……gizlibahce grubu…… güzel bir yazı

abesle_istigal

Pazar, Temmuz 2
Istanbul benim cocuklugumda bir su sehriydi. Osmanli’nin kulturunde her yemege uygun bir Istanbul suyu oldugu anlatilirdi evlerimizde. Enginari ayri, hosafi ayri, pilavi ayri lezzette suyla yemenin bir gorgu meselesi oldugu bilinirdi ve benim cocuklugumun karanlik, camurlu ve endiselerle dolu Istanbul’unda bile su, pek onemliydi. Yilda iki kez bize kalmaya gelen dedem Emirgan’da akan Kanlikavak suyundan baska, bir de Sariyer’e giderken yol uzerinde olan Kocatas’i severdi. Gonul bagi vardi zaten Sariyer’e. Bu sularin lezzetleri, zaten kotu kokusuyla bizi iten Terkos’un yaninda tartisilmaz kabul edilir, onlarsiz hayat dusunulemezdi. Sonra gazli icecekler girdi hayata, nasil oldu anlamadan. Ramazan vakti reklamlarda seyrettigimiz o koskoca siseyi elden ele dolastiran geleneksek aile imaji, yalan degil. Gercekten de gazli icecekleri evde bulundurmak, sosyal bir ortamda sunulmazsa olmazlar listesine sokmak kanaatimce, asla ve asla uluslararasi imaj ve satis stratejilerinin degil. Ne oldu da oldu girdiler dolaplarimiza bilmiyorum, ama olup biteni fark ettigimde Emirgan’in Kanlikavak’i kurumustu bile ve Kocatas kapanmisti. Su icmek isteyenler once iri cam siselerde kaynak suyu alir oldular, zaten sehrin derinliklerinde oteden beri devam eden bir usuldu bu. Sonra ilk elimize aldigimizda tuhafimiza gittiyse bile hizla pet siseler donemi basladi. Beraberinde endise geldi, pet siseler dogada yok olmuyorlar oyle kolay kolay diye. Belgrad Ormani’ndan gecip Gumusdere’ye gittigimiz yillarda, yani henuz “halkimiza” aitken ve henuz beach club’lar acilmamisken, hatirliyorum bir donemecin varligini, asagi dogru baktigimda gordugum copleri ve pet siselerin pariltisini. Gene de, Terkos suyuna her daim mesafeli burjuva cocuklari olarak pet siselerde almayi devam ettirdik sanirim, hele Niksar’i tanidiktan sonra. Niksar’in yumusak lezzeti ve Hayat’in benim nazarimda insani bogan sertligi bir tercih meselesiydi, uzun sure. Secme sansi, ne guzel bir sey. Bu boyle bir sure devam etti. Su son ekonomik donemece kadar. Sonra birden Niksar’in unu kolay kolay yerine yeniden getirilemeyecek sekilde karardi, analizlerde arsenik ciktiginda yil 2002′ydi. Ve hayatimiza “islenmis su” diye bir sey girdigindeyse 2001. Bugunse onde gelen islenmis su markalarindan Turkuaz’in sitesinde guvenli suyu tarif eden sayfayi acarsaniz karsiniza Amerikali Senator Edmund S. Muskie’nin 1966′da yaptigi bir konusmadan alinti cikiyor! Kimsenin artik Osmanli’nin su kulturunu hatirlamaya ihtiyaci yok elbette. Yoksa gun olur Niksar’la Turkuaz’i ayni enginari yerken denemeye kalkarsa Osmanli’nin cocugu, biz…
Nereden geldim buraya..
