Warning: mb_strtolower() [function.mb-strtolower]: Unknown encoding "" in /mnt/local/home/nurierdem/iskenderiye.net/wp-content/plugins/WP-SEO-Master/modules/seo-master.php on line 175
Gece | İskenderiye.net

Yemek…

*Yemek…*

**
* *
*Tunahan Dumanlı*
* tunahandumanli@haberdokuz.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır *
* *
TESEV BaÅŸkanı Can Paker’in evinde verilen ve BaÅŸbakan ile bazı gazetecilerin katıldığı akÅŸam yemeÄŸi malumunuz. Söz konusu akÅŸam yemeÄŸini BaÅŸbakan istemiÅŸ *[1]*. Davetlilerin isimlerini bile kendisinin verdiÄŸi söyleniyor.

Can Paker Milliyet’teki söyleÅŸisinde kendisine sorulan “*Ben çağırsam BaÅŸbakan benim evime yemeÄŸe gelmez. Siz çağırdığınızda neden geliyor?” sorusuna “*BaÅŸbakan ile yoÄŸun bir iliÅŸkimiz yok. Herkesle olduÄŸu gibi onunla da aramda bir güven iliÅŸkisi var. ‘ArkadaÅŸlarımı da çağırırım, hoÅŸ bir gece geçiririz’ dedim, kabul etti. Bir senedir konuÅŸuyoruz, en sonunda ÅŸu tarihte geleyim dedi” cevabını vermiÅŸtir. Aklıma fındık reklamının sloganı geldi. Tabi yersen.
* * Ev sahibi Can Paker ile ilgili kısa bir bilgilendirme fena olmaz herhalde. Can Paker; TÜSİAD, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, TESEV gibi birçok sivil toplum kuruluÅŸunun yönetiminde yer almaktadır. George Soros tarafından kurulan Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Danışma Kurulu üyeleri arasında olup, danışma kurulu baÅŸkanlığı görevini yürütmektedir. Açık Toplum Enstitüsü, Türkiye’deki çalışmalarına 2001 yılında İstanbul’da temsilcilik açarak baÅŸlamıştır. Enstitü Türkiye’de; TESEV, Açık Radyo, Açık Site, Bianet, Umut Vakfı, AÇEV, Tarih Vakfı, Avrupa Hareketi gibi sivil organizasyonlara maddi kaynak aktardığını açıklamıştır. Ayrıca 2001′den 2006 yılı sonuna kadar 86 projeye 7 milyon ABD doları destek saÄŸlamıştır.*[2]*
devamı için: http://www.haberdokuz.com/tunahan-dumanli/yemek.html

Ýnsanlar neden islam ile uðraþýyorlar

Yurt dışında Yaşayan Yeğenim mail kutusuna düşen Kutlu doğum haftası ile ilgili bazı itirazları konu alan bir yazıyı banada göndererek fikrimi sormuşdu. Bende aynı soruların muhatabı olabilecek başka arkadaşlarımızında ilgileneceğini düşünerek cevabımı gruplar ilede paylaşıyorum
Sevgili xxxxxx
Türkiye’deki anti İslam yapının bu kutlu doğum haftasına karşı her türlü saldırısı oldu ve hepsi yanıtlandı. Hatta bazı paşaların Kutlu doğum haftasında kuran okuyan kız çocuklarının başörtülerine kâhyalığa kalkışması ve bu haftayı kutlayanları düşman ilan etmesi maskaralığı bile cevabını buldu. Gerekli milli tepkiyi de gördü. Bu itirazları yapanların şimdiye kadar ne Noel ne de yılbaşı kutlamalarına bir itirazı olmadığı gibi sevinçle kutlayanlardan oluşması da ayrıca düşündürücüdür.
Türkiye Din, fikir, felsefe açısından İslam’ın ve Müslümanların en azgınca saldırıya uğradığı bir ülkedir.
Çünkü İslam âlemi içinde uzun yıllar önderlik yapmış bu ülke İslam ülkelerinin arka bahçelerinden biri değil bilakis başı ve beynidir.
Birinci dünya savaşının galipleri olan son haçlı orduları İstanbul dan çekilirken Türkiye yi aslında adına Türkiye Cumhuriyeti deseler de gizli bir Yahudi devleti şeklinde kurarak çekilmişlerdir. Bu çekilişte Türklerin kafasını ezip psikolojik olarak çökertmek sureti ile İslam’ı yeryüzünden silmek, hem Türkleri Türk den başka bir şeye dönüştürmek bu olmazsa da Hıristiyanlığa yaptıkları gibi, dinin aslını karıştırıp sulandırarak kaynağından uzaklaştırmak projesinde Türkiye yi o tarih den beri laboratuar olarak kullanmaktadırlar.
Sadece zorla şapka giydirmek için binlerce insan idam edilmiştir. Bu bahane ile Müslümanlar tüm işyerlerinden kovularak devletin bürokrasisi başta Yahudiler olmak üzere azınlıkların ve masonların kontrolüne alınarak, dünyacı, heveslerine düşkün, çıkarcı kişiler öne çıkarılarak soysuzlaştırılmış. İstihbarat örgütlerinde ve derin devlet işlerinde kullanılmak üzere ırzına geçilerek eşcinselleştirilen veya fahişeleştirilen kişilerin militarist çeteler olarak kullanıldığı yapılar oluşturulmuştur. Bu saldırılar karşısında Müslümanlar kendi kimliklerini korumak için yasaklanmış olan simgelerden geride kalanlar ile kendilerini ifadeye devam etmişlerdir. Bunlardan sonuncusu da Başörtüsü dür. İşte bu mihval üzere Peygamberinin doğum gününü kutlamada İsa as. Mın doğum günü denilerek Türkiye de batılılar dan çok daha aşırı azgın ve sapkın şekilde karnaval gibi kutlanan yılbaşına alternatif kutlu doğum haftası kutlanmaları başlatılmıştır. (İsa as. In doğum günü konusunda itiraza gerek yok çünkü burada böyle imiş gibi sunulmaktadır yılbaşı ama dini olarak değil ahlaksızlıklar ve israf kumar gibi azgınlık ile kutlanarak)
İşte bu yüzden İslam’ın her şeyine yalanlar ile saldıranlar bir süre sonra yalanlarının ciddi bir şeymiş gibi tartışılmasını sağlamanın ahlaksızlığın da başarılı olduklarını fark etmiş ve her İslami olayı bunu nasıl sulandırırız diye araştırma grupları kurarak çözümler aramışlardır.
Bu yazıda aynı şer cephesinin ürettiği fitnelerden biridir. Bunlar tutmazsa başkalarını araştırırlar. Mesela F.G. Hoca bizim zamanımızda nüfus kâğıtlarına babamızın kafasından attığı tarih yazılırdı derse ki Atatürk’ünde doğum tarihi bilinmemektedir. Bilinen tarih 19 mayıs Samsuna çıktığı gün olarak Atatürk’ün önerisi ile olsun diyerek doğum günü olmuştur. Yılı bile kesin değildir 1881 mi 80- 82 mi diye tartışmalar vardır.
Ama peygamberimizin doğumu kesin olarak bilinmektedir. Müslümanlar hem Ay hem de Güneş takvimini kullanmışlardır.
Osmanlı resmi olarak Rumi Roma Tarihini kullanmakta yanı sıra ikincil olarak ay takvimini de bazı dini konularda kullanmakta idi. Ayların bazı hususiyetleri olduğu için ay takvimi uzay zaman hesaplarında nedeni ileride ilim arttıkça açığa kavuşacak bir olaydır. (Kısmen tasavvufi ve bilimsel olarak bunu anlatmaya çalışabilirim ama hem uzun hem de noksan olacaktır) Ay takvimi ile devam ettirilmiştir. Çünkü bunlardan üç aylar Kuran da belirtilmiş bazı özellikleri olan ay ve günlerdir. Hâlbuki doğum tarihleri Müslümanlar da çok önemsenmediği halde söz konusu Allahın peygamberi olunca önem kazanmaktadır ve yaş hesabı daima güneş takvimine göre sayılmaktadır.
Ay takvimi ile de güneş takvimi ile de doğum tarihi belli olan peygamberimizin doğum tarihine yakın tarih de doğmuş mümin ya da kafir bir sürü kişi bulunabilir.
Tuhaf olan Peygamberlerinin doğumunu kutlayan Müslümanların durumu değil bu durumdan rahatsızlık duyan kafirlerin bunu bile, bize ne yahu diye geçemeyip kuduz köpekler gibi havlayacak bir şeyler arayışıdır.
28 Şubat sürecinde Süleyman Demirel tek tip insan yetiştireceğiz demişti.
İşte asıl sorun ve bu tek tip insan tipinin önünde engel teşkil eden ve kendisine gerici iddiası da oturmayan Rahmetli Barış Manço nun ölümü bile araştırılamamış zatürre diyerek kapatılmıştır.
Çinliler tarafından Türklere karşı gen seçici virüs şeklinde üretilen ama geliştirme aşamasında laboratuar dan kaçırdıkları için sonuç alınamayan sadece istihbarat birimlerinin kullandığı zatürree hastalığı zannı veren * Sars* virüsü ile öldürülmesinin (eğer doğru ise) sebebi de budur. Bu işler uzaktan bakıldığı kadar basit değildir. Türkiye gerçekten pek çok karanlık noktalar ile dolu bir ülkedir. Türkiye Birinci dünya savaşı galipleri olan haçlıların İslam’ı imha laboratuarı olarak kullanılmıştır. Bu planın bazı siyasi gelişmeler ile duraksaması ayrıca tartışıla bilir.
Peki dünya egemenleri neden bu işle bu derece meşgul olmaktadırlar sorusu sorulabilir.
Batı kültürü ürettiği yahudi kapitalist sisteme alternatif olarak kominizm’i üretmiş ama buda insan denilen çok boyutlu varlığın arayışını durduramamış iflas etmiştir.
Kapitalizm ise insanlığı her istediğini yapan bir mahluk haline getirmiş ama tatmin edememiştir.
İnsanlık iflas etmiş ve basit zevkler ile tatmin edilemediğinden çeşitli sapıklıklara batmış ama insan bundan da zevk almaz olmuş ve ne aradığını bilemez duruma gelmiştir.
Artık Yahudilerin kendi kavimlerine özel Yehova sı vardır. Onlar Yahova nın dünyayı içindekiler ile birlikte onlara verdiğine inanmaktadırlar. Bu yüzden dünya onlarındır. Diğer insanlar onların oyuncaklarıdır. Çeşitli oyunlar ile savaşlar çıkarıp ticaret yapmakta ve kıs kıs gülmektedirler. Ama bu oyun onların dahi artık canını sıkmaya başlamıştır.
Hıristiyanların Cennette oturan Baba tanrıları ise ilim ilerledikçe yetersizleşmekte mekanın esiri halinde tasavvur edilen bir zavallıdır. Kainatın boyutları, sayıların sonsuzluğundan ileri de tirilyonlarca ışık yılı olarak anlatılmaya başlanacaktır. Dünyanın anlamı gittikçe küçülmekte zamanda ters akan takyonlar dan ve milyonlarca paralel boyutlardan söz edilmektedir. Makro kosmosun sonsuzluğu mikro kosmosda bir yerlerde aynı şekilde uzayıp giderken enerjiye dönüşerek başka frekanslarda sonsuzluğa gitmektedir. Cennetteki mekanın esiri tanrının gücünü çok aşan bilimsel bulgular vardır. Sadece dünya dönüyor dedi diye halkı Müslüman yapmaya çalışmakla suçlanıp engizisyon mahkemelerine sevk edilen bilim insanlarının yerini aradıkları konuların sırlarını Kuran da bulan bilim insanları almış ve eskiden sıradan insanlara hitap ettiği sanılan İslam dini ve kitabı artık bilimin gelişmesi ile *gelişmiş araştırıcıların evet işte bu dedikleri bir yere oturmuş bulunmaktadır*.
Bu yüzden NATO Sovyetlerin çöküşünden sonra dağılmayı ret edip asıl büyük düşman olarak gördüğü İran’ın Cumhurbaşkanının yaşam tarzı gibi yer de minder de oturan şilte de yatan yerde yemek yiyen adamların Cumhurbaşkanlığı yaptığı ülkelerin engellenemezlerse çok hızlı bir şekilde batının vardığı noktayı sollayıp geçeceğinin farkına varmışlardır. İnsanların nazarında dünya hayatını bu kadar umursanmaz yapmasına şaşırdıkları İslam’ı kültürleri açısından yok edici etkisini fark ederek düşman konseptine almışlardır.
Artık kızıl tehlike tepelenmiş ve batının tüm yaşam felsefesini alt üst edecek kılıçsız İslam ortaya çıkmıştır. O yüzden NATO kızıl tehlikeyi Yeşile çevirip yeşil tehlikeye karşı yeniden organize olarak İslam ülkelerine saldırmıştır.
Bu saldırganlıkları aslında iç dünyalarındaki bir bozgunun sonucudur. Saldırı planlarının ise 11 Eylülden çok önce planlandığı bilinmektedir.
Roma çok kuvvetli olduğunu sandığı dönemde o zamanın hak dinine giren Hıristiyanları vahşi hayvanlara atarak aslında iç dünyalarındaki korkularını vahşi hayvanlara öldürterek eğleniyordu ve ya eğlendiklerini sanıyorlardı. Sonra ise Roma Papalığın merkezi oldu.
Şimdi Irakta bir milyonun üstünde insan öldüren ve milyonları evsiz yurtsuz bırakan canileri kadınlara kendileri tecavüz ederek onları aşağıladıklarını sanırken insanlığın gözünde de kendi gözlerinde de korkularını vahşi alt tabakalarına imha ettirdiklerini sanıp eğleniyorlar. Aslında korktukları gerçeklik ile yüzleşmeye başlıyorlar.
NATO’nun bu durumu en çok Türkiye yi sıkıştırmıştır. Çünkü Halkı Müslüman olarak düşman tanımlamasına giren Türkiye’nin Ordusu NATO ordusudur. Yani bu durum Türk ordusunu Türk milleti ile karşı cephelere savurmuştur.
Şimdi bu yüzden ABD de bu ikilemi çözememekte ve iki taraf arasında sıkışmaktadır. AB ülkeleri Türkiye ile bütünleşemezlerse ABD karşısında ihtiyar Avrupa tanımlaması ile kendilerine kötü bakılan bir ihtiyarlar evine dönmek üzeredir. Ne üretiyorsa en geri ülkeler bile onları üretmeye başlamıştır. Yakında miadını doldurmuş mesleklerin ustaları gibi yaşlı ve meslekleri de para etmeyen terzile, bakırcılar, sobacılar, vs. gibi eski günlerini yad eden fakir düşmüş ihtiyarlar olarak ölümü beklemeye başlayacaklardır. Asıl olan Türkiye’nin AB ye değil AB nin Türkiye ye daha fazla ihtiyacı olduğu anlaşıldığın da geç kalınmış olabilir.
Türkiye de Müslüman yaşam ve dindar olmak şu sıralarda sosyal hakların tümü ile kaybına yol açan bir suçtur ve bir iş sahibi olanlar İslam’a sövmek durumuna düşmektedir.
Özel sektörde dindarları çalıştırdığın da çeşitli yaptırımlara uğramaktadır.
Fethullah Gülen Olayı. Kısaca FG diyeceğim
Ben eskiden beri bu cemaatin pek çok genci ile tanıştım konuştum. Bunlar nerede ise Türkiye’nin en becerikli gençleri, ilk Bilgisayar kullananları ve ilk dünya ile yakınlaşan kişilerinden oluşuyorlar. Çoğu da fakir ailelerin çocuklarıdır. Müslüman halk bunlara başlangıçta büyük maddi destek verdi Daha sonra ise 28 Şubat sürecinde dini yasaklara karşı kesin tavır almadığı için halk soğudu ve destek azaldı. Ama daha sonra yine destek vermeye başladı. Bu arada Kendilerini Atatürkçü olarak niteleyenlerin ne fikir planında nede siyasi olarak bir bilgi üretemeyip daima biz adamı döveriz arkamızda devlet var havaları da onlardan halkı temelli kopardı. CHP nin hem milli irade karşıtı olması hemde Atatürke tek başına sahip çıkması onları Müslümanlar gözünde Putpereslerr olarak damgaladı. Profesör Atila yaylanın Atatürkçülük ilerlemeden daha çok gerilemeye tekabül eder sözü yüzünden yargılanıp mahkûm edilmesi de artık Atatürkçülük iddiasını övünülecek bir iddia olmaktan çıkarıp söyleyene tuhaf bakışların yöneldiği bir duruma düşürdü. Arada bir anıtkabire gidip milleti öte âleme şikâyet etmeleri ise bazılarını güldürdü bazılarını ise bunlar kafayı yemiş yahu diye şaşırttı.
MHP gencliği ise bıyıkları kesildikten sonra çok ağırlarına gitti ve MHP den koptular kopmayanlarda iktidara gelince yakınlarına iş bulmak derdine düşmüştü. Bir kısmı da AKP vatanı satıyor hikâyeleri ile vatanı kurtarmaya çalışırken ellerindeki babalarının son kuruşuna kadar paralarını sonra geri almak ümidi ile seçimde tüketip şimdi kara, kara düşünür oldular. Genelde mesleksiz boşta gezer mitinglerde CHP liler ile birlikte kalabalık ederek suni yaşama mahkûm kişilerden oluşuyorlar. Aslında AKP kapanırsa en büyük zararı onlar görecekler.
Bu durum Türkiye’nin ister istemez en işe yarar gençlerinin FG gençliğinden oluştuğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda bırakıyor Türkiye yi. Çünkü Devlet okulları artık boştagezer zavallılar yetiştiriyor. Özel okullar ise maaşlarından çok para harcayabilen gelirlerinin helal olması kuşkulu kesimlerin çocuklarına çok pahalı halkın ödemesi imkansız fiyatlardan kaliteli eğitim veriyorlar. Yani yeni bir haramzadeler nesli üretilmeye çalışılıyor.
Bunu itiraf etmekten korkan Egemenler artık sonlarının geldiğini his ediyor ve her türlü çılgınlığı yapacak ve iç savaş çıkarmaya da kalkışabilecek şekilde durumu hayat memat (memat=ölüm) durumu gibi görüyorlar.
Kısaca Bu kutlu doğum haftasına saldıranların yaptığı gibi asıl amacı Müslümanlara ve helal lokmaya saldırmak isteyenlerin haberlerini önemsemeyin. Bunlar gereksiz kakofoniler. Sonucu bunlar değil şimdilik bir süre daha ABD nin tutumu belirleyecek ve eski ata oynarlarsa durum ve değişim daha sancılı olacak ama bu ABD nin de Türkiye ye dolayısı ile beklide bölgeye son müdahalesi olacak çünkü tüm etkisini eski ata oynayarak kayıp edecek. Değişime oynarsa geleceği Türkiye’nin de dahil olduğu AB ile paylaşmak zorunda kalacak
Yukarıdaki konularda temas ettiğim kültürler mücadelesinde İslamın Tanrı hakkında ne dediğine gelince.
İslam La İlahe İlla Allah diyor. Bunun birkaç tercümesini anlatmaya çalışalım.
İlahlar yoktur illa Allah.
Dişil İlah yoktur İlla Allah
Allah dan başka ilah yoktur.
İlah hükmünü yürüten demektir. Tanrı anlamındadır. her şeyin bir tanrı ile ifadesi mümkündür. Eski yunanlıların tanrıları insana hakim olduğunda hükmünü yürüten tanrılar ile doludur. Aşk ilahı kimi yakaladı da esir etmedi sözünü hükmünü yürütmedi.
Buna Gazap ilahı,Yer, gök, bereket ,savaş, barış vs olarak uzatabiliriz. İslamda bu adların tümü ve daha fazlası Allahın tecellilerine verilen adlar olup tümü Allaha ait sıfatlardır ve insanda tecelli etmektedir.
La illa kavramını bana bir papaz sormuştu yoktur tanrı vardır tanrı demek ne demektir diye.
Verdiğim cevap uzundu ama özetlersek Vardan ve yoktan münezzeh Allah Demektir. Var ve yok kelimeleri mevcut değil iken ilk defa onları var edip söyleyen Allah o kelimelerinde yaratıcısıdır. Ama o kelimelerin kapsama alanının esiri değildir. Var ve yok kelimeleri dahi onun kendisini anlatmakta kullandığı iki tecelli aynasıdır.
İhlas suresinde
Bismillahirrahmanirrahim
Deki o Allah tek dir (Ahad)
Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde her şeyin kendisine muhtaş olduğudur. (Samed)
Doğmamış doğrulmamıştır. (lem yelid ve lem yüled)
Her ne ki var ise hiçbir şey ona benzeyemez ve oda hiçbir şeye benzemez. (Ve len yekünlehu küfüven ahad.
İnsan beyni bir PC gibi düalitik çalışır sıfır bir ak kara vs. O her şeyde tecelli eden ama hiçbir şeyin tam anlamı ile idrak edemeyeceği zattır Her yerde hazır ve nazırdır. Her şey onun isimlerinde tecelli eder. Bir ayet
İlk odur son odur. Görünen odur, görünmeyen odur. Demektedir. Ne görüyorsan onun isimlerinden sadece Zahir=Görünen isminin sana gösterilen kadarını görüyorsun.
Kuran bir ayetde Yıldızların yerlerine kasem ederimki bilseniz bu kasen ne büyük bir kasemdir diyor.
Hep merak ederdim neden yıldızlar değilde yerlerine diyor diye. Daha otuz kırk senedir öğrendik gördüğümüz yıldızların aslında sadece eski zamanlardan birinedeki yerine bakıyormuşuz ve o yoldız yüz binlerce sene önce o noktayı çoktaaan terk etmiş ama o sıradaki ışığı bize anca gelmiş.
Uzaydaki kara delikler beyaz cüceler var ve yok hepsi kuranda. Allah ile savaşa kalkışanlar. Onun Peygamberini alaya alanlar, Müslümanların onun doğumunu kutlayışına şaşıranlar şaşıp kalacakları sonsuz ve ölümsüz bir yaşama mahkum olduklarının farkında değiller.
Bu davranışları Tüm hayat sermayeleri olan sonsuz yaşamdaki taleplerini ortaya koyup boş bir iddiaya zar atmaya benziyor.
Selamlar
A.D.Şimşek

Lübnan’ın kuzeyi de karıştı … Arabası olan yandı …

Lübnan’ın kuzeyi de karıştı DIÅ HABERLER SERVİSİ BaÅŸkent Beyrut’ta çatışmalar dinerken ülkenin kuzeyi karıştı
Devamı Yorum Yaz (0) Arabası olan yandı AKP hakkındaki kapatma davasının ardından yerel seçimlerin öne çekilip çekilmeyeceÄŸi tartışma konusu olurken, hükümet, baÅŸta büyükÅŸehirler olmak üzere, belediyelerin gelirlerini yüzde 30 artırmaya yönelik, kamuoyunda “Deli Dumrul yasası†olarak bilinen düzenlemenin yasalaÅŸması için start verdi. Devamı Yorum Yaz (0) “TRT tarikat televizyonuna dönüştü” CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, TRT’nin tarikat televizyonuna dönüştüğünü iddia ederken, MHP Grup BaÅŸkanvekili Mehmet Åandır, TRT Kanunu tasarısını, “kadrolaÅŸmayı esas alan sıradan bir düzenleme” olarak nitelendirdi. Devamı Yorum Yaz (0) Türk tarihini alt üst edecek iddia! Bize hep “Türkler Anadolu’ya Malazgirt Zaferi’yle girdi” diye öğretildi. Ama arkeoloji böyle söylemiyor. İşte gerçekler…
Devamı Yorum Yaz (0) Dev dalga sıra deÄŸiÅŸtiriyor Yalçın DOÄAN OYNANAN dizilere bakmıyorum. Diziler doÄŸru olabilir, ama dizilerin içeriÄŸinde, oluÅŸmasında yanlış var. O zaman o dizilerin sonuçları yanlış. Devamı Yorum Yaz (0) Neden susuyor! Necati DoÄŸru Gazetecinin kulağına 3 yıl sonra “duy da yaz†diye fısıldanan haberle “sizi yıpratmak, siyasi geleceÄŸinizi karartmak†mı istiyorlar?
Devamı Yorum Yaz (0) Bakan ve vekil çocukları da ‘erken’ emekli Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel, erken emeklilikten yararlanmak için yalnız CumhurbaÅŸkanı Gül’ün oÄŸlu deÄŸil, 10’dan fazla bakan, 100’den fazla milletvekilinin çocuÄŸunun da sigortalı olduÄŸunu söyledi. Tezel’e göre, sigortalı çocuÄŸun cezası yok. Devamı Yorum Yaz (0) İsrail’in isim babası Amerika çıktı İsrail, 60′ıncı kuruluÅŸ yıldönümünü çeÅŸitli etkinliklerle kutluyor. ABD BaÅŸkanı George Bush’un da bizzat katılacağı kutlamalar öncesinde, Washington Post’ta yayınlanan bir yorumda, İsrail’in bağımsızlık ilanının tanınması konusunun ABD yönetiminde önemli bir çatlaÄŸa yol açtığı ortaya çıktı.
Devamı Yorum Yaz (0) “Türkiye İran olabilir” Başörtüsünün ülkesinde nasıl yaygınlaÅŸtığını anlatan İranlı gazeteci Pervin Ardalan, “Türkiye’de türban serbestisini ancak laiklikten ödün verilmeyecekse desteklerim. Ülkelerimiz bu demokratik olgunluÄŸa eriÅŸmeli. Yine de gözünüz açık olsun†dedi. Devamı Yorum Yaz (0) ‘Koru-kullan’ geliÅŸti, 53 turizm yatırımına vize çıktı Mutlu YUCA- Koray YILMAZDEMİR / DHA Ormanlarda turizme ayrılacak alanı il bazında binde 5’le sınırlayan tasarı, dün TBMM’de kabul edildi. Yasaya göre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine durdurulan 53 yatırım, yeni ÅŸartlarla kaldığı yerden devam edebilecek. Devamı Yorum Yaz (0) BaÅŸkent’te suya enflasyon zammı A.A. Ankara’da suyun metreküp fiyatı, Mayıs ayından itibaren yüzde 4,5 oranında arttı.
Devamı Yorum Yaz (0) Hizbullahın gözü yerel seçimlerde Okan KONURALP / ANKARA Terör örgütü Hizbullah, Mart 2009 yılında yapılması öngörülen yerel seçimlere Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun bazı ilçe ve beldelerinde bağımsız adaylarla katılmayı örgüt içinde tartışmaya açtı.
Devamı Yorum Yaz (0) Vakit Gazetesi’ne ağır ceza Belma ALTUNCU - İSTANBUL DHA Danıştay’ı hedef gösterme davasında Vakit Gazetesi’nin sahibi 100 bin YTL, sorumlu yazıiÅŸleri müdürü ise 11 bin 572 bin YTL para cezasına çarptırıldı.
Devamı Yorum Yaz (0) Dört ayda 16 bin ÅŸirket kapandı EKONOMİ SERVİSİ Ocak-nisan döneminde kapanan ÅŸirket sayısı 15 bin 802’ye ulaÅŸtı. Åirket kapanışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22.2 artış gösterdi.
Devamı Yorum Yaz (0) Enflasyon tsunamisi yoksulları vuracak BM Kalkınma Programı BaÅŸkanı Kemal DerviÅŸ, finans piyasalarında tıkanıklıkları engellemeye çalışan sanayileÅŸmiÅŸ ülkelerin geniÅŸletici politikaları nedeniyle Türkiye gibi ülkelerin “gerçek bir enflasyonist tehlike ve tsunami” ile karşı karşıya olduÄŸunu söyledi. Devamı Yorum Yaz (0) İsyan ettirecek zam! Elektrikte yüzde 20’yi bulacak ikinci zam yolda Arzda yaÅŸanan açık nedeniyle özel sektörden alınan elektriÄŸin maliyeti de faturalara yansıtılacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun ilgili yönetmeliÄŸi bu hafta görüşmesi bekleniyor. Devamı Yorum Yaz (0) “OÄŸlum ÅŸirkette 24 gün çalıştı” CumhurbaÅŸkanı Gül’den “Naylon sigorta” açıklaması… Pek çok vatandaşın yeni doÄŸmuÅŸ çocuklarını “mezarda emeklilikâ€ten korumak ve erken emekli olmasını saÄŸlamak için sigortalı yapması tartışmalara yol açarken, CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’ün oÄŸlu Mehmet Emre Gül’ün de 15 yaşındayken sigorta sistemine giriÅŸ yaptığı ortaya çıktı.
Devamı Yorum Yaz (0) Öküz yerine koyuyorlar! Necati DoÄŸru Sade anlatalım, basit açıklayalım. Herkes anlasın. Önemlidir. “SoÄŸan soyulurken yaÅŸarıyor da gözler, devlet soyulurken niçin aldırmıyor öküzler†durumuna düşmeyelim. Devamı Yorum Yaz (0) Ofer’e satmış ve gizlemiÅŸlerdi! Necati DoÄŸru Devletin malını, mülkünü, parasını, varlığını, bildik, tanıdık, hısım-akraba, partidaÅŸ, laikdaÅŸ, ülküdaÅŸ, dindaÅŸ, namazdaÅŸ, tarikatdaÅŸ, yabancı sermaye, beyaz sermaye, yeÅŸil sermaye kim varsa onlara aktararak, bir gecede zengin eden zihniyet duruyor. Devamı Yorum Yaz (0) İki hissedar iki farklı fiyat Türk Telekom’u Genel Müdür Paul Doany’nin kaptanlığında yöneten Hariri Ailesi, hisselerinin bir bölümünü Saudi Telecom Company’e satarken, Devamı Yorum Yaz (0) Türk Telekom’da çifte fiyat Oger Grubu, hisselerinin yüzde 35’ini Saudi Telecom Company’e 20 milyar dolar piyasa deÄŸeri üzerinden 21 Nisan 2008’de sattı. Devamı Yorum Yaz (0) ÇavuÅŸbaşı’nda tarikat manzaraları! İstanbul’un en güzel semtlerinden olan ve İsmailaÄŸa cemaatinin burada ikamet ettiÄŸi Beykoz’da sokak isimleri dikkat çekiyor. Devamı Yorum Yaz (0) İmam: Atatürk rozeti ile camiye gelmeyin Bahadır ÖKTEM/BEÅİKDÜZÜ (Trabzon), (DHA) Trabzon’un BeÅŸikdüzü İlçesi Merkez Camii İmamı Sezai YaÅŸar, yakasında Atatürk rozeti ile gelen 80 yaşındaki Ömer Atalar’a, “Bunu takıp camiye gelmeyin, günah iÅŸliyorsunuz†dedi. İmam Sezai YaÅŸar, rozetle namaz kılmanın caiz olmadığını öne sürerken, Trabzon Müftüsü Ahmet Bulut, “Rozetle namaz kılmanın dinen sakıncası yok†dedi.
Devamı Yorum Yaz (1) Putin’den müthiÅŸ bir imza Yarın görevini devrediyor. Ama giderayak öyle bir imza attı ki herkes ‘Putin PutinliÄŸini yaptı’ dedi. Rusya’da “demir yumruk†diye anılan Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin görevi devretmeden 1 gün önce tarihi bir imza attı.
Devamı Yorum Yaz (0) Zachau: Türkiye gelecek 2 yılda zorluk yaÅŸayabilir Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, “Önümüzdeki iki yıl Türkiye için bazı zorluklar arz edebilir. Büyüme geçmiÅŸte olduÄŸu kadar yüksek olmayabilir. Türkiye iyi politikalar sürdürdüğü sürece, bu zorlukları kolaylıkla yönetebilir” dedi. Devamı Yorum Yaz (0) Konuttaki yüksek haciz oranları ekonomiye zarar veriyor ABD Merkez Bankası (Fed) BaÅŸkanı Ben Bernanke, tutsat (mortgage) piyasasındaki koÅŸullarda devam eden zorlukların ekonomiyi tehdit ettiÄŸini söyledi.
Devamı Yorum Yaz (0) İstihdam paketi işsizliğe çare değil Hükümetin hazırladığı istihdam paketindeki düzenlemeler dikkate alınarak yapılan resmi tahminler, 2008-2010 döneminde istihdam artışının gerileyeceğini öngörüyor. İşsiz sayısının da 166 bin kişi artacağını ortaya koyuyor.
Devamı Yorum Yaz (0) Myanmarda kasırga: 22 bin ölü, 41 bin kayıp Myanmar’ı hafta sonunda vuran Nergis kasırgasında ölenlerin sayısı 22 bini geçti. Felakette onbinlerce kiÅŸi kaybolurken, yüzbinlerce kiÅŸi ise evsiz ve susuz kaldı. Devamı Yorum Yaz (0) Kasırga 350′yi aÅŸkın can aldı DIÅ HABERLER SERVİSİ Hızı saatte 190 kilometreye ulaÅŸan tropik Nargis kasırgası Asya ülkelerinden Myanmar’da 350 kiÅŸinin ölümüne yol açtı. Onlarca kiÅŸi de kayıp…
Devamı Yorum Yaz (0) Devamı… * Nestlé, Azerileri kızdırdı
Üye Giriş Formu Kapat Kullanıcı Adı Parola
Beni hatırla Parolamı Unuttum Yeni Üye

