[image: İhsan Eliaçık]
*Sübyanla evlilik, çok-eÅŸlilik ve kadın dövme* ** *Gerçi bu konularda daha önce defalarca yazdım; “Çok-eÅŸlilik”, “Kur’an kadınları dövmeyi tavsiye ediyor mu?”, “İslam’da cariye var mı?”, “Kadın erkeÄŸin kaburga kemiÄŸinden mi yaratıldı?” baÅŸlıklı makalelerimize bakılabilir. Burada onları güncelleÅŸtirerek kısa bir özet sunacağım.* ** ** *Görüyorsunuz, dönüyor dolaşıyor aynı ÅŸeyler yine gündeme geliyor.* ** *Her ÅŸeyden önce ÅŸunu söyleyeyim: Ben bu tür vak’alara “mahalle duvarları” arkasından bakmıyorum. Çünkü zihnimdeki mahalle duvarlarını çoktan yıktım. Dolayısıyla olaya “İşte gördünüz, bunlar böyle; vurun abalıya!” veya “Bana saÄŸcılar cinayet iÅŸliyor dedirtemezseniz!” mantığı ile yaklaÅŸmamaktayım.* ** ** *İşin beni ilgilendiren tarafı Türkiye toplumunun din ile, yani İslam ile iliÅŸkisinde bir sakatlığın olması… Allah, kitap, peygamber anlayışının cehalet ve hurafelerle ile dolu olması… Sadece sevgi yetmiyor, akıl, idrak ve derin anlayış ta lazım.* ** ** ***** ** ** *Bakıyorsunuz, adam kendisinden 50 yaÅŸ küçük bir kızla evleniyor, gerekçe hazır; “Peygamberimiz de Hz. AiÅŸe ile 9 yaşında evlenmiÅŸti!”* ** *Bakıyorsunuz, adam iki, üç, dört kadınla evleniyor, gerekçe saÄŸlam: “Allah’ın emri/izni var, kime ne?”* ** *Bakıyorsunuz, adam karısını dövüyor, gerekçe kaya gibi: “Kur’an kadınları dövün diyor!”* ** ** *Bu iÅŸin ÅŸu mahallesi bu mahallesi kalmadı. Toplum olarak her kesimde bunun benzerlerine rastlayabilirsiniz. Bugün bu mahallede yarın öbüründe pıtrak gibi bitiyor. Sorun, gerekçe olarak gösterilen eski dini kaynaklarla cesurca yüzleÅŸmede, içeriden bir dini aydınlamada fakat ona da kimse yanaÅŸmıyor.* ** *Eh, bu durumda hariçten gazel okuyan birisine şöyle demek kalıyor: “KardeÅŸim, sizin dininizde bir sorun var galiba…”* ** *Öyle ya iÅŸ sonunda gidip Allah, Kitap, Peygambere dayanıyor. Sokaktaki dindar ne yapsın, dinim bu diye biliyor.* ** ** *Gerçekten öyle mi?* ** ** *Acaba 9 yaşında kızla evlenmek, çok-eÅŸlilik, kadın dövme vs. olaylarının kaynağı, örfü, geleneÄŸi filan bıraktık direk Allah, Kitap, Peygamber mi?* ** ** *Hayır! Kesinlikle hayır!* ** ** *Müslümanlar Kitaplarını uzun bir süredir terk ettiklerinden yani duvarlara astıklarından, cenaze ritüeli haline getirdiklerinden, tapınak ayinine çevirdiklerinden, ölülerin arkasına okuyup durduklarından, ezber ve hafızlık yarışına girdiklerinden, en güzel hatlarla yazmakla meÅŸgül olduklarından ve abdestsiz dokunamadıklarından dolayı içinde neler yazdığı ile ilgilenmiyorlar…* ** *Eh, hal böyle olunca, aÄŸlamak vaktidir bu an; çekin ceremesini!* ** ** ***** ** ** *Yukarıdaki üç konuda başı sıkışanın Allah, Kitap, Peygamber mazaretleri ileri sürüp onları gerekçe göstermeleri de iÅŸin cabası…* ** *Oysa ne Peygamberimiz Hz. AiÅŸe ile 9 yaşında evlenmiÅŸtir, ne Allah çok-eÅŸliliÄŸi emretmiÅŸ veya tavsiye etmiÅŸtir, ne de Kur’an erkeklerin kadınları dövmesini istemektedir.* ** *Bu konuda kanaatimce “İslam hukukunda birden fazla kadınla evliliÄŸe ÅŸartlı izin vardır” diyen Diyanet bile tam doÄŸru yorum yapamamıştır.* ** *Bu nedenle yazıyı üç konuyla sınırlı tutuyor ve bunların dine dayandırılamayacağını söylüyorum: küçük yaÅŸtaki kızla evlilik, çok-eÅŸlilik ve kadın dövme.* ** ** *1. SÜBYAN İLE EVLİLİK:* ** *Peygamberimiz Hz. AiÅŸe ile 18-19 yaşında evlenmiÅŸtir. Daha sübyan (akil baliÄŸ olmamış çocuk) bir kız ile evlenme diye bir ÅŸey asla söz konusu deÄŸil. Çünkü Araplar kızları diri diri topraÄŸa gömen bir toplum olduklarından, yeni doÄŸan kızların yaÅŸlarını tutmazlardı. Kız ancak akil baliÄŸ yaşına ulaşınca yani ay hali görmeye baÅŸlayınca adamdan sayılır ve yaşı hesaplanmaya baÅŸlanırdı. Bu durumda Hz. AiÅŸe evlendiÄŸinde 9 yaşındaydı demek , “Akil baliÄŸ olalı 9 yıl olmuÅŸtu, 9 yıldır ay hali görüyordu” demektir. Sıcak ikimlerde bir kız çocuÄŸu ortalama 9-10 yaşında ay hali görmeye baÅŸladığına göre Hz. AiÅŸe 18-19 yaÅŸlarında olmuÅŸ olur. Nitekim baÅŸka hesaplar da tamı tamına bunu uyuyor. Hz. AiÅŸe Peygamberimizle 9 yıl evli kalmıştı ve Peygamberimiz öldüğünde 28 yaşındaydı. Buradan da 18-19 yaşında olduÄŸu ortaya çıkar. Öte yandan zaten Hz. AiÅŸe daha önce niÅŸanlıydı, bu niÅŸan bozulup Peygamberimizle evlenmiÅŸti.* ** ** *Yani Hz. AiÅŸe’nin evliliÄŸinde bir peygambere yakışmayacak, içinde yaÅŸadığı toplum vicdanınca infialle karşılanacak bir durum yoktu. İnsanlığın öteden beri tanıyıp bildiÄŸi (ma’ruf) adetlere göre bir evlilikti.* ** ** *Dolayısıyla vatandaşın 14 yaşındaki kızının evlendirilmesine önce karşı çıkıp sonra “Peygamberimizin de Hz. AiÅŸe ile 9 yaşında evlendiÄŸi söylenince ikna oldum” demesi, Peygamberimizin neyin gerekçesi haline getirildiÄŸini görmek bakımından korkunç bir durumdur.* ** ** *2. ÇOKEÅžLİLİK:* ** *Konuyla ilgili ayet şöyle:* ** *”Öksüzlere haksızlık yapmaktan korkuyorsanız hoÅŸlandığınız kadınlardan dörder, üçer ikiÅŸer evlenin; eÄŸer haksızlık yapmaktan korkuyorsanız tek, ya da sahibi olduÄŸunuz esir kadınlardan birisi ile evlenin. Bu, ilâve yapıp durmamanız bakımından daha hayırlıdır.” (Nisa; 4/3)* ** *Ayette rakamlar bulunduÄŸu için matematik mantığı açsından diziliÅŸin Türkçe’ye aktarırken bu ÅŸekilde olması gerekir. Nitekim az sonra geleceÄŸi gibi ayetin iniÅŸ sebebi de bunu gerektirmektedir.* ** *Sahabe bu ayeti şöyle anlamıştır: “Cenab-ı Hakk çok eÅŸli olmamızın haksızlıklara yol açmasından rahatsız; azaltmamızı, hatta teke kadar indirmemizi istiyordu.”* ** *Bunun böyle olduÄŸunu anlamak için “nuzül ortamına” yani arka plana gidelim ve ortamı biraz tasvir edelim:* ** ** ***** ** ** *Kuran’ın ilk hitap ettiÄŸi toplum, daha çok ekvator kuÅŸağı ikliminde görüldüğü gibi “poligaminin” (çokeÅŸlilik) yaygın olduÄŸu bir toplumdu. Kadınların durumu çok kötüydü. Alınıp satılıyorlar, bırakın mirastan pay almayı kendilerine mirasçı olunuyordu. BoÅŸanmış bir kadının üzerine paltosunu (gömleÄŸini, entarisini, ÅŸalvarını) atan erkek onu “kapatmış” sayıyordu. Bırakın ÅŸahitliÄŸi, evlenirken de boÅŸanırken de onlara bir ÅŸey sormak zûl addediliyordu. Onlarla evlenmenin ve boÅŸanmanın sınırı yoktu.* ** ** *Mekkedeki 7-8 büyük tefeci bezirgan (Kâbe çetesi) ÅŸehrin kaderine el koymuÅŸtu. Kâbe’nin arka sokaklarında lüks genelevleri iÅŸletiyorlardı. Gariban Mekkelilere faizle borç veriyorlar, ödeyemeyenin karısına kızına el koyuyorlardı. Onları açtıkları gayet lüks döşenmiÅŸ fuhuÅŸhanelerde Yemen’den, HabeÅŸ’ten, Mısır’dan, İran’dan vs. gelen zengin tüccarlara sunuyorlardı. Kimi Mekkeliler de ileride bunların eline düşmesin diye çocuÄŸu kız olunca diri diri topraÄŸa gömüyordu. Bu ÅŸekilde Mekke’de insanlık dışı, vahÅŸi bir düzen/iktidar (Yeda Ebu Lehep) vardı ve büyük bir dram yaÅŸanıyordu.* ** ** *Mekke’nin sokaklarında “Ebu Leheb’in iki eli kurusun” (Tebbet, 1) (Kahrolsun Ebu Lehep iktidarı, kahrolsun!) sesleri yankılanmaya baÅŸlayınca, “Bu kız çocukları hangi suçundan dolayı öldürüldü?” (Tekvir, 8-9) diye bir soru ortaya atılınca, bu dramı yaÅŸayanlar, bu düzenin maÄŸdurları bir anda bu sese doÄŸru koÅŸtular. Bu sesi yükselten Hz. Muhammed’in (s. a.v) etrafını sardılar. Kılıçlarını çekip arkasında saf baÄŸladılar. Etrafında toplananların daha çok gençler, kabilesizler, yolu kesilmiÅŸler (ibnu’s-sebil), tefeci bezirgânlara borçlandırılmışlar, köleler, kadınlar, kızlar vs. olması bu nedenle gayet anlaşılabilir bir olaydır.* ** ** *Aynı düzenin bir benzeri Medine’de de vardı. Münafıkların (çıkarları gereÄŸi müslümanmış gibi görünen ama aslında inanmayanlar) başı İbni Selül’ün bir cariye pazarı vardı. Buradan kazandıkları paralarla müşriklere (paganistler) malî destek saÄŸlamaktaydı. Medine’ye gelen yoksul muhacirler bir ara buna özenince ÅŸiddetle eleÅŸtirildiler. Öyle ki kadınları fuhÅŸa zorlayanlar hem sert bir ÅŸekilde eleÅŸtirildi hem de fuhuÅŸ maÄŸdurlarına sahip çıkıldı. Evet, yanlış duymadınız, Kuran istemediÄŸi halde zorla fuhÅŸa zorlanan, Mekke ve Medine’nin bugünkü tabirle “fuhuÅŸ mafyasının” elinde kıvranan kadınlara bile sahip çıktı:* ** *”Dünya hayatının geçici zenginliÄŸini kazanacaksınız diye, sakın namusuyla yaÅŸamak istediÄŸi halde elinize düşmüş esir kadınları fuhuÅŸ yapmaya zorlamayın. Her kim onları fuhuÅŸ yapmaya zorlarsa Allah, kendilerine zorla yaptırılan bu iÅŸten dolayı onları bağışlayacak, sevgi ve merhametine alacaktır; bundan hiç şüpheniz olmasın” (Nur; 24/33).* *Rivayete göre bu ayet, eline düşen esir kadınları fuhuÅŸ sektöründe çalıştırarak para kazanan İbni Selül’ün “köle ve cariye” pazarını kapattırmak için nazil olmuÅŸtu. (Razi, İbni Kesir, Kurtubi).* ** ** ***** ** ** *Kadınların son derece kötü durumlarını düzeltmek için iÅŸe buralardan giren Kur’an; evlenme, boÅŸanma, miras vs. konularında da büyük reformlar yaptı. DoÄŸrusu Kur’an ayetlerinin iniÅŸi sona erdiÄŸinde, yani yirmi üç yılın sonunda, Kur’an’ın va’zettiÄŸi yeni düzenden tabiri caizse en kârlı çıkan kadınlardı. Çünkü Kur’an’daki kadınlarla ilgili bütün ayetler ya onlara yeni bir hak veriyor, ya da koruma ve kollama amaçlı hükümler ihtiva ediyordu.* *İşte çokeÅŸlilik ayetini de bu arka plan ışığında düşünmek lâzımdır.* ** ***** ** *Olayı iyi anlamak için ilk muhataplarının bu ayetten sonra ne yaptıklarına bakalım:* ** ** *Bütün rivayetler bu ayetten sonra sahabe arasında evlenme olaylarının ikiÅŸer, üçer, dörder “arttığını” deÄŸil tam tersi “azaldığını” göstermektedir. (Kurtubi, İbn Kesir, Razi).* ** *Bu ayetten sonra neden çok-eÅŸlilik olaylarında deÄŸil de, giderek dörder, üçer, ikiÅŸer, boÅŸanmalarda artış olmuÅŸtur? Çünkü sahabe bunu çok-eÅŸliliÄŸe teÅŸvik olarak anlaMAmıştır. Bilakis, çoÄŸu zaten çok-eÅŸliydi. Yani çok-eÅŸli olmaktan çekinen yoktu ki üstüne üstlük bunu teÅŸvik için ayet gelsin. Zaten öyleydi çoÄŸu…* ** *Tam tersi “Cenab-ı Hak bu kadar çok-eÅŸli olmamızı istemiyor, az eÅŸli olmamızı, hatta teke kadar indirmemizi; bizim için hayırlı olanın bu olduÄŸunu söylüyor” diye anlamışlar ve dörder, üçer, ikiÅŸer, bire kadar… azaltmak suretiyle evliklerini sürdürmüşlerdir.* ** *Bunu “dörde kadar” izin olarak anlayan da olmuÅŸtur. Lakin bir emir veya ruhsat deÄŸil, bire kadar indirme tavsiyesi vardır.* ** ** *Demek ki ayetin sevk yönü, çok-eÅŸliliÄŸi teÅŸvik deÄŸil; çok-eÅŸlilikten sakındırma, en azından dörde, üçe, ikiye hatta sonuçta “teke” indirme yönündedir. Yani genellikle tek-eÅŸli evliliklerin olduÄŸu bir toplumda giderek ikiye, üçe, dörde kadar çoÄŸalma deÄŸil; zaten çok-eÅŸliliÄŸin yaygın olduÄŸu bir toplumda giderek dörde, üçe, ikiye hatta bire kadar azaltma amaçlanmaktadır.* ** *Ayetin sonundaki [zalike edna taulu] ifadesinin çoÄŸu meallerde geçtiÄŸi gibi “Arzularınızın çoÄŸalıp taÅŸmaması (azmamanız) için bu daha uygundur” deÄŸil; “EÅŸlerinizi çoÄŸaltıp artırarak haksızlıklara yol açmamanız için bu daha uygundur” ÅŸeklinde okumak bu nedenle baÄŸlama uygun düşmektedir.* ** ** *Öyle anlaşılıyor ki ayetin sonunda geçen [taulu] ifadesi taÅŸmak, azmak ( u’luv) anlamında deÄŸil; ek, katkı, ilâve, artma, çoÄŸalma (ı’lave) anlamımda kullanılmaktadır (Åžafi). Yani yeni eÅŸ ekleme, ilâve yapma, bu konudaki çoÄŸalma kastedilmektedir.* ** ** *Razi’nin naklettiÄŸi İkrime’den gelen rivayete göre bu ayetin iniÅŸ sebebinin ÅŸuydu;* ** *Çok-eÅŸliler (ki sahabenin çoÄŸu), eÅŸlerini geçindirmek için yanındaki yetimin malını harcayabileceÄŸini düşünmeye baÅŸlamıştı. Çok-eÅŸli olunca bu kadar kadını geçindirebilmek sorun olmaya baÅŸlamıştı. EÅŸlerini geçindirebilmek için yanlarındaki yetimlerin mallarına el uzatmaya baÅŸladılar. Bir taraftan da acaba haksızlık mı yapıyoruz diye endiÅŸeleniyorlardı. Bunun üzerine “EÄŸer yetimin hakkını yemekten korkmak diye bir endiÅŸeniz varsa, eÅŸlerinize harcamak için yetimin malına el uzatmayı bırakın, hoÅŸlanarak evlendiÄŸiniz kadınların sayısını azaltın, hatta bire indirin, evlilikleri böyle yapın” denmek istendi. Ayetin “Yetimlerin malına el uzatmayın” diye baÅŸlaması bundandır. (Razi; Nisa;3 tefsirinde)* ** ** ***** ** *Görüldüğü gibi Kuran’ın bu ayetini “çok-eÅŸliliÄŸe ruhsat” hatta “teÅŸvik” olarak anlayanlar yanılıyorlar. Burada ruhsat verildiÄŸi filan yoktur. Çünkü konu erkeklerin tek-eÅŸle yetinememe sorununu çözmeye yönelik deÄŸildir. Zaten böyle bir sorun da yoktur. Ayetin ilk muhatapları zaten bol bol evlenmiÅŸlerdi. Bu ayet indiÄŸinde zaten sahabelerin çoÄŸu çok-eÅŸliydi.* ** *Yani ortada dullar ve yetimler kalmış da, bunları ne yapacağız diye sahabe kara kara düşünmüş de, ayet imdatlarına yetiÅŸerek onlara çokeÅŸlilik yolunu açmış deÄŸildir. Bunlar zaten yapılmıştır. Ortada kalan dullar ve yetimlerle zaten evlenilmiÅŸtir. “Arap” bunu zaten yapmaktadır. Ayet bunlar yapıldıktan sonra geliyor ve bunların yarattığı sorunları çözmeye yöneliyor.* ** ** *Demek ki üzerinde titrenen, erkeklerin “tek-eÅŸle nasıl yetinecekleri” sorunu deÄŸil; kadınların, öksüzlerin, yetimlerin, kimsesizlerin, ezilenlerin, maÄŸdurların sorunlarının nasıl çözüleceÄŸidir. Yani hak ve adalet sorunudur. Kur’an bunu gördüğü an âdeta otomatikman harekete geçen virüs programı gibi çalışıyor ve her ÅŸeyde ısrarla bunu arıyor. Kuran’ın bu ruhunu anlamayanlar, tabiî ki ellerini sıvazlayarak çok-eÅŸliliÄŸe “ruhsat” yorumları yapacaklardır.* ** ** *Åžu halde çok-eÅŸlilik ne Allah’ın bir emri, ne de verdiÄŸi bir ruhsattır. Ruhsat sıkışana verilir. Buradaki sıkışma tek-eÅŸle yetinemiyor olmalarından kaynaklanan bir “erkek sıkışması” deÄŸildi. Bilakis mallarının çok-eÅŸli olanlarca yenmesinden kaynaklanan bir “yetim sıkışması” idi.* ** ** *Allah (cc) erkeklerin “uçkuru” için ayet indirmedi, yetimlerin “hakkı” için ayet indirdi!* ** ** *”Sen ne söylersen söyle, sizin Peygamberiniz 11 karılı deÄŸil mi kardeÅŸim. Sokaktaki adam buna bakar. Bunun bire indirilmesi kıyamete kadar saÄŸlanamaz, boÅŸuna nefes tüketiyorsun!” diyenlere söyleyeceÄŸim ise ÅŸudur: Peygamberimizin 11 eÅŸli olması dinden deÄŸildir. Nefsî de deÄŸildir. Farklı mülahazalarla yapılmış evliliklerdir. Nitekim onun evliliklerine de sınır getirilmiÅŸ, onları boÅŸamak, deÄŸiÅŸtirmek, yenileri ile evlenmek yasaklanmıştır (Ahzap; 52). Yani sınırlandırma, aza indirme, burada da var. Hatta onda daha fazlası var; boÅŸayamıyor, deÄŸiÅŸtiremiyor, ölünceye kadar onlarla evli olmak zorunda.* ** ** *Sınırlandırma ve teke varıncaya kadar azaltarak evlenme Kur’an ayetleri ile sabit olduÄŸu için, bize örnek olacak olan Kur’an’ın o dönemdeki muhataplarının çokeÅŸlilik yapmış olmaları deÄŸil; bugün çok-eÅŸli isek teke varıncaya kadar azaltmadır; dinden olan budur. Yani çokeÅŸlilik ayetinin (Nisa:3) muhatabı bugün tekeÅŸliler deÄŸil; hala varsa çokeÅŸlilerdir…* ** ** *3. KADIN DÖVME:* ** *Sokaktaki adamın karısını dövdükten sonra piÅŸkin piÅŸkin ileri sürdüğü gerekçelerden birisi de “Allah dövün demiÅŸ, sana ne?” mazaretidir.* ** ** *Hayır! Allah dövmeyi tavsiye etmiyor. Zaten eÅŸlerini döven erkeklerin, bunu -tavsiye edilmeyen- sınırlı bir son çare olarak düşünmelerini istiyor. Daha önce farklı seçenekler sunuyor.* ** ** *Hatim indirmeye, ölülerin araksından okumaya kısa bir ara ver de, Kur’an’ı iyi oku;* ** *Allah’ın ayetlerinden, varlığının belgelerinden biri de: kendi özünüzden sizin için eÅŸler yaratması, bu eÅŸleri sizin için huzur sebebi yapması, karşılıklı sevgi ve merhamet duyguları ile sizleri kaynaÅŸtırmasıdır. (Rum, 21)* * Kadınlar sizin, siz de kadınların örtüsü, elbisesisiniz. (Bakara, 187)
* *Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini saÄŸlamakla görevli)dirler. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) baÅŸkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, olmadı onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. EÄŸer itaat ederlerse artık onların aleyhine baÅŸka bir yol aramayın. Yücelik ve büyüklük Allah’a mahsustur; bundan hiç şüpheniz olmasın. (Nisa, 34)* ** *EÄŸer eÅŸlerin arasının iyice açılıp iÅŸin boÅŸanmaya doÄŸru gittiÄŸini görürseniz tarafların ailelerinden birer hâkem çağırın. Niyetleri gerçekten barışmaksa Allah niyetlerini boÅŸa çıkarmaz. Allah her ÅŸeyi biliyor, her ÅŸeyi duyuyor; bundan hiç şüpheniz olmasın. (Nisa, 35)* ** *Åžu halde “Kadınları dövün” ayeti olarak meÅŸhur olan bu ayet de kadın dövme olaylarının terk edilmesini amaçlamaktadır.* ** *Hz. Peygamberin “Bütün gece, Muhammed ailesinin etrafında her biri kocasından ÅŸikâyet eden yetmiÅŸ kadın dönüp dolaÅŸtı. Hâlbuki sizler, o kadınlarını dövenlerin hayırlılarınız olduÄŸunu göremezsiniz.” (İbni Mace, Ebu Davud) hadisinden de anlaşılacağı gibi, o dönemde de kadınlar dövülmektedir. Artan ÅŸikâyetler üzerine inen ayetlerde, dayak baÅŸta olmak üzere ÅŸiddeti yegâne çözüm yolu görenler bu iÅŸten vazgeçirilmeye çalışılmaktadır.* *Zaten kadınlarını dövmekte olan, bu yüzden de koÅŸup peygambere gelen ve bütün gece onun evinin etrafında ÅŸikâyetlenen “maÄŸdur” kadınlar için, bir de gelen ayetlerde “Onları dövün, dövmeye devam edin” anlamı çıkarılabilir mi? Olacak ÅŸey midir? Bunu, Kur’an’ın daima maÄŸduru koruyup kollayan toplam ruhu ile nasıl baÄŸdaÅŸtırabiliyorsunuz?* ** *Burada oturup konuÅŸmadan, bir müddet yatağını veya odasını ayırma gibi gayet insanî yöntemlere baÅŸvurmadan, tek bildiÄŸi “Karnından sıpayı başından sopayı eksik etmeyeceksin” olduÄŸu anlaşılan o günkü Arap toplumunu ıslahın amaçlandığı apaçık ortadadır.* ** *Bu ayetten sonra ne gibi geliÅŸmelerin olduÄŸuna baktığımızda, bizzat Hz. Peygamber’in ömrü boyunca evli olduÄŸu hanımlara tek bir kez bile el kaldırdığını göremiyoruz. Bir ara hanımlarıyla sorun yaÅŸayınca önce onlarla konuÅŸmuÅŸ, sonra yatağını ayırmış ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan ayrılmıştır. Sonra anlaÅŸma saÄŸlanınca tekrar dönmüştür.*
*Åžu halde tıpkı evlenme, içki, zina ayetlerinin aÅŸama aÅŸama ve belirlenmiÅŸ bir hedefe doÄŸru gitmesi gibi, ÅŸiddetli geçimsizlik yaÅŸayan ailelerin nasıl tekrar anlaÅŸacağını düzenleyen bu ayet de, “kadınlarını döven” her hangi bir topluma beÅŸ aÅŸamalı çözüm planı ile harika bir yol gösteriliyor ve denmek isteniyor ki:* ** *1-Önce konuÅŸun, anlaşın… 2- Olmazsa ev içinde yatakları/odaları ayırın… 3- O da olmazsa canını yakmadan, hafifçe dövün (ki Peygamber bu ruhsatı bu aÅŸamada da kullanmamış, bir müddet evden ayrı kalmayı - ayrı yaÅŸamayı tercih ederek, kendisini takip edenlere yol göstermiÅŸtir.) 4- O da olmazsa iki tarafın aile büyüklerinden hakemler çağırın… 5- O da olmazsa, yani bütün iç yollar tükenmiÅŸse - o zaman boÅŸanın (talak).* ** *Alın bu yol göstermeyi dünyanın bütün ülkelerine göğsünüzü gere gere götürün.* *İslam dini budur, ey dindar kardeÅŸim!* **
İhsan Eliaçık