Dun kocamla, Istanbul’un kaldirimlari nispeten duzenli, oldukca yuksek emlak vergisi toplanan bir mahallesinde, raflarindaki urunleri sira disi olan, biraz daha farkli ekmegi, az daha farkli peyniri satan bir markete alis veris yapmaya gittik. En burjuva halimizle. Kopegimizi parkta gezdirdik, kosusunu seyrettik ve marketin kapisina bagladik, biz icerideyken beklesin diye. Girdik, girer girmez meyva sulari karsiladi bizi. Greyfurt suyu var midir acaba, diye raflari kolacan etti Vasif, ben biliyorum. Rifat Minare’den beri kimse greyfurt suyu konservelemiyor. Ne markaydi ama diye gecirdim icimden. Italyan domatesleri, bol etli az sulu, tam annemin sos yapmayi sevdigi turden, kuskonmaz konservesi, ustelik yesil ve greyfurt suyu… Karanlik Istanbul’un, endiseli Turkiye’nin taa o zaman urettigi markaydi diye. Hayir, yok simdi. E, o zaman domates suyu al, dedim, bilerek greyfurt suyunu niye aradigini. Markalara bakti, hangisini alayim dedi, ikisi de olur dedim, birinin adi cocuklugumuzdan beri tanidigimiz lokal bir ad, Tamek, digeri yeni sayilir, Sunpride. Adlarina bakma, ikisi de yerli dedim, sonra aldi beni bir merak, acaba Tamek satilmis olabilir mi diye. Ilerledik. Gazli icecekleri gectik, oyle bir damak tadimiz yok ailece. Cok, cok sicak olmadikca hava, buzlu ve gazli bir icecek hayal etmiyoruz pek. O hayal gelip carptiginda da evde olmadigindan, gene ucup gidiyor. Pek yer bulmuyor, anlayacaginiz dolabimizda. Haliyle su bolumune geldik. Normalde kapiya servis meselesini severim ve Erikli’nin o buyuk damacanalarda, tulumbasiyla eve kadar gelmesi en az lezzeti kadar hosuma gidiyor. Ancak gecen haftalarda evden oldukca uzaktim, sistemim bozulmus. Su yok evde. Marketten bir kac litre su almazsam olmayacak bir geceydi dun ve cezalandirir gibi beni, raflarda sadece islenmis su vardi. Ister istemez calisanlari taciz ettim, belki bitmistir, bir Madran, bir Erikli hadi sevmem ama bir Hayat olsun yok mudur depoda diye. Tek degilmisim besbelli, besbelli soran baskalari da olmus, pek dert yanar cevapladi adam sorumu: sirketin anlasmalari degismis. Gelmiyormus bu ara. Anlasma deyince haliyle yemek yedigim pek cok yerde karsima cikan benzer durumu hatirladim. Hep yaptigim huysuzluktur, su iciyorsam oda sicakliginda ve yumusak bir su olsun isterim ve sorarim, ne suyunuz var diye. Son zamanlarda karsima surekli bu islenmis sular cikiyor, lokantalarin anlasmalari geregi!
Ben ilkokula basladigimda 25 kurusa 5 tane okulun antetini tasiyan kagit alabilirdim, kantinden. Ayni okuldan mezun olurken 11 yil sonra, tek bir antetli kagidin fiyati 100 liraydi. O okul, ki yasadigim mahallenin isaret binalarindandi — Terakki’nin arka sokagi diye anlatilirdi Akkavak sokak — artik bir otopark, biz hala Terakki’nin arka sokagi desek de Akkavak’a. Ben kizim yasindayken Kanlikavak suyu icerdim, Rifat Minare’nin greyfurt suyuyla dedemin vodkasini hazirlayisini, annemin domatesiyle sos yapisini seyrederdim. Ben henuz buyukanne falan olmadim. Bir bu kadar daha yasayacagima inandigim bir yastayim. Bu kadar hizli degisirken bir seyler, tek basima dur diyemeyecegimi bilecek kadar tecrubem var, ama. Suyunuza sahip cikin diye seslensem, duyar misiniz?
Ekim 2005, Chi dergisinde yayinlandi
zaman: 11:50 AM Gönderen Defne Koryurek

……gizlibahce grubu…… İNSAN GİBİ İNSAN – Dünya Sahnesi

Sevgiyle paylaştımÂ…..sevgi ve ışıkla kalınızÂ…..Nilgün ***************************************************************** ÃÂNSAN GÃÂBàÃÂNSAN – Dünya Sahnesi “Yola†koyulmuş, çağların değişiminin estirdiği fırtınada savrulan, aydınlığın ve karanlığın gerçek savaşının Þimdi – Burada, içimizde ve dışımızda her yer ve her AnÂ’da olduğunun bilincinde olan ve “Seçimleriyle†(Sevgi veya korku) din kitaplarında yüzyıllardır anlatılan “Sırat Köprüsünde†yürüyen ve “Dünya Mahşerinde†olduğunun farkında olan herkes “Efendi†olmanın savaşını veriyor. “KendisiÂâ€, diğerleri ve dünya için “Varlığının†nasıl olması gerektiğinin seçiyor. Savaş yeri her ÃÂnsanın “KalbiÂâ€. Savaş meydanı her “olguÂâ€. Savaş silahı her “sözcük†her “materyalÂâ€. “Kendi Yüreğine Giden Yola Koyulanlar†ve “Sessizce YürüyenlerÂâ€; çağlardan beri Þimdi Burada, yaşanan bu kaosun tam orta yerine tıpkı bir güneş gibi sevgiyle doğmak için yürüdüler. Dünyadaki hayatları boyunca Þimdi Burada her yere sevgiyle akmak için, yaşam nehrinde sevgiyle büyütüldüler Bütün Alemler, Dünya sahnesine doğacak ve Alemlere rahmet olacak “Efendileri†beklemekte. Homosapiensin taşıdığı “ÃÂnsan Hayvan Bilinci†Dünya gezegeninden gitmek üzeredir. Henüz gitmemiştir. Hala pılısını pırtısını toplamaya çalışırken, son oyunlarını da giderayak döktürmektedir. Dünyasal evrim gereği hayvan-insan doğasının etkisi altında olduğumuz Bilinçten, ÃÂnsan-ÃÂnsan Bilincine geçiş yapmak üzereyiz. Ve yüreğine “Sessizce Yürüyen Efendiler; bu gezegene, Homosapiensi ve onunla birlikte karanlığın enerjilerini yolculamak için gelenlerdir. Yeryüzünde yüz binlerce yıldır süren vahşetin, acının, sefilliğin, ayrılığın, savaşın ve Alemlerde süren “Enerji alarak veya aşağıya indirerek†sürdürülen oyunun son perde kapanışını “Dünya Sahnesinde†yaparak yeni bir çağı başlatmak için buradalar. “Gönül Dergahına YürüyenlerÂâ€; Dünyada olmakta olanlara taraf olursa, galeyana gelirse, dengede ve merkezinde duramayarak; homosapiensin son döktürdüğü oyunlarda figüran rollerini kapmaya çalışırsa, son vermeye geldiğimiz dualite oyununu bitirebilir miyiz? Homosapiens ve temsil ettiği karanlık enerjiler; “Çağların Değişiminin†son dakikasında sergiledikleri oyunlarında, gerçekmiş izlenimi yaratarak, sizin de bu oyunda gönüllü olarak rol almanız için ellerinden gelen her şeyi yaparak, gücünüzü sizden “Efendiden†almaya çalışmaktalar. Maksatları; gelmekte olanı, sizde tecelli etmeye başlamış olanı, bölmek, sindirmek, bir tarafta bırakmak ve merkezinden oynatmaktır. Çünkü siz oyuna katılırsanız eski tas eski hamam her şey olduğu gibi yeni adıyla ama eski içeriği ve replikleriyle devam edecektir. Ve şimdiye kadar dualite oyunu ile beslenerek semirenler bellidir. Ve bu yeryüzünden gitmesi gereken “şeydirÂâ€. Sizler oyuna katılırsanız, “gücün tadı damağında kalanlar†büyük bir iştahla son lokmayı da midelerine indirecektir. Sistemden semirenler, bölmenin ve taraf olmanın kefesine, kendi sinsi hesaplarında son hamleye sakladıkları öyle ağırlıklar koymaktadırlar ki, sizle sizi karşı karşıya bırakmaktadırlar. Bütün bunlar değil zihnimizi, yüreğimizi bulandırmaktadır. Her yer toz dumandır. Tam bir yangın ve mahşer yeridir yüreğimiz. Sizin yüreğiniz nasılsa, dünyada öyledir. Tam da hissettiğiniz gibidir. Siz dengelenemezseniz, siz merkezlenemezseniz, siz sevgi olamazsanız, siz kendiniz ve diğerleri için seçmiş olduğunuz “Geçeğinizde†duramazsanız, başka kim durabilir? Dünyada daha yola koyulmamış hangi canlar buna dayanabilir? Quantum Sıçrayışını gerçekleştiren dünyayı ve ÃÂnsanoğlunu zor “durumlar†ve “AnÂ’lar†beklemektedir. Kimine göre “kıyamÂâ€, kimine göre “kıyamet†olacak “Anlar†gelmiştir. Kiminin kıyameti, kiminin de kıyamıdır. “EfendilerÂâ€; kıyam mı edecek; ayağa kalkarak “Kendisi†“Gerçeği†ve “Sevgimi†olacak, yoksa taraf olarak, ateşe körükle giderek, galeyana gelerek kıyametin orta yerinde mi duracak? Her ikisi de pekaladır. ÃÂki seçimde kutsaldır. Yeter ki ne seçildiğinin farkında olunsun. Farkındalık ve bilinç her şeydir. Yolunuz ve içinize yaptığınız “Sessiz YürüyüşÃ‚†öyle bir “Yürüyüştür†ki; her An öldüğünüz nefsinizden yeni bir “Efendinin†“Kendinizin†canını yaratmakla alakalıdır. Yaşamı ve Varlığınızı, kısaca siz olan dünyayı veya kaosu nasıl ve niçin yapılandıracağınız ve nasıl ve niçin yaşayacağınız ile alakalıdır. Bu toz dumanın alev alev yananın içinde her şey aynıdır. Materyaller, sözcükler, araçlar, nedenler, sonlar, başlangıçlar. Nerede duracaksınız? Nereden başlayacaksınız? Ne için yapacaksınız bütün bunları? Sevgi ve Aşk için. Güzelliğin doğası için. Ruhunuzun asaleti için. ÃÂnsan tadında ve insan onuruna yakışır bir şekilde bu dünyada yaşamak için. Siz, diğerleri ve Dünya için. Yüreğinizde her şey olan “KendiniziÂâ€, “Efendiyi†bu dünyada gerçek kılmak için. Þimdi - Burada tam zamanı. Çok kolaydır her şey sütlimanken “Sevgi†olmak. Merkezde durmak. Dengede olmak. Ve çok zordur Þimdi Burada tam savaşın ortasında, ateşin içinde denge olmak. Sevgi ve farkındalık olmak. Ama tam da zamanıdır OLÂ’manın. Çünkü her zaman için demir tavında dövülür Yüreğinizden, Sevgiden, Güzellikten, Huzurdan oluşturacağınız zeminden, bu merkezden ayrılmadan ve dengede kalarak, aynı görünen şeyleri, dünya toplumsal bilinçliliğinin çamurundan savaş alanından alarak ve temizleyerek ve sevgi yükleyerek ve tekrardan tekrardan her AnÂ’da bu temizliği ve yerleştirme işlemini yaparak “Kendimiz†OLÂ’ma zamanıdır. Dünyadaki bütün anlamlar ve sözcükler kirlenmiştir. Anlamları ve sözcükleri bir taraftan temizlerken bir taraftan da yeniden manalandırmalı, sevgiyle yıkamalı ve yüreğimize almalıyız. Yoksa sevgiyle yıkamadan yüreğimize alacağımız her neden, anlam, sözcük, düşünce ve eylem biz olan bütünü bulandıracaktır. Tek bir sözcük ve anlam dahi sevgiyle yıkanmadan yüreğimize alınırsa ve nedenimiz yapılırsa, her şeye biz olan her yere yayılır. Ve biz “kendimiz†olamayız. Taraf olmak; (nedeni ve gerekçesi ne olursa olsun) iyide kötüde, güzelde çirkinde, savaşta barışta, haklıda haksızlıkta durmak dualistik bir yaklaşımdır. Dualitede durmaktır. Kutuplara yüklenen değerler, zıtlarını da birlikte getirir. Bunları ayıramayız. Tıpkı bir paranın iki yüzünün tek olması gibidir. Paranın iki yüzü varsa para, paradır. ÃÂyi, kötü varsa iyidir. Güzel, çirkin varsa güzeldir. Barış, savaş varsa barıştır. Kötüden dolayı iyiyi görüyorsanız ikiliktesiniz. Çirkinden dolayı, güzeli istiyorsanız ikiliktesiniz. Savaştan dolayı barışı seçiyorsanız ikiliktesiniz. Haksızlıktan dolayı adalet istiyorsanız ikiliktesiniz. “Kendisi†olmamış, “Sevgi†olmamış, hala nefsinin kafesinde ve oyunun içinde oturan insanın barışı, güzeli iyiyi istemesi hiçbir şeyi değiştiremez. Çünkü bu kaçıştır. Kutuplar arasında savruluştur. Homosapiensin binlerce yıldır geliştirdiği “hayatta kalma†refleksiyken, var olma şekline dönüşmüş başka bir güç alma, sömürme şeklidir. Emperyalizmin en güzel maskesidir. Küresel Sermayenin ve temsil ettiklerinin sloganıdır. Medeniyetin Tek Dişi Kalmış Canavarlarının, ÃÂnsan Ruhunu yerle bir edeceği son silahıdır. Çünkü nefs sabit bir merkez değildir. Çünkü “Kendisi†değildir. Her An çeşitli toplumsal ve psikolojik akımlarla ve etkilerle diğer kutbun, değerlerine kayması “An†meselesidir. Seçimlerinde duramaz. Çünkü nefsin ihtiyaçları vardır. Zarar görme ihtimali vardır. Ve hayatta kalma gibi genetiğine işlenmiş bir “Nedeni†vardır. Ve bunun için her şeyi yapabilecek cehalettedir. Ve aracı her şeydir; petrol, doğal gaz, silah, ilaç sektörü, insanlar, ırklar, her türlü değerler, bölgeler, can alıcı konular, teknolojiÂ….kısaca her şeydir. Ve ÃÂnsanoğlu için bu saatten sonra sadece hayatta kalmaya çalışmak, varlığını bu gezegende devam ettirmesi için yeterli değildir. Mekan ve zaman öyle bir AnÂ’dadır ki; bir tek “Kendisi†OLÂ’mak ve “Sevgi†OLÂ’mak varlığını baki kılacaktır. Yeni doğmakta olan “Gerçek ÃÂnsanınÂâ€, “Efendinin†hayatta kalmak için bir nedeni yoktur. Çünkü kendisi hayattır. Efendinin zarar görmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Çünkü “Kendisi†her şeydir ve “SevgidirÂâ€. Zararsızlık her şeyin kendisi gibi görülmesinden doğan bir biliş ve duruştur. ÃÂllaki güvence aranıyorsa Efendi için “Güvence†kendini bilmek ve her An seçimleriyle ve seçimlerinde duruşuyla yani “sabrıyla†kendini ve yaşamı yarattığının farkında olmaktır. Efendinin ihtiyaçları yoktur. Kendisi Rahmettir. Kendisi sırdır. Kendisi Sır ve Rahmet olanın ihtiyaçları değil, yüreğinde yaşamak istediği deneyimleri ve arzuları vardır. Hazine kendisidir. Hazine kendisi OLÂâ€AnÂ’ın; koşulu, ihtiyacı ve zararı olabilir mi? Kendisi Her şey OLÂ’AnÂ’ın; bir tarafta durması söz konusu olabilir mi? Efendi-Bilge; dünyada var olurken ama dünyaya ait değilken, homosapiensin en sevdiği oyun araçlarından “silahıÂâ€, gerekçesi ne olursa olsun hiçbir nedenle elinde tutmayandır. Oyuna katılmayandır. Ve silahı elinde tutmadığı için de hiçbir zaman ne ilk kez ne son kez ateşleyendir. Dünyanın ve kimin gündemi ne olursa olsun, “Efendi†hangi oyunun içinde olursa olsun gündemi değişmeyendir. Eğer illaki bir silahtan söz etmek gerekiyorsa Ââ€Bilgenin†“Efendinin†silahı; “Kendisi Olmaktır†“Sevgi Olmaktır†“Farkındalıktır“. “Efendinin†kendisi ve duruşu, “Kendisini†sevgiyle gerçekleştirmesi ve sevgi olması en büyük silahıdır. Ve bu da savaşmadan, savaşma sanatıdır. Dolayısıyla savaş değil, üstatlıktır. Yoksa; Bilge kişi elinde silah tutarsa taraf olmuş olur. ÃÂkilikte olur. Ve taraf olduğu için aslında hiçbir zaman Bilge ve kendisi olmamış olur. Olsa olsa elinde silah tutan; Bilgelik Oyunu oynayan Spritüel Egodan başkası değildir. Karanlıkların içine doğan sahte güneş, Bilgelik Oyunu oynayan şarlatan kral, komik kurtarıcı, dilinin ucundaki söylemleriyle kendisiyle birlikte herkesi oradan oraya savuran, sulu derelere götürüp susuz getiren ve yüreklerdeki