*** Tıp TeÅŸhisi Koydu Hastamız Aşık …
TIP TEÅžHİSİ KOYDU HASTAMIZ AÅžIK….
“AÅŸk nedir?” sorusu, insanlık var oldu olalı sorulan; ama cevabında mutabakata varılamayan bir muammadır. Ancak son yıllarda yaÅŸanan aÅŸk cinayetleri ve aÅŸk vakaları neredeyse “aÅŸk bir hastalıktır” sonucunu doÄŸurdu. AÅŸk kavramının yeni bilgilerle deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini düşünen iki uzman, kara sevdalıların tedavi edilmesi gerektiÄŸini söylüyor.’Bu akÅŸam ölürüm, ya benimsin ya toprağın, ölümüne sevda, esirin oldum…’ ÅŸeklindeki cümlelerle ÅŸarkılarda sıkça geçen kara sevdalar yoksa birer hastalık mı? Mecnun bu devirde yaÅŸasaydı yine Leyla için çöllere düşer miydi? Ya da çağın âşıklarına uyup sürekli Leyla’nın çevresinde dolaşır, radyolardan onun için ÅŸarkı ister ve duvarlara “Seni seviyorum Leylaaa” diye mi yazardı! Ferhat, Åžirin için daÄŸları deler miydi? Yoksa Åžirin’in derdine BoÄŸaz Köprüsü’ne çıkıp “Åžirin gelmezse kendimi atarım” naraları mı atardı?
Peki, insan âşık olduÄŸu kiÅŸinin onu istememesine hatta yanına yaklaÅŸmaması için mahkeme kararı çıkartmasına raÄŸmen sevmeye nasıl devam eder? Her türlü hakarete raÄŸmen neden onun çevresinde dolaşır, telefonlar açar, yollarına güller döker… Hatta aÅŸkı için ölür ya da sevdiÄŸini öldürür… İşte uzmanlar bu duruma “takıntılı aÅŸk” adını veriyor ve takıntılı aÅŸkları hastalık olarak deÄŸerlendiriyor. Sadece takıntılı aÅŸklar deÄŸil, literatüre geçen birçok aÅŸk hastalığı var. Ve aÅŸk hastalıkları o kadar çok yaygınlaÅŸtı ki artık liselerde bile aÅŸk cinayetleri iÅŸleniyor. AÅŸk vakaları ve cinayetleri gazetelerin üçüncü sayfalarından manÅŸetlere taşınıyor.
Bilim, sonu cinayetlere varan toplumsal zararlara sebebiyet verdiÄŸi için aÅŸkı yeni bilgilerin ışığında yeniden ele alıyor. İşte bu amaçla uzman psikolog Zehra Erol ve uzman Dr. Funda Güdücü Sağır da, hastalarının öykülerinden yola çıkarak aÅŸk hastalıklarını kaleme almışlar. Erol ve Sağır’ın yazdığı “Takıntılı AÅŸklar” kitabı TimaÅŸ Yayınları’ndan çıktı. “AÅŸk nedir?” sorusuna Güdücü, bilimsel bir cevap veriyor: “AÅŸkın kaynağını, sebebini, biçimini, sürekliliÄŸini saÄŸlayan beyindir. Anlatılan bir duygu da olsa, aÅŸk beynin fizyolojik, yapısal, iÅŸlevsel durumuna baÄŸlı geliÅŸen bir olgudur.” Güdücü, aÅŸkın hastalıklı olması ya da olmamasının beynin iÅŸlevlerine baÄŸlı olduÄŸunu söylüyor. Beyinde aÅŸkla ilgisi bulunduÄŸu düşünülen hormonlar; “serotonin, dopamin, noradrenalin”dir. Güdücü, yapılan araÅŸtırmanlara göre romantik aÅŸk ile serotonin hormonunun düşük seviyesi arasında bir baÄŸlantı olduÄŸunun anlaşıldığını anlatıyor. Bu hormonlar beyinde bir de ruhsal hastılıklarda düşük seviyede oluyor!
Zehra Erol ise takıntılı âşkların nedenini karşısındakinden ayrılmayı kabul etmeme olarak açıklıyor: “Kopamadığı, karşısındaki kiÅŸi deÄŸil, kendi zihninde idealize ettiÄŸi kiÅŸidir. Kopamama nedeni de sevgi ihtiyacı, yalnız kalma endiÅŸesidir.” Günümüzde diziler, ÅŸarkılar, filmler hep aÅŸktan söz ediyor. Hatta liseliler arasında âşık olmayan ya da aÅŸkı olmayanlar dışlanıyor. “Bunun sebebi aÅŸka duyulan açlık mıdır?” diye soruyoruz. Erol, en önemli sebebinin aile olduÄŸunu anlatıyor. “Ailede göremediÄŸi sevgiyi dışarıda arıyor çocuklar.” diyor.
Aşk hastalıkları
Erotomanik aÅŸklar: “Erotomanik tip, sanrısal bozukluk” denilen rahatsızlıkta kiÅŸi, çevresindeki herkesin, özellikle de âmirinin, patronunun ya da bir ünlünün kendisine hayran olduÄŸunu düşünür, hatta aÅŸkı olduÄŸuna inanır.
Paranoid aşklar: Aşırı şüpheci kişilerin sevdiklerine güvenmemesidir. Sürekli kıskançlık krizlerine girer. Size değil çevreye güvenemediği için böyle davrandığını söyler. Aslında onun kendine güveninde problem vardır. Böyle âşıklara karşı daima dürüst davranmak gerekiyor. Yoksa sevdiğine de kendisine de zarar verebilir.
Antisosyal aşklar: Topluma ve insanlara zarar verirler. Ama bundan vicdan azabı duymazlar. Hırsızlar, kapkaççılar ve hatta ailelerine, kendilerine eziyet eden, alkol ve madde müptelası olan bu kişiler hiç kural tanımazlar. Dürtüsel davranışları ilk zamanlarda onun tutkulu bir âşık olduğunu düşündürebilir. Fakat antisosyal kişiler kolay kolay vicdan azabı duymadıkları için sevdiklerine zarar verir. Antisosyal erkekler genellikle bağımlı kadınlarla evlenirler. Çünkü tüm yaptıklarına ancak bağımlı kişilik yapısında birisi tahammül edebilir.
Depresif aşklar: Depresif kişileri mutlu bir ifadeyle göremezsiniz. Belki de onların mutluluğu, mutsuzluktur. Zaten onlar aşkı adeta acı çekmek için yaşarlar. Depresif âşık sevdiğine hiç kavuşamayacağını ya da kavuşsa bile hiç mutlu olamayacağını düşünür. Depresif bir kişiyi sevenler, ona karşı sakin ve anlayışlı olmalıdır.
*KAYNAK:cumartesi/zaman*
” Çünkü biz seni seviyoruz, klavyenin tuÅŸlarındakini, sahte dostu deÄŸil,sadece ve tam da ÅŸu halinle seni…”
Bana ulasmak icin asagidaki adresleri kullanabilirsiniz…
E-Mail & Talk : emailmazi@gmail.com Msn : msnmazi@hotmail.com
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın