BURÇLAR AÞIK OLUNCA NAPIYORMUÞ HEE NAPIYORMUÞÞ :))))))))
Koç aşık olunca;
Oyununuzu iyi saklıyorsunuz. Kavgacı havalarınızın ve gözüpek görünümüzün ardında gerçek bir duygusalsınız. Ruhunuz aşk buyuruyor. “Seviyorum, o halde varım!” sözü yaşama nedeniniz. Partnerinizde kendinizde eksik özellikleri arıyorsunuz : Yumuşaklık, diplomasi ve incelik…Çok sıcak bir insansınız. Bu özelliğiniz aynı zamanda en büyük açığınız. Kendinizi karşınızdakinin yerine koymayı bilemiyorsunuz. İster istemez ilişkinizde bütünleşmeyi yokuşa sürüyorsunuz.
Boğa aşık olunca;
Süslü ve duyarlı yapınızla ideal bir sembol gibisiniz. Dişi güzel, içi kof olanların aksine, sadelikten fazlasıyla hoşlanıyorsunuz ve daima gerçek aşkların içinde yer alıyorsunuz. Aşkınızı gerçekçi yaşıyorsunuz Venüs’ün sevgili üyesi, siz incelik ve zerafetinizle kesinlikle sıradanlığın dışında kalıyorsunuz. Ayrıca hataları bağışlamanın yüceliğine sahipsiniz. İçsel dünyaların insanı, mükemmel eş sembolü, koruyucu melek ve herşeyden önemlisi sadakate olan saygınız dikkat çekici boyutlarda. Hep böyle kalmalısınız.
İkizler aşık olunca;
İkizler’in aşka bakışının yeni yetme aşıklarınkinden farksız olduğunu söyleyebiliriz. Aslında siz bilinçsiz bir şekilde, ergenlik cağının başlangıcında herkesin yaşadığı o üzıcı devreyi es geçip, tutkunun acılarından sıyrılmak istiyorsunuz.Yaşadıklarınızı sık sık süzgeçten geçirme alışkanlığınız var. Aşkın getirdiği o yakınlıktan mümkın olduğunca kaçıyorsunuz. Çünkü siz yaralanmaktan korkuyorsunuz. Seçkinci fikirleriniz, şüpheci yaklaşımınız sizi romantik hamlelerden alıkoyuyor. Aşık olmak veya olmamak… Bu ikilimden bir türlü kurtulamıyorsunuz.
Yengeç aşık olunca;
Siz aşka asla basit bir hikaye gözüyle bakamazsınız. Duygularınız çok yavaş bir şekilde filtreden geçercesine kalbinize iner ve sonunda tamamıyle sizi kaplar. Sizi esir aldığı o andan itibaren kalbinizin çarpmadığı tek bir an bile olmaz. Hayal gücünüz faaliyete geçer. Artık ne kendinize ne başkasına aitsinizdir. Bunların sonucunda aşkın ve tutkunun yaraladığı bir günah keçisine dönüşürsünüz. Size yardımcı olacak biri, sizden başkası değil yine ne yazık ki! Tekrar derlenip toparlanma yolunda tüm adımları kendiniz atmalısınız.
Aslan aşık olunca;
Büyük aşkınızı bekliyorsunuz. Duygusal yoğunluğun çok yükseldiği bir anda kendinize gelerek varlığınızın gerçek boyutuyla yüzleşebilirsiniz. İşin güç yani, illa ki kendinize yüksek vasıfları olan bir sevgiliyi layık görmeniz ve böylesiyle tanışma zorunluluğu hissetmenizdir. Tanıştığınızda da ona layık olmak için bir dizi sınava girmeniz gerekeceğini bilmelisiniz. Size kur yapan ve çevrenizde pervane gibi dönen sıradan tiplere de pas verin. Aşık olduğunuzda gözleriniz parlıyor ve olumlu enerji saçmaya başlıyorsunuz. Bu sizin temel özelliğiniz.
Başak aşık olunca;
Öpücüklerin ve okşamaların sıkıntı ve tasaya birebir olduğunu düşünürsünüz.Sizin dünyanızda olumsuzluğa yer yoktur. Aşk size göre “evet” ve “belki”lerle yol alır. Dudağınızdan çıkan aşk yeminleri, hoş tatlar bırakır.Düşüncelerinizle eylemlerinizi karıştırdığınızda çıkmazlara giriyorsunuz. Mükemmel bir aşk gecesinin ertesinde, gözlerinizde gerçek aşkın ispatını aramak boşuna… Çünkü ser verip sır vermezsiniz. İki sevgili arasındaki catışmalar, sizin en büyük motivasyon ve enerji kaynağınız. Bu catışmalardan olumlu sonuç alıyorsunuz.
Terazi aşık olunca;
Her Terazi gibi sizin de ikili yaşama özleminiz var. Bu yüzden yalnızlığı pek az özlüyorsunuz. Hassas yapınızla ayrıntılar önemsiyorsunuz. Bir buket çiçek, sevgi dolu bir jest, iyi seçilmis bir sözcük karşısında zevkten eriyecek raddeye geliyorsunuz. Kendinizi iyi hissetmek için, sıcak kişiliğinizle uyuşacak arkadaşlar, özgürlük, sanatsal yeteneklerinizi geliştirebileceğiniz ortamlar ve sevgi bağlarına ihtiyacınız var. Evlilik size cazip gelse de, yıldırım aşklarından ya da kontrol edilemez tutkulu ilişkilerden vazgeçmeniz zor gibi görünüyor.
Akrep aşık olunca;
Burcunuzun doğası gereği hiç beklenmedik zamanlarda beklenmedik girişimler Yapabilirsiniz. Size göre aşk bir ritüeldir. Yeminler, gösteriş, acı çektirme ve güç gösterileri aşka eşlik eder ve onu bütünler. Aşk duygusu, ruhumuza uzanan bir kendinden geçme halidir.Bu düşünceleriniz ve eylemlerinizin amacı romantizmin en uç noktasına erişmek ve orada olağanüstü aşkla birleşmektir. Durup dinlenme bilmeyen, katı kurallara bağlı, gelenekçi, anlaşılması güç bir burca sahipsiniz, ne yazik ki. Bu yüzden kolay anlaşılmıyorsunuz.
Yay aşık olunca;
Burcunuzun en onemli özelliği yansıtıcı karakteri. Bu nedenle sevdiğinize kendinizi beğendirmek için kesinlikle öznel davranışlardan yararlanıyorsunuz. Kıskançlık ise şüphesiz Yay ailesine özgü bir duygu. Bunu fazla açığa vurmanız ilişkilerinizi zedeliyor. Felsefeye olan düşkünlüğüz uzlaşmacı bir çerçevede. İlişkilerinizde koşulsuz sadakat bekliyorsunuz. Ancak siz aynı beklentiyi boşa çıkarıyorsunuz. Önümüzdeki günler size yeni heyecanlar, keyifler ve samimi beraberlikler müjdeliyor. Olumlu bir döneme giriyorsunuz.
Oğlak aşık olunca;
Aşk gezegeniniz Ay’in etkisinde çalkantılı tutkulara yelken açıyorsunuz. Sizin aşklarınız dönemsel olduğu görülüyor. Ay’ın etkisinde yetişkin yaş. uygun derin ilişkilere gireceksiniz. Zodyak’in en duyarlı burçlarından biri olarak sevdiğinizde yeri gögü inletiyorsunuz. Kimi zaman kaprislerinizle, sevgililerinizi bezdirseniz de aslında bu yönünüz beraberliklerinizin tuzu biberi. Önümüzdeki günlerde Saturn’ün sert etkisiyle duygusal yönünüzü biraz törpülemiş olacaksınız. İnişli çıkışlı ve heyecanlı birliktelikler bu dönemde tam size göre.
