Kalp baþka söyler, akýl baþka…
Kalple akıl bir türlü anlaşamazlar! Birinin ak dediğine diğeri kara der! Ooofff ki offf! Akıl yön vermek ister doğruya doğru… Kalp inatla direnir, bildiğini okumak için… Handan Şayet ikisi anlaşabilseydi, işin heyecanı kalmazdı ki… Kalple aklın savaşıdır insanı heyecan denizine salıveren… Aklıyla savaşan kişi, kendini bir anda dalgaların arasında aklı başından gitmiş bir halde çırpınırken buluverir.
Kalp denen şey, o ayıp, bu günah asla dinlemez. İçindeki ateşle, kıpırtılarla bildiğini okumak ister.
Akıl kişiye karşısındakinin uygun olmadığını söyler. Zarar göreceksin, gözyaşların dinmeyecek, kalbin sızlayacak, için acıyacak der. Ama kalp karşı gelir aklın dediklerine! Öyle bir atmaya başlar ki, küt küt çıkardığı sesin gürültüsü, aklın sesini bastırır bir güzel…
Akıl istediği kadar çırpınsın. Sesini duyuramaz bir türlü. Kalbin sesi tüm bedeni sarıp sarmalamaya başlar. İşe gözlerden başlar. Gözleri kör eder önce. Hareketleri kontrolsüzleştirir. Kulaklar da iyice sağır olmuştur kalbin sesinin yüksekliğinden… Etraftan söylenen hiçbir sözü duymaz.
Bu arada Eros da okunu çoktaaan saplamıştır kalbe… Akıl, bu saldırı karşısında iyice çaresizdir artık. Kalbin ve Eros oklarının esir aldığı kişi kendini teslim etmiştir kalbin dediklerine… Kalp ne derse onu yapar. Kişinin gözleri artık sadece “bir kişiyi” görmektedir.
Kalp önce uçurur esir aldığını… Cennete götürür… Dağların üzerinde uçurur… Şelalelerden yuvarlar… Sellerin önüne katar… Fırtınalar esmektedir. Ama kalbin sesini dinleyene rüzgârlar, fırtınalar vız gelir. Renkler hep pembe, hep kırmızı görünür kişinin gözüne… Beden ısısını da iyice yükseltir insafsız kalp! Alevler her yanı sarar… Bir ateş… bir ateş… Sormayın gitsin… Yanar, kavrulur kendini kalbin ateşine kaptıran kişi
Derken… İnsafsız kalp, dengesiz atmaya başlar! Bir atar, bir durur, bir çarpar, bir çarpmaz! Bir zamanlar kör ettiği gözlerden yaşlar akıtmaya başlar bu kez. Uçan kişi kendini bir anda yerde, gözyaşları içinde buluverir.
Alevler yüksekliğini kaybeder. Isı hızla düşer. Üşümeye başlar kalbin dediklerine kanan kişi.
Derken ateş…püfff… sönüverir. Buz gibidir artık her yer. Tüm renkler pembeden, kırmızıdan siyaha, griye dönüşmüştür. Daha sonra gözler her şeyi renksiz görmeye başlar.
Akıl, çok üzülür onun düştüğü bu hale. Ama elinden bir şey gelmez. Çünkü artık olan olmuştur. Kalp, acımasızca yapacağını yapmış, bir zamanlar esir aldığı, önüne katıp uçurduğu kişiyi şimdi yerden yere çarpmaktadır.
Eros da kaybolmuştur ortalardan. Bir zamanlar kalbi delip geçen ve delerken de tatlı bir acı hissettiren Eros’un okları erimeye başlamıştır.
Geride kalan acı, önce sancıya, sonra sızıntıya dönüşür… Renkler yeniden kendilerini, kendi gibi göstermeye başlar.
Gözyaşları durur. Olur olmaz zamanlarda akmaz olur. Havalarda uçan ayaklar, yere inmiştir artık. Gerçi, sert bir iniş olmuştur bu ya! Olsun!
Nihayet ayaklar artık yerdedir. Ayaklar artık yere basmaktadır. E-zaten aklın istediği de bu değil midir?
Kalpler kırılmış, hatta parçalanmış, gözlerde yaş kalmamıştır ama gözler artık az da olsa aralanmıştır. Ama gözlerin feri yani pırıltısı gitmiştir. Bakıp da görmez olmuşlardır adeta… Kulaklar da duymaya başlamıştır ama çevresindeki sesleri duymazdan gelir. Renkler artık yerli yerindedir ama kişi renkleri seçemez olmuştur.
Kısacası, bir zamanlar kalbin esiri olan kişi, artık ağır hasarlıdır. İçine kapanmış, kalbin sözünü dinlemeye tövbe etmiştir. Bu arada akıl, sevinç içindedir “Artık beni dinleyecek” diye…
Gün gelir kişi aklın dediklerini yapar, Onun gösterdiği yolda yürür. Sakindir. Ayakları hep yerde olduğundan, zaman zaman uçmak istese de uçamaz. Bir zamanlar kör olan gözler artık görüyor, sağır olan kulaklar artık duyuyordur.
Akıl mutlu, kalp yorgun, kişi ise heyecansızdır artık…
İkisi birbiri ile uyum içinde olmadıkları sürece de, kişi ya yerde olacaktır, ya da gökte…
Seçim artık sizin. Özlediğiniz hayatı kendiniz seçeceksiniz. Yani ya “kalbinizi” dinleyip, onun esiri olacaksınız. Ya da “aklınıza” uyup, kendinizi onun ellerine teslim edeceksiniz.
Arasını bulan varsa aman bana haber versin. Gerçi “arasını” kim kaybetti ki, ben bulayımJ)) Fusun Onal
____________________________________________________________________
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Kalple akıl bir türlü anlaşamazlar! Birinin ak dediğine diğeri kara der! Ooofff ki offf! Akıl yön vermek ister doğruya doğru… Kalp inatla direnir, bildiğini okumak için… Handan Şayet ikisi anlaşabilseydi, işin heyecanı kalmazdı ki… Kalple aklın savaşıdır insanı heyecan denizine salıveren… Aklıyla savaşan kişi, kendini bir anda dalgaların arasında aklı başından gitmiş bir halde çırpınırken buluverir. Kalp denen şey, o ayıp, bu günah asla dinlemez. İçindeki ateşle, kıpırtılarla bildiğini okumak ister. Akıl kişiye karşısındakinin uygun olmadığını söyler. Zarar göreceksin, gözyaşların dinmeyecek, kalbin sızlayacak, için acıyacak der. Ama kalp karşı gelir aklın dediklerine! Öyle bir atmaya başlar ki, küt küt çıkardığı sesin gürültüsü, aklın sesini bastırır bir güzel… Akıl istediği kadar çırpınsın. Sesini duyuramaz bir türlü. Kalbin sesi tüm bedeni sarıp sarmalamaya başlar. İşe gözlerden başlar. Gözleri kör eder önce. Hareketleri kontrolsüzleştirir. Kulaklar da iyice sağır olmuştur kalbin sesinin yüksekliğinden… Etraftan söylenen hiçbir sözü duymaz. Bu arada Eros da okunu çoktaaan saplamıştır kalbe… Akıl, bu saldırı karşısında iyice çaresizdir artık. Kalbin ve Eros oklarının esir aldığı kişi kendini teslim etmiştir kalbin dediklerine… Kalp ne derse onu yapar. Kişinin gözleri artık sadece “bir kişiyi” görmektedir. Kalp önce uçurur esir aldığını… Cennete götürür… Dağların üzerinde uçurur… Şelalelerden yuvarlar… Sellerin önüne katar… Fırtınalar esmektedir. Ama kalbin sesini dinleyene rüzgârlar, fırtınalar vız gelir. Renkler hep pembe, hep kırmızı görünür kişinin gözüne… Beden ısısını da iyice yükseltir insafsız kalp! Alevler her yanı sarar… Bir ateş… bir ateş… Sormayın gitsin… Yanar, kavrulur kendini kalbin ateşine kaptıran kişi Derken… İnsafsız kalp, dengesiz atmaya başlar! Bir atar, bir durur, bir çarpar, bir çarpmaz! Bir zamanlar kör ettiği gözlerden yaşlar akıtmaya başlar bu kez. Uçan kişi kendini bir anda yerde, gözyaşları içinde buluverir.. Alevler yüksekliğini kaybeder. Isı hızla düşer. Üşümeye başlar kalbin dediklerine kanan kişi. Derken ateş…püfff… sönüverir. Buz gibidir artık her yer. Tüm renkler pembeden, kırmızıdan siyaha, griye dönüşmüştür. Daha sonra gözler her şeyi renksiz görmeye başlar. Akıl, çok üzülür onun düştüğü bu hale. Ama elinden bir şey gelmez. Çünkü artık olan olmuştur. Kalp, acımasızca yapacağını yapmış, bir zamanlar esir aldığı, önüne katıp uçurduğu kişiyi şimdi yerden yere çarpmaktadır. Eros da kaybolmuştur ortalardan. Bir zamanlar kalbi delip geçen ve delerken de tatlı bir acı hissettiren Eros’un okları erimeye başlamıştır. Geride kalan acı, önce sancıya, sonra sızıntıya dönüşür… Renkler yeniden kendilerini, kendi gibi göstermeye başlar. Gözyaşları durur. Olur olmaz zamanlarda akmaz olur. Havalarda uçan ayaklar, yere inmiştir artık. Gerçi, sert bir iniş olmuştur bu ya! Olsun! Nihayet ayaklar artık yerdedir. Ayaklar artık yere basmaktadır. E-zaten aklın istediği de bu değil midir? Kalpler kırılmış, hatta parçalanmış, gözlerde yaş kalmamıştır ama gözler artık az da olsa aralanmıştır. Ama gözlerin feri yani pırıltısı gitmiştir. Bakıp da görmez olmuşlardır adeta… Kulaklar da duymaya başlamıştır ama çevresindeki sesleri duymazdan gelir. Renkler artık yerli yerindedir ama kişi renkleri seçemez olmuştur. Kısacası, bir zamanlar kalbin esiri olan kişi, artık ağır hasarlıdır. İçine kapanmış, kalbin sözünü dinlemeye tövbe etmiştir. Bu arada akıl, sevinç içindedir “Artık beni dinleyecek” diye… Gün gelir kişi aklın dediklerini yapar, Onun gösterdiği yolda yürür. Sakindir.. Ayakları hep yerde olduğundan, zaman zaman uçmak istese de uçamaz. Bir zamanlar kör olan gözler artık görüyor, sağır olan kulaklar artık duyuyordur. Akıl mutlu, kalp yorgun, kişi ise heyecansızdır artık… İkisi birbiri ile uyum içinde olmadıkları sürece de, kişi ya yerde olacaktır, ya da gökte… Seçim artık sizin. Özlediğiniz hayatı kendiniz seçeceksiniz. Yani ya “kalbinizi” dinleyip, onun esiri olacaksınız. Ya da “aklınıza” uyup, kendinizi onun ellerine teslim edeceksiniz. Arasını bulan varsa aman bana haber versin. Gerçi “arasını” kim kaybetti ki, ben bulayımJ))
Fusun Onal ____________________________________________________________________ | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Neden Birarada?
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Neden Birarada? “Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki; onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar, her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.” ( M. Kemal 1924 )
Ulusal egemenlik; milletin sahipliği demektir. Kimseye ayrıcalık tanımadan, başka bir güç ve iradenin hakimiyetinde olmadan kendi kendine buyurucu ve sahip çıkan olmak demektir. İnsanca yaşama bilincine sahip; etnik, sınıfsal ve düşünsel ayrılıklara karşı olarak, karar oluşturma ve karar verme gücüne sahip olmak demektir. Bilimi ilke edinen; laik, akılcı, demokratik, özgürlükçü insanlar olma hakkına, sahip olmak demektir.
“Ulus, kendisini oluşturan kişilerin toplamından farklı ve ayrı olarak, onların bir sentezinden ortaya çıkmış bağımsız bir kişiliktir. Egemenlik ise ulus denilen varlığın, toplumun genel iradesidir. Bu irade, üstün iktidar ve güç olarak ulusa aittir. Egemenlik, ilâhi iradeye dayanmaktadır. Ulus iradesi ise; bireysel iradelerin biraraya gelmesinden, kaynaşmasından, sentezinden oluşmuştur. Bu itibarla ulusal egemenlik, ulusun bölünmez iradesidir.” (H. Eroğlu)
Ulusal egemenlik: yönetenlerin iktidar erkini, Allahtan ya da gelenekten değil; milletten aldığını belirtir ve bir dış ülkenin egemenliğini de reddeder. Egemenliğin: Yani yönetim gücünün dış kaynaklı olmaması, bağımsızlığı; milletten gelmesi de, imparatorluk düşüncesine karşı ulus-devlet anlayışını simgeler. Ama gerek bağımsızlık, gerekse millete dayalı egemenlik ancak demokrasi ile bir anlam kazanır. Milli irade, demokrasinin kurum ve kurallarına uygun olarak yapılmış olan serbest seçimlerin sonucunda belirlenen iktidarda somutlaşır.
Mustafa Kemal’ e göre; “Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve gerçek manasıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasına bağlıdır. Bundan ötürü özgürlüğün de, eşitliğin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.”
Ulusal egemenliğin anlamını bilip, yaşama geçirebilen, törenlerle bayramını kutlayan irade; geleceğini şekillendirecek adımlar atmak yönünde de aynı bilince sahip olmalıdır. Tanımları ardı ardına dizmek ve “Aynısını düşünüyoruz” demek inandırıcı değildir. Dilde olanların, kararlılıkla hayata geçirilmesi gerekli.
Ulusal Egemenlik ve çocuk. İkisi bir arada. Neden? Elimizde bu soruya cevap verecek rehber var. Başka yerler ve yollar aramak boşuna. Pırıl pırıl beyinleri, yetiştirmek için gerekli olanların, neler olduğunu biliyoruz. Uygulamalıyız.
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz” ( M. Kemal)
____________________________________________________________________
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Ulusal Egemenlik ve Çocuk Neden Birarada? “Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki; onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar, her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.” ( M. Kemal 1924 ) İnsanca yaşama bilincine sahip; etnik, sınıfsal ve düşünsel ayrılıklara karşı olarak, karar oluşturma ve karar verme gücüne sahip olmak demektir. Egemenlik, ilâhi iradeye dayanmaktadır. Ulus iradesi ise; bireysel iradelerin biraraya gelmesinden, kaynaşmasından, sentezinden oluşmuştur. Bu itibarla ulusal egemenlik, ulusun bölünmez iradesidir.” (H. Eroğlu) Egemenliğin: Yani yönetim gücünün dış kaynaklı olmaması, bağımsızlığı; milletten gelmesi de, imparatorluk düşüncesine karşı ulus-devlet anlayışını simgeler. Ama gerek bağımsızlık, gerekse millete dayalı egemenlik ancak demokrasi ile bir anlam kazanır. Milli irade, demokrasinin kurum ve kurallarına uygun olarak yapılmış olan serbest seçimlerin sonucunda belirlenen iktidarda somutlaşır. Mustafa Kemal’ e göre; “Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve gerçek manasıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasına bağlıdır. Bundan ötürü özgürlüğün de, eşitliğin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.”
____________________________________________________________________ | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
ÝLK GÖRÜÞTE AÞKA ÝNANIR MISIN?
İLK GÖRÜŞTE AŞKA İNANIR MISIN? “Sensiz saadet neymiş tatmadım bilemem ki, Alnımın yazısıydın ne yapsam silemem ki…! Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli alışırım hasretine gel desen gelemem ki!”
Her zamanki gibi uçağın penceresinden dışarı bulutlara hayretle bakıyorum. Beyaz bulutların arasından geçerken yorgun aklımda, akıl almaz sorular, olmayacak hayaller ve kulağımda ı-pod var. I-pod’da ise galasında seyrederken bileklerimi kesmeye kalktığım ama müziklerine dinlemeye doyamadığım ROMANTİK filminin müzikleri dönüp duruyor. Hani o 70′lerin gerçek aşk filmlerinin, unutulmaz Türk filmlerinin müzikleri
İlk görüşte aşka inananlar cumhuriyetinin milli marşları.
Bu devirde İLK GÖRÜŞTE AŞKA İNANAN kaldı mı?
Kaldıysa da aklındaki mantık kalbindeki romantiği öldürmüştür zaten hiç tereddüt etmeden. Endişeye mahal yok yani. Kimsenin hayatın rutin , olması gereken ve o pek sıkıcı akışını değiştirmeye gücü yok!
İmkansız aşkların isimsiz kahramanları kayboldu gitti günlük hesaplarda. Çoğu zaman içlerine düştükleri büyük kederde bir inilti gibi söyledikleri yürek yaraları artık yazılmıyor nicedir. Bu yüzden biraz da… Hala mucizelere inanan insanların isimsiz kaharamanlarına habersizce yapılan ağıt masalları yaşanmıyor ki yazılsın, söylensin, dinlensin… Bazen böyle aptal bir köşebaşında sıkışıp kalıyorum işte. Bile bile lades!
Aslında saçımın favorilerini uzatıp, üzerime krem rengi kadife bir takım elbise giyip, büyük yakalı kırmızı (ya da yeşil)gömleğimin düğmelerini göğsüme kadar açıp hüzünle kameraya dönüp sana yazmayı planladığım bir mektubu iç sesimle okumak isterdim. Daha doğrusu sen okurken ben iç sesimle sana sesimi duyurmak isterdim; ki daha önce bu dediğimi yapmışlığım, hayata geçirmişliğim var!
Ama istemek yetmez. İstedikleri olsaydı beyazperdenin kahramanlarının bu kadar hüzünlü ve gerçek şarkıları da olmazdı. Hayat çok karmaşık. Garip bir matematiği var. Sizi bilmem beni hep sınıfta bırakan bir matematik. Neyin hayalini kursam beni yolda bırakıyor. O yüzden hayal kurmaya korkar oldum. Bu yüzden bazen sırf hayal kurmanın zevkini tatmak için olmayacağını göze alarak hayal kurmaya başladım. Uçak bulutların arasından geçerken bulutlarda benim kafamın arasından geçiyor. Gelecek gibi geçmiş de değişken artık biliyorum. Bazen ummadık bir insan bir trafik kazası gibi hiç olmayacak ve asla olmaması gereken bir zamanda karşınıza çıkıyor ve DAAAANNN!
Al başına belayı, tüm planlar, herşey altüst!
Ya bişey yapmalı karşındaki ya da hayatın o sıcaklığında eriyip gitmeli…
‘Hani o bırakıp giderken seni, o mahsun çehreni takmayacaktın…’
Şimdi bu uçak , bu bulutlar, bu düşüncelerden kaçıp siyah beyaz bir pavyona sığınmak ,kameraya bakmamaya çalışan figüranların arasına oturup sigara dumanlarının arasında bir mektup yazmak var aklımda.
‘İlk görüşte aşka inanır mısın?’ diye başlayan bir mektup.
Cevabını bildiğim bir soruyu sormak isterdim.
Uçaktan renkli ama renksiz bir havaalanına inip, bulutları hayallere emanet edip yalnız başıma o uçaktan sessizce ve yorgun argın eve yalnız dönerken jenerikte hayatlarıma giren isimler akıyor…
Fonda Zeki müren Kız kulesine bakarak bir şafak vaktinde belli ki hiç uyumamış şiş gözleriyle şehir uyurken ‘şimdi uzaklardasın…’ı söylüyor.
içimden bir ses umutla şarkıyı değiştiriyor,
‘kavuşmak hayal olmadı henüz.’diyor al işte geldik yine ah benim yarım aklım’a… daha doğrusu ötekisine. Cüneyt ÖZDEMİR
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| İLK GÖRÜŞTE AŞKA İNANIR MISIN? “Sensiz saadet neymiş tatmadım bilemem ki,
Cüneyt ÖZDEMİR | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Kadýn Terörist Bile Olsa Erkek Ayný Rüyayý Görüyor
Kadın Terörist Bile Olsa Erkek Aynı Rüyayı Görüyor “Erkek kadını iki bacak arası görmeye devam ettikçe, yaşananların biteceğini düşünmek hayaldir”(Günün sözü) Olayı, resmi veya gayriresmi, miletlerarası veya yurt sathında milliyetçilik üzerinden değerlendirmeyeceğiz sevgili okur. Bu satırlar meşruluk ve haklılık üzerine siyasi yapılanmanın kelimelerle vücut bulup, kendini tatmin için rahatlama sağlayacak bir alan değil, bilesiniz. Eldeki malzeme; kadın ve erkek. Sadece, yapayalnız, çırılçıplak. Herhangi bir tanımlama, sıfat, niteleme olmaksınız. Bir xx ve xy kromozom nüveli biyolojik madde. Adı, sanı, uyruğu, dili, dini sadece: Kadın ve erkek! Bu kadar basit ve olması gereken. Ve asla kabul edemediğimiz. Saf bu gözle bakmayı, bir türlü beceremediğimiz. Haberin ayrıntılarını cümlelendirmeye gerek yok. Yine bir kadın tecavüzü. Yine bir erkekliği haklı çıkarma gayreti. Yine bir elinden geleni ardına koymama durumu. Bu kadar açık ve net. İşin özünün, erkeklik zihniyetinin derinlerine doğru gidişini bilmekteyiz. Ve yılladır söylene söylene dilde tüy biten bir anlayışın, sanki sihirli bir değnek değmişcesine değişeceğini ummak; artık “Lanet olsun şu kadınlıktan” haline doğru bir gidiş taşımaktadır. Nedir bu, kadını erkek kafası(!) içindeki gibi görme derdi? Bilen varsa beri gelsin.
Okumuşu, cahili, kentlisi, köylüsü, amelesi, işçisi, teröristi, isadamı, sporcusu, o’ su, bu’ su hiç fark etmiyor. Bilmem kaç santimlik fazlalığa sahip, xy kod adlı varlık hemen fazlalığın hakkını verebilmek için, yaradana kuvvet bir eylem içinde bulunuverme telaşına düşüveriyor. Bu konuda hiçbir şeyin önemli olmadığı ve eğitim denilen şeyinde artık laf olsun diye ağızlara bir parmak bal kıvamında olduğu gerçeğe gerçek. Ya vaktinden önce geldik dünyaya, ya da çok geç. Kadının adının “Aç bakayım bacağını” olduğu ve erkeklerin çokta daha fazlası ile ilgilenmeyi, gereksiz ve hor gördüğü bir zamanda yaşamanın talihsizliği içinde; varlık mücadelesini bireysel sürdürmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Erkek elinin kiri ile dolaşmaktan hicap duymazken ve eğer bu kir elbiselerine bulaşmaya başlarsa, icabında gereken yapılırsa; top yekun doğru hamlenin kadın lehinde atılmasını beklemek komik. Olmayacak bir duaya amin deme saflığını göstermeyecek kadar, erkek ciğerini biliyoruz artık! Geldiğimiz şu aşama; kadın ne olursa olsun kadındır ve en ufak bir çaresizliğinde istifade edilmesi farzdır. Karşı koyması, engel olması, istememesi gibi bir durum söz konusu olmayacağı gibi; yapılan eylemlerin haksızlığı için en ufak bir adımda atamaz, çünkü kadın olduğu için zaten hak etmiştir! Bu mantalite yüzyıllardır hükümranlığını sürdürüyor ve görünen o ki, sürdürmeye devam edecek. Mücadele etmek isteyenler, buyurun meydan sizin. Beni ilgilendirmiyor!
____________________________________________________________________
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Kadın Terörist Bile Olsa Erkek Aynı Rüyayı Görüyor
Olayı, resmi veya gayriresmi, miletlerarası veya yurt sathında milliyetçilik üzerinden değerlendirmeyeceğiz sevgili okur. Bu satırlar meşruluk ve haklılık üzerine siyasi yapılanmanın kelimelerle vücut bulup, kendini tatmin için rahatlama sağlayacak bir alan değil, bilesiniz.
Eldeki malzeme; kadın ve erkek.
Haberin ayrıntılarını cümlelendirmeye gerek yok.
Yine bir kadın tecavüzü. Yine bir erkekliği haklı çıkarma gayreti. Bu kadar açık ve net.
İşin özünün, erkeklik zihniyetinin derinlerine doğru gidişini bilmekteyiz. Ve yılladır söylene söylene dilde tüy biten bir anlayışın, sanki sihirli bir değnek değmişcesine değişeceğini ummak; artık “Lanet olsun şu kadınlıktan” haline doğru bir gidiş taşımaktadır.
Nedir bu, kadını erkek kafası(!) içindeki gibi görme derdi? Bilen varsa beri gelsin. Okumuşu, cahili, kentlisi, köylüsü, amelesi, işçisi, teröristi, isadamı, sporcusu, o’ su, bu’ su hiç fark etmiyor. Bilmem kaç santimlik fazlalığa sahip, xy kod adlı varlık hemen fazlalığın hakkını verebilmek için, yaradana kuvvet bir eylem içinde bulunuverme telaşına düşüveriyor.
Bu konuda hiçbir şeyin önemli olmadığı ve eğitim denilen şeyinde artık laf olsun diye ağızlara bir parmak bal kıvamında olduğu gerçeğe gerçek. Ya vaktinden önce geldik dünyaya, ya da çok geç. Kadının adının “Aç bakayım bacağını” olduğu ve erkeklerin çokta daha fazlası ile ilgilenmeyi, gereksiz ve hor gördüğü bir zamanda yaşamanın talihsizliği içinde; varlık mücadelesini bireysel sürdürmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok..
Erkek elinin kiri ile dolaşmaktan hicap duymazken ve eğer bu kir elbiselerine bulaşmaya başlarsa, icabında gereken yapılırsa; top yekun doğru hamlenin kadın lehinde atılmasını beklemek komik. Olmayacak bir duaya amin deme saflığını göstermeyecek kadar, erkek ciğerini biliyoruz artık!
Geldiğimiz şu aşama; kadın ne olursa olsun kadındır ve en ufak bir çaresizliğinde istifade edilmesi farzdır. Karşı koyması, engel olması, istememesi gibi bir durum söz konusu olmayacağı gibi; yapılan eylemlerin haksızlığı için en ufak bir adımda atamaz, çünkü kadın olduğu için zaten hak etmiştir!
Bu mantalite yüzyıllardır hükümranlığını sürdürüyor ve görünen o ki, sürdürmeye devam edecek. Mücadele etmek isteyenler, buyurun meydan sizin.
____________________________________________________________________ | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Çocuk Mustafa /Yýlmaz ÖZDÝL
22 Nisan 2008 Yılmaz ÖZDİL
Çocuk Mustafa
Bilgisayarı olmadı.
Mustafa Kemal’in…
İnternete giremedi.
iPod’u olmadı.
Televizyon görmedi.
Çizgi film seyredemedi hiç.
Spider Man’i tanımadı mesela.
Legosu olmadı.
Futbol topu olmadı.
Basketbol oynayamadı.
Spor ayakkabı bile giyemedi.
Cep telefonu yoktu.
Kısa mesaj atamadı.
Hesap makinesi kullanamadı.
Anaokuluna gidemedi.
Okul servisine binemedi.
Atlıkarıncaya da…
Tommiks okuyamadı.
Kokulu silgisi yoktu.
Halbuki o da çocuktu…
Cola tadamadı.
Cips yiyemedi.
Beslenme çantası olmadı.
*
Çocukluk fotoğrafı yok.
İçime hicrandır…
Yaş günü bile yok.
Bilmiyoruz ne gün doğduğunu.
*
Bugün çocuklarımızın sahip olduğu hiçbir şeye sahip değildi, çocuk Mustafa Kemal…
Ama, hayalleri vardı.
Dünyada başka hiçbir milletin çocuklarında olmayan bir hediyeyi verdi, bizim çocuklarımıza… Yarın, 23 Nisan.
*
Boşverin, basmakalıp törenleri, bayat mesajları, ruhsuz konuşmaları, boşverin…
Hayalleri var mı çocuklarımızın?
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| ||||||||||||||||||||||||
| | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Eller eteklerin altýna varýnca…
Eller eteklerin altına varınca… Geçtiğimiz günlerde Eminönü-Kadıköy vapurunda; çarşaflı genç bir kadının çocuğu, haşarılık yaparken, karşısında oturan etekli bir kadına dokunmaya peşisıra çocukluğundan mütevvellit bulduğu müsemayla eteğin altını yoklamaya başlamış… Ardından, eteğinin altına hücüm boruları çalınan orta yaşlı kadın, kara çarşaflı hemcinsine “Hanım şu çocuğuna biraz sahip çık, bak ne yapıyor” demiş… Bunun üzerine çarşaflı kadında ayağa kalkıp, “Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…” diye nidalanmış… Sonra Allah ne verdiyse, saç saça baş başa… Ve bu olay da bize, ala bir taşlama yazısı konusu teşkil etmiş… Vatandaş vatandaş; iktidardakiler senden diye sesini çıkarmıyosun değil mi yanlış olduğunu bildiğin politikalara… Ama ötekiler olsa ve vursa bu kadar başına, hemen basardın Beyazıt Meydanı’nda mitingi… Kardeş kardeş; menfaatlerin sana hizipçiliği emrediyor diye toplumsal barışı dinamitliyorsun her seferinde değil mi?!. Ama çıkarlarının daimliği garanti olsa, dökmezdin çoluk çocuğu ellerinde taşlarla sokaklara bir iki çikolataya Diyarbakır’da, Mardin’de, Tunceli’de, Şırnak’ta!.. Efendi efendi; derin devlette, devlet içi mafya örgütlenmelerinde tanıdıkların var, her işin rahatlıkla görülüyor istediğinde, ondan çekimser, sessiz, manşetsiz kalıyorsun belgeli ilişkilere değil mi?!. Şimdikiler de kankan olaydı, gözüne gelir miydi hiç, bir kaç okkalı, hak, ak manşet, özgürlükler gazetesinde… İhvan ihvan; cemaat bağları insanı kurtarıyor çok dertlerinden bilirim, zaten sen de o yüzden ses çıkarmıyorsun mürşidine eminim?!. Yoksa evinde başka, cemaatte başka nasıl olur samimi müslüman!.. Ulusalcı ulusalcı; kimin ne halt ettiğini bilirsin de işine gelmez söylemek. .. Çünkü mübahtır, savaşta yalan söylemek… Laik laik; gerçek müminlere müfterilik yaparsın da, iki cümlelik laiklik tanımınla… An olsun demezsin, en hafif tabiriyle ‘ulan ayıp oluyor be’!.. diye… İslamcı islamcı; başkalarının ağzıyla laikliği tanımlamaktan vazgeçmezsin, cehaletin çıkmasın diye ortaya belki… Belki konjonktür memnuniyetinin sarhoşluğu dilinin kemiksizliği… Ve bir tefekküre dalmazsın namaz vakti öncesi, ‘ey yoldaş dinsiz değilsin sen zinhar, ne büyük günah hakkında böyle düşünmem!..’ diye… Sermaye sermaye; hay kurban olayım senin zurnanın son deliği sesine hayranlığına… Öyle sotedesin ki, canın istedi mi bir anda tüm eserin kaderini değiştirirsin… Yazar yazar; dönersin ahır kapı feneri gibi… Sallanırsın rüzgar gülleri gibi… En omurgalı olması gereken sensin oysa ki… Seni seni mutlak bil sen seni, yazıya dökmeden sözcüklerden evveli… Sonu mu var sanki, bizde bu anlatımların… Yazdıkça, geliyor insanın aklına uyarlamaların çeşnisi… Belki de en masumuymuş Eminönü-Kadıköy vapurundaki… “Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…”
____________________________________________________________________
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Eller eteklerin altına varınca…
Ardından, eteğinin altına hücüm boruları çalınan orta yaşlı kadın, kara çarşaflı hemcinsine “Hanım şu çocuğuna biraz sahip çık, bak ne yapıyor” demiş….
