresinin yuvalamasi gibi.. CEVAP- Bir baklagil ve bir hububat. Birbirinin eksiklerini tamamliyorlar. Tam ete esdeger protein almis oluyorsunuz. Makro nutrientler yag, protein ve karbonhidrattir. Mikro nutrientler ise vitaminler, mineraller, enzimlerdir. Bizim sute kalsiyum acisindan ihtiyacimiz var. Eger merada otlayan bir hayvanin sutuyse icinde bulunan omega-3′e ihtiyacimiz var. Turkiye’de biliyorsunuz genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten. Ama yapay yem ureticileri “biz dunyayi nasil doyuracagiz” yalaniyla kandirarak hayvanciligi katlettiler. Hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku neyle besleniyor, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor. Hizla kan sekerini yukselten, hayvanin yaglanmasina yol acan ve hayvanin seker hastasi olmasina yol acan bir beslenme sekli. ÝNEK NE YEMELÝ Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici doymus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun oksitlenmesine yol acar. Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur. Yine merada beslenen inegin sutunde insuline benzer buyume hormonu vardir. Bu genclik asisidir, butun hucrelerin kendisini yenilemesini saglayan maddedir. Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. Ýste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama batida ekolojik hayvanciligin sonucu elde edilen sut ile konvansiyonel uretilen sutun maliyeti arasindaki fark yuzde 10-15′i gecmiyor. Ne Turkiye yasalarinda ekolojik hayvancilikla barisigim, ne de AB’dekiyle. Ekolojik hayvancilik denince akla “ekolojik tarim sonucu elde edilmis urunlerle hayvanin beslenmesi” geliyor. Affedersiniz ama 2000 yil once hayvan nerden patatesi buldu da yedi, ya da pancari. Ýnegin normal beslenmesinde pancarin, misirin ve patatesin yeri var mi? Yok. SORU- Demek Amerika’dakilerin varmis. CEVAP- Orada da yok. Ýster ekolojik tarimla, ister normal tarimla elde edilmis olsun hayvana pancar verilmesi yanlis. Zaten hayvanin sutunun kotu olmasinin sebebi hayvanin, karbonhidrati zengin, onu yaglandiran tarzda, misirla beslenmis olmasi. O yuzden ekolojik hayvancilik dedigimizde yasalarimizin buna gore organize olmasi gerekiyor. Tanimlamamiz gereken, ture ozgu beslenme. Bir inek nasil beslenir dogada? Oyle beslersek inegin saglikli olmasini saglariz. Dolayisiyla verdigi urunun de insanlara saglikli olmasini saglariz. Butun dogada kendiliginden yetisen yesillikler omega-3 agirlikli yag icerir. Ýnsanlarin eliyle ekilenler omega-6 icerir. HAMSÝYÝ HANGÝ YAGDA KÝZARTACAGÝZ SORU- Ne fark var arasinda? CEVAP-. Ýnsan vucudunun her hucresinde hucre zari vardir. Bu hucre zari lipo protein katmanla sarili. Yani bir yag bir de protein. Bu hucre zarindaki yag ana madde olarak omega-3′tur. Tek tuk omega-6 da icerir. Biz yesillikten uzaklastikca ve hayvanimizi da yesillikten uzaklastirdikca elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insanin her gun 1 gram omega-3 almasi gerekiyor. Omega-6 yag asitleri ile omega-3 yag asitleri vucudumuzda ayni enzimlerle metabolize edilir. Biz aycicegi yagi, soya yagi gibi yaglarla beslenip cok omega-6 aldigimiz icin artik omega-3′e enzim kalmiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicegi yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor. Butun yaglar, yag asitlerinin karisimidir. Onlar da 3′e ayrilir. Doymus yag asitleri, tekli doymamis yag asitleri, coklu doymamis yag asitleri. Coklu doymamis yag asitleri ikiye bolunur, onlar da omega-3 ve omega-6′dir. Bundan 40-45 yil oncesi omega-6 kolesterolu dusuruyor diye tum topluma soyledik. Aycicegi ve misirozu yaglarini tukettirdik. Fakat sonra anladik ki bu yaglar iyi kolesterolu de, kotu kolesterolu dusurdugu oranda dusuruyor. Bizim kolesterol acisindan saglikli olmamizdaki unsur iyi ve kotu arasindaki dengedir. Ýkisini birden dusururse denge bozulmamis oldugundan herhangi bir iyilik elde etmis olmuyoruz. DEPRESYONUN CARESÝ SORU- Ýkisi arasinda denge mi, fark mi onemli? CEVAP- Oran onemli. Omega-6′yi o kadar fazla aliyoruz ki, almis oldugumuz azicik omega-3′u de degerlendirmeden vucuttan hemen atiyoruz. Omega-3 olmayinca hucre duvarina veremiyorsunuz. Hucre duvari da omega-3′ten olusuyor. Vucut da asil malzemeyi bulamadigi zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hucreyi onariyor. Omega-3 yerine, omega-6 yag asidi olan arasidonik asidi kullaniyor. Ama bu asit butun stres komalarinin hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasiyla ormus oldunuz. Disardan biri tas atsa havaya ucacak. SORU- Ama o zaman da ben size stres ilaclari satacagim. CEVAP- Tabii. Omega-3′ten zengin beslenen toplumlarda depresyon cok az oranda goruluyor. Zihinsel performans artiyor. Beynimizdeki toplam yag asidinin yarisi omega-3 olmak zorunda. Ama biz vucudumuza bunu sunamiyoruz. CAY VE ZEKA SORU- Beslenmeyle dogrudan iliskili oyle mi? CEVAP- Ayni sey mesela demir icin de gecerli. Zamaninda Turkiye’nin yarisi aptaldir lafi cok tepki yaratti. Bunu bu sekilde ifade etmek hos