(PoSTaM) MUTFAK KÜLTÜRÜMÜZDE MEÞRUBATLAR

Mutfak Kültürümüzde Meþrubatlar
Türk mutfaðýnýn zenginliði, sadece yemek türleri bakýmýnda olmayýp geleneksel içeceklerimiz bakýmýndan da söz konusudur.Bu bölümde, alkolik olmayan içeceklere deðinilecektir.
*SICAK OLARAK ÝÇÝLENLER *
Çay, kahve, ýhlamur, tarçýn, ada çayý önde gelen ve en yaygýn olanlarýdýr.
*ÇAY*
Çayýn M.S. 5. ve 6. yüzyýllarda Çin’de yaygýn olarak kullanýldýðý bildirilmektedir.Çin’de 1550 yýlýnda su içinde yapraklarýn demlenmesi biçiminde kullanýlmaya baþlandý.17. yüzyýl baþlarýnda çay, Avrupa’ya tanýtýldý.Türkiye’de 1918 yýlýnda Batum’da çay üretimine geçildi.Ülkemizin en sevilen içecekler arasýndadýr.Öyle ki en küçük yerleþme birimlerinde dahi kahvehanelerde hiçbir þey bulunmasa bile, çay mutlaka bulunur.
Köy, kasaba, ilçe ve metropoliten yörelerimizdeki kahvehaneler, çayhaneler ticari varlýklarýný sanki çaya borçlu gibidirler.Türkiye’de en çok çay içilen yer denince akla Erzurum gelir.Niçin Erzurum’da çok çay içiliyor?Erzurumlular bunu Erzurum’un havasýna ve suyuna baðlýyorlar.Erzurum kültürünün karakteristiklerinden birisi de çay içme geleneðidir.Çay, bir kültür karmaþýðý oluþturmuþtur.
Çünkü çay içmeye iliþkin gelenekler, davranýþlar mevcuttur.Ülkemizin en çok çay içilen, çayý seven illerinden birisidir.Karadeniz’de yetiþtirilen çay, Doðu Anadolu da içilir. Erzurum bunlarýn baþlýnda gelmektedir.Erzurum’da çay þekeri de farklýdýr.Erzurum fabrikasýnda yapýlan ve çuvallarla satýlan sert kelle þeker, özel bir çekiçle “Taka tuka” denilen özel bir kabýn içinde karýlýr.
Bu þekerin bir parçasý çaya batýrýlýp dilin altýna konur ve çay yudum yudum içilir.Dil altýndaki þeker de bardaktaki çay bitince erir.Çay koymak anlamýnda ‘Çay dökmek’ ya da ‘Çay tazelemek’ deyimleri kullanýlýr.Çay ikramýný kabul etmemek ayýp sayýlýr.Kahvehanelerde çay servisinin deðiþik biçimleri vardýr.
Özellikle kahvenin dýþýna çay götürülürken bardaklar içleri dolu olduðu halde, tabaða ters çevrilerek konur ve kiþiye verilirken ters yüz, daha doðrusu ters düz edilir.Usta garsonlar el alýþkanlýðý ile bir damla çay dökmezler.
Ýstanbul’da Boðaz’da çaycýlýk yapan bir Erzurumlu, gelen müþterisine çok güzel bir çay demlemiþ ve müþterisinin önüne masaya çaylarý koymuþ.Adam da ‘Biraz limon getirir misiniz’ deyince Erzurumlu, adamýn önünden çaylarý alýp geri götürmüþ.Burasý iþkembe çorbasý dükkaný deðil diyerek müþteriye kýzmýþ.
Erzurumlu, çay bulamayýnca, kuþburnu aðacýnýn ya da böðürtlen aðacýnýn kökünü kaynatýp içer.Erzurum köylerinde çay, iþten sonra yorgunluk giderici olarak kullanýlmaktadýr.Çay, kendi maddi kültürünü de yaratmýþtýr.Semaverler, geleneksel Türk çay kültürünün özgün malzemeleridirler.Çaydanlýklar, çay bardaklarý, çay kaþýklarý, tepsiler diðer maddi kültür örnekleridirler.Avrupa ve ABD de çay, büyük fincanlarda içilir. Bizde de daha çok üst sosyo-ekonomik kesimde kullanýlýr.
Resmi dairelerimiz ve çeþitli iþ yerlerimiz çaysýz olamazlar.Bütün gün iþ yerlerinde durmadan çay içilir.Hem sohbetlerde, hem iþ yapýlýrken çay içilmezse insanýn kafasý yerine gelmez.Bu yetmezmiþ gibi, birde eve gelince çay içilir.Batýda olduðu gibi iþ yerlerinde formel bir çay saati yoktur.
Çünkü kültürümüzde çay devamlý içilir.Devamlý çay içilmesi yasaklayan iþ yerleri ülkemizde hiçbir zaman baþarýlý olamamýþlardýr.Ýþ yerlerinde içilen çayýn kalitesi önemli deðildir.Nasýl olursa olsun herkes zorunlu olarak içer.Arkadaþlarýna yegane ikram edilen þey çay olduðu için, çay ikram etmeyenler cimrilikle itham edilirler.Dünyanýn en büyük çay üreticileri:Hindistan, Çin, Gürcistan, Türkiye ve Ýran’dýr.Anglo-Sakson kültüründe 1904 yýlýndan itibaren buzlu çay içilmeye baþlanmýþtýr. Bizim kültürde buzlu çay geleneði yoktur.
*IHLAMUR *
Sýcak olarak içilen içeceklerimizden birisi de ýhlamurdur.Esas olarak evlerde saðlýk amacýyla kullanýlmýþtýr.Ýdrar arttýrýcý, terletici, yatýþtýrýcý ve göðüs yumuþatýcý özellikleri vardýr.Bu nedenle son zamanlarda iþ yerlerinde de ýhlamur yapýlmaktadýr.Artýk iþgörenler, akþama kadar çay içmektense saðlýk yönünden yararlý olan ýhlamur içmeyi tercih etmektedirler.
*ADA ÇAYI *
Týpký ýhlamur gibi saðlýk yönünden yararlý olan bu bitki de sýcak olarak içilmektedir.Özellikle Batý Anadolu’da kahvehanelerde, çayhanelerde bol miktarda tüketilmektedir.
*TARÇIN *
Yine çeþitli yörelerimizde sýcak olarak içilen, özellikle lezzeti ve rengi ile tercih edilen bir içecek türü olarak kahvehanelere ve iþ yerlerine girmiþtir.
*KAHVE *
Anavataný olarak Etiyopya ya da Sudan olarak belirtiliyor.Kahve ilk kez 15. yüzyýlda Arabistan’da yetiþtirilmiþtir.Ülkemize 16. yüzyýlda gelmiþtir.Piþiriliþ biçimi ile Türk kahvesi olarak dünyaya tanýtýlmýþtýr.Oysa Türkiye’de yetiþtirilmemektedir.1550 yýlýnda Ýstanbul’da açýlan kahvehanelerden sonra yaygýn olarak kullanýlmýþ ve dünyaya Türk kahvesi olarak geçmiþtir.
Kahve, ülkemizde bir sohbet aracý olmuþtur.Bu nedenle “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül ahbap ister kahve bahane” demiþizdir.”Gel bir kahve içelim” demek sadece maddi olarak bir fincan kahve içmek deðildir.O kiþi ile sohbet, dertleþme, dedikodu yapmayý içerir.Yorgunluk kahvesi de dinlenmeyi ifade eder.
‘Bir fincan acý kahvenin kýrk yýllýk hatýrý vardýr’ deyimimiz de insanlar arasý iliþkilerin, dostluklarýn pekiþtirilmesi için söylenmiþtir.Hanýmlarýmýz kahve fallarýyla da geleceðe yönelik yaþantýlarýný bilmek meraklarýný gidererek psikolojik doyum saðlamaktadýrlar.Hele kahveler de köpüklü ise içenlerin keyfine diyecek olmaz.
Kahve bir sohbet aracý olduðu gibi, görücü gelenlerin kýzý görmeleri içinde bir araçtýr.Görücüler, kýzýn sunduðu tepsiden kahveyi alýrken esas olarak onu görmek amacýyla o eve gelmiþlerdir.Kültürümüzde çocuklarýn, gençlerin büyükler yanýnda kahve içmesi istenmemiþtir.Bu davranýþ bir saygýsýzlýk olarak nitelendirilmiþtir.Aslýnda kahve içerken yapýlan sohbete küçüklerin karýþmasýný istemediðimizden çocuklarýn kahve içmesini istememiþizdir.
Ayrýca kahvenin çocuklarýn saðlýðýna zararlý yönleri de söz konusudur.Ýçenin zevkine göre de þekerlisi, az þekerlisi, orta þekerlisi vardýr.Kahvenin süt katýlarak içilen türüne ’sütlü kahve’ diyoruz ki oldukça yaygýn olarak tüketilmektedir.Halk týbbýnda çeþitli hastalýklarda kahve kullanýlmaktadýr.
Kahvehaneler kahve içilen yer olarak adlarýný kahveden almýþ olsalar gerek.Sohbet edilen yerler olarak kahvehaneler kahvenin pahalýlaþmasýyla çay içilen yerler haline dönüþmüþlerdir.Yalnýz son yýllarda kahvehanelerde sohbetler de azalmaya baþladý.Okey oyununun yaygýnlaþmasýyla herkesin kafalarý önünde saatlerce kimse ile konuþmadan masanýn baþýnda oturan müþterileri görmek mümkün.Kahve de çay gibi kendine özgü maddi kültür yaratmýþtýr.Bin bir türlü kahve fincanlarýmýz, cezvelerimiz, kahve el deðirmenlerimiz, kahve dibeklerimiz, tepsiler bunlardan birkaçýdýr.
*SALEP *
Salep de özellikle kýþýn içilen sýcak meþrubatlarýmýz arasýndadýr.Daha çok ticari kurumlarda içilen koyu sývý içeceklerdendir.Günümüzde daha çok büyük kentlerde tüketilmektedir. Özellikle sabah kahvaltýlarýnda kullanýlýr.Artýk evlerde pek yapýlmamaktadýr.Ülkemizde hem sýcak, hem de soðuk meþrubat olarak kullanýldýðý gibi, saðlýk amacýyla da tüketilmektedir.
*KUÞBURNU VE BÖÐÜRTLEN *
Son yýllarda kuþburnu, böðürtlen gibi poþetlerde satýlan ve sýcak olarak içilen içecekler de yaygýnlaþtý.
*SOÐUK OLARAK ÝÇÝLENLER*
Meþrubatlar deyince aslýnda soðuk olarak içilenler akla gelmektedir. Bu nedenle çeþit olarak soðuk içilenler daha fazladýr.
*AYRAN *
Geleneksel Türk meþrubatlarý derken ilk akla gelen, ayrandýr.Yapýmýnýn kolay olmasý, en ücra köþelere kadar yaygýnlaþmasýný saðlamýþtýr.Köylümüz, bulgur pilavýný kaþýklarken ayransýz olur mu?Konuðunu ayransýz aðýrlar mý?Sýcak yaz günlerinde tarlada çalýþýrken soðuk bir ayran içmeden bir gölgeliðe uzanarak dinlenmek olur mu?Kentlimiz de öyle deðil mi? Ayak üstü öðle tatilinde dönerli ekmeðini yerken en uygun içecek olarak ayraný tercih etmez mi?
Ayran, ayný zamanda bir Türk simgesi olmuþtur.Çünkü yoðurt Türk buluþu olarak dünyaya yayýlmýþtýr.Hayvancýlýða dayalý bir ekonominin gereði olarak icat edilmiþtir.Yoðurt gibi ayranda bugün Avrupa kültürüne girmiþtir.Ayrýca yoðurdun tatlý ve meyveli türleri de Avrupa’da yapýlmaktadýr.
Yoðurdun saðlýða yararlý yönleri herkesçe bilinmektedir.Ayný biçimde ayranýn da saðlýklý bir içecek olduðu kuþkusuzdur.Son yýllarda karton ve naylon bardaklarýn yaygýnlaþmasýyla büyük kentlerde ve yurdun her tarafýnda oldukça fazla miktarda tüketilmektedir.Ayranýn bir de köpüklü olarak yapýldýðý özel yörelerimiz var.Örneðin; Balýkesir Susurluk ilçesine yolu düþen vatandaþýmýz oranýn bol köpüklü, yaðlý ve lezzetli ayranýný içmeden oradan ayrýlamaz.
Anadolu’da eskiden geleneksel olarak ayran yapmak için ‘Yayýk” kullanýlýrdý. Bugün bu geleneðimiz kaybolmuþ gibidir.Yalnýz göçebe topluluklarýnda ve bazý köylerimizde devam etmektedir.Ayran, yoksul insanýmýzýn yemeði de olmuþtur. Ýçine ekmek doðrayarak yemek gibi yenmesi, kültürümüzde olan bir durumdur.
*BOZA *
Türklerin sevdikleri koyu sývý, tatlýmsý, mayhoþ bir içki türüdür. Selçuklular zamanýnda Bekni adý verilmiþti.Darý, buðday, mýsýr, pirinç veya arpadan yapýlýyordu. O zaman, olgunlaþmasý için testide korunuyordu. Kýþýn içilen mevsimlik içkimiz boza, Türkiye’de daha çok darýdan yapýlýr.Karlý kýþ gecelerinde gecenin sessizliðini bozan sokakta boza satan bozacýnýn sesi, bize belki de kýþ mevsimini daha çok sevdirmektedir.
Ansiklopedik bilgilerde bozanýn Orta Asya’da ve Doðu Anadolu’da Ý.Ö. 4.yüzyýldan beri var olduðu söylenmektedir.Eski Yunan ve Roma’da da içilmekteydi.Günümüzde Kýrým, Volga yöresi, Kafkasya, Türkistan, Balkanlar, Macaristan, Mýsýr, Arabistan ve Ýran’da da yapýlmaktadýr. Osmanlý kayýtlarýnda bozanýn daha çok Edirne, Bursa, Amasya ve Mardin gibi (16. yüzyýl) illerimizde üretildiði belirtilmektedir.Evliya Çelebi, 17.yüzyýl ortalarýnda Ýstanbul’da çok sayýda bozacý dükkaný olduðunu kaydediyor.Boza, besleyici ve ýsýtýcý özelliði nedeniyle eskiden orduda da kullanýlýrmýþ.
*ÇEÞÝTLÝ ÞERBETLER *
Ülkemizde meyve sularýnýn yaygýnlaþmasýndan önce ‘Þerbet’ denilen soðuk içecekler yaygýndý.Özellikle mevlitlerde eskiden loðusa þekerinden yapýlan ‘Loðusa Þerbeti’ daðýtýlýrdý.Niþanlarda ve söz kesilmelerinde de yine ayný þerbet kullanýlýrdý.Esasen filanýn þerbeti içildi deyimi de þerbetten gelmektedir.Þerbetler çok çeþitli idi.Bal þerbeti, gülsuyu þerbeti, þeker þerbeti, lütuf þerbeti, tanrý þerbeti, gülsuyundan yapýlmýþ þeker þerbeti, nardenk þerbeti, saf þeker þerbeti gibi þerbet türleri, Mevlana’nýn þiirlerinde yer almýþtýr.
Bal ile sirkeden yapýlan Sirkencübin denilen þerbetin, hem susuzluðu gidermek, hem de hastalýklarda ilaç yerine kullanýldýðý belirtilmektedir.Günümüzde þerbet kültürü, yerine meyve sularýna býrakmýþtýr.Fakat Anadolu’da bazý köylerimizde kýsmen devam etmektedir.Anadolu’da çeþitli otlardan þerbetler yapýlmaktadýr. Meyan kökü þerbeti gibi.
*MEYVE SULARI *
Çeþitli meyve sularý da kültürümüzde eskiden beri vardýr. bunlarýn bazýlarý þurup olarak adlandýrýlýyordu.Gül þurubu, viþne þurubu gibi.Þýra veya meyve sularýna 9. yüzyýlda, ‘çakýr’ yahut ’süçik’ denmekteydi.Meyve sularý yemek sofralarýnda ‘Soðukluk’ yahut ‘Meþrubat’ olarak kullanýlmakta idi.O zaman en çok üzüm suyu ve þýrasý içilmekteydi. Ayrýca kayýsý suyu da içiliyordu ki adýna ‘uhak’ diyorlardý.
Bugün þýra, baðcýlýðýn yaygýn olduðu yerlerde kullanýlýyor.Büyük kentlerden kalkmýþtýr.Pekmez de sývý olduðu için aslýnda meþrubat olarak kullanýlabilir.Fakat meþrubat olarak kullanýlmamaktadýr.”Demirhindi” denen bir meþrubat türü de vardý, bugün kullanýlmamaktadýr.Bugün her türlü meyve suyu içilmektedir.Adana’da þalgam suyu, þeker kamýþý su içilmektedir.
Bugün presler sayesinde her türlü meyvenin suyu sýkýlabilmektedir.Bunlar, evlere kadar girdiði için mutfaklarda her türlü meyve suyu sýkýlabilmektedir.Havuç, üzüm, elma, portakal, karpuz, nar, viþne, kayýsý, þeftali gibi meyvelerin sularý hem hazýr olarak þiþelerde hem de karton kutularda piyasada satýldýðý gibi, bunlar presler yoluyla evlerde de yapýlmaktadýr.
Bugün meyve sularýnýn toz halindeki þekilleriyle de sýcak veya soðuk meyve sularý elde etmek mümkündür.Örneðin portakal, limon, tarçýn gibi.Süt de meþrubat olarak, gerek sýcak gerekse soðuk olarak tüketilmektedir.Hatta içine muz, çilek vs. gibi meyveler katýlarak da soðuk içecek biçiminde kullanýlmaktadýr.Hatta sütün çeþitli meyvelerle karýþtýrýlmýþ biçimleri piknik biçimindeki dükkanlarda yapýlýp satýldýðý gibi, hazýr kutular içinde soðuk meþrubat olarak da satýlmaktadýr.Aromalý sütler içine meyve kokusu esansý konularak hazýr kutularda satýlmaktadýr.
Bugün hazýr meyve sularý yanýnda Batý’dan kola cinsinden içecekler (Coca-Cola, Pepsi, Fanta gibi) Türk meþrubat dünyasýný istila etmiþtir.Aslýnda, asitli oluþlarý fazla þekerli olduklarý için þiþmanlatýcý oluþlar nedeniyle saðlýða da zararlý olmakla birlikte, yine de reklamlar yoluyla tüketimleri teþvik edilmekte ve özellikle yaz aylarýnda çok miktarda tüketilmektedir.
Meyve sularý, sadece tatlý olanlardan deðil ekþi olanlardan da yapýlmaktadýr.Örneðin limondan limonata yapýldýðý gibi, viþneden viþne suyu da yapýlmaktadýr. Limonata artýk evrensel bir soðuk meþrubat sayýlmaktadýr.Fakat viþne, her yerde yetiþmediði için viþne suyunu, yabancý ülkeler bilmiyorlar.Türkiye’de þiþeler ve karton kutular içinde satýlan viþne suyunu turistler çok sevmektedirler.
Yurt dýþýnda çalýþan Türklerde Türkiye’ye gelince yazýn bol bol viþne suyu içmektedirler.9. yüzyýlda soðukluk olarak kullanýlan bir çeþit ekþi meyve suyuna ‘Cifseng çakýr’ denildiðini tarihçiler belirtmektedir.Günümüzde meyve suyu sanayi oldukça geliþmiþtir.Özellikle büyük ve küçük karton kutularda satýlan meyve sularý hem yurt içinde tüketilmekte, hem de yurtdýþýna ihraç edilmektedir.*
Sonuç*
Sonuç olarak meþrubatlarýmýz hakkýnda þu genellemeyi yapabiliriz:
*a)*Meþrubatlar, soðuk ve sýcak biçimde içilen, mutfaðýmýzý süsleyen, onu tamamlayan bir öðedirler. * *
*b)*Türk mutfaðýnýn genel özelliði olan lezzet, meþrubatlarla da kendini göstermektedir.Özellikle kendine özgü kokusu ve lezzeti olan meyveler, lezzetin baþlýca örnekleridirler.
*c)*Meþrubatlarýmýza iliþkin üçüncü bir ortak özellik de, onlarýn tarým ve hayvancýlýk kültürüne dayalý olmalarýdýr.Köken olarak tarým ve hayvancýlýðýn yaygýn olduðu bir ülkede kuþkusuz meþrubatlarýn hammaddeleri de, ülkemizde olduðu gibi tarýmdan kaynaklanmaktadýr.
*d)*Meþrubatlarýmýzýn çoðu, kola cinsi içeceklere oranla, saðlýk yönünden yararlýdýr.
Geleneksel Türk meþrubatlarýnýn batýdan gelen kola cinsi meþrubatlar yanýnda korunmasý, teþvik edilmesi ve yaþatýlmasý inancýndayýz.Geleneksel Türk yemekleri gibi onlarýn tamamlayýcýsý olan geleneksel Türk meþrubatlarýnýn da korunmasý, kültürel kimliðimiz açýsýndan önemlidir.Bugün soðutma sistemlerindeki geliþmeler onlarýn uzun süre korunmasýný kolaylaþtýrmaktadýr.Meþrubatlarýn korunmasýný hem turistik amaçlý, hem lezzetli oluþlarý nedeniyle gelecekteki insanlarýmýzýn yararlanmasý hem de saðlýk açýsýndan yararlý görmekteyiz.

Z.Z.Y.Tanýtým.png

(¯`·._Hepsiburada_.·´¯) SARIKAYA CEVAP VER!!!

Cevap bekliyorum!Þemdinli savcýsý ABD’de mi?Dün, yakýn geçmiþe kadar devletin güvenlik bürokrasisisin zirvelerinde çalýþmýþ kamuoyunun tanýdýðý önemli bir isimden, Genelkurmay Baþkaný Orgeneral Büyükanýt için rezil ithamlarda bulunup, bunlarý iddianameye dönüþtüren, ama daha sonra, Adalet Savcýlar Yüksek Kurulu kararý ile meslekten atýlýp, avukatlýk yapmasýna bile izin verilmeyen Þemdinli Ýddianamesinin ünlü savcýsý Ferhat Sarýkaya ile ilgili olarak önemli bir duyum aldým. Buna göre bu eski savcý, yani Ferhat Sarýkaya üç kez ABD’ye gidip gelmiþ. Son olarak bir kaç hafta önce de orada imiþ. Ýlginç husus; Sarýkaya’nýn ABD’ye Türkiye üzerinden deðil de, Almanya ve Ýngiltere üzerinden gitmesi imiþ. Sarýkaya ABD’de bir cemaatýn lideri ile görüþmüþmüþ!.. Bunlar benim tek taraflý olarak dinlediklerimdir. Doðruluðu yanlýþlýðý tartýþýlabilir. Ancak bana bu bilgiyi aktaran ismin kimliði, bilginin doðruluðunu teyid eder önemde biridir… Eðer verilen bilgiler doðru deðilse, Ferhat Sarýkaya’nýn açýklamasýna yer vereceðiz… Sarýkaya’ya çaðrýmýzdýr, Þemdinli hikâyesi sonrasýnda ABD’ye hiç gittiniz mi, gitmediniz mi?Gittiyseniz neden gittiniz ve kiminle görüþtünüz? Sorularýma cevap vermez ve suskun kalýrsanýz, hakkýnýzdaki iddiayý teyit etmiþ olacak, Ya da bazý çevrelerce öyle algýlanacaksýnýz.! Sabahattin Önkibar _________________________________________________________________ Connect to the next generation of MSN Messenger  http://imagine-msn.com/messenger/launch80/default.aspx?locale=en-us&source=wlmailtagline

100 Million BC (2008)

Yönetmen:Griff Furst Yapým : 2008 Ülke : Amerika Tür : Action Süre : 85 dakika File size: 377 mb Mp4 Language: English (Turkce altyazýlý)
Oyuncular Michael Gross, Dr. Frank Reno Christopher Atkins, Erik Reno Greg Evigan, LCDR Ellis Dorn Stephen Blackehart, Lt. Robert Peet Geoff Meed, CPO Lopes Wendy Carter, Betty Marie Westbrook, Ruth Dean Kreyling, Chief \’Bud\’ Stark Phil Burke, Stubbs Nick McCallum, Burke
A scientist from the failed Philadelphia Experiment leads a team of Navy SEALs back in time to the Cretaceous Period to rescue the first team he sent back during the 1940s. Things go wildly awry though, when on his return he accidentally brings a giant, man-eating dinosaur back through the portal and into modern-day, downtown Los Angeles.
http://netload.in/datei214df1c3f4f3ca757d6d9430a43f415a/100MILLION.part1.rar.htm http://netload.in/datei69c32a8886ce501372ca47de6529552c/100MILLION.part2.rar.htm
http://rapidshare.com/files/111817410/100MILLION.part1.rar http://rapidshare.com/files/111779286/100MILLION.part2.rar http://rapidshare.com/files/111786490/100MILLION.part3.rar http://rapidshare.com/files/111791290/100MILLION.part4.rar

Korkuyorum Anne (Türk filmi ) Language: Turkish
http://rapidshare.com/files/111557664/KorkuyorumAnne.part1.rar http://rapidshare.com/files/111571555/KorkuyorumAnne.part2.rar http://rapidshare.com/files/111584224/KorkuyorumAnne.part3.rar
Soul Speak Michael McDonald http://rapidshare.com/files/111617134/MichaelMcDonald-SoulSpeak.rar
Mary J.Blige And Friends - This Is Why Im Queen Bootleg 2008 http://rapidshare.com/files/111612259/MaryJ.BligeAndFriends-ThisIsWhyImQueen.rar
ilgi alanlariniza gore gruplar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/diger-gruplarmz Rapidden Nasil Dosya indiririm? http://groups.google.com/group/turkgrup/web/rapid Film/dizi indirdikten sonra nasil acacaksiniz http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmindirme Gruplarda daha once yayinlanan Programlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/programlar Gruplarda daha once yayinlanan 2008 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/2008 Gruplarda daha once yayinlanan 2007 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmler Gruplarda daha once yayinlanan Turkce Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/turkce Gruplarda daha once yayinlanan Yabancý Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp3ler Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon2 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroess2 Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon1 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroes-s1 Gruplarda daha once yayinlanan Prison Break Sezon3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/prison-break-3s Gruplarda daha once yayinlanan Lost Sezon1,2,3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/lost Gruplarda daha once yayinlanan Belgeseller icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/jazzgirl Grup uyelerimizin E-oykuleri icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyku Grup uyelerimizin E-kitaplari icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/e-kitaplar Gruplarda daha once yayinlanan Oyunlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyun
E posta adresinizi yazýp kayýt ol týklayarak uye olabilirsiniz Mail adresinize gelecek olan linki onaylamayý unutmayýn!!! E-posta: Yardimci Programlar Filmleri media player da izlemek icin codec http://rapidshare.com/files/90497468/K-Lite357Codec.rar Mp4 izlemek icin program http://rapidshare.com/files/61521679/vlc-0.8.6-rc1-win32.rar Mp4 film izleme anlatýmý http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp4 Winrar 2.70 final + patch http://rapidshare.com/files/111680041/Winrar370final.zip

100.jpg

Formatlama-Sistem Kurma Ek Halinde

PC format isteyen arkadaşa bana çok faydası oldu güle güle kullanın
Chetnix@yahoo.com wrote: Kime: Kimden:”Chetnix” Tarihi: Mon, 4 Feb 2008 14:43:17 +0200 Konu: [Hersey-Serbest] Formatlama-Sistem Kurma Ek Halinde
Mehmet AKKOYUN Date: Fri Feb 1, 2008 3:31 pm Subject: Yanıt: [Hersey-Serbest] Formatlama-Sistem Kurma (Bölüm 3) Arkadaşım gönderdiğin tüm faydalı linkler nedeniyle çok teşekkür ederim. Büyük çoğunluğunu kullanıyorum. Bu formatlama sistem kurma iletisinin 2. si ulaşmadı gruba yenilersen çok sevinirim, bir de eğer elinde varsa kaspersky son sürümü ve crack-serial yada key (hangisi ile kullanılabilirse) yollayabilirsen çok makbule geçecek. Teşekkürler ve iyi günler dilerim. Dr.Mehmet Akkoyun Sistem kurma ile ilgili 3 bölümlük ileti, Outlook mesaj biçiminde ektedir… C.

Sistem Kurma.rar

DELÝLER

“Seyirciye yalnýzca doðrularý söyledik!”
Çýlgýn bir dünyada yaþadýðýmýz kesin. Bunalýyoruz, sýkýlýyoruz ve ister ekonomik, ister duygusal, tonlarca baskýnýn etkisinde çýrpýnýp duruyoruz. Dayanabilirsek ne ala. Bazen de sigortalar atýyor, trafolar patlýyor… Sonuç malum; Mazhar Osman Cumhuriyeti’ nde zorunlu tatil… Boynumuzda da bir yafta: DELÝLER… Ama deli kim, akýllý ne? Ýçerdekiler mi, dýþardakiler mi? Þairin dediði gibi: “Kimimiz akýllý deli / Kimimiz deli akýllý.” ZEKÝ - METÝN ikilisi size bu “kafayý yemiþ” dünyanýn en uçuk güldürüsünü sunuyor. Ve içlerinden “Bu DVD de seyredilir mi birader, deli misiniz nesiniz?” diyorlar. Aldýrmayýn izleyin. Böyle bir delilik yapmakla ne kadar akýllýlýk ettiðinizi anlayacaksýnýz!.. http://rapidshare.com/files/111081852/DELILER.part01.rar http://rapidshare.com/files/111096260/DELILER.part02.rar http://rapidshare.com/files/111110979/DELILER.part03.rar http://rapidshare.com/files/111126312/DELILER.part04.rar http://rapidshare.com/files/111139718/DELILER.part05.rar http://rapidshare.com/files/111151358/DELILER.part06.rar http://rapidshare.com/files/111160095/DELILER.part07.rar http://rapidshare.com/files/111168185/DELILER.part08.rar http://rapidshare.com/files/111175488/DELILER.part09.rar http://rapidshare.com/files/111181876/DELILER.part10.rar http://rapidshare.com/files/111188666/DELILER.part11.rar http://rapidshare.com/files/111195648/DELILER.part12.rar http://rapidshare.com/files/111204036/DELILER.part13.rar http://rapidshare.com/files/111212895/DELILER.part14.rar http://rapidshare.com/files/111213219/DELILER.part15.rar
ilgi alanlariniza gore gruplar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/diger-gruplarmz Rapidden Nasil Dosya indiririm? http://groups.google.com/group/turkgrup/web/rapid Film/dizi indirdikten sonra nasil acacaksiniz http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmindirme Gruplarda daha once yayinlanan Programlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/programlar Gruplarda daha once yayinlanan 2008 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/2008 Gruplarda daha once yayinlanan 2007 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmler Gruplarda daha once yayinlanan Turkce Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/turkce Gruplarda daha once yayinlanan Yabancý Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp3ler Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon2 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroess2 Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon1 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroes-s1 Gruplarda daha once yayinlanan Prison Break Sezon3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/prison-break-3s Gruplarda daha once yayinlanan Lost Sezon1,2,3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/lost Gruplarda daha once yayinlanan Belgeseller icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/jazzgirl Grup uyelerimizin E-oykuleri icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyku Grup uyelerimizin E-kitaplari icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/e-kitaplar Gruplarda daha once yayinlanan Oyunlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyun
E posta adresinizi yazýp kayýt ol týklayarak uye olabilirsiniz Mail adresinize gelecek olan linki onaylamayý unutmayýn!!! E-posta: Yardimci Programlar Filmleri media player da izlemek icin codec http://rapidshare.com/files/90497468/K-Lite357Codec.rar Mp4 izlemek icin program http://rapidshare.com/files/61521679/vlc-0.8.6-rc1-win32.rar Mp4 film izleme anlatýmý http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp4