Bunun üzerine çarşaflı kadında ayağa kalkıp, “Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…” diye nidalanmış….
Sonra Allah ne verdiyse, saç saça baş başa…
Ve bu olay da bize, ala bir taşlama yazısı konusu teşkil etmiş…
Vatandaş vatandaş; iktidardakiler senden diye sesini çıkarmıyosun değil mi yanlış olduğunu bildiğin politikalara… Ama ötekiler olsa ve vursa bu kadar başına, hemen basardın Beyazıt Meydanı’nda mitingi…
Kardeş kardeş; menfaatlerin sana hizipçiliği emrediyor diye toplumsal barışı dinamitliyorsun her seferinde değil mi?!. Ama çıkarlarının daimliği garanti olsa, dökmezdin çoluk çocuğu ellerinde taşlarla sokaklara bir iki çikolataya Diyarbakır’da, Mardin’de, Tunceli’de, Şırnak’ta!..
Efendi efendi; derin devlette, devlet içi mafya örgütlenmelerinde tanıdıkların var, her işin rahatlıkla görülüyor istediğinde, ondan çekimser, sessiz, manşetsiz kalıyorsun belgeli ilişkilere değil mi?!. Şimdikiler de kankan olaydı, gözüne gelir miydi hiç, bir kaç okkalı, hak, ak manşet, özgürlükler gazetesinde…
İhvan ihvan; cemaat bağları insanı kurtarıyor çok dertlerinden bilirim, zaten sen de o yüzden ses çıkarmıyorsun mürşidine eminim?!. Yoksa evinde başka, cemaatte başka nasıl olur samimi müslüman!..
Ulusalcı ulusalcı; kimin ne halt ettiğini bilirsin de işine gelmez söylemek… Çünkü mübahtır, savaşta yalan söylemek…
Laik laik; gerçek müminlere müfterilik yaparsın da, iki cümlelik laiklik tanımınla… An olsun demezsin, en hafif tabiriyle ‘ulan ayıp oluyor be’!.. diye…
İslamcı islamcı; başkalarının ağzıyla laikliği tanımlamaktan vazgeçmezsin, cehaletin çıkmasın diye ortaya belki… Belki konjonktür memnuniyetinin sarhoşluğu dilinin kemiksizliği… Ve bir tefekküre dalmazsın namaz vakti öncesi, ‘ey yoldaş dinsiz değilsin sen zinhar, ne büyük günah hakkında böyle düşünmem!..’ diye…
Sermaye sermaye; hay kurban olayım senin zurnanın son deliği sesine hayranlığına… Öyle sotedesin ki, canın istedi mi bir anda tüm eserin kaderini değiştirirsin…
Yazar yazar; dönersin ahır kapı feneri gibi… Sallanırsın rüzgar gülleri gibi… En omurgalı olması gereken sensin oysa ki… Seni seni mutlak bil sen seni, yazıya dökmeden sözcüklerden evveli…
Sonu mu var sanki, bizde bu anlatımların…. Yazdıkça, geliyor insanın aklına uyarlamaların çeşnisi…
Belki de en masumuymuş Eminönü-Kadıköy vapurundaki…
“Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…”
____________________________________________________________________ | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Taksim sahnesi!
Kültür Bakanımıza ithaf olunur.
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Kültür Bakanımıza ithaf olunur. | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Arada Fiþinizi Çekin, Hayata Baðlanýn
Arada Fişinizi Çekin, Hayata Bağlanın Sabah gözünüzü açar açmaz mesaj ve mail kontrollerine başlıyor musunuz? Gün içinde bu kontrollerin sayısını hatırlamaz bir halde misiniz? Saatleriniz bir ekranın önünde geçerken, dış dünyada olan bitenden bihaber misiniz? Ve tüm bunları yapamaz hale gelip, engelle karşılaştığınızda; derin bir sıkıntı yaşayıp, ruhsal rahatsızlık içine giriyor musunuz? Evet’ leriniz çoksa iflah olmaz bir teknoloji müptelasısınız ve bu durumun bir an önce çözüme kavuşması gerekir. Rüyasında bile internette sörf yapan ve teknoloji bağımlılığının önlenemez yükselişinin farkına varan Amerikalılar, arada bir ‘fişi çekip’ gerçek hayata bağlanmak için, bir hareket başlatmış. Dünyanın tüm bağımlılarını, bazı süreler fiş çekmeye davet ediyorlar.
Sharon Sarmiento rüyalarında blog yazdığını ve hayali mesajların sesini duyduğunu fark ettiğinde, fişi çekmenin zamanı geldiğini anladı. Ariel Meadow Stallings içinse internette gezerken geçirdiği saatlerin, sarhoş olup ne yaptığını hatırlamadığı saatlerden farkı yoktu.
33 yaşındaki yazar, blogcu ve Microsoft’ta yarı zamanlı pazarlama müdürü Stallings ‘Fişi Çekilmiş 52 gece’ adlı blogla, herkesi haftada bir gün teknolojiden uzak durmaya çağırıyor. “Teknolojiyi seviyorum ama e-maillerimi kontrol etmek üzere bilgisayarın başına oturup aradan altı saat geçtikten sonra, kendimi hala Youtube’da video izlerken bulduğumda bir sorun olduğunu anladım.” Stallings bunun üzerine, her çarşamba akşamı bilgisayarını, cep telefonunu ve televizyonunu kapamaya başlamış. Daha sonra ironik de olsa, yine blogu aracılığıyla dünyanın her yerinden; araba kullanırken mesaj atmayı alışkanlık haline getiren, banyoya laptoplarıyla giren, yemekte e-maillerini kontrol eden teknoloji bağımlılarını bulmuş.
Başlarda bunun sadece kendisi ve çevresindeki teknoloji düşkünlerinin problemi olduğunu sanan Stallings, bu sayede İtalya’dan Polonya’ya her yerde rastlanan evrensel bir problemle karşı karşıya olduğunu anlamış.
Connecticut’ta bir internet davranışları merkezi işleten Dr. Dave Greenfield 1999′da ‘Sanal Bağımlılık’ kitabında kompülsif internet kullanımından bahsettiğinde insanlar bunun bir şaka olduğunu sanmış. Greenfield, Amerikan nüfusunun yüzde bir ile on arasında bir kısmının teknolojiyi yaşamlarını, ilişkilerini, sağlıklarını olumsuz etkileyecek şekilde kullandığını söylüyor
Ancak Greenfield’e göre; alkol, uyuşturucu, kumar veya teknoloji olsun, bağımlılığın her türlüsü için ‘fiş çekme’ hareketinde olduğu gibi, inisiyatifi ele alma olasılığı çok düşük. “Kanunlarla veya işleriyle başları derde girmediği sürece, bağımlıların aileleri ve sevdiklerinin zoru olmadan yardım arayışına girmesi çok zor” diyen Greenfield, kültürlerin yeni teknoloji kullanımıyla ilgili kolektif inkarlarını yok etmenin, uzun zaman istediği görüşünde.
Bir blogu olan Sarmiento, iki ay önce fişi çekmeye başlamasıyla; yeniden resim yapmaya, gönüllü projelerde çalışmaya başlamış. Şimdilerde tüm hafta fişi çektiği bile oluyor. Artık daha kaliteli bir yaşama sahip olduğunu söyleyen Sarmiento “Rüyalarımda bloguma yazı yazar, internette sörf yapardım Bahçemdeyken bilgisayardan gelen hayali mesajların sesini duymaya başladığımda, internet başında çok zaman geçirdiğimi anladım” diyor.
‘Fişi çekmeye’ başladıktan sonra dans derslerine, arkadaşlarıyla el işi günlerine, mektup yazmaya başlayan Stallings de “İnternette geçen saatlerin sonunda, size kalan bir kambur ve ağrıyan bir popo” diyor. Quebec’te de bilgisayarcı Denis Bystrov ve Ashutosh Rajekar mayısta dünya çapında bir kapama günü’ organize etmeye hazırlanıyor. Peki bu müptelalık hali, bizim için nasıl bir durum gösteriyor?Hayatımızın tüm anlamlı ve sosyal işlerini bir kenara bırakıp, saatlerimizi teknolojik oyuncaklarla geçirmenin telaşında mıyız? Mutlu muyuz? Herhalde bizim içinde geçerli olması gereken bir durum bu. Çekin arada fişleriniz ve hayata bağlanın. Haber: Radikal
____________________________________________________________________
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Sabah gözünüzü açar açmaz mesaj ve mail kontrollerine başlıyor musunuz? Saatleriniz bir ekranın önünde geçerken, dış dünyada olan bitenden bihaber misiniz?
Evet’ leriniz çoksa iflah olmaz bir teknoloji müptelasısınız ve bu durumun bir an önce çözüme kavuşması gerekir. Rüyasında bile internette sörf yapan ve teknoloji bağımlılığının önlenemez yükselişinin farkına varan Amerikalılar, arada bir ‘fişi çekip’ gerçek hayata bağlanmak için, bir hareket başlatmış. Dünyanın tüm bağımlılarını, bazı süreler fiş çekmeye davet ediyorlar.
Stallings bunun üzerine, her çarşamba akşamı bilgisayarını, cep telefonunu ve televizyonunu kapamaya başlamış. Daha sonra ironik de olsa, yine blogu aracılığıyla dünyanın her yerinden; araba kullanırken mesaj atmayı alışkanlık haline getiren, banyoya laptoplarıyla giren, yemekte e-maillerini kontrol eden teknoloji bağımlılarını bulmuş. Başlarda bunun sadece kendisi ve çevresindeki teknoloji düşkünlerinin problemi olduğunu sanan Stallings, bu sayede İtalya’dan Polonya’ya her yerde rastlanan evrensel bir problemle karşı karşıya olduğunu anlamış.
“Kanunlarla veya işleriyle başları derde girmediği sürece, bağımlıların aileleri ve sevdiklerinin zoru olmadan yardım arayışına girmesi çok zor” diyen Greenfield, kültürlerin yeni teknoloji kullanımıyla ilgili kolektif inkarlarını yok etmenin, uzun zaman istediği görüşünde.
Peki bu müptelalık hali, bizim için nasıl bir durum gösteriyor?Hayatımızın tüm anlamlı ve sosyal işlerini bir kenara bırakıp, saatlerimizi teknolojik oyuncaklarla geçirmenin telaşında mıyız? Mutlu muyuz? Herhalde bizim içinde geçerli olması gereken bir durum bu. Çekin arada fişleriniz ve hayata bağlanın.
Haber: Radikal ____________________________________________________________________ | |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___
Aðýz Burun Kýrmak Yok, Kaba Etler Serbest!
Ağız Burun Kırmak Yok, Kaba Etler Serbest! Bu görüş ülkemizin güzide ve möhim bir türkücüsüne aittir –sadece- diyenler ellerini kaldırsınlar. Bildiniz!
Yine kadın üzerine, darbeli açıklamalardan biri. Az acısız, az kansız ve mümkünse masrafsız olacak! “Kadın dövülür de sevilir de, ama otuz dokuz yerinden bıçaklanmaz. Döveceksin dediysek de, ağzını burnunu kırmayacaksın. Kadın, susmasını bilecek ağır başlılığını koruyacak. Kadın erkeğin meleğidir, keleği değildir Evinin gülüdür, ekmeğinin katığıdır. Ama sürekli cır cır, dır dır ederse olmaz adamda dayanma sınırı var.