olmadi, ama Turkiye’nin yarisinda demir eksikligi, kansizligi var. Demir eksikligi zihinsel eksiklik yaratir. Sonucta demir ustunden dusunursek Aziz Nesin hakliydi. Turkiye’de cay tuketiminin de buna katkisi var. Demirin emilimini olumsuz yonde etkiliyor. Ama diger taraftan cay iyi bir anti oksidan. SORU- Yemekten hemen sonra cay icme adetimiz var. Dogru mu? CEVAP- Sekerle icmediginiz takdirde hicbir zarari yok. Yemekten hemen sonra cay icilebilir. , SORU- Demirin emilimini engelledigi icin iki saat sonra icmek gerektigi soyleniyor. “CAYÝ SEKERSÝZ ÝCÝN!” CEVAP- Uc saat. Ben tekrar omega-3′e donmek istiyorum. Cunku hayati bir olay. Omega-3′un eksikligi insanlari , seker hastaligina itiyor. Damarlarin sertlesmesine yol aciyor. Pihtilasabilirlik oranin artmasina, dolayisiyla kalp damarinin veya beyin damarinin pihtiyla tikanip “inme” veya “enfarktus” olmasina yol aciyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarimiz cok azaldi. Toplum olarak zaten baligi cok az tuketiyoruz. Omega-6′yi cok tukettigimiz icin omega-3′un yolunu kesiyoruz. Artik kesin olarak biliyoruz ki, aycicegi ve soya yagi kansere sebep olabiliyor. Akciger kanseri, meme kanseri, kalin bagirsak kanseri, seker hastaliginin olusumunu kolaylastiriyor. SORU- Aycicegi de bir bitki. Neden zararli? Kimyasal yapisindan dolayi mi, uretim hatasindan mi? CEVAP- Kimyasal yapisindan. Kultur bitkisidir. Omega-6 yag asidi icerdigi icin. Mesela zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor. Biz bunlara trans yag asitleri diyoruz. Bu yag asitleri de yine kolesterolu oksitleyerek damar sertligi yapiyor. Diger taraftan trans yag asidi beyindeki sinir kiliflarina girerek beyindeki iletiyi bozuyor ve parkinson, alzheimer gibi hastaliklara sebep oluyor. “ANNEMÝN YEMEKLERÝ BASKAYDÝ” SORU- Acaba “tadi guzel” dediklerimiz bize disardan dayatilan bir kavram mi? Guzel nedir? CEVAP- Esinizle ilk evlendiginizde yemek yaptiginiz zaman size itiraz etmedi mi, “benim annem boyle yapiyor” diye? SORU- Ben guzel yemek yaparim. CEVAP- Ona ragmen itiraz etti. Ýnsan cocuklugundan alistigi damak tadini ariyor. Belki dunyanin en kotu ascisi annesi, ama insan neye alistiysa onu ariyor. SORU- Eski caglardan bu yana insana dair guzel-cirkin kavrami bile ne kadar cok degismis. Biz ona boyle bir deger yukledigimiz icin guzel oluyor. Toplumda da dayatilan degerler var. Kola ya da hamburger icin “bak bu guzeldir” deniyor cocuklara. CEVAP- Ben o yuzden universitelerde konferans vermeyi tercih ediyorum. Cunku; onlar yakin zamanda anne baba adaylaridir. SPOTLAR(ONEMLÝ BÝLGÝLER) “Bir kutu mesrubatta 35 gram; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. Ýnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz birtakim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz.” “Turkiye’de genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten.” “Yapay yem ureticileri ‘biz dunyayi nasil doyuracagiz’ yalaniyla, hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor. Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici donmus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun asitlenmesine yol acar. Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur. Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. Ýste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama aradaki fark yuzde 10-15′i gecmiyor. Elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insan her gun 1gram omega-3 almasi gerekiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicek yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor. Zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor. ************ Posted by: “mukerrem s.” mukerrem5@hotmail.com sifabuldum Sat Mar 1, 2008 3:01 pm (PST)
Damar tikayan kolesterol degil, seker!” PROF. DR. KENAN DEMIRKOL, AKÝLLÝ BESLENMENÝN MATEMATÝGÝNÝ ANLATTÝ “Damar tikayan kolesterol degil, seker!” Gazetelerden kesip buzdolabina astiginiz butun “kibrit kutusu kadar” recetelerini cope atin! Prof.Dr. Kenan DEMIRKOL, A’dan Z’ye akilli beslenmenin matematigini anlatiyor… Seker, vucudumuzu, demir paslanir gibi paslandiriyor, eskitiyor; cocuklarimizin hucrelerini 12 yasinda yaslandiriyor. Sekeri, gida sanayiinden sokup atmak zor ama, ise evlerimizin kapisindan baslayabiliriz! Prof. Dr. Kenan DEMIRKOL genel cerrah. Muayenehanesinin kapisinda “prof.” yazmiyor. “Ben universitede hocayim, burada hekim” diyor. Soz bir ara “kronometreli doktorlara” geldiginde, yani 15 dakika muayene suresini asinca ikinci vizite ucretini alanlara cok sasirdi. Cunku kendisi saat takmiyor, “dalginlikla saatime bakar da hastayi tedirgin ederim” diye. Uzmanlik alani, beslenmeyle yakindan ilgili olan sindirim sistemi organlari. Ancak Prof.Dr.DEMIRKOL bir “akilli beslenme” uzmani. Bunu bir insanin tum bedenine iliskin oldugu kadar, siyasi ve toplumsal boyutlariyla da ele aliyor. Peki beslenme nedir? Ýlk aklimiza gelen, sismanlik-zayiflik. Ozellikle kadinlarda modasina gore sifir bedenle, 90-60-90 arasinda degisen olculerde olmak ya da olmamak. Dogru mudur? “Kibrit kutusu kadar” recetelerini bir yana birakip, Prof.Dr.DEMIRKOL’a: “Neden dusmandir su unlu uc beyaz?” diye sorduk. O, sekerle basladi. “SEKER TUKETÝMÝYLE HASTALÝK ARTÝS EGRÝSÝ PARALEL” CEVAP- Kismen ya da tumuyle beslenme aliskanliklari sonucu olusan kronik, aslinda onlenebilir hastaliklar, cok buyuk bir toplum sagligi sorunu haline gelmistir. ABD’de 20 yas ustu eriskinlerin yuzde 65′i ya sisman ya daha da ileri asamada. 64 milyon insanin koroner kalp hastaligi, 11 milyon insanin seker hastaligi, 37 milyonun kolesterol yuksekligi vardir. Ulkemizde kalp hastaligi sikligi bu boyuta henuz gelmemis gozukse bile, seker hastasi sayisinin dort milyon oldugu goz onunde bulundurulursa, yakin zamanda vahim bir tablo ile karsi karsiya kalacagimiz aciktir. Ne zaman ki seker pancarindan seker uretilmesi Avrupa’da ortaya cikti, soguk iklimlerde de sekere donusebilecek bir besin maddesi kesfedildi, toplumlarin seker tuketimi artti. Toplumlarin seker tuketiminin artis egrisiyle, hastaliklarin artis egrisi bire bir ortusuyor. Cunku; seker sadece kalorisiyle, sismanlatici etkisiyle zarar vermiyor, dogrudan kimyasal yapisiyla da cok tehlikeli. “Seker yiyeyim oradan aldigim kaloriyi baska yerden kisarim” demek cok yanlis. Ýnsan vucudunun seker almasina gereksinim yoktur. “12 YASÝNDA YASLANDÝRÝYOR” SORU- Cocuklarin enerjiye ihtiyaci var diye belli miktarlarda yemeleri dogru degil mi? CEVAP- Asla dogru degil. SORU- Peki enerji ihtiyacimizi nasil karsilayacagiz? CEVAP- Tas devri doneminde insanlar hayvan avlar ve bitki toplar. Seker sadece meyvede var. Meyve esas olarak bir kultur bitkisi. Dogal ortam sebze agirliklidir. Ýnsan eli ne kadar fazla degmisse bir gida maddesine, o oranda olumsuzlasiyor. O donemde, insanlarin kan sekeri 60 dolayindaymis. Bu devirlere geldikce sekerle tanisiyor ve aliskanliklari degisiyor. Dolayisiyla ortalama kan sekeri de degisiyor. Simdi 100′lerdeyiz, 120′de seker hastaligi. Biliyorsunuz simdi seker hastaligi iki turlu. Bir dogumsal genetik ozelliklerle alakali tip 1 diabet. Bir de edimsel tip 2 diabet. Pankreas organinin artik yeterince insulin uretememesiyle ortaya cikar. Yaslanma sureci olarak kabul edilir. 60′li yaslarda gorulmesi beklenir. Ama su anda 12 yasindaki cocuklarda tip 2 diabet var. Saglikli beslenmede sekerin hic yeri yok. Tamamen bir damak aliskanligidir. “KANSER HUCRESÝ DE SEKERLE BESLENÝYOR” SORU- Ama, beyin sadece glikozla beslenmiyor mu? CEVAP- Dogru. Ancak, bu glikozu her turlu karbonhidrat iceren bitkiden vucut elde ediyor. Kanser hucresi de sekerle besleniyor. Ozellikle kemoterapi goren asla seker yememeli. Seker pancarindan veya seker kamisindan elde ettigimiz seker ’sakaroz’, iki ayri molekulden olusan bir birlesik molekuldur. Sakarozu biz yer yemez vucudumuzda glikoz ve fruktoza ayrisir. Glikoz kan sekerimizin de adidir. Hemen kana karisir ve kan sekerini yukseltir. Vucudumuz sekerin zararli oldugunu bildigi icin korkudan hemen insulin salgilar. Cok fazla miktarda seker yemissek, gereginden fazla insulin salgilanir. Ýnsulin o sekeri hemen alir vucudun bir enerji acigi varsa kismen enerjiye donusturur. Ama insan vucudu cok tasarruflu bir biyolojik bunye. Cok az enerjiyle cok isler yapabilir. Mutlaka yediginiz sekerde bir fazlalik olacaktir. Bu fazla seker, insulin araciligi ile ya kas ve karacigerdeki seker depolarina goturulecek ki, vucudumuzun seker deposu 120 gram kadardir. Orasi da surekli doludur, hic bos kalmiyoruz cunku. Ýnsulin bu sekeri alacak ve yaga donusturecek. Dolayisiyla sizin yediginiz seker vucudun degisik bolgelerinde yaglanmalara sebep olacak. Ýnsulin salgilandigi icin bir de tokluk hormonu salgilanir. Hic olmazsa sekerin glikoz bolumu bir derecede tokluk yarattigi icin daha fazla seker yemenizin de onune gecmis olur. Sekerin ikinci bolumu olan fruktoz; cok az oranda insulin salgilatir. Dolayisiyla sinirsizca yiyebiliriz. Fruktoz gunde 15 gram kadar vucudumuzda metabolize edilebiliyor. Degisik kimyasal sureclerin icine katilabiliyor. Bu da 30 gram sekerdir. Gunde bundan fazla yenirse karacigerde trigliserite donusur. Trigliserit kan yagidir. Bu hem karaciger yaglanmasina, hem damar sertligine, hem de vucudumuzun yaglanmasina yol acar. Bugun Amerika’da alkole bagli sirozdan daha cok, karaciger yaglanmasina dayali sirozdan karaciger nakli gereksinimi duyuluyor. “MEYVE YÝYORSAN, SEKER YEME” SORU- Yiyeceklere ve iceceklere bunu tercume edersek. CEVAP- Bir kutu mesrubatta 35 gram; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. Ýnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz bir takim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz. SORU- Meyvelerin seker oranlari farkli degil mi? CEVAP- Ýncir ve muz en cok seker icerenler. Ama onun disindaki meyveler asagi yukari ayni. SORU- Okuyucularimiz soylesimizden sonra bir recete cikartabilirler mi? Bunu yemeyecegim, sunu yemeliyim diyebilir mi? Bu sistemin icindeyken, nasil basaracaklar bunu? “HAYVANLARA YAPTÝGÝMÝZ” CEVAP- Ben kendim yapmadigim seyleri topluma anlatamam. Ben boyle ve de cok keyifli yasiyorum. Sunulanlar icinde saglikli beslenmeyi bir sekilde yapmak mumkun. SORU- Aslinda hayvanlar yapabildiklerine gore. CEVAP- Hayvanlar yapamiyor bu isi, Cunku; hayvanlari biz besliyoruz. Tikiyoruz ahirlara “sunu yiyeceksin” diye hayvanlara hayvanlik yapiyoruz. SORU- Oysa tavuklar butun gun eselenir durur, ihtiyaci olani secer yerdi. Filler ornegin hastalandigi zaman belli agacin yapraklarini gider yermis ilac niyetine. CEVAP- Evet bu tum hayvan aleminde var. Kaliforniya Valisi butun o rambo goruntusuyle Amerika’da en akli basinda valilerden biri oldu. Ýki buyuk atilimi oldu. Bir tanesi; okullarda mesrubat satisini yasakladi. Ýki; patates cipsinin uzerinde, “oldurucudur” yazisi konuyor. AMERÝKA’NÝN MÝSÝRÝNÝ TUKETECEGÝZ DÝYE’ SORU- Cips deyince oteki dusmana mi geciyoruz? CEVAP- Yok, bir konu daha var. Son yillarda yeni akim misirdan seker elde etmek. 1920′li yillarda Amerikan baskani “benim koylum misirdan kalkinacak” fetvasinda bulundu. Gercekten de cok buyuk tesvikler verildi. Goz alabildigince misir ekildi. Dunya misir ekiminin yuzde 40′i Amerika’dadir. Bunu sadece hayvan yemi yaparak ya da baska yollarda tuketemeyince degerlendirme yollari arandi. Japonlar misirdan seker elde etmeyi kesfetti. Amerika hemen baliklama atladi bu yontemin uzerine. Artik seker endustriyel. Sivi oldugu icin paketlenip satilamaz. Ama her turlu dondurma, mesrubat, serbette kullaniliyor. Bakiyorsunuz simdi baklavaci artik serbetini kendisi yapip dokmuyor. Kartal’dan fabrikadan hazir fruktoz serbeti geliyor. KOLESTEROL DUSMANLÝGÝ SORU- Ama bunun daha saglikli oldugu yazilip ciziliyor. CEVAP- Maalesef. Simdi bilgi cagindayiz ya! Bence bilgiye ulasmanin en zor oldugu cagdayiz. Cunku, ekonomik kazanc kaygisi her turlu bilginin uzerine binmis durumda. O kadar buyuk bir rant var ki, gercege ulasmanin en zor oldugu donemi yasiyoruz. Biraz once dedigimiz gibi 15 gramdan fazla fruktoz yaga donusuyor ve bizi hasta ediyor. Nasil demir paslaninca eskir, bu paslanmanin bilimsel adi oksitlenmedir. Vucudumuzdaki hucreler de oksitlenir ve yaslanir. Birtakim gidalarla oksitleyici, bir de bunu engelleyici maddeler aliriz. Ornegin, uzum cekirdegi. Gercekten bu sistem bizim organizmamizin yaslanmasini belirleyen, hastalanmasini, kanser gelisimini belirleyen ana faktor. Bakin bir kolesterol furyasi aldi gidiyor. Kolesterol anne sutunde, yeni bir hayatin dogmasi icin ana nesne olan yumurtada bolca var. Demek ki insan hayatinin gelisme doneminde inanilmaz gereksinim var. Bakiyorsunuz kolesterol dusmanligi sarmis ortaligi. “KOLESTEROL MASUM, BÝZ SUCLUYUZ” SORU- Kolesterolun olcusu de zaman zaman degisiyor. Bunun modasi olur mu? CEVAP- Bakiyorsunuz LDL 130′a kadar normalde. Uc sene sonra 100, simdi de 60 olsun diyorlar. Yakinda sifira indirecekler. Aslinda, kolesterol masum. Bizler sucluyuz. Fruktozu yani tatli sekeri yiyerek olusturdugumuz trigliseritler, kolesterolun oksitlenmesine sebep oluyor. Yagsiz kuzu sis yediginizi varsayalim, yaninda da meyve suyu iciyorsunuz. Sadece kuzu sisi yeseniz bir zarari yok, ama kirmizi etten aldiginiz kolesterolu, mesrubattan aldiginiz seker trigliserite donerek oksitlediginiz icin damar sertligi olusuyor. Biz insanlara “kardesim kolesterol zararli degil. Ama oksitlenmesine izin verme” diyecegimize, ilac firmalari kolesterolu dusurecek ilac kesfediyor. Biz masum olani indiriyoruz. Eger oksitleyici maddeleri dusuremiyorsak, oksitlenen maddeleri azaltalim. Ama esas insan mantigi ne diyor? Oksitleyen maddeleri azalt. Yine oksitleyici bir madde, damar sertligi yapan doymus yag asidi. Bu madde yapay beslenen hayvanlarin sutunde var, depo yaglarinda var. Ama bizim inegimiz merada otlasa, dogru beslense doymus yag asidi sutte ve hayvansal yagda sifir olacak. Dolayisiyla kolesterol oksitlenmemis olacak. ANTEP YUVALAMASÝNÝN FAYDALARÝ SORU- Peki bu mumkun mu? Merada otlayan inek, otlayacak da, sut yapacak da kac kisiyi besleyecek? Fiyati yukseltmez mi tum bunlar? CEVAP- Cok guzel bir noktaya degindiniz. Yillardir hep boyle aldatiliyoruz. “Dunya nufusu ac. Dunyayi besleyebilmemiz icin yapay gubreye, yapay yeme ihtiyacimiz var. ” Hayvansal proteini, tek kaynak olarak gorurseniz haklisiniz. Ama insan ekmek yerken bile protein almis oluyor. Hububat, baklagillerde bile protein var. Simdi doktorlar bunu okur okumaz itiraz ederler. Derler ki “Esansiyel amino asitler vardir”. Yani hayvansal gidada var olan, vucudun uretemedigi mutlaka disardan alinmasi gereken bazi protein yapi taslari, amino asitler vardir. Ornegin; mercimekli bulgur pilavi yaptiginizda bulgurda eksik olani mercimekten, mercimekte eksik olani bulgurdan aliyorsunuz. Anakiz diye bir yemek varmis, ben de yeni gordum, bulgurdan yapilan kucuk koftecikler nohutla birlikte pisiriliyor. SORU- Antep yoresinin yuvalamasi gibi.. CEVAP- Bir baklagil ve bir hububat. Birbirinin eksiklerini tamamliyorlar. Tam ete esdeger protein almis oluyorsunuz. Makro nutrientler yag, protein ve karbonhidrattir. Mikro nutrientler ise vitaminler, mineraller, enzimlerdir. Bizim sute kalsiyum acisindan ihtiyacimiz var. Eger merada otlayan bir hayvanin sutuyse icinde bulunan omega-3′e ihtiyacimiz var. Turkiye’de biliyorsunuz genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten. Ama yapay yem ureticileri “biz dunyayi nasil doyuracagiz” yalaniyla kandirarak hayvanciligi katlettiler. Hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku neyle besleniyor, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor. Hizla kan sekerini yukselten, hayvanin yaglanmasina yol acan ve hayvanin seker hastasi olmasina yol acan bir beslenme sekli. ÝNEK NE YEMELÝ Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici doymus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun oksitlenmesine yol acar. Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur. Yine merada beslenen inegin sutunde insuline benzer buyume hormonu vardir. Bu genclik asisidir, butun hucrelerin kendisini yenilemesini saglayan maddedir. Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. Ýste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama batida ekolojik hayvanciligin sonucu elde edilen sut ile konvansiyonel uretilen sutun maliyeti arasindaki fark yuzde 10-15′i gecmiyor. Ne Turkiye yasalarinda ekolojik hayvancilikla barisigim, ne de AB’dekiyle. Ekolojik hayvancilik denince akla “ekolojik tarim sonucu elde edilmis urunlerle hayvanin beslenmesi” geliyor. Affedersiniz ama 2000 yil once hayvan nerden patatesi buldu da yedi, ya da pancari. Ýnegin normal beslenmesinde pancarin, misirin ve patatesin yeri var mi? Yok. SORU- Demek Amerika’dakilerin varmis. CEVAP- Orada da yok. Ýster ekolojik tarimla, ister normal tarimla elde edilmis olsun hayvana pancar verilmesi yanlis. Zaten hayvanin sutunun kotu olmasinin sebebi hayvanin, karbonhidrati zengin, onu yaglandiran tarzda, misirla beslenmis olmasi. O yuzden ekolojik hayvancilik dedigimizde yasalarimizin buna gore organize olmasi gerekiyor. Tanimlamamiz gereken, ture ozgu beslenme. Bir inek nasil beslenir dogada? Oyle beslersek inegin saglikli olmasini saglariz. Dolayisiyla verdigi urunun de insanlara saglikli olmasini saglariz. Butun dogada kendiliginden yetisen yesillikler omega-3 agirlikli yag icerir. Ýnsanlarin eliyle ekilenler omega-6 icerir. HAMSÝYÝ HANGÝ YAGDA KÝZARTACAGÝZ SORU- Ne fark var arasinda? CEVAP-. Ýnsan vucudunun her hucresinde hucre zari vardir. Bu hucre zari lipo protein katmanla sarili. Yani bir yag bir de protein. Bu hucre zarindaki yag ana madde olarak omega-3′tur. Tek tuk omega-6 da icerir. Biz yesillikten uzaklastikca ve hayvanimizi da yesillikten uzaklastirdikca elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insanin her gun 1 gram omega-3 almasi gerekiyor. Omega-6 yag asitleri ile omega-3 yag asitleri vucudumuzda ayni enzimlerle metabolize edilir. Biz aycicegi yagi, soya yagi gibi yaglarla beslenip cok omega-6 aldigimiz icin artik omega-3′e enzim kalmiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicegi yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor. Butun yaglar, yag asitlerinin karisimidir. Onlar da 3′e ayrilir. Doymus yag asitleri, tekli doymamis yag asitleri, coklu doymamis yag asitleri. Coklu doymamis yag asitleri ikiye bolunur, onlar da omega-3 ve omega-6′dir. Bundan 40-45 yil oncesi omega-6 kolesterolu dusuruyor diye tum topluma soyledik. Aycicegi ve misirozu yaglarini tukettirdik. Fakat sonra anladik ki bu yaglar iyi kolesterolu de, kotu kolesterolu dusurdugu oranda dusuruyor. Bizim kolesterol acisindan saglikli olmamizdaki unsur iyi ve kotu arasindaki dengedir. Ýkisini birden dusururse denge bozulmamis oldugundan herhangi bir iyilik elde etmis olmuyoruz. DEPRESYONUN CARESÝ SORU- Ýkisi arasinda denge mi, fark mi onemli? CEVAP- Oran onemli. Omega-6′yi o kadar fazla aliyoruz ki, almis oldugumuz azicik omega-3′u de degerlendirmeden vucuttan hemen atiyoruz. Omega-3 olmayinca hucre duvarina veremiyorsunuz. Hucre duvari da omega-3′ten olusuyor. Vucut da asil malzemeyi bulamadigi zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hucreyi onariyor. Omega-3 yerine, omega-6 yag asidi olan arasidonik asidi kullaniyor. Ama bu asit butun stres komalarinin hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasiyla ormus oldunuz. Disardan biri tas atsa havaya ucacak. SORU- Ama o zaman da ben size stres ilaclari satacagim. CEVAP- Tabii. Omega-3′ten zengin beslenen toplumlarda depresyon cok az oranda goruluyor. Zihinsel performans artiyor. Beynimizdeki toplam yag asidinin yarisi omega-3 olmak zorunda. Ama biz vucudumuza bunu sunamiyoruz. CAY VE ZEKA SORU- Beslenmeyle dogrudan iliskili oyle mi? CEVAP- Ayni sey mesela demir icin de gecerli. Zamaninda Turkiye’nin yarisi aptaldir lafi cok tepki yaratti. Bunu bu sekilde ifade etmek hos olmadi, ama Turkiye’nin yarisinda demir eksikligi, kansizligi var. Demir eksikligi zihinsel eksiklik yaratir. Sonucta demir ustunden dusunursek Aziz Nesin hakliydi. Turkiye’de cay tuketiminin de buna katkisi var. Demirin emilimini olumsuz yonde etkiliyor. Ama diger taraftan cay iyi bir anti oksidan. SORU- Yemekten hemen sonra cay icme adetimiz var. Dogru mu? CEVAP- Sekerle icmediginiz takdirde hicbir zarari yok. Yemekten hemen sonra cay icilebilir. , SORU- Demirin emilimini engelledigi icin iki saat sonra icmek gerektigi soyleniyor. “CAYÝ SEKERSÝZ ÝCÝN!” CEVAP- Uc saat. Ben tekrar omega-3′e donmek istiyorum. Cunku hayati bir olay. Omega-3′un eksikligi insanlari , seker hastaligina itiyor. Damarlarin sertlesmesine yol aciyor. Pihtilasabilirlik oranin artmasina, dolayisiyla kalp damarinin veya beyin damarinin pihtiyla tikanip “inme” veya “enfarktus” olmasina yol aciyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarimiz cok azaldi. Toplum olarak zaten baligi cok az tuketiyoruz. Omega-6′yi cok tukettigimiz icin omega-3′un yolunu kesiyoruz. Artik kesin olarak biliyoruz ki, aycicegi ve soya yagi kansere sebep olabiliyor. Akciger kanseri, meme kanseri, kalin bagirsak kanseri, seker hastaliginin olusumunu kolaylastiriyor. SORU- Aycicegi de bir bitki. Neden zararli? Kimyasal yapisindan dolayi mi, uretim hatasindan mi? CEVAP- Kimyasal yapisindan. Kultur bitkisidir. Omega-6 yag asidi icerdigi icin. Mesela zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor. Biz bunlara trans yag asitleri diyoruz. Bu yag asitleri de yine kolesterolu oksitleyerek damar sertligi yapiyor. Diger taraftan trans yag asidi beyindeki sinir kiliflarina girerek beyindeki iletiyi bozuyor ve parkinson, alzheimer gibi hastaliklara sebep oluyor. “ANNEMÝN YEMEKLERÝ BASKAYDÝ” SORU- Acaba “tadi guzel” dediklerimiz bize disardan dayatilan bir kavram mi? Guzel nedir? CEVAP- Esinizle ilk evlendiginizde yemek yaptiginiz zaman size itiraz etmedi mi, “benim annem boyle yapiyor” diye? SORU- Ben guzel yemek yaparim. CEVAP- Ona ragmen itiraz etti. Ýnsan cocuklugundan alistigi damak tadini ariyor. Belki dunyanin en kotu ascisi annesi, ama insan neye alistiysa onu ariyor. SORU- Eski caglardan bu yana insana dair guzel-cirkin kavrami bile ne kadar cok degismis. Biz ona boyle bir deger yukledigimiz icin guzel oluyor. Toplumda da dayatilan degerler var. Kola ya da hamburger icin “bak bu guzeldir” deniyor cocuklara. CEVAP- Ben o yuzden universitelerde konferans vermeyi tercih ediyorum. Cunku; onlar yakin zamanda anne baba adaylaridir. SPOTLAR(ONEMLÝ BÝLGÝLER) “Bir kutu mesrubatta 35 gram; 200 gram meyvede 30 gram seker vardir. Ýnsanoglunun 200 gram meyve disinda hic seker yememesi gerekir. Diyelim ki cok aserdiniz, 2 parca cikolata yediniz, o gun meyve yemeyin. Bir matematik yapmak zorundayiz. Elbette, meyveden elde etmis oldugumuz birtakim vitamin ve antioksidanlari da feda etmis oluyoruz.” “Turkiye’de genclerde inanilmaz bir demir eksikligi var. Kirmizi et dogadaki en onemli demir kaynagidir. Bitkiden demir cok daha az ozumsenebilmektedir. Dana eti bir demir kaynagidir, protein kaynagi degildir. Ben proteinimi bulgurdan, baklagilden aliyorum zaten.” “Yapay yem ureticileri ‘biz dunyayi nasil doyuracagiz’ yalaniyla, hayvanlari meralardan ahirlara cektiler ve bugun her ahir hayvani seker hastasi. Cunku, pancar kuspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve misirla besleniyor. Dogal beslenen inegin sutunde omega-3 vardir, yapay beslenende hic yoktur. Dogal beslenen inegin sutunde damar sertligi yapici donmus yag asidi yoktur, yapayda vardir. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolun asitlenmesine yol acar. Dogal beslenen inegin sutunde dunyanin bugune kadar bildigi en buyuk antioksidan olan alfaminolimik asit vardir. Bu maddeyi tuketen kadinlarda meme kanseri yuzde 40 daha az gorulmektedir. Yapay beslenen inegin sutunde bu hic yoktur. Duymussunuzdur kirsal alanda 100 yasini asmis bazi insanlarda ikinci kalici disler duser ve onun yerine ucuncu disler cikar. Ýste bu dogal sutun eseridir. Dogal sutun maliyetinin cok pahali oldugu soylenir ama aradaki fark yuzde 10-15′i gecmiyor. Elimizde tek bir omega-3 kaynagi kaldi. O da dogal deniz baligi; kultur baligi degil. Halbuki insan her gun 1gram omega-3 almasi gerekiyor. Diyelim ki hamsiyi aycicek yaginda kizarttik, o hamsiden artik bize fayda gelmiyor. Zeytinyagi omega-9 yagidir. Tekli doymamis yagdir ve omega-3 un emilimine hicbir zarari yoktur. Ayrica aycicegi yaginin bir olumsuzlugu daha var. Pisirme esnasinda maruz kaldigi isidan sonra birtakim yapay yag asitlerine donusuyor. ************ Posted by: “mukerrem s.” mukerrem5@hotmail.com sifabuldum Sat Mar 1, 2008 3:01 pm (PST)
(PoSTaM) Tubitak’a sorulan ilginc sorular ve yanitlari
Tübitak’a sorulan ilginç sorular ve yanýtlarý
*TÜBÝTAK Bilim ve Teknik Dergisi’nin internet sayfasýndaki ”Merak Ettikleriniz” bölümüne gönderilen sorular okuyanlarý þaþýrtýyor.*
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araþtýrma Kurumu’nun (TÜBÝTAK) Bilim ve Teknik Dergisi’nin internet sayfasýndaki ”Merak Ettikleriniz” bölümüne yanýtlanmasý istemiyle gönderilen sorular okuyanlarý þaþýrtýyor.
“http://www.biltek.tubitak.gov.tr” sitesinden derlenen bilgilere göre, “Merak ettikleriniz” bölümünde, *”Antropoloji, astronomi, bilgisayar, bilim teknik kulübü, biyoloji, botanik, çevre ve iklim, elektronik ve elektronik, fizik, genel, gýda ve teknolojisi, kimya, matematik, psikoloji, satranç, spor, teknoloji-tasarým, týp, yerbilim, inþaat ve mimari ve zooloji” *ile ilgili konularda gönderilen çok sayýda soruya cevap veriliyor.
*Bölümdeki bazý ilginç sorular:*
“Leyleklerde hamilelik ne kadar sürer?”. “En uzun rüya 6 saniye midir?”. “Aþkýn kimyasý var mý?”. “Dünyanýn merkezindeki ateþ sönerse neler olur?”. “Bazý insanlar sivrisineklere diðerlerinden neden daha çekici gelir?”. “Kýzlýk zarý diðer hayvanlarda da bulunur mu?”. “Örümcek, aðýný örerken ipliðini nereden bulur?”. “Neden kaþýnýrýz ve bazen vücudumuzda kaþýnan bir bölgeyi bulamayýz?”. “Ben 8 yaþýndayým korsanlar hangi yýlda vardý?”. “Sorum çok net sizce uzaylý diye bir þey var mý?”. “Kaplumbaðamýn kabuðu çok yumuþamýþ, ne yapabilirim?”. “Uzayda dikilen bir bayrak dünyadaki gibi dalgalanýr mý?”. “Fýrtýnalý havalarda, evin içinde de olsam, telefondaysam ya da duþtaysam, beni yýldýrým çarpabileceðini duydum, bu doðru mu?”. “Þimþeðin çakýþ hýzý nedir?”. “Köpekbalýklarý neden durmadan yüzüyorlar?”. “Yýlanlar ve kertenkeleler, niçin sürekli dillerini dýþarýda tutar?”.
Bilim ve Teknik Dergisi’nden sorulara bilimsel cevaplar verilerek, ilgililerin meraký giderilmeye çalýþýlýyor. “Leyleklerde hamileliðin ne kadar sürdüðü” sorusuna, “kuþlarda doðum olayýndan söz edilemediði gibi bir hamilelik döneminden de bahsedilmeyeceði” belirtiliyor.
“En uzun süren rüyanýn 6 saniye mi” sorusuna ise “Tekrar eden rüyalarda kiþi sürekli birbirine benzer rüyalar görüyor. Bu tip rüyalar yalnýzca uykunun son evresinde gerçekleþiyor ve 45 dakika sürebiliyor.
Ýkinci aykýrý durum ise gerçek gibi rüyalardýr. Gerçek gibi rüyalarda, kiþi uyandýktan sonra birkaç dakika gördüðünün rüya mý yoksa gerçek mi olduðuna dair bir bocalama dönemi yaþýyor. Bu tip rüyalarýn da süresi 30 dakikayý aþabiliyor” karþýlýðý veriliyor.
“Aþkýn kimyasý var mýdýr” sorusunun yanýtý ise “Aþkýn kimyasý denince ilk akla gelen, feniletilamin (PEA) adlý maddedir” þeklinde.
“Bazý insanlarýn, sivrisineklere diðerlerinden neden daha çekici geldiði” sorusu ise “Bilimadamlarý, sivrisineklerin kurbanlarýný neye göre seçtiklerini hala araþtýrýyor. Gerçekten de bazý insanlar sivrisinekler için oldukça popülerken bazýlarý da hiç ilgi görmüyor” diye karþýlýk buldu.
“Kýzlýk diðer hayvanlarda da bulunup bulunmadýðý”na iliþkin soruya ise “Kýzlýk zarý (hymen) birçok karasal memelide (kobay, sýçan, köstebek, at, sýrtlan, lama, lemur, vs.) bulunuyor” denildi.
“Örümceðin, aðýný örerken ipliðini nereden bulduðu” sorusuna ise “örümceðin aðýný örerken kullandýklarý ipliði bir yerden bulmalarý için örneðin doðadan toplamalarýnýn gerekmediðini, aslýnda örümcek aðýnýn, bu canlýnýn kendi ürettiði protein yapýsýnda bir madde olduðu” þeklinde yanýt veriliyor.
Bir meraklýnýn, “Sorum çok net; sizce uzaylý diye bir þey var mý?” sorusu ise çok net bir yanýt veriliyor: “Bilmiyoruz!..”
*Kaplumbaðanýn yumuþayan kabuðu*
Evinde bakýmýný üstlendiði kaplumbaðasýnýn “kabuðu çok yumuþayan” bir hayvansever ise soru yönelterek, çözüm arýyor. Verilen cevapta, “Haþlanmýþ bir yumurtanýn kabuðunun bir gün kadar suda bekletin. Bu suyu kaplumbaðanýn suyunun içine koyun. Ara ara da haþlamýþ yumurta aký verin. Böylece kabuk için gerekli besin verilmiþ olur” deniliyor. “Köpekbalýklarý neden durmadan yüzüyor” þeklindeki soruya, “Köpekbalýklarýnýn çoðu iki nedenden ötürü durmadan yüzerler; solunum yapmak ve batmamak için” diye karþýlýk verildi.
*Fýrtýnada tedirginlik*
Bir kiþinin de siteye ulaþtýrdýðý, “Fýrtýnalý havalarda, evin içinde de olsam, telefondaysam ya da duþtaysam, beni yýldýrým çarpabileceðini duydum, bu doðru mu?” sorusu da “Yýldýrým son derece güçlü ve tehlikeli bir kuvvet. Evet, telefonda konuþuyorsanýz ya da suyla ilgili bir þeylerle uðraþýyorsanýz, evin içinde de olsanýz sizi çarpabilir” þeklinde cevaplandý.
*Ýlginç sorular ve cevaplar*
Soru: “Yýlanlar ve kertenkeleler, niçin sürekli dillerini dýþarýda tutar?” Cevap: “Dil dýþarýda tutulmaz, sürekli olarak dýþarýya uzatýlýp, içeriye geri alýnýr. Özellikle yýlanlar ve kertenkelelerde görülen bu davranýþýn esas nedeni, çevreden duyum almaktýr.
Soru: “Balýklarýn hafýzasýnýn kýsa süreli olduðu nasýl bir testle anlaþýlmýþtýr.” Cevap: “Balýklar yalnýzca içgüdüleriyle hareket eden basit canlýlar deðil, akýllý, sorunlarýna zekice çözümler bulan, toplumsal zekaya sahip canlýlar olarak kabul ediliyor.”
Soru: “Kargalarýn ortalama ömrünün yaklaþýk 200 yýl olduðunu duydu.Doðrumudur?” Cevap: “Doðada vahþi olarak yaþayan kargalar en fazla 13 - 14 yýl kadar yaþarlar?”
Soru: “Uzun baðýrsak ve kýsa baðýrsaðýn uzunluðu kaç metredir?” Cevap: “Saðlýklý bir eriþkinde ince baðýrsak boyu yaklaþýk 6 - 6,5, kalýn baðýrsak boyuysa yaklaþýk 1,5 - 2 metre.”
“annevehayat” tasarruf adýna
> > > > > BiR ALINTI > > > > > > > > >On dokuz yýl evveldi. Stockholm’e gitmiþtim. > > >Bir otele indim. Geceydi. > > >Sabahleyin, traþ olmak için lavaboya gittiðimde, > > >aynanýn yanýnda ilginç bir not gördüm. > > >’Lütfen diyordu, traþtan sonra jiletinizi çöpe atmayýn. Yanda bir kutu > >var, > > >oraya býrakýn. Bir tek jiletle dahi olsa,Ýsveç çelik sanayisine yardýmcý > > >olun.’ > > >Doðrusu hayretler içinde kaldým. > > >Çocukluðumdan beri çelik eþya denince akla Ýsveç çeliði gelir. > > >Birçok eþya üzerinde ‘Ýsveç çeliðinden yapýlmýþtýr’ diye yazardý. Ýste o > > >ülke, kullanýlmýþ bir tek ufacýk jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor,
> >ona > > >sahip çýkýyor, gelen turistlere rica yollu uyarýda bulunuyordu.. > > > > > >*** > > > > > >Ýsviçre’de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televizyonlar, > >basýn > > >bir haberi duyurur. > > > > > >’ Þu tarihte, su saatte, adamlarýmýz gelecek. Siz lütfen hazýrlýðýnýzý > > >yapýn. Okumadýðýnýz, ilgilenmediðiniz, kullanmadýðýnýz ne kadar kitap, > > >dergi, gazete varsa, kâðýt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç > > >prospektüsü dahi olsa, kapýnýn önüne koyun. Ýsviçre’nin kalkýnmasýna > > >yardýmcý olun. > > >Fazla aðaç ziyanýna engel olun.’ > > > > > >*** > > > > > >Beþ yaþýnda idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayýklýyordu. Birtane yere > > >düþtü. Babaannem eðildi, aramaya baþladý. > > >Saða bakýyor, sola bakýyor, bulmaya çalýþýyor. Çocukluk iþte, > > >”Aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, > > >yorulmaya deðer mi?” > > >Rahmetli ilk defa sertleþti bana karþý, öfkeyle doðruldu. > > >’Sen oturduðun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken > >gördün > > >mü? Ýnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin > > >göz nuru, alýn teri, emeði, çilesi var biliyor musun? ‘ > > >Utancýmdan kýpkýrmýzý olmuþtum. > > >Aradan yýllar geçti. Hukuk Fakültesinde öðrenciyim. Alain’in proposlarini > > >okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatýrladým. Alain, “Bir insan yerde > > >bir iðne görüp de eðilip almazsa, bütün uygarlýða karþý ihanet etmiþ olur > >’ > > >diyordu. Ýlave ediyordu. ‘ Bir iðnenin üretiminde binlerce insanin alýn > > >teri, göz nuru, el emeði vardýr ‘ diyordu. > > > > > >*** > > >Japonlar son derece sade, basit, yalýn mütevazý yasayan insanlardýr. > > >Evlerini mobilya ile eþya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül > > >edememiþ, hayatýn manasýný anlayamamýþ, zavallý kimselerdir. > > >Böyleleriyle, zavallý, evini mezat salonuna çevirmiþ diye eðlenirler. > > >Bir insanin gösteriþ için eþyanýn esiri olmasý ne kadar acýdýr. > > > > > >Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboðazdan geçiyor. > > >Ýç borçlar, dýþ borçlar gýrtlaðý aþýyor. Zamanýn baþbakaný meclisi > >toplar. > > >Kürsüye çýkar. Durumu olanca açýklýðý ve tehlikeleri ile anlatýr ve “Þu > > >andan itibaren der, Allah þahidim olsun ki, Japonlarýn iç ve dýþ borçlarý > > >son kursuna kadar ödenmeden, pirinçten baþka bir þey yemeyeceðim. Su > > >üstümdeki elbiseden baþka elbise giymeyeceðim. ‘ > > > > > >Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçýnma kampanyasý > > >açýlýr. Japonya bütün borçlarýný öder. Bu durumun toplumun bütün > > >kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadýðýný söylemeye gerek yok. > > > > > >Geçenlerde Japon imparatorunun sarayýný gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, > >ne > > >kadar mütevazý, ne kadar gösteriþten uzak… Gerekmediði halde elektriði > > >yakmakla, suyu kapamadan bos yere akýtmakta, gece çamurlu > >ayakkabýlarýmýzý > > >temizlemeden yatmakla, yemek yediðimiz kaplarý yýkamadan býrakmakla biz
> >de > > >zalimler sýnýfýna geçmiyor muyuz? > > > > > >Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüþtür.. > > >Her þey o kadar birbirine baðlýdýr ki, > > >Ýlkokul okuma kitabýmýzdaki bir sözü hiç unutmadým. > > >”Bir mýh bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atý, bir at bir orduya savasý > > >kaybettirir” diyordu. > > > > > >Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalým, ister fakir, > >hepimiz > > >çok dikkatli olmak zorundayýz. > > >Bunda parayý da, maddiyatý da aþan büyük bir edep ve incelik vardýr. > > >