Kova aşık olunca;
Kuralların dışına çıkmaktan büyük zevk alıyorsunuz. Zafer sarhoşluğu, tabuları yıktığınızda iki katına çıkıyor. Ancak bu durumunuz uzun sürmüyor. Aşk gezegeniz olan Güneş, idealist özelliklerinizi ön plana çıkartıyor. Zorluklar sizi bunaltıyor ve o çok değer verdiğiniz özgürlüğünüzle bir türlü bağdaşmıyor. Evliliğe sıcak bakmıyorsunuz ve serbest birliktelikleri tercih ediyorsunuz. Tensel bir tutkudan oluşan bu suç ortakluklaru, birçok aşığınız olmasına neden oluyor. Çoklu ilişkileri aynı anda yaşamaktan vazgeçemiyorsunuz.
Balık aşık olunca;
Bir öncekini bitirmeden yeni bir maceraya başlayarak ve çok kolay bağlanarak duygusal ilişkilerinizde oldukça laubali bir tavır sergiliyorsunuz. Bu yaptığınız hiç uygarca değil. Tutku size hiç yabancı değil, kendinizi zaman zaman kaptırıyorsunuz. Bağlanma ve kaçma gibi birbiriyle çelişkili iki seçenek arasında ne yapacağınızı bilemediğinizden yolunuzu şaşırıyorsunuz. Partnerinizde onda olmadığını gayet iyi bildiğiniz düzen, pratik zeka, detaycılık gibi özellikleri arıyorsunuz. Artık biraz toparlanmanın ve kararlı davranmanın, çelişkilerden kurtulmanın zamanı gelmedi mi ?
KİŞİLİK TESTİ
KİŞİLİK TESTLERİ -
Üstteki resimlerden size uygun olanını seçip aşağıdaki kişilik testi sonucu ile ilgili yorumunuzu okuyunuz…
1 - İçedönük - Hassas - Kolay etkilenen : Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafınızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstünkörü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.
2 - Özgür - Geleneklere karşı - Tutulamayan : Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.
3 - Dinamik - Aktif - Dışa dönük : İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.
4 - Ayakları yere basan - Dengeli - Uyumlu : Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan herşeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.
5 - Profesyonel - Pragmatik - Kendini tanıyan : Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.
6 - Barışçıl - Tedbirli - Agresif olmayan : Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlüğünüze düşkün olduğunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız.
7 - Dikkatsiz - Oyunsever - Neşeli : Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz
8 - Romantik - Hayalci - Duygusal : Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.
9 - Analitik - Güvenilir - Kendinden emin : Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz.
Erkek skor iddiasında olduğu yaçı karıçtırırsa
Erkek skor iddiasında olduğu yaşı karıştırırsa Güçlü olduğunu sergileyebilmesi gereklidir erkeğin. Kendini toplum içinde, hala söz geçiren olarak gösterebilmeli; istenildiğini ve erkine tapıldığından emin olmalıdır. Hayatın doğal süreci içerisinde kabullenmek istemez gerçekleri; itibar kaybettiğini, yıllarca didinip, çalışmasına rağmen mevkisinin karşısında eridiğine, yıprandığına ikna olmaz. Aynada açılan alnını, genişleyen göbeğini gördükçe, “Çekici miyim hala?” fikri daha sık beynine düşmekte, onu kemirmektedir. Yıllarca emek verdiği, ulaştığı sosyal statü ve para, acımasız senelerin etkisine bir çare olamamaktadır. “Umutsuzca kabullenmek mi bu durumu? “Asla! Hala istenilenim ve güçlüyüm. Hayatımda hiçbir mağlubiyete yer yok, yatakta bile!” söylemlerine kendisi bile inanmasada; yapamayacaklarını, yapabilecekleriyle gerçekleştireceğini bilmenin rahatlığındadır her zaman. İşe nereden başlamalı diye düşünüldüğünde akla gelen nedense; eş ve araba olur. Eskiyenin yerini yenisinin alması isteği, kaybı yerine getirmez ama erkeği rahatlatır. “Birşeyleri hala başarabiliyorum, yıllara meydan okuyorum diyebilme cesaretine sahip olduğunu düşünür. Fizik kurallarına (!) teslim olmaya direnerek, şehvet denemelerinde bulunabilmek için; alıcı ve yiyip bitirici gözle etrafı incelemeler, sihirli mavi tabletler ve renkli plastikler. Yeniden keşfedilecek fantezi dünyasının anahtarlarıdır ne de olsa! İşe yaramazsa da önemli değil, şişkin bir banka hesabı her türlü kapıdan girmeyi kolaştırır! Hayatının baharında yaşamadığı romantizmi, hayatının sonbarında yaşama isteği depreştikçe; erkeğin, zamanında ulaşılmaz olana hakim olma övünç getirecek bir durum yaratır kendince. Elden kayıp gidecek hormonları, son demlerinde tam mesai çalıştırma düşüncesi, panikleyen andıropoz yolcusunu Artık kendim için yaşayacağım” terennümleriyle, körpe bedenlerle kavuşturur.
Mecburiyetler yüzünden birlikte olunan yıllanmış evliliğin kadın kahramanı evde bekleyedursun; yapılan alışveriş sonrası, hüpürdetilerek içilen kahveler, sessizlik eşliğinde, bakışları bile buluşmayan yeni ve eski neslin temsilcisini görevini yapmış olmanın huzuruyla rahatlatır. “Erekte olabilme gücüne sahibim” iddiasındaki kır saçlı adem taifesi. Erkekçe konuşma ortamlarında skor hesapları yapmak geçmişte kalsın senin için. Yaşanmış yılların anılarının keyfini çıkarabileceğin günleri, koşuşturmalarla geçirme. Sen aksini iddia etsende bedenin yorgun. Onun sesine kulak ver!
____________________________________________________________________
| Güçlü olduğunu sergileyebilmesi gereklidir erkeğin. Kendini toplum içinde, hala söz geçiren olarak gösterebilmeli; istenildiğini ve erkine tapıldığından emin olmalıdır. Hayatın doğal süreci içerisinde kabullenmek istemez gerçekleri; itibar kaybettiğini, yıllarca didinip, çalışmasına rağmen mevkisinin karşısında eridiğine, yıprandığına ikna olmaz. Aynada açılan alnını, genişleyen göbeğini gördükçe, “Çekici miyim hala?” fikri daha sık beynine düşmekte, onu kemirmektedir. Yıllarca emek verdiği, ulaştığı sosyal statü ve para, acımasız senelerin etkisine bir çare olamamaktadır. “Umutsuzca kabullenmek mi bu durumu? “Asla! Hala istenilenim ve güçlüyüm. Hayatımda hiçbir mağlubiyete yer yok, yatakta bile!” söylemlerine kendisi bile inanmasada; yapamayacaklarını, yapabilecekleriyle gerçekleştireceğini bilmenin rahatlığındadır her zaman. İşe nereden başlamalı diye düşünüldüğünde akla gelen nedense; eş ve araba olur. Eskiyenin yerini yenisinin alması isteği, kaybı yerine getirmez ama erkeği rahatlatır. “Birşeyleri hala başarabiliyorum, yıllara meydan okuyorum” diyebilme cesaretine sahip olduğunu düşünür. Fizik kurallarına (!) teslim olmaya direnerek, şehvet denemelerinde bulunabilmek için; alıcı ve yiyip bitirici gözle etrafı incelemeler, sihirli mavi tabletler ve renkli plastikler. Yeniden keşfedilecek fantezi dünyasının anahtarlarıdır ne de olsa! İşe yaramazsa da önemli değil, şişkin bir banka hesabı her türlü kapıdan girmeyi kolaştırır! Hayatının baharında yaşamadığı romantizmi, hayatının sonbarında yaşama isteği depreştikçe; erkeğin, zamanında ulaşılmaz olana hakim olma övünç getirecek bir durum yaratır kendince. Elden kayıp gidecek hormonları, son demlerinde tam mesai çalıştırma düşüncesi, panikleyen andıropoz yolcusunu “Artık kendim için yaşayacağım” terennümleriyle, körpe bedenlerle kavuşturur. Mecburiyetler yüzünden birlikte olunan yıllanmış evliliğin kadın kahramanı evde bekleyedursun; yapılan alışveriş sonrası, hüpürdetilerek içilen kahveler, sessizlik eşliğinde, bakışları bile buluşmayan yeni ve eski neslin temsilcisini görevini yapmış olmanın huzuruyla rahatlatır.. “Erekte olabilme gücüne sahibim” iddiasındaki kır saçlı adem taifesi. Erkekçe konuşma ortamlarında skor hesapları yapmak geçmişte kalsın senin için. Yaşanmış yılların anılarının keyfini çıkarabileceğin günleri, koşuşturmalarla geçirme. Sen aksini iddia etsende bedenin yorgun. Onun sesine kulak ver! ____________________________________________________________________ | |||
| |
__._,_.___
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch format to Traditional
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
700 SENELİK TEST YAPABİLİRMİSİNİZ
Bu testin 700 senelik olduğu söyleniyor.Karakteriniz ve gizli isteklerinizi açığa vuran bir bilinçaltı oyunu aslında.Ben bu oyunu sizlerden önce oynadım inanılmaz gerçek doğru ve şaşırtıcı.Adımları takip ederek siz de bana hak vereceksiniz eminim.
1-Gözlerinizi kapatıp bir ÇÖL hayal edin.Sade bir görüntü olmalı gökyüzü kumlar ve siz…Ãimdi o çölün ortasında bir küp buldunuz.Neye benziyor detaylarını yazar mısınız?Büyüklüğü rengi özelliği…
2-Ãimdi ise bir AT düşünün o çölün ortasında küp örneğindeki gibi detaylarını yazar mısınız?
3-Son olarak çölde bir MERDİVEN buldunuz.Nasıl bir merdiven bu sizinkisi?
CEVAPLARI ÃİMDİ OKUYUN
KÜP: Büyük sert ve siyah bir küp; sizin nasıl görünmek istediğinizi gösteriyor..Büyük bir küp sizin başkaları içinde lider rolü oynamak sitediğinizi işaret ediyor..Görkemli rengi sizin güçlü ve yetenekli olma isteğinizi simgeliyor.. Küçük,transparan bir küp; Kübün içini görebiliyorsunuz,bu da insanların görünüşünüzden öte,gerçek sizi görmelerini istemenizden kaynaklanıyor..Küçük bir küp,kendinizi yalnız hissettiğinizi gösteriyor.Size yakın olan insanlarla çevrilmek istiyorsunuz ve sadece onlarla rahatlayabiliyorsunuz..
AT: Kahverengi bir at,kübün yanında.. İnsanların çoğu kahverengi bir at düşünürler..Bu,normal,ayakları yere sağlam basan bir eş istediğinizi gösterir..Eğer atı kübün yanında gördüyseniz,sürekli sizin yanınızda olan,bir eş istiyorsunuz demektir.. Siyah at;tutku..tehlike ve romantizmi gösterir..Beyaz ise sessiz sakin bir evlilik istediğiniz anlamına gelir..
MERDİVEN: Eski kırık dökük bir merdiven; Hayal ettiğiniz merdiven kırık dökük ve eskiyse..şu anki işinizde mutlu olmadığınızı gösteriyor..Bilinçaltınızda kariyerinizle ilgili düş kırıklığına uğramışsınız..Hayalinizdeki kariyerin bulunduğunuzdan çok daha parlak olduğu anlamına geliyor.. Yeni ve tahta merdiven.. Bulunduğunuz işte mutlu olduğunuzu gösteriyor..İşinize ve iş arkadaşlarını seviyorsunuz..Merdiveni çok yeni görmeniz,hata yapmaktan ve yetersiz olmaktan korktuğunuzu gösteriyor.. Demir merdiven ise..Güçlü isteğinizin daha güçlü pozisyon ve ilerleme isteğinizi açıklıyor..
miniklerin romantizmi
Erkekler romantizmi boyle bozar iZLEYiN
Erkekler romantizmden hic mi anlamazlar? Iste bu sorunun cevabi;
http://www.turkiyepost.com/NewsDetail.php?newsID=1196026802
Performans ad ve soyadina bagli ‘ymis :) 16+
8 aldim. hic yoktan iyidir
Seksteki performans ad ve soyadina bagli
apilan arastirmalara gore kisinin ismindeki sesli harfler, seks yasamini anlatiyor. Peki nasil hesaplaniyor?
Almanya’da yayimlanan BILD gazetesi, seksteki performansin kisilerin ad ve soyadlarina bagli oldugunu yazdi. BILD’in Alman Numerologlara dayandirdigi haberine gore, kisinin ismindeki sesli harfler, seks yasamini anlatiyor.
Numerologlara (Sayi Bilimcileri) gore, kisinin ad ve soyadindaki sesli harfler, o kisinin seks yasamini ortaya dokuyor.
Sesli harflere puan veren Numerologlar, A harfinin 1, U harfinin 3, E harfinin 5, O’nun 6 ve I harfinin karsiliginin 9 puan oldugunu belirttiler.
Numerologlar, A, E, O, U ve I’nin disindaki diger iki sesli harften U’nun “U arti E”, O’nun de “O arti E” olarak degerlendirilmesi gerektigini belirttiler.
Sesli harflerin bu rakamsal degerlerin isigindaki kisiler, isimlerini asagidaki ornege bakarak yorumlayabilirler:
NASIL HESAPLANACAK:
Kisinin adi Mehmet Ornek: “Mehmet”te iki E harfi var. Soyadi “Ornek”te ise O ve E var (O yerine “O arti E” konulacak). Buna gore kisinin adindaki sesli harflerin sayisal degeri soyle olacak:
5+5+6+5+5=26
Sonuc iki haneli oldugu icin, bu kez 2+6 toplanacak:
2+6=8
Bu durumda Mehmet Ornek isimli kisi, 8 numarali degerlendirmeye dahil oluyor.
SAYILARIN ANLAMI:
01- Hizli, Romantizmi pek sevmiyor. Hemen ise koyuluyor ve yatakta patron olmaktan hoslaniyor. Hizli seksi, riskli yerlerde seksi (mesela soyunma odasinda) seviyor.
02- Duygusal duygulari on planda. Tadini cikariyor.Saatlerce romantik olabiliyor.Seks sirasinda mum isigi ve sampanya tercih ediyor. Partnerinin vucudunun her bolgesini kesfediyor.Cok ihtirasli,seksin tadina varmanizi sagliyor….