deliler.jpg

GRAND HOTEL

1927-28 Sunrise Kanatlar / Wings 1928-29 Broadway Melodi / The Broadway Melody 1929-30 Batý Cephesinde Yeni Bir Þey Yok / All Quiet on the Western Front 1930-31 Cimarron 1931-32 Büyük Otel / Grand Hotel 1932-1933 Cavalcade 1934 Bir Gecede Oldu / It Happened One Night 1935 Gemide Ýsyan / Mutiny on the Bounty 1936 Büyük Ziegfeld / The Great Ziegfeld 1937 Emile Zola’nýn Hayatý / The Life of Emile Zola 1938 Para Beraber Gitmez / You Can’t Take It with You 1939 Rüzgar Gibi Geçti / Gone with the Wind 1940 Rebecca 1941 Vadim O Kadar Yeþildi Ki / How Green Was My Valley 1942 Bayan Miniver / Mrs. Miniver 1943 Kazablanka / Casablanca 1944 Yolumda Giderken / Going My Way 1945 The Lost Weekend / 1946 Hayatýmýzýn En Güzel Yýllarý / The Best Years of Our Lives 1947 Centilmenlik Anlaþmasý / Gentleman’s Agreement 1948 Hamlet 1949 Kralýn Bütün Adamlarý / All the King’s Men 1950 Perde Açýlýyor / All About Eve 1951 Paris’te Bir Amerikalý / An American in Paris 1952 Harikalar Sirki / The Greatest Show on Earth 1953 Ýnsanlar Yaþadýkça / From Here to Eternity (film) 1954 Rýhtýmlar Üzerinde / On the Waterfront 1955 Marty 1956 Seksen Günde Devr-i Alem / Around the World in Eighty Days 1957 Kwai Köprüsü / The Bridge on the River Kwai 1958 Gigi 1959 Ben-Hur 1960 Garsonyer / The Apartment 1961 Batý Yakasýnýn Hikayesi / West Side Story 1962 Arabistanlý Lawrence / Lawrence of Arabia 1963 Tom Jones 1964 Benim Güzel Meleðim / My Fair Lady 1965 Neþeli Günler / The Sound of Music 1966 Her Devrin Adamý / A Man for All Seasons 1967 Gecenin Sýcaðýnda / In the Heat of the Night 1968 Oliver! / Oliver! 1969 Geceyarýsý Kovboyu / Midnight Cowboy 1970 General Patton / Patton 1971 Kanunun Kuvveti / The French Connection 1972 Baba / The Godfather 1973 Üç Kaðýtcýlar / The Sting 1974 Baba II / The Godfather Part II 1975 Guguk Kuþu / One Flew Over the Cuckoo’s Nest 1976 Rocky 1977 Annie Hall 1978 Avcý / The Deer Hunter 1979 Kramer Kramer’e Karþý / Kramer vs. Kramer 1980 Sýradan Ýnsanlar / Ordinary People 1981 Ateþ Arabalarý / Chariots of Fire 1982 Gandhi / Gandhi 1983 Sevgi Sözcükleri / Terms of Endearment 1984 Amadeus 1985 Benim Afrikam / Out of Africa 1986 Müfreze (film) / Platoon 1987 Son Ýmparator / The Last Emperor 1988 Yaðmur Adam / Rain Man 1989 Bayan Daisy’nin Þoförü / Driving Miss Daisy 1990 Kurtlarla Dans / Dances with Wolves 1991 Kuzularýn Sessizliði / The Silence of the Lambs 1992 Affedilmeyen / Unforgiven 1993 Schindler’in Listesi / Schindler’s List 1994 Forrest Gump / Forrest Gump 1995 Cesur Yürek / Braveheart 1996 Ýngiliz Hasta / The English Patient 1997 Titanik / Titanic 1998 Aþýk Shakespeare / Shakespeare in Love 1999 Amerikan Güzeli / American Beauty 2000 Gladyatör / Gladiator 2001 Akýl Oyunlarý / A Beautiful Mind 2002 Chicago 2003 Yüzüklerin Efendisi: Kralýn Dönüþü / The Lord of the Rings: The Return of the King 2004 Milyon Dolarlýk Bebek / Million Dollar Baby 2005 Çarpýþma / Crash 2006 Köstebek / The Departed 2007 Ýhtiyarlara Yer Yok / No Country for Old Men
Sinema dünyasýnýn en kapsamlý organizasyonu olan Oscar ödülleri Töreni, böylesi yarýþmalarý onaylayanlar kadar onaylamayanlarýn da, dikkatlerini -en azýndan o özel gece için- Los Angeles’a yönelttikleri büyülü bir seremonidir. Sinema, film üstüne saptanmýþ görüntülerin ya da çizilmiþ desenlerin ýþýkla bir perdeye art arda düþürülerek hareketli görüntüler elde edilmesi temeline dayanan sanat dalý. Sinema, herhangi bir hareketi düzenli aralýklarla parçalara bölerek bunlarýn resimlerini belirleme ve sonra bunlarý gösterici yardýmýyla karanlýk bir yerde, bir perde üzerinde yansýtarak hareketi yeniden oluþturma iþidir.
Oscar Ödülleri ilk verilmeye baþlandýðýnda, doðal olarak oldukça primitifti. O gün gösterilen ilgiyle -adaylýklarla baþlayýp, gizli oylamalarla devam eden, tören gecesine katýlan þöhretlerin Kýrmýzý Halý geçiþleriyle heyecanýn sürekli yükseltildiði ve ödüllerin açýklanmasýyla zirveye ulaþýldýðý- bugünkü törenlere gösterilen ilgi arasýnda daðlar kadar fark var. Bir örnek vermek gerekirse, Oscar ödüllerinin verildiði ilk gösteride 250 izleyici vardý ve giriþ ücreti 10 dolardý. Medya ilk yýl gösteriye ilgi göstermedi. Ödül töreni ise beþ dakika sürdü.
Oscar alan bir sanatçýya ödenen ücretler astronomik biçimde artarken, geleceði de çok büyük ölçüde garanti altýna alýnmýþ oluyor.
En Çok Oscar’ý Walt Disney Aldý! En fazla Oscar kazanan kiþi, Walt Disney Oldu. Tam 26 kez bu ödülü aldý. Walt Disney, ayný zamanda bir seferde en fazla Oscar alan kiþi rekorunu da elinde tutuyor. 1953 yýlýnda 4 dalda Oscar daldý.
Oscar Ýçin En Uzun Bekleyen Chaplin’in Filmi Çekildikten sonra Oscar almak için bekleyen en uzun Film Chaplin’in ‘Limelight’ filmi oldu. 1952 yýlýnda çekilen film, ancak 1973 yýlýnda Oscar alabildi.
Hiç Oscar Kazanamayan Büyük Adaylar 1997 yýlýnda ‘The Turning Point’ ve 1985 yýlýnda ‘The Color Purple’ filmleri 9 dalda Oscar’a aday gösterildiler, ama bir tane bile kazanamadýlar.
En Fazla Oscar Kazanan 2 Film 76 yýllýk Oscar ödülleri tarihinde en fazla Oscar alan 2 film oldu. 1959 yýlýnda ‘Ben Hur’ ve 1997 yýlýnda ‘Titanic’ tam 11 dalda Oscar aldýlar.
Spielberg Oscar’a Yýllar Sonra Kavuþabildi Oscar’a kavuþmak için çok çabalayýp bolca hüsrana uðrayan yönetmenlerin baþýnda Steven Spielberg geliyor. Spielberg 9 dalda ödüle aday gösterilen The Purple Rain filmi ile Oscar kazanacaðýna kesin gözüyle bakarken bir tane bile alamamýþtý. Ancak Yahudi soykýrýmý üzerine olan filmi “Schindler’s List” ile þeytanýn bacaðýný kýrabildi. Spielberg, Bette Davis ve Clark Bable’in kazandýðý Oscarlarý onlarýn ölümünden sonra mirasçýlarýndan 1 milyon dolar ödeyerek alýp Akademi’ye 1 dolar karþýlýðýnda geri veren kiþi olarak da tanýnýyor.
Tören üç kez ertelendi Oscar töreni tarihi boyunca sadece üç kez ertelendi. 1938 yýlýnda Los Angeles’daki sel dolayýsýyla tören bir hafta geç yapýldý. 1968 yýlýnda ise Martin Luther King’e saygý dolayýsýyla, 1981′de Ronald Reagan’a suikast giriþimi nedeniyle 24 saat ertelendi.
Yýl 1953: Televizyon devrede Oscar ödül töreni, ilk olarak 1953 yýlýnda televizyonda yayýnlandý ve sunucusu Bob Hope’tu. Ödüller, 1966 yýlýnda ilk olarak televizyondan renkli olarak yayýnlandý.
Kýrmýzý Halý: O bir efsane! Her yýl 6 kiþinin yan yana dizilerek açýp serdiði, sonra da rulo yapýp kaldýrdýðý, Akademinin malý olan halý 75.5 metre uzunluðunda.
30 saniye yeter de artar Aralýksýz 4 saat süren Oscar töreninde, ödül kazananlarýn konuþma süresi sadece 30 saniye.
Savaþma! Oscarlarý takip et! Los Angeles þehri, Güney Kaliforniya’da bulunan bir metropolistir. Amerika Birleþik Devletleri’nin batýsýnda bulunur. Þehir, vilayet yöntemiyle yönetilmektedir ve Los Angeles Vilayeti’nin bir parçasýdýr. ….Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.2. Dünya Savaþý’ndaki Amerikan askerlerinin töreni dinlemesi için ilk defa 1943 yýlýnda radyo yayýnýyla törenler, dünyaya duyuruldu.
En Fazla Oscar Alan Filmler En fazla Oscar alan filmler listesinin baþýnda 11 oscarla Ben-Hur yer alýyor Sinema tarihinde en fazla Oscar alan filmler listesinin baþýnda 11 oscarla eski bir klasik Ben-Hur, neden bu kadar çok oscar aldýðý anlaþýlamayan Titanic ve yüzyýlýn en iyi fantazi filmi Lord of the Rings: The Return of the King filmi yer alýyor.
En fazla Oscar alanlar listesi ayný zamanda tarihin en iyi filmleri listesini andýrýyor. Bu liste de yer alan filmleri en azýndan bir kere izlemenizi tavsiye ederiz.
11 OSCAR - Ben-Hur (1959, 12 dalda aday) - Titanic (1997, 14 dalda aday) - Lord of the Rings: The Return of the King (2003, 11 dalda aday)
10 OSCAR - West Side Story (1961, 11 dalda aday)
9 OSCAR - Gigi (1958, 9 dalda aday) - The Last Emperor (1987, 9 dalda aday) - The English Patient (1997, 12 dalda aday)
8 OSCAR - Gone With The Wind (1939, 13 dalda aday) - From Here To Eternity (1953, 13 dalda aday) - On The Waterfront (1954, 12 dalda aday) - My Fair Lady (1964, 12 dalda aday) - Cabaret (1972, 10 dalda aday) - Gandhi (1983, 11 dalda aday) - Amadeus (1984, 11 dalda aday)
7 OSCAR - Going My Way (1944, 10 dalda aday) - The Best Years Of Our Lives (1946, 8 dalda aday) - The Bridge On The River Kwai (1957, 8 dalda aday) - Lawrence Of Arabia (1962, 10 dalda aday) - Patton (1970, 10 dalda aday) - The Sting (1973, 10 dalda aday) - Out Of Africa (1985, 11 dalda aday) - Dances With Wolves (1990, 12 dalda aday) - Schindler’s List (1993, 12 dalda aday) - Shakespeare In Love (1998, 13 dalda aday)
6 OSCAR - Mrs. Miniver (1942, 12 dalda aday) - All About Eve, (1940, 14 dalda aday) - An American In Paris (1951, 8 dalda aday) - A Place In The Sun (1951, 9 dalda aday) - A Man For All Seasons (1966, 8 dalda aday) - The Godfather, Part II (1974, 11 dalda aday) - Star Wars (1977, 10 dalda aday) - Forrest Gump, (1994, 13 dalda aday)
5 OSCAR - It Happened One Night (1934, 5 dalda aday) - How Green Was My Valley (1941, 10 dalda aday) - Wilson (1944, 10 dalda aday) - The Bad And The Beautiful (1952, 6 dalda aday) - Around The World In 80 Days (1956, 8 dalda aday) - The King And I (1956, 9 dalda aday) - The Apartment, (1960, 10 dalda aday) - Mary Poppins (1964, 13 dalda aday) - Doctor Zhivago (1965, 10 dalda aday) - The Sound Of Music (1965, 10 dalda aday) - Who’s Afraid Of Virginia Woolf? (1966, 13 dalda aday) - In The Heat Of The Night (1967, 7 dalda aday) - Oliver! (1968, 11 dalda aday) - The French Connection (1971, 9 dalda aday) - One Flew Over The Cuckoo’s Nest (1975, 9 dalda aday) - The Deer Hunter (1978, 9 dalda aday) - Kramer vs. Kramer (1979, 9 dalda aday) - Terms Of Endearment (1983, 11 dalda aday) - Silence Of The Lambs (1991, 7 dalda aday) - Braveheart (1995, 10 dalda aday) - Saving Private Ryan (1998, 11 dalda aday) - American Beauty (1999, 8 dalda aday) - Gladiator (2000, 12) Chicago (2002, 13 dalda aday)Detaylý bilgi için bakýnýz: II. Dünya Savaþý ….Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.

TARÝHÇE
All About Eve - 1950 14 aday / 6 Oscar
Titanik - 1997 14 aday / 11 Oscar
Rüzgar Gibi Geçti - 1939 13 aday / 8 Oscar
Ýnsanlar Yaþadýkça - 1953 13 aday / 8 Oscar
Mary Poppins - 1964 13 aday / 5 Oscar
Kim Korkar Hain Kurttan - 1966 13 aday / 5 Oscar
Forrest Gump - 1994 13 aday / 6 Oscar
Aþýk Shakespeare - 1998 13 aday / 7 Oscar
Chicago - 2002 13 aday / 6 Oscar
En fazla Oscar kazanan filmler
Ben Hur - 1959 / 11
Titanik - 1997/ 11
Batý Yakasý Hikayesi - 1961 / 10
Gigi - 1958 / 9
Son Ýmparator - 1987 / 9
Ýngiliz Hasta - 1996 / 9
Rüzgar Gibi Geçti - 1939 / 8
Ýnsanlar Yaþadýkça - 1953 / 8
Rýhtýmlar Üstünde - 1954 / 8
My Fair Lady - 1964 / 8
Kabare - 1972 / 8
Gandhi - 1982 / 8
Amadeus - 1984 / 8
En fazla Oscar kazanan yönetmenler
John Ford - 4
Frank Capra - 3
William Wyler - 3
En fazla aday gösterilen kadýnlar
Merly Streep 13
Katharine Hepburn / 12
Bette Davis 11
En fazla aday gösterilen erkekler
Jack Nicholson / 12
Laurence Olivier / 10
Spencer Tracy / 9
En çok Oscar kazanan erkekler
Dustin Hoffman / 2
Gary Cooper / 2
Jack Nicholson / 3
Marlon Brando 2
Spencer Tracy / 2
Tom Hanks / 2
En çok Oscar kazanan kadýnlar
Katharine Hepburn / 4
Bette Davis / 2
Elizabeth Taylor / 2
Ingrid Bergman / 3
Jane Fonda / 2
Jodie Foster / 2
Luise Rainer / 2
Sally Field / 2
Vivien Leigh / 2

N O T ::::: Oscar ödülü alýmýþ filmleri arþivinize katmak isterseniz, bugünden itibaren filmleri yayýnlamaya baþlýyoruz. Takip edebilirsiniz……

Yönetmen: Edmund Goulding Senaryo Yazarý: Vicki Baum Müzik : William Axt Görüntü Yönetmeni : William H. Daniels Tür: Dram, Duygusal Yapým Yýlý: 1932 Orjinal Adý: Grand Hotel Ülke: ABD Süre: 112 dk.
Language: English (Turkce altyazýlý)
Oyuncular Greta Garbo - Rolü: Grusinskaya John Barrymore - Rolü: Baron Felix von Geigern Joan Crawford - Rolü: Flaemmchen Lionel Barrymore - Rolü: Otto Kringelein
Berlin’in en pahalý otelinde hiçbir olay olmadýðýný sanan Dr.Otternschlag (Lewis Stone), devamlý sarhoþ olduðundan, Baron von Geigern (John Barrymore)’in güzel dansçý Grusinskaya (Greta Garbo)’nýn mücevherlerini çalma planlarýný yaptýðýný görmüyor. Ancak mücevherleri yerine kalbini çalýyor. Alman iþadamý Preysing (Wallace Berry) ise metresi Flaemmchen (Joan Crawford)’i muhasebecisi Kringelein (Lionel Barrymore)’e kaptýrýyor. Ama sonunda kadýn, hiçbiriyle birlikte kalmýyor.
Berlin’s plushest, most expensive hotel is the setting where in the words of Dr. Otternschlag “People come, people go. Nothing ever happens.”. The doctor is usually drunk so he missed the fact that Baron von Geigern is broke and trying to steal eccentric dancer Grusinskaya’s pearls. He ends up stealing her heart instead. Powerful German businessman Preysing brow beats Kringelein, one of his company’s lowly bookkeepers but it is the terminally ill Kringelein who holds all the cards in the end. Meanwhile, the Baron also steals the heart of Preysing’s mistress, Flaemmchen, but she doesn’t end up with either one of them in the end…
http://rapidshare.com/files/111495906/1932_OSCAR.part1.rar http://rapidshare.com/files/111507864/1932_OSCAR.part2.rar http://rapidshare.com/files/111519766/1932_OSCAR.part3.rar http://rapidshare.com/files/111532577/1932_OSCAR.part4.rar http://rapidshare.com/files/111548185/1932_OSCAR.part5.rar http://rapidshare.com/files/111563199/1932_OSCAR.part6.rar http://rapidshare.com/files/111578736/1932_OSCAR.part7.rar
ilgi alanlariniza gore gruplar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/diger-gruplarmz Rapidden Nasil Dosya indiririm? http://groups.google.com/group/turkgrup/web/rapid Film/dizi indirdikten sonra nasil acacaksiniz http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmindirme Gruplarda daha once yayinlanan Programlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/programlar Gruplarda daha once yayinlanan 2008 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/2008 Gruplarda daha once yayinlanan 2007 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmler Gruplarda daha once yayinlanan Turkce Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/turkce Gruplarda daha once yayinlanan Yabancý Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp3ler Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon2 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroess2 Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon1 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroes-s1 Gruplarda daha once yayinlanan Prison Break Sezon3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/prison-break-3s Gruplarda daha once yayinlanan Lost Sezon1,2,3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/lost Gruplarda daha once yayinlanan Belgeseller icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/jazzgirl Grup uyelerimizin E-oykuleri icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyku Grup uyelerimizin E-kitaplari icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/e-kitaplar Gruplarda daha once yayinlanan Oyunlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyun
E posta adresinizi yazýp kayýt ol týklayarak uye olabilirsiniz Mail adresinize gelecek olan linki onaylamayý unutmayýn!!! E-posta: Yardimci Programlar Filmleri media player da izlemek icin codec http://rapidshare.com/files/90497468/K-Lite357Codec.rar Mp4 izlemek icin program http://rapidshare.com/files/61521679/vlc-0.8.6-rc1-win32.rar Mp4 film izleme anlatýmý http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp4

www_gruplar_info_1932.jpg

www_gruplar_info_1932-1.jpg

DÜN BUGÜN

“Seyirciye yalnýzca doðrularý söyledik!”
“Efendim, bizim zamanýmýzda…” “Hiç unutmam, bir gün…” ya da “Karlý bir kýþ mevsimiydi…” Çevremizde sürekli duyduðumuz sözler bunlar. Bir yanda deðiþen, geliþen dünya; diðer yanda güncelle çeliþen anýlar… Geçmiþe özlem ya da moda deðiþle “Nostaljik” takýlmalar. “Geçmiþ zaman olur ki, hayali cihan deðer” ile “Ayný derede iki kez yýkanýlmaz.” arasýndaki ince iliþkiyi, iyi güldürünün alaycý kalýplarý içinde ustaca yoðurun, sonra da ZEKÝ - METÝN ikilisinin yorum ve yetenek gücünü ekleyin. Koltuðunuza gömülün, kemerlerinizi baðlayýn ve düþlerinizde dünden bugüne sürecek eþsiz bir kahkaha yolculuðuna kanat çýrpýp yelken açýn!… Hadi bakalým dünü düþünerek bugünü yaþayýn. Nasýl olsa yarýn Allah kerim!… http://rapidshare.com/files/111222977/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part01.rar http://rapidshare.com/files/111232386/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part02.rar http://rapidshare.com/files/111242721/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part03.rar http://rapidshare.com/files/111253609/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part04.rar http://rapidshare.com/files/111265555/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part05.rar http://rapidshare.com/files/111277112/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part06.rar http://rapidshare.com/files/111289374/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part07.rar http://rapidshare.com/files/111302262/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part08.rar http://rapidshare.com/files/111315903/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part09.rar http://rapidshare.com/files/111330169/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part10.rar http://rapidshare.com/files/111343901/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part11.rar http://rapidshare.com/files/111361788/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part12.rar http://rapidshare.com/files/111467722/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part13.rar http://rapidshare.com/files/111479385/DEVEKUSU_KABARE_-_DUN_BUGUN.part14.rar
ilgi alanlariniza gore gruplar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/diger-gruplarmz Rapidden Nasil Dosya indiririm? http://groups.google.com/group/turkgrup/web/rapid Film/dizi indirdikten sonra nasil acacaksiniz http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmindirme Gruplarda daha once yayinlanan Programlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/programlar Gruplarda daha once yayinlanan 2008 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/2008 Gruplarda daha once yayinlanan 2007 vizyon Filmler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/filmler Gruplarda daha once yayinlanan Turkce Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/turkce Gruplarda daha once yayinlanan Yabancý Albumler icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp3ler Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon2 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroess2 Gruplarda daha once yayinlanan Hereos Sezon1 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/heroes-s1 Gruplarda daha once yayinlanan Prison Break Sezon3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/prison-break-3s Gruplarda daha once yayinlanan Lost Sezon1,2,3 icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/lost Gruplarda daha once yayinlanan Belgeseller icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/jazzgirl Grup uyelerimizin E-oykuleri icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyku Grup uyelerimizin E-kitaplari icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/e-kitaplar Gruplarda daha once yayinlanan Oyunlar icin http://groups.google.com/group/turkgrup/web/oyun
E posta adresinizi yazýp kayýt ol týklayarak uye olabilirsiniz Mail adresinize gelecek olan linki onaylamayý unutmayýn!!! E-posta: Yardimci Programlar Filmleri media player da izlemek icin codec http://rapidshare.com/files/90497468/K-Lite357Codec.rar Mp4 izlemek icin program http://rapidshare.com/files/61521679/vlc-0.8.6-rc1-win32.rar Mp4 film izleme anlatýmý http://groups.google.com/group/turkgrup/web/mp4

dvdcovermw9.jpg

Türkiyem cennet gibi..-e

v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) } v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }

 
 
 
__._,_.___

====================

http://www.CanimGrubum.com
HaYaT KiSa, DoLu DoLu Ya$a…
http://groups.yahoo.com/group/canimgrubum

==========

*** CaNiM GRuBuM: Yuzunuzu gulduren, gunluk stresten uzakla$tiran, gune guzel ba$lamanizi ve guzel devam etmesini saglayan, en yeni karikaturler, komik videolar, ilginc/komik fotograflar, evde/i$yerinde oynayacaginiz minik oyunlar, gunluk puzzle, ilginc linkler vs… kisacasi yeni ve kaliteli mesajlarin yayinlandigi EGLeNCe Grubudur… ***

BiZe KaTiLMaK iCiN:
canimgrubum-subscribe@yahoogroups.com  adresine ici bo$ ve konusuz bir mesaj gonderin ve yahoogroups’tan gelen konfirme mesajini hic bir degi$iklik yapmadan reply (yanitla) yapiniz. YaHoo iD’si olanlar http://groups.yahoo.com/group/canimgrubum/join linkine tiklayarak uye olabilirler…

*** Grup kurallari, mesaj alma secenekleri, grupla ilgili soru/sorunlariniz icin haftalik olarak posta kutunuza gelen "Lutfen Okuyunuz!" baslikli mesaja bakiniz.

*** Grup Yoneticisine/Moderatorlere ula$mak icin : canimgrubum-owner@yahoogroups.com adresine yaziniz.

*** Bizden ayrilmak icin: canimgrubum-unsubscribe@yahoogroups.com adresine mesaj gonderip, gelen onay mesajini reply yapiniz.

============
Semazemce
http://semazemce.blogspot.com 
============
Semazem görmüþ, siz de görün.
http://sendegor.blogspot.com
============




Your email settings: Individual Email|Traditional
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe


__,_._,___

1_k.jpg

2_k.jpg

3_k.jpg

4_k.jpg

7_k.jpg

8_k.jpg

9_k.jpg

10_k.jpg

11_k.jpg

12_k.jpg

15_k.jpg

16_k.jpg

17_k.jpg

20_k.jpg

22_k.jpg

25_k.jpg

29_k.jpg

33_k.jpg

34_k.jpg

40_k.jpg

49_k.jpg

[BaSKeNT] ÝLETÝLER [iyi akþamlar arkadaþlar]

Öncelikle hotmailden yeni bir mail alýn ve bilgileri aynen çalýnan mailinizdeki gibi girin. Özellikle ad ve soyadý.Sonra aþaðýdaki maili karþýlarýna bilgileriniz gelicek þekilde passport@css.one.microsoft.com adresine yollayýn.PostalCode (posta Kodu) : Comments (Sorununuzu ingilizce yazýn) : CustomerName (Maile Kayýtlý olan Ad, Soyad) : CUBirthdate (Maile Kayýtlý olan Doðum Tarihi) : BrowserVersion (Tarayýcýnýn versiyonu) : OperatingSystem (Ýþletim Sistemi) : ErrorMessage (Alýnan Hata Mesajý) : SignInAddress (Çalýnan Mail Adresiniz) : Country (ülke) : FirstName (Ad) : LastName (Soyad) : Region (Bulunduðunuz Ýl) : Contact E-Mail (Size Ulaþabilecekleri E-Mail) : evet bu maili gönderdikten sonra size böyle bir mail gelcek…Hello XXXXX, Thank you for writing to Microsoft .NET Passport Customer Support. I understand that you need assistance in signing in to your XXXXXXXXX@hotmail.com account, because you suspect that someone learned your password and secret question/answer. I can imagine how frustrating such issues can be. This is Aldrin and I look forward to providing you with assistance today. I recognize the importance of gaining access on your account. To help protect the privacy and security of our members we need your help confirming the profile information stored in your MSN account before we can reset your password. - First and Last Name (or any other name you think you have entered upon registration such as your nickname) (AD SOYAD)- Your .NET Passport account (the account you are having difficulties with, username@domain.com) (ÇALINAN ADRESÝNÝZ)- Date of birth (Month/Date/Year) (DOÐUM TARÝHÝNÝZ)- Country or Region (ÜLKE)- State (EYALET KÝ TÜRKÝYEDEYSÝNÝZ GEREK YOK) - ZIP or Postal Code (POSTA KODU)- Approximate date of last successful sign in (SORUNSUZ GÝRÝÞ YAPTIÐINIZ YAKLAÞIK TARÝH. hafta ay falan farketmez)- Approximate date of account registration (MAÝLÝ ALDIÐINIZ TARÝH GEÇEN YAZ VS. DÝYEBÝLÝRSÝNÝZ)- List as many former passwords you used with this account as far back as you can remember (KULLANDIÐINIZ ÞÝFRELER)- List as many of your Folders as you can remember (inbox, trash, sent, etc.) (ÝNBOXUNUZDAKÝ DOSYALAR KÝ GEREK YOK)- The name of your Internet Service Provider. If you access your account from outside your home (for example, from school or work) please include the name of the organization. (ÝNTERNET SERVÝS SAÐLAYICINIZ) - Your IP address. You may check it by going to http://www.whatismyip.com (ÝP ADRESÝNÝZ)- List of Secret Questions and Answers historically associated with your account (GÝZLÝ SORU/SORULARINIZ VE CEVAP/CEVAPLARINIZ)Sonra tekrar önünde - olan bilgileri gireceksiniz. Bu mailler arasý 24 saat veya 48 sürebilir lütfen maili attýktan sonra inbox ýnýzda beklemeyin Sonra tekrar size gelen mailde þifreniz duruyo olcak.
To: BaSKeNT@yahoogroups.comFrom: neco@nazaremlak06.comCC: ; ; Date: Thu, 1 May 2008 17:59:09 +0300Subject: [BaSKeNT] ÝLETÝLER [iyi akþamlar arkadaþlar]