sevgiyi ve insanoğlunu sonuna kadar sömüren, gücünü –yaşamını çalan sahte kurtarıcı ve Mesih, hepsi Â….. ama hepsi Nefstir. Efendi olmadan, “Kendimiz OLÂ’madan; istenen iyilikten, verilen adaletten, yürünen yoldan, anlaşılan barıştan, teslim edilen güçten, yapılan savaştan hiç kimseye fayda gelmez. Bu nedenle Sonsuzluğa ve Sınırsızlığa sıçradığımız Quantum alanında, ÃÂnsanoğlunu merkezinde ve dengesinde tutabilecek olan tek şey “SevgidirÂâ€. Nedenler ve Sonuçlar artık birlikte gelmektedir. Ve herkesin kendisi ile baş başa olacağı AnÂ’lar Þimdi-Buradadır. Özgür ÃÂrade Yasası gereği herkes kendi kendisinden sorumludur. Çünkü; “ÖzgürlükÂâ€, kendi kendinin sorumluluğudur. Bu demek değildir ki hiçbir şey yapmayacağız. Tabiî ki yapacağız. Ama sevgiyle farkındalıkla nereye gittiğimizi ve diğerlerini de nereye götürdüğümüzü bilerek yapacağız. Sonuçları görerek sevgiyle “neden†olacağız. Gücümüzü vermeden, güç talep etmeden, hiç bir şeyden ve hiç kimseden beslenmeden ve beslemeden yapacağız. Savaş meydanlarında ölenin ve öldürenin, sefilliğe neden olanın ve sefil olanın, zulmedenin ve zulüm görenin, her şeyin “O†olduğunu görerek ve bilerek sevgiyle düşüneceğiz, hissedeceğiz, seçeceğiz söyleyeceğiz ve eyleyeceğiz. Eğer “Sevgide†durabilirsek; “ÃÂnsan gibi ÃÂnsan†OLÂ’manın FARKINI; her şeye ve herkese, bütün bu oyuna- oyunun gücüne rağmen ve herkes için hep birlikte yaratacağız. Ülkemizde ve Dünyada gelişen son olaylardan dolayı olmakta olanın da görülmesi ve iyi anlaşılması gerekir. ÃÂnsanın Üstünlüğü hangi milletten olursa olsun “ÃÂnsan†olup olmadığıyla değer bulur. Ve bütün insanlık için geçerli olan “birincil†değer önce “ÃÂnsan†olabilmektir. Daha sonra hangi millete aitse o kimlikte olmak ikincildir. Bu sıralama da savaşlarda çıkmaz sorun da çıkmaz. Ayrıca her insan gibi, her ırkın da bir kaderi vardır. Ve “Kader†yeryüzünde Yaşam adına üretilen değerdir. Ekilen tohumdur. Bizler Türk olmayı; “Yaşam†için ve “ÃÂnsanlık†için ürettiğimiz değerlerde aramalıyız. Ve OsmanlıÂ’nın ürettiği ve bizim de üretegeldiğimiz en önemli değer, Özgür ÃÂradeye saygı “değeridirÂâ€. Osmanlının hakimiyeti ve yıkılışı, Türkiye Cumhuriyetin doğuşu ve var oluşu sürecinde; ÃÂmparatorluktan terk edilen topraklarda; hakimiyet altındaki ırklar kendi kültürel özelliklerini dillerini dinlerini kaybetmemiştir. Yunanlı yunan olabilmiş. Arap arap olmaya devam edebilmiştir. Ve 700 yıl başka bir ırkın hükümranlığı altında yaşamak “kendi kimliğini” unutmak için uzun bir süredir. Osmanlı bu değere dokunmamıştır. Nedeni ne olursa olsun veya ne şekilde uygulanmış olursa olsun sonuçta terk edilen topraklarda kimlik kaybı söz konusu değildir. Görünüş ortadadır. Dünyada emperyalist güçler tarafından sömürülen ülkelere ve hallerine bir bakınız. Değil özgürlükleri, kimlikleri, dilleri, dinleri, maddesel varlıkları dahi kalmadı. Kızılderililer, oberjinler, Afrika ülkelerinde ve OrtadoğuÂ’da olanlar ve daha bilemediğimiz nice yerde gerçekleşmiş olan vahşet ortadadır. Dünyanın neden bu kadar sefillik açlık ve acının içinde olduğu da bellidir. Türkün dünyaya ve tarihe ektiği değer “Özgürlüktür”. Ve gelinen zamanların doğasından ve hasat mevsiminden her ırk ve insan ektiğini biçmek zorundadır. Ve Atatürk’ün üzerinde ısrarla durduğu Türk Irkının Bağımsızlığının ve Özgürlüğünün sürekliliği kadersel olarak tecelli etmektedir ve edecektir. Belki de Atatürk; “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki akan asil kanda mevcuttur†demekle, bu kadersel bağlantıyı işaret etmek ve bağlam kurmak istemiştir. Merkezimizde dengede kalarak, sevgiden, özgürlükten, ruhumuzun asaletinden ödün vermeyerek; Ruhumuzu ve diğerlerinin Ruhlarını özgür kılmamız gerekiyor ki şu dünyada huzur bulup hep birlikte ÃÂnsan tadında yaşayabilelim. Kaderimize, mirasımıza, “KendimizeÂâ€, sevgiye sahip çıkmamız ve yaşamamız dileğimleÂ… “Sevgi ve merhamet insanlığın; hiddet ve şehvet ise hayvanlığın vasıflarındandır ve savaş, çocukların kavgasına benzer; hepsi de anlamsız ve saçmadır.†Mevlana “Halkın ayrılığı, aykırılığı addan meydana gelir, manaya ulaşan esenleşir†Mevlana Yazan Nilgün Nart Orijinal yazıyı okumak için tıklayınızÂ…sevgiyle http://insanbilincibaris.blogspot.com/
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com

BUNLARI YAPIN!

Banu Yeğin
Koç Allianz Sigorta A.Ã
Bancassurance Dept.

Sağlıklı yaşam için kışa hazırlık;

1-Suyu seviniz. Gune iki bardak su icerek baslayip, gun boyunca 2- 2,5 litre su tuketmeye calisiniz. 2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tuketiniz. Doganin tamamini kullanmis sayilirsiniz. 3-Cocuklar icin sutu, buyukler icin de ozellikle yogurdu her gun sofranizdan eksik etmeyiniz. Yasamin sirlarindan biri olan probiyotikleri bunyenize almis olursunuz. 4-Hasta olmasaniz bile, sifali otlari/bitkileri kullanarak vucut direncinizi (immun sistemi) kuvvetli tutunuz. 5-Evinizde kurutulmus nane, ihlamur, adacayi, kekik, kusburnu, feslegen, keten tohumu, zencefil, corekotu, gunluk, yesil cay ile sogan ve sarimsagi her zaman bulundurunuz. Her gun bunlardan en az birini kullanmaya calisiniz ki bunlar vucudunuzun koruyucu sovalyeleridir. 6-Sarimsak, sogan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, feslegen turu yesillikleri fazla tuketiniz. Bunlar vucudunuzun yakin korumalaridir. 7-Salatanizi mumkun oldugu kadar cok cesitten olusturunuz. 8-Hazir corbalar yerine kendi yaptiginiz corbalari tercih ediniz. Gidanin en dogalini elde etmis olursunuz. 9-Kis icin ev yapimi domates salcasini tercih ediniz. Domates tanrinin bize armagani harika bir antioksidandir. 10-Katki maddeleri iceren gidalari, mevsim disi sebze ve meyveleri fazla tuketmeyiniz. Bunyenizi fazla dinamitlememis olursunuz. 11-Yilda dort kez, on bes gun hic et tuketilmemesi yararlidir. 12-Gunluk 3-4 adet badem, ceviz ve findik almaniz sizi her daim kuvvetli kilar, 13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balik tuketmege calisiniz. 14-Sicak yemekler icin toprak, celik ve cam kaplari tercih ediniz. 15-Kis aylarinda tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kusburnu tuketimini artiriniz. 16-Kisin disarida isleriniz yogun ise; gune pekmez icerek baslayiniz. Bu uygulama vucudunuzun antifrizidir. 17-Zihinsel calisiyorsaniz kuru uzum yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasin. 18-Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullaniniz. Bagirsaklar kepekli tam posalarla tanissin. 19-Her sabah 20 dakika derin nefes alip verme calismasi yapilmasi, her nefes alimlarinda 4-5 saniye nefesin icimizde tutulmasi cok yararlidir. Dogru nefes aldigin kadar hafiflersin. 