03- Yenilikci, devamli pozisyon degistiriyor. Sekste degisikligi, yeniligi seviyor. Seks sirasinda degisik karakterler sergiliyor. Bir azgin, bir uysal.
04- Tecrubeli, klasik pozisyonlari tercih ediyor. Yatakta alisilagelmisin disina cikmiyor. Haz aldigi oyunlarin keyfini cikariyor.
05- Deneyci, herseyi denemek istiyor. Yeni pozisyon, ask oyunlari, vs. Seks oyuncaklarini ve degisik kokulu yaglari tercih ediyor. Kelepce bile kullaniyor.
06- Duyulari kullaniyor. Ipek tullerle, tuylerle ve yaglarla sevismeyi seviyor.
07- Sinirsiz. Baskalarinin uygun bulmadigi (ornegin grup seks, kelepceli oyunlar) seyleri denemekten kacinmaz.
08- Kendinden gecen, dayanikli, guclu, atesli. Nabzin hizli atmasini seviyor. Sonra asiri yorgunluk hissediyor. Tantra, Kamasutra hayrani.
09- Fisildayici. Sert seks onun isi. Seks isteklerini kulaga fisildiyor, ama yatakta hayal kirikligina ugratmiyor.
Fanatik Sevişkenler!, diyalogları
- fatma takımı buraya getir ! şkşkşkşk - noldu kalkmadı mı gene ? - fatma uyuma takımına sahip çık ! - ay salak be. - bağarmayan taraftar sktirsin gitsin ! - tamam be tamam geliyorum hadi. - oooooo pınarbaşı yaaar yaaar yaaar… - …rak kafalı seni
- ekinler dize kadar, ayşe gel bize kadar - eyvah eyvah ? - sana bişey göstercem kasıktan dize kadar - ağzına sıçıyım hilmi ağzına - al bunu alamaz mısııın
-haydi çüküüm haydi çüküüm haydiiiiii tam zamanı tam zamanı şimdiiiiiiii -hayir rifat daha çok erken…
- nejat nalan’in ..na kor! - devam et erkegım hadiii - nalan’nin dotu kocamaaan, kocamaaaan, kocamaaaaaaan… - lann!!
- hop hop nihat top nihat - sen degilsin sanki cuneyt
-mustafa yatağa geliyormusun -nalan nalan duy sesimizi bu gelen mustafanın ayak sesleri -ayak yapma bana da gir şu yatağa -peki karıcım
-bu sene şampiyon görmeliyiz siziii -metin bak silikon taktırdım ben -gözde sittin attın bütçemiziiii
-hülya senin göğüslerine hastayım biliyormusun -gerçekten mi -gerçekleriii tarih yazarrr -hödükler de romantizmi bozaaaarr -hasktr
- 2 geliyor 2 yaleler yaleler tuttu … dııt yalelelllim - üff birinciye bile zor getirdin.. aşkım, 2. yi nasıl getireceksin
- Mahmut demek döt demek…herkese veren demeeeekk… - küllüm yalan - Bizim başımız kel mi…bize de vermen gereeekk.. - det nan - Al bunu alamazmısııınn…sen nasıl delikanlısıınn - Delikanlı olduğumu küm söyledi alamam tabi
Nişanlısını genç yaşta kaybeden Giresun’un yitik şairi
MEVLANA FOTOÃÂRAFLARIMIN SERGÃÂLENDÃÂÃÂàGÃÂRESUN “CAN AKENGÃÂN” SANAT GALERÃÂSÃÂNDEN GÖRÜNTÜLER. http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6503&ItemIndex=16 FOTOÃÂRAFLARLA GÃÂRESUN TIKLAYINIZ…
CAN AKIN - GÃÂRESUN CITY Views: 3,237 http://www.youtube.com/watch?v=dxbnP8WsL7s
CAN AKIN - MEVLANA Views: 11,198 Can AKENGiN : Giresun’un yitik şairi
Karadeniz bölgesinin kıyı kesiminde Arda’da dizilen kentlerin kültür kaynakları, birbirine benzer. Samsun belki biraz Anadolu’nun iç kesimlerine dönmüştür yüzünü, ama özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon’un kültür tarihine şöyle bir bakıldığında, şaşırtıcı yakınlıklar ve etkilenmeler görülebilir. Cumhuriyet öncesine uzanan tiyatro çalışmaları, çeşitli adlarla etkinlik gösteren kültürel amaçlı dernekler ve spor kulüplerinin en az spor kadar yakın durdukları sanatsal uğraşlar, bu yakınlıkların birkaç örneğidir. Giresun, Trabzon ve Ordu arasında, bu kültür harmanına etkin olarak katılan bir kettir. ÃÂstanbul Darülbedayi kurucularından aktör Raşit Rıza’ nın anılarına göre, ülkemizin ilk şehir tiyatrosu bu kentte kurulmuştur. Raşit Rıza, anılarında, 1908′lerde eşi Suzan Hanımla birlikte bu kentte sahneye çıktığından söz eder. Bilgi Yurdu da Giresun’da Cumhuriyet öncesinde kurulan ve uzun yıllar nice kuşağı; kültürle, sanatla yoğuran bir dernektir. Sonradan Giresunspor adını alacak olan Akın Spor Kulübü de çeşitli sanatsal çalışmalara destek olur. Tüm bu birikimler, Cumhuriyetin atılım yıllarında Halkevi ile ışıltılı bir müzikten resme değin değişik alanlarda katılır bu aydınlanmaya. Bunların bir bölümü bir çıkış yolu bularak, coşkun ırmaklar gibi ulusal alana akarlar; kimisi yerel başarı ile yetinir. Bu ikinciler erken sönen yıldızlardır, bir kuyruklu yıldız belki. Bir an parlayan, çok az kişice görülebilen ve sonsuzlukta yitip giden. Bu sayfalarda böyle nice kuyruklu yıldızın boşlukta çakılı kalan solgun ışığını yakalamaya çalıştık. Bu ayki konuğumuz yine böyle bir kuyruklu yıldız: Giresunlu şair -yazar Can Akengin.
Yaşam öyküsü :
Can Akengin, 1892 yılında Giresun’un Sultan Selim Mahallesinde doğar. Babası Bayazıtoğullarından Mahmut Kaptan, annesi Hürmüz Hanım’dır. Çocukluğunda çevresinde Hacı Ömer ya da Ömer Avni adıyla bilinen -ki gerçek adı budur-Akengin, ÃÂlkokulu kapukahve ÃÂptidaisinde okur. Ortaöğrenimini Kale Camii civarında kurulu bulunan Rüştiye de tamamlar. Liseye ise, çevre il ve ilçelerin diğer gençleri gibi Trabzon Lisesi’nde başlar. Ancak bir yıl sonra ÃÂstanbul’a gider. Bu kentte Osmanlı’nın son yıllarına tanık olur. Lise öğreniminin ardından o zaman ki adıyla Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ne girer. Ancak, 1. Dünya Savaşı’nın ateş topu, nice genç gibi onun da kucağına düşer; okulunu bitiremez. Akrabalarının yerleşmiş olduğu Bursa’ya gider. Yıllarca bu kentte kalacaktır. Çeşitli işlerde çalışır. Bu sırada bütün yaşamını belirleyecek bir duyguyla tanışır: Aşk! Pek çok şiirler yazar, edebiyatın büyülü dünyasını aşkla yaşamaya başlar.¦¦¦ Bursa yıllarında sürekli yazan Akengin’in edebiyatla tanışması daha önceki yıllarına rastlar. 1910′larda “Giresun”, ardından da “Karadeniz” adlı gazetede A. Melih ve Can Akengin adıyla yazılar ve şiirler; “Projektör” imzasıyla gülmece ve eleştiri yazıları yazar. ÃÂlginçtir, bu şiir ve yazılarının bazıları latin harfleriyledir! Bunun nedeni konusunda herhangi bir kayıt yok. Ancak onun ÃÂs tanbul’daki yıllarında, Enver Paşanın bu tür bir çaba içinde olduğu biliniyor. Ola ki, genç şair de bu düşüncenin doğruluğuna inanmış ve denemelerde bulunmuştur. Bu dönemdeki takma adlarından olan Can Akengin, giderek Ömer Avni’nin önüne geçer ve yaşamı boyunca kullanacağı adı olur. Can Akengin yıllar sonra, 1919′da döner Giresun’a. Mütareke günleridir. Bir yandan Karadeniz sularını yaralayan işgalci donanmaları, öte yandan yüzlerce yıllık kardeşliği hançerleyen Rum çetecileri. ÃƒÂşte bu ortamda, Karadeniz bölgesinin her kentinde olduğu gibi Giresun’da da isyanı ateşleyen bir gazete vardır: Işık. Akgengin, şiir, anı, gülmece türünde çeşitli ürünlerle katkıda bulunur gazeteye. Bu çaba dört yıl kadar sürer. 1923, Karadeniz’in bir başka kentinden, Samsun’dan dört yıl önce çakan ilk kıvılcımın, çağdaşlık ateşiyle büyüdüğü yıllardır. Özgür bir yurt vardır artık, kentinden kentine rahatlıkla gidilebilen. Can Akengin de yıllar önce aşık olduğu kıza kavuşmak için, uçarı bir yürekle, Bursa yoluna düşer. Sevdiğiyle evlenecektir. Nişanlanırlar. Ama, kısa bir süre sonra ölür nişanlısı!
“Gökte dönen ak yumaktan Sağlanan gümüş kılaptan ÃƒÂşliyordu enginlere Rüyamsı bir sedef dere Ey bu yatkın, tenha suda Yüzen gölge! kan uykuda Dinlenirken bütün şehir, Uyuşmuşken dağ, taş.. sen, bir Birbu”Can”ı uyanık bil Yelkeni yok, ama mendil Açmış hicran denizinde Ağlar yiten yar izinde Sevinçliyse yolcuların Menziline yetiş, “yar”ın
Nişanlısını yitirmek, Can Akengin’in geleceğe ilişkin bütün düşlerini yıkar. Yaşama küskün bir yürekle döner Giresun’a. Ancak, onun yıkılan düşlerine, yaşama küsmüşlüğüne inat, Giresun, genç Cumhuriyetin yarattığı coşkuyla soluk alıp vermektedir. Akengin de bu küçük kentin önde gelen kültür adamlarındandır. Geri durmak olası mı? Kentin kültür / sanat yaşamının lokomotifi olan Bilgi Yurdu Derneği başkanı olur. Kendini yoğun bir çalışma temposu içinde avutur bir süre. Derneğin özellikle tiyatro etkinliklerinde öne çıkar. Yönetmenlikten dekorculuğa değin her alanda çalışır. Sanatseverlerin yeteneğine yönelen sevgisi giderek komşu kentlere de yayılır. Giresun gazetesinde 1926 yılında yazdığı “Giresun’da Eski Tiyatrolar” adlı anı, onun tiyatro sevgisinin bir göstergesidir:
GÃÂRESUN’DA ESKàTÃÂYATROLAR
Sahne; parterden fışkıran tavandan yanan bir ışık tufanı içinde canlanan peyzajı, can yakan aşüf-tesiyle göz alır, gönül avlarken biz; -Selahattin, Þükrü, ben- yalnız üçüncü mevki ile alakadar olurduk. Onların çoğunu köy bıçkınları teşkil ederdi. Ve, tahta peykelere öyle dik, tuhaf bir dizilişleri… Birbirlerini dürte dirsekliye, eğilip fısıldaştıkları öyle acayip bir ‘gizli işleri vardı ki, bayılırdık. Dilberliği çeşit çeşit boyaların marifeti… Dolgunluğu yığın yığın göğüs vatkalarıyla arşın arşın baldır bantlarının malı olan sahne sürtüklerine dikilen o yağlı bakışların, keskinliği, aç gözlülüğü, hart hart ısırganlığı ne idi, ne idi Yarabbi! (…) Bugün,şimdi bu anda, araya bir çok yılların girmesine rağmen, gözlerimi yummadan onları görebiliyorum ve sinsi, zalim senelerin benden uzaklaştırdığı o saygısız, engin şetaretimle, işte bakınız yine gülüyorum. (…) ÃƒÂşte işte biz, tiyatroyu böyle biliyorduk. Ve bunun için, siz muharrirler bu fikirleri tashih etmelisiniz. (…) Efendiler, tiyatro bizim bildiğimiz nesne değildir. Aktör ve aktristler bizim tanıdığımız serseri heriflere, sürtük karılara katiyyen benzemezler. Frenk illerinde mektep gibi, mabet gibi tiyatro da muhteremdir. Tiyatro binaları belediye binalarından daha muhteşem, belediyelerin tiyatro tahsisatı, bir çok hükümetlerin bütçesinden daha üstündür. Prensler, krallar aktörlerin dostluklarıyla iftihar ederler. Onları sofralarında sağlarına alırlar, resimlerini salonlarının göze çarpacak yerine asarlar, kartvizitlerini albümlerinin ÃÂlk sahifelerine iliştirirler.” Bir süre sonra Bilgi Yurdu Derneği’nin etkinlikleri tavsamaya başlar. Ancak bu birikimden bir sanat dergisi doğar: ÃÂZLER. Derginin öncülerinden biri de Can Akengin’dir. Derginin çıkışını bir yazısında şöyle anlatıyor: “(…) Biz Cebelihırayı (Çankaya) tercüme edenlerden… Vatana ve yaradana yarayıcı olmak için ant içenlerdeniz. Bulutlara basıp yükselen ak saçlı yaylalarımızın üstündeki şu derin berraklığa bak! Yüce Türk çini karlarının bulduğu ve en loş dehlizlerde bile, için için yanan Türk mavisine bak… işte bu ilahi renk dünyayı kamaştıran bir kudretle Çankaya’da ikizleşip çafcınca asırlardan beri yollarını kayıp eden Türk gençliği mefkureyi gördüler. Mefkureyi gören ona gönül bağlayan gençlerden üç arkadaş, Cemil, Hüseyin, NurÃÂahmet ve ben, mecmuamızı ana vatana layık bir şekle koymak, onun dertlerini, onun iyilik ve güzellik izlerini kucaklayıp dağıtmak için yola çıktık. (…) ÃÂzler için ÃÂç Anadolu’ya gidiyorduk: Þebin Karahisar, Alucra, Su Þehri, Zara, Hafik, Sivas, Yenihan, Tokat, Turhal, Amasya, Merzifon, Havza, Kavak ve … nihayet Samsun’dan yığın yığın hicranlarla döndük. Þimdi üç arkadaş bu güzel ve çok faydalı seyahatimizi başladığı yerde Işık yurdunda düğümlerken övünüyor, seviniyoruz. Çünkü, güzide arkadaşlarımız, vakitleri ve samimi alakaları ve masamızı dolduran olgun, özlü yazılarıyla yüzümüzü güldürdüler. Daha geniş, daha şümullü bir programla Anadolu’nun biricik mecmuası olmaya azmeden ÃÂZLER, hepsine hürmet, her birerlerine teşekkürler sunar.” ÃÂzler dergisine dört elle sarılan Can Akengin, romantizm, çılgınlık ve karamsarlığı birarada harmanlayan yüreğinin çağrısına uyarak bir süre sonra Giresun’u terkeder. Ancak yolu gurbete değildir bu kez. Ya da yüreğinin gurbetine düşer yolu. köylere çekilir. Giresun Halkevi tarafından sanatçının anısına yayımlanan “Can Akengin - Þiirler- Nesirler” adlı kitapta, onun kenti terkedişi şu tümcelerle anlatılır:”Çok hassas bir mizacı olduğundan, karışık meseleleri ve ihtirasları olan şehir insanlarından uzak bir yaşantıyı seçmiş, genellikle Giresun’un iç kazaları olan Þebinkarahisar ve Alucra’da, kâh han odalarında, kâh bir değirmenin bendine bakan çile odasında, çoğunlukla yalnız, bazen ‘dağlılar’ dediği ve içten adamlar olarak ayırdığı köylülerle hemhal olarak ömrünü sürdürmeyi tercih etmiştir.”
“GURBET ÃÂÇÃÂNDE
Vardıkça eşi yok beldeye gönlüm Unutur, aldırmaz adam tipiyim Koparken dostlardan… hep neye gönlüm Sen yetim gibisin? ben hor gibiyim? Kuş olup gövdemi göklere salsam Fındıktanfilizlenen sonlama olsam Köyünde dolaşsam, kentinde kalsam Bu gurbet ÃÂçinde ben kor gibiyim.
AÞlNA DAÃÂLAR
Gelen dağlar, sırt sırta… Geçen dağlar kolkola Dediler: Ey tedirgin! Yine mi düştün yola? Yetti, dedim, o Baküs sofrasındaki mola Daha bin kez kahırlar, kıranlar aşılacak, Bağrımın bir andı var: başla savaşılacak. Dağlar gibi sırt sırta… dağlar gibi kol kola
Can Akengin, yaşamını bundan sonra genellikle köylerde, derbeder bir biçimde sürdürür. Zaman zaman Giresun’a ziyarete gelen sanatçı; spor kulüplerinde, Halkevi’nde toplanan gençlerle söyleşir, şiirlerini okur ve ardından bir efsane gibi yine dağlara döner. 31 Ağustos 1942′de tedavi için götürüldüğü ÃÂstanbul’da yaşama veda eder. Giresun’da Yeni Mezarlıkta gömülür. Dostları, mezar taşına yalnızca iki dizesini kazıyarak, yaşamının anlamını özetlerler: “Asıl gücüme giden Ayrılmaktır sevgiden”
Sanatı :
Can Akengin’in ölümünden birkaç yıl sonra Giresun’a gelen şair Behçet Necatigil, arkada şlarından onun şiirlerini dinler. Onunla ilgili yayımlanacak kitabın düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı günler Giresun Halkevi’nin yayın organı olan AKSU’da (cilt 5, sayı 52, Ağustos 1948) bir yazı yayımlar. ÃÂki bölümden oluşan “Can Akengin ve Eseri Hakkında Düşünceler” başlıklı yazının ikinci bölümünde, Akengin’in sanatçı kişiliğini irdeler: “Sanatkarın kendisini şiirlerinde malüm şekiller içinde yeni bir ruh sokmuş ve nesirlerinde bir realite içinde yıllarca kaynaştıktan sonra ruhta kendiliğinden doğacak köşeleri göstermiş gördüm. Kuvvetli bir etofun zinde bir yaşama sevgisinin beslediği bu ruh; şiirlerinde ‘hecenin beş şairi’ grubun muak-kipliğine (devamı) ceyyit bir ses sokmakla tebarüz ediyor. (…) Aşkın, yalnızlığın, tabiatın ve her şeyden önce elden kaçmış günlerin telkiniyle mustarip, fakat kuvvetlidir. (…) Can, kafiye ve vezin düşkünlüğünden kurtulsaydı bugünkü şiirimizin tabii deyişine yaklaşacaktı diyebilirim. Can, bir bakıma devrinin tesirine esir kalmış, ruhunun hürriyetine serbest ifadeyi reva görmemiştir. Þiirlerinde ve bazı nesirlerinde kendini kamufle etmeyi bir tenezzül saydığını gördüm. ÃÂnsanlığın bütün çehresini, bazen çirkinlikleriyle göstermekten çekinmiyordu. Belki bu lekeli tarafları bile haliyle veriştir ki; okuyucuya, yanlış anlaşılmayacağını bilerek kendini tamamen teslim etmiştir ki, Can’ı bütün bütün sevmemizi sağlıyor. Nesirleri içinde Servetifünuncuların, hele Halit Ziya ve Mehmet Rauf edasıyla yazılmış bir hayli yazı mevcut. (…) Ahmet Rasim’deki münakkahiyet ve enstantaneciliği kendi intibaklarına kuvvetle tatbik etmiş olan Çan’ın hususi nesri, kendini asıl böyle yerli yazılarda belli ediyor.” Behçet NecatigiÃÂl’in de belirttiği gibi, Can Akengin hemen bütün şiirlerinde hece Ölçüsüne ve uyağa sıkı sıkıya bağlı kalır. “Bir Çotanak”, “Paryanın Türküsü”, “Çakıl Toplayan Deli” gibi birkaç şiirinde ölçüden uzaklaşmayı yeğler, ama uyaklı söyleyişten ayrılmaz:
ÇAKIL TOPLAYAN DELÃÂ
ller tutarsız gönlümü hayalinle sara, yamaya Kıyıdan Taş toplayarak gidiyorum kıyıdan Batlama’ya Vapursuz limanda dönen martı hıçkırıkları Nemli kumsalda saman mırıkları Mercan kırıkları Yamaçlarda, tepelerde dağlarda Ürperdi, tiftiklendi Tutuşan batının kızıl havı Ve göklerin suya vuran tavı Can Akengin’in şiirlerine tema olarak seçtiği konuların başında genellikle kadınlar gelir. Kadın sevgilidir; ama çevresinde “hicran” halesiyle gezerler. Aşk kadar ayrılığı da büyütürler güzellikleriyle. Þairin kadınlara bakışında ortaya çıkan acı ve mutsuzluk, hiç kuşkusuz yitirdiği nişanlısının unutula mayışından kaynaklanmaktadır. Þairin sık sık kullandığı bir tema da doğadır. Özellikle deniz, dağlar ve akşam saatleri! Doğanın derin bir gözlemcilikle betimlenerek şiire sokulması, başarılı dizelerin de kaynağıdır:
KÖYDE BÃÂR AKÞAM Sönüyorken uzaklarda kıpkırmızı bir güneş Dönüyordu tarlalardan erkek, kadın birer eş Irmaklardan gümüş gibi şakırdayan bu sular Akıyordu birleşerek değirmene öteden Can Akengin şiirlerinde eleştiriye de sıkça yer verir. Bu eleştiriler genellikle toplumsal konulara ve yanlış insanlara yöneliktir. Yergi alanında gözle görülür bir başarıya ulaşan şairin dizeleri birden o romantizmini, yumuşaklığını yitirir, öfkeyle dolar:
AYNADAKÃÂNE Halkçı mı otlakçı mı? ben de bilmem necisin Tos vurana tas veren adamların çeçisin* Ne dümendeki dayı, ne de bir hamlecisin Ey dosta dünden çömez, düşküne imecesin
BÃÂR ANTRAK Devran ne düzenli oyun Belli belirsizdir eki Saydığına, deme “soyun” Tiksindirir içindeki Ağa çalar, ırgat oynar Sahne kızgın saç üstüdür Isa denlü yüreğin var Ey Can, yerin haç üstüdür
Hakkında yazılanlar
Can Akengin’in 1942′de ölümünden sonra Giresunlu dostları, saptayabildikleri şiirlerini ve gazete yazılarını bir araya getirerek bir kitap yayımlarlar. Çeşitli yıllarda da Giresun Halkevi’nin AKSU adlı yayın organında dostları ve tanıştığı sanatçılar onun hakkında çeşitli anılar ve yazılar yayımlarlar: “Can, hissin zincirlerini en sağlam bir şekilde kavramakla birlikte aynı zamanda lisanın züppelik taraflarına kaçanlardan da değildir. O, Türkçeyi en uygun şekilde telaffuz eden, kullanan ve ona layık olduğu yeri veren bir şairdir. On beş yıl önceki Can’dan dinlediklerimizi bugünkü cereyanlar önünde ilk safa sıralananlar arasında görmekle bugünkü Can’ın evvelki Can’la hiç de farklı olmadığını mükemmel bir surette seçebiliyoruz.” Enver Ko-nanç. “E. Cem (Eflatun Cem Güney) aynı zamanda Giresun’umuzun en sevdiği bir şair siması olan rahmetli Can Akengin’le de tanışmış, bana söylediğine göre, Can’ın neşretmekte olduğu bir dergide bundan 20 - 25 sene kadar önce şiirler yayımlamıştır. Gezgin ruhlu Can, bir gezisinde Sivas’a uğradığı zaman orada, E. Cem Bey’in folklorla uğraştığını “Canımız ÃÂçin: Yazan: Behçet Kemal Çağlar Aylar varki yazı masamın bir ucunda turuncu bir kitap du-ruyor. Üstünde çok sevdiğim bir şair arkadaşın resmi. Bana hem bir sanat değerini, hem bir arkadaşlık vefasını hatırlatıyor. Saim. Bozbağ’ın Ölen şair arkadaşı Can. Ahenginin şiirlerinden meydana getirdiği kitap . . (*) Yıllarca ev-vel, bir güzel yaz günü, Yeşil Giresun’a kavuşmuştum. Bir iki gün içinde Giresun tabiatı ve Giresun dostluğu beni bağrına bası vermişti. Hakkı Mahir, Nuri Çimşid, Saim Bozbağ. .. Hemen kaynaşı vermiştik. bir akşam Giresun’un Kalesinden eş-sîz akşamını seyre çıkarken Saim Hozbağ, bana ilk defa Can’dan bahsetmiş ondan bazı mısralar okumuş, hayatını anlatmıştı: Aşıklığı şairliğinden, şairliği aşıklığından üstün, görülüyordu. Hem şair ve aşık olmağa, hem uslu, mazlum şehirde pineklemek onun kârı değildi. O, ruhunun cihadını tamamlamak için dağlara düşmüştü. Aiucradatti bir kulübede konaklıyor, değirmen arklarında yıkanıyor, arada bir Giresun’a gelip göğnünden kopan mısraları dostlarının hafızasına emanet edip gidiyordu. Bîr gün kendisini de tanıdım. ÃÂri, güzel bir yüzü, koyu, biraz kıvırcık saçları, cefa ile çizgilenmiş geniş bir alnı vardı. Susup gülerken de konuşuyor, bakıp konuşurken de susuyordu. Anasından sair doğmuş insanlardandı. Başkasının güzel bulduğu şiirlerini öy- duyuyor ve çıkarmakta olduğu bir dergi için yazı hususunda yardımda bulunmasını istiyor. O da bunun üzerine ona birkaç şiir vermiş imiş. Ve ondan sonra bir daha da Can Bey’le görüşmek nasip olmamış. Eflatun Bey, bu hatırayı naklederken Can için: ‘Ateşli, halkiyatla uğraşan bir gençti.’ demişti. Ve Çan’ın şiirlerinden kendisine okuduğum zaman da: ‘Bu ve bunun gibi Anadolu’nun gerçek değerlerini ortaya çıkaracak münekkitler bizde yetişinceye kadar hazineler çok kimselere saklı kalacaktır.’ diye yerin-mişti.” M. Mustafa Çaldağ. “Giresun’a gelmeden önce Can Akengin’i bilmiyordum, bu benim kabahatim. Giresun’da ölümünden altı yıl sonra, şahsiyetinin her cephesiyle onu yaşayan bir insan gibi tanıdım. Bu tanımadan çok memnunum.” Behçet Necatigil. “… Muhitte efsaneleşen hayalı, bazılarının belki hoşuna gitmiyor ve hor görülüyordu- Bunlar, şairi anlayamayan ve maddi düşünen kimseler olabilir. Halbuki maddi bakımdan bir Can zaten yaşamıyordu. O, maddesiyle bir hiç, fakat ruhiyle büyük bir sanatkardı. Ve denilebilir ki, tamamen manevi bir alemde yaşıyordu. Onun kalbine erişip de hayranı olmamak bence mümkün değidir. (…) O, dünyada hırs ve cahtan tecerrüd eden, aşk, his ve sanat gibi en ince maddelerden kurulmuş tahtı üstünde senelerce hüküm sürmüş bir kudretti. Þimdi ise çok özlediği ebedi hayatı yaşamaktadır.” Muzaffer Akgün (Lüleburgaz Yargıcı). “Giresun tarihine ‘Ref’i'den sonra karışan Akengin Can, bize milli şiirin mahalli ifadelerle çerçevelediği orijinal örneklerini sundu. Milli vezin daha bizde hakim değilken o yazıyor ve kalem tecrübelerini yapıyordu. Fakat o zaman muhafazakar bir zümre onun yazılarını ‘Bir handei istihza’ ile karşılıyorlardı. Çünkü onlar, Can’ın görüş ve duyuşuna ulaşamamışlardı.”