Anket AB’ye girmek Türkiye’nin çıkarına mıdır? DeÄŸildir Çıkarınadır Lübnanın kuzeyi de karıştı
Arabası olan yandı
TRT tarikat televizyonuna dönüştü
Türk tarihini alt üst edecek iddia!
Dev dalga sıra değiştiriyor
Neden susuyor!
Bakan ve vekil çocukları da erken emekli
İsrailin isim babası Amerika çıktı
Türkiye İran olabilir
Koru-kullan gelişti, 53 turizm yatırımına vize çıktı
____________________________________________________________________________________ Be a better friend, newshound, and know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

Restoranlarda ’bir duble rakı’ dönemi kapanıyor

Ali bey yanılmam konusunda haklı olabilirsiniz ama şunu çok iyi biliyorum bunların dini imani para olduğu için para gelecek yerden içkiyi esirgemezler. :) 13.05.2008 tarihinde Ali Akyol yazmış: > > ASİ TÜRK DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ OLDUĞUNU SANMIYORUM ÇÜNKÜ BİLDİĞİN GİBİ İKTİDAR > AŞIRI DİNCİ BURADAKİ AMAÇ İÇKİ TÜKETİMİNİ AZALTMAK..NEREDEYSE ELLERİNDEN > GELSE ÜLKEDE YASAKLAYACAKLAR > > 13 Mayıs 2008 Salı 09:28 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > acaba diyorum. anlaşıldığı şekildeyse bu içmeye gidenlere şişe aldırıp > > yabancıya satılan tekel’in kârını arttırmak mı nedeni? > > saçma olabilir ama ne bileyim öyle geldi aklıma… > > > > > > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor Ceyhun KUBURLU [image: > > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor]*Alkollü içki satışını > > düzenleyen ve yarı yürürlüğe girecek 5752 sayılı yasa, uygulama tebliğleri > > çıkarılmadığı için kargaşa yaratacak.* > > > > Yasa, alkollü içkilerin orjinal ambalajları dışında bölünerek satışını > > engelliyor. Bu nedenle, restoranlarda rakı, şarap viski gibi alkollü içki > > içmek isteyenlerin birer şişe satın almaları gerekecek. Uymayan işletme 10 > > bin YTL’ye kadar ceza yiyecek. > > > > *ALKOLLÜ *içki satışındaki yeni mevzuat herkesin kafasını karıştırıyor. > > Sektör temsilcilerinin bile tam olarak anlayamadığı bu düzenlemeler ile > > barlar ve restoranlarda kadehle içki satışı sona eriyor. Yarından itibaren > > yürürlüğe girecek olan 5752 sayılı yeni yasada maddelerin çok açık > > olmadığından yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, > > “Düzenlemede sigara ve alkollü içkilerle ilgili konular aynı başlık altında > > veriliyor. Şu anki haliyle sektörün sonu gelir. Net cümleler kullanılmalı” > > dedi. Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner ise uygulamanın mahalle > > aralarındaki tekel bayilerini kapsadığını iddia ederken, Turizm, Restoran, > > Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış Tansever ise > > “Müşterinin masasına içkiyi şişeyle mi koyalım” diye konuştu. Sektör > > temsilcileri, yasanın uygulamasına yönelik tebliğler ile açıklığa > > kavuşturulacağını, bu hali ile ev dışında içki tüketiminin imkansız hale > > geleceğini belirtiyorlar. > > > > *Sektörü bitirir* > > > > Sektörde yapılan düzenlemelerin her türlü yoruma açık maddeler > > içerdiğinden yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, şöyle > > konuştu: “Yeni düzenlemenin en büyük sorunu alkol ile sigaranın aynı maddede > > bulunmasıdır. Herkes bu konuda farklı yorumlarda bulunabilir. Bu maddede > > kadehte şarap satışı yasak olabilir. Ancak benim için bakkallarda satılan > > sigara kastediliyor. Yetkililer iki ayrı konuyu aynı maddede kullanarak > > cümlelerin sonunu açık tutuyor. Eğer kadehte şarap satışın yüzde 35′ini > > oluşturuyorsa ve restoranlarda bu yasaklanıyorsa, sektör için kaçınılmaz bir > > son olabilir.” > > > > *İnanmak istemiyoruz* > > > > Restoranında açık içki satma ruhsatı bulunduğunun altını çizen Turizm, > > Restoran, Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış > > Tansever, yeni düzenlemeyi şöyle yorumladı: “Ben restoran ve barlarda açık > > içki satışının yasaklanacağına inanmak istemiyorum. Açık içki satma ruhsatım > > olduğu için de sorun olacağını sanmıyorum. Tüketiciler şampanyayı bir şey > > kutlamak için patlatır. Galatasarayşampiyon oldu. Futbolcular gelip benim restoranımda kutlama yaparken > > şampanya patlatamayacak mı. Sonuç olarak parasını vermiş bu ürün satın > > almış. Ben böyle bir şeye inanmıyorum.” > > > > *5752 sayısı yasadaki ilgili madde ne diyor > > * > > *Yetkİlİ *olmadıkları halde, açık olarak içki satışı veya sunumu > > yapanlar ile satışa sunulan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü > > içkileri arz ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satanlara > > 1000 YTL 10 bin YTL’ye kadar idari para cezası. > > > > Tütün mamulleri veya alkollü içkilerin tüketicilere satışını, izinsiz > > olarak veya Kurum düzenlemelerine aykırılık oluşturacak şekilde internet, > > televizyon, faks ve telefon gibi elektronik ticaret araçları ya da posta ile > > sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış sistemi kuranlara 20 bin YTL > > ile 100 bin YTL arasında idari para cezası. > > > > Tütün mamulleri veya alkollü içkileri, otomatik satış makinesi ile > > satanlara veya bahis oynatmak veya ödül vermek gibi yollarla verenlere, > > fiili suç oluşturmadığı takdirde 50 bin YTL ile 250 bin YTL idari para > > cezası. > > > > *Sahte rakıyı önler* > > > > *EFE* Alkollü İçecekler CEO’su Egemen Demirtaş, konu hakkında henüz > > hukuksal bir araştırma yapmadıklarını ifade ederek konuşmasını şöyle > > sürdürdü: “Sektörde son dönemlerde birçok yeni düzenleme ile karşılaşıyoruz. > > Bu düzenlemeler için çok fazla araştırma yapmadık ancak esas olan > > tüketicinin talep ettiği kadar ürünü tüketebilmesidir. Piyasaya sürdüğümüz > > 20′lik ve 35′lik rakılarla tüketicilerin ihtiyacına cevap vermeye > > çalışıyoruz. Düzenleme bu şekilde gerçekleşirse sahte rakının da önüne > > geçilmiş olacaktır. Çünkü rakı masada herkesin gözü önünde ve şişeden > > konulacaktır.” > > > > *Şarap tanıtımı yapmayı engeller* > > > > *ŞARAP *Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner, uygulamanın mahalle > > aralarındaki alkollü içki satan yerlere yasak getirdiğini belirterek, şöyle > > konuştu: “Uygulama için farklı yorumlar getirilebilir ancak benim görüşüm > > bayilerdeki satışı engellemek. Yani gece saatlerinde dükkanın içinde şarap > > ve rakı satışı yapanları kapsıyor. Ayrıca büyük perakende zincirlerinde de > > tanıtımını yasaklıyor. Yani hafta sonları peyniri küçük parçalara ayırarak > > tüketiciye sunularak yapılan tanıtım, şarapta yapılamayacak. Sektörün önünü > > kapayan bir çok yasal yönetmeliğin önümüzdeki dönemde aşılacağına > > inanıyorum. Bu uygulama bence bayiler ve marketleri kapsıyor.” > > > > *Tartışmayı Yazgan başlattı* > > > > *İÇKİ *satışına getirilen kısıtlamaların günlük hayatta nelere yol > > açabileceğine ilişkin endişelerini dile getiren ilk isim Yazgan > > Şarapçılık’ın patronu Nurtekin Yazgan olmuştu. Yazgan, Hürriyet Gazetesi > > Yazarı Vahap Munyar’a gönderdiği mektubunda düzenlemelerle ilgili şu > > değerlendirmeyi yapmıştı:* > > > > *Otel ve tatil köylerine şarap satışları, alüminyum folyodan yapılmış, > > hijyenik ve 20 litrelik çok özel torbalar içinde yapılıyor. Otel bunu fıçı > > tarzında, soğutuculu ve musluklu özel aparatlara bağlıyor (yani orijinal > > ambalajından ayırıyor), bardakla ikram ediyor ancak bu yasaklanıyor. > > > > Restoranda bardakla şarap satmak yasak. > > > > Marketten telefonla şarap-rakı istemek yasak. > > > > Tatilde şampanya ödülü yasak. > > > > *5 cc’lik içkiye talep artacak* > > > > *YARINDAN* itibaren yürürlüğe girecek düzenlemenin, 5 veya 10 cc olarak > > küçük şişelerde üretilen içkilere olan talebi artırabileceği belirtiliyor. > > Çünkü, düzünleme restoranlarda müşterilerin içkiyi ambalaşlı olarak satın > > almasını öngörüyor. Bu durumda restoran işletmecilerinin küçük hacimlerde > > şişelenmiş içkilere yönelebileceği kaydedildi. Restoranların yasadan > > korunabileceği bir diğer yöntem de, kadeh ile sipariş verilen masaların > > adisyonlarında o içkiyi bir şişe sipariş edilmiş gibi gösterip, masaya da o > > içkiden göstermelik olarak bir şişe bırakması olacak. Bu durumda, müşteri > > tek kadeh tüketse bile yasaya yönelik yapılan bir denetimde cezai durum > > oluşmayacak. > > > > > > > >

Restoranlarda ’bir duble rakı’ dönemi kapanıyor

Bangır bangır bağırdık, yine gerçeğe aymadık… tekrarlıyorum… TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ? olay budur arkadaşlar

13.05.2008 tarihinde Ali Akyol yazmış: > > ASİ TÜRK DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ OLDUĞUNU SANMIYORUM ÇÜNKÜ BİLDİĞİN GİBİ İKTİDAR > AŞIRI DİNCİ BURADAKİ AMAÇ İÇKİ TÜKETİMİNİ AZALTMAK..NEREDEYSE ELLERİNDEN > GELSE ÜLKEDE YASAKLAYACAKLAR > > 13 Mayıs 2008 Salı 09:28 tarihinde Asi TURK yazmış: > > > > > acaba diyorum. anlaşıldığı şekildeyse bu içmeye gidenlere şişe aldırıp > > yabancıya satılan tekel’in kârını arttırmak mı nedeni? > > saçma olabilir ama ne bileyim öyle geldi aklıma… > > > > > > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor Ceyhun KUBURLU [image: > > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor]*Alkollü içki satışını > > düzenleyen ve yarı yürürlüğe girecek 5752 sayılı yasa, uygulama tebliğleri > > çıkarılmadığı için kargaşa yaratacak.* > > > > Yasa, alkollü içkilerin orjinal ambalajları dışında bölünerek satışını > > engelliyor. Bu nedenle, restoranlarda rakı, şarap viski gibi alkollü içki > > içmek isteyenlerin birer şişe satın almaları gerekecek. Uymayan işletme 10 > > bin YTL’ye kadar ceza yiyecek. > > > > *ALKOLLÜ *içki satışındaki yeni mevzuat herkesin kafasını karıştırıyor. > > Sektör temsilcilerinin bile tam olarak anlayamadığı bu düzenlemeler ile > > barlar ve restoranlarda kadehle içki satışı sona eriyor. Yarından itibaren > > yürürlüğe girecek olan 5752 sayılı yeni yasada maddelerin çok açık > > olmadığından yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, > > “Düzenlemede sigara ve alkollü içkilerle ilgili konular aynı başlık altında > > veriliyor. Şu anki haliyle sektörün sonu gelir. Net cümleler kullanılmalı” > > dedi. Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner ise uygulamanın mahalle > > aralarındaki tekel bayilerini kapsadığını iddia ederken, Turizm, Restoran, > > Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış Tansever ise > > “Müşterinin masasına içkiyi şişeyle mi koyalım” diye konuştu. Sektör > > temsilcileri, yasanın uygulamasına yönelik tebliğler ile açıklığa > > kavuşturulacağını, bu hali ile ev dışında içki tüketiminin imkansız hale > > geleceğini belirtiyorlar. > > > > *Sektörü bitirir* > > > > Sektörde yapılan düzenlemelerin her türlü yoruma açık maddeler > > içerdiğinden yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, şöyle > > konuştu: “Yeni düzenlemenin en büyük sorunu alkol ile sigaranın aynı maddede > > bulunmasıdır. Herkes bu konuda farklı yorumlarda bulunabilir. Bu maddede > > kadehte şarap satışı yasak olabilir. Ancak benim için bakkallarda satılan > > sigara kastediliyor. Yetkililer iki ayrı konuyu aynı maddede kullanarak > > cümlelerin sonunu açık tutuyor. Eğer kadehte şarap satışın yüzde 35′ini > > oluşturuyorsa ve restoranlarda bu yasaklanıyorsa, sektör için kaçınılmaz bir > > son olabilir.” > > > > *İnanmak istemiyoruz* > > > > Restoranında açık içki satma ruhsatı bulunduğunun altını çizen Turizm, > > Restoran, Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış > > Tansever, yeni düzenlemeyi şöyle yorumladı: “Ben restoran ve barlarda açık > > içki satışının yasaklanacağına inanmak istemiyorum. Açık içki satma ruhsatım > > olduğu için de sorun olacağını sanmıyorum. Tüketiciler şampanyayı bir şey > > kutlamak için patlatır. Galatasarayşampiyon oldu. Futbolcular gelip benim restoranımda kutlama yaparken > > şampanya patlatamayacak mı. Sonuç olarak parasını vermiş bu ürün satın > > almış. Ben böyle bir şeye inanmıyorum.” > > > > *5752 sayısı yasadaki ilgili madde ne diyor > > * > > *Yetkİlİ *olmadıkları halde, açık olarak içki satışı veya sunumu > > yapanlar ile satışa sunulan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü > > içkileri arz ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satanlara > > 1000 YTL 10 bin YTL’ye kadar idari para cezası. > > > > Tütün mamulleri veya alkollü içkilerin tüketicilere satışını, izinsiz > > olarak veya Kurum düzenlemelerine aykırılık oluşturacak şekilde internet, > > televizyon, faks ve telefon gibi elektronik ticaret araçları ya da posta ile > > sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış sistemi kuranlara 20 bin YTL > > ile 100 bin YTL arasında idari para cezası. > > > > Tütün mamulleri veya alkollü içkileri, otomatik satış makinesi ile > > satanlara veya bahis oynatmak veya ödül vermek gibi yollarla verenlere, > > fiili suç oluşturmadığı takdirde 50 bin YTL ile 250 bin YTL idari para > > cezası. > > > > *Sahte rakıyı önler* > > > > *EFE* Alkollü İçecekler CEO’su Egemen Demirtaş, konu hakkında henüz > > hukuksal bir araştırma yapmadıklarını ifade ederek konuşmasını şöyle > > sürdürdü: “Sektörde son dönemlerde birçok yeni düzenleme ile karşılaşıyoruz. > > Bu düzenlemeler için çok fazla araştırma yapmadık ancak esas olan > > tüketicinin talep ettiği kadar ürünü tüketebilmesidir. Piyasaya sürdüğümüz > > 20′lik ve 35′lik rakılarla tüketicilerin ihtiyacına cevap vermeye > > çalışıyoruz. Düzenleme bu şekilde gerçekleşirse sahte rakının da önüne > > geçilmiş olacaktır. Çünkü rakı masada herkesin gözü önünde ve şişeden > > konulacaktır.” > > > > *Şarap tanıtımı yapmayı engeller* > > > > *ŞARAP *Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner, uygulamanın mahalle > > aralarındaki alkollü içki satan yerlere yasak getirdiğini belirterek, şöyle > > konuştu: “Uygulama için farklı yorumlar getirilebilir ancak benim görüşüm > > bayilerdeki satışı engellemek. Yani gece saatlerinde dükkanın içinde şarap > > ve rakı satışı yapanları kapsıyor. Ayrıca büyük perakende zincirlerinde de > > tanıtımını yasaklıyor. Yani hafta sonları peyniri küçük parçalara ayırarak > > tüketiciye sunularak yapılan tanıtım, şarapta yapılamayacak. Sektörün önünü > > kapayan bir çok yasal yönetmeliğin önümüzdeki dönemde aşılacağına > > inanıyorum. Bu uygulama bence bayiler ve marketleri kapsıyor.” > > > > *Tartışmayı Yazgan başlattı* > > > > *İÇKİ *satışına getirilen kısıtlamaların günlük hayatta nelere yol > > açabileceğine ilişkin endişelerini dile getiren ilk isim Yazgan > > Şarapçılık’ın patronu Nurtekin Yazgan olmuştu. Yazgan, Hürriyet Gazetesi > > Yazarı Vahap Munyar’a gönderdiği mektubunda düzenlemelerle ilgili şu > > değerlendirmeyi yapmıştı:* > > > > *Otel ve tatil köylerine şarap satışları, alüminyum folyodan yapılmış, > > hijyenik ve 20 litrelik çok özel torbalar içinde yapılıyor. Otel bunu fıçı > > tarzında, soğutuculu ve musluklu özel aparatlara bağlıyor (yani orijinal > > ambalajından ayırıyor), bardakla ikram ediyor ancak bu yasaklanıyor. > > > > Restoranda bardakla şarap satmak yasak. > > > > Marketten telefonla şarap-rakı istemek yasak. > > > > Tatilde şampanya ödülü yasak. > > > > *5 cc’lik içkiye talep artacak* > > > > *YARINDAN* itibaren yürürlüğe girecek düzenlemenin, 5 veya 10 cc olarak > > küçük şişelerde üretilen içkilere olan talebi artırabileceği belirtiliyor. > > Çünkü, düzünleme restoranlarda müşterilerin içkiyi ambalaşlı olarak satın > > almasını öngörüyor. Bu durumda restoran işletmecilerinin küçük hacimlerde > > şişelenmiş içkilere yönelebileceği kaydedildi. Restoranların yasadan > > korunabileceği bir diğer yöntem de, kadeh ile sipariş verilen masaların > > adisyonlarında o içkiyi bir şişe sipariş edilmiş gibi gösterip, masaya da o > > içkiden göstermelik olarak bir şişe bırakması olacak. Bu durumda, müşteri > > tek kadeh tüketse bile yasaya yönelik yapılan bir denetimde cezai durum > > oluşmayacak. > > > > > > > >

Restoranlarda ’bir duble rakı’ dönemi kapanıyor

ASİ TÜRK DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ OLDUĞUNU SANMIYORUM ÇÜNKÜ BİLDİĞİN GİBİ İKTİDAR AŞIRI DİNCİ BURADAKİ AMAÇ İÇKİ TÜKETİMİNİ AZALTMAK..NEREDEYSE ELLERİNDEN GELSE ÜLKEDE YASAKLAYACAKLAR
13 Mayıs 2008 Salı 09:28 tarihinde Asi TURK yazmış:
> > acaba diyorum. anlaşıldığı şekildeyse bu içmeye gidenlere şişe aldırıp > yabancıya satılan tekel’in kârını arttırmak mı nedeni? > saçma olabilir ama ne bileyim öyle geldi aklıma… > > > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor Ceyhun KUBURLU [image: > Restoranlarda ‘bir duble rakı’ dönemi kapanıyor]*Alkollü içki satışını > düzenleyen ve yarı yürürlüğe girecek 5752 sayılı yasa, uygulama tebliğleri > çıkarılmadığı için kargaşa yaratacak.* > > Yasa, alkollü içkilerin orjinal ambalajları dışında bölünerek satışını > engelliyor. Bu nedenle, restoranlarda rakı, şarap viski gibi alkollü içki > içmek isteyenlerin birer şişe satın almaları gerekecek. Uymayan işletme 10 > bin YTL’ye kadar ceza yiyecek. > > *ALKOLLÜ *içki satışındaki yeni mevzuat herkesin kafasını karıştırıyor. > Sektör temsilcilerinin bile tam olarak anlayamadığı bu düzenlemeler ile > barlar ve restoranlarda kadehle içki satışı sona eriyor. Yarından itibaren > yürürlüğe girecek olan 5752 sayılı yeni yasada maddelerin çok açık > olmadığından yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, > “Düzenlemede sigara ve alkollü içkilerle ilgili konular aynı başlık altında > veriliyor. Şu anki haliyle sektörün sonu gelir. Net cümleler kullanılmalı” > dedi. Şarap Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner ise uygulamanın mahalle > aralarındaki tekel bayilerini kapsadığını iddia ederken, Turizm, Restoran, > Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış Tansever ise > “Müşterinin masasına içkiyi şişeyle mi koyalım” diye konuştu. Sektör > temsilcileri, yasanın uygulamasına yönelik tebliğler ile açıklığa > kavuşturulacağını, bu hali ile ev dışında içki tüketiminin imkansız hale > geleceğini belirtiyorlar. > > *Sektörü bitirir* > > Sektörde yapılan düzenlemelerin her türlü yoruma açık maddeler > içerdiğinden yakınan Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü Sibel Kutman, şöyle > konuştu: “Yeni düzenlemenin en büyük sorunu alkol ile sigaranın aynı maddede > bulunmasıdır. Herkes bu konuda farklı yorumlarda bulunabilir. Bu maddede > kadehte şarap satışı yasak olabilir. Ancak benim için bakkallarda satılan > sigara kastediliyor. Yetkililer iki ayrı konuyu aynı maddede kullanarak > cümlelerin sonunu açık tutuyor. Eğer kadehte şarap satışın yüzde 35′ini > oluşturuyorsa ve restoranlarda bu yasaklanıyorsa, sektör için kaçınılmaz bir > son olabilir.” > > *İnanmak istemiyoruz* > > Restoranında açık içki satma ruhsatı bulunduğunun altını çizen Turizm, > Restoran, Kulüp Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı Barış > Tansever, yeni düzenlemeyi şöyle yorumladı: “Ben restoran ve barlarda açık > içki satışının yasaklanacağına inanmak istemiyorum. Açık içki satma ruhsatım > olduğu için de sorun olacağını sanmıyorum. Tüketiciler şampanyayı bir şey > kutlamak için patlatır. Galatasarayşampiyon oldu. Futbolcular gelip benim restoranımda kutlama yaparken > şampanya patlatamayacak mı. Sonuç olarak parasını vermiş bu ürün satın > almış. Ben böyle bir şeye inanmıyorum.” > > *5752 sayısı yasadaki ilgili madde ne diyor > * > *Yetkİlİ *olmadıkları halde, açık olarak içki satışı veya sunumu yapanlar > ile satışa sunulan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri > arz ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satanlara 1000 YTL 10 > bin YTL’ye kadar idari para cezası. > > Tütün mamulleri veya alkollü içkilerin tüketicilere satışını, izinsiz > olarak veya Kurum düzenlemelerine aykırılık oluşturacak şekilde internet, > televizyon, faks ve telefon gibi elektronik ticaret araçları ya da posta ile > sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış sistemi kuranlara 20 bin YTL > ile 100 bin YTL arasında idari para cezası. > > Tütün mamulleri veya alkollü içkileri, otomatik satış makinesi ile > satanlara veya bahis oynatmak veya ödül vermek gibi yollarla verenlere, > fiili suç oluşturmadığı takdirde 50 bin YTL ile 250 bin YTL idari para > cezası. > > *Sahte rakıyı önler* > > *EFE* Alkollü İçecekler CEO’su Egemen Demirtaş, konu hakkında henüz > hukuksal bir araştırma yapmadıklarını ifade ederek konuşmasını şöyle > sürdürdü: “Sektörde son dönemlerde birçok yeni düzenleme ile karşılaşıyoruz. > Bu düzenlemeler için çok fazla araştırma yapmadık ancak esas olan > tüketicinin talep ettiği kadar ürünü tüketebilmesidir. Piyasaya sürdüğümüz > 20′lik ve 35′lik rakılarla tüketicilerin ihtiyacına cevap vermeye > çalışıyoruz. Düzenleme bu şekilde gerçekleşirse sahte rakının da önüne > geçilmiş olacaktır. Çünkü rakı masada herkesin gözü önünde ve şişeden > konulacaktır.” > > *Şarap tanıtımı yapmayı engeller* > > *ŞARAP *Üreticileri Derneği Başkanı Coşkun Güner, uygulamanın mahalle > aralarındaki alkollü içki satan yerlere yasak getirdiğini belirterek, şöyle > konuştu: “Uygulama için farklı yorumlar getirilebilir ancak benim görüşüm > bayilerdeki satışı engellemek. Yani gece saatlerinde dükkanın içinde şarap > ve rakı satışı yapanları kapsıyor. Ayrıca büyük perakende zincirlerinde de > tanıtımını yasaklıyor. Yani hafta sonları peyniri küçük parçalara ayırarak > tüketiciye sunularak yapılan tanıtım, şarapta yapılamayacak. Sektörün önünü > kapayan bir çok yasal yönetmeliğin önümüzdeki dönemde aşılacağına > inanıyorum. Bu uygulama bence bayiler ve marketleri kapsıyor.” > > *Tartışmayı Yazgan başlattı* > > *İÇKİ *satışına getirilen kısıtlamaların günlük hayatta nelere yol > açabileceğine ilişkin endişelerini dile getiren ilk isim Yazgan > Şarapçılık’ın patronu Nurtekin Yazgan olmuştu. Yazgan, Hürriyet Gazetesi > Yazarı Vahap Munyar’a gönderdiği mektubunda düzenlemelerle ilgili şu > değerlendirmeyi yapmıştı:* > > *Otel ve tatil köylerine şarap satışları, alüminyum folyodan yapılmış, > hijyenik ve 20 litrelik çok özel torbalar içinde yapılıyor. Otel bunu fıçı > tarzında, soğutuculu ve musluklu özel aparatlara bağlıyor (yani orijinal > ambalajından ayırıyor), bardakla ikram ediyor ancak bu yasaklanıyor. > > Restoranda bardakla şarap satmak yasak. > > Marketten telefonla şarap-rakı istemek yasak. > > Tatilde şampanya ödülü yasak. > > *5 cc’lik içkiye talep artacak* > > *YARINDAN* itibaren yürürlüğe girecek düzenlemenin, 5 veya 10 cc olarak > küçük şişelerde üretilen içkilere olan talebi artırabileceği belirtiliyor. > Çünkü, düzünleme restoranlarda müşterilerin içkiyi ambalaşlı olarak satın > almasını öngörüyor. Bu durumda restoran işletmecilerinin küçük hacimlerde > şişelenmiş içkilere yönelebileceği kaydedildi. Restoranların yasadan > korunabileceği bir diğer yöntem de, kadeh ile sipariş verilen masaların > adisyonlarında o içkiyi bir şişe sipariş edilmiş gibi gösterip, masaya da o > içkiden göstermelik olarak bir şişe bırakması olacak. Bu durumda, müşteri > tek kadeh tüketse bile yasaya yönelik yapılan bir denetimde cezai durum > oluşmayacak. > > > > >

Nazım Hikmet / Kendi sesinden 46 şiir ..

*Nazım Hikmet * * Kendi Sesinden 46 Åiir*

*Ben bir insan, ben bir Türk ÅŸairi Nazım Hikmet ben tepeden tırnaÄŸa insan tepeden tırnaÄŸa kavga, hasret ve ümitten ibaret…*
http://rapidshare.com/files/32313191/nazimhikmet.rar
*01. Salkım Söğüt 02. Nikbinlik 03. Haber 04. Angina Pektoris 05. Yirminci Asra Dair 06. Kız ÇocuÄŸu 07. Japon Balıkçısı 08. Akkaranfil 09. Stransium 90 10. Dünya, Dostlarım ve Toprak 11. Kerem Gibi 12. İstanbul’dan Mektup 13. Türk Köylüsü 14. Büyük Taarruz 1 15. Büyük Taarruz 2 16. Büyük Taarruz 3 17. Ceviz AÄŸacı 18. Bahri Hazer 19. Güz 20. Münevverin DoÄŸum Günü 21. YaÅŸama Dair 1 22. Sen 23. Uyanış 24. AkÅŸam Gezintisi 25. Gecenin Saat Biri 26. DoÄŸum 27. Memet 28. Memleketim 29. Vapur 30. Bor Oteli 31. Sofra 32. Salatalık 33. Dörtlük 34. Yine YaÄŸmur Üzerine 35. Umut 36. Ruhun 37. Kar Kesti Yolu 38. Merih’e Giden Cosmos 39. Mavi Liman 40. Kıyıdaki İhtiyar 41. Masalların Masalı 42. Büyük İnsanlık 43. Giderayak 44. Hasret 45. Türkü 46. YaÅŸama Dair 2 *

Gül veto hakkýný ilk kez neden kullandý

Okunamıyor ise bakınız… Cumhurbaşkanı ve ilk vetosu. Bazı Cumhurbaşkanlarımız için birtakım yakıştırmalar zaman zaman yapılmış idi. Hani rahmetli Özal için “Çankaya’nın şişmanı,işçilerin düşmanı” Sayın Demirel için”Cumbaba” Sayın Sezer için”Vetocu cumhurbaşkanı”vs… Son cumhurbaşkanı Sayın Gül için ise”Çankaya muhtarı”deniğini duyuyoruz. Şimdi sayın Gül muhtar olmadığını isbatladı galiba. Burada bir uyarı yapma ihtiyacı hissediyorum. *1 MAYIS’TA CIA,GÜLEN PARMAĞI VE AĞALARIN SAVAŞI* başlıklı yazımın son kısmında demiştim ki; *26 Haziran 1997′de ise sendikalar üzerindeki devlet denetimi sessiz sedasız kaldırıldı. Bu durum, ’sendikalar 28 Şubat’a verdiği desteğin karşılığını mı?’ sorusunu akla getiriyor? Kısaca,şeffaf bir denetim mekanizması zorunlu oluyor. Belkide en iyisi,bağımsız malî müşavirlerin dahil olacağı ağır bir denetim mekanizması olacaktır.*demiş idim. Bakınız..http://ahmetdursun374.blogcu.com/14960241/
*İşte bu yasanın ”Serbest Muhasebecilik”bölümünü ilgilendiren vetosunda buraya tekrar dikkat çekmek istiyorum.* Zira burada yani 26 Haziran 1997′de ise sendikalar üzerindeki devlet denetimi sessiz sedasız kaldırılması konusunda,yeni yapılacak düzenlemde denetim mekanizmasının ne şekilde konulduğuna dikkat etmek gerekir. Özetle,Cumhurbaşkanı Gül’ün,5760 sayılı ”Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un, geçici 10′uncu maddesinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM’ye geri göndermesinin altında yatan gizli bir menfaat durumu varmıdır buna bakılması şarttır. Henüz kapsamını bilmediğim için şimdilik sadece dikkat çekmekle yetineceğim.
*Bakalım neyi veto etmiş?* *Abdullah Gül’den ilk veto * Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2 kanunu onaylarken bir kanunu TBMM’ye geri gönderdi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, 5574 sayılı ”Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinde değişik öngören 5759 sayılı ”Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u onayladı.
Söz konusu kanunlar yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.
*MUHASEBECİLİK KANUNU MECLİS’E GERİ GÖNDERDİ * Cumhurbaşkanı Gül, 5760 sayılı ”Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”u, ise geçici 10′uncu maddesinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM’ye geri gönderdi.
*SOSYAL GÜVENLİK YASASI NELER GETİRİYOR? * Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan 5754 sayılı ”Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la emeklilikte SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı 7200′e çıkacak, 2048 yılında kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 65′e yükseltilecek.
Kanuna göre, emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısı, her yılın aralık ayında açıklanan TÜFE ile o yılın GSYİH gelişme hızının yüzde 30′unun toplamına bir tam sayının ilave edilmesiyle bulunacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa devlet memuru olanlar, genel sağlık sigortası kapsamına alınacak. Köy muhtarları, uzun vadeli sigorta kapsamından çıkartılarak, tarım sigortalısı sayılacak, tarımsal faaliyette bulunanlar gibi sigorta primi ödeyecek.
Ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç ev hizmetlerinde çalışanlar, sigorta kapsamı dışında tutulacak.
Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelere çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerine tabi olacak. Bu kişiler, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanabilecek. İsteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortalı primi alınmayacak.
*EMZİRME ÖDENEĞİ * Sigortalıya, hastalık ve analıktan dolayı ortaya çıkan iş görememezlik süresince, günlük iş görememezlik ödeneği verilecek. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek iş göremezlik ödeneği; yataklı tedavilerde günlük kazancının yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisi tutarında olacak.
Emzirme ödeneğinden sigortalı kadın, sigortalı erkeğin çalışmayan eşi ile BAĞ-KUR’lular da yararlanacak. Emzirme ödeneğinden yararlanmak için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olma şartı aranacak.
Genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borcunu ödemeyen BAĞ-KUR’lu, emzirme ödeneğinden yararlanamayacak.
İş göremezliğine neden olan rahatsızlık ve hastalık nedeniyle sigortalılığı sona erenler de işten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içinde çocukları doğarsa, analık sigortası haklarından yararlanacak. Doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödeyen bu kişilere, emzirme ödeneği verilecek.
SSK’lı ve BAĞ-KUR ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren devlet memuru olanlar, meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60′ını kaybetmeleri durumunda malul sayılacak. Ancak, çalışma gücünü işe girmeden önce kaybettiği belirlenenler malullük aylığı alamayacak, yedek subay ve er olarak silah altındayken malul olanlara bu hüküm uygulanmayacak.
Malullük aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve toplam bin 800 gün prim ödeme şartı aranacak. Ancak, başka birinin bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar bu hüküm dışında tutulacak.
*EMEKLİLİK YAŞI * İlk defa kanun kapsamında sigortalı olan devlet memuru ve BAĞ-KUR’lulara, kadın 58, erkek 60 yaşını doldurma ve en az 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma şartıyla emeklilik aylığı bağlanacak.
Emeklilikte aranan 58-60 yaşına kademe getirilecek. Buna göre emeklilikte; 1 Ocak 2036 ile 31 Aralık 2037 tarihleri arasında kadınlarda 59, erkeklerde 61; 1 Ocak 2038 ile 31 Aralık 2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 1 Ocak 2040 ile 31 Aralık 2041 tarihleri arasında kadınlarda 61, erkeklerde 63; 1 Ocak 2042 ile 31 Aralık 2043 tarihleri arasında kadınlarda 62, erkeklerde 64; 1 Ocak 2044 ile 31 Aralık 2045 tarihleri arasında kadınlarda 63, erkeklerde 65; 1 Ocak 2046 ile 31 Aralık 2047 tarihleri arasında kadınlarda 64, erkeklerde 65 yaş şartı uygulanacak. Kadın ve erkeklerde 2048 yılından sonra emeklilik yaşı 65′de eşitlenecek.
*PRİM ÖDEME GÜN SAYISI * SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı, 7000′den 7200′e çıkacak. Yaş hadlerinin uygulanmasında da prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri, esas alınacak.
Sigortalılar, en az 5400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığı alabilecek. Ancak prim ödeme gün sayısına kademe getirilecek.
Çalışma gücündeki kayıp oranı, yüzde 50 ile yüzde 59′u arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda en az 5760, yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda ise en az 6480 gün uzun vadeli sigorta kolları primi ödeme şartı aranacak.
Doğuştan özürlü olan devlet memurları, 15 yıllık hizmetlerinin ardından istemeleri halinde emekli olabilecek.
Erken yaşlandığı tespit edilmiş sigortalıların diğer koşulları sağlamaları halinde yaşlılık aylığından yararlanabilmelerini olanak sağlayan yaş sınırı, 50′den 55′e çıkartılacak.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının, her 360 günü için yüzde 2 olarak uygulanacak. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınacak, ancak aylık bağlama oranı, yüzde 90′ı geçemeyecek.
Mevcut sigortalıların hak kaybını önlemek için yüzde 2 olan aylık bağlama oranı, 10 yıl tamamlanıncaya kadar yüzde 3 olarak uygulanacak. 30 Nisan 2008′den itibaren sisteme giren sigortalılarda uygulanacak olan aylık bağlama oranı ise yüzde 2 olacak.
*KISMİ YAŞLILIK AYLIĞI * BAĞ-KUR’lular, 8 Eylül 1999 tarihinden 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılan kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadınlarda 60, erkeklerde ise 62 yaşını doldurmuş olup, en az 15 yıl malullük, y
*ÖLÜM AYLIĞI KOŞULLARI * Ölüm aylığından yararlanabilmek için devlet memurları ve BAĞ-KUR’lularda, en az bin 800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartı aranacak. Ancak, SSK’lılarda bu şart, borçlanma hariç, 5 yılda 900 prim gün olacak. Genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borcu bulunan BAĞ-KUR’lu hak sahibine ölüm aylığı bağlanmayacak.
Ölen sigortalının dul eşine hesaplanan aylığının yüzde 50’si bağlanacak. Dul eşin aylık bağlanmış çocuğu yoksa, sigortalı olarak çalışmıyor veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık da almıyorsa, aylık bağlama oranı yüzde 75 olacak.
Kanun kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanlar; Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanlar; yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlara ise ölen sigortalının hesaplanan aylığının yüzde 25′i bağlanacak.
Kız çocukları, aylık veya gelirinin 2 yıllık tutarı kadar evlenme yardımı alacak
Aşlılık ve ölüm sigorta primi ödenmesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanacaklar.
Söz konusu süre içinde ilk defa sigortalı olan devlet memurlarında ise kısmi yaşlılık aylığından yararlanmada, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya 61 yaşını doldurması ve en az 15 yıl prim ödemesi şartı aranacak.

……gizlibahce grubu…… (Eger severek ayriligi yasadiysan mutlaka okumalisin…)