20-Sabahlari ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandirarak maksimum duzeyde oksijen, gunluk 30 dakika tempolu yurumekle de tum organlarinizi kazanirsiniz. 21-Gulmeyi hic ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaclarindandir. 22-Gece uyku ortaminin karanlik olmasi, yorgunluk durumlarinda ise ogleyin kisa sureli uykular iyidir. Vucudumuzdaki pek cok restorasyon islemi gece, kisa sureli uykularda da gunluk tamiratlar yapilmaktadir. 23-Firsat buldukca topraga ciplak ayakla basiniz. Tum olumsuzluklariniz topraga gecer. 24-Her gun 5 dakika gozlerinizi kapatip hicbir sey dusunmemeyi ogreniniz. Bu sizin yeniden dogumunuz gibidir. 25-Yasaminiz boyunca, vucudunuzu cok kotu usutmemeye calisiniz. 26-Kahvalti masanizda bali her daim bulundurunuz. Bin bir cicegin ozutudur o. 27-Yag tercihinizi genelde zeytinyagindan tarafa kullaniniz. Vucudunuz hep bunu bekler. 28-Kahvaltinin mutlaka tam yapilmasi, ogle ogununun orta, aksam ogununun de hafif alinmasi her daim iyidir. 29-Tuz ve sekeri bunyenize olculu aliniz. Bunlarin azi karar fazlasi hep zarardir. 30-Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlariniza verdiginiz en buyuk oduldur. 31-Gunluk bir elma ve bir havucun bunyenizde harikalar yarattigini unutmayiniz. ____________________________________________________________________________________________________________________ Bu e-posta ve ilişikteki dosyalar hukuken gizli ve şahsa münhasır bilgileri içermektedir ve sadece gönderilen gerçek veya tüzel kişinin kullanımı içindir. Bu mesajda kullanılan ifade ve açıklamalar, Ãirketimizin, Ãirket politikasını temsil etmeyebilir. Bu nedenle sözkonusu e-posta bilgileri Ãirketimiz için bağlayıcı olmadığı gibi, Ãirketimize karşı da kullanılanamaz. Eğer siz gönderilmek istenen alıcı (/lar) veya gönderilmek istenen alıcı (/lar) ın bu mesajın teslimi için sorumlu vekili veya çalışanı değilseniz, bu e-posta mesajının herhangi bir şekilde tarafınızdan kopyalanması, dağıtımı veya neşredilmesinin kesinlikle yasak olduğunu bildiririz. Eğer bu mesajı yanlışlıkla aldıysanız, lütfen gönderene durumu derhal bildiriniz ve mesajı sisteminizden siliniz. Ãirketimiz hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen web sitemizi ziyaret ediniz.(http://www.kocallianz.com.tr). Bu e-posta bilinen tüm bilgisayar virüslerine karşı korunmaktadır. “This e-mail and any attached files with it are legally privileged and confidential and intended solely for the use of the individual or entity to whom they are addressed. The statements or expressions used in this message may not represent our organization policy and therefore cannot be binding for or used against our Company. If you are not the intended recipient(s), or the employee or agent responsible for delivery of this message to the intended recipient(s), you are hereby notified that any dissemination, distribution or copying of this e-mail message is strictly prohibited. If you have received this message in error, please notify the sender immediately and delete it from your system. To get more information about our company, please visit our web site.(http://www.kocallianz.com.tr) This e-mail is protected against all known computer viruses. ____________________________________________________________________________________________________________________