Rahmi Korkut Öğütçü. “… Bir akşam Giresun’un kalesinden eşsiz akşamını seyre çıkarken, Saim Bozbağ, bana ilk defa Can’dan bahsetmiş, ondan bazı mısralar okumuş, hayatını anlatmıştı. Aşıklığı şairliğinden, şairliği aşıklığından üstün görülüyordu. Hem şair ve aşık olmaya, hem uslu, mazlum şehirde pineklemek onun kârı değildi. O, ruhunun cihadını tamamlamak için dağlara düşmüştü. Alucra’daki bir kulübede konaklıyor, değirmen arklarında yıkanıyor, arada bir Giresun’a gelip göğnünden kopan mısraları dostlarının hafızasına emanet edip gidiyordu. Bir gün kendisini de tanıdım. ÃÂri, güzel bir yüzü, koyu, biraz kıvırcık saçları, cefa ile çizgilenmiş geniş bir alnı vardı. Susup gülerken de konuşuyor, bakıp konuşurken de susuyordu. Anasından şair doğmuş insanlardandı. (…) Kendi tabiriyle (tışının dört ucunu sele vermiş) bir kalenderdi. Genç yaşında kaybettiği sevgilisine yanıyor, dağların karlarına yanan başını dayıyor, eski volkanların kraterlerinde biriken göllerde serinliyordu. (…) Sanatkarı tek kelimeyle tarif etmeye kalksak ‘tedirgin’den daha iyi kelime bulamayız. Can bir tedirgindi. Gönlünün havasına uymakla kalmamış, göğnü ile sözbirliği edip başıyla savaş açmıştı. Bu savaşta öldü. ‘Þehidi bade’ olan eski şairler vardır; bu, ondan ziyade ‘şehidi aşktır. Kendini kalenderliğe fazla bırakmasa, sanatına coşkunluk kadar ölçü de koymağa vakit bulabilseydi, bir büyük şair olacaktır. Ne yapsam, onun için soğuk kanlı bir tenkit yazmama, ukalaca hükümler vermeme imkan yok. Onu Giresun’la birlikte, Giresun dostları arasında her zaman sevecek ve anacağım.” Behçet Kemal Çağlar. Þiirlerinden ve düzyazılarından örnekler EY DOST Ruh: Özde nur, gözde menşur, kadehte şuur Dimyat Çin’de… Yeter rinde evindeki bulgur Kanıp gerçek bezme gelmek dilersen ey dost, Aynayı kır, takvimi yırt, saati durdur. BÃÂR YOLCUDAN Dama attım hırs pabucunu Sele verdim dışın ben dört ucunu Gönlümle girinip gurbet hurcunu Dağlılar içinde iç’imi yaptım Kalsam da bu yolda kemikle deri Hiç vahlamam… çünkü bir derbederim Yoğura yoğura küçük feneri Güneşten güçlünün biçimi yaptım BÃÂR YOLCUYA Yürü… yürü yoruldukça dayan için için vınlayan telgraf direklerine Onların fincan fincan eklerine Uydursan da adımlarını Yine bulamazsın yarını, Kal iyisi mi En kesimi: Kal bu handa Yâr değil, yurt değil, salt mezar var Yarından bu yana ASIL GÜCÜME GÃÂDEN Sağlıyorsa ne gam Dermanım yumak gibi. Ben ölümden hiç korkmam: Ölüm yumak gibi Değerlidir, tatlıdır. Ölüler sıhhatlidir Asıl gücüme giden Ayrılmaktır sevgiden Demem bir can için, hık Tanrım, ona el sürme! Burda hiç uzlaşmadık Orda olsun küstürme Çözmeyelim bu suçu Sana varıyor ucu Diledin dünya çattın Yoklan bizi yarattın Bunlar… belki de iyi Fakat niçin sevgiyi Senden büyük yarattın? Sağlıyorsa ne gam, Dermanım yumak gibi Ben ölümden hiç korkmam, Ölüm uyumak gibi. Değerlidir, tatlıdır, Kadavra sıhhatlidir Asıl gücüme giden Ayrılmaktır sevgiden GÃÂRESUN TERENNÜM EDÃÂYOR Kızgın ufuklar soğumuştu. Yıldızlar; güneşin (eskin iğneli ziyasiyle kamaşan, görünmeyen gözerini şurda, burda, tek tük açıyorlardı. ‘Kaldırımda’ çabuk çabuk giden güvezi yazma, mendili şişkin bir adamdan başka kimse yoktu. Her fırtınada örnek değiştiren kumsal, zarif, seyrek oymalarını çevire çize, sandalsız, tenha, yorgun uzanıyor; ‘Ali Bey Konağı’ harabesinde dirsek verip ‘Pa-şadede’de şöyle, bir fatihalık meksediyor. Sonra hafif, rüyamsı bir dönemeçle ‘Çıtlakkale’ içlerine doğru serilip eriyordu. Deniz bir göl hamuru donukluğu ile renksiz ve hareketsizdi. ‘Batlama’ koyunda kabara genişleye ‘Boztekke’ sırtlarını yığıp yaptıktan sonra ‘Þehitlik’ yamaçlarının ulu ağaçlarıyla sorguçlanarak ‘Dikmen’ otağını kurduktan sonra dünyanın hiçbir yerine nasip olmayan güzellikler, kavranılmaz inceliklerle ‘Ayvası!1 burnunda tükenen emsalsiz dekordan, şiir, mana sil-linmiş; acem sitampleri gibi gölgesiz, ölgün susuyordu. (…) Masallarda methini işittiğimiz iri, şahane mücevherler gibi, sihirli mavimtrak kıvılcımlarla ışıldayan akşam yıldızı kadar yalnız, bu ak benekli suskun tepelere o derece yakındı ki: Korkmuyor mu? Üşümüyor mu? diye, elimde olmayarak düşündüm. Baktım ki, hicran… Benim, bunca senedir hâlâ bir isim bulup da veremediğim irsi, şifasız hicranım yine damla damla sızmağa, sızıldamağa başlıyor, hemen döndüm. Limanda vapur vardı. ÃÂskele kaynaşıyor, karıncalanıyor, çarşı, kovanlar gibi uğul-duyordu… Pencereleri şen elektrik ışıklariyle perdeli, yüksek kargir hanlardan uc veren hakal katarları bu ılık akşam posarığında yassı, tıklım tıklım çuvallariyle, hiç görülmemiş bir halata benziyordu. (…) Tavşan kulaklı, tıknaz çaparlar da kendilerine bu fındık çuvallarından nisbetsiz güverteler kurarak birer birer, bodur bodur açılıyordu. Bir ışık-buhar sağnağı halinde takırdayan dev cüsseli frenk vapuruna rampa olup boca etmek için… Hamalların, yüke, yorgunluğa kafa tutan sırnaşık yarenliklerine hayran olarak… Mavunacıların en çetin hamlelere bile bana mısın demeyen kalaşlı, yakamozlu şakalarına imrenerek, bilmem ne kadar dolaştım. (…) Evet, Giresun’un şu göz alan, gönül avlayan güzelliklerini sezmek için, sezip de anlatamamak, kelimelerin kifayetsizliğinden, yavanlığından üzülmek, tıkanmak için uzun seneler ondan ayrı düşmek, hasretini çekmek lâzımdı. Yad ellerde kızgın, düşman çemberle kuşatılmış seneler… Hayata, haysiyete saldıran rnedetsiz, çaresiz istila seneleri geçirdiniz mi? Vapur ilanlarında ‘Giresun’ ismi geçtikçe sevgiliden bahsedilmiş gibi sarardığınız demler oldu mu? Söyleyiniz, söyleyiniz… Sayısına parmaklarınızın yetişemediği kadar çok, gurbet yıllarını, tahammül dağlayan sıla hummalanyla yana içlene geçirdiğinizi hatırlayabiliyor musunuz? ÃƒÂşte ey okuyucu, benim şu anda neler hissettiğimi, nasıl heyecanlarla kendimden geçtiğimi anlamak için bütün bu ateşler, bütün bu acılarla kıvranmış olmak, yıpranmış olmak lazımdır.” (1926) CAN AKIN
MEVLANA “TOREN” FOTOGRAFLARIMI SERGILEMEK ISTIYORUM.. YARDIMCI OLURMUSUNUZ..? TIKLAYINIZ… http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6277&ItemIndex=2 MESAJLAR “KONUSMA ENGELLILER GRUBU” TARAFINDAN GONDERILMEKTEDIR..” OZEL MESAJLARINIZI LUTFEN CAN AKIN mr_canakin@hotmail.com ADRESINE GONDERINIZ…
__________________________________________________ Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com