(Eger severek ayriligi yasadiysan mutlaka okumalisin…) Yazmak adina kalkistigim her yeni gun, bana icinde doguran sevgileri getiriyor. Sana gokyuzunu sundugum her saniye, bana o aski ozledigim bulutu getiriyor. Sana, seni sevdigimi soylemeye calistigim, ama agzimda geveledigim her harf, bana BEN’i, sana SEN’i yaklastiriyor. Kafan almasa da guzelim, ben seni parmaklarimda sakladim. Hayata baktigim her gun o pencereden, ya gunes var ya da sen yoksun. Bugulanmis penceremde gulusunu birakip, baska pencerelere gitmistin. Yagmur damlalarinin penceremde yer bulmaya calistigi her an, seni ozledim. Ihtiyactin bana sen, pencereme golgelik icin. Gunesi sevsem de, isigi benimle olan diger dostlarin, yuzunu kapatti her gece. Gozlerimi alan o gokyuzu, beni sana baglayan bir pencere parmakligi kadar uzak, bir pencere parmakligi kadar yakin, bir o kadar da uykusuzdu… Ben istedim ki gel! Ama sen sarkilarini soylemeyi sectin. Ben istedim ki kal! Ama sen suyu ozledin… Ben istedim ki sadece sev. Bir hikayemiz vardi bizim, sen bunu bilemedin… Hatirla o kadinla erkegin omuzlarinin ardindaki isigi. Hikayemiz baslamisti, o omuzlar karsilasali. Hatirla hikayemizdeki o kadinla erkegi, sadece sen icin, sadece ben icin varlardi. Dostluk adina cagirdigim her yeni yuz, beni senle yalniz birakti. Hatirla o hikayeyi, sevmek isteyip de sevemedigim o gozleri . anlattim dostlarima, anlatacaktim dostlara ama onlar bilemezdi ki o kadinla erkegi. Sadece benim gozlerimi gordu onlar biricigim. Ve sadece oradan cikarttilar sonucu. Bilemediler ki hikayemizin sonunun “sen”le baslayip “ben”le bittigini… dinlemediler dostlarim… gormek istemediler o kadinla erkegi… onlar icin yoktu ask. Uzaktilar belki, ozlemdiler belki… mecbur degillerdi dinlemeye… anlamaya calismadilar hikayemizi… hatirladin mi simdi o kadinla erkegi… “sen”le baslayip “ben”le biten hikayemizi… hayata dogru sunulan her karanlikta bir aydinlik olmustuk biz. Gordugum her gozbebegi… saydigim her kirpik… anlatti bana senin pencereni… ama onlar bilemedi… anlamadi… uykusuz gecen bir gecenin getirdigi gunun degerini nereden bileceklerdi sensiz… soyluyorum iste dinle!: Gec olmadan uzat bana askini… getirdigim maviler seninle carpilip baska hikayeye baslik olsunlar…bekledim senden… mutlu olacagin o anda sebebin ben olmayi… beklememem gerektigini bildigim her an delicesine seni bekledim… cunku kalbim sanaydi… kollarimi actim icini sen doldur diye… Gokyuzunde yagmur var belki su an ama kalbinde ben varim biliyorum sonsuz… yagmur pencerelerimi kirletemeyecek artik parmaklarim avucunu dolduruyor hikayemizde. Iste basladi yeni oykum sonsuzda… bircok insana gonderdim seni… geri aldim bazen… geri geldin bazen… ama bitirince ben icimde… silince o hala cocuk kalbimde… olmustu iste sana bir hikaye… benle baslayip senin SON yazdigin hikaye… boyle olacakmis dostum uzulme… ASK baska derlerdi de inanmazdim… meger yasaniyor ve bir kalemde silinebiliniyormus… Seni seviyorum ve sonsuz mavide gokyuzune serbest birakiyorum… senden alamadigimi baska sen lerde aramayacagim kendime soz veriyorum… bende arayacaklar… hazinemi ilk bulan beni kazanacak… hazinem mi ne?… sadece… niye soyleyeyim, gizemi kalmaz… sen ara ve onu buldugunda gozlerim gozlerinle karsilasacak… son kez soyluyorum seni seviyorum biten hikayemizin SON cumlesi olarak… seni seviyorum, seni seviyorum ve yine sevecegim… Iste geliyorum gene basim onumde. Hayata bakmaya utanan bir kucuk cocugum belki de. Olsun veya olmasin, ask bu, her parcasi aci veriyor. Artik umit bitti, en fazla kokun geliyor benimle, daha fazlasini zaten isteyemiyorum. Artik kokunu da duyamayacagim ey sevgili! Bir ask hikayesi bu nasil basladigini hatirlayamadigim birkac sayfa duygularimin kaldigi sonunda. Ask bumu derken yardima gelen melekler ve onlarin getirdigi yeni yuzler. Ama itiraf ediyorum hicbir yeni yuz senin bana verdigin hicbir ifadeyi bagislayamayacak… her yeni gunde uzayan dostluklarim ve asla unutamayacagim sen umursamasan bile beni, boylesine sevilmek guzel olsa gerek. Yoksa sende korkuyor musun asktan. Bu buyuk canavar seninde dusuncelerini yedimi bir zamanlar. Geceler gecerken anladigim zamanin hizini mavide unutuyorum. Bir tek ask kapatiyor gokyuzunu. Belki bahar, bana inat gelmiyor yasamima. Cunku; umidimi yitirdim dedim ben yagmurlu gokyuzunde bana bakan aynaya. Aski getiren bahar lutfen gel, ben bir kenara cekilirim. Sadece bakarim sonsuz sabahlara. Bana ulasamadigini unutarak. Unutabilirim degil mi ey sevgili! Tek destek istedim senden bu tum bedenime ulasmis virusten kurtulmak icin. Bana sadece tek bir bakis yetti seni geride birakmam icin. Sana sonsuz bulutta tesekkur ediyorum. En azindan benim icin bunu yaptin. Farkinda degilsin ama yeni bir ask basladi hayatimda ve icinde sen yoksun. Yoruldum artik susunca. Umitler belki seni ayakta tutan tek seylerdi. Korkma almadim umitlerini senden hala ayaktasin. Sende olani ben hazinemde sakladim. Ask cok kolaydir biricigim. Her an asik olma ihtimalin vardir. Karanfiller kirmiziyken hala, sen sakin hareket etme. Bozdugun ruhumun duzeninde ayaga kalkma ki onumdeki yeni aski gorebileyim. Sen oturdugun yerden muzigini yaparken sevgili ben artik baska yollarda susuyorum. Ilk karsima cikan nehirden kana kana iciyorum tutkuyu. Tum yetkilerimi hayatima dair, senin disinda kullaniyorum artik. Ne cok mu aciyor? Ask acitmaz guzelim sadece beni sana getirir eger izin verirsen. (C)Alinti..

____________________________________________________________________________________ Be a better friend, newshound, and know-it-all with Yahoo! Mobile. Try it now. http://mobile.yahoo.com/;_ylt=Ahu06i62sR8HDtDypao8Wcj9tAcJ

Yorum sizin…. Bunlarýn kafa baþka birþeye çalýþmaz mý???

Ulemaya göre, kerameti cinsel gücünden menkul 8 Mayıs 2008 Fatma AKSU/İSTANBUL [image: Ulemaya göre, kerameti cinsel gücünden menkul]*Hüseyin Üzmez’le ilgili basında çıkan haberlere “fitne” diyen Vakit Gazetesi’nin görüş aldığı ilahiyat Profesörü Süleyman Uludağ, “Sûfi Gözüyle Kadın” kitabında, “bir gecede 60 kez ilişkide bulunan şeyhleri” anlatıyor.*
“Hak erenler ve Allah dostları”nın cinsel gücünün “tam ve mükemmel” olduğunu belirten Prof. Uludağ, 80 yaşındaki bir şeyhi “Bekaretini bozduğu 14 yaşındaki bir kızla ilk gece 60 kere cinsel ilişkide bulundu” diye yazıyor.
*VAKİT *Gazetesi’nin, yazarı Hüseyin Üzmez’in 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel taciz iddiasıyla tutuklanmasına yönelik yayınları “fitne” olarak değerlendirdiği haberinde görüş aldığı İlahiyat Profesörü Süleyman Uludağ, “Sûfi Gözüyle Kadın” adlı kitabında “cinsel gücün keramet olduğunu” savunuyor.
“Hak erenler ve Allah dostları” nın cinsel güç açısından “tam ve mükemmel erkekler” olduğunu vurgulayan Prof. Uludağ, kitabında 80 yaşındaki bir şeyhin gücünü, “Bekaretini bozduğu 14 yaşındaki bir kızla ilk gece 60 kere cinsel ilişkide bulundu” diye anlatıyor. Sedidüddin Muhammed Gaznevi’ye dayandırılan rivayete göre, Jendepil Sagura Reisi’nin istememesine rağmen 14 yaşındaki kızıyla evlenen Şeyh Ahmet Cam Nameti, 60 cinsel birleşmenin yaşandığı gece sonrasında kıza şunları söyler: “Eğer sana acımamış olsaydım, bu sayıyı 100′e çıkarırdım. Artık bir daha annen ‘Kızımı 80′lik bir ihtiyara vermek istemem’ diyemezdi.”
Uludağ Üniversitesi eski öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Uludağ, 1998′de İnsan Yayınları’ndan çıkan, aile ve çocuk eğitimini konusunda tasavvufun önemine işaret ettiği “Sûfi Gözüyle Kadın” adlı kitabında, örnekler verdikten sonra şunları aktarıyor:
1000 karısını aynı gece hamile bıraktı
Görüldüğü üzere cinsi güç ve çok ilişki keramet sayılmaktadır. 120 yaşındayken, bir kızın bekaretini izale eden ünlü Zahid, Zirr b. Hubeyş’in menkıbesi, evliyanın cinsel güce verdikleri önemi gösterir. Hz. Zekeriya’nın da çok yaşlı iken oğlu olmuştu. Hz. Süleyman’ın 1000 karısı olduğu, bir gecede hepsini hamile bıraktığı rivayet edilir.
Cennete giren, bakire kızlarla sefa sürer
Başta İbn Abbas ve İbn Mes’ud olmak üzere pek çok alim ve müfessire göre, Yasin Suresi’nin 55. ayeti “Cennete girenler bakirelerin kızlıklarını bozarak safa sürerler” şeklinde. Hoşlarına gittikleri için erkeklerin ikide bir bahis konusu ettikleri ayetin bu yorumuna Rabia Hatun karşı çıkar: “Zavallılar, cennette eşleriyle zevk ve safa sürme derdindeler.” Arabi’ye göre cennetlikler aslında Allah’la meşgullerdir. Rabia (ilk evliyalardan) bunun farkında değildir.
Yanlışlıkları medya körüklüyor
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Vakit Gazetesi’nde yer alan açıklamasında şunları söylemişti: “Dinden haberi olmayan insanların yalan yanlış konuşmaları bir yana, bir de bazı ilahiyatçılar gelişi güzel beyanlarda bulunuyorlar. Tehlikeli olan da bu. Bu yanlışlar, her gün medya tarafından sürekli körükleniyor. Toplum kasıtlı olarak bunlarla meşgul ediliyor. İslam böylece yanlış anlaşılıyor. İslam dinini yıpratmak isteyenler de amacına ulaşmış oluyor.”
60 defa ilişki yaratılışa aykırı
Yazar İsmail Nacar, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’de, din konusunda bir fitne ortamı olduğu doğrudur. Ama maalesef bunun malzemesini oluşturanlar da bazı ilahiyatçılar ve tarikat şeyhlerinin kitapları, davranışları ve eylemleridir. Bu kültürün ortaya koyduğu din anlayışı ve eylemleridir. Kainatta fiziksel, biyolojik, kimyasal, sosyal yasalar var. Allah’ın koyduğu tabii yasalar da bilimsel ve objektif yasalar çerçevesinde işler. Yani bir erkeğin, bir kadınla bir gecede 60 defa cinsel ilişkiye girmesi, yaratılış yasasına aykırıdır. Azami sınırı vardır. Saçma sapan düşünceler, insanı psikolojik sıkıntıya sokar.”