Nedense feministler, kadın dernekleri otuz dokuz yerinden kocası tarafından bıçaklanan kadına sahip çıkmazken; benim adımı dayakçıya çıkarttılar beni canavar yaptılar. İlişki kurduğum insanlarla, birkaç kez kavgam olmuştur. Biri yirmi beş yıl önceydi, diğeri de yedi yıl önce. Sabıkam varmış gibi, sürekli bu iki olayı söyleyip duruyorlardır. Cennet anahtarı; hem kadının, hem de ananın ayağı altındadır. Kadın kötü bir şey yaptıysa, bırak gitsin…”(Akşam/ İbrahim Tatlıses röportajından) Açıklamanın gerçekleşme ve uygulama kısmında, ne kadar dilden çıkanlara bağlı olduğunu düşünüyorsunuz? Samimi bir itiraf mı? Erkek düşüncesini dobraca açıklama mı? Ülkemiz er kişi zihniyetinin ucundan azıcık mı?! Bu topraklar üzerinde kadın olmanın güçlüğü üzerine sayıp dökmenin ve kadınların nasıl zorbalıklara maruz kaldığını tekrarlamanın bir anlamı yok. Dün doksan dörtlük nineye tecavüze kalkışan (en taze tecavüz haberimiz!) ve en ufak bir fırsatta cinsel eylem, olmadı şiddet eylemi gerçekleştirme maharetine mazhar adamlarla dolu bir ülkede yaşadığımız malum.
Bu zihniyetin kökeninin nerelere dayandığı ve nasıl kaynaklarla beslendiği, her zaman açık oturumların artık kafa ütüleyen konularından olmak dışında bir anlam teşkil etmemektedir. Değişim, uygulama, yaptırım adına kafa patlatıp, adım atmaya niyetli kurum olmadıkça ve yetkili sayısı çoğalmadıkça demagoji en sevdiğimiz sözlü iletişim malzemesi olmaya devam edecektir. Koruma ve kollama kalkanının erkek zümresi üzerinde nasıl işlerliği olduğu saklanacak bir şey değil. Yapan, eden, çözen tayfa, aynı cins mensubu olduğu için, “Bugün Ona’ ysa, yarında bana da olur” ileri görüşlülüğünden hareketle(!) kayırıcı bir faaliyette bulunmanın rahatlığındadır erkekler.
Kadın üzerine yapılan açıklamalar, gururlu söylemler hep ulvi bir nitelikle bütünleştirilir. Eş, ana, kutsal, değerli, kanatsız melek, Allah’ ın lutfu, öpülür, sevilir, okşanır, korunur kollanır. Bu kadar basit, kelimlerin arkasına sığdırıvermek kadını. Tabii bu sıfatları taşımanın da, belli bir yaptırımı olmalı. Susmalı, ağır başlı olmalı, gül olmalı, dır dır etmemeli, adamın sabrını zorlamamalı, dayanma sınırını aşmamalı. Aşarsa ne olur? Ağız burun yerinde kalmak şartıyla, kaba etlerde gereken ne ise yapılabilir!
Yine örnek bir insan ve geleceğin ülke yeni yetmelerine damardan mesaj. Sev, öp, okşa ama; ufak bir ihlalde gereken ne ise, yap. Artık adı; “Severim de, döverim de” mi olur, “Kadın benim kime ne” mi olur, olur babam olur.
Satan memnun, alan memnun ülkesinin terennümlerinden biri daha. Havanda su dövmeye devam…
v:* {behavior:url (#default#vml);} v:* { BEHAVIOR: url (#default#vml) }
| Ağız Burun Kırmak Yok, Kaba Etler Serbest! Bu görüş ülkemizin güzide ve möhim bir türkücüsüne aittir –sadece- diyenler ellerini kaldırsınlar. Bildiniz!
“Kadın dövülür de sevilir de, ama otuz dokuz yerinden bıçaklanmaz.. Döveceksin dediysek de, ağzını burnunu kırmayacaksın. Kadın, susmasını bilecek ağır başlılığını koruyacak. Kadın erkeğin meleğidir, keleği değildir. Evinin gülüdür, ekmeğinin katığıdır. Ama sürekli cır cır, dır dır ederse olmaz adamda dayanma sınırı var.
Cennet anahtarı; hem kadının, hem de ananın ayağı altındadır. Kadın kötü bir şey yaptıysa, bırak gitsin…”(Akşam/ İbrahim Tatlıses röportajından)
Açıklamanın gerçekleşme ve uygulama kısmında, ne kadar dilden çıkanlara bağlı olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu topraklar üzerinde kadın olmanın güçlüğü üzerine sayıp dökmenin ve kadınların nasıl zorbalıklara maruz kaldığını tekrarlamanın bir anlamı yok. Dün doksan dörtlük nineye tecavüze kalkışan (en taze tecavüz haberimiz!) ve en ufak bir fırsatta cinsel eylem, olmadı şiddet eylemi gerçekleştirme maharetine mazhar adamlarla dolu bir ülkede yaşadığımız malum.
Koruma ve kollama kalkanının erkek zümresi üzerinde nasıl işlerliği olduğu saklanacak bir şey değil. Yapan, eden, çözen tayfa, aynı cins mensubu olduğu için, “Bugün Ona’ ysa, yarında bana da olur” ileri görüşlülüğünden hareketle(!) kayırıcı bir faaliyette bulunmanın rahatlığındadır erkekler.
Aşarsa ne olur?
Yine örnek bir insan ve geleceğin ülke yeni yetmelerine damardan mesaj. Sev, öp, okşa ama; ufak bir ihlalde gereken ne ise, yap.
Artık adı; “Severim de, döverim de” mi olur, “Kadın benim kime ne” mi olur, olur babam olur.
| |||
| |
http://WwW.CeLeBiYiZ.BiZ
http://www.gruplar.info
Grup Web adresi: http://groups.yahoo.com/group/guzelgrubum
Grup Mail adresi: GuZelGruBum@YahooGroups.Com
Uyelik icin : guzelgrubum-Subscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Uyelikten Ayrilma: guzelgrubum-Unsubscribe@YahooGroups.Com bos bir mail atip geri gelen comfirm maili yanitla gonder (reply send) yapmaniz yeterlidir.
Gunde tek mail (sadece duzyazi): guzelgrubum-Digest@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Tatile gidecegi mail gelmesin :): guzelgrubum-Nomail@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
Mailler Normal gelsin : guzelgrubum-Normal@YahooGroups.Com bos bir mail atmaniz yeterlidir.
750 kb asan maillerinizi chelebi06@yahoo.com adresine atabilirsiniz.
http://www.gruplar.info
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe
__,_._,___

Çocuk Mustafa