From: “meral .” Date: Thu May 1, 2008 11:42 am Subject: mail konusunda. Arkadaþlar iþim için kullandýðým hotmail mailime giremiyorum..Sanýrým birisi çaldý..Çünkü þifremi ve gizli sorumu yazmama raðmen olmadý…Ben mailimi tekrar nasýl alabilirim..Yardýmcý olabilirseniz sevinirim..
From: “Gazili Bozkurtlar” Date: Wed Apr 30, 2008 3:57 pm Subject: Devlet’in Hamlesi…

Alp Ergenekon Devlet in Hamlesi… Agzindan cikan ne olursa olsun gundem maddesi oluyordu… Bazilari, “proaktif siyaset iste boyle yapilir…” turunden aciklamalarla Basbakana ovguler yagdirip, bir anlamda da yalakalik konusunda ne denli mahir olduklarini ispatliyorlardi… AKP iktidarlari boyunca devam eden bu durum nihayet Devlet hamleleri ile son buldu. Yazinin devami icin : http://www.haberdokuz.com/alp-ergenekon/devletin-hamlesi.html
From: “HALDUN KESKIN” Date: Wed Apr 30, 2008 3:59 pm Subject: SOL ELÝNÝ KULLANANLAR ACABA DAHA MI ZEKÝ ? Sol Elini Kullananlar Daha mý Zeki? Sol elini kullanan kiþilerin daha zeki olduklarýna dair bugüne deðin pek çok þey yazýlýp çizildi. Bilim dünyasýndaki tartýþmalarda konuyla ilgili iki güçlü varsayýmdan ilki “biliþsel kalabalýk kuramý”. Biliyoruz ki beynin sol yarým küresi dil ve sözel becerilerde baskýnken, sað yarým küresi daha çok matematiksel ve uzamsal (mekânsal) becerilerde söz sahibi. Sol el hareketlerini beynin sað küresinin, sað el hareketlerini ise sol küresinin yönettiðini düþünecek olursak biliþsel kalabalýk kuramý solaklarýn uzamsal ve matematiksel becerilerde daha düþük performans göstermelerini öngörüyor. Çünkü bu yetenekleri kontrol eden sað yarým küre ayný zamanda sol el hareketlerinin de yönetildiði merkez. Yani etkinliði ikiye bölünmüþ oluyor. Oysa sað elini kullananlarýn el hareketlerini sol yarým küre yönetiyor ve sað yarým kürenin özelleþtiði matematiksel yeteneklerde daha baþarýlý oluyorlar. Ýkinci varsayýmsa her iki elini de kullanabilenlerin matematiksel becerilerinin daha yüksek olduðunu, çünkü matematiðin sol (dilsel) ve sað (mekânsal) yarým küreler arasýndaki etkileþimi gerektirdiðini söylüyor. Her iki eli kullanabilme becerisininse genelde solaklarda olduðuna dikkat çekerek, solaklarýn matematiksel becerilerinin daha güçlü olduðunu savunuyor. Araþtýrmalarýn çoðu ikinci kuramý, yani solaklarýn matematiksel becerilerde daha baþarýlý olduklarýný desteklemekte. Ancak yine de konu hakkýnda ortaya atýlan her bulgu daha fazla araþtýrmaya gereksinim duyulduðunu vurgulamaya devam ediyor.
Kaynak: http://bpm.slis.indiana.edu/scholarship/hibbard.shtml From: “HALDUN KESKIN” Date: Wed Apr 30, 2008 5:10 pm Subject: YAZ SALATASI
Malzemeler:1 adet küçük göbek marul1 çorba kaþýðý zeytinyaðý1 adet limon2 çorba kaþýðý sirke1 çorba kaþýðý yoðurt1 adet kýrmýzý biber1 adet domates2 çorba kaþýðý ufalanmýþ diyet beyaz peynir Piþirme Süresi: 15 dak.-2 KiþilikHazýrlanýþý:Göbek marulu yýkayýp elinizle iri parçalara bölün. Üzerine domatesi ve kýrmýzý biberi doðrayýn. Zeytinyaðý, sirke, limon ve yoðurdu bir arada çýrpýp üzerine gezdirin. From: “HALDUN KESKIN” Date: Wed Apr 30, 2008 5:11 pm Subject: sivilcelere savaþ ilan ettik Sivilcere Karþý Diyet Uygulayýn,,Savaþçý besinlerElma, enginar, badem, fýndýk, tatlý kavun, barbunya, mercimek, kuþkonmaz, fasulye, armut, yoðurt, domates, ýspanak, ay çekirdeði, kiraz, viþne, kabak, kereviz, brokoli, brüksellahanasý, mantar, zeytin, zeytinyaðý, istiridye, karnabahar, nohut, balýk - kabuklu deniz ürünleri, somon, nar, hindi. Sivilcere Karþý Diyet Uygulayýn,,
Sivilce dostlarý!Muz, ekmek, kek, þekerleme, kurabiye, mýsýr, patates kýzartmasý, sosisli sandviç, pirinç, pizza, makarna, margarin, meyve sularý, puding, kuru meyveler, dondurma, krakerler - cipsler, pasta, krem peynir, kýzarmýþ yiyecekler, tatlý içkiler….. From: “Gazili Bozkurtlar” Date: Thu May 1, 2008 2:46 pm Subject: Efsunlanmýþ Gözler Esaretinde Bir Ülke! Efsunlanmýþ Gözler Esaretinde Bir Ülke! Demirhan Çýracý Gözler, yaradýlýþ mucizesi olarak mükemmel bir organ olmasý yanýnda, insanýn iç dünyasýnýn dýþa yansýmasý bakýmýndan mükemmel bir aynadýr. Gözler ki, duygularýn yoðunlaþtýðý, yüreklerin dýþa yansýmasý, umutlarýn bazen yaðmur damlasý olup düþmesi, bazen bir tebessümde hayatýn anlamýdýr. Gözler o kadar þey ifade eder ki; bazýsýna bakýnca insan güzelliði, bazýsýnýn ise kin ve nefret yüklü olduðunu görür. Kimine bakýnca insan, bayraða olan sevdayý, vatan için tutuþan yürekleri, kardeþliði, dostluðu görür. Kimi ise aldanmýþlýðýn dýþa yansýmasýdýr. Efsunludur, kapýlmýþtýr bir çift söze, hoþ bir görüntüye. Sadece umudun arkasýndan gidiþtir, gördükleri. Göremezsiniz onda baþka parýltýlarý. Gözlerde hüznü görmek üzer belki kimilerini, tebessümü gördü mü insan hayata baþka bir anlam katar, ama aldanmýþlýðý, efsunlanmýþ düþünceleri gördü mü, iþte her þey orda biter. Hüzün günlüktür belki, belki aylar sürer, ama gün gelir bir çocukta tebessüme dönüþür. Ama efsunlanmýþ gözler öyle deðildir. Aylar, hatta ardý ardýna sýralanan yýllarý baðlar peþine götürür. Aldanmýþlýðýn hapsinde bir ömür beklide sürüp gider. Aldanmýþlýðýn esaretinde baþka gözlerde hüzne dönüþür. Yazýnýn Devamýna Aþaðýdaki Baðlantýdan Ulaþabilirsiniz. http://www.haberdokuz.com/demirhan-ciraci/efsunlanmis-gozler-esaretinde-bir-ulke.html

BaSKeNT’e Sizde Katýlýn

Powered by NECMÝ

_________________________________________________________________ Windows Live Spaces – hayatýnýz, Alanýnýz. Daha fazlasýný öðrenmek için buraya týklayýn. http://get.live.com/spaces/overview

BÝLGÝNÝN ENTROPÝSÝ

**
*BİLGİNİN ENTROPİSİ*
******* akilcagi@gmail.com *
**

Okuyamayanlar icin: http://www.magazina.biz/site/index.php?option=com_content&task=view&id=423&Itemid=1

Tersinemez düzensizlik artışı da diyebileceğimiz entropiyi aynı zamanda bilgi arenasında da görüyoruz. Çeşitli alanlarda logaritmik olarak artmaya başlayan bilgi miktarı hem mantıksal olarak hem de bilgibilimsel (epistemolojik) olarak kendi merkezkaç kuvvetlerini oluşturmakta. İşte bu aşamada bilginin miktarından çok bilginin metodolojisinin önem kazanması gerektiği bir çağa giriyoruz.

*Kontrolsüz güç, güç değildir…*

Bilgi metodolojisinin oluşturulma zorunluluğu yüzeysel bir bakışla bazı bilgi türlerine sansür uygulanması gerektiği çağrışımlarını yapabilir. Amacım bu değil, burada bilgi anarşisinin sistematik bilgiyi yok etmesi yüzünden alınabilecek önlemleri tartışmaya açmak istiyorum.

Evet, bilgiyi somut biçimde tanımlayabilmek neredeyse olanaksız gibi duruyor. Yani “bilginin bilgisi” üzerine konuÅŸmak “bilinmeyen” üzerine konuÅŸabilmekten bile daha zor. İlk kez Hegel Bilginin Bilgisini sonsuz bir döngü olarak tanımlıyor.

Şimdi Bilgi Kirliliğinin değişik boyutlarına bakalım. Elbette Bilgi Kirliliği de bilgi entropisinin bir türüdür. Ancak bu Bilgi Kirliliği tersinemez düzensizlik artışı dediğimiz entropinin bilgi bağlamında olumsuz bir boyutudur.

*Önce biraz Manzarayı Umumiye…*

Kaynaklarından koparılmış bilgi miktarının toplumsal yaşamda hakim olmaya başlamasıyla birlikte, belli bir bilgi birikimine ulaşmış kişilerde komplo teorilerine inanma eğilimi artarken daha cahil olanlar ise cinlerden, falcılara büyücülere değin inanıp yaşamları üzerinde özdenetimlerini terk ederler. Hocaların, falcıların, astrologların, yaygara kültürünün, yoz şarkıcıların, ar damarı çatlamışların, ağaların, töresi batasıcaların, şıhların, futbol ve televole uyuşturucularının,.. İnanç ve metafizik tacirlerinin, bilim ve akıl dışılığın, evrenselliğin yerine yerelliğin, çağdaş evrensel ulusçuluk yerine mikro ümmetçi milliyetçiliğin, hemşericiliğin, ondan bin beteri tarikatçılığın, gelir dağılımı adaleti yerine vahşi kapitalizmin, ilericilik yerine lümpenlik ve fırsatçılığın yükseldiği bir toplum var karşımızda.

Üniversite mezunlarının bu boyutta işsiz olduğu başka bir toplum var mıdır bilemiyorum ancak yetişmiş insanların onca açığa rağmen var olan işsizlikleri bir yana yetişmiş insanların kendi eğitim gördükleri alanların dışında atıl kapasitede çalışmak zorunda kalmaları da bu toplumun bilgi toplumundan uzaklaşmasının en temel göstergelerinden biridir.

Kaynağı belirli-belirsiz paralarla ya da kredilerle, leasinglerle büyük paralar karşılığı alınan makineler atıl kapasite de kullanılmakta çünkü makineleri kullanabilecek nitelikte personel sıkıntısı had safhada. Bu da fire ve arıza oranlarını artırmakta ve de maliyetlerin yükselmesine neden olarak firmaların rekabet gücünü düşürmektedir. Kaynağı belirli-belirsiz kavramını özellikle kullandım çünkü bu tür makine alımı hatta fabrika alımlarının kara para aklanmasında kullanıldığını oldukça sık biçimde görmeye başladık. İşletmecilik deneyimine sahip olmayan bu insanların sermayeyi ele geçirmeleriyle birlikte yaptıkları yatırımlarda makinelerin her şeyi halledebileceğini düşünmeleri de bu yüzdendir. Çünkü sermayeleri bir bilgi toplumunun değil yağmacılığın ürünüdür. İnsana değer vermeyen bu zihniyettekiler, işletmelerinde profesyonel yetişmiş kadroları da kolay kolay barındırmamakta ya da zorunluluktan işe aldıklarını da çok düşük ücretlerle çalıştırmak istemektedirler. Elbette bu işletmelerin üretim kalitesi ve verimliliği de ona göre olmaktadır.

“Nereden Buldun Yasası” iÅŸletilse neredeyse hiç birinin ayakta duramayacağı bir sermaye sınıfı var karşımızda. Bilgi toplumunun ürünü olmayıp, vahÅŸi kapitalizmin fırsatlarıyla palazlanmış bir sanayici sınıfı, çoÄŸu hala aile ÅŸirketi olup kurumsallaÅŸmayı bile becerememiÅŸ, sırtını devlet teÅŸviklerine yaslaya gelmiÅŸ bir üretici nasıl uluslararası arenaya çıkıp rekabet edebilir ki? İhracatın içinde ithal mal miktarının yüzde 75lere ulaÅŸması bilim ve teknoloji üreten topluma ne kadar uzak düşmekte olduÄŸumuzun açık bir kanıtıdır. Tek bildikleri elektrik, doÄŸalgaz ucuzlatılsın, SSK primleri ve vergi yükü azaltılsın demek. AR-GE (AraÅŸtırma GeliÅŸtirme) yatırımı olmayan, yeni ürünler geliÅŸtirmeyen bu iÅŸletmelerin her gün daha da artan rekabete dayanmaları mümkün deÄŸildir. Dünyanın bütün geliÅŸmiÅŸ ülkelerinde sanayiciler üniversitelerle iÅŸbirliÄŸi içinde projeleri sahiplenir ve desteklerler. Burs verirler, yardım ederler hatta ortak olurlar projelere. Bizde bu oran yok denecek miktarlara doÄŸru geri gitmektedir. Üniversiteler yetersiz finans yüzünden AR-GE projelerini deneysel aÅŸamaya taşımakta zorlanırken bunun bedeli olarak da sanayici özgün üretim çeÅŸitliliÄŸine yönelememektedir. En büyük iÅŸletmelerin bile UzakdoÄŸu’dan ithal ettikleri malzemeleri burada montajlayarak iç ve dış pazara satmaya yöneliÅŸleri de iÅŸte bu nedenledir. Teknoloji her ÅŸeyden önce insana ve bilgiye yatırım ister, önce net biçimde bu anlaşılmalı. ÖrneÄŸin, Nano teknolojiye ya da biyo-teknolojiye AR-GE yatırımı yapmış kaç iÅŸletme var acaba ülkemizde? Aslında halen yurt dışında çok önemli araÅŸtırma laboratuarlarında çalışmakta olan Türk Bilim Adamlarından ulusuna borcunu ödemek isteyenler var. Ortam saÄŸlanırsa tüm deneyimleriyle hatta ekipleriyle birlikte gelmek istiyorlar. Artık parasal konuları aÅŸmışlar, sadece bilim yatırımı istiyorlar. Devlet Sanayici iÅŸbirliÄŸi ile bu bilim insanları neden hala ülkemize davet edilmez? Günü kurtarmaya çalışmaktan geleceÄŸi görmeye vakit yok mu?

Örneğin hizmet içi eğitim olgusunun çok büyük işletmeler dışında işlediğini pek göremiyoruz bu da firmaların teknolojik gelişimlere uyum sağlayarak yenilenme ve onları kullanabilme yeteneklerini azaltmaktadır.

Piyasanın arz talep dengesi! tarafından rasgele diyebileceÄŸimiz bir serbestlikte belirlendiÄŸi toplumsal yaÅŸam düzeni berbat bir verimlilikte çalışan bir fabrikaya benzer. Lazım olacak diye alınmış ancak ürettiÄŸi ürünün modası geçince çok az kullanılmış hatta hiç kullanılamadan bir köşeye atılmış makineler gibi yetiÅŸmiÅŸ insanlardan oluÅŸan bir insan hurdalığı var karşımızda. Sözü geçmiÅŸken birçok sektörde Avrupa’dan gelen ikinci el makinelerin hurdalığına dönüştüğümüzü de anımsatmakta yarar var. Kimi sektörlerde ihtiyacın 3-4 katı yetiÅŸmiÅŸ insan iÅŸ aramakta iken bazı sektörlerde ise personel bulmakta zorlanılmaktadır. Çünkü piyasa koÅŸulları, insan yetiÅŸtirme düzeninden çok daha hızlı deÄŸiÅŸebilmektedir. Buna bağıl olarak da üretim alanlarında oluÅŸan son derece hızlı çeÅŸitlenmelere uygun istihdam gerçekleÅŸememektedir. Bu da bilginin entropisinin deÄŸiÅŸik bir boyuta geçtiÄŸinin bir baÅŸka göstergesidir. Bu boyut ne diyecek olursanız piyasa terminolojisi ile konuÅŸacak olursak; artık talep arzı deÄŸil, arzın talebi yaratması boyutuna geçilmiÅŸtir. Bu ekonomik alanda geçerli olduÄŸu kadar, ekonomik alanla son derece iliÅŸkili bir alan olan bilgi alanı içinde geçerlidir. Bilginin entropisi ona ilk dokunan eli çoktan terk etmiÅŸ, daÄŸdan aÅŸağı çığ gibi büyüyerek inen koca bir kartopuna dönüşmüştür bile. Artık önünde durmak mümkün deÄŸildir. Bu saÄŸanaktan, bu selden herhangi bir bireyin kaçabilmesi mümkün deÄŸildir. Himalayaların tepesindeki Budist Rahipler bile bu bilgi istilasından nasiplerini alırlar.

Bildiğiniz üzere, yetişmiş insanların işsizliği ya da asıl alanları dışında çalışma zorunluluğu toplumsal başarımı önemli bir biçimde etkilemektedir. Mutsuzluk dağılan ailelerden başlayarak toplumsal sarsıntılar biçimde kendini gösterir. Sistemin mutlu bireyler üretemediği apaçıktır. Bunlar hep yönetilemeyen entropinin sonuçları aslında. Yönetilmeyen bilgi entropisi toplumsal başarımı azaltır ve mutsuz ve başarısız bireylerden oluşan toplumlar üretir. Mutsuz bir bireyin ürettiği işin kalitesi ile mutlu olanın ürettiği arasında bir fark olacağı da açıktır.

Öte yandan bu mutsuz bireylerden oluÅŸan toplumun kaosunu din ve inanç eksikliÄŸine yormak isteyen din bezirganlarına da bir fırsat yaratılmış oluyor. Bunun en çarpıcı örneÄŸini BaÅŸbakan verdi. Kahvehanedeki piÅŸti masası düzeyinde bir söylemle “biz Batı’nın bilimini deÄŸil, ahlaksızlığını aldık” diyordu. Zaten hedef kitlesi en baÅŸta piÅŸti masalarının müdavimleri. Adam, “yürüyüşüne hastayım” deyip oy atıyor, “O da Fenerli” deyip oy atıyor, cebinde çay parası bile yok belki ama ekonomi iyiye gidiyor diyor. Bu arada TİSK’in açıklamasıyla iÅŸsizlik artışında Dünya ikincisi olduÄŸumuzu öğreniyoruz. Yetmez! Seneye altın madalya bekliyoruz. ÇaÄŸdaÅŸlaÅŸmanın ne olduÄŸuna bu kadar uzak düşen yöneticileriyle ve bu yöneticilerin ÅŸekillendirdiÄŸi yönetilenlerle bilgiye dayalı bir toplum modeli üretebilmenin olanaksızlığı ortadadır. Kendi bürokratının Fransa’da konser dinlerken protokol sırasında ayakkabısını çıkarıp beyaz çoraplarıyla sandalye tepesine baÄŸdaÅŸ kurmasını da sanırım “kültür ihracı” olarak algılıyorlar. KeÅŸke cebindeki tespihi çıkarıp tespih çekip zikir etseydi bir yandan da manzara tam olsaydı. Yabancıların manzarayı görmemek için bakışlarını nasıl kaçırdıkları geliyor gözümün önüne. “Ahlaksız olan kim acaba?” diye içimden geçiriyorum bir yandan.

“Cebinde çay parası bile yok ama ekonomi iyiye gidiyor, diyor” demiÅŸtik. Bu konu üzerinde uzun süredir düşünüyorum. Aklıma hep “öğretilmiÅŸ çaresizlik” olgusu geliyor.

*Öğretilmiş Çaresizlik*
**
“Böyle gelmiÅŸ böyle gider” ya da “sen mi deÄŸiÅŸtireceksen Dünyayı?”, “bizden adam olmaz” anlatımlarında görülebileceÄŸi gibi öğretilmiÅŸ çaresizlik toplum içinde oldukça yaygındır. Etkin deÄŸil edilgin bireyi teÅŸvik eden bir toplum modelidir bu aynı zamanda. Adam sendecilik, bana necilik. Tatlıya tuzluya dokunmayan, orta yolcu bir insan tipolojisi. ÖğretilmiÅŸ çaresizlik kısaca bu. Bunun nedenleri üzerine konu çok dağılmasın diye burada girmek istemiyorum.

*Kaynaklarından koparılmış bilgi…*
**
İnsanlık tarihinde kopma ya da sıçrama diyebileceğimiz bir dönem neredeyse hiç yoktur. Ortaya konmuş her bilginin bir geçmişi ve her tür teknolojik yükseliş ya da buluşun onu önceleyen bir birikimi vardır. Mikro Evren keşfedilemeden Nano Teknoloji gerçekleşemeyeceği gibi, hayvan ve bitkiler evcilleştirilmeden de kolay kolay yerleşik yaşam ve uygarlık da olamazdı.
**
Dinsel bilgilerde en yaygın biçimde görülen kaynaklarından koparılmış bilgidir. Dinler kendi kaynağını oluşturan tarihle, geleneksel ve mitolojik verilerle salt kendi tanrısallıklarını desteklemek ve aniden ortaya çıkmışlık imajı vererek bir tür ilahi mucizevilik kazandırmak amacıyla bağlarını koparmak isterler. Tarihsel ve mitolojik bilgilerden yoksun kitleler arasında da bu imaj hızla yayılır. Çağımızda kitlelerin içinde tüm bu bilgilere sahip yetkin kişilerin olması yeni kitlesel dinlerin ortaya çıkmayışının başta gelen nedenlerinden biridir. Zaten dinler tarihine dikkat edilirse dinler, toplumların en cahil, vahşi ve ilkel dönemlerinde birer tepki akımı olarak ortaya çıkmaktadırlar. Öte yandan toplumların kültür tarihlerine hakim olanlar dinsel bilgilerin kesintili biçimde yani aniden ortaya çıkmadığını ve kültürel, tarihsel özellikle de mitolojik bir devamlılık arz ettiklerini bilirler. Özellikle dinsel ritüeller tümüyle devamlılık içindedir. Secde etmek, el açıp yakarmak, kurban kesmek ve oruç tutmak gibi, tüm bu ritüellerin en ilkel animist dinlerde bile karşılıkları vardır.

Dincilerin antropoloji düşmanlığının kaynağıda budur. Çünkü dinlerin en ilkel! (Acaba hangisi İlkel? Bu konuda *Medeniyetin Dişleri*adlı yazıma da bakabilirsiniz.) hallerinden günümüze nasıl evrim geçirdiklerini, özellikle vahiy safsatasının iç yüzünü bilimsel biçimde anlatırlar.
**
Kaynağın kendisinin kaynak olarak yetersizliğine bakılmaksızın herhangi bir kaynağı, özellikle de yazılıysa kaynak olarak gösterme eğilimi yine olumsuz bir tür bilgi çoğalmasıdır. Her alıntı kaynak mıdır? Kaynak olabilmenin ölçütü nedir? Bu cevap verilmesi gereken bir konu halinde karşımızda bir metodoloji sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

J.C. Maxwell entropi ile bilgi (information) arasında bir iliÅŸki olduÄŸunu gösterir. Ludwig Boltzman, Clausius’un ortaya koyduÄŸu entropi yasasını formüle ederek Evren’in entropisinin artarak daha da kaotik hale gelmesini formüle etmiÅŸtir. Leo Szilard (1898-1964) *k* Boltzman sabiti olmak üzere bir birim bilgi ile entropi arasında *kln2 *ÅŸeklinde bir iliÅŸki kurmuÅŸtur. Bilginin de daha da kaotik hale geleceÄŸini öngörebiliriz. * *
**
Bilgi miktarı kadar, bilgi otoyolunun taşıma kapasitesi de önemlidir. Maalesef bilginin artış hızı ile bilgi otoyolunun taşıma sığası birbirlerine koÅŸut biçimde artmazlar. Bilgi, çoktan bireysel, toplumsal hatta, insanlık ölçeÄŸini aÅŸmış, neredeyse insanlarda *geçici* olarak konaklamış ve artık kendini elektronik devrelere kopyalayan ve orada tekrar üreyen bir canlı türüne dönüşmüştür. DNA’nın yapısının çözümlenmesi için milyonlarca ev bilgisayarını internet üzerinde tek bir paralel süper bilgisayar biçiminde çalıştıran SETI projesi buna prototip bir örnektir. Yakın gelecekte, yapay zeka ve bulanık mantığın (fuzzy logic) geliÅŸtirilmesiyle yazılım yazabilen yazılımlar geliÅŸtirilebilecektir. İnsanlık bu çağın kapısını açmak üzeredir.

***

Camide namaz sırasında arka sırada biri düşüp devriliyor, gürültüyü duydukları halde cemaat namaza devam ediyor. Namaz bittikten sonra düşenle ilgileniyorlar. Tabii iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸ adam çoktan kalpten gitmiÅŸ. Bu durumu salt cahillikle geçiÅŸtirebilir misiniz? Bu olayın ardında yatan ne tür bir bilgidir? Hele olaya karşı “kaderi böyleymiÅŸ, vakti saati gelmiÅŸ, Allah taksiratını affetsin” diyenleri hangi açıdan ele alacaksınız? Hatta “ne mutlu ki namaz kılarken öldü Allah’ın sevgili kuluymuÅŸ” diyenleri?

**
*Kime, ne kadar ve hangi tür metafizik?*
**
Bu soruyu özellikle soruyorum çünkü son dönemde içsel yolculuklara çıkıp ta geri dönemeyen içsel girdaplarında kaybolup giden nice insan görüyorum. Üstelik bunlar kültürel olarak donanımlı insanlar.
**
*Bilimsel bilgi mutlak bir doğrusallık iddiasında değildir. Öte yanda ise İlahi Bilgi mutlak ve evrensel bir doğrusallık iddiası taşır.*
**
**
**
Aslında “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyen Descartes a göre “*bir bilginin köklerine ya da temellerine inildiÄŸinde her hangi bir yerde bir yanlış varsa o yanlışın üzerine inÅŸa edilmiÅŸ tüm bilgilerde yanlıştır”.* Ancak Descartes ahlak ilkelerini bu deÄŸerlendirmeden muaf tutar.
**
Bilim baÅŸlangıçta din ile son derece iç içeydi ve insanlar hala modern bilimden kapsamlı ve bütüncül bir Evren görüşü beklentisi içindedirler ki bu son derece de doÄŸaldır. Ancak artan bilgi miktarının bir tümevarım karakteristiÄŸi taşımadığını tam tersine dallanma hatta dağılma karakteristikli olduÄŸunu görmek pek de zor deÄŸildir. Metafizik ise sürekli bir tümevarım peÅŸinde. Bu konuda öyle tutkulu ki son derece güvenilmez bilgilerle bile bir Evren Görüşü oluÅŸturma çabasını tüm metafizikçilerde görebiliyoruz. Bu anlaşılabilir bir durumdur, çünkü öyle ya da böyle herhangi bir Evren Görüşü sunmayı becerememiÅŸ her türlü metafizik düşünüş gebelikteki düşüğe benzer. O kadar çaba, uÄŸraÅŸ, didinme ama sonuçta yine de ölü doÄŸum. O yüzden metafizikçiler içinde “Sakat DoÄŸum” bile önemlidir çünkü ortaya sakat olsun olmasın yaÅŸatılan bir tez sunulabilmiÅŸtir. Hatta öyle ki düşünsel akraba evliliklerin doÄŸurduÄŸu sakat çocuklar metafizik bebeklerimizin çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturur.

*Gerçeklik, Hakikat sorunsalı bağlamında Basitlik ve Farkındalık…*
**

*”Zeka basiti anlayabilmektir. Ve her ÅŸey basittir. Aydınlanma basittir. Zihni-ruhu-yasamı anlamak basittir. Buda’yı, Isa’yi, Muhammedi,* *Krisna’yi anlamak basittir. Enerjileri anlamak basittir. Bunun için çaba bile* *harcamak gerekmez. “*

Deniliyor özetle. Bu sav bilgiyi yadsır. Daha çok aklı ve düşünmeyi reddeden, Kalp Gözleri, çakralar gibi kavramlara atıf yapan bir söylem. KulaÄŸa da hoÅŸ geliyor. Oysa bu anlatılanlar ilkel bir kültür içinde herhangi bir bilgiye ihtiyaç duymadan doÄŸayla barışık-iç içe yaÅŸayan bir kabilenin üyeleri için geçerli olabilir ya da Tibet Rahipleri için. Ancak bilgi olmadan evrenin iÅŸleyiÅŸini anlayamazsınız. Fizik ve matematik bilmeden hem de üst düzeyde, nükleer fiziÄŸi, atom altı parçacıkları, kuantum fiziÄŸini yani Mikro Uzayın dilini anlayamazsınız. Bu bilgilerde üst düzeye gelmeden gravitasyonu, karadeliklerin doÄŸasını, uzay solucanlarını, Evrenin tamamını kaplayan Kara Madde denen ÅŸeye iliÅŸkin çalışmalara katılamazsınız herhangi bir fikirde yürütemezsiniz. Anlatılanları dahi anlayamazsınız. Moleküler biyoloji ve genetik bilmeden canlılığın yapıtaÅŸlarını, DNA’yı, evrimi ya da canlılığın dilini anlamanız mümkün deÄŸildir. Ağırlık ve kütle arasındaki temel bilgiyi bilmeden fotonu ve enerjiyi hangi bilgi düzleminde indirgeyerek “basitleÅŸtirebilirsiniz”?

Tüm bunları “basite” indirgeyip herkesin anlayabileceÄŸi bir vahyi bilgi haline getiremezsiniz. İstediÄŸi kadar zeki olsun, bir kiÅŸi kendi bilgi piramidinin bulunduÄŸu katında olabilecek/gerçekleÅŸebilecek nitelikte bir gerçekliÄŸe sahiptir. Bu yüzden de tek bir gerçeklik yoktur. Yunus Emre’nin gerçekliÄŸi ile Hawkings’in gerçekliÄŸi bambaÅŸkadır ve kıyaslanması anlamsızdır. Tıpkı Kaptan Cousteau’nun gerçekliÄŸinin Aşık Veysel’in gerçekliÄŸi ile hiç bir ilgisi olmaması gibi. Tibet rahiplerinin arasından CERN’e katılabilecek bir insan çıkması beklentisi gibi bir ÅŸeydir bu. Hadi duanın da hakkını da yemeyelim, orada iyilik mantraları ile çalışanların ruhlarını dinginleÅŸtirebilme ihtimalini yadsımayalım. Çok bunalanlara biraz reiki, günah çıkarma, dua falan filan… Biraz “ommm”lamanın kimseye zararı yok.

BasitliÄŸe devam edelim. ÖrneÄŸin Ahmet İnam’ın “basitliÄŸi” ile Ciguli’nin “basitliÄŸi” de aynı ÅŸeyler deÄŸildir. Buradan kastettiÄŸim basitlik elbette bayağılık deÄŸil, hakikat düzeyindeki yalın bir bilgiden söz ediyorum. Bilmeyenler için açıklayayım, Ahmet İnam deÄŸerli bir felsefe profesörü, Ciguli ise bir Balkan Çingenesi müzisyendir.

Bu durum biraz paralel evrenlere benziyor. EÅŸzamanlı ama bambaÅŸka yaÅŸamlar ve gerçeklikler…

Öte yandan anlamak çoÄŸu zaman “telkinle kabullenme” ile karıştırılıyor. KiÅŸi kendine sunulan bir gerçekliÄŸi ya da yanılsamayı bir biçimde içselleÅŸtirdiÄŸinde bir de bakıyorsunuz derin ve içten bir yüzleÅŸme sendromu yaşıyor, kendini sürekli bir telkin bombardımanına maruz bırakıyor hatta salt bu nedenle depresifleÅŸiyor. Bunu YeniçaÄŸ akımlarında, özellikle de kiÅŸilik geliÅŸtirme terapilerinde, kuantum zırvalıklarında (hele kuantum fiziÄŸi ile karıştırmaları yok mu kendini 5. kattan aÅŸağı atasın gelir dinlerken), tekno-dinlerde fazlasıyla bulabilirsiniz. Binlerce yıllık tarikatların insanı “hiçleÅŸtirme” çabalarının çaÄŸdaÅŸ sürümleri çoÄŸu. Mevcut dinlerin kapatamadığı ruhsal boÅŸluÄŸu bu retro-inançlarla kapatmaya çalışmak çoÄŸu zaman dinin küflü sandıklarından çıkarıldıktan sonra çaÄŸdaÅŸ argümanlarla tefsir edilerek yeniden piyasaya sunulmasından öte gitmiyor.

Özetle bir “mutlak basit” ÅŸimdiye deÄŸin ortaya konabilmiÅŸ deÄŸildir. Ortaya konan tüm basitlikler, kendilerine bir mutlaklık payesi verilsin verilmesin tümü görecelilik çerçevelerinin içinden görebildiklerimizdir.

İnsanlık her mekan ve zamana, kişiye ya da maddeye uygulanabilen ve de 1(Bir) ya da herhangi bir mutlak değere eşitlenebilen bir yaşam, evren, sonsuzluk, öncesizlik fonksiyonunu yazabilmiş değildir. İşte bilgi denen şey bu fonksiyonun yazılımında gereklidir. Bu güne kadar belki bu fonksiyonun bazı parametrelerini ya da değişmezlerini saptayabilmiş olabiliriz ancak fonksiyonun tamamını oluşturmadan yanılıp yanılmadığımızı anlamamızda son derece zordur. Bu da bambaşka bir açmaz.

İşte başka bir anlatımla tekamül denen şey bu fonksiyonun yazılımıdır. Bundan başka her tür iddia, yani inançların tümü, kanıtsız olduğu için henüz varsayım aşamasındadır. Hipotez bile değillerdir. Çünkü içlerinde çok fazla desteksiz atış vardır. Ruhlarınızı ya da düşüncelerinizi sürekli tedirgin bir sorgulayış sürecinden kurtarabilmek için bir şeylere inanıp, bulanık mantık yoluyla ya da sezgi diyelim bir şeyleri içselleştirerek rahatlama yolunu seçmek insanca bir eylem olup psikolojik sağlığımızı savunma mekanizmalarımızdan birisidir. Başka bir deyişle inanma ihtiyacı denilen şey bir yerde budur. Çünkü ötesi zaten inanç olmayıp, bilmektir. Bilemediğimiz şeye inanırız. Yani somutlaştıramadığımıza. Öte yandan, inanç kuşkuyu doğasında bir virüs gibi taşır. O kuşku virüsü bazen canlanır, inanca hasar verir, yok edebilir de.

Aslında herkes bal gibi de ortada mutlak bir kanıtın olmadığını ve hakikat denkleminin (varsa/olmayabilir de, gerçi olmaması da denklemi sıfıra eÅŸitler) son derece güdük bir aÅŸamada olduÄŸunun farkında. Ama insanca bir oyuna devam etmekte sakınca görmüyoruz, hele bu oyun binlerce kiÅŸi tarafından bir sürü psikolojisinin baskısı altında gerçekleÅŸiyorsa. Telkinin boyutunu bir düşünün… Tribünler ve amigolar… Takımlar, taraftarlar ve dinler…

Devam edecek…

Tuncay Temiz

clip_image001.jpg

Buzul Arkaplan